16 Yorum

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü

Yazar Hakkında

KEDİLİ ANNE – 33 yaşında beyaz yakalı bir çalışan. İstanbul’da eşi ve kedisiyle birlikte yaşıyor ve 6 yıllık mücadele sonucu elde ettiği bebeğine kavuşmayı bekliyor. Seyahat etmek, kitap okumak ve yemek yapmak başlıca motivasyon kaynakları. Gebelik sürecini Laboratuvar Bebesi hesabında paylaşıyor

Herkese merhaba!

Ben, laboratuvar ortamında yapılan bir bebeğin annesi olmaya hazırlanıyorum. Bu süreci sizlerle paylaşacağım için de oldukça heyecanlıyım.

Elif’i takip ettiğimden beri bir gün gebe yazar olmayı hayal ederdim ama birkaç ay öncesine kadar bu benim için çok uzak bir hayaldi. İlk yazım 6 senenin özeti olduğundan biraz uzun. Diliyorum sizleri sıkmadan anlatabilirim hikâyemi. Amacım birilerine umut olabilmek…

1984 yılında Ankara doğdum. Bir evin bir kızı olarak uzun yıllarımı Ankara’da geçirdikten sonra üniversite için Eskişehir’e gittim. Yüksek lisans ile birlikte toplam 5 senemi Anadolu’nun bence en güzel ve medeni şehrinde geçirdikten sonra ekmek paramı İstanbul’da bulduğum için buraya taşındım. 2007 senesinden beri İstanbul’da yaşıyor, 2009’dan beri de bir bankada çalışıyorum. Eşimle de bankada tanıştık ve evlilikte 6 senemizi Mart ayında bitirdik.

Gelelim hikâyenin farklılaştığı noktaya. Benim eşim hipogonatropik hipogonadizm hastası. Uzun uzun anlatmanın kimseye bir faydası olmayacaktır ancak özetle hipofiz bezindeki bozukluk nedeniyle vücudu ilaç takviyesi olmadan FSH ve LH hormonlarını üretemediği için sperm de üretemiyor. Evliliğin ilk yıllarında eşime sürekli tedaviye başlamamız gerektiğini, sürecin ne uzunlukta olacağının meçhul olduğunu, bu yüzden beklemenin doğru olmadığını anlatmaya çalışsam da o beni hep hazır olmadığı gerekçesi ile reddetti. İlk 3 sene onun kendini psikolojik olarak hazırlamasını bekledim. Tedaviye başladıktan sonrasında da durum birçok hastaya göre oldukça yavaş seyretti. Eşim senelerce her gün iğne oldu. Bazı günler iki iğne…

Bu süreçte hiçbir ilacını aksatmadan, özenle ve yılmadan devam etti. Hastaların büyük kısmında 6 ay sonunda sonuç alınmaya başlanmasına rağmen biz semen analizindeki ilk spermi 1 sene önce Mayıs 2017’de gördük. 15 adet spermimiz vardı. Sperm sayımızdan daha fazla gün kutlama yapmış olabiliriz. 3 ay sonra büyük umutlarla yaptırdığımız 2. Semen analizinde ise sadece 2 sperm bulunduğunda, buna da şükür demekle umutsuzluk arasında gidip gidip geldik. Yapılan muayeneler sonucu bu defa da eşimde çift taraflı varikosel tespit edildi ve ameliyat önerildi. 3 ay sonra, Kasım 2017’de eşim ameliyat oldu. Onu ameliyathane önünde içeriye gönderirken hissettiklerimi ömrüm boyunca unutmayacağım. Doğmamış ve doğup doğmayacağı meçhul bir çocuk için kocama ne olacağını bilemediğim bir işe kalkıştığıma pişman, geri dönmek için çok geç olan o noktada Allah’a yakarmaktan ve beni onsuz bırakmamasını dilemekten başka çarem yoktu. Şükürler olsun ki eşim kısa sürede iyileşti ve ameliyat sonrası 3 aylık bekleme süresi içinde biz de tüp bebek için görüşmelere başladık.

Yakın çevremden bol referansı olan bir hastane ilk ve tek tercihimiz oldu. Rahim filmi, tahliller, sigarayı bırakmam, ilk muayeneler derken Şubat 2018’de beklenen sonuç geldi. Tam 500 bin spermimiz vardı! Kimilerini üzüntüden ağlatacak bu sonuç için biz tepelere çıkıp sevinçten haykırmak istiyorduk: BEŞ YÜZ BİN!

Böylece tedavi süreci başladı. O ilk iğneyi vurmak çok zor oldu. Kendime rahatlatıcı bir müzik açtım ve derin bir nefes alıp her şey güzel olacak diye inanmaya çalışarak gözlerim hafif nemli batırmıştım iğneyi. Sonra mı? En son arabada giderken vuruyordum iğneyi.

Bilmeyenler için kısaca açıklamak gerekirse; kadınlar her ay bir ya da bilemedin iki yumurta üretirken tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar yardımı ile çok sayıda olgun yumurta elde edilmeye çalışılıyor. Her kontrolde yumurta gelişimi hem kandan hormon değerlerine bakılarak hem de vajinal muayene ile takip ediliyor. Tedavi öncesinde hormon değerlerim nedeniyle benden çok yumurta beklenmiş olmasına rağmen nedense kontrollerde yalnızca 4 yumurtayı büyüttüğüm, 4 tane de geriden gelen yumurtam olduğu görülüyordu. Biraz şaşkın, biraz da üzgündüm ama buna da şükür diyordum. Yalnız hormon değerlerim çok yükseldiği için transfere uygun bulunmadım ve embriyolar oluşturulduktan sonra dondurulması ve 2 adet dönemi geçtikten sonra transfer edilmesi kararlaştırıldı. Yumurta toplama günü nereden buldular bilmiyorum 12 tane yumurta topladılar ve 10 tanesi olgun çıktı. Ertesi gün aradıklarında iş yerindeydim. 10 yumurtanın 9’unun döllendiğini söylediklerinde inanamamıştım.. Hüngür hüngür ağladım.. Bir zamanlar 9 spermimiz bile yokken şimdi 9 tane döllenmiş yumurtamız vardı!

Üçüncü ün sayı hala 9 taneydi.. Eşim beni AVM’nin ortasında kucaklayıp döndürdüğünde insanlar deli olduğumuzu düşünmüş olabilirler… Belki de öyleydik, kim bilir… Sevinçten delirenler!

Dördüncü gün aradığımda birini kaybettiğimizi birinin de geriden geldiğini öğrendik. Olsundu.. Az olsundu bizim olsundu.. Beşinci ün çok geç aradılar. Çok korkmuştum. Hepsi öldü sanmıştım… Yemek bile yiyemiyordum. Sesim soluğum da çıkmıyordu. Telefon çaldığında ayağa kalkıp konuştuğumu hatırlıyorum.. Geriden gelen de kendini toparlamış ve 8 embriyomuzun 7’si iyi kalite ve 1’i orta-iyi kalite olarak dondurulmuştu.

Sonrası iki adet geçene kadar beklemek… Stresten mi, alınan hormonlardan mı bilinmez geciken ve ağrılı geçen adetler.. İkinci adetim 26 Nisan’da oldu. Bu sefer transfer hazırlıklarına başladık.

Sonunda 15 Mayıs’ta transferim oldu. Yumurta toplamanın aksine transferde ayık oluyor ve işlemi izleyebiliyorsun. Transfer günü bekleme salonunda 6 kadındık. Tek bir merkezin tek bir gününde 6 kadın tüp bebek tedavisinin sonuna gelmişti. Aslında duymasak da bilmesek de çok fazlayız… O kadar çok insan infertilite ile savaşıyor ki şaşarsınız. Sıra bana geldiğinde çok sakindim. Ağlarım sanıyordum ama daha çok donmuş gibiydim. Doktor transferi yaptı ve rahim içinde bıraktığı yeri gösterdiğinde sadece “Hoş geldin” diyebildim. Bundan sonrası beklemekti… Yine beklemek…

5 günlük embriyo fotoğrafımız 🙂

Ama ben onca yıl o kadar çok beklemiştim ki transferden sonra beşinci gün akşam üstü dayanamayıp test yaptım. Kocaman bir tek çizgi! Üzüldüm, ağladım, moralim bozuldu. Eşime de söyledim boşuna umutlanma diye. Ertesi sabah bir tane daha yapıp negatif sonucu kesinleştirmek istedim. Bu sefer ilk idrarla yaptım testi. Sipsilik bir ikinci çizgi gördüğümde öyle görmek istediğim için gördüğüme emindim. Ama yanılamayacağım kadar uzun süre o çizgiyi görmeye devam ettim. Koştum, eşimi kaldırdım. “Şu teste bir baksana. Ama çok silik çizgi. Hatta olmayabilir de. Bak moral olsun diye var deme tamam mı? Belki de kafayı yedim, bana kesin gerçeği söyle olur mu?” diye diye adamı banyoya soktum. Eşim teste biraz baktı sonra hiçbir şey söylemeden kenara koyup yüzünü yıkadı. Tekrar eline alıp baktığında bana dünyanın en umut verici cümlesini kurdu. “Evet, burada silik bir çizgi var.”

Sonrası malum kan testi, 2 gün sonra bir daha kan testi. Kese görme, kalp atışı derken bu yazıyı yazdığım gün itibarıyla dokuzuncu haftamızı bitirdik.

İsteyen herkesin hayırlısı ve sağlıkla çocuklarına kavuşmalarını diliyorum. Haftaya görüşmek üzere!

Gebelik Günlükleri

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan okuyabilir, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

16 yorum

  1. Ne güzel bitti yazının sonu! Umarım bundan sonrası çok daha güzel olacak. Hem bulantı varsasa o da bitmiştir ya da biteyazıyordur artık 🙂 Heyecan ve keyifle okuyacağım günlüklerini sevgili Kedili Anne.

    • Çok teşekkür ederim. Benim hiç bulantım olmadı çok şükür 🙂 Bir sonraki yazımda bunlardan da bahsetmeyi planlıyorum.

  2. Bu yaşam enerjiniz, bu umut dolu haliniz bugünümü aydınlattı, bebeğinizi kucağınıza alana kadar günlük bütün iyi dileklerimde olacaksınız:)

  3. Ne guzel bir hikaye 🙂
    Benim de kizim tup bebek. Insan inanamiyor bilimin geldigi noktaya. Simdi dondurulmus bir embriyonumuz var onu kullanmak istedim ama ne yazik ki oncesinde rahmimdeki hamileligi riske sokacak buyuklukteki ve yapidaki fibroma’yi aldirmam gerekiyor. Bu pazartesi ameliyat olacagim, igneden, ilactan, doktordan, cocuk fikrinden korkan ben icin cok degisik durumlar bunlar. Ikinci bir cocuk istiyorum ve onun icin ameliyati goze aliyorum 🙂
    Merakla hikayeni okuyacagim.
    Sevgiler

    • Öncelikle Allah bağışlasın çocuğunuzu. İnşallah operasyonunuz da sıkıntısız geçer ve dondurulmuş embriyonuz da sağlıkla ailenize katılır. Güzel haberlerinizi bekleyeceğim.

  4. Çok çok çok ama çok sevindim. <3 Sağlıkla sıhhatle kucağınıza alırsınız inşaallah. 🙂

  5. Yazinizdaki acik yurekliliginiz icin tesekkur ederim, ilgiyle okudum ve bir suru bilgi edindim. Hepimizin ugrasmak zorunda kaldigi zorluklar ve karsi karsiya kaldigi sorunlar bin bir turlu. Bebisinize saglikla, mutlulukla kavusmanizi diliyorum. Bu kadar ugrasidan sonra, hamilelik seruveniniz insallah keyifle, tasasiz ve nese icinde gecer. Kucuk dertler sizi uzmesin, bu donemin tadini cift olarak doya doya cikartin!

    • Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Biz de öyle yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür şimdilik rahat bir gebelik dönemi geçiriyorum. İnşallah böyle de devam eder 🙂

  6. hikayeniz ilk değil belki ama biraz daha zor geçmiş ve beni duygulandırdı.sanırım bu işlerde sorunun erkekte olması işi biraz daha zorlaştırıyor tedavi açısından. ama çok şükür mutlu sona erişmişsiniz. bende biraz zor anne oldum ama sizinle mukayese bile edilemez. o silik çizginin gerçek olma ihtimalinin heyecanını çok çok iyi anlıyorum. bebeğinizi sağlıkla doğurup, eşinizle nice güzel günlerde büyütmeniz dileğiyle!!!

    • İnanın o bekleme süreci sebebi ne olursa olsun herkes için çok zor. Herkes kendi yaşadığını zor görüyor. Biraz bu yüzden yazmak istedim zaten. Umut olmak istiyorum insanlara. Sabrın önemli olduğunu, asla hayal etmekten vazgeçmemek gerektiğini. İnanın başka hikayelerin yanında ben aslında o kadar kolay çocuk sahibi olmuş gözüküyorum ki zorluk yaşadım demeye utanıyorum. Dilerim herkes sağlıkla çocuğuna kavuşur🙏🏻

  7. Bu hikayeyi böyle bir çırpıda okuyunca harcadım gibi hissettim. Ne uzundur oysa o yıllar, dakikalar… Bu kadar uzun sürmese de benzer duygulardan geçmiş bir anneden selam olsun. Her şey başka bir hayatta yaşanmış gibi geliyor şimdi bize. 🙂 Kalemini de sevdim Kedili Anne. Iyi ki bulmuşsun Elif’i ve bizi.❤

  8. Sağlıkla gelir güzelce büyür inşallah <3