12 Yorum

Çocuktan Sonra Kariyer Yapmamak Mümkün mü?

Aşağıdaki yazı ismini saklamak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

“Çocuktan Sonra Kariyer Yapmama Şansımız Var mı?”

Bu soru kim bilir kaç defa sorulmuştur internet aramalarında. Ben içinde bulunduğumuz şu günlerde bunun hesabını yapıyorum.

Planlı olarak yaptığımız 2. çocuktan sonra işyerimde uygun ortam da bularak 1.5 yıllık bir izin süreci yaşadım ve hızla sahalara döndüm. Önce tabii günler süren bakıcı denemeleri, dibe vurmalar, bakıcıdan dolayı sinir krizi geçirmeler… Tam atlattık hadi işimize gücümüze bakalım diyerekten seyahatlere, toplantılara başlamıştım ki o da ne? Küçük bir kaza sonucu yeniden hamile olduğumu öğrendim. İlk iki çocukta o kadar uğraşıp elde ettiğimiz gebelik bu defa kendiliğinden gelmişti.

Sonrası sonrası diyorum ama daha yeni geçti. Halihazırda benim için mide bulantıları ve baş ağrıları ile eziyet gibi geçen 1. trimester üstüne bir de bu olayın beklenmeyen bir hızla gelişmesi, benim için kabullenmesi ve atlatması zor bir sürece dönüştü.

12. haftanın sonunda içimde kafasını bana yaslamış o minik mucizeyi görünce nasıl bir istekle dünyaya gelmeye çalıştığını ve bana muhtaç oluşunu görünce süreci en azından mucizemi kabullendim ve psikolojik gelgitlerim bitti. Ama tabii tünelin sonunda ışık var mı, o hâlâ kafamda bitmek bilmeyen bir soru. Tam yüksek lisansımı bitirmiş istediğim alanda doktoraya başlamıştım. Kendimce kariyer planları yapmaktaydım. İş yerinde iki çocukla başımı döndüren mesai saatlerim ile o düzene ayak uydurmaya çalışıyordum ki bu sürpriz tüm hayatımı yeniden gözden geçirmem gerektiği dev gerçeği ile beni karşı karşıya oturttu. Kendimi kocaman bir devin karşısında oturmuş ne yapacağımı düşünen bir çizgi film karakteri gibi hissediyorum.

Bütün bunlar bir tarafa, yakın zamanda iki çocuklu bir yakınımızın ve ardından üç çocuklu bir yakınımızın boşanma haberleri beni tümden çileden çıkarmış durumda. Her ikisi de çocukları veya evlilikleri için çalışma hayatlarından vazgeçmiş veya bir şekilde çalışmamayı seçmişlerdi. Ve şu an erkek tarafı olan şahıslar yeniden kendi iş yerlerinde yanlarında çalışan kadınlar ile evlendi; çocuk ve eski eşler yalnız bırakıldı. Çevreden yapılan “Kocalarına sahip çıkamadılar” sözlerine ağzım açık hayretler içinde kalmakla birlikte kadının kadına ettiğine inanamıyorum. Bu iki kadın da eşleri gibi 1 sene içinde tabii ki yeniden bir hayata başlayamadılar çünkü yıllardır eş, çocuk ve ev üçlüsünden başka hiçbir şey ile ilgilenmemişlerdi. Klasik bir Türk ev hanımı gerçeği ve ben “Öyle yapmasalardı” diyenlere de inanamıyorum çünkü kimin elinde Allah aşkına Anadolu’nun bir ilinde veya ilçesinde 2 veya 3 çocuklu asgari düzeyde eğitim almış kadınların farklı hayatları olması? Eşlerinin kendilerine uygun gördüğü, evliyken yaşadıkları standardın çok çok altındaki nafaka ile şu an hayatlarını sürdürmeye çabalıyorlar ve bu süreçte inanılmaz yalnızlar. Şaşkınlar. Hatta bir tanesi “15 yıldır evliyim, eskiden ben nasıl biriydim unuttum” dedi bir gün. “Ne severdim hatırlamıyorum; hep eşim ve çocuklarımın sevdiği şeyleri alırdım, markete gidip boş boş bakındım ben ne seviyorum acaba?” diye anlattı. Kendinden vazgeçip tüm varlıklarını evlerine adamış kadınlar bunlar.

Bütün bu olaylar benim için çocuktan sonra çalışmama gibi bir ihtimali tamamen ortadan kaldırıyor. O kadar etkilendim ki bu olanlardan kimsenin başına gelemez diyemiyorum. Yarın eşiniz beraber çalıştığı kadını beğendiğini ve her eve geldiğinde sizin çocuklar ile uğraşmaktan bitap düşmüş, gözlerinin altı çökmüş ve ojesiz hallerinizden ise ofiste kalem etek, ten rengi parlak, çorap her gün makyajlı ve önünde saygıyla eğilen genç hanıma gönlünün kaydığını söylemeyeceğinin hiçbir garantisi yok.

Hal böyle olunca “çalışmak mı, üç çocukla kariyere devam mı?” sorusunda biz kadınlara çok da seçim hakkı kalmıyor sanki. Hayat kadınlara adil değil bence, en azından şu an yaşadığımız şartlar…

Konuk Yazarlık

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

12 yorum

  1. Selam,
    Ben de 3.hamileyim suan ve haftaya dogacak.Yurtdisinda yasiyorum ve o dev ile ben de karsi karsiyayim.Esim ben calismayan kadin istemiyorum diyor,calismazsan ayriliriz filan diyor.Tecrubelerine gore kendine is kur diyor.Suan hayal etmesi cok guc.
    Cevrenizdeki ornekler moralinizi bozmasin,eminim o adamlar evliyken de cocuk bakimi,sorumlulugunda yer almamislardir.Benim esim de sadece calisiyor,cocuklarla ilgili hersey ben de.Esasinda diyorki sen calis ben cocuklarla ilgileneyim🙄Acikcasi ben de 3.cocuk sonrasi evde oturmak istemiyorum,ama at gibi kosusturacagim bir is disiplini ve duzeninin icine nasil girebilecegimi de tahmin edemiyorum ve olayin kendimi kendime kendime ispatlamaktan cok,kendimi esime ispatlama noktasinda olmasi canimi sikiyor.

  2. Ofisteki kadın korkusu saldı içimize bu yazı!
    Şaka yapıyorum tabii ama çalışan anne olmanın doğru başkaca tarafına değinmiş yazar. Bence de çok çok haklı. Duygular bana geçti. İki çocukla doktoraya başlamak üzereyken iyi bir uyaran oldu. 😊
    Fakat bu topraklarda bu şartlar altında kadın olmak her anlamda güç gerektiriyor. Çok güç.

  3. mutluyuz de mi sadık?

    Son zamanlarda yaşadığım, düşündüğüm her şey tam da bu. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun oldum, iyi bir kurumda çalışıyorum ama sevmiyorum, yaptığım işi, insanların ruh hali, genel Türkiye şartları, yaptığım işin değersizliği, bütün bir düzen içinde kağıt kürek işlerini yapmak zorunda olan mahkum gibi hissediyorum ve sev-mi-yo-rum bu işi. Şu aralar plansız şekilde gelen 2. gebeliğin ortalarındayım, tekrar izne çıkacak olmak tek tesellim.
    İşe dönmemek gibi bir opsiyonum olabilir ama tam da o yakınında gördüğün boşanma olayları yok mu? ‘Delirdin mi?’ diyorum. Bizim gibi çiftlerin boşanma haberleri beni de çok etkiliyor. Zaten şu yaşına kadar ‘kendi ayakları üzerinde duran, ekonomik özgürlüğü olan, annesinin yaşadığı gibi yaşamasın’ denilen biri olarak işi bırakmak çılgın bir fikir ve hatta şımarıkça geliyor.
    Ama ben neden severek yaptığım bir şeyle uğraşmayayım, emekli olmak için şimdiki yaşımın nerdeyse 2 katına gelmem gerekiyor.
    Kafamda deli sorular..

  4. Yanlış mı anladım bilmiyorum ama bu yazıda sanki kocamı kaptırmamak için çalışmalıyım izlenimi edindim ve feminist yanım kabardı. Elbette ki söz konusu sadece adamı kaybetmek değil, ev yıkılıyor çocuklar perişan oluyor, düzen bozuluyor. Fakat diyorum ki o adamda zaten hayır yokmuş eğer bunu yapıyorsa, o zaman evde tutunca durum farklı olur muydu? Yoksa kadın çocukların ardından hem bedenen hem ruhen yıpranmışken kendilerini hala Kıvanç Tatlıtuğ mu sanıyorlar 😏

    • Merhaba,

      Ben anlatılanı kocayı kaptırmamak olarak değil, ola ki böyle bir durumda ekonomik olarak bağımsız olma gerekliliğinin yüze çarpılması olarak anladım.
      Çalışıp belli bir para da kazanmak zaman zaman kişinin kendisinde, zaman zaan eşinde ya da her ikisinde o kişinin değerinin bir ölçütü olarak görülüyor maalesef. Çalışmadığım dönemde eşimle yaşadığım problemlerde yerli ya da yersiz ben şu an evde oturduğum için bana böyle davranıyor diye düşündüğüm olmuştu. Böyle düşünmek doğru ya da bu kişiye gerçekten de ekstra bir der katar anlamında değil, böyle düşünmeye kaptırılabiliyor anlamında söylüyorum.
      Eğer imkanınız varsa ve çalıştığınız kurumda bu uygulama hayata geçirilmişse yarı zamanlı çalışmanın kısmen iyi bir ara çözüm olduğunu düşünüyorum. Hem kişinin iş hayatından ve onun getirdiği sosyal çevreden kopmamasını sağlayabilecek hem de koşturmasını nispeten azaltacak bir ara çözüm gibi görünüyor bana.

  5. 2 çocuklu ve çalışan bir anne olarak bu durumun zorluğu konusunda size katılyorum fakat kocayı ofisteki kadına kaptırma konusunda hemfikir değilim. Eşini gerçekten seven ailesine sadık gerçek bir ADAM karşısındaki kadın ne yaparsa yapsın yolundan şaşmaz. Evli erkeği ayartan kadın mı suçlu yoksa evli olduğu halde karşısındaki kadına böyle bakan erkek mi? Seven ve sadık erkek aldatmaz, aldatan erkek ise her durumu fırsata çeivirp eşini aldatır. Bunun çalışıp çalışmamayla ilgisi olmadığını düşünüyorum.

  6. Merhabalar,

    Şu an 25 yaşında bekar ve aynı zamanda ilerde aile kurup çocuk da yapmak isteyen bir kadın olarak yazıyorum. Ben şu an bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum. “Çocuk da yaparım kariyer de” mottosunun altında tabii ki kadına insafsızca verilmiş bir iş yükü ve kadın-erkek eşitsizliği var. Ancak oldukça yakın zamana kadar kadın şehirdeki iş gücünün bir parçası değildi ve şehirleşmenin artmasıyla birlikte kadın işgücü de artmaya başladı. Kadının görevi evin içinde çocuk yetiştirmekten, hem evin içinde çocuk yetiştirip hem de dışarda çalışmaya döndü. Şu an biz kadınlar bu dönemin zorluklarını yaşıyoruz çünkü bu dönem oldukça yeni başladı sayılır. Öte yandan hem kadının hem erkeğin ortak sorumluluk ile çocuk yetiştirmeyi ve aile içi sorumluluğu paylaştığı aynı zamanda her ikisinin de kendi parasını kazandığı özgürleşmeye ancak bu geçiş evresinden sağlam çıkarak geleceğimize inanıyorum. Yani aslında sizi korkutan içinde bulunduğunuz ve sürekli sorguladığınız durum toplumsal olarak bir geçiş dönemi. Bu geçiş dönemini atlattığımızda biz kadınlar özgürleşeceğiz, ancak şu an bu yükü dönemin kadınları olarak göğüslememiz gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki bunu yaparken de aile içinde ve dışında kadının ve erkeğin tam eşitliği için her fırsatta sesimizi çıkarmamız gerekiyor.

    • yazınızı o kadar güzel ve doğru buldum ki, yazmadan geçemedim, ben 38 yaşındayım ve sizin kadar genç birinden bu idrakı okumak çok hoşuma gitti. Ben de sizin gibi düşünüyorum ve ileride kızlarımız için daha güzel bir gelecek olduğunu umut ediyorum, en azından bu açıdan

  7. Erkeklerin yaptiklari seyler icin baska kadinlari suclamaktan vazgecsek diyorum. Aldatmak mutlaka iki kisilik bir eylem, ama ofisteki kalem etekli bakimli kadinlari suclamak nedir? Ne zaman aldatan erkekleri hak ettikleri gibi suclayacagiz? Kadinin kadina yaptigini kimse kimseye yapmiyor gercekten. Kendini aldatan esine bu sucu konduramayip “diger kadini” suclamayi veya potansiyel avci/tehlike olarak gormeyi bir turlu aklim almiyor. Ailenin birligiden ve mutlulugundan sorumlu olan o erkek mi, ofisteki kadin mi?

    Ayrica, cocuklar yapilirken ve bakilirken o erkekler neden gule oynaya hayatlarina devam ediyorlar? Bu cocuklarin camasiri, yemegi, odevi ve bilimum diger sorumluluklari neden sadece annenin ustunde? Ve bu kadar sorumlulugun ustune bir de anne kisisi ise ne zaman donsem diye endise ediyor? Kadinlar mitoz bolunmedigine gore bu sorumluluklari bir zahmet erkekler de paylasacak. Paylasacaklar ki ofisteki kalem etekli kadinlara bakmak bir kenara, boyle bir ihtimal akillarindan bile gecmeyecek.

    Silkelenip kendimize gelelim hanimlar. Erkeklere her an gozleri kayan kirilgan urkek keklikler gibi bakmayi birakalim. Hayat musterek. O yukun altina girmiyorlarsa, soylenecek tek sey var. Yar saclarin lule lule, haydi sana gule gule!

  8. kocayı başkalarına kaptırmamak için mi çalışmalıyız?

    hem evde olup hem bakımlı olamaz mıyız?

    işe giderken de paspal olamaz mıyız?

    kariyer, para, üretme şevki, verdiğimiz emekler bunların önemi yok da, gerçekten çalışma motivasyonumuz sadece kocamızın ofisteki bakımlı kadına bakma ihtimali mi?

  9. Ben bu yazıyı doğrudan koca kaptırmamak üzerinden değil de ekonomik bağımsızlığın çocuk olduğunda çok daha önemli olduğu üzerinden okudum, anladım. Ben bırakın çocuktan sonra çalışmamayı, tek başıma kalırsam sadece tek çocuğa yetecek maddi gücüm olduğu için (aslında evli de olsam bekar da tek çocuğa yetebilirim o ayrı) tek çocukta mutlaka kalmak gerekli diye düşünerek tüm gelecek planlarımı bunun üzerinden yapıyorum. Derdim kocamı başka kadına kaptırıp ortada kalmak da değil, o koca kişisi öle de bilir ya da hastalanıp çalışamaz hale de gelebilir. Her şekilde hayatta tek başıma olsam, ya da evden bir kişinin geliri eksilirse ne yapardımın yani bir b planının derdindeyim ben.
    Hatta şu an bana veya eşime ya da ikimize bir şey olursa düşüncesi üzerinden sigortacılarla görüşüp ferdi kaza sigortası ve eğitim sigortası prim bedellerini öğreniyorum ki yaptırayım. Çok seyahat gerektiren bir işe sahibim çünkü, oğlum kolejde onun okul parasını bize bir şey olsa aileme ya da ona bakacak kişiye yüklemek haksızlık çünkü, çünkü , çünkü , çünkü….
    Tek katılmadığım kadının kadına yaptığı yorumu; zira evlilikte eşler birbirine sadakat sözü verir dışarıdaki üçüncü kişiler değil. Dolayısıyla somut olayda yapan kişi erkek aslında.

  10. “Oldukça ŞİDDETLİ geçimsizlik” nedeniyle evi terkettiğimde oğlum 9 aylıktı, resmi olarak boşaldığımda 15 aylıktı ve ben ücretsiz doğum iznindeydim..
    Bu süreçte en önemli motivasyonum geri döneceğim bir işimin olmasiydi. Boşanma, işe dönme, çocukla sifirdan hayat kurma vs zor zamanlardi ama ya çalışmasaydım ve 3kuruşluk nafakaya muhtaç olsaydım…
    Konuyu “Kocayı kaptırmamak” olarak basite indirgemek yerine her şartta ve koşulda kendi ayaklarının üzerinde durabilmek diyelim bence.