39 Yorum

Bir devrin başı…

Geçtiğimiz ay nasıl geçti bilmiyorum…

Kasım ayından bahsediyorum.

1 Kasım’da Dijital Topuklar vardı, onu hatırlıyorum. Bir ara kitap fuarına gittik çocuklarla… Hemen ardından kızkardeşim geldi iki bebesiyle… Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde evde yalnızdım.

Şaka şaka… Tabii ki hatırlıyorum. Çok güzel, çok kalabalık, çok gürültülü bir iki buçuk hafta geçirdik birlikte… Evin içinde yaşları 16 ay ile 12 arasında değişen beş çocuk. Her gün en az beş yetişkin. Bazen evde kimin kaldığını unutuyordum, bir bakıyorum banyodan kuzenim çıkıyor, “Aaa sen de mi buradaydın?” falan.

Düğünevi gibiydi. Çok güzeldi, kalabalık çok yorucuydu ama birlikte olma hissi muhteşem… Ayrılmak da bir o kadar zor. Herkesin kendi hayatında mutlu olması en büyük tesellimiz.

Gelelim kendi hayatımıza… “Kendime geldiğimde evde yalnızdım” dedim ya, lafın gelişi değil o… Gerçekten yalnızım. Kızkardeşim Portekize’e, annemler Bodrum’a döndüler ve bizim beş kişilik gürültülü evimiz bir anda sessiz kaldı. Onun da ötesinde, üç senedir bizimle olan yardımcımızla yolları ayırdık. Hem zamanı gelmişti, hem onun tarafında bazı sağlık sorunları öyle gerektirdi falan derken yolun bundan sonrasında tek başımıza devam edeceğiz.

Benim zaten yardımcılı hayata tahammülüm ortalama 3 sene… Çocuklar 3 yaşına yaklaşınca ben bi kıpırdanmaya başlıyorum, “Haydi herkes okuluna, evde kimse kalmasın” oluyorum. Bu ‘kimse’ye, eve yardım etmek için gelen insanlar da dahil. İşini çoğunlukla evden yapmaya çalışan bir insan olarak, evde benden başkası olmasına tahammül edemiyorum. Ha, bebeğin çok küçük olduğu, gerçekten de evde fazladan bir insana ihtiyaç duyduğumuz anlarda bu yardımı alabildiğim için minnettarım, ancak yardım almak için hayatınıza aldığınız insanlar bir süre sonra yüke dönüşüyorsa orada bir durup bakmak lazım duruma…

Derya’nın henüz okula başlayacağı yok. Çok güzel bir oyun grubu düzeni tutturmuştuk burada parkta tanıştığımız annelerle; toplandığımız apartman bizi şikayet etti (çok haksız değiller), mahallede çocuklarla gidilebilecek yer yok, oyun grubu da patladı mı sana? Derya’yla kaldık baş başa…

Sonuç olarak, bugün yeni, yardımcısız, oyun grubusuz hayatımızın ilk günü… Bu ne demek? Evin temizliğini kendimiz yapabilecek miyiz, yoksa haftada bir-iki yardım alacak mıyız diye düşünmek demek… Toplantılara bazen Derya’yla gitmek, bazı görüşmeleri Derya’nın uykusu sırasında evde yapmak demek… Ev işini, iş işini, her şeyi planlamak, programlamak, önceden düşünmek demek…

Tüm bu keşmekeşte kendine küçük kaçış anları yaratmak, iki satır yazı yazabilmek için ufaklığı babasıyla birlikte sabahları abilerinin okul yolculuğuna eşlik ettirmek, o eve dönene kadar zamana karşı yarıştığın için soğuyan ıhlamurunu tazelemeden içmek de demek…

Gönlümden her şeyin altından bu ailedeki işgücünün desteğiyle kalkmak geçiyor. Ne kadar zor olabilir? Gerçekten çok mu zor olacak? Beş kişilik bir evde, çocukları da dahil ederek işin gücün altından gerçekten kalkamaz mıyız? Bu kadar mı çaresiz durumdayız? Bu kadar mı kendi kendimize yetmekten aciziz?

Evi derleyip toparladık, çalışma masamı daha rahat çalışabilmem için yatak odamıza taşıdık. Yemek işinde dışarıdan destek almamız gerekebilir, tamam; çamaşır yükünü aşmak için sonunda bir kurutucuya teslim olabiliriz belki evet, ama bi deneyelim önce be kardeşim!

Etraftan çok fazla “yapamazsınız” sesleri yükseliyor. Pardon, daha çok “YapamazsıN” sesleri… Biliyorsunuz bu EVİN KADINI olarak evdeki her işi benim yapmam, en azından yaptırmam gereken bir dünya düzeninde yaşıyoruz. İsyan ediyorum buna. Hayır efendim, her işten ben mesul değilim.

Böyle desem de, yardımcımızın ayrılışının ardından yine “her şey bana kalacak” hissi çöktü üzerime… Evet, evdeki her işe ortak olan bir eşim, ben söylediğimde pırasaları doğrayan bir oğlum, yatağını toplamaktan keyif alan bir başka oğlum var. Ama aynı zamanda etrafı dağıtan küçük bir oğlum, yatağını toplarken çoraplarını yere atan bir başka oğlum, ergenliğin eşiğinde hepimize kafa tutan bir tane daha oğlum ve tüm bunların ötesinde, evin cillop gibi olmasına benim kadar önem vermeyen bir eşim var.

Bir de işin “ben söylediğimde” yapılması boyutu var tabii… “Söyleyince yapıyorum” ya da “Neden söylemedin ki?” demek kolay, ama o işleri aklında tutmak, Pazartesi sabahı geri dönüşüm çöplerinin çıkarılmasını hatırlamak gibi beynimin kıvrımlarına işleyen binlerce minik işçikler bende yorgunluk yaratıyor!

İşin ev boyutu böyleyken, ilgi isteyen ve keyif aldığım bir işim, özlediğim bir blogum, üç haftadır anne itiraflarıyla ilgilenemediğim için sitem eden okurlarım, bitirmeye çalıştığım kitabım da beni bekliyor.

Özetle, bir devrin başındayız. Çok daha planlı ve programlı olmamızın gerekeceği bir devir…

Acaba kahramanımızı bundan sonraki maceralarda neler bekliyordu?

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

39 yorum

  1. Ozlemisim elif hanim yazilarinizi bence halledersiniz bir sekilde isler rayina oturur.
    Sevgilerle

  2. 4 erkekle yasarken evin “cillop” gibi olmasını sağlamaya çalışmak…erken yaşlandırır..

  3. 12 saat dışarıda çalıştığım bir işim, iki işli bir eşim ve 2,5 yaşında bir oğlum var. Eşimin bir işi bankacılık olduğu için haftada minimum ütülenmesi gereken 5 gömlek var. Bu nedenle kendime ütülenmesi gereken kıyafetler almıyorum artık. Loş bir ışıkta hafif bir müzikle elimde şarap oturma hayalim var ama gözümü açıp bir bakıyorum ki o da ne tüm oyuncaklar yayılmış oğlum paçamdan tutmuş “anne benle oyna!” derken ben bulaşık yıkıyorum. evin iş hiç bitmiyor her şey “tamam” olmuyor. Zaman çabuk geçiyor. Şimdi düşünüyorum küçükken evimizin temizliği düzeni nasıldı umurumda değil. Keşke annem evi temizleyeceğine benle oynasaydı. Çok da şey yapmamak lazım! Nihayetinde gemi sağ salim karaya ulaşıyorsa elden gelen yapılmış demektir. Sizi seviyorum. Sizden küçüğüm hiç tanışmadık ama olsun. Görüşemediğim ablam gibisiniz benim için. Sesinizi kısmadığınız bana da yolda ışık olduğunuz için teşekkür ederim.

  4. Yaparsiniz Elif’cim bir excel sheet de gorev dagilimina ve kurutucuya bakar 😉 (kurutucu cocuklu evin en buyuk kolayligi bence)

  5. Acilen kurutma makinesi almanı tavsiye ediyorum Elif.
    Ve yapabilirsiniZ.
    Söyleyeceklerim bu kadar:)

  6. Tabii ki yaparsınız. Yapılabilir. Ama öncelikler çok önemli. Modern hayatın gerçeklerini kabul etmeliyiz. Bir tarlayı ekip biçen ve o tarlanın içindeki evinde yaşayan bir aile değilsek, işbölümünden biraz fazlası gerekli diye düşünüyorum. Zor bir karar benim için çok önemli bir sınava hazırlanmaya karar verdim. Evdeki ufaklık için bir bakıcımız ve haftada bir temizliğe gelen yardımcımız vardı. Bir tane de devlet okuluna giden kızıma yemek getirip götürecek ve eve yemek yapacak bir abla tuttuk. Yani bir anne yerine üç kadın:) ona göre harcamaları kıstık, geçici bir süreç olduğunu söyleyerek vicdanımı susturuyorum. Oysa niye vicdan yaptığım sorusuna yanıt arayan da yine benim… ah kadınlık…

  7. Yaparsın 🙂 Kendine soluk alacak zaman yaratmayı es geçme, çok önemli o.. Gerisi planlama, iş bölümü, zaman yönetimi.
    Yeni başlangıçlar için bol şans diliyorum!

  8. Ah Elif Hanımcım, sizi mentörüm ilan edip maceralarınızı heyecanla takip ediyorum. Güç kuvvet, akılcı ve adil çözümler diliyorum hepimiz için. Okuyunca gözümden yaş gelecek kadar aynı durumda olduğumu söylemek zorunda hissettim kendimi🙃

  9. Elif Hanım, Perşembe akşamı tam da evdeki her şeyi yapmaktan çok yorulduğumu artık bazı şeyleri ben söylemeden yapmasını istediğimi dile getirdim. Çağrı merkezi şikayet bölümünde çalışıyorum. Her sabah oğlumla evden çıkıp oğlumla eve giriyorum. Yoğun bir işim var. Eve gidince bilmem kaç kalem işim var ve artık bunaldım. Kendime ayırdığım bir dıbımcık (oğlumun deyişiyle) zamanım var. Onu da gözüm kapanarak geçiriyorum. Eşimin verdiği cevap ise hangi arkadaşının eşi benim kadar evde iş yapıyor. Ya bu erkeklerin bu anlayışını değiştirmek için ne yapacağız bilmiyorum. Evet diğer arkadaşlarımın eşinden daha çok iş yapıyor evde. Son zamanlarda akşam yemeklerini de yapmaya başladı.(Ama ben söyleyince.) Ben söylemek istemiyorum. Bu konuya bir çözüm bulan olursa lütfen yazı versin. Erkeklere evde sorumluluklarını öğreten bir kitap varsa kendisine hediye edeyim. 🙂
    Saygılarımla..

  10. Kolay gelsin diyesim geldi birden, may the force be with you!!! 🙂

  11. Yapabileceğinize inanıyorum. Dilimize sayenizde pelesenk olan “yardım değil işbölümü” mutlaka sizde de işe yarayacak. Yemekler basitleşecek, kıyafetler ütülenmeyecek belki de. Ama olacak bir şekilde.

  12. Turk ailesinin gercek yasamla imtihani da olabilirmis yazinin adi. Zira, yurtdisinda insan emeginin hak ettigini aldigini ulkelerde – ozetle Avrupa’da diyelim daha dogrusu – bunu aileler onlarca yildir yapiyor; kimsenin geliri birakin ikiyi ucu, bir tane dahi her gun gelen duzenli yardimci almaya musait olmadigi gibi boyle bir konsept de yok.

    Boyle bir yasam mumkun olabildigine, kimse de dagilmadigina gore neden isletilemedigini tespit etmek lazim. Halen ‘yardim degil isbolumu’ felsefesini ogrenememis erkekler ve ogrenilmesine alan birakmayan kadinlar (yapmayin, siz de sizin sorumlulugunuz degilmis gibi davranin, o isler her ne ise yapilmasin, belki uc ay surer ama sonunda ‘ogrenilir’), yasina gore sorumluluk verilmeyen ve yine ‘yardim degil is bolumu’nu, birlikte yasamin gereklerini ogrenmeyen ya da yanlis ogrenen (ve bunlari evliliklerine tasiyan) cocuklar ve yardimci tutma imkani oldugu icin temizlik – yasanilabilirlik citasini kendi kendine yukselten kadinlar bence. Eger temizlik konusunda ozel bir rahatsizliginiz yoksa, is basa dusunce aslinda bir gunde temizlikcinin evi pirupak yapmasinin ne kadar zor ve yorucu oldugunu ve beklentilerin ne kadar fahis oldugunu ogreniyorsunuz, kendiniz yapamadiginiz seyi baskasindan beklemenin de acimasiz oldugunu ve gercekci temizlik standartlarinda yasamaya basliyorsunuz. Bunun adinin salmak oldugunu dusunmuyorum; Turkiye’de ya mahalle baskisi yuzunden insanlar deli gibi temizlik yapiyor ya da aslinda kendileri yapmadiklari icin yapan temizlikcilerden ne kadar abartili bir beklenti icinde olduklarinin farkinda olmuyorlar.

    • Ben de benzer şeyi yazacaktım, gerçekten avrupa’da haftada bir temizlikçi bile lüks kalıyor. Çok çocuklu (ve çoğunun arası 2-3 yaş) hiç yardımcı olmadan (üstelik bizim gibi gurbetçi olup anane babaanne desteği de olmadan) hepsini yapan çok aile biliyorum. Ve bu gayet normal 🙂

    • Bu çok doğru bir tespit! Ev, her zaman o kadar temiz ve bakımlı olmak zorunda mı? Öyle olmasını beklemek ne kadar gerçekçi? Standartları yükseltmek aslında kimsenin işine yaramıyor…

      • ya bu konuya ben de acayip takığım! yine biz yani biz kadınlar yarattık bu saçma durumu! instagramda, bloglarda, orda burda sürekli düzen, dekorasyon, güzel evim, bilmemkimin evi vs. konulu paylaşımlar… insanlar gösteriş yapmak için lüks ve temizlikten parlayan evlerde oturuyorlar artık. tek dertleri evleri tertemiz olsun, mobilyaları hep en son model olsun… bunları paylaşıp paylaşıp kendilerini rahatlatıp, diğerlerini(!) çatlatıyorlar. şöyle rahat rahat oturayım, eşyaya temizliğe takılmayayım diyen nerdeyse yok! önemli olan evin içindeki huzur! biz sağlıklı olalım, mutlu ve huzurlu olalım yeter bence… düşünsenize sağlıklı olmasak ama tertemiz cillop gibi evimiz olsa neye yarar…

        lütfen… birbirimize bu baskıyı kurmayalım… kuranlar da azalarak yok olsunlar…

  13. Bence her şey çok daha güzel olacak. Bal gibi de yaparsınız ve eskisinden çok daha faydasını görürsünüz bu iş bölümlü yılların… Sevgiler…

  14. alininveyazınannesi

    Kolaylıklar diliyorum hepinize blogcugiller😉siz bu işi başarırsınız

  15. Yurt dışında yaşayınca, hatırlarsınız, mecbur ailesiz, bakıcısız ve yardımcısız yaşamaya alıştık. Zor evet ama oluyor, büyüdükçe (küçüğü 4 oldu) kolaylaşıyor oyuncak toplamak tabii okul sorunları başlıyor 🙈

    Kurutucu şart, liste başı yapın 🙂 kızkardeşime de aldırttım…

    Merakla bekliyoruz yeni işlerinizi.

  16. Şu söylediğinde yapmıyor muyum,cümlesine ne kadar sinir oluyorum anlatamam.Dediğiniz gibi o minik işlerin nasıl bir düşünce daginikligi yaptigini ve yorucu olduğunu bilen bilir.Bence çok da yeniden Amerikayı keşfetmeye çalışmayın.😃Sevgiler

  17. Öğretmenim, yarım gün çalışıyorum denebilir. Ben kendi okulumdayken 4yasindaki anaokulunda, 2 yaşındaki bakıcısının evinde. Haftada bir yarım gün de yardımcı hanım geliyor. O gelmese hepten hapı yuttuk. Çünkü yarım gün çalışmama eşimle gayet iyi iş bölümü yapmamıza rağmen kendime ayirabildigim tek zaman ev hafif sakinler gibi olunca açıp kitabımı okumak. Ki okumak zaten bir temel ihtiyaç. Ama ne kadar yardım alırsam alayım hani benim yönetmem bekleniyor ya herşeyi işte orda patlak veriyorum hep. Kafam götürmüyor artık. Öyle iyi anlıyorum ki. Biz kadınlar ana olmak, çalışan olmak her seyden önce bir birey olmak konusunda çok karıştık kaldık.

  18. İşlerin birazı olur, birazı olmaz, evin doğası böyle. Eve yabancı birinin girmesini gerektirecek kadar iş olmazsa, eşyalar, işler azalırsa, herkese kalan zaman çoğalıyor. Çocuklarla mümkün değil gibi ama vallahi güzel örnekleri var internette 🙂

    Kurutma makinesi de katlayıp kaldırsa harika olacak ama o tele asıp toplama işini ve o telin kendisini ortadan kaldırması bile başlı başına mutluluk kaynağı!

  19. Aklima Sezen sarkisi geldii, “Kolaay olmayacaak, elbeet uzulecegiizz, mutlaka bir iz birakacaakk” :)))
    Kolayliklar diliyorum. Ve ekliyorum, su evde en helal para verdigim sey kurutma makinesiymis, oyle diyeyim. ✌🏻

  20. Yapabilirsin Blogcuanne, sen güçlüsün, her işin altından kalkarsın deyip sana gaz vermek istemiyorum çünkü yapmamalısın. Her işi sen omuzlarına yüklenmemelisin. Evde işler aksi gitmeye başlayınca tek sorumlusu sen olmamalısın, ya da sorumluymuş gibi hissetmemelisin. Bırak bazı şeyler de kel kör ilerlesin, ya da hiç ilerlemesin, eksik kalsın. Köle diye mi geldin sen bu dünyaya? Öldükten sonra cennete gidicem nasıl olsa diye inanıyosan çabalamaya devam et, yok inanmıyosan salla gitsin. Pis otur, dağınık yaşa, çocuklarına sarıl, gül koş gez oyna. Sevgiler.

  21. Oooffff bu devrin sorunu sanırım bu her ev de aynı dertler 😶😶😶 artık yardım değil iş bölümü demekten tükenmiş durumdayım ; tükenmişlik sendromuna girdim diyerek evden pabuçsuz kaçmak istiyorum…..

  22. Kendi adıma yazmak gerekirse olmuyor, yapamıyorum yardımcı tutmamak içinde direniyorum. Yardımcı demek hem ekonomik zorlayabilir beni hem de bir başka yük. Ama böyle ne kadar devam edebilirim bilmiyorum. Şuanda bir de hastalık eklenince evde sadece yemek yapabiliyorum. Evdekilerin hayatını devam ettirebilmeleri için. Yardımcısız hayat kendi yapmam gerekenleri askıya alıyor maalesef. Üretmek istediklerim rafta kalıyor. Tek başıma sadece hayatta kalma mücadelesi gibi. Yaşıyorum işte ama bir boşluk var yapamadıklarım var yapmaya fırsat bulamadıklarım var.

  23. iş seyahatlerini saymıyorum, günde 12 saatimi dışarda geçirmek zorunda olduğum bir işte çalışırken bir anda bakıcımızın ayrılmak zorunda olduğunu öğrendiğimde aynı şeyi düşünmüştüm. Tam da Arca’nın ilkokula başlayacağı zamandı. Ama iş bölümü yaparak, organize olarak her şeyden önemlisi kalender olarak altından kalktık. Siz de halledersiniz, hiç dert etme. şimdiden kolay gelsin.

  24. Elif hanimcim sizi çok seviyorum . Özür dilerim ama bu konuyu abarttiginizi düşünüyorum. Yani ülkemizde evinde yardımcı alabilecek hatta bırakın günlük yardimi aylık alabilecek insanlar bile belli bir kesim, en azından benim çevremde öyle. Toplumun büyük kesimi 1-2-3 çocukla herşeyi idare edebiliyor siz neden yapamayacaginizi düşünüyorsunuz ben hiç anlayamadım. Benim 2,5 ve 4 yaşlarında iki bebeğim var. Hem evden çalışmayı hem dışarda çalışmayı hem ev hanimligini (!) deneyimledim.hicbiri diğerinden kolay değil ama çok da abartılacak şeyler değil. Açıkçası ben ay sonu çocuğun bezini sütünü nasıl yetistirecegimi düşünürken sizin tüm derdiniz bu olsun umuyorum. Sevgiler

    • Aradığım yorum buydu. Hayatım boyunca yardımcısı/temizlik için destekçisi olan kimsenin evinde bulunmadım. Herkes her işini kendi görüyor zaten. Büyükbaba/annelerin bile el uzatmadigi aileler yuvarlanıp gidiyor. Tabii herkese zor gelen başkadır ama bu konuda yazılanlari şahsen abartılı buldum.

    • Burada sorun su aslinda, sanirim anlasilmayan ya da yanlis anlasilan da bu; Elif hanim, ‘vay yardimci gitti ne yapacagim’ demiyor, ‘yardimci aslinda koca kisisinin ve cocuklarin yapmasi gereken gorevleri yapiyordu, bunlarin tamamini normal bir insanin yapmasi beklenemez ve beklenmemeli (!), simdi ne yapacagim, yetismek icin kendimi paralamali miyim yoksa koca kisisi ve cocuklar elini tasin altina koyacak mi, koyacaksa bu nasil olacak?’ diyor ve bunun cevabini ariyor.

      bir de su var ki, cokca okuyoruz bu tarz yorumlar, ben tek basima bu dediklerinin hepsini yapiyorum, sen niye soyleniyorsun? aslinda yapmamaniz lazim, olay o zaten, bu beklenti sacmalik. ben yapiyorum sen de yap degil, bunu bir ailenin birlikte yapmasi lazim, bunu tartismak gerek. ancak boyle degisim saglanir. yoksa annelerimiz ve babalarimiz yillardir ben sana sacimi supurge ettim sen de cocuklarina ve esine edeceksin diyerek degisimi bir sekilde engelliyorlar.

      yukarda “Turk ailesinin gercek yasamla imtihani da olabilirmis yazinin adi” derken bunu demek istedim, isbolumunu icsellestiren ve insani temizlik/yasam standartlari benimsemis aileler bunu onyillardir yapiyor zaten, eger bu aile boyle bir aile olsaydi ‘abartiyor’ diyebilirdik, cunku zaten baska nasil yasanir? ama aile ici tum gorevlerin bir kisiye yuklenmesi normal degil, kabul edilmemeli ve abartilmali. bir kadinin tum bunlari tek basina yapiyor olmasi normal oldugunu ve herkesin bunu kabul etmesi gerektigini gostermiyor, sadece cok fazla caba sarfederek hayatini idame etmek zorunda oldugunu gosteriyor.
      ama bunun cozumu bence surekli yardimci almak degil, esimizi ve cocuklarimizi egitmekten/yonlendirmekten/talep etmekten gecer. aksi halde bu kisir dongu devam ediyor. iki kisi isten geldiginde her aksam digerine ne yenecek diye bakiyorsa, 10 yasina gelmis cocuk bulasik makinesini bosaltamiyorsa ya da yikanan kiyafetleri katlayamiyorsa bir durup dusunmek lazim.

      • Söylediklerinizde haklısınız ancak ben başka birseyden bahsediyorum. Annelerimiz yada bizler yani kadınlar ev işlerini yapsın sonra da şikayet etmesin anlamına gelecek herhangi bir cümle kurmadim. Tam açıklamamış olabilirim. Şöyle söyleyeyim; benim annem babamdan yoğun çalışırdı ve evimizde yemekleri babam yapardı annem emekli olana kadar yemek yaptığını görmedim diyebilirim temizligimizi de tüm aile beraber yapar bitirirdik. Ben dışarıda çalışırken de eşim temizliği yapardı ben de yemek yapardım. Etrafimdaki çoğu aile de böyle. Yardımcısi olan
        kimseyi görmedim ben hiç. Kimse de temizligi yemeği çocuklarla ilgilenmeyi bu kadar yük olarak görmüyor açıkçası bu devirde insanların dert edecek gerçek dertleri var maalesef. Hani eş yardım etmese kadın hem evde hem dışarda çalışsa sizin dediğiniz gibi tüm yük kadının omzuna binse o zaman tamam haklısınız ama yani Elif hanım in hem ilgili bir eşi hem de yardım alabileceği pek çok insan varken bu kadar söylenmesini anlayamadigimi söylemeye çalıştım. Bu luks dertler yazısinın ve bu konuyla ilgili Instagram paylaşımları bana sizin anladiginizdan farklı çağrışım yaptı açıkçası 😉

        • Ne kadar söylenmek sizce uygun olurdu? 🙂

          Ben burada söylenmekten ziyade, söylediğimi düşünüyorum. Yukarıda Deniz, benim toparlayabileceğimden de güzel toparlamış aslında… Yardımcımızın ayrılmasının “bana zorluk olacağını, vah vah şimdi ne yapacağımı…” söyleyen insanlara, “Neden bana zorluk olsun ki? bu evde 5 kişiyiz, 5’imiz de elimizi taşın altına sokmalıyız. Öyle değil mi?” diye soruyorum.

          Bu yardımcı konusu “lüks” bir ihtiyaç olduğu için ne zaman bu konuda bir şey söylense hemen bu ülkede bir sürü kadının yardımcı bile alamadığı hatırlatılıyor. Bunun farkında olmadığımı mı zannediyorsunuz? Ay sonunda sütü, bezi düşünüyorum demişsiniz; sizce İstanbul gibi bir şehirde 3 çocuk büyüten bir insan olarak benim kaygım sizinkinden çok mu farklı? Gelişme çağında 3 çocukla mutfak masrafımızı ortaya dökmeye kalksam bu sefer de ajitasyon yapıyor olurum herhalde. Onun yerine, sorgulamaya, düşün(dürt)meye ve destek bulmaya çalışıyorum.

      • Deniz Hanım rica ederim sakin olun. Aynı yolun yolcusuyuz, sizden farklı şeyler söylemiyorum aslında ama Elif Hanım’ı alkışlamadan başlayan yorumlar eğreti duruyor sanırım. Şöyle açıklayayım; evlendiğimizde eşim suyunu bile annesinden/kız kardeşinden isteyen biriydi. Önce konuştum, evlenince benden isteyeceksen şimdi söyle bu işe hiç girişmeyelim dedim. Sanırım ısrar etmeyeceğimi düşünüp “Tamam” dedi. Evlendik, önce birkaç ay onun ailesiyle yaşadık ve anne/kız kardeşinden her talebinden sonra(tuz getir/su ver/ekmek bitmiş) saatler süren konuşmalar yaptık. Kendi evimize geçtik çocugumuz olunca, daha detaylı baslıklarla ayni konuşmalar bir müddet sürdü. Fakat lohusa hâlimle çok uzun sürdüremeyeceğimin de farkındaydım. Hiçbir şey yapmadım. Evet, bebeğim ve benim ihtiyaçlarımız dışında hiçbir şeye el sürmedim ve ne oldu tahmin edin? Bir akşam çamaşır asan adam ertesi gün mutfağı toparladı. Nasıl yaptığı önemli değildi, hiçbir eksiğini söylemedim, asıl önemlisi eksik aramadım. Ben nasıl ogrendiysem o da öğrenecek dedim. Ben nasıl ilk yaptığım yumurtayı yaktıysam onlu yaşlarımda, onun karşısına bunu deneyimleme fırsatı yirmilerinin sonunda çıkmıştı, yakarak başlayıp elbet ögrenecekti . İlk yemek deneyimleri şaka gibiydi ama çok lezzetliymiş gibi yedim, tebrik ettim. Şimdi yaptıkları gerçekten leziz oluyor. Bana asla çamaşır toplatip astırmaz, haftasonu boyunca tüm gün dışarıda olmak zorundayım ve bakıcı aramak aklımıza bile gelmiyor çünkü babası yanında ve gayet iyi geçiriyorlar zamanlarını. Bu arada evi temiz, yemeği dolapta bırakmıyorum. Nasıl o işe gitmeden önce bizim için böyle hazırlıklar yapmıyorsa, aynı öyle. Alışverişi dışarıdan kim geliyorsa, temizliği evde kim varsa o yapıyor. Tabii bu süreçte eşimin annesi ve kız kardeşi de bilinçlendi. Onların evinde de dinamikler değişti. Bütün bu farkların yerleşmesi altı ayı buldu. Ne pislikten ne açlıktan öldük. Kararlı olup uygulandığı için zorluk yaşamadığımızı bile söyleyebilirim. Bütün bunlar olurken sosyal medyadan her aşamayı paylaşmadığım için Elif Hanım’ın sitemleri bana fazla geldi, o kadar. Ki kendisine zor gelmesini normal bulduğumu söylemiştim en başta. Çünkü her birimiz farklı insanlarız, eşiklerimiz farklı. İzninizle bu kadarcık fikir ayrılığı yaşayabiliriz diye umuyorum. Sevgiler…

        • Ozu, amacim sinirli ya da heyecali yazmak degildi aslinda, hatta baya epey konusur gibi sakin sakin yazdim. donup tekrar baktim hangi kismi bu sekilde anlasilmis olabilir diye ama sanirim unlem isareti (sadece dikkat cekmek icin kullandim) ve bir iki kelime o sekilde anlasilmis sanirim, ama dedigim gibi konusur gibi yazmistim, boyle bir amacim ya da hissim yoktu yazarken.

          senin de yazdigin gibi birebir ayni seyleri dusunuyoruz ve bence bir cok kisiye ornek olacak sekilde cok guzel bir yol kat etmissin – elbette esin de, degisime keci gibi direnen cok insan var. umarim hepimiz icin, hem erkekler hem kadinlar daha cok boyle yol kat ederiz.

          erkekler icin de temel ihtiyaclarini kendin giderememek cok utanc verici bir sey olsa gerek diye dusunuyorum ve bunu onlarin nasil dusunemiyor olmasi cok garip geliyor (burada yine kendi kendime konusuyorum :)) hatta etrafimda ‘ben yumurta bile kiramam, pilav bile yapamam’ diye keh keh keh gulen her erkegi artik gozlerimi belerterek ‘nasil yani aptal misin sen, en basit ihtiyaclarini karsilayamiyor musun’ diye utandirma ve asagilama yolunu sectim, obur turlu agresif feminist oluyoruz cunku! sevgiler… 🙂

      • Ben bu kadar güzel anlatamazdım sanırım…

        • Elif hanimcim ben sizi uzun zamandır takip ediyorum. Derya dan önce de yardımcınız yoktu bildiğim kadarıyla ve elbirliğiyle hallediyordunuz tüm işleri yani benim bildiğim ve anladığım kadarıyla siz zaten aşmıştıniz bu erkeğin ve çocukların işbirliğiyle ev düzeni konusunu. Yani zaten bildiğiniz ve uyguladığıniz bir yöntemi tekrar sanki sıfırdan başlıyor gibi sürekli ‘soylenmenizi’ abartılı buluyorum. Yani bir instagram paylasiminizda tava yıkamak yerine kahve pişirmeyi tercih ettiğinizi yazarak paylaşmaya değer bulmussunuz. yani o kahve pişerken o tava da aynı anda yıkanabilir mesela bir atom bombası yapmiyorsunuz yani bu abarttiginizi düşündürüyor bana. Yıkayan esiniz siz yada çocuğunuz olabilir benim derdim siz yıkayın değil. Yani siz evinizde ataerkil düzeni zaten bozmussunuz bunu da sizi takip eden herkes biliyor. Bu doğrultudaki paylasimlariniz bende farklı çağrışımlar yarattı , yardım aldığınız insanların yüke dönüşmesinden bahsetmeniz beni rahatsız etti çünkü etrafımda hatta çok yakinimda ev temizliğine giden insanlar var ve bu bakış açınıza üzüldüm. Yapamazsınız diyenlere cevaben bu yazıyı yazdığınızi söylüyorsunuz ama siz zaten yapabileceğinizi biliyorsunuz çünkü iki cocukluyken yapiyordunuz.

  25. bosverin bence günlük isler icin yatili olmayan bir yardımcıya hala ihtiyacınız var. camasir bulaşık utu vallahi de beyni geliştirmiyor. kendinize ayıracak yarim saat bile degerli bence.
    veya cocugunuza. elbette aksi de düşünülebilir ama bence hayallerde:)