14 Yorum

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…

Bundan 10 sene önce bugün, 33 yaşında, henüz iki buçuk senelik, tek çocuklu bir anne olarak laptop’ımı kucağıma aldım ve blog yazmaya başladım.

Son zamanlarda, çeşitli sebeplerden dolayı düzenli ve sık olarak yazamasam da, 10. yılın kutlamayı hak ettiğini düşünerek iki kelam etmeye karar verdim.

Aradan geçen 10 senede olan biten her şeyi hatırlamam da, buraya sığdırmam da mümkün değil. Yazmaya başladığımda 33 yaşındaydım, bugün 43’e yaklaşıyorum. Neredeyse ömrümün dörtte biri blog yazarak geçti!

Yine de, kayda geçmesi adına bu 10 senede olan bitenlerin ilk aklıma gelenlerini sıralamak istedim:

  • Deniz’le çıktığımız yolda önce Derin katıldı aramıza, ardından Derya.
  • Onlar büyürken, blogdaki sayfalar da, konular da büyüdü. Tek çocukla başladığım yolcuğumda başka çocukların (ve başkalarının) gebelik günlükleri, uykusuzluk yazıları, ek gıda maceraları, okulöncesi kaygıları, devlet okulu mu, özel okul mu soruları, anneliğin bitmek tükenmek bilmeyen vicdan azapları, hayaller ve hayalkırıklıkları, içe dönüşler, kendini keşfedişler, karı-koca çatışmaları ve dayanışmaları, feminizmi keşfedişler, #yardımdeğilişbölümü uğraşları ve şimdilerde gündemimizi işgal eden ergenlik sancıları derken toplam iki binin üzerinde yazı yazıldı 10 yılda…
  • Ciddi bir kitap arşivi oluştu. Yüzlerce kitaptan bahsettim, sanırım birçok evde bir “okulöncesi kitaplığı” olmasına farkında olmadan vesile oldum.
  • Emzirme Reformu diye bir farkındalık hareketi doğdu.
  • “Pozitif Doğum Hikâyeleri sayesinde kendimi iyi hissettiğim bir tecrübe yaşadım!” diyen kadınlar oldu.
  • Annelik Her Zaman Tozpembe Değil diye bir kitabım oldu.
  • Anne İtirafları doğdu.
  • Blogspot diye bir şey vardı. Yok oldu. Onun yerine WordPress oldu.
  • Instagram diye bir şey ortaya çıktı. Yoktu.
  • Facebook unutulmaya yüz tuttu, Twitter politize oldu.
  • Blogcu Anne, bir yüksek lisans tezine konu oldu. Tezde geçen “Kadını eve döndürmenin aracı olarak kullanılan mükemmel/kutsal annelik mitine karşı direnen, başka bir anneliğin de mümkün olduğunu göstermeye çalışan kadınlar da vardır” yorumu bugüne kadar bana en çok “İyi ki yazmışım!” dedirten şeylerden biri oldu.
  • Bir sürü girişimci kadın tanıdım, kurumsal firmalarda çalışan bir sürü insanla tanıştım. Aklıma yatan, önemsediğim konuları destekleyenlerin sayesinde daha fazla yazdım ve daha çok insana ulaştım.
  • Birçok yeni arkadaşım, dostum oldu. Kimiyle daha yakın, kimiyle daha uzak olduk; bir kısmıyla tamamen koptuk ancak ‘çok şükür’ diyeceğim kadarıyla birlikte yaş alıyor olmanın mutluluğunu taşıyorum.
  • Onlardan bir tanesiyle, daha önce Türkiye’de yapılmamış bir şey yaptık. Kadınların her sene gelip ilham alacakları, “İyi ki gelmişim!” diyecekleri bir fikir attık ortaya… O fikir büyüdü, hatırı sayılır bir platform haline geldi ve Dijital Topuklar‘ın dördüncüsünü düzenleyeceğiz bu yıl.
  • Teyze oldum! Hem de iki kez.
  • Babam prostat kanseri oldu. Ve iyileşti.
  • Babaannem öldü.
  • Başka kayıplarım oldu.
  • Gezi oldu. Sadece ülkeyi değil, beni de değiştirdi.
    Darbe girişimleri, olağanüstü halleri ile 10 yıl öncesinden daha yorucu ancak yine de ve her şeye rağmen umut veren bir ülke oldu burası (çünkü umut hep var!)
  • Bir sürü grip, Beta, 6. hastalık, bronşit, bronşiyolit vb. hastalıkla ya çocuklarım üzerinden ya da bizzat tanışma şansı (!) elde ettim.
  • İlk yazmaya başladığımdan bu yana bir kıta, iki ev değiştirdim.
  • Seyahatler ettim; farklı ülkelere, farklı şehirlere gittim.
  • Saçımı uzattım, saçımı boyattım, saçımı kestirdim, sonra tekrar boyattım.
  • Kilo aldım, kilo verdim, tekrar aldım verdim ben seni yendim.
  • Gözüm bozuldu! Yakın gözlüğü takmaya başladım.
  • Daha önce tanışmayı hayal bile edemeyeceğim insanlarla tanıştım; hiç farkında olmadığım bakış açılarıyla donandım; bilmediğim konularda bilgilendim.
  • İlk yazmaya başladığımda henüz bezli olan oğlum ergen oldu. Yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra rahme düşen oğlum bir buçuk sene sonra ortaokula başlayacak. Ve hiç planda olmayan ancak varlığıyla hepimizi tamamlayan oğlum yakında anaokuluna başlayacak.

Çok sevindim… Çok üzüldüm… Çok öğrendim… En çok da büyüdüm bu 10 yılda.

Instagram’ın ortaya çıkmasıyla, daha doğrusu Facebook’un Instagram’ı satın alıp, ilk yola çıktığı “fotoğraf galerisi”nden bugünkü çoklu görselli, hikâyeli, IGtv’li haline dönüştürmesiyle, bloglar giderek daha arka planda yer almaya başladı. Instagram’ın çabuk tüketilen, yazıdan çok görsele prim veren ve algoritmalarla desteklenen hali ve insanların giderek azalan dikkat süresi, düz yazının önüne geçti.

Yine de kendimi “blog yazarı” olarak tanımlamaya devam ettim. Yola öyle çıkmıştım, son zamanlarda blogdan ziyade Instagram’da daha fazla vakit geçirsem, -biraz da şu aralar üzerinde çalıştığım ikinci kitabım yüzünden- blogumu ihmal etsem de o benim hep ilk göz ağrım oldu.

Yeni yazmaya başladığım zamanlarda, yıllardır yazan -çoğu yabancı- blog yazarlarını okurdum, bir süre sonra veda ederlerdi okurlarına… Çok sevdiğim birçok blog ya kapandıkça ya da atıl duruma geçtikçe hep içim buruldu, “Keşke yazmayı bırakmasalar” dedim ama şimdi görüyorum ki zamanla değişiyor bazı şeyler.

Yazmak benim için bir iyileşme ve rahatlama yolu oldu hep ve bu ara -yardımcımız olmadığı ve evde hâlâ bir çocuk olduğu için- kısıtlanan zamanımı kitaba ayırdığımdan, hem blog yazılarım, hem de bu iyi hissetme sürecim biraz yara aldı.

Çocuklar büyüdükçe anlatacak şeyler de kısıtlanıyor. Artık oğlumun kendine ait bir Instagram hesabı ve yazdıklarımı okuma ihtimali olan arkadaşları var. Ben her ne kadar “Anneliğimi paylaşıyorum, çocuklarımı değil!” desem de, aradaki çizgi giderek bulanmaya başladı, çünkü çocuklarınızın kavga edip antrenin kapısının camını indirdiklerini siz ebeveyn bakış açısıyla anlatsanız da onlar o camı indirdiklerinin anlatılmasını istemeyebiliyorlar, tecrübeyle sabit!

Haliyle, bu blogun durağanlığının tek sebebini, yazmaya daha az vakit ayırabiliyor olmakla açıklamam çok da gerçekçi olmaz. Bir şeyler değişiyor.

Bir süredir bu gerekli değişime direniyor ve hatta üzülüyordum. Ancak “bakış açını değiştirince her şey değişir” ya hani, gereği kadar direnip üzüldüğüme karar verdikten sonra yeni bir yerden bakmaya başladım her şeye…

Bu aralar yeni şeyler söyleme, yeni şeyler yapma arayışındayım. Bu yeni şeylerin bazılarını ben çıkarıp buluyorum, bazılarını, benim arayışta olduğumu bilen insanlar getirip önüme koyuyor ve sonunda bir şeyler değişiyor.

Bu değişimden Blogcu Anne de payını alıyor kuşkusuz. Nasıl ve neler olacağını ben de tam olarak bilemiyorum ancak henüz “Blogcu Anne’nin Menopoz Günlüğü”nü yazmaktan vazgeçmedim ve şimdilik menopoza girme niyetim de yok!

Gerek geçtiğimiz 10 senenin başından beri benimle olan, gerek arada yollarımızın kesiştiği, sözleriyle, yorumlarıyla, eleştirileriyle beni destekleyen, büyüten, bugün olduğum ben olmama katkıda bulunan herkese teşekkür ve minnetle…

Acaba kahramanımızı önümüzdeki 10 yılda neler bekliyordu?..

14 yorum

  1. Iyi ki yaziyorsun Elif! Seni seviyorum <3

  2. Sizi 6yildir takip ediyorum ve o kadar çok şey öğrendim ki birçok anlamda yazilarinizdan.Hatta bloğun ilk yazısından son yazısına kadar herşeyi tek tek okumuslugum da var.Uslubunuzu ,ictenliginizi,cesur tavrinizi çok begeniyorum.Blog için daha neler olur bilemiyorum ama umarim burada devam edersiniz.Sevgiler..

  3. Nasil buldum blogunu hatirlamiyorum ama ilk okudugum yazin Deniz ile ingilizce konustugunla ilgili bir yaziydi. Yazim dilin, yazilarinin konusu ozellikle Gezi deneyiminden sonra cok degisti, kalitesinde muthis bir sicrama oldu. Cok basarilisin, gonulden tebrik ederim.
    Kesfettigimde bir iki yillik evli ve cocuk sahibi olma gibi bir fikrim yoktu ama o kadar guzel yaziyordun ki okumaya devam ettim. O kadar cok sey ogrendim ki. 42 yasimda 3,5 yasinda bir cocuk annesiyim. Vicdan azaplarim, pismanliklarim oluyor ama simdilik iyi gidiyorum ve payin cok buyuk anneligimde.
    Ben okumayi cok seven biriyim ve yillarca takip ettigim bloglar kapandikca cok uzuluyorum. Terk etme bizi. Daha ergenlik uzerine yazilarini, okudugun kitaplari paylasacagin yazilari okumak istiyorum.
    Yolun acik olsun, ben hep takip ediyor olacagim.
    Sevgilerimle
    Deniz (Cenova)

  4. Nice 10 yillara elof hanim hep yazin siz.kaleminize akliniza saglik

  5. Intagramdan yorum yazdım ama yazınızı okudum demek için de burdan yazıyorum😃Ara verseniz de yazmaya devam edin.Hani yazmışsınızya çok şey öğreniyorum ve değişiyorum diye öğrendiklerinizle bana da çok şey öğrettiniz ve kızım yeni doğdugunda okuduğum kitabınızin adı bile bana çok iyi gelmişti.Teşekkürler

  6. Bu blog yazılarının okunduğunun bir göstergesi olsun diye özellikle buraya yazmak istedim. Hayırlı olsun, hep beraber bu yolda büyüdük, öğrendik… Hepimize birşeyler öğretti.
    Bir şekilde bu blog yaşamaya devam etse çok güzel olur. Daha nice yılları olsun. Sevgiler.

  7. Peki neden ben bu yaziyi okuyunca gozlerim doldu? İcim bir an urperdi acaba bizi birakiyor mu diye. Bir koy var uzakta gitmesekte gormesekte o koy bizim koyumuzdur diye bir sarki vardi kel alaka olacak belki ama iste insan sizinle yuzyuze tanismamis olsada gonulden bir bag kuruyor. Degisik bir his bu. Haaa birde bence buram buram kalite kokuyorsunuz. ☺️ Yani cok seviliyorsunuz. Yani iyiki varsiniz. Ve tabiki blogcuanne.com iyiki dogmus 😘

  8. Tebrik ederim Elifcim, blogun kararliliginin ve azminin bir gostergesi, devam etmesini gonulden isterim.

  9. Dolu dolu geçmiş! İyi ki yazıyorsun 🙂 Nice 10’lara..

  10. Çok severek okudum Elif Hanım. Samimi yazınız için teşekkürler. Blog yazılarınızı daha sık görmek dileğiyle… 🌸

  11. 4 sene önce yeni evliyken ve hamile bile değilken internette bebeklerle ilgili bi arayışım sırasında blogunuzu keşfettim. Ve ilk yazınızdan itibaren bi kere bile sıkılmadan her gün okudum. Bu arada hamile kaldım. Bilmeden Bana rehber oldunuz. Anne itiraflarını kimi zaman üzülerek kimi zaman gülerek okudum. 2. Çocuğuma hamile kaldım. Siz yine bana rehber oldunuz. Bahsettiğiniz kitapları okudum. Sonra çocuklarıma okudum. Farkında olmadan o kadar çok insanın hayatına dokunuyorsunuz ve bir şeyleri değiştiriyorsunuz ki. Lütfen yazmayı bırakmayın…

  12. alininveyazınannesi

    10 yoldır yanıbaşınızdayım ben de.alininannesi iken alininveyazınannesi oldum 10 yılda.bu blogtaki her yazıyı okudum.ayrımsız her kategoriyi okudum ve siz bana çok şey kattınız.teşekkürler benden size herşey için.

  13. Ne zamandır ziyaret etmiyordum burayı. Dediğin gibi, IG daha kolay geliyor galiba hepimize. Şimdi mailbox’ımı temizlerken başlığı görüp tıkladım da geldim. Sanırım seni blogunun taa en başlarından beri biliyorum Elif. harika işler yaptın. Burada tüm bu on yılı özetlediğinde inan gözlerim dolu dolu oldu. Dönüp kendime baktım, on yılda neler oldu diye. Ne çok şey sığıyormuş on yıla.
    iyi ki varsın. Sen hep yaz.
    Sevgiler…

  14. Ben hala okuyorum demek için özellikle yorum yazıyorum…sanırım en başından beri takip ediyorum sayfayı…En başta bana , evliliğime, çocuklarıma (düşünsenize ilerde onların da çocuklarına) yaptığınız katkılardan ötürü teşekkür ederim.Biz de sizinle çok değiştik güzelleştik 🙂 ara ara da olsa hep yazın…takipteyiz….-Mersin’den sevgiler -kalp