26 Yorum

Hayatımın kitabı…

Küçükken bir kitap yazma hayalim vardı, bir otobiyografi… Hayatımı anlatacak, başıma gelenleri yazacaktım (başıma gelenler: ergenlikte annemle kavga etmek, yazlıkta babamdan geceleri 22:30’dan sonraya kalmak için izin alamamak, sevdiğim çocuğun beni sevmemesi, falan…).

Bu düşüncem yaşım ilerledikçe çok saçma gelmeye başladı bana; neticede herkesin yaşadığı birçok şeyi yaşıyordum, ortalama bir hayatı kim neden merak etsindi ki?

Sonradan gördüm ki aslında “çok satan” romanlar en sıradışı hikâyelerden oluşuyor belki ama sıradan hayatların da alıcısı var… Sosyal medya işte bu alıcılarla, sıradan hayatını paylaşmak isteyenleri bir araya getiriyor.

Benim internetteki varoluşum bir “tema” etrafında kurgulu değil… Belli bir annelik felsefesini ya da bir tarzı anlatmak değil, başıma geleni paylaşmak derdindeyim. Bundan yaklaşık 10 sene önce yazmaya başladığımda “Çalışmayan bir annenin paylaşımları” olarak belirlediğim söylem, yıllar içinde Annelik Her Zaman Tozpembe Değil etrafında toplandı. 2013’te kitabımı yayımlarken anneliğin lojistik ve duygusal sıkıntılarını, genellikle çocuk bakımı ve çocuk büyütmenin karı-koca ilişkisine etkisi etrafında kurgulamıştım çünkü o zaman, biri 6, biri 3 yaşında olan iki çocukla hayatım öyleydi…

Sonrasında çocuklar büyüdükçe hakikaten dertleri de büyüdü. Nasıl bir okul, hangi okul başta olmak üzere, çocuk yetiştirme etrafındaki dertlerim, işin daha gözle görülür “bakım” dertlerinden, daha soyut olan “gelecek” tasasına evrilmeye başladı.

Ve tüm bunlar, yaşadığımız ülkenin içinde bulunduğu siyasi iklimden etkilendi. Çünkü “Kişisel olan politiktir.”

Bir anne olarak 4+4+4’ten de, bir kadın olarak kürtaj tartışmalarından da etkilenirken, bu hislerimi hep buraya taşıdım. Gezi’ye giderken de, seçimlerde oy kullanırken de kendi kişisel görüşlerimi saklamak bana bırak yanlış gelmeyi, yapılabilir bir şey gibi gelmedi… Ben politik konuşabilen biri değilim, hiçbir zaman başka bir şey düşünürken farklı bir şey söyleyemedim. Haliyle, mitinge giderken de, daha önceden hazırladığım, kamera karşısına geçip tek ayağımı havaya kaldırarak çocuklarımla mutlu mesut poz verdiğim şıkır şıkır bir fotoğrafı paylaşamadım (zaten öyle fotoğraflarım da yok).

Kendimce bir hayat duruşum, bir inanç sistemim, bir yaşam tarzım var ve bunları ortaya koymaktan çekinmedim hiç. Herkesin benim gibi yaşaması ya da düşünmesi gibi bir beklentim hiç olmadı, ancak benim gibi yaşayan ve düşünenlerin olduğunu bilmek de iyi geldi tabii. Farklı olduğum ya da benden farklı olan ancak birçok ortak paydada buluşabildiğimiz insanlardan da çok şey öğrendim, zenginleştim.

Müthiş bir zenginlik kaynağı olan sosyal medya benim için son aylarda çok yorucu bir hale gelmeye başladı. Her sene geleneksel hale gelen “Ramazan’da kahve fotoğrafı paylaştın!” ile başlayan saldırılar Ramazan ayı boyunca sürdü. Karşımda bacağını açarak oturan adamın fotoğrafını koyduğumda bacaklarımı göstermek için o fotoğrafı paylaştığımdan tut, erkeklerin karşısında bacak bacak üstüne atmamam gerektiğini bilmediğime kadar yorumlar yazıldı. İş “subliminal mesaj” verdiğim iddiasına kadar gitti (ki bu, Change.org’da hakkımda açılan kampanyadan sonra beni en çok dumura uğratan konulardan biridir).

“Blogcu Anne diye açılan bir sayfada siyaset olmazzzz!”lara çok alıştım ve neden öyle olduğunu da anlatmaktan vazgeçtim. “Belli bir kesimi dışlıyorsun”lara, kimseyi dışlamak için değil, düşüncemi ortaya koymak için yazdığımı açıklamaktan yoruldum. “Sen bunları yazdıkça insanları kırıyorsun” diyenlere “Yazmazsam da ben kırılıyorum” demekten çekinmedim.

Sosyal medyadaki birçok anne hesabında, geçtiğimiz hafta sonu seçimlere dair paylaşımlar oldu. Kimi oy ver dedi, kimi mitinge gittiğini paylaştı, kimi fikrini paylaşmanın hakkı olduğunu paylaştı, kimi neden bir şey paylaşmadığını paylaştı ama herkes bir şekilde konuya dokundu. Çünkü sosyal medya paylaşımları, takip edenlerin beklentilerinden bağımsız değil neticede; hatta tam tersi, istesen de istemesen de onlardan besleniyor…

Ancak işte insanların kaçırdığı nokta şu ki, birini takip ediyor olmak sizi bir beklentiye sokuyor. Siz, sizin istediğiniz ya da alıştığınız gibi paylaşımlar yapsın istiyorsunuz, onun için hazırda bekliyorsunuz ve eğer takip ettiğiniz kişi sizi hayal kırıklığına uğratırsa kendinizde ondan hesap sorma hakkı görüyorsunuz.

Ama öyle bir hakkınız yok aslında… Daha doğrusu, gerçekçi bir beklenti değil bu; takip ettiğiniz insan, sizin ekranda gördüklerinizden ibaret değil… Bu yüzden, bana seviyeli bir şekilde ama kırıcı yorumlar yapan insanlara bazen yanıt yazıyorum ben: Yüz yüze bakıyor olsaydık da bunu söyleyebilir miydiniz?

Mesela bir ortamda bir araya gelmiş olsaydık, ne bileyim, bir çay bahçesinde kalabalık bir şekilde diyelim, ve iş seçimlere gelseydi ve herkes fikrini söyleseydi, ve benim söylediğim şey hoşunuza gitmeseydi acaba o ortamı terk eder miydiniz? Bağıra çağıra hem de? Yoksa biraz garipseyerek ve belki de rahatsız olarak cebinize mi koyardınız söylediklerimi? Belki kendi fikirlerinizi de ortaya koyardınız ama sandalyeyi devirip gitmezdiniz gibi geliyor bana…

Gidenler oldu, oluyor, yapacak bir şey yok… Herkesi kapsamak, herkese eşit mesafede durmak, kendi fikirlerini yazmayı seven bir insan için fazla iddialı bence, en azından benim için öyle…

Son birkaç gündür Instagram’da yaptığım bazı paylaşımlarımı yoruma kapattım. Facebook’u yoruma kapatamadığım için bazı paylaşımları yapmaktan vazgeçtim. Ve bu bana hiç iyi gelmedi… Hem iyi niyetle takip edenlere saygısızlık, ama en çok da kendime saygısızlık gibi geldi… Bu çok kötü bir şey… Bu, kötücüllüğün amacına ulaşması çünkü… Ancak ben de etten tırnaktan bir insan olarak kendimi, en çok da kalbimi korumak zorundayım takdir edersiniz ki…

Sosyal medya, benim çocukluk hayalim olan “hayatımın kitabını” yazmam için bir kapı açtı bana… O kapı açık duruyor, dileyen içeri girebilir… Dileyen kapıyı kapatıp çıkabilir…

Umutlu ve iyimser bir insan olduğumu, hayatın küçük güzelliklerini büyük ölçüde fark edebildiğimi düşünüyorum. Bu güzelliklere katkıda bulunmak, bu güzelliklere ortak olmak ya da en azından bu güzelliklerden haberdar olmak isteyenlerle bir arada olmaya devam edeceğim.

26 yorum

  1. Mesela bana gayet iyi geliyor paylaşımlarınız. Ve düşüncelerimin örtüştüğü; bir dost gibi, bir arkadaş gibi takip ettiğim biri olarak buralardan ayrılmanızı hiç mi hiç istemem. Sevgiler.

  2. Sizi seviyorum 💜

  3. İyi ki varsınız💝

  4. Bende senin takipçin olmaya devam edeceğim. 😍

  5. Servet Can Kaynak

    Blogcuanne bağımlısıyım, kitap iyi fikir

  6. Sevgiler…

  7. Sevgili Elif hanım sizi takip ediyor ve çok seviyorum.Paylaşımlarınızı çok faydalı buluyorum.Siyasi görüşünüz onlara uymadığı için sizi olumsuz eleştiriyorlar.Hoşuna gitmiyorsa takip etme bu kadar basit. Ama saldırı,aşağılama ve saygısızlığı kendilerinde hak görüp bundan zevk alıyorlar.Siyasi görüşünü sırf takipçi kaybetmemek için belli etmeyenlerde bana çok itici geliyor.Bence örnek bir Türk kadını ve annesiniz.
    Sevgiler..

  8. Iyi ki varsiniz, lutfen fikirlerinizi, hissettiklerinizi yazmaya devam edin. Sizin gibi düşünen insanlarin, yalniz olmadığını hissetmeye ihtiyaci var. Zaten moralimiz bozuk konusmazsak, paylasmazsak hic gecmez gibi geliyor 😣

  9. Şu anda hatırlamıyorum bir şekilde birilerinin vesilesi ile sizi takibe başladım. Sonra adımızın belki de, iki oğlanın sonra üçüncü sürpriz bebeğin psikolojisi ile her annenin yaşadığı stres ve sorunlar üzerine farklı olarak benden daha aktif üç çocuklu bir kadın olup accık kıskanır gibi olup kendimi siz ve sizin gibi kadınlarla motive ediyorum. Yani rol model alıyorum. Bir kaç gündür sizinle görüşmeyi bir kaç şey danışmayı düşünüyorum. Malesef mesaj yoluyla. Sonra biraz kendime kızıp birazda utandigimdan belki vaz geçiyorum. Oysa çalışmayı düşünen kadınları destekleyen bir kadın olarak bana en iyi yol gösterecek kişi sizsiniz bunun farkındayım. Yine de yapamıyorum işte. Keşke yüzyüze görüşebilsek. Psikolog değilsiniz ama sanırım bana yansıma olacak birine ihtiyacım var.sonuç olarak yazdıklarınızdan hiç bir zaman rahatsız olmadım. Üstüne düşündüklerim olsa da sadece sustum düşündüm.

  10. Paylaşımlarınızı ve duruşunuzu çok seviyorum. İyi ki burdasınız…

  11. Daha Derin dogmamisti sizi takip etmeye basladığımda. Ne evli ne de cocukluydum ama yine de seviyordum yazilarinizi. sonrasinda evli ve cocuklu olarakta cok sey buldum kendimden. Sizi siz oldugunuz icin seviyorum bu sekilde hep devam edin biz de takip edelim ❤

  12. Merhaba Elif hanım. Ikinci doğumu yeni yaptığım zaman depresyonun dibine vurmuşken tanıdım sizi, o kadar iyi geldiniz ki anlatamam. Eski yazıları iki çocuklu anne olmaya alışmayı kardeşlik vs. Hatta ne varsa geriye dönük yazılarınızı okuyup bazen de itiraflar yazıp neredeyse doğumdan bir yil sonra kendime tamamen gelebildim. O anlarda bana umut olan tek şeyde yalnız olmadığımdi. Bazen hergün bazen 3-4 günde mutlaka bakıyorum sayfalarınıza. Sizin seçimlerdeki umudunuz bile mutluluk verdi bana ben bile 37 yıllık hayatimda ilk kez umutlandım. Boşa çıktı ya neyse.. Benim gibi çok kişide vardır. O yüzden boşverin diğerlerini zehirleniyorlarsa yazdıklarınizdan bakmasınlar uzak dursunlar mecbur degiller ama ben mecburdum bana ilaç gibi geldiniz. Siz yazın ne istiyorsanız onu yazın. Sevgiler…

  13. Sizi seviyorum bazen en dip olduğum durumda yazılarınızı umut veriyor ki bugünde öyle bir gün bu ülke halen demokrat dürüst mert insanların olduğunu hatirlatiyorsunuz

  14. Gecenlerde rastladigim bir TED videosunda, sosyal medya uzerinden yapilan kirici hatta bazen nefret dolu yorumlara dair tecrubelerini anlatan bir genci izledim. Bu yorumlari yapan kisilere cevap vermek yerine, direkt onlar ile iletisime gecmeyi denedigini anlatiyordu. Merak edenler buradan izleyebilir: https://tinyurl.com/y7tjewug – Butun video boyunca bende en cok etki birakan soz su oldu: Biri ile empati kurmak demek, ona katildigimiz, onunla ayni dusunceyi paylastigimiz anlamina gelmiyor. Bence internette kirici yorumlari yapan, kendisinden farkli gorusleri olanlari acimasizca elestiren ya da takip ettigi kisiden bekledigi paylasimlari goremeyince bambaska bir kisilige burunen insanlar, empatinin bu basit tanimini icine sindirebilse, sosyal medya hepimiz icin daha bariscil ve pozitif bir ortam olabilir. Farkli goruslerimiz olabilir, inanclarimiz olabilir, belli donemde onem verdigimiz, oncelik verdigimiz, sevindigimiz, uzuldugumuz konular farkli olabilir, ama karsimizdakine empati duymak, karsimizdaki anlamaya calismak, bizi degistirmez, bizi “yenik” dusen taraf yapmaz, sadece gunluk yasantimizi kolaylastirir. Siz hayatinizi ve dusuncelerinizi bizle paylasmaya devam edin, zorluklar paylastikca asilir, mutluluklar da paylastikca cogalir…

  15. Size yazilanlari bazen ben bile o kisi adina utanarak okuyorum, hic tanimadiginiz birine bu kadar kolayca ve hoyratca sozler sarf edilmesi garip geliyor. Ne yazik ki umursamamak elde degil… Ama sunu bilin ki, her konuda sizin gibi dusunmese bile sizi anlayan, yazdiklarinizi severek okuyan ve takdir eden insanlar var. Sevgiler…

  16. Ayni fikirleri paylastigimiz insanlar ruhumuza , farklı fikirleri paylastigimiz insanlar da aklımıza iyi gelirmiş. Siz benim aklıma iyi gelenlerdensinız, o yüzden keep calm and continue writing dear Blogcu Mum :)))

  17. O kadar iyi geldi ki yazdıklarınız. Moral buluyorum. İyi ki varsınız.

  18. İyi ki varsın 💜

  19. Bazen en iyisi yorumlari hic okumamak, yazip cikmak diyorum kitap yazarliginda oldugu gibi ama adi ustunde, sosyal medya.. Paylasim kelimesinin bile anlami degisti, birseyleri paylasmak artik biriyle sevinmek, heyecanlanmak uzulmek degil, birinin bazi seyleri digerinin gozune sokmak, begenilme istegi, konusulma istegi ve karsindakinin de empati yetenegi ve genel ahlak ve etik anlayisi dahilinde tepki vermesi olmaya basladi. Bu anlamda zorluyor.. Ama herkesi degil, biz burdayiz, yanindayiz. Karsit da olsa bazi konulara bakisimiz “aa hic boyle dusunmemistim, aslinda bu dusuncenin de dogru noktalari var” diyoruz. Ya da “zorla okutmuyorsun ya istemeyen okumama ozgurlugunu kullansin” diyelim 🙂

  20. Elif, seni seviyoruz ve senin kalbini korumak istemen cok anlasilir. Kalbin de fikrin de cok kiymetli! Sosyal medya iyi ki var ki normal hayatta teyet gececegimiz insanlara, dusuncelerine taniklik etme sansi veriyor bize. Sen gönlünce devam et, takip etmemek her daim bir ipsiyon. Takiple taciz ise anlasilmaz, az edeb yahu!

  21. Kesinlikle takipçilerim beni bırakacak diye paylaşımdan kaçınmadım sizin gibi. Üstelik bırakacaklarını bilerek de siyasi görüşümü ve neden onun fikrini beğendiğimi yazdım belki kararsız 1-2 kişi kazanırım diye… takipteyiz sizi de…

  22. Her zaman yanındayım. Bence “arkadas” olabiliriz düşüncesi ile sevdim ve seviyorum.

  23. “Yüz yüze bakıyor olsaydık da bunu söyleyebilir miydiniz?” demen aklima su videoyu getirdi:
    https://www.youtube.com/watch?v=0b9rOji_PWY
    Favorilerimdendir. Posterinin karsisinda sporcu hakkinda atip tutanlarin, kufredenlerin sporcu bir anda karsilarina cikinca nasil bir anda yon degistirdiklerini, sarmas dolas selfie cekmekten ay ben sizi cok severimlere donduklerini gosteren muhtesem bir ornektir. Ve sorunun cevabi da hayir, elbette soyleyemezlerdi 🙂 Sevgiler 🙂

  24. Bundan 8 sene önce oğlumun öksürüğüne çare ararken sizin bloğunuzla tanıştım.Öksürüğe çare buldum mu hatırlamıyorum ama benim hayatıma büyük katkı sağladığınız kesin. Gezi direnişi sırasında size daha çok saygı duydum. Seçim öncesi de birlikte heyecanlandık, umutlandık. Ben o kadar umutluydum ki, otizmli çocuğumu da yanıma alarak oyların sayımını izlemeye bile gittim. Olmadı ama umudumuz baki. Nede olsa iflah olmaz birer umutperesttiz.iyi ki varsınız Elif hanım, beni hiç bir güç sizin kapınızdan çıkaramaz.

  25. Hala bazı insanların blog yazarlarını işsiz güçsüz diye nitelendirdiği durumlar oluyor.Onlara bunun izahını yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zor geldiği için bir arkadaşım söylemişti demeği yeğliyorum.O zamanlar içim bir garip oluyor işte.samimiyetinizden sanırım,içtenliğinizden. İyi ki varsınız 🙂 Sevgilerimle

  26. son zamanlarda en çok üzüldüğüm şey ülke olarak içinde olduğumuz bu hoşgörüsüzlük ve bir taraf olma hali. internet , sosyal medya sonsuz bir umman ve kendimce faydalı faydasız, gerekli gereksiz çok şey öğrendim. en çok da ne kadar farklı özelliklere, ideal ve hayallere, zevklere ve tecrübelere sahip insanlar olduğunu öğrendim. bu da bana rehber oldu, ufkumu açtı, hayallerimi ve en önemlisi umutlarımı büyüttü. beni besleyen şey işte tam da bu farklılıklardı. eğer dünyam hep benim gibi insanlarla dolu olsaydı hayatta başka şeylerinde mümkün olduğunu veya onların nasıl yapıldığını, nasıl ulaşıldığını nereden öğrenecektim. sizde çok şey kattınız aktüel bilgilerime. hiç duymadığım insanları, kadınları tanıdım. meslekleri, başarıları,olayları duydum sayenizde . kendi adıma teşekkürler