1 Yorum

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü – 16-17. haftalar

Yazar Hakkında

KEDİLİ ANNE – 33 yaşında beyaz yakalı bir çalışan. İstanbul’da eşi ve kedisiyle birlikte yaşıyor ve 6 yıllık mücadele sonucu elde ettiği bebeğine kavuşmayı bekliyor. Seyahat etmek, kitap okumak ve yemek yapmak başlıca motivasyon kaynakları. Gebelik sürecini Laboratuvar Bebesi hesabında paylaşıyor

Bugün önce güzel haberi vereyim: Son doktor kontrolümüzde plasentanın yavaş yavaş yukarıya çıktığını öğrendik. Henüz tamamen rahim ağzından çekilmemiş ama ilerleyen haftalarda iyice yukarıya gideceğini ve bir sıkıntı oluşturmayacağını düşünüyor doktorumuz.

Kontrolün ardından Marmaris’e tatile geldik. Kayınvalidem burada yaşıyor bu nedenle her sene kendisini ziyaret ederek İçmeler’de 1-2 hafta tatil yapma olanağı da bulmuş oluyoruz. Marmaris’in denizi çok güzel. Hem benim sevdiğim gibi ılık, hem de dalga olmadığından rahatlıkla yüzülebiliyor. Hemen her gün plaja geldik ve günde 1 saat kadar yüzmeye çalıştım. Yine hemen hemen her gün yürüyüşlerimi yaptım. İçmeler’den Marmaris’e kadar bir yürüyüş yolu var. Bu yolu takip ederek yaklaşık 75 dakikada merkeze varmak mümkün. Her sene yürüyerek gider, oturup bir kahve içip dolmuşla dönerdik. Bu sene o kadar yürüyemedik ama bol bol hareket etmeye özen gösterdim.

Biz Marmaris’e gelince Antalya’da yaşayan babam da bizi görmeye geldi 3 günlüğüne. Yazın Antalya sıcağı bana çekilir gelmediği için onu hep kışın ziyaret ediyoruz. O yüzden babam Marmaris’e gelince çok mutlu oldum. Birlikte Datça’ya gittik. Ben ilk kez gördüm Datça’yı. Çok sevimli, sıcak bir kasaba. Ayrıca bir balık yedik ki tadı hala damağımda. Denize girmedik ama o da aklımda kalmadı değil. Seneye mümkün olursa bebekle yine günü birlik gidip oğlumuzla birlikte gireriz denize de inşallah.

Tatilde olunca tabii beslenme düzenimin şirazesi kaydı. Kayınvalidem et yemediği için evde de pişiremedik. Kırmızı et ihtiyacımı bir şekilde dışarıdan halletmeye çalıştım. Balık da yalnızca 1 defa Datça’da yediğimle kaldı. Gündüzleri plajda pizza, hamburger gibi sağlıkla uzaktan bile alâkası olmayan yiyecekleri tüketirken akşamları evde sebze ve yoğurt ağırlıklı beslenebildim. Sabahları da börekler, pişiler, boyozlar derken biraz kilo aldım tabii. İstanbul’a döner dönmez kendimi düzenli bir beslenme planına almam gerek. 2 hafta sonra düğün için Hatay’a gidiyoruz. Şimdi kilo almayayım fazladan ki orada vicdan azabı çekmeden kebap ve künefeleri yiyebileyim!

Eşimin ailesi de torunları olacağı için çok mutlu tabii ki. Ama büyüklerin kendi 34-35 sene önceki hamilelik bilgileri ile ahkâm kesmelerine biraz sinirleniyorum. O zamanlar organik boya olmadığı için siz saçınızı boyatmamış olabilirsiniz ama bugün benim doktorum organik olmak kaydıyla 16. haftadan sonra boyatmamda bir sakınca olmadığını söylüyor. Yine eskiden hamileler iki kişilik yer ve pek hareket etmezlermiş anlaşılan ama devir değişti. Şimdi sağlıklı beslenme ve bol hareket tavsiye ediliyor. Ben de zaten doktorumun söylediklerinin dışına çıkmıyorum. Her hareketime karışılmasına da biraz sinirleniyorum. Geçen gün sonunda dilimi tutamadım ve “Ben oğlumu hepinizden çok düşünür, sizlerden çok daha fazla esirger, ona zarar vereceğim bir şey de asla yapmam” deyiverdim. Hiç planlanmadan bir anda ağzımdan çıkıveren sözler aslında benim gerçek hislerimmiş onu anladım.

Bir süredir bu bebekle bir bağ kuramadığımı hissedip biraz endişeleniyordum. Yakın zamanda anne olan arkadaşlarım daha hamile iken bile ne kadar ulvi duygular yaşadıklarını anlattıklarında veya internette daha 5-6 haftalık hamilelerin bile duygularından bahsedişlerini okuduğumda içimden “Eyvah ben bu çocuğu yeterince sevemeyecek miyim?” diye tedirgin oluyordum. Elbette hamile olmaktan mutluyum. Senelerce bekledim ben bu bebeği. Onun sağlıklı olduğunu duymak da en büyük mutluluk kaynağım. Ayrıca, içeride iyi olup olmadığına dair de sürekli endişelerim oldu ama o bahsedilen harika duyguları, sonsuz sevgiyi henüz yaşayamadım. Bende mi bir gariplik var diyordum ki aslında hamileliğin bu 40 haftalık sürecinde kadının da yavaş yavaş anneye evrildiğini anladım. Belki ilk günden büyük bir aşk duyamadım bu bebeğe ama zamanla bir bağ oluştuğunu hissediyorum. Sanırım yavaş yavaş anne olmaya başlıyorum.

Artık dışarıdaki sesleri duyabiliyormuş. Ben de arada konuşuyorum kendisi ile. Öyle seni çok seviyorum filan değil de “Nasılsın, iyisin inşallah oralarda?” tadındayız şimdilik. Ben zaten oldum olası romantik bir insan olamadım. Hep mantığı daha ön planda bir kadınım. Bu anti-romantiklikle çocuğuma da öyle melek kanatlı tulumlar, taçlı zıbınlar filan almayı planlamıyorum. Prens, aslan parçası, paşa filan da olmasın lakapları. Çocuk o. Herkesinki kadar çocuk. Herkesin bebesi kadar kıymetli. Daha az değil, daha çok değil.

Bir başka gelişme daha var. Son birkaç gündür karnımın içinde bağırsak hareketi mi yoksa bebek mi emin olamadığım bazı kıpırtılar oluyordu. Sanki baloncuk patlıyor gibi. Önce gazdır diyordum ama her yemek özellikle de tatlı sonrası hep sol taraftan (plasenta bebek ve karnım arasında ve sağa yerleşik olduğu için sağdan bir şey hissedemiyorum) ve sadece 1-2 defa pıt pıt olunca artık bu kıpırtıların oğluma ait olduğunu anladım. Bir de sırt üstü yatınca vuruyor hafiften. Sanırım plasenta üstüne baskı yapıyor ki beni yan dön diye uyarıyor (yazar burada tamamen uyduruyor)

Hoşuma gitti tabii hareketleri hissetmek. Şeytan bol bol tatlı ye de hisset diyor ama yapmıyorum merak etmeyin. Zamanla iyice hissedilir olacaktır eminim. Şimdilik eşim bir şey fark edemiyor tabii ki. Sanırım onun da hissetmesi için birkaç hafta daha geçmesi lazım. Bu süreç de anne-bebeğe tanınan özel zaman demek ki. 9 ay onu taşımanın da şu kadarcık farkı olsun değil mi?

Bayramın bitişi ile biz de günlük rutinlerimize dönmeye hazırlanıyoruz yavaş yavaş. Önümüzdeki 2 haftasonu da şehir dışı düğünlerimiz var. Git-gel biraz yorucu olacak ama elden ne gelir diyoruz. Sizlere de bebeksiz yaptığım son tatilimden bir foto ile veda edeyim o zaman. Tamam.

Sevgiyle kalın.

 

Gebelik Günlükleri

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Bir yorum

  1. Yazdıklarınızı okurken mutlu oluyorum gerçekçiliğiniz ve sadeliğiniz dolayısıyla:)