0 Yorum

Ayla’nın Gebelik Günlüğü, 23-28. hafta

Yazar Hakkında

AYLA CENGİZ – 30’lu yaşlarında hayatın nasıl da hızlı seyrettiğine şaşıran jeoloji mühendisi. Madenci, çalışmayı seven ama çalışmanın gerekliliğini sorgulamadan edemeyen. 28 yıllık öğrenci. Arazi jeologu eşi, kızlarının (şimdi 1 ama yakında 2 olacak) annesi…

 

23. Hafta: Nefes Alamıyorum!

Nefes alamıyorum ama mecazen değil gerçekten nefes alamıyorum. Son aylardaki hayatım Arabesk filmi misali ilerliyor. Son 10 yıldır varlığını dahi hatırlamadığım alerjim bu hafta nüksetti. Evde bir okul çocuğu olmasından sebep başta bakteriyel bir durum sandım, değilmiş; aile hekiminin söylediğine göre alerjik sinüzit. Ve tabii hamile olmamdan dolayı antihistaminik türü bir ilaç kullanamıyorum, sadece geçmesini beklemem lazım. Önceki deneyimimden yola çıkarak 15 gün kadar süreceğini öngörebiliyorum ve neyse ki dinlenecek vaktim var. Tabii bu vakitten kasıt çalışmıyor olmak, yoksa hasta olma durumu miniğin sorumluluklarını askıya almıyor. Vakit konusunda yazacak çok şey var (malum arabesk filmi) yardımcımız işi bıraktı, arazi jeologu olan sevgili eşim tüm hafta arazideydi. Anlayacağınız miniğin ihtiyaçları, evin asgari temizliği ve düzenini sağlamak ve yemek yapmak arasında dinlendim.

Yukarıda bahsettiğim bakıcının ayrılma meselesi çok önemli. İlk hamileliğimde ve doğum sonrasında yardımcımız yoktu. Kızım yaklaşık 1 yaşındayken işe başladım ve ancak o zaman bir yardımcımız oldu. O sıralar her şeyi benim yapmam tek yol gibi geliyordu hatta bir başarı gibi görüyordum sanırım. Sanırım diyorum çünkü aslında hiçbir şeye tam olarak yetişemiyordum ve daima yorgun çoğunlukla da gergindim, yani ortada bir başarı yoktu aslında. Bu sefer yorgunluğumun ve gerginliğimin kaynağına inip çözmeye karar verdim, çözüm ise yükümü hafifletecek bir yardımcı. Ama tabii nerde acaba o yardımcı? Bu hafta arama çalışmalarına başladım, bakalım nasıl olacak.

İlk hamileliğimde deli gibi hamileliğin seyri, doğum, çocuk bakımı ve bu gibi konularda okuyup araştırıyordum ve aklımca bunların hepsine çok hâkimdim, zamanı gelince ne yapılacağını bilecektim. Bunların zamanı gelince ve bunları yaşarken bozulan ruh halim ve yorulan bedenim için ne yapacağımı bilmediğimi fark ettim. Fark ettim ama yeni fark ettim. Geriye dönüp baktığımda tüm planlarda kendimi atladığımı gördüm. Bu sefer okumalarım daha çok kendime dair.

Kucağımdaki miniğim doludizgin abla olmaya hazırlanıyor ve kardeşi için yapacaklarının listesi hazır kafasında. Ayrıca kardeşi için koyacağı kurallar da belli: mesela odasının kapısına kırmızı bir çarpı koyacakmış, böylece kardeşi giremezmiş çünkü odadaki küçük oyuncaklar onun için zararlıymış.

Karnımdaki miniğim de her geçen gün büyüyor, hareketleri gittikçe daha net hissediliyor. Ne şekilde durduğunu tahmin etmeye çalıyorum ama henüz başaramadım tam olarak, sadece “bu ayağı olmalı, bu kafası sanırım, dirsek miydi o” aşamasındayım.

24 ve 25. Hafta: Kötü Sürpriz

24. hafta doktor randevumda kötü bir sürpriz beni bekliyormuş. Doktor muayenesinden önce çıktığım tartıdan 1 ayda 7 kilo aldığımı öğrenerek indim ve muayenede bebeğin kilosunun da 2 hafta ileride olması gebelik şekeri” denilen sıkıntılı sürecin sanki işaret fişeğiydi. Muayeneden sonra şeker yükleme testi için kan verdim ve eve gittim. Ertesi gün hastaneden aradılar, şeker yükleme testlerimin yüksek çıktığını ve tekrar test yaptırmam gerektiğini söylediler. Tekrar gittim ve gene şeker yükleme testi yapıldı. Çıkan sonuçlar doktorun şüphesini doğruladı ve artık gebelik diyabeti gerçeğiyle yüzleştim. Açıkçası ikinci testte sonucun farklı olacağını ve ilk testin hatalı olabileceğini düşünüyordum, ama gerçek ortadaydı. Doktorun tavsiyesiyle hastanenin diyetisyeniyle görüşmeye gittim. Bana bir diyet listesi hazırladı ve her öğün için ölçüm yapmamı söyledi.
Diyete ve ölçümlere başladım. Aklımdan bebeğime bir zarar gelebileceği fikri hiç çıkmıyordu. Gece rüyamda karnımın kaybolduğuna dair şeyler görüyordum ve kaygıyla uyanıp kaygıyla geçiriyordum günlerimi.
Diyete rağmen kan sonuçların yüksek çıkmaya devam etti. Her yüksek çıkan sonuçta biraz daha korku sardı içimi, ya bana ya da bebeğime bir şey olacağı fikri kafamda devamlı dönüp dolaşıyordu. Haftanın sonunda diyetisyen bir endokrin uzmanıyla görüşmemi önerdi.

26, 27 ve 28. Hafta: Biraz Olsun İçim Rahatladı

Korku ve endişe hali peşimi bırakmadı ama artık yavaş yavaş diyetle yaşamaya alıştım sayılır. Günlük yemeklerimi daha iyi planlıyorum ve dışarda geçirdiğim zaman için yanıma atıştırmalık almayı ihmal etmiyorum.

Bir endokrin uzmanından randevu aldım ve bu randevu sonunda içim rahatladı. Doktor diyetin ve takibin gerekli olduğunu ancak değerlerin çok yüksek olmaması nedeniyle şimdilik insülinin gerekli olmadığını ve şu an bebeğimin tehlikede olmadığını söyledi. Ayrıca cep telefonu numarasını verip ona her ihtiyacım olduğunda ulaşabileceğini söyledi.

Doktorla görüştükten sonra içim çok rahatladı, çok hafifledi. Aslında sonraki günler, önden gelen derin bir iç sıkıntısı ve ardından gelen bir rahatlama haliyle geçti. Sanırım hamilelikte çok da olağan dışı bir durum değil; sanırım diyorum çünkü hâlâ hamile olduğumu idrak edemiyor gibiyim.

Hamileliğimin başından beri yogaya başlamayı planlıyordum ama bir türlü başaramamıştım. Nihayet başladım. Yoga derslerinin saatleri hafta sonunda olunca evdeki minikle birlikte gidiyoruz. İlk hafta biraz nazlandı derse gelmeye ama sonradan o da çok sevdi, benimle birlikte derse girip büyük bir ciddiyetle yoga yapıyor.

Geçen cumartesi günü sanırım kasılmalarım başladı, ama düzensiz kasılmalar. Kasılmaları hissedince birden hastane çantamın hazır olmadığı, hatta bebeğin kıyafetlerinin de henüz hazır olmadığı aklıma geldi ve ertesi gün apar topar bir alışverişle hepsini tamamladık.

Bu hafta sonu kısa bir tatile çıkıyoruz. Biraz moral, biraz dinlenme ama küçüğüme kavuşma zamanımız azalıp son haftalara girerken biraz da enerji toplama açısından iyi gelecek.

Sevgilerle…

Gebelik Günlükleri

Ayla’nın Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.