21 Yorum

Büyükannelerin Evrimsel Önemi

Anne olduktan sonra, anneliğe dair algılarımın gerçeklikle pek de örtüşmediğini gördüm. Bu blogun ortaya çıkışının altında yatan temel sebep de buydu zaten

Anne olduğum yaklaşık son 12 senedir, doğumlarımdan başlayarak üstelik, kendi annemden de, kayınvalidemden de mümkün olduğunca yardım istemeye çalıştım. Çoğu zaman aldım, almaya da devam ediyorum. Elbette ikisi de hayatta oldukları için, sağlıklı oldukları için ve en çok da bu desteği vermeye hazır ve istekli oldukları için şanslı olduğumun bilincinde olarak…

Ben de, ileride çocuklarım çocuk sahibi olurlarsa torunlarımla ilgili çocuklarımın ve onların eşlerinin yardıma ihtiyaçları olması halinde elimden gelen desteği vermemin sadece iyi niyetli bir davranış değil, bir gereklilik ve hatta sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Elbette şu an oturduğum yerden (üç çocuklu, karışık bir hayat), 55-60 yaşımdan sonra kendi keyfime bakmak cazip geliyor ancak aradan yirmi yıl falan geçince bu fikrim değişir bence.

Psikolog (ve iki torun sahibi bir babaanne olan) Alison Gopnik, “The Gardener and the Carpenter” (Bahçıvan ve Marangoz) başlıklı kitabında, çocuk büyütürken büyükannelere olan gereksinimi, şöyle bir soruyla gündeme getiriyor:

Ben, evrimsel bir bilmeceyim. Benim gibi, menopoz dönemine giren kadınlar neden hayattalar ki? … Bildiğimiz kadarıyla memeliler arasında insanlar dışında menopoza giren bir tek katil balinalar var. Şempanzeler, doğurgan yaşları sona erdikten hemen sonra, ellilerinde ölüyorlar. İnsan kadınlar neden yirmi, otuz yıl daha yaşamaya devam ediyorlar ki?

Bu sorunun yanıtının, sadece iyi beslenme ve nitelikli sağlık koşullarının uzun bir yaşama yol açıyor olmasıyla açıklanamayacağını, fosil belgelerinin ve tarım öncesi çağlara dair araştırmaların, bazı kadınların menopoz döneminden çok daha uzun yıllar yaşadığını ortaya koyduğunu söyleyerek anlatıyor ve şöyle diyor:

Büyükanneler, küçük çocukların iyilik ve gelişimine önemli bir katkıda bulunuyorlar. Bu katkı o kadar önemliydi ki, evrimsel olarak da mantıklı idi. Bebeklerin özellikle bakıma muhtaç oldukları dönemlerde, kendi geninizi taşıyan torunlarınızın bakımına destek olmak, kendiniz üremeye devam etmekten daha doğru bir strateji olabilir.

Evreka! Ben ebeveynliğin zor olduğunu en başından beri iddia ettim ve bunu üç çocuklu halimden çok önce, iki ve hatta tek çocukluyken bile dile getirdim. Çekirdek aile kavramının doğaya aykırı olduğunu iddia etmek benim temelsiz bir iddiamdı ancak görünüşe göre o kadar da temelsiz değilmiş. Evrimsel dayanakları varmış!

Gopnik, büyükbabaların katkısının da gözardı edilemeyeceğini söylerken, büyükannelerin, torunlarının yaşamda kalmaları konusunda çok önemli rol oynadıklarını da yineliyor. İnsanların birden fazla çocuk sahibi olabilmelerinde büyükannelerin önemli rol oynadığını, yenidoğanlar annelerinin şefkatli kanatları altındayken, halihazırda yakın ilgi ve desteğe ihtiyacı devam eden küçük çocukların da bu bakımı büyükanneleri sayesinde bulabildiğini anlatıyor.

Büyükannelerin sadece çocukları yaşamda tutmak ve insan soyunu devam ettirmek konusunda değil, entelektüel alanda da katkıları olduğunu söylüyor Alison Gopnik. Günümüzde çocukları güvende tutmanın yeterince zor olduğunu söylerken, ilkel toplumlarda, çocukları yangından, zehirli bitkilerden, avcı hayvanlardan uzak tutmak konusunda büyükanne ve büyükbabaların desteğinin elzem olduğunu anlatıyor. “Sadece doğrudan bebeklere bakmak konusunda değil, anne ve babalara, daha doğru bir şekilde bakım vermek konusundaki destekleri yadsınamaz” diyor.

Gopnik, kitabın devamında insan bebeklere bakım vermek için sadece biyolojik yakınlık gerekmediğini ve hatta insanların evrimini etkileyen en önemli süreçlerden birinin, “kooperatif üreme” denilen, insanların kendinin olmayan ve hatta biyolojik olarak ilişkili olmadığı bir çocuğa bile bakım verebilmesi olduğunu söylüyor. (Boşuna “‘Evlat edinme de bir doğum şeklidir ve yüksek sesle konuşulmalıdır” demiyor Duygu Çağlar Gizli). Gopnik bir biliminsanı olduğu için, başka hayvan türlerinden de örneklerle açıklıyor “alloparenting” adını verdiği bu “birlikte büyütme” olayını; özellikle fillerde, kendinden olmayan bir yavruyu emzirmeye kadar gidebilen bir ortaklıkmış bu…

Şimdi bu satırları okuyup, özellikle de anne-babasından uzak olduğu ve hatta anne babası hayatta olmadığı için üzülecek olanlar olabilir. Ancak bu satırları kimseyi üzmek için yazmadım. Tam tersi, eğer ebeveynlik yaparken çoğunlukla yalnızsanız ve zorlanıyorsanız, bunun evrime dönük, temelleri doğada yatan sebepleri olduğunu ortaya koyabilmek için yazdım.

Modern hayat, büyük şehirler, uzun iş saatleri ve ekonomik koşullar kadının dışarıda çalışmasını gerekli kıldıkça, büyükanne ve büyükbabalar ama araya giren mesafeler sebebiyle, ama artık hayatta olmadıkları için ebeveyn destek çemberinin dışına çıktıkça onların yerini bu işi para karşılığı yapan bakıcılar aldı. Bazı bakış açılarının aksine, çocuk bakımı konusunda yardım almak bir yetersizlik emaresi değil; ki Gopnik’in kitabında da ortaya koyduğu gibi, çocuk büyütmek konusunda yardıma ihtiyaç duymak, sadece günümüz modern insanına özgü bir gereksinim de değil.

Modern hayatta eksik olan bir şey varsa, o da halihazırda yeterince zor olan çocuk büyütmek ve bakım vermek konusunda ebeveynlerin yalnız bırakılması. Toplumdaki devam eden eril düzenden, şehir hayatının çocukla uyumlu olmamasından, çalışması gereken -ya da çalışmak isteyen- kadınlar için bir destek sistemi olmayışından, babalığın “birincil ebeveynlik” kategorisinde görülmemesinden bahsediyorum. Çocuk büyütmek ilk başta o çocuğun anne ve babasına ait bir görev olmakla birlikte, onlarda biten bir sorumluluk değil. Toplu taşıma araçlarında oturan çocuğun yerine göz dikenler, o çocuğun güvende olmasının, insan soyunun devamına dönük bir gereksinim olduğunu fark ederlerse ikna olurlar mı dersiniz?

Bir çocuk büyütmek için gerçekten de bir köy gerekiyor. Bu, köyümüz yoksa çocuk büyütemeyeceğimiz anlamına gelmiyor çünkü modern dünyada birçok kolaylaştırıcı çözüm var. Ancak aileler küçüldükçe, beton binaların içine kapandıkça, bütün yük anne-babanın -ve bu eril düzende özellikle annenin- üzerine kaldıkça insan soyu bir yandan devam ederken, bir yandan da bunun zorluğunun ayırdında olalım ve kendi sırtımızı sıvazlayalım. Biz çok büyük bir iş başarıyoruz. Aferin bize. Canım biz. Canım ben.

21 yorum

  1. Merhaba yarama parmak basan bir yazı daha..Buyukanneler hamile kaldığımı öğrendikleri anda ben bakamam diye geri çekildi. Bakmak değil vakit geçirmek için gelsinler diye hep bekledim olmadı. Oysa cocukluguma dair hatırladığım en güzel anılar büyükanne ve büyükdedelerle yaşadıklarım, ben anlatamadım. Anlayanlarınızin çok olması dileğimle..😊

    • Sakin uzmeyin kendinizi… Bizde de durum ayni. Arayip sormuyorlar bile. Ilk torunlari oldugu halde, yardim etmek konusunda hic bir girisimleri yok, oysa cok guleryuzlu, hep pozitif ve sevgi dolu cocugumuzun onlarin yalniz hayatlarina bir renk ve cosku katacagini dusunmustuk. Ziyaretlerimizde bile tek yaptiklari fotograf cekip, sosyal medyada – ah torunumu cok ozluyorum diye postalamak 🙁 Oysa cocuk o an yaninda, foto cekmek yerine, karsina al konus, oyna, oyle degil mi? Ne bir gezdireyim seni, oynayalim seninle, gel seni kucaklayalim girisimi… esimle bir anlam veremiyoruz. Bazen cok icerliyorum ve inanilmaz uzuluyorum, ama durumu kabullenmek icin elimden geleni yapiyorum. Isterdim buyuk aile sevgisini oglum tecrube edebilsin, ama artik biz onu kendi sevgi cemberimiz icinde olabildigince mutlu etmeye calisiyoruz sadece, ailelerimizin yasattigi hayal kirikligini da gormezden gelmeye gayret ediyoruz. Basa donersek, lutfen uzulmeyin. Bazen aileye ve sevgiye dair beklentilerimiz karsilik bulamayabiliyor…

  2. Ne güzel bir yazı olmuş yine. Aklına eline gönlüne sağlık .

  3. Hem de ne aferin! 🙂 Valla çocukluğumdan beri çocukları çok severim, hep ama hep en az 2 çocuğum olmasını (mümkün olursa 4!) istemiştim. Ama yukarıda anlattığın sebepler dolayısıyla tek çocukla kalmak zorunda kaldım. Tek başınıza aileden/sülaleden tamamen başka bir şehirde ve üstüne bir de göçmen bir ailenin çocuğuyla evlenince, bir de üstüne “zor” bir ilk çocuğunuz olduysa, ikinciye ağlaya ağlaya veda edersiniz benim gibi. Sabah 7- akşam 7 evde yokken (iş için hergün şehir değiştiriyorken üstelik!), size yardım eden kimsecikler yokken, “çocuğu bugün okuldan sen alıversen 1 saatliğine sende dursun” ya da “bu gece mecburi bir düğün var, sende kalıversin” diyebileceğin ne büyükanne-büyükbaba ne de komşu varsa, “paranla akraba tuttuysan kendine”(bakıcı) ağlamayıp da ne yaparsın Elif? Aaah ah… Damdan düşenin halini damdan düşen anlarmış. Bu kitabı paylaştığın için teşekkür ederim. Benim “beceriksiz anne” olmamla değil, “yalnız başına çocuk büyütmemle” alakalı olduğunu bir kez daha anladım bir çok şeyin.
    Sağlığımız yerinde olsun, önemli olan o. Şükür.

  4. Merhaba Elif,
    cekirdek aile zaten endustri devrimi ve akabinde koyden kente goc ile ortaya cikmis bir aile bicimi. Buyukanne ve babalarin hatta teyzeler, halalar, kuzenlerin varligi anne babaya yardimci olmak, cocuga guven vermek acisindan onemli olmakla birlikte en onemlisi de anne ve babasindan baska birilerinden de sevgi gormesi acisindan cok onemli cocuk icin. Ben yurtdisinda yasiyorum haliyle annem yanimda degil surekli ama sIk gelip uzun sureler kalabiliyor. Hele o dogumdan sonraki ilk 3 ayki emekleri paha bicilemez. O bana bakti ben kizima. Bazen baska anneleri dusunuyorum en zoru ozel gereksinimi olan cocuklu annelerin isi ve bir sonraki tek basina buyutmeye calisanlar. Benim kayinvalidem yakinimda ve cok yardimci, sansliyim. Ama hic yardimi olmayan, tek basina olan annelere cok cok kolayliklar diliyorum.

  5. Size bu yorumu 33 yasında üç cocuklu bir baba olarak yazıyorum Eşim ve ben 2009 yılın da evlendik gerek onun ailesinin uzakta oluşu gerekse benim ailevi nedenlerden dolayı (anne – baba ayrı ve bu ıkı dusman gibi olan insanı birleştirip birşey yapmak cok zor tahmin edersiniz) cocuklarımızı ikimiz tek basımıza yetiştiriyoruz. Annenin modern hayattaki rolü zaten malum oldugu üzere bendeki hizmet sektöründe calıştıgımdan ötürü iş yerimle konuşup kendi vardiyemi eşimin mesaisine göre ayarladım ve bu yaklasık 5 senedir boyle. Hatta 3.cocugumuzun doğumundan sonra ki doğum izni biter bitmez kendi istegiyle 6 aylığına Ücretsiz izne ayrıldı eşim. Ez cümle şunu belirtmek isterim bu hayatta elbette tek taştan duvar olmaz ama radikal kararları güçlü insanlar alır. Yani gece 11 de işten gelip ütü yapmışlıgımda var, 3+1 bi dairenin tek başına tüm camlarını silmişliğimde. Amacım kendimi övmek değil ama baba olmak bunu gerektirdiği için yaptım ve yine yaparım.

  6. Birkaç gün önce bu konudan muzdarip olduğumu yazmıştım: ‘Eşim, ‘Las Vegas’ta bir konferans var, annenleri ayarla. Sen de benimle gel’ dedi. 40 yılda 1… Anneme sordum, kayınvalidelere sorduk. Herkes emekli; ama herkes çok meşgul. İşleri var. Sonra ‘2 çocuk sorumluluğunu alamayız’ gibi nedenleri var sanki biz uzaydan, büyümüş bir şekilde geldik. ‘Orası İsviçre! Başına bir şey gelirse? Dil bilmeyiz. Buraya (Türkiye) bırakın, gidin.’ dediler.

    Türkiye’ye bırakabilecek olsam, Las Vegas’a da götürürdüm zaten. Okulları var diye götüremiyoruz. Ayrıca İsviçre’de başlarına bir şey gelme olasılığı, Türkiye’dekinden çok daha düşük. Bizi sokakta nasıl büyüttüler? Yaz tatillerinde anneannede/babaannede nasıl bıraktılar, bilmiyorum. Torun, çocuktan kıymetli mi? Onu da bilmiyorum. Henüz torun sahibi değilim 🙂

    Neyse, olmadı. Ben ‘şartlar elvermediği için’ kocamla gidemedim sonuçta.’ diye yakınmıştım… Evet aileden uzakta yaşamanın en ağır faturası bu gerçekten…

  7. Yazınızı çok sevdim çocukluğumu hatirladim bana da ara ara anneler destek oluyor iki çocuk tek başına iki buçuk yaş arayla 😅 eşimle yanardık herhalde ha tek başına buyumezler miydi tabiki büyürler ama eksik olurdu nostalji olmazdı

  8. Kendını aileme 2.de Doğuma güderken haber verdım ki 1.de olduğu gıbı gelip benli üzemesınler kayınvalıdwmlede beraberız çok iyidir hoştur ama su annelikle verılen yetersızlık plaketini dağa cevırendırde ne desem bilmem Rabbim bize ve evlatlarımıza sağlık versın gerisi olur

  9. Muazzam bir derleme olmuş, gönlünüze sağlık…

  10. Yazının yazılış amacına ve anafikrine katılmakla birlikte teoride büyükannelerin torun bakmak gibi bir sorumluluğu olduğu düşüncesine katılmıyorum. Ancak yenidoğan çocuğun bakımında yaşanan aile içi iletişimsizliğin kültürümüzden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Aslında bu da iş akdi gibi karşılıklı mutabık kalınması gereken insanlararası yazısız bir sözleşme. Ancak ebeveynler, büyükanne/büyükbaba ile çocuğun bakımına ne kadar dahil olmak isterler, ne kadar dışında kalmayı tercih ederler açık açık konuşmadıkları için beklentiler uyuşmuyor ve karşılıklı anlaşmazlık ve problemlere sebebiyet veriyor. Çocuk doğmadan önce çocuğun bakımına ne kadar dahil olmalarını isteriz, onlar ne kadar dahil olmak ister, bunun açık açık konuşulması ve süreç içinde de karşılıklı bu mutabakatın yenilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz toplum olarak, talep etmeden, mutabık kalmadan istediğimiz sonucun kucağımıza düşmesini umuyoruz.

    • Ben de yazıya hak verdim, mantıklı buldum. Yine de istemediği halde torun bakan, bakmayınca trip yiyen büyüklere üzülüyorum. Hakkımızmış gibi talep ediyoruz bir de, çok yanlış bence.

      • Her gün, “düzenli bakıcı” mahiyetinde istenirse elbette bunu kabul etmeme hakları var ve çok da insani bir hak. Fakat burada bahsedilen ve yorumlarda pek çok kişinin bahsettiği bence bu değil. Hani arada sırada, bir haftasonu veya fazla mesaiye kaldığınızda servisten büyükanne-babaların karşılaması 2 saatliğine bakıvermeleri veyahut her hafta olmasa da ayda 1 hafta, çocuğun kursuna falan götürmeleri. Bunlar büyük şeyler değil. Bunlar son derece basit ama bir annenin hayatını rahatlatacak önemli şeyler. Bunu istese de yapamayan büyükanne-babalar var, bir de imkanı olduğu halde sırf istemediği için yapmayanlar var. Kimseyi kimseye zorla sevdiremeyiz, bu torunları olsa bile. Herkese saygı sonsuz. Ama biz de insanız, böyle imkanı olanlara özeniyoruz, elimizde değil. Annem 1.000 km ötede yaşıyor ve ağır bir hastalık pençesinde, yani komşum da olsaydı bakamazdı zaten. Kayınvalidem sizlere ömür. Ben çocuğuma yalnız bakıyorum ve çok çok çok yoruluyorum.

  11. Bir de ebeveylik anlayislarinin çatışmasi durumu var. Bu nedenle ben ne annemin ne kayinvalidemin ne de dedelerin çocuk bakımı konusunda destegini istedım çünkü sürekli bir gerginlik ve çatışma durumunda olmak her iki tarafi bebek bakmaktan daha fazla yorardi. Çevremde de pek çok kişinin bu yetiştirme anlayışı çatışması dolayısıyla bu yardimi kabul etmekte çekinceli davrandığını gozlemliyorum. Fakat bebegin yetişmesi ile ilgili kararlar tümüyle anne ve babasina bırakılıp yine buna gerçekten saygı duyulursa bu durumda ancak birlikte büyütme mümkün olabilir. Çünkü yaşadığımız dönem Avcı toplayici kabile döneminin kosullarindan ne yazık ki çok çok uzak. Kabile döneminde degerler ve değerlerin aktariminda nesiller arasinda ciddi bir çatışma olduğunu zannetmiyorum ancak günümüze öyle değil. Örneğin annem oğlunun erkek gibi yetişmesi için çaba gösterdi ve onu hep eerkeğim diye sever tabağına fazladan yemek koyardi erkeğim o benim yesin derdi. Benim de şimdi iki oğlum var ve onların erkek gibi errrkek olmaması için çaba gosteriyorum. Ve bu bile annemle aramda ciddi bir çatışma kaynağı olabilirdi. Bence çocuk bakımı geniş anlamda ailenin değil devletin sorumlulugu olmalı. Kollektif çocuk bahçeleri aynı yaşta çocukları olan anne babaların buluştuğu ortak alanlar giysi ve kitaplarin donusumlu paylasildigi ve yeme içmenin yine kollektif cozuldugu Mahallesi sofralari kuruLabilir. Bu hayal de olsa hem güçlü bir Toplumsallaşma sağlardi hem de değerlerin dönüşümü daha sağlam bit zeminde mümkün olurdu.

  12. Canım Biz, canım Ben 🙂

  13. hangi kitapta okudumu hatırlamıyorum ama eski medeniyetlerin birinde bir çocucugun hayatta kalma ihtimali babasının hayatta olma ihtimalinden daha çok büyükannelerinin hayatta olma ihtimaline bağlıymış. okuyunca garip gelmişti ama düşününce çok doğru.

    Bende sizin gibi şanslı olanlardanıp uzak mesafalere rağmen ( hatta bir süresi yurt dışı ) hem annem hem kayınvalidem 2 yıl boyunca kızıma sıra ile baktılar kendi evlerini kapatip geldiler saolsun sadece kızıma da değil bize de baktılar 🙂 yemeğimizi alışverişimizi hepsini yaptılar saolsun. Haklarını ödeyemeyiz ve bunu severek isteyerek yaptılar.

    • Yalnızca kızıma değil, bize de baktılar yazmışsınız… Gülümseyerek okudum. Hem torunlarına, hem kendi çocuklarına bakan, hem de çocuklarına çocuk bakmayı öğreten kadınlar iyi ki varlar…
      8 aylık oğlumla anne-kayınvalide desteği sayesinde yalnız kalmadan, ruh sağlığımı koruyarak vakit geçirdim şimdiye kadar. Toplamda en fazla 1 ay yalnız kaldım bebekle (akrabalardan uzak büyük şehirde). Evet bakım vermek anne ve babanın birincil sorumluluğunda ama tek başına gecelerce uykusuz kalıp, bebeğin enerjisine yetişmek ÇOK ÇOK ÇOK zor. Tek başına bebek bakıp büyüten kadınlara kocaman sarılıyorum.

  14. Ne güzel yazmışsınız öyle <3

  15. çocuğuma anneanne babaanne dönüşümlü baktı. ikisinin de haklarını yiyemem, gül gibi baktılar. ama ben çekirdek aile olmayı seviyorum…

  16. “…cocugun guvende olmasinin insan soyunun devamina yonelik bir gereksinim oldugunu fark ederlerse ikna olurlar mi dersiniz?” olmazlar muhtemelen. toplu tasimada ya da sosyal ortamlarda diyelim, cocuklu olmanin zorlugunu algilayamayan bir insana ne sebep soylerseniz soyleyin bunu anlamaz bence. ama benim soylemek istedigim, ve bunun icin de muhtemelen elestirilecegim bir sey var ki, insan soyunun devam etmesi icin uremeye gerek yok. insan soyunu epey bir sure devam ettirecek kadar insan mevcut oldugu gibi, bakima muhtac ve ailesi olmayan milyonlarca cocuk var. ayrica, insan nufusu ve bu nufusun talepleri inanilmaz bir bencillikle artarken dogaya ve hayvanlara verdigimiz zarar da inanilmaz boyutlarda. kendimizi doyurmak icin her gun dunyayi mahvediyoruz. sadece kendi genlerimizin nasil bir yasam doguracagini gormek icin biyolojik cocuk yapmak ciddi bir bencillikken, bunu bir de ‘insan soyunu devam ettirmek icin yapiyorum’ gibi ulvi bir sebep altinda degerlendirmek analigin ve cocuk sahibi olmanin bir kez daha kutsallastirilmasi gibi geliyor ki buna kesinlikle katilmiyorum. cocuk buyutmek icin bir koy gerekli; epey buyuk bir koy, kesinlikle, ancak insan soyunu devam ettirmek icin su noktada kimsenin daha fazla cocuk yapmasina ihtiyac yok.

    • Sanırım tam anlatamadım; burada insan soyunun devam etmesine ulvi bir anlam yüklemeye çalışmıyordum. Bunlar, kitapta geçen sözlerin çevirisi; yazan da bir biliminsanı olduğu için o terminolojiyle değerlendirmiş.