0 Yorum

Ekim Annesi’nin Gebelik Günlüğü – 28. ve 29. hafta

Yazar Hakkında

EKİM ANNESİ – 35 yaşında, İstanbul’da eşi ve 3.5 yaşındaki kedisiyle yaşıyor. 4 yıl boyunca yardımcı üreme teknikleri ile bebek sahibi olmak için çabaladıktan sonra şimdi kız/oğlan ikiz bebeklere gebe.

İkizlere hamile kaldığımı İLK öğrendiğimde arkadaşım, “o kadar zamandır deniyorsun, neden şimdi oldu acaba?” diye sordu. Bilmiyorum, ama aklıma gelen birkaç sebep var. Birincisi, bu son donmuş embriyo transferine başladığımız günlerde, bir akupunktur uzmanına gidip, ilaçlarla birlikte karın bölgesine giden sinirleri uyarıcı, ve stres azaltıcı tedavi uygulamış olmamız olabilir. Donmuş embriyo transferinde, doğal döllenmenin aksine, endometriumun kalınlaşması dışarıdan ilaçla yapıyoruz; iyi takip edilmesi ve belli bir kalınlığa gelmiş olması gerekiyor. Bir önceki ay bu kalınlaşma istediğimiz gibi olmayınca tedaviyi kesip bir sonraki aya bırakmıştık. Ben de o hayal kırıklığı ile uzun zamandır etkilerini okuduğum ama hiç denemediğim akupunkturu denemek istedim. Gerçekten de her kalınlık kontrolünde istediğimiz hızda kalınlaştı endometrium. Bunun yanı sıra, stres azaltıcı (hani akupunktur yaptıranların kulaklarında minik iğnecikler görürsünüz, onların hepsinin uyardığı belirli noktalar var- stres, hayal kırıklığı vs) tedavi de beni rahatlatıyordu.

İkinci sebep, transfer olduğu gün itibariyle kahve içmeyi kesmem olabilir. Yine birçok infertilite ile ilgili kaynakta kafeinin tutunmayı engelleyebileceği yazıyordu. Şimdiye kadar kahve içmeyi hiç bırakmamıştım, bu sefer bıraksam ne olacaktı? En kötü ihtimalle tutmaz, ben de kahveme geri dönerdim. Ama öyle olmadı, embriyolar tutundu, ben de önce totem yaptım, sanki kahve içersem kötü bir şey olacakmış gibi düşündüm, sonra da gebeliğe bağlı hipertiroid (ve ona bağlı çarpıntı) olunca içmedim. İşte yaklaşık 30 haftadır kahve içmiyorum. Bu iki sebep bende işe yaradı, herkeste yaramayabilir, ya da sizde işe yaramış başka şeyler vardır.

Gelelim gebelik günlüğüne…

28. haftanın başı Kurban bayramının 2. gününe denk geliyordu. En büyük korkum, acil bir durumda doktorumun İstanbul’da olmaması. Bu konuda kendisini yana yakıla aradığım rüyalar görüyorum. Hastanede her zaman nöbetçi bir doktor oluyor, ama insanın kendi doktoru gibisi yok. Bayramdan önceki hafta perşembe günü kontrole gittiğimizde sorduğum sorulardan biri de bayramda burada olup olmayacağı oldu. Buradaymış, içim rahatladı. Erken doğum riskinden korksam da, doktorumun burada olacağı gerçeği biraz rahatlattı beni.

28+0, aslında 28. hafta bitti, 29. Haftadan gün almaya başladık demek. İlk koyduğumuz hafta hedefi içindeyiz. Bu haftadan itibaren doğan bebekler uzun süre yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalsalar da, yaşayabiliyorlar çoğu zaman. Bazı sağlık ve gelişim problemleri olabiliyor (olmayabiliyor da- her bebek farklı)… Bayramı “acaba doğuracak mıyım?” hezeyanları, ve ilk birkaç gün düzenli olmayan fakat yoğun kasılmalarla geçirdim. Bu kasılmaların sebebini, hemen bayram sonrasına aldığım randevuda anlayacaktık.

28+5, pazartesi günü sabahtan randevumuz vardı. Doktor hemen aldı, açıklık eski durumunu koruyor, bebekler de büyümüş, 1500 grama yaklaşmışlar. Kasılmaların sebebi üstteki bebeğin (kız bebek) 180 derece dönüp, kafasını kardeşinin kafasının olduğu sağ tarafa getirmiş olmasıymış. Zaten böyle bir şey olduğunu hissediyordum, çünkü karnımın sağ tarafı tuhaf bir şekilde bombelenmişti, ve hafif ağrıya benzer bir rahatsızlık hissediyordum. Doktorum, NST yapmak da istedi, tabii iki bebek olunca 40-50 dakika sürüyor. Oğlanın (rahmin aşağı kısmına yerleşmiş arkadaşımız) kalp atışlarını bulmak kolay oldu. Oğlanın NST’si sırasında yaklaşık toco değeri yaklaşık 50-60 olan tek bir kasılma oldu. Sıra kıza geldiğinde kalp atışını pozisyonu ve kıpırdanması sebebiyle bulmak zor oldu. Kalp atışını tam da bulamamışken, ciddiyeti dışarıdan da gözüken bir kasılma olmaya başladı. Neyse ki o arada kalp atışını bulduk da, toco değerinin 121 olduğunu (kasılmanın ciddiye alınması için 80-100 olması gerektiğini söylemişti başta hemşire) görebildik. Kasılma kısa sürede çözüldü, kalp atışlarını bir müddet daha takip edip doktorumun yanına döndük. Kasılmaların yarım saat aralıklı olduğunu, ve onun için tehlikeli olanın kanamayla birlikte olan sık ve düzenli kasılmalar olduğunu söyledi. Haftaya tekrar görüşmek üzere ayrıldık.

Kendisiyle o kadar uzun süredir çalışıyoruz ki, benim endişeli bir karakterim olduğunu biliyor. Ben dışarıdayken eşim ve anneme iki şey söylemiş. Birincisi artık ilk hedefimiz olan 29. haftayı geçmiş olduğumuz için yeni hedefin 34. hafta olduğu ve bebeklerin büyük ihtimalle o hafta doğabilecekleriymiş; böyle olursa yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalma süreleri büyük ihtimalle daha az olacakmış. İkincisiyse bebekleri 2000 grama getirebilsek iyi olacağıymış.

Bu yazıyı yazarken tam 29+3’teyiz. Bir sonraki randevumuz 30+0’da. Umarım bir sonraki yazıyı da gebelik günlüğü olarak yazabilirim.

Gebelik Günlükleri

Ekim Annesi’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.