16 Yorum

Çalışan Kadının Meydan Okuması: Annelik

Yazar Hakkında

AYÇA BURCU TAN TURUNÇ – Yeniden iş hayatına dönme çalışmaları yapan bir dış ticaret uzmanı. 40 yaşında. 5 yaşında kızı var. 

Hikâyemi en baştan anlatayım. Herkes gibi işimde gücümdeydim. Gayet de başarılı bir iş hayatım vardı. Bir firmada Dış Ticaret Müdürü olarak çalışıyordum. Fuarlara gidiyordum, yabancı müşteriler geliyordu. Yoğun bir işti ama mutluydum. Bir şeyler üretmenin, çalışmanın, başarıyı tatmanın hazzını yaşıyordum.

Sonra yavaş yavaş içimdeki biyolojik saat çalışmaya başladı. Bende de annelik saati gelmeye başlamıştı. Evliydim, 3 sene olmuştu, yaşım da 32’ydi artık. Zamanı gelmişti, ben öyle hissediyordum. Başladım çalışmalara ama tık yoktu olmuyordu. 2 sene uğraştım normal yollardan olsun diye, olmadı. Tüp bebek denedim son bir umut… İlkinde tutmadı, dünya başıma yıkıldı. 6 ay yok saydım hamile kalma isteğimi. Sonra yine galip geldi. Tekrar denedim. Bu sefer oldu! Dünyalar benim olmuştu. Hamileydim ben de. İşte o çok beklenen makam yavaş yavaş geliyordu. Üstün yüce varlık: Anne.

9 ay geçti, süreç biraz sarsıntılıydı ama yara almadan bitirdik. Hele bir doğum hikayem var ki Allahlık. Onu da sonra anlatırım.

Kızımı doğum odasında çocuk doktoru onu kontrol ederken gördüğümde ilk söylediğim söz şu oldu: “Bu benden mi çıktı?” Lafa bakar mısınız? Nasıl şok olmuşsam artık… Bir de onu kaldığım odaya getirdikleri ilk anı unutamıyorum. Hipnotize olmuş gibi ona bakıyordum. Benim bir çocuğum vardı artık. Hepimiz çok mutluyduk.

5 aylık iznim göz açıp kapayıncaya kadar geçti. 6. ayına yeni başlamıştı kızım ben işe geri dönmek zorunda olduğumda… Tabii isyanlar peşi sıra başlamıştı bende. “Bu hiç insani değil”,” Ben bebeğimi çok özlüyorum”. Bir yandan göğsümdeki sütler baskı yapar, yukarı kata sağmaya çıkarım. Aşağıda ihracat evrakları beni bekler. Yaşadığım ıstırabı tahmin edebilirsiniz. Tabii ben izindeyken, çalıştığım firma boş durmamış ve beni yedeklemişti. Yakışıklı bir oğlanı işe almıştı.

Bebeğime annem bizim eve gelerek bakıyordu. Annem Acıbadem’de oturuyordu, bizse Küçükyalı’daydık. Benim servisim sabah 7’de geliyor, akşam 19.30’da bırakıyordu. Düşünün artık annem kaçta evinden çıkıp kaçta varıyordu evine. Bir süre sonra çıldırma saati başladı hepimiz için. Ben işte verimli olamıyordum artık, aklım hep evdeydi. Hatta ilk başta Pazartesileri de izin almıştım, gitmiyordum işe. Annem hem bizim eve hem kendi evine bir de üstüne kızıma bakmaktan helak olmuştu.

Bu durum biraz daha devam etti. Taa ki kızım 2,5 yaşına gelene kadar. Herkes isyanlardaydı, Küçük Emrah moduna bağlamıştı. Ben işyerinde “Artık bir gitse de kurtulsak” mobbing’ini yaşıyordum. Annem evde “Nedir benim bu çilem?” şeklindeydi. Ve beklenen son bir süre sonra geldi. Ta taam: İşten çıkarıldım. Aa tabii, beklenen performansı yerine getiremiyordum, çok haklılardı canım! Tazminatımı verip, baybay yaptılar.

Önce “N’oldu bana?”nın kısa şokunu atlattım. Sonra da “İyi ki kurtuldum oradan”lar geldi. Evdeydim, kızımla birlikteydim artık. İlk başları güzeldi. Kafam rahatlamıştı biraz. Birkaç ay sonra alttan alttan “Napıcam şimdi evde?”ler gelmeye başladı. Boş durmuyordum, ihracat bildiğim için bir arkadaşımla beraber “Biz dışarıya ürün satabilir miyiz?” olayına girdik. Deniyordum, kontaklar da kuruyordum, ama bir sonuca ulaştıramıyordum.

Zaman geçiyordu. Bense duvara çarpıp geri dönen dalgalar gibiydim. Çaba vardı, ama sonuç alamamak beni çıldırtıyordu. Yavaş yavaş bir depresyonun ayak sesleri duyuluyordu. Tam bir çıkmaza girmeye başlamıştım. Olduğum yerde debeleniyordum ve buradan nasıl çıkılır onu da bilmiyordum.

Şimdi siz söyleyin bakalım ben nerede hata yaptım? Çalışan bir kadın olmak mıydı hatam? Yoksa çalışırken anne olmaya karar vermek mi? Biz öyle yetiştirildik. Okuduk, sonra bir işe girdik, evlendik ve çocuk doğurduk. Yani şablon yerindeydi, eksik yoktu. Eksik benim kafamdaydı. Ben de herkes gibi yapınca mutlu olacağım sandım. Hiç “Buna hazır mıyım, yapabilir miyim?”e bakmadım. Hani var ya, “Herkes köprüden atlıyor, sen de atlayacak mısın?” Evet, ben de atlamıştım, ama ben çok fena yaralanmıştım.

Şimdi bunların hepsini niye anlattım? Rahatlamak için, içimi dökmek için. İyi geldi.

Anne olmak isteyen çalışan kadınlar, sözüm size. Hazır mısınız buna? Gerçi yaşamadan tam cevap veremezsiniz, bununla birlikte size iyi şanslar dilerim. Zira yolda giderken ihtiyacınız olacak.

Konuk Yazarlık

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

16 yorum

  1. Yazıya müdahale etmek istemediğim için fikrimi yoruma sakladım 🙂

    Ayça burada “eksik benim kafamda” demişsin ya, bence öyle değil. Ben de uzun seneler öyle olduğunu düşündüm; benim “kariyer hırsım” olmadığını, kurumsalda kariyer yapmanın bana göre olmadığını… Oysa geleneksel anlamda kurumsal kariyer kadın/erkek birçok insana göre değil aslında, çünkü aile olmayı desteklemiyor. Dolayısıyla aslında sistemde bir eksik var; fakat hiçbir düzeltmeye gidilmedikçe ezici çoğunluğu kadın olan birçok çalışan kendinde bir eksiklik/yanlışlık olduğunu düşünerek iş gücünden çekiliyor. Sadece kadınlar değil herkes kaybediyor aslında… Bunun böyle olduğu az da olsa görülmeye başlandı fakat daha kat edilecek çok yol var.

    • Ayça Burcu Tan Turunç

      Merhaba Elif. Aslında eksik benim kafamda derken, şablona uymanin bir gereklilik olduğuna kendimi inandırmış olmamı kastettim. Bir türlü içinde yaşadığım kutudan çıkamadığım için, yaşadığım sıkıntıya nasıl çözüm bulabilirim onu da bulamamıştım. Sistemle ilgili söylediklerine katılıyorum. Çalışan kadın olmak ve anne olmak arasında bir seçim yapmamızı istiyor. Farkındalık yaratmaya katkıda bulunmak için hikayemi yazdım. Birçok arkadaşım benzer süreçlerden geçiyor. Değiştirmek içinse daha çok hareket etmemiz gerek. Teşekkür ediyorum.

  2. Derya Yıldızbaş

    Tam olarak beni anlattığıniz daha doğrusu bu durumda olan pek çok anneyi bende durum tam tersi kızım Fort buçuk aylık işten çıktım evde olmak iyi gibiydi ama olmadı nasıl olucak derken hafta başında 37 ay sonra işe dönüyorum kızımı kreşe verdim evet heyecanlıyım ama kızım doğduğu zamanki duvara toslamislik hissi olmasın diye hayaller kurmuyum yaşayarak deneyimliycem çalışan anne ve kadın olmak nasıl olucak bende çocuk sahibi olmaya aday herkese çok iyi düşünün diyorum ama düşünmek ile olmuyor tecrübe ile sabitleniyor

  3. eğer bu yazıyı okuyan çalışan bir anne adayı varsa sözüm ona: hayır böyle olacak diye bir kaide yok! her zaman bu kadar zor olmuyor. her iş yeri seni çıkarmak için gün saymıyor. bu yazıdaki hiç bir şey olmayabiliyor.

    çalışan anne olmak kötü bir şey değil çünkü kabul edelim ki “çalışan baba” olmaktan bir farkı yok. insan çalışır, hayatını idame etmek için çalışır, üretmek için çalışır, para kazanmak için çalışır, mecbur olur çalışır, işini sever çalışır, paşa gönlü istediği için çalışır…

    tatil, gezmek, romantizm vs. gibi keyifli konular olunca çocukla da yapılır, çocukla çok kolay deniyor, neden çalışmak gibi – elindeki para ne olursa olsun, yaşamak için elzem olan bir konuda çocukla olmuyor deniyor ben vallahi anlamıyorum. asla da anlayamayacağım.

    annelik yazılarında hep organize olmanın öneminden bahsedilir. e işte organize olman için fırsat sana, olsana?

    çalışan insan olduğumuzu kabul ettiğimiz an her şey kolaylaşacak aslında…

    • aynen katılıyorum 23 yıldır çalışıyorum iki oğlum var birini annem büyüttü diğerini bakıcı şu an onlar anneme bakıyor düşünün ve hala çalışıyorum iyiki çalışmışım
      çalışmak anne olmaya engel değil unutmayın
      çalışmakta bir ibadet maddi olarak çalışmak gerekiyor hele şu an tek maaşla bu asla olmaz herşey pahalı eşim her zaman yanımda destekledi üniversiteyi dışardan okuyorum okuyacağımda çalşan demir ışıldar unutmayın

  4. birazyeşilbirazsiyah

    Zaman, mekan, meslekler, kişiler farklı. Ama sahne hep aynı. Anne olduktan sonra altı üstüne gelen hayatlar. Boşa koyuyoruz dolmuyor, doluya koyuyoruz almıyor. Doktora-iş-bebek delirmesinden sonra ben de düzenimi kendi ellerimle bozdum ve bir daha toparlayamadım. Ee ne yapacağıım stresiyle ben de duvara çarpıp dönen dalgalara dönüştüm ve gerisi aynı. Depresyon. Boşa giden potansiyelin yavaş yavaş beni kim ne yapsına evrildiği müthiş bir yetersizlik. Sonra terapi terapi terapi. Bi de utanmadan 2. Çocuk soran bir çevre!

  5. ben 24 ay ücretsiz izin aldım biraz da raporla çocuğu 2.5 yaşına getirdim sonra kreşe başlattım ancak devlet memuruyum kızım kreşte sıkıldığında bile yanında olabiliyorum şuan 5.5 yaşında anaokuluna gidiyor tüm gün. bence anaokuluna başlatıp iş hayatına dönebilirsiniz.
    nedne bırakmak zorundan kaldınız neden kadın yada erkek bir çalışan çocuğu ile ilgili konularda izin almak istediğinde kendisinimahçup hissetsin nedne her kurumun kreşi yok yanıbaşımızda büyüse çocuklar neden neden neden bunlar ne yazıkki sistemsel sorunlar. bundan 33 yıl önce ben doğduğumda annelik izni 1 hafta mı vermişler neymiş annem derhal işe dönmüş. şuan 8+8 umarım benim kızımın zamanını bulmadan daha da iyileştirilir.

  6. Eleştirmek, şunu eksik yapmışsın anlamında demek için kesinlikle yazmıyorum ama çocuğa bu zor şartlar altında anneye baktırmak bile sizi başlı başına yıpratmıştır. Çevremden gördüğüm kadarıyla bakıcı her zaman yakın çevreye göre daha rahat oluyor. Çünkü ailenizden biri evladınıza baktığında annenin bile olsa size yardım ediyor. Bakıcı ise işini yapmış oluyor. Bu nedenle uflama puflama dinlemiyorsunuz. Ki zaten 2,5-3 yaşına kadar bu süreç yönetildiği takdirde zaten çocuğun kreş yaşı geliyor, hoopp kreşe bitti gitti. Bir de son yıllarda faydaları daha iyi anlaşıldığı için anne sütü konusunda hepimiz bilinçlendikten ben evladımı 21 aylık olana kadar emzirdim. Ancak bu emzirme olayının artık emzirme lobisine dönüştüğüne ve suyunun çıkarıldığına inanıyorum. Nedir bu baskı Allah aşkın 2 yaşına kadar anne sütü. Şimdiki aklımla düşünüyorum da o kadar uykusuz kalıp mahvolacağıma daha erken de sütten kesebilirmişim. Bu tıpkı “doğal doğum yapın”cıların baskısına dönüştü.

    • Benim oğlum doğduğundan beri evde bir bakıcı-yardımcı birileri hep var. Ancak birincisi bu “çözüm” herkesin ekonomisi için uygun olmayabililiyor. Daha da önemlisi çocuk gibi hassas bir konuda eşler arasındaki mutabakatı bile sağlamak zor iken sosyo-kültürel seviyesi hatta günümüzde bazen milliyeti büyük olasılıkla sizden farklı bir insan (bakıcı) ile devam etmek gerçekten düşünüldüğünden çok zor olabiliyor. Kaldı ki herkesin başına gelebilecek fiziki-psikolojik şiddet ya da ihmal gibi olasılıklara hiç değinmiyorum.
      Ne olursa olsun çocuğun aileden birisi ile büyümesinin bedelinin olamayacağına inanıyorum. Oğlum 7 yaşına geldi ve ikinci çocuğu soranlara cevabım: “doğru kadın”ı bulabilsem belki olurdu 🙂 Doğrusu çocuğum olmadan önce fikrim bu değildi ancak bakıcı ile büyümüş olmasının içimde bir yara olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

    • tüm bu durumlar kişiden kişiye değişiyor. benim iki oğlum var, biri 9 biri 4 yaşında. ikisine de ben işteyken kreş çağına kadar babannesi baktı. en iyi bakıcıdan bile daha iyidir bence anneanne ya da babaanne. ama başta da söylediğim gibi, kişiden kişiye değişen ve asla genelleme yapılamayacak bir durum bu…

  7. Bende çalışan bir anneyim ve oğlum pazartesi günü 1. Sınıfa başlayacak
    Aynı süreçlerden geçtim hatta benimki daha sancılı
    Özetle oğlum 3.5 aylıkken çalışmaya geri döndüm farklı şehirde yaşayan annem ve babam bütün düzenini bırakıp oğlum 1 yaşında olana kadar bizde kaldılar bu süreçte süt sağma hikayemiz aynı fazla olanı ise oğlum 1 yaşına girdiğinde annem ve babam oğlumu yanlarına alıp evlerine döndüler yani farklı bir şehire üstelik ben cumartesi günleri de çalışıyor işten çıkıp 3 saatlik uzaklıkta olan memleketime oğlumu görmeye gidiyorum o kadar sancılı o kadar ağlamalı bir süreçti ki anlatamam bundan sonraki hayatımız kislari annemler bizde yazları oğlumla birlikte evlerinde olarak geçti ve hala devam ediyor son olarak artık iş hayatıma son vermek oğlumla daha fazla ilgilenmek ve ona bir kardeş kazandırmak için işten ayrılmaya karar verdim umarım pişman olmam onlar dünyanın en güzel nimetleri bu arada 12 yıldır çalışıyorum aynı şirkette 😊

  8. Hayat neden hep kadinlara zor. Erkeklerin hayatinda ne degisiyor?
    Bende ikinci cocuktan sonra isim uzak diye ciktim.3 sene evdeydim. Artik geriye dönme vakti dedigimden itibaren3 sene gecti:-( ise alinmiyorum. Ayrimcilik yasadigimi düsünüyorum hem cocuklu kadin oldugum hem 40 oldugum icin. Ev banabasiyor artik. Bu hayat,üretmemek,maddi kazanc saglayamamak beni cok yipratiyor.Kisaca yalniz degilsiniz.

  9. Merhaba ben hamileliğimde işten ayrılıp kızım yaklaşık altı yaşına gelene kadar çalışmayıp onu kendim büyüttüm.Eşim ve ailem hep destek oldu.Kızım ana sınıfına başlarken bende işe girdim ilkokul dönemi anneanne ve babaanne dönüşümlü bakı. Kızım şimdi ortaokulda ben de yedi senedir aynı iş yerinde çalışıyorum 37 yaşımdayım.Biz en zor dönemi kolay atlattık çünkü kızıma ben baktım.Okula başlayana kadar çocuğa kim bakacak nasıl olacak o dönem çok daha zor.Herkese kolaylıklar dilerim.Sevgiler.

  10. ayça hanım duygu karmaşanız çok normal. benim sizin ki kadar cilalı bir kariyerim olmasa da bende çalışan bir anneyim. işe dönerken bende zorlandım. size şunu söylemek isterim ki amacım hiç bir eğitimi,kariyeri ve başarıyı küçümsemek değil. ama evlat sahibi olunca şuna inandım ki aslında dünya da hakkını en çok vererek yapmamız gereken şey evlatlarımızı büyütmek ve kesinlikle bu hayatta yapılması en zor iş layıkıyla bir insan yetiştirmek. aslında imkanlar el veriyorsa enine boyuna çocuk yetiştirmeye odaklansak ben evde ne yapacağım sorunsalı kalmaz. oğlumla aklımda yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. ama eve yorgun dönüyorum. tahammül ve enerji tükenmeye yakın oluyor. olur olmaz her şeye sinirlenebiliyorum. sabah uyanma stresiyle onu uyutmaya çalışıyorum. ve daha buna benzer pek çok ideal olmayan durum yaşanıyor. durumun keyfini çıkarın bence bu ilerde sizi daha başarılı bir iş kadını yapacaktır. başarılar hem annelikte hem iş hayatınızda 🙂

  11. Ayça Burcu Tan Turunç

    Merhabalar,
    Yazımı okuyup yorum yapan arkadaşlar, hepinize çok teşekkür ediyorum.
    Benim yaşadığım biraz sancılı bir süreçti. Kendimi bir kutuya hapsettiğim ve oradan çıkış yolunu bulamadığım bir dönem yaşadım. Sonuçta yazdıklarım benim deneyimlediğim alana ait. Şükür geçti çoğu şimdi. Yaşamayı seçtiğim ve daha güzel bir alana geçtiğim için de minnettarım. Hepimize farkındalığımızın daha da arttığı günler dilerim.
    Sevgilerimle,