8 Yorum

Ekim Annesi’nin Gebelik Günlüğü

Gebelik günlüklerinde yazar olmak isteyen anne adaylarının, hamileliklerinde 14. haftadan daha ileride olmamalarını tercih ediyorum çoğu zaman… Fakat bu kez durum farklı… 

Ekim Annesi’yle (adı bende saklı) çok eskiden tanışıyoruz. Yüz yüze değil, ama bu devirde artık çoğu tanışma yüz yüze olmadan yıllar boyu sürüp gidebiliyor. Uzun ve meşakkatli bir süreçten sonra gebe kalınca, “Gebelik de her zaman tozpembe değil” diyerek yaşadıklarını paylaşmak istediğini söyledi… Bana da sadece aracı olmak kaldı…

Güzel haberlerini de hep birlikte okumak dileğiyle, söz Ekim Annesi’nde… 

Yazar Hakkında

EKİM ANNESİ – 35 yaşında, İstanbul’da eşi ve 3.5 yaşındaki kedisiyle yaşıyor. 4 yıl boyunca yardımcı üreme teknikleri ile bebek sahibi olmak için çabaladıktan sonra şimdi kız/oğlan ikiz bebeklere gebe.

Elif’e geç yazdım gebe olduğumu ve yaşadıklarımı paylaşmak istediğimi. Dediği gibi “annelik her zaman toz pembe değil”, meğer gebe kalma ve gebelik süreçleri de değilmiş. Bu süreçler toplumda konuşulmuyor, her başına gelen sanki ilk defa kendi başına geldiğini düşünüp üzülüyor, kabuğuna çekiliyor. Ben konuşuyorum. Konuştukça, paylaştıkça, öğrendikçe bunun da hayatın, çocuk sahibi olma sürecinin bir parçası olduğu gerçeği normalleşiyor.

Bizim dört defa stimulasyon ve yumurta toplama, yedi defa embriyo transferi yapmamız gerekti. Bazen bu kadar uzun sürmeyebiliyor, bazen de sürüyor işte. Dayanıklı ve sabırlı olmak gerekiyor. 2017’in başında Simone de Beauvoir’ın İkinci Cins kitabının kısaltılmış bir versiyonu geçti elime. Önsözünde şöyle yazıyordu: “Hayatın üstesinden gelmenizi sağlayacak, zeka, tutku ya da hayal gücünden bile önemli, tek beceri dirençtir. Direnç olmadan, en parlak insan bile ezilip parçalanabilir. Ve hiç kimse direncini bir boşlukta geliştiremez. Başarısızlıktan nasıl çıkacağınızı öğrenmek için başarısız olmanız gerekir.” Hayatımın o noktasına öyle oturdu ki bu söz, sonraları tekrar tekrar döndüm. Aşağıda okuyacaklarınızın bir kısmı, başarısızlıktan nasıl çıkacağımızı öğrenme yolundaki başarısızlıklarımızdır…

Ekim 2013’ten beri bebek sahibi olmaya çalışıyoruz. 2014 yılının bahar aylarında doktoruma rutin kontrol için gidip de gebelik olmadığını söylediğimde, biraz tetkik etmek gerektiğini söyledi. Yaz sonunda günlük kullanımda rahim filmi olarak bilinen histerosalpingografi çektik, bir sorun yoktu. Eşimin de spermiogram yaptırmasını istedi. Sonuçlar çok iç açıcı değildi, bulgular sonucunda oligospermi (sperm konsantrasyonunun düşüklüğü), sperm hızının azlığı ve şekil bozukluğu teşhisleri konuldu.

Aşılama aşamasını atlayıp doğrudan mikroenjeksiyon yöntemine başvurduk. Yumurta stimulasyonu sonunda bende de hafif bir PKOS (polikistik over sendromu) olduğu için bir miktar hiperstimulasyon oldu. Bu durumda doktorlar embriyo transferi yapmayı tercih etmiyorlar, hem embriyonun tutunma şansı azalıyor, hem de annenin sağlığı için tehlikeli bir durum arz ediyor.

İlk embriyo transferi Temmuz 2015’te oldu ve başarısızlıkla sonuçlandı. Ondan sonrakinde gebelik testinin sonucu pozitifti fakat 5. haftada kanamam oldu ve kaybettik. Sonraki test de negatifti. Elimizde kalan son embriyo Mart 2016’da tutundu, ama kan testi sonucu 19 olarak geldi. Çok ciddiye alınacak bir değer değildi fakat değerler her 48 saatte bir iki katına çıktığı için gebeydim aslında. Fakat o gebelik de kanama ile sonuçlandı ve onu da kaybettik.

İkinci yumurta toplama 2016 yılının yazındaydı, ama üst üste iki kimyasal gebelikle sonuçlandı her iki transfer de. Üçüncü yumurta toplamada genetik test yaptırmak istedim, beş güne büyütülmüş embriyolardan hücre alınıp genetik test yapıldı. Dört embriyonun dördünde de genetik anomaliler görüldü. Takvimler Şubat 2017’yi gösteriyordu ve ben büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordum.

2017 yılının sonbaharıydı, dördüncü stimulasyon ve yumurta toplama sürecini yaşadığımızda… Şubat 2018’de iki beş güne büyütülmüş embriyo transferi yapıldı. Bu arada akupunktur yaptırmaya da başladım. Transfer ve ilk kan (kanda gebelik hormonu) testi arasındaki o on gün geçmek bilmedi. Yalnız öteki kimyasal gebeliklerimde yaşadıklarımı bildiğim için, bu sefer farklı bir his vardı içimde. Gerçekten de dayanamayıp idrar testi yaptığımda, çok erken çok koyu bir ikinci çizgi belirdi. Çizgilerin koyuluğu üç gün üst üste solmayınca biraz rahatlamıştım ama rahat nefes almak yoktu daha. İlk kan testinin değeri oldukça yüksek geldi. İki gün sonraki ikinci testte ilk değerin iki katına çıkması yeterliydi, 2.8 katına çıkmıştı. Emin olmamakla beraber ikiz olduğunu hissetmiştim. Doktorum bir hafta sonra gelmemi söyledi. Gerçekten de iki kese vardı ama henüz 5. haftanın başında olduğumuz için kalp atışı için 6. haftayı bekledik. İki tane minik kalp vardı içimde. Yolun çok başındaydık, yaşadıklarımdan sonra rahat nefes almaya korkuyordum…

Nitekim 10. haftaya geldiğimizde kanamam oldu, ve bir hafta evde yatmak durumunda kaldım. 12. haftanın sonunda perinatologla randevumuzda bir kız bir oğlan bebek beklediğimizi, ikisinin de şimdilik iyi olduğunu, ve 22. haftada detaylı ultrason için tekrar geleceğimizi öğrendik…

22. haftanın sonunda güle oynaya girdiğimiz detaylı ultrasonda büyük bir sürpriz bekliyordu bizi. Çok şükür bebeklerde bir sorun yoktu, ama ciddi boyutlarda servikal yetmezlik vardı! Erken doğum riski demekti, ve bebekler doğmak için çok küçüklerdi! Acilen doktorum geldi, ve o gün servikal serklaj denen, serviksin dikildiği bir operasyon geçirdim ve iki gece hastanede kaldım. Doktorum operasyon sonrasında yanıma geldiğinde, ilk hedefimizin bebekleri 29. haftaya kadar içeride tutmak olduğunu söyledi… Doğum artık ne zaman olacaksa, o zamana kadar yatmaya evde devam ediyorum.

27. haftanın başında gittiğimiz en son kontrolümüzde bebekler iyiydi, yaklaşık 1000 gram olmuşlardı. 29 hafta hedefine bir de 1500 gram hedefi ekledik. Kurban Bayramı tatili sonrasında, 28+5’te bir sonraki kontrolümüz var. Bakalım ne durumda olacağız…

Gebelik Günlükleri

Ekim Annesi’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

8 yorum

  1. 3 gebelik kaybı sonrası 4. gebeliğimde bebeğimi kucağıma aldım. İlk 12 hafta şakır şakır kanamam oldu, 14. haftada serklaj oldum, 26 ve 34. haftalarda da ciğer geliştirici kortizonlu iğne. En geç 34. haftada dikişler alınınca doğar diye beklediğimiz bebeğimiz 40. haftada suyunu bitirerek geliyorum dedi. 34 hafta evde yatmıştım. Sakın korkmayın, çok sağlıklı bir şekilde kucağınıza alacaksınız bebeklerinizi.

    • Maşaallah, ne güzel vakitlice gelmiş kuzucuk. İyi dilekleriniz için teşekkür ederim!

  2. Buralarda 2 tüp bebek annesi olduk desenize 🙂 Sağlıkla kucağınıza almanızı diliyor, güzel haberlerinizi bekliyorum.

  3. 1 asilama, 2 tup bebek kaybindan sonra tamam artik demek ki bizim evlat vaktimiz gelmemis deyip herseyden vazgecip, esimin isi icin yurtdisina gittigimizin 1. ayin sonunda hamile oldugumu ogrendim☺️ Cok haklisiniz, o surecler cok zor ve bence psikolojik ve bedenen inanilmaz yipratici… simdi saglikli 7 aylik bir kizimiz ve bir de uzerine 14 haftalikta hamileligim var 🙈 suprizimiz. Ugrastik ugrastik olmadi, sonrasi da ustustte geldi minnoslarimiz🤗 İnsallah siz de saglikla kucaginiza alin yavrularinizi🙏🏻 Sevgiler,

    • gerçekten çok yorucu bir süreç. İlk yazımda okurları sıkmamak adına çok detaya girmedim ama umarım ilerleyen haftalarda bu konulara da değineceğim. Rahat olmak çok önemli, ama sürecin doğasında rahatlamak yok, o yüzden zor…

  4. İnşallah zamanı geldiğinde, sağlıkla kucağınıza alırsınız. Ben de ikiz tüp bebek annesiyim, çok şükür 36+6 da sezaryenle oldu doğumum. Zamanını hatırlamıyorum ama erken doğum riskine karşı, ciğerlerinin gelişmesi için bir iğne vurulmuştum. Doktorunuz bahsetmediyse, bir sorun istedim. Bol şans, sevgiler

    • Çok teşekkür ederim… Evet celestone iğnesini oldum 24. haftada yanlış hatırlamıyorsam.