0 Yorum

Akıl Çelen Konular

Elon Musk’un Mars’a roket gönderdiği sıralarda Twitter’da bilimle ilgilenen birçok Türkçe hesap keşfettim. Meğer ne çok biliminsanı varmış Türkçe içerik yazıp da Twitter’da paylaşan… Zaten de neden olmasın? Herkes kendi ilgi/bilgi alanı üzerine yazıyor; benim için bu ebevyenlik, bir başkası için bilim…

Bir kısmını takibe aldım, bir kısmını çok kısa bir süre takip edebildim -fazla teknik geldi- ancak özetle insanlık tarihine altın harflerle yazılan o olay benim için de bir dönüm ve keşif noktası oldu: Bilime ilgi duyan, dahası, bilimle kendini adamış bir sürü insan sosyal medyada da aktifler ve benim haberim yok…

Bilimle uğraşmakla kalmayıp, bunu geniş kitlelere ulaştırmak için çabalayan, başka bir tabirle “popüler bilim”le uğraşan kişi ve oluşumlar ise iyice ilgimi çekiyor son zamanlarda… Bunların başında kuşkusuz Evrim Ağacı geliyor. Bu yaz çocukları bol bol haşır neşir etmeyi planlıyorum Evrim Ağacı’nın YouTube kanalıyla…

Dün, popüler bilimi Türkiye’de ilk kez gündeme taşıyan insanlardan biriyle tanıştım: Prof. Reşit Canbeyli. Mühendislik okumanın iyi bir gelecek için “olmazsa olmaz” sayıldığı yıllarda Columbia Üniversitesi’nde kimya mühendisliği okumuş, psikoloji alanına ilgi duyduğunu fark ettiğinde fizyolojik psikoloji üzerine doktora yapmış. Orhan Bursalı ile birlikte Cumhuriyet Bilim Teknik’i hazırlamış, Adam Yayıncılık’taki editörlük görevi sırasında Türkiye’deki ansiklopedi okuryazarlığının ilerlemesine katkıda bulunmuş, 1982’de YÖK’ü protesto ederek ayrıldığı Boğaziçi Üniversitesi’ne 1994 senesinde geri dönerek Psikobiyoloji Laboratuvarı’nı kurmuş ve psikoloji profesörü olmuş. Emekli olmasının ardından psikobiyoloji alanında laboratuvar araştırmalarını devam ettiriyor.

Reşit Hoca’yla geçtiğimiz haftalarda Tavsiye Evi‘nin kurucusu Renan’ın yolu kesişmiş ve “Herkes tatile çıkmadan sizleri bir araya getirmek istiyorum” deyince koşa koşa gittik Tavsiye Evi’ne… “Hem psikoloji konuşacağız, hem çocuk kitaplarından bahsedeceğiz” dedi Renan; eh, bundan iyisi Şam’da kayısıydı!

Amerika’nın ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde hem öğrenci, hem öğretim üyesi olarak çok sayıda öğrenciyi gözlemleme fırsatı bulmuş Reşit Canbeyli. “Bizim öğrencilerimiz gerçekten çok iyiler, ancak zihinlerinde bir kilit var ve açamıyorlar. Hep bir şey eksik…” diyor. O ‘bir şey’in soru sorma cesareti olduğunu söylüyor. İşte bu cesarete katkıda bulunabilmek için oturup kitap yazmış: Akıl Çelen Serisi.

Serinin ilk üç kitabı Sonsuz Sayılabilir mi, Gece Neden Karanlık? ve Gece Neden Uyuruz? şimdi Büyülü Fener Yayınları’ndan yayımlanmış.

Her kitabın öyküsü farklıdır. İçeriğinin yanı sıra neden yazıldığı, kimi hedeflediği, yazarının niyeti ve daha birçok etken birleşir ve ortaya diğer bütün kitaplardan ayrı bir yapıt çıkar

diye başlıyor kitapların önsözü… Ve devam ediyor:

Bu dizi [insanların kişiliklerini geliştirmelerine, meraklarını gidermeye ve çoğunluktan farklı düşünüp farklı yaşamalarına sıcak bakmayan] bu sistem içinde yetişmeye bir anlamda başkaldırır. Bir baba ve öğretmen olarak … daha ilkokuldan -hatta anaokuldan- başlayarak ezberci, aktarılan bilgiyi öğrenmekle görevli, sorgulamamamak, kuşku duymamak ve tartışmamak üzerine yetiştirilen milyonlarca öğrenci adına bu konuda -ufak da olsa- yeni bir başlangıç yapılması gerektiğine inanıyorum. Bunun için de çocuklarımıza ve gençlerimize doğuştan kazanılmış hakları olan merak etme, sorma, sorgulama ve akıllarına yatmayanları ana-baba ve öğretmen otoritesine karşın kabul etmeme özgürlükleri olduğunu anımsatmak istiyorum.

Gündüz neden aydınlık? Beyindeki saat nasıl keşfediliyor? Hayvanlar da sayabilir mi? ve daha birçok soruyu yanıtlamaya ama dahası, bir o kadar da soruyu sordurmaya niyet eden kitapları 10 yaş ve üzerine dönük olarak yazmış Reşit Canbeyli (Dilem Serbest de resimlemiş). Ancak görünen o ki, serinin Eylül’deki diğer üç kitabının ardından daha küçük yaş grubuna yönelik kitaplar da gelecek çünkü talep var.

“Az bilgiyle kesin konuşma”nın ödüllendirildiği günümüzdeki bilgiyle yetinmemenin gerekliliğini vurgulayan Reşit Canbeyli ile iki saatlik çok hoş bir sohbet gerçekleştirdik.  Birlikte çalıştığı akademisyenlerden Elif Aysimi Duman’ın da katıldığı sohbetten en çok aklımda kalanlardan biri, Canbeyli’nin “Saçma fikirlerle çıkmak lazım” sözü oldu… Einstein’in “Eğer bir fikir ilk başta saçma gelmiyorsa ondan umut yok demektir” sözünü de hatırlatan Canbeyli ebeveynleri ve eğitimcileri, çocukların, doğuştan kazanılmış bir hak olan ‘sorgulamayı’ öldürmemelerini istiyor.

Depresyondan aşılara, biyolojik saatten psikosomatik bozukluklara kadar bildiğim ve bilmediğim ancak büyük bir keyif ve merakla dinlediğim bir sohbetti. Eylül’deki kitaplardan sonra tekrarını yapmak üzere ayrıldık; ve görünen o ki bu kitaplar kısa zamanda hem okullarda (tahminim özel okullar; devlet okullarında bu tür kitaplar okutuluyor olsa zaten bu yazıyı yazıyor olmazdım sanırım) hem de başka birçok yerde karşımıza çıkacan Prof. Canbeyli’nin kitapları…

Yaz tatili için de çok güzel okuma olur… Benim için olacak kesin. Gece Neden Uyuruz‘ı okuyup anlarsam, “Uyumicam uyumicam!” diyen bıdığıma da anlatırım belki!