5 Yorum

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü – 12. hafta

Yazar Hakkında

KEDİLİ ANNE – 33 yaşında beyaz yakalı bir çalışan. İstanbul’da eşi ve kedisiyle birlikte yaşıyor ve 6 yıllık mücadele sonucu elde ettiği bebeğine kavuşmayı bekliyor. Seyahat etmek, kitap okumak ve yemek yapmak başlıca motivasyon kaynakları. Gebelik sürecini Laboratuvar Bebesi hesabında paylaşıyor

15 Mayıs’ta embriyo transferi gerçekleştiğinden bu yana içimdeki 100 küsur hücreli embriyo milyarlarca hücreye erişirken dışarıda da bambaşka değişiklikler oldu. Öncelikle, mutlulukla söylemek isterim ki ben çok şanslı bir hamileyim. Kadınların yalnızca %15-20’sinin gebeliğin ilk 3 ayında midesinin bulanmadığını söylüyorlar. İşte ben her nasıl olduysa o şanslı gruptanım. Annem bana hamileyken 9 ay mide bulantısı çekmiş. Anneannem de anneme hamileyken aynı dertten muzdaripmiş. Sanırım onlar benim yerime de bulantı yaşadıklarından ben sadece 2-3 defa akşam saatlerinde yaşadığım hafif bulantılar ile atlattım bu süreci.

Bulantı olmamasının dezavantajı ise iştahımın çok açılması ve sürekli yemek yeme isteği oldu. Hayatım boyunca normal kiloda hatta son 1-2 yıl öncesine kadar zayıf kategorisinde olduğum için bu kadar çok yemek yemeye alışkın değilim. Ben sabah-akşam tartılan bir insanım ve şu anda sürekli kilo aldığımı görmek sinir bozucu oluyor. Doktorum tüm hamilelik süresince en fazla 12 kilo almam gerektiğini bunun ilk 3 ayını ise yalnızca +1 kilo ile kapatmam gerektiğini söylediğinden çok büyük bir irade savaşı veriyorum. Yalnız savaşı kaybeden taraftayım! Bazen çok kaçınca hemen 2-3 gün dikkat edip toparlamaya çalışıyorum. Yine de ilk 3 ayı sadece 1 kilo ile kapatamayacağım çok net.

Doktorumun yönlendirmesi ile haftada 3 gün 1 saat 15 dakika tempolu yürüyüş yapıyorum. Bu konu yakın çevremde çok tartışıldı. Bazıları ilk 3 ayı neredeyse hiç ayağa kalmadan geçirmem gerektiğini savunurken ben doktorumu dinlemeyi tercih ettim. Herkesin de kendi doktorunun tavsiyesine kulak vermesi gerektiğini düşünüyorum. Neticede her bebek, her kadın ve her gebelik farklıdır. Tedavi sonucu olduğu için “kıymetli bebek” sayıyorlar bizim çocuklarımızı. Halbuki herkesin bebesi kendine kıymetlidir. Ben gerekmedikçe özel bir ihtimam gösterilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Doktorum da gerek topuklu ayakkabılarımı kullanabileceğimi söylerken gerek tempolu yürüyüşleri önerirken benim koşullarımı dikkate aldı. Benim hiç düşük riskim olmadı, rahimde kanama alanı vb bir sorun görülmedi. Doktor endişe edecek bir durum olmadığı için de hareket özgürlüğü tanıdı. Eğer öyle gerekseydi ve yatacaksın hiç kıpırdamayacaksın deseydi yine söz dinlerdim.

Bu sürecin en sıkıcı kısmı crinone jel denen ilaç. Progesterone içeren kremsi bir jel kendisi. Tüp bebek tedavisinin vazgeçilmez bir parçası sanırım progesterone desteği. Her sabah sıkıp 2 dk yattıktan sonra 15 dakika yürümek gerekiyor. Haftalardır erken kalkıp yürüyüş yapmaktan çok sıkıldım. Ayrıca, jel bir süre sonra topaklar halinde geri geliyor ki inanın o kadar çok parçanın içinizde nerede biriktiğini anlayamıyorsunuz. 12. haftanın sonuna kadar devam edilecek. Bitmesini iple çekiyorum.

Bir diğer sorunum ise kabızlık. Kuru kayısılar, kefirler filan kar etmedi bana. Doktor probiyotik yazdı. Şimdi onu kullanıyorum da nispeten biraz daha rahatladım.

Kıyafetlerim şimdiden dar geliyor ama bunun aldığım 2 kilo ile ilgisi yok. Vücudum şekil değiştiriyor resmen. Belim kalınlaştı, kalçalarım genişledi, göğüslerim zaten farklı bir boyutta yaşam sürmeye başladılar. İşin garip olan kısmı göbeğim de çıktı. Tabii daha top gibi hamile göbeği değil ama dışarıdan görenin muhtemelen kilo diye yorumlayarak beni deli edeceği şekilde karnımda belirgin bir şişlik var. Sanırım bana iç karın yapmayı unutmuşlar!

Bu arada ben son 2 haftadır tatildeydim. Önce bir hafta annemin yanına yazlığa gittik. İkinci hafta ise Roma-Napoli ve Amalfi sahillerini ziyaret ettik. Anne evinde hayat kolaydı. Elim sıcak sudan soğuk suya girmeden yaşayıp gittim. Ancak, el memleketinde toksoplazma riski nedeniyle yemeklerim, gebelik nedeniyle içtiklerim çok kısıtlandığından biraz sıkıntı yaşadım. Bir de o kadar sıcaktı ki anlatamam. Sabah 9’da bile yakıcı bir güneş vardı ve ben o sıcakta hamileyim demeden günde minimum 20 bin adım, 8-10 km yürüyüş, yüzlerce merdiven inip-çıkmalarla sağlam döndüğüme şükrediyorum. İnşallah bebeğimiz de sağlıklıdır ve bu tatilden memnun kalmıştır.

Cumartesi günü doktor kontrolümüz vardı. Muayene sırasında bizim bebe koca kesenin en ucuna yüzünü gömmek suretiyle sıkışmış, cinsel organını da kordon ile kapatmıştı. Doktor tarama testi için gerekli ölçümleri yapamayınca beni kafeteryaya tatlı yemeye ve sonrasında yürüyüşe gönderdi. 1 bardak portakal suyu, yarım porsiyon magnolia ve 20 dakika yürüyüş sonrası uyanmıştı bebemiz. Onu ilk kez hareket ederken görünce çok duygulandım. Ense kalınlığı normal ve burun kemiği oluşmuş. Dün akşam sonuçlar da çıktı ve çok şükür düşük risk grubundayız. Bu nedenle Nifti gibi daha kapsamlı bir teste de ihtiyaç duyulmadı. Normal gebelik takibine devam edeceğiz.

Aynı gün cinsiyeti de belli oldu. Bir oğlumuz olacak! Önemli olan sağlıklı olması elbette ama cinsiyetini bilmek, oğlum diyebilmek daha bir somutlaştırdı bu süreci sanki. Cumartesi gününden beri ruh halim değişik, galiba gerçekten anne olmak üzere olduğumu fark ediyorum.

Yalnız doktorumuz plasentanın önde olduğunu söyledi. Bu durumun rahim büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini ve plasentanın geriye çekileceğini düşünüyor ancak 20-24. haftaya kadar çekilmezse bu durum ciddi kanamalara ve hatta erken doğuma neden olabiliyormuş. Ayrıca, plasentanın önde olması halinde doğum kanalı tıkanacağı için normal doğum da mümkün olamıyormuş. Böyle bir durum yaşayan, tecrübelerini aktarmak isteyen olursa okumak isterim. Bir de plasentanın önden çekilmesi için varsa güzel dileklerinizi de alabilirim.

Sevgiyle kalın.

Gebelik Günlükleri

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan okuyabilir, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

5 yorum

  1. Merhaba öncelikle sağlıklı hayırlı dogumlar diliyorum. Plasentanin önde olması sorunu bende de oldu, doktorum bunu söylediğinde 17. Haftadaydim gerçekten üzmüştü beni yanlış yönlendirme ile. Ki o günden sonra kendisi ile yollarımızı ayırdık. Bir başka doktor ile konusmamiZda 30. Haftaya kadar plasenta kendini geri çekermiş, çekmez ise o zaman sezeryan ve risklerden söz edilirmis. Ki 23. Haftamda normale dönmüştü 🙂 Hamilelik 9 ay boyunca tadı çıkarılması gereken bir süreç. Naçizane tavsiyem olabildiğince bebeginize odaklanin ve pozitif düşünün çünkü o minikler herşeyi hissediyor.Umarım sizinde harika geçer 🤗

    • Aslında genel anlamda hamileliğim gerçekten güzel geçiyor. Nazar değmesin inşallah 🙂 Doktorum bunu beni korkutmak için söylemedi kesinlikle. Hatta kendisi de rahim büyüdükçe yukarıya çıkacaktır ama bunu takip edeceğiz dedi. İnşallah benim de sizin gibi düzelir. Teşekkür ederim 🙂

  2. Merhaba. Bebeğinizi sağlıkla kucaginiza almanizi dilerim. Plesenta hakkında hic endiselenmemenizi öneririm. Çünkü gebeliğin cok başındasınız. Rahim büyüdükçe onun da yeri değişiyor. Son aylara gelindiğinde ise plasentanın önde olmasının yüzdeleri var ona bakılıyor. Ama çoğu plasentanın ilk aylarda rahim ağzını kapatıyor gibi görünmesi normal demişti doktorum. Bende de aynı problem vardı fakat gebeliğin sonlarina doğru. Rahim ağzını kapatmaktan tamamen vazgecti. Sevgilerimle.

  3. Merhaba, hikayenizi yeni okudum. Benzer yollardan geçmişiz. Benim transferim de 5 Mayıs 🙂 sıkı takipciniz olucam. Birlikte haftalarımızı sayarız. Çok sevgiler. Dilerim ve çok isterim ki umut olalım birilerine…