1 Yorum

Ebru’nun Gebelik Günlüğü, 39. hafta

Yazar Hakkında

EBRU Y. – Yemek yapmayı seven ama yemeyi sevmeyen, dağınık ve plansız yaşamaktan keyif alan ama bunu pek başaramayan, enerjisini güneş ışığından alan, hayvanlara büyük zaafı ve doğaya sonsuz saygısı olan biri. 34 yaşında. Eşiyle ve kedisiyle birlikte Amsterdam’da yaşıyor.

 

Hava nasıl oralarda? Deniz’i 37. haftada eksternal sefalik versiyon operasyonu ile baş aşağı döndürmeyi başardık. Ama ben bir süredir diken üstündeydim, sürekli kontrol ediyordum başı hala aşağıda mı diye. Bazı inatçı bebekler (inatçı ise kesin babasına çekmiştir!) eski pozisyonuna geri dönebiliyormuş. Bir gün sağ göğsümün altında hıçkırıklar hissedince “aha Deniz galiba yine döndü” dedim. 38+6’da gittiğimiz ebe “merak etme ben şimdi elimle anlarım pozisyonunu” dedi ve başının hala aşağıda olduğundan emin olduğunu söyledi. Hıçkırıklar ise omuz ve gövdenin sarsılmasıyla farklı yerlerde hissedilebilirmiş, tabii ya..

Ebe herşeyin yolunda olduğunu söyledi; tansiyonum, bebeğin kalp atışları ve göbeğimin mezura ile ölçüsü gayet güzel çıktı ve bunun üzerine 39+6 randevusunu verdi. “Umarım o randevuya gelmeme gerek kalmaz” dedim yüksek sesle. O ise kendinden emin bir şekilde “bütün anne adayları böyle temenni eder, çoğu da gelir, korkarım büyük ihtimalle sen de geleceksin” dedi. Hatta o bir adım daha ileri giderek 40+6 randevusunu da ayarladı.

Nedense benim aklımda kalan bebeklerin çok azının doğmak için 40. haftayı beklediği. Bu sanırım arkadaşlarım, tanıdıklar, etraftan duyduklarımdan dolayı, hemen hemen hepsi 40. haftayı bulmayan doğumlar. Oysa burada – “özellikle ilk bebeklerin- yaklaşık %70’nin 40-41. haftalar arasında doğar” fikri hakim. En ufak bir gaz sancısını ‘ işte başlıyoruz galiba’ veya fazla gelen akıntıyı ‘nişan geldi!’ diye yorumlasam da Deniz’in keyfi şimdilik yerinde görünüyor. Havalar belli ki iyi gidiyor orda.

39+6’da görüşmeye gittik ebenin tahmin ettiği gibi, bende tık yok bu arada. Sancı yok, ağrı yok, uzun uzun uyuyabiliyorum, midem, bağırsaklarım gayet iyi çalışıyor, hiçbir sıkıntım yok (keşke biraz olsa mı artık…). Ama yavaştan endişeler de başladı. Bir gece uyanıp ‘nişan geldi’ diye bağırsam evde toplu zil takıp oynacağız, o derece. “Her şey yolunda” dedi ebe, “41. haftaya kadar da endişelenme”. Tamam dedim endişenmeyeceğim ama 41. haftanın başında artık doktora görünmek istediğimi, bebeğin iyi olduğundan emin olmak istediğimi söyledim. Sonra ebe bana, bebeği döndürme operasyonundan sonra yine hayatımda ilk defa duyduğum bir şeyden bahsetti, membrane sweep. Türkçesi nedir bulamadım, ama yapılan işlem ebe tarafından elle yapılan vajinal muayene sırasında, amniyotik kesenin rahimden el ile ayrılmasıymış. Amniyotik kese rahimden ayrıldığında, Prostaglandin hormonu salgılanıyor ve bu hormonlar rahim boynunu yumuşatarak doğumu başlatabiliyormuş. İlginç olansa nette bununla ilgili kaynak ararken karşıma yine Bahar’ın yazısı çıktı! (External sefalik versiyon operasyonunda da onun yazısını referans göstermiştim, bir önceki yazım). Bu sefer ikinci bebişinin doğum hikâyesini kaleme alan Bahar, membrane sweep denilen müdahaleden bahsetmiş ama denemeyi kabul etmemiş ve bebeği 41. haftada kendiliğinden gelmiş. Acaba benim kaderim Bahar’ın bahsettiği ama tecrübe etmediği şeyleri tecrübe etmek mi diye düşünmeden edemedim.

Ebe membrane sweep masajını (amniyotik kesenin rahimden ayrılması, patlatılması değil) 40+6’ya planladı. İşe yaramaması durumunda doktorla görüşmeyi ve bebeğin sağlık durumuna göre doğumu 41. haftadan sonra suni sancı ile başlatmayı düşünebileceğimizi söyledik şimdilik.

Annemin Hollanda ile imtihanı. Annemin buraya geliş biletini bayram ve bayram sonrası iş güç yüzünden 39. haftaya alırken “anne doğuma yetişeceğini hiç sanmıyorum” demiştim, oysa 1 haftadır annemle evde takılıyoruz. Geldiği gece evi hızlıca gösterip biraz muhabbet edip yatmıştık. İlk defa yurtdışına çıkan annemin ertesi sabah ilk sorusu “kızım tuvalette taharet musluğunu göremedim, nerede?” oldu. “Yok burda taharet musluğu annecim, bak orda tuvalete atabileceğin ıslak mendiller var, onlarla idare edeceksin artık” diyince gözlerinde boş bir bakış ve yüzünde hafif bir hayal kırıklığı gördüm.

İşten yorgun geldiğim akşamlarda veya çok aç olduğumuzda hemen annemden getirdiğim un tarhanasına sarılırım, yoğurtla pişirip, üzerine sumak atıp keyifle içeriz. Bu gelişinde ise hala stoğumuz olduğunu düşünüp getirmemiş, oysa biz çoktan bitirmiştik bir önceki gelişimizde getirdiğimiz stokları. Bu konuya canı çok sıkılan annem, Ali’nin eline malzeme listesini tutuşturdu. Un tarhanası yapıldı, temiz masa örtülerinin üzerine kuruması için serildi. Yağışlı, serin geçen günler ve rutubetli havadan olsa gerek o un tarhanası günlerce kurumadı. Annem gitti geldi kontrol etti tarhanasını, “bizim orada aynı gün kururdu kaldırırdık, burda kurumuyor..” diye söylendi durdu. Güneş çıkınca balkonu yıkayıp oraya serdi, geceleri kapattı, Üzüm’ün meraklı bakışlarından korudu tarhanasını. Sonunda bu yazıyı yazarken toplayabildi. Rondodan geçirip büyük kaplara koyduğunda Üzüm dahil hepimiz rahatladık.

Mesajımız var! Artık herkes soruyor, bazı aile üyeleri telaşlı, uzak tanıdıklar bir fotoğraf, haber bekliyor. Bu yazıyı yazarken 40+2 oldum bile. 36. haftada doğum iznine ayrılırken “artık evde sıkılmak istiyorum” demiştim ofistekilere. Bu geçen dört haftada büyük bir puzzle (Ali’nin yardımıyla), 4 kitap bitirdim ve bir sürü film seyrettim. Mutfakta bir sürü yeni tarif denedim, her gün parkta yürüdüm, gezdim, hamilelik sonrası giyerim dediğim birkaç alışveriş bile yaptım.

Bugün parkta gezerken bisikletli bir kadın durdu ve aynı sitede oturduğumuzu söyledi. Göbeğimle bayağı tanınır olmuşum anlaşılan. Bebek ne zaman geliyor diye sordu. Geçen torunlarını parkta gezdiren bir amcanın da ilk sorusuydu bu bana. Biz de konuşuyoruz Deniz’le, hadi diyoruz herkes seni bekliyor. Bak anneanne geldi. Tarhana yapıp kurutup kaldırdı. Anne saçlarını amonyaksız boya ile boyattı ki seninle çekilen ilk fotoğraflarda bakımlı ve güzel çıksın. Bu hafta baba ile doğum çantasını hazırladı, en güzel tulumları koydu bu çantaya. Hatta anne 39+5’de düşen diş dolgusunu hemen ertesi gün doktora gidip yeniletti ki sen doğduktan sonra bir de onunla uğraşmasın. Üstelik Üzüm de heyecanla bekliyor seni, eminim onunla çok eğleneceksin, bayağı komik bir arkadaş kendisi. Kollarımız da hazırda, her an seni tutmayı bekliyor.

Haftaya görüşmek üzere (mi?, kısmet diyelim..)

Sevgiler,

Ebru

Gebelik Günlükleri

Ebru’nun Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Bir yorum

  1. Merhabalar
    Gunlugunuzu basindan beri takip ediyorum. Hatirlarsaniz en baslarda da yorum yapmistim ben de fransa da yasiyorum. Burada da 41 den sonra kontrollu olarak 42 ye kadar bekliyorlar. Membrane sweep yaptirmadim; onerilmedi de dogrusu. dogum kasilmalari 41 de basladi minnos 41+1 de geldi. Neye karar verirseniz verin en dogru karar olacaktir. Eskilerin dedigi gibi bir avazda, saglikla alin kucaginiza .. Sevgiler .. Gokce