1 Yorum

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü, 25-26. haftalar

Yazar Hakkında

KEDİLİ ANNE – 33 yaşında beyaz yakalı bir çalışan. İstanbul’da eşi ve kedisiyle birlikte yaşıyor ve 6 yıllık mücadele sonucu elde ettiği bebeğine kavuşmayı bekliyor. Seyahat etmek, kitap okumak ve yemek yapmak başlıca motivasyon kaynakları. Gebelik sürecini Laboratuvar Bebesi hesabında paylaşıyor

Merhaba,

Bu yazıyı iki ayrı hafta olarak iletiyorum. Yazılanların yaşandığı ara çok çok kısa. İnsanın bir günden bir güne hayatında nelerin değişebileceğini en iyi böyle anlatabilirim sanırım sizlere.

25. hafta

Ben hamile olmayı çok sevdim. Süreci rahat geçirdiğim için mi mutluyum, mutlu olduğum için mi rahat bir gebelik geçiriyorum bilmiyorum ama sonuç güzel ya, ben ona bakıyorum. Şimdiden doğumdan sonra hamileliği özleyeceğimi düşünüyor ve keşke hemen bitmese diyorum. Elbette oğlumuzun kucağımızda olacağı zamanı da iple çekiyorum ama bu 9 ayın tadını doyasıya çıkartmak istiyorum. Muhtemelen bu benim ilk ve son hamileliğim olacağı için daha da sıkı tutunmaya çalışıyorum anılarıma. Bol bol fotoğraf çekmeye çalışıyorum mesela… Öyle fotoğrafik değeri olan çalışmalar değil ama bana hatıra kalırlar hiç değilse. İleride oğluma annesinin karnında olduğu zamanları gösteririm, onun karnımda olduğu günleri özledikçe açar bakarım diyorum.

Gebeliğimi mutlu geçirmenin bebeğime de iyi geldiğine inanıyorum. Dr. Thompson Verny ve John Kelly’nin Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı kitabı da bu fikrimi destekliyor. Anne karnındaki bebeğin annenin ruh halinden ve duygularından etkilendiğini ve kişilik gelişiminin anne karnında başladığını, hiç hatırlamasak bile rahimde geçirdiğimiz sürecin ve doğumda-doğum sonrası ilk zamanlardaki deneyimlerimizin önemini anlatan ve bazı araştırma ve bulgularla insanı çok şaşırtan bu kitabı bütün anne adaylarına içtenlikle tavsiye ederim. Kitap bitmek üzere. Bir sonraki kitabım da Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi olacak. Bu kitap da normal doğum yapan pek çok anne tarafından önerildi. Okuduktan sonra fikirlerimi sizlerle paylaşırım.

Her ne kadar bunca sene ben normal doğum yapmak istiyorum diye ortalıkta büyük sözlerle dolandımsa da zaman yaklaştıkça biraz korku başlamadı dersem yalan olur. Normal doğum fikrimin sonuna kadar arkasındayım ve tıbbi olarak mümkün olduğu sürece de asla vazgeçmeyeceğim. Ama süreci biraz daha anlasam, hangi aşamada ne yaşayacağımı bilsem belki biraz daha kolay geçirebilirim diye umuyorum. Bir doula ile çalışma fikrine henüz adapte olmuş değilim ama çok uzak da değilim. Sadece doğum odasında ne kadar fazla yabancıya tahammül edebileceğimden emin değilim. Eşim, annem ve en fazla bir arkadaşım dışında herkesin dışarıda kalmasını mümkünse odaya dahi girilmemesini tercih ediyorum ama bunun mümkün olamayacağını da biliyorum. Başka insanların da doğum odalarında bulundum ve mahşer yeri gibi sürekli birilerinin içeri girip çıktığını, herkesin başka fikirler beyan ettiğini gördüm. Ben istiyorum ki kendimle ve sevdiğim 1-2 kişi ile sakince bu süreci atlatayım. Belki bu aşamada bir doula benim sağlayamayacağım bu huzuru sağlamada etkili olabilir, beni doğumun farklı aşamalarına hazırlayabilir diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz haftalarda sırt ağrılarım başlamıştı. Tek bir noktada toplanan ve gerçekten canımı yakan ağrım oldu birkaç gün. Pilates hocam sırtımı güçlendirecek bazı hareketler yaptırdı ama bence asıl iyi gelen yine pilates hocamın tavsiyesi ile sırt çantası kullanmaya başlamam oldu. Sizlerin de benzer bir sorunu varsa ağırlığın dengeli dağıldığı bir çözüm etkili olabilir diye umuyorum. Bir de hafif bir reflü başlangıcı var. Henüz ilaçlık değilim ama ihtiyaç olursa doktorumun tavsiye ettiği ve tamamen zararsız bir ilaç hazırda bekliyor. Kabızlık nedeniyle demir ilacına 1-2 hafta ara verebiliriz dedi doktorum. Ben de çareyi 2-3 günde 1 kullanarak buldum sanırım. Eskiye göre daha iyiyim.

Kilo konusuna ise çarem yok maalesef. Az yiyorum, çok hareket ediyorum ama yine de çok kilo alıyorum. 24. haftanın bitişi ile 8 kilo almış bulunuyorum. Doktor bu gidişle 25 kilo ile bitirirsin diyerek moralimi bozuyor ama gerçekten ne yapabilirim bilmiyorum. Hamilelikte metabolizma yavaşlıyor. Yaşlanma sürecinde 10-15 senede yavaş yavaş gelişen metabolizma yavaşlamasını hamileler 9 aylık bir süreçte yaşıyorlar. Sanırım benim metabolizma ekstra yavaşladı, su içsem yarıyor! İleride aldığım gibi vereceğime olan inancım ile şimdilik fazla takılmamaya çalışıyorum.

Haftada 3 gün yürüyüş ve 2 gün pilatese bir de hastanede Cumartesi günleri yapılan hamile yogasını ekledim. Yogaya her hafta gitmem mümkün değil tabi ama doğuma kadar mümkün olduğunca katılmaya çalışacağım.

Geçen hafta sonu eşim Kaş yarı maratonuna katıldı. Ben de onunla birlikte gidince karı-koca son baş başa tatilimizi yaptık. Hava öyle güzeldi ki bize sakin-huzurlu tatillere güzel bir veda etme fırsatı verdi. Uyanınca mis gibi bir hava ve yattığın yerden denizi görmek, odaya temiz hava dolması ruhumuzu dinlendirdi. İkimiz de Kaş’ı ilk kez gördük ve ileride de mutlaka gelmeye karar verdik.

26. Hafta

25+1. Günümüzdü geçen Cuma. Sabah uyandığımda kasığımda bir ağrı vardı. Önceki gün pilateste ters bir hareket mi yaptım acaba diye düşündüm. Gün içinde karnımın üst tarafında daha önceden pek bilmediğim hareketlenmeler olmaya başladı. Yukarısı sıkışıp top gibi oluyor ve geriliyordu. Canımı yakmıyor ya da ağrılı olmuyordu ama farklıydı ve rahatsız ediciydi. “Kasılma bu” demek istiyordu bilinçaltım ama dışarıya “ben kasılma nedir bilmiyorum hiç doğurmadım ki” diye çıkıyordu sesim. Sonradan sonradan sesim endişeli bir tona geçti ve bunların kasılma olduğunu kabul ettim. Önce eve gidip dinleneyim geçer diye düşündüm ama saat 15.30 civarında doktora gitmek istediğime karar verdim.

Eşimle birlikte hızla hastaneye gittik. Doktorumu tam da çıkarken yakaladık ve durumu anlattık. Böylece 26. haftada NST ile tanıştık. Durum çok iç açıcı değildi. 2 dakikada bir gelen düzenli kasılmalar vardı ve ağrı şiddeti 50’ye kadar çıkıyordu. Cehaletin gözünü seveyim ki hala hiçbir şeyin farkında değildim. Doktorun odasına geçtiğimizde bana bunun erken doğum belirtisi olduğunu söyledi ve acilen muayeneye aldı. Bebek iyiydi, 900 gram olmuştu ve aslında doğum kanalına girdiği filan da yoktu. Rahim ağzında incelme de yoktu. Vajinal muayene istedi. Enfeksiyon içim kültürler, kan ve idrar tahlilleri arasında bir de açıklık muayenesi yapıldı (iğrenç bir tecrübe hiç detayına gitmeyelim) hayır açılma da yoktu. Ama yine de bunun adı erken doğumdu ve durdurulması gerekiyordu.

Hastaneye yatışım yapıldı. Önlem amaçlı olarak bebeğin ciğer gelişim iğneleri vuruldu. Tam 20 saat boyunca sadece tuvalete kalkarak ve sürekli serum alarak yattım. Kasılmalar bazen düzenli bazen düzensiz olarak devam etti. Ama sonunda Cumartesi akşamı doktorumuz bizi bin bir uyarı ile evimize gönderdi. Bunun çok ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu ama ne olursa olsun tedaviye hızla yanıt verdiğimi bu yüzden de karalar bağlamamamı söyledi.

Şimdi düşünüyorum da 7 aydır aynı doktora gidiyorum ve ilk kez Cuma günü yüzünde bir endişe gördüğümü fark ediyorum. Yine de iyi olmaya ve hep pozitif düşünmeye çalıştım. Aksi insanı karanlığa boğar ve asla çıkamazsınız. Ben oğlumun iyi olacağına ve anne karnında kalmaya devam edeceğine inandım. Elimden geldiğince sakin durdum. Elbette 1-2 defa gözümden yaş aktı, korktuğum anlar oldu ama mümkün olduğunca o psikolojide kalmamaya ve olumlu düşünmeye çalıştım.

Şimdi 1 haftalık ev istirahatindeyim. Annem geldi bana bakıyor ben de prensesliğin tadını çıkartıyorum! Kasılmalarım günde 1-2’ye kadar düştü. O da zaten normalmiş. Önemli olan düzenli aralıklarla kasılma olmaması dedi doktorumuz. Bundan sonrası için herkes hareketsiz bir hayat sürmemden yana olsa da ben doktorumla Perşembe günü kontrolde konuşacağım. Belki yürüyüşün sürelerini azaltmak veya pilatesi 1 güne düşürmek gibi bazı düzenlemelerle devam edebiliriz. 9 ay yatan gebelere sabır diliyorum. Gerçekten çok zormuş…

Hala tek bedenden size sevgilerimizi iletiyoruz…

Gebelik Günlükleri

Kedili Anne’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

Bir yorum

  1. ah canım kedili anne, iyisin dimi şimdi? O kasılmalar öyle belli ediyor ki kendini. Belli bir haftadan sonra artıyor tabi kasılmalar, dikkat et kendine çok. Suyunu ihmal etme, ben suyu unuttuğum an kasılmaya başlardım. Bir de doktoruna endol fitil sor istersen, benim doktorum palyatif olarak vermişti serklaj sonrasında.