3 Yorum

Sıradışı bir Dayanıklılık Hikâyesi

Profilo Dayanıklı Ev Aletleri’nin desteğiyle hayata geçen Dayanıklı Aileler, Biricik Hikâyeler serisinin dördüncü çekimi sıcak bir yaz gününde Bayramoğlu ailesinin evinde gerçekleşti.

Evrim, Cenk ve Deniz Bayramoğlu, üç kişilik bir aile… Biri kurumsalda çalışan, diğeri evle ve çocukla ilgilenen iki ebeveyn ve tek çocuktan oluşan sıradan bir aile… Onları günümüz koşullarında sıra dışı yapan bir şey varsa o da annenin çalışması ve babanın “evde kalması.” Yani Cenk günlük dille “Çalışmayan bir baba.” — Bu deyimi annelere ne kadar yakıştırmıyorsam babalara da o kadar yakıştırmıyorum; çünkü hepimiz evde kalan ebeveynin bütün gün oturmadığını, ev hayatının devam etmesi için birçok iş yapılması gerektiğini biliyoruz.

Evrim bundan bir süre önce bana mesaj atıp Dayanıklı Aileler serisine katılmak istediğini söylediğinde çok mutlu oldum. Çocuklarımızın aynı okulda olmalarının dışındaki ortak noktalarımızın bugüne kadar çok fazla farkında olmasam da aile yapılarını (Evrim’in dışarıda, Cenk’in evde çalıştığını) biliyordum ve ne yalan söyleyeyim, böyle bir aile profilini bu yazı dizisine dahil etmek beni çok mutlu etti.

Yazın büyük çoğunluğunu geçirdiğim Bodrum’dan atlayıp geldiğimin ertesinde, oldukça yağmurlu bir İstanbul gününde, Evrim’le Cenk’in İstanbul’un uzak semtlerinden birindeki evlerine doğru yola çıktık Ferhan’la… Bizim araba Bodrum’da olduğundan, o civarda işi olan Doğan’a takılmış, adeta bir mini çekim ekibi halinde düşmüştük yola…

Doğan bizi Bayramoğlu’ların evine bıraktığında Cenk temizlik yapmış, çamaşırları asmıştı. Akşam yemeği hazırlıklarını bitirmek üzereydi.

Evrim henüz işten gelmemişti. O gelene kadar sohbet ettik Cenk’le…

Cenk bundan yaklaşık üç buçuk sene önce, 17 senedir devam ettiği ve uzun zamandır onu mutlu etmeyen işinden ayrılmaya karar vermiş.

Aslında dışardan bakıldığında her şey çok yolundaydı. Anne ve baba düzgün yerlerde çalışıyor, çocuk güzel bir okulda, keyifli bir sitede oturuyorlar, evde anlaşmazlık ve tartışma seviyesi yok denecek kadar az. Hafta sonuna girdiğimizde bir şey yapma telaşına girerdi Cenk. Zaten hafta içi boş ve keyifsiz, hafta sonu mutlaka dolu dolu, aktiviteli geçmeliydi. Son yıllarda her hafta aynı döngü vardı ailemizde: hafta içinin değersizliği, hafta sonunun değerinin fazlaca abartılarak, ne yapsak telaşıyla stres unsuruna dönüştürülmesi. O yüzden her gün konuşmaya başladık bu durumu ve bir aile kararı aldık. Cenk işinden istifa edip ayrılacak ve sonrasında ne yapmak istediğine karar verecekti. Bu süreçte de önümüzdeki 1 sene boyunca çalışmayacak, böylece benim yakında başlayacak yoğun seyahatli iş hayatıma destek olacaktı

olarak anlattı daha sonra Evrim o süreçte yaşadıklarını…

Bu karar sürecinde gelmesi muhtemel sosyal baskıları ve tek maaşa düşmenin verdiği ekonomik küçülmeyi göze almak çok da kolay olmamış. Öte yandan, hiçbir zaman öylesine, hayat geçsin diye yaşamak isteyen bir çift olmak istemediklerini hatırlatmışlar birbirlerine… Herhangi birinin hissettiği yoğun mutsuzluğun, yaşamlarındaki hiçbir hayat standardına ya da Cenk’in işi bırakması halinde karşılaşacakları sosyal baskılara değmeyeceğine karar vermişler ve 2015 Haziran itibarıyla yeni hayatlarına geçmişler.

O gün bugündür yemek dahil tüm ev işlerini Cenk yapıyor. Bir tek ütüyü yapmıyormuş. İlk başta beceremediğini söylese de sonrasında ütü yapmanın işine gelmediğini itiraf etti Cenk. Eğri oturup doğru konuşalım: Hangimizin işine geliyor ki?..

Cenk yemeği hazırlamakla uğraşırken buzdolabının üzerindeki yemek çizelgesi dikkatimi çekti. Deniz okulda yemek yemeyi tercih etmediği için her gün yanına yemek koyuyormuş Cenk. Hem okulda ne yiyeceğini, hem de evin genel mönüsünü ise kendi hazırladığı bu tabloyla takip ediyormuş. Bir ben yapamadım şu işi!

Biz Cenk’le sohbet ederken Evrim’le Deniz eve geldiler. Deniz’le uzaktan tanışıklığımızı da yakınlaştırmış olduk böylece…

Okulların kapalı olmasından dolayı Deniz aslında tatildeydi, ancak tam da o gün, 10 gün sürecek bir yelken okuluna başlamıştı. Evrim onu okuldan alıp öyle geldi. Uzun ve spor dolu bir günün ardından Deniz, günlük 25 dakika olan iPad iznini kullanmak üzere “iş başına” geçti.

O sırada Evrim de yemekle ilgili son rötuşları yapmak üzere mutfağa dahil oldu.

Sofra hazırlıklarının ardından…

yemeğe oturuldu.

Gittiğimiz evlerdeki çekimlerin en komik kısımlarından biri bu yemek süreci oluyor. Ailenin rutini dışında bir şey yapmasını istemediğimiz için sofraya dahil olmuyoruz biz; onlar da “Ne demek biri yer, biri bakar? Olmaz öyle şey!” diyerek bize yemek yedirme telaşına düşüyorlar. Genelde kendi tabağımıza alıp bir köşeye çekilmek şartıyla onları rahatlatıyor ve ortada buluşmuş oluyoruz.

Herkes yemeğini yiyordu, Limon dahil

Yemekten sonra uzun günün yorgunluğu Deniz’de belirtilerini göstermeye başladığında Evrim’le Cenk de sofrayı kaldırıyorlardı.

Bulaşık makinesini genelde Cenk yerleştiriyormuş evde… Evrim’den daha iyi yaptığını düşünüyormuş çünkü… Hatta Evrim yerleştirmesin diye asma kilit yapmayı bile geçiriyormuş aklından! “Nasıl yerleştirildiği önemli” diyor… Bu da, benim bu işin anne karnında öğrenilen ya da cinsiyete bağlı değil, tecrübeyle edinilen bir beceri olduğu tezimi doğruluyor!

Deniz, yorgunluğunun bir kısmını atıp anne babasının yanına geldiğinde, artık birlikte vakit geçirme zamanıydı. Evrim’le Deniz, Deniz’in odasında takılırken…

Cenk de işini bıraktığından bu yana peşinden gitmekte olduğu hayalinin başına oturdu…

Cenk’in, işi bıraktığı son üç buçuk senedir yaşadığı “Ben ne yapıyorum böyle, para kazanmıyorum, ailemize katkım yok!” inişlerini aşması çok kolay olmamış (bu inişleri biz de Onca sene çocuk bakmak için mi okudun?” sorusundan tanıyoruz, değil mi?) En nihayetinde ikinci bir adım daha atmış ve iş kurmaktan, kurumsal hayata geri dönmekten veya sadece ev işleri ile uğraşmaktan vazgeçerek, kendisini en mutlu eden “müziği” profesyonelce hayatına katmak istediğini söylemiş Evrim’e…

Cenk’in bu hayali, Evrim’in de desteğiyle vücuda bürünmüş. Tazminatından kalan son parayla hazırladığı ilk dijital albümü şimdi “Sahibinden Az Söylenmiş Şarkılar” adıyla dijital mecralarda yerini almış.

İşte Cenk o gün de, her zaman yaptığı gibi ilk fırsatta yine gitarını alıp müziğinin başına geçti.

Ancak Cenk’in sükuneti fazla uzun sürmedi.

Evrim’in de katılmasıyla Cenk’in kayıt stüdyosu, yastıkların havada uçuştuğu bir meydan muharebesine dönüştü.

Savaşın ardından Deniz odasına tek başına çekilirken…

Cenk ve Evrim de, şehir merkezine uzak oturmanın hakkını veren bahçeleriyle ilgilenmeye başladılar. Şehrin keşmekeşinden uzaklaşıp bu eve taşınmalarının en büyük sebeplerinden biriymiş bu…

Hava kararmaya başladığında Deniz’in oyunları da artık sona yaklaşıyordu…

Sırada son bir satranç maçı vardı.

Her nedense Deniz’in yorgunluğunun tavan yaptığı, uzun bir günün sonunda satrancı Evrim’in yeneceği tuttu… Oluyor öyle bazen…

Çekim ekibi olarak gecenin sonunda evden ayrılırken, Deniz bahçedeki sandalyede, başında ‘kafa feneri’yle, yeni buluştuğu çizgi romanlarında kaybolmuştu…

Evrim, Cenk ve Deniz’e bize evlerini açtıkları için teşekkür ederken, dayanıklılıklarından ötürü kendilerine 10 puan, 10 puan, 10 puan veriyoruz!

Sevdiği işi yapan bir kadın, sevmediği bir işi yapmayan bir adam, ve evdeki işlerin tüm aile bireyleri tarafından üstlenilebileceğini görerek büyüyen bir çocuk… Bu gibi “sıradışı” hikâyeler sıradanlaştıkça sadece ailelerin değil, toplumun mutluluğu da ileriye taşınacak.

Dayanıklı Aileler, Biricik Hikâyeler serisindeki tüm hikâyeleri buradan okuyabilir, İstanbul içindeyseniz dayanıklılık hikâyenizi paylaşmak için siz de iletisim@blogcuanne.com adresine yazabilirsiniz. Tüm fotoğraflar Ferhan Saral tarafından çekilmiştir. 

Profilo

Bu yazı dizisi, ‘Ebeveynlerin zorlu koşulları varsa, bizde de onların hayatını kolaylaştıracak Profilo’lar var’ söylemiyle hayatı kolaylaştıran Profilo Dayanıklı Ev Aletleri’nin desteğiyle hayata geçirilmiştir. Uzun ömürlü ve yaşam süresi boyunca sorunsuz ürünler sunmanın yanı sıra ailelerin yanında olmayı, onların zorlu koşullarını anlamayı ve bu rutinde ev hayatında ailelere destek olacak ürünler sunmayı hedefleyen Profilo’ya bu projede yanımda olduğu için teşekkür ederim. Profilo Ev Aletleri’nin web sitesini buradan inceleyebilir, Instagram ve Facebook hesaplarını takip edebilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

3 yorum

  1. Merhaba
    Harika ve pekcok insana ilham verecek bir hikaye icin cok tesekkurler😊 Bu güzel aileye mutluluklar diliyorum.
    Cenk’in sarkilarini dinlemek icin paylasabileceğiniz bir link var mi?