3 Yorum

Çocuklar veresiye defteri tutmaz

Her Öğretmenler Günü’nde, her özel günde olduğu gibi, öğretmenlere dönük mesajlarla dolup taşıyor sosyal medya… Ancak diğer özel günlerden farklı olarak, bu özel günde çokça negatif mesajlara da rastlıyoruz. Anneler ya da Babalar Günü’nde çoğunlukla -belki de fazla iyimser bir şekilde- övgü ya da sevgi dolu mesajlarla doluyor ortalık. Ancak Öğretmenler Günü’nde, ciddi anlamda negatif içerikler de çıkıyor benim karşıma…

“Çocuklar veresiye defteri tutmazlar. Ancak bir yetişkin, öğretmeninin çocukluğunda açtığı -ya da sardığı- yarayı asla unutmaz” demişti Seçil Cüntay, Ashoka’nın Eylül sonunda düzenlediği “Öğrenme için Duygulara Yer Açmak” gecesinde… İşte Öğretmenler Günü’nde sosyal medyaya baktığınız zaman o yaraları net bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uzman Psikolog Seçil Cüntay’ın o geceki sekiz dakikalık konuşması (tüm konuşmalar sekiz dakika uzunluğundaydı), o geceye dair bende en çok iz bırakan konuşmalardan biri olmuştu. “Duyguları sınıfa davet etmeli”, “İlişki olmadan öğrenme olmaz”, “Siz onlarla ilgilenene kadar öğrencileriniz sizin ne kadar bildiğinizle ilgilenmezler”, “Çocuklar her şart altında ve sadece şefkatle öğrenirler” de Seçil’in konuşmasından not ettiğim diğer cümleler…

Ağırlıklı olarak eğitimcilere dönük düzenlenen o gecenin ardından, bu “sosyal duygusal öğrenme becerileri” konusunu bu akşam (9 Ekim Salı saat 21:30) ebeveynlerin ilgisini çekecek bir açıdan masaya yatıracak ve Instagram hesabımdan gerçekleştireceğimiz canlı yayında “Ebeveyn-çocuk ilişkisinde sosyal-duygusal öğrenmenin önemi”ni konuşacağız. Şu video, konuşacaklarımıza dair fikir verebilir:

Son zamanlarda sosyal duygusal öğrenmenin önemini vurgulayan çalışmalar, öğrenmenin sadece akademik bilgilere dayanmaması gerektiğini, duygusal gelişimin, bireysel farklılıkların öğrenmedeki katkısına olan etkisinin görünmezden gelmemesi gerektiğini anlatıyor. “Duygu okuryazarlığı” çocukluktan itibaren öğrenilmesi gereken bir beceri, önce kendi duygularımızı tanımak ve adını koyabilmek, sonra da karşımızdaki insanın duygularının farkında olmak ve empati kurabilmek için…

Ebeveynler, okul çağına kadar çocuklarının sosyal duygusal gelişimlerine öncelik verirken, okulla birlikte bu öncelik akademik beklentilere kayabiliyor.

Bazı insanlar “temel bilgi” denilen denen bir bilgi kümesi olduğunu iddia eder. Bunu, sınırları belli bir kare olarak kabul edebiliriz. Çocukların okullarda matematik, coğrafya, fen bilimleri gibi konulardan oluşan bu temek bilgileri öğrenmesi gerektiğini öne sürerler. Ancak dünyada öğrenilmesi gereken bütün bilgileri böylece dar bi kareyle sınırlayabiliyorsak demek ki hiçbirimiz fazla bir bilgi bilmiyoruz. O zaman sadece çocukları değil, yetişkinleri de bu temel bilgiler üzerinden yapılacak bir sınava sokalım ve sınavı geçemeyenleri ilkokula geri gönderelim. Bilgiyi böylesine sınırlandırmak çok kötü sonulara yol açmaktadır: örneğin artık çocuklarımıza zamanlarını bu sınırları belli bilgileri öğrenmek için harcamaları gerektiğini söylüyoruz. Eğer zamanlarını başka işler yaparak değerlendiriyorlarsa bize zamanlarını boşa harcıyorlar gibi geliyor. Öğrencilerin hesini kısıtlı ve dar bir temel bilgiler kümesini öğrenmeye zorluyoruz.

diyor, demokratik okulların dünyadaki temsilcisi olan Yacoov Hecht.

 

View this post on Instagram

 

Yıllar yıllar önce, henüz 4+4+4 tartışmaları yeni başlamışken, ben kafası kesik tavuk gibi “Oğlumu 5,5 yaşında ilkokula başlatmak istemiyorum!!!” diye ortalıkta dolaşırken, “devlet okulu mu, özel okul mu?” sorusunun eğitime dair en önemli soru olduğunu zannederken, @cubumor bir kitap tutuşturdu elime ve dedi ki, “Elif, bunu oku.” O kitap, I. Uluslararası Alternatif Eğitim Sempozyumu’nun bildiri kitapçığıydı ve bana bambaşka bir eğitimin mümkün olduğunu, o güne kadar yanlış soruları sorduğumu gösteren bir dünyanın kapılarını açmıştı. . O kitaptaki konuşmalardan biri, demokratik okulların dünyadaki temsilcisi olan Yacoov Hecht’e aitti. Ve ne ilginçtir ki, Instagram’da karşıma çıkan tek #yacoovhecht paylaşımı, 5 sene önce o kitaptan Yacoov’un beni etkileyen cümleleri… . Yacoov Hecht dün @ashokaturkiye‘nin düzenlediği #öğrenmeiçinduygularayeraçmak etkinliği için Türkiye’ye geldi ve ben bu akşam @baskabirokulmumkun derneğinin düzenlediği yemekte aynı masada sohbet etme fırsatı buldum. . Bu fotoğraftaki Yacoov Hecht, o Yacoov Hecht. Bu Burçak, henüz ben iki senelik anneyken her hafta çocuklarımızın aynı oyun grubunda buluşup oynadığı Burçak. Ve hayat gerçekten çok ilginç tesadüflerle dolu ❤

A post shared by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Duyguların öğrenmeye etkisi, duyguların iş dünyasına olan etkisi (bu sene Dijital Topuklar’da konuşacağız) giderek daha fazla konuşulmaya başlıyor ve bu çok umut verici…

Bizlere gelince… Bizim neslimizde, geçmişinde -özellikle öğrenme ortamlarında- duyguları zedelenmiş çok insan var. Sıra dayakları ve tek ayak üstünde durmaların normal olduğu, “eti senin, kemiği benim” anlayışıyla çocukların öğretmene teslim edildiği bir dönemde büyüdük… Kendi geçmişimde “travmatik” bir hatıra yok belki ama öğretmenimin hepimizi sıraya dizip ellerimize cetvelle vurduğunu çok iyi hatırlıyorum. Veresiye defterim olmadığından yazmadım belki ama geriye dönüp bakınca, sıranın bana gelmesi sırasındaki bekleyişin verdiği sıkışıklık hâlâ kalbimde duruyor…

3 yorum

  1. Sevgili öğretmenimin 3.sınıfta haritada sorduğu yeri gösterememem üzerine bana “su katılmamış koyun” dediği ve teneffüs boyunca arkadaşlarımdan yükselen “mee meee” seslerini hala unutmadım. Mecburen okul değiştirdiğimde yeni öğretmenimin sevgi dolu ve saygılı yaklaşımını görünce eve koşup anneme bu öğretmen çocukları seviyor diye anlatmıştım. Yanlış yapmaktan hala ölesiye korkarım 😒

  2. Yetişkinlerin duygularını kontrolde zorlandıklarını düşünüyorum. Çocuklar bu konuda daha iyiler. Not: Umarım yazın kuralı yapmamışımdır. 🙂 selamlar…

  3. Bende çok sevdiğim öğretmenin dersinden hiç çalışmadan çok iyi notlar aldığımı ve beni umursamayan öğretmenlerimin dersinden de çok çalıştığım halde başarılı olamadığımı hatırlıyorum. Aslında şu şekilde özdeşleştiriyorum durumu egolu insan-egosuz insan bunu öğretmenle yer değiştirirse egolu öğretmen-egosuz öğretmen diyebilirim. Üzülerek söylüyorum ki bende travmatik hatıra çok ne yazık ki…