8 Yorum

Kitap yazmaya gittim, gelicem

Annelik Her Zaman Tozpembe Değil kitabımın üzerinden altı yıl geçti.

Çok heyecanlanmıştım onu yazarken, çok da sevmiştim. Ancak çok geride kaldı. Uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside…

Çok şey değişti o zamandan bu yana… Çocuklarımın sayısının ikiden üçe çıkmış olması bu değişikliklerden sadece biri…

Kitabım Nisan 2013’te yayımlandı, hemen ardından Gezi oldu. Hatta bir imza etkinliğinden çıkıp, oradan Gezi Parkı’na gitmiştim ilk kez. Sonrası olaylar olaylar…

Gezi, bu ülkedeki birçok şeyi, birçok insanın yaşamını, siyasete bakışını, siyasete katılımını etkilediği gibi beni de etkiledi. Bu etkiden anneliğim ve en çok da kadınlığım nasibini aldı. Annelik Her Zaman Tozpembe Değil de, onu yazan ben de çok gerilerde kaldı. Ben, hiçbir zaman Gezi’den önceki ben olmadım.

Bu değişim sürecinde yaşımın ilerlemesi, çocuklarımın yaşı (ve sayısıyla!) birlikte anneliğimin, kadınlığımın ve ilişkimin evrilmesi, iki seneye yayılan terapi süreciyle kendimi daha iyi tanımaya başlamamın da etkisi var kuşkusuz… Aradan geçen yıllarda yeni bir ben oldum. Büyümek buna deniliyor sanırım…

Herkesin yaşadığı değişim ve büyüme sürecini, biz blog/günlük yazanlar biraz daha uluorta yaşıyoruz sanırım… “Söz uçar, yazı kalır” çünkü… Biraz avantajlı, biraz dezavantajlı bir durum bu… Avantajlı, çünkü nereden nereye geldiğini görüyorsun. Dezavantajlı, çünkü bir zamanlar nerede olduğunu görüp kendini küçümseyebiliyorsun. Bu küçümsemeden ve kendini ayıplamadan vazgeçtiğimiz noktaya da “olgunluk/bilgelik” deniyor herhalde…

İkinci kitabımın temellerini, taa 2014’te, Blog Her‘e giderken, uçakta atmıştım. Hatta o zamanlar -şimdi bulamadığım- bir Instagram paylaşımımda “İkinci kitabımı yazmaya başladım ama kağıt kalemle yazdığım için biraz uzun sürecek” demiştim (gerçekten de ağırlıklı olarak deftere yazıp oradan bilgisayara geçiriyorum, enteresan bir durum…)

Sadece kağıt kalemle yazdığım için değil, birçok başka sebepten de gecikti kitap.

Her şeyden önce Derya oldu. Ve Dijital Topuklar.

Ve çok fazla “anne kitabı” yayımlandı o sırada… Piyasanın bir tane daha anne kitabına ihtiyacı olmadığını düşünerek beklemek istedim.

İyi ki öyle oldu… İlk planladığımdan daha farklı bir şeye evrildi. Daha çok içime sindi.

Annelik Her Zaman Tozpembe Değil, ağırlıklı olarak blog yazılarıma yer verdiğim, az sayıda yeni yazı içeren bir derlemeydi. Bu kitap ise ağırlıklı olarak yeni yazılardan oluşuyor.

Yayınevi, basım tarihi gibi ayrıntılar henüz kesin değil. Akışı oturmuş olmakla birlikte içeriği de henüz tam bitmedi. Ama bir şey kesin: ithaf bölümü…

Geçenlerde bir okurum “Bu ara pek yazmıyorsun” dedi. Tam olarak öyle değil. Çocuklardan, ev işlerinden, koşturmaktan ve dördüncüsünü planlamaya başladığımız Dijital Topuklar’dan arttırabildiğim her an bilgisayarımın başına geçiyorum. Hafta sonları Doğan çocukları ve evi çekip çevirirken, ben sırtım ağrıyana kadar yazıyorum. Sadece yazdıklarımı paylaşmıyorum, henüz…

Bu aralar blog yazılarımın arasını açtıysam sebebi var.

Soran olursa “Kitap yazmaya gitti, gelecek” dersiniz 😉

8 yorum

  1. dördüncüsünü planlamaya başladığımız derken endişelenmem :))

  2. Peki. Bekliyoruz o zaman 🙂

  3. Ezgi Elibol Topçuoğlu

    Gezi olduğunda ben daha anne değildim. O zamana kadarki hayatımın en anlamlı, en tam günleriydi. Sonra oğlum geldi, oğlumla birlikte bu blogun sağlam bir okuyucusu hatta sonra da konuk yazarı oldum. Ben de büyüdüm bir yandan, değiştim. Şimdi tüm bu yılları anmak istercesine bekliyorum kitabını Elif. Şimdiden eline sağlık.

  4. Kolay gelsin Elifcigim, sabirsizlikla bekliyoruz!

  5. Kızım tam gezi olayları sırasında doğdu yani ben tam o günlerde anne oldum. Hem lohusa psikolojisi hem olan bitenler, çok duygusal bir dönemdi benim için ve beni de çok büyüttü. Biz “aman sen karışma”larla büyütülen neslin bir sonrakilerdeki o azmi, o inancı görmesi çok duygusal, çok etkileyiciydi. O ruh ne kadar kaldı bilmiyorum (Türkiye’den uzaktayım tam anlayamıyorum artık insanların tepkilerini ve olan biteni) ama seni iyi anlıyor ve yeni kitabını bu nedenle heyecanla bekliyorum. Kolay gelsin <3
    Bu arada, o "yazıdan kalkamamak, kalkmak istememek" halini öyle iyi biliyorum ki, keyfini çıkart, sanki apayrı bir dünyada gibisin değil mi (ehem yani "anneaaaağ" çığlıkları dışındaki zamanlarda)

  6. Dördüncüyü planlıyorum derken çocuk zannettim bir an :))

  7. Çok sık yazı yazmamandan anlamıştım bunu. Bu siteyi ilk keşfettiğimde ‘aaa ne kadar da ben, ne kadar da benden çok’ demiştim. Bazen gözlerim dola dola, bazende kahkahalarımla eşime, dostuma seni okurken buldum kendimi. İyi ki varsın sevgili Elif. Yeni yazılarının heyecanla bekliyorum. İç huzura kavuşmak gibi. Her kadının iç sesini duyman ve bunu yüksek sesle söyleyebilmen. Konuşamayan, yazıp çizemeyenlerin sesi olman. Seni ve blogunu seviyorum. İyi çalışmalar

  8. alininveyazınannesi

    2009muydu başladığınızda?işte ben taa o zamanlardan beri okuyucuyum.Evet çok güzel şeyler oldu bu blogda.çok şey öğrendim çok güldüm çok ağladım çok sevdim.hep yazın Elif hanım hep yazın.siz beni bilmeseniz de benim çok yakın bir arkadaşımsınız hem de yıllardır.öpüyorum sizi.