6 Yorum

Dönüşüm

Okula başlasın diye gözünün içine baktığım bıdığım da okullu oluyor ve ben panikteyim!

Derya’nın okula Eylül’de başlaması üzerine plan yapmıştık ancak o da, ben de evde yorulduk. Sıkıldık. Araya yaz girip Bodrum’a kaçmadan önce ısınma turları atsın istedik ve geçen hafta Momo‘yla tanışmaya gitti Derya. (Tabii öncesinde ben altyapı çalışmaları yapmış, Iraz’la konuşmuş, Momo’yu görmüş ve ona ufak ufak anlatmıştım).

Bahçesinde bir iki turladı, birkaç çiçek suladı, test etti, onayladı ve bu hafta itibarıyla oryantasyona başladı… Günde birkaç saat gidecek, her şey onun hızında ilerleyecek ve hazır olduğunda ben üçüncü bir kez çocuğuma okul kapısından el sallayıp, arkamı dönüp kendi hayatıma devam edeceğim!

Geçen haftaki tanışma gününün ardından, okulsuz ve birlikte geçireceğimiz son günlerimizin farkında olarak başladığım iki gün de doyamadım oğluma. Ne tatlı, ne minnoş bir şeydi öyle! Hele de şu gözlüğü takmaya başlayalı iyice bir bilge tipe bürünmüştü. Evet, yaş olarak abilerinden çok sonra başlıyordu ama hâlâ annesinin tatlı kuzusuydu, acele mi ediyordum okula başlatmakla acaba, sırf kendim rahat etmek içi… — KAMERA STOP! Ben bu filmi daha önce görmüştüm!

Hayır, erken falan başlatmıyorum; kaldı ki, erken de olabilirdi eğer şartlar öyle gerektirseydi. Bu zamana kadar birlikte idare ettik, elimden geleni vermeye çalıştım, o da evde olmanın tadını çıkardı ve fakat artık -onun yaşıtlarıyla olmaya ihtiyacı olduğu kadar ve belki de daha fazla- benim, işime, gücüme odaklanmaya ihtiyacım var.

Son birkaç günümüz çok güzel geçti; ben tamamen Carpe Diem! – Anı Yaşa kafasına geçtiğim için son derece rahattım ve o da bana uydu. İkinci gün üç saat (yanlış okumadınız ÜÇ!!!) uyudu, uyanık olduğu sa atlerde hem eğlendik hem evi topladık, bulaşık makinesini boşalttık birlikte, yemek yaparken sohbet ettik, birlikte otobüslere bindik, tramvaylara bindik, hava çok güzeldi parkta saatlerimizi geçirdik, ya bu çocuk okula başlatılır mı nasıl kıyacağım ben o — KAMERA STOP! Baştan alıyoruz:

Özledim. Evde yalnız olmayı çok özledim. Benim bir ofisim olmadı hiç, olması gibi bir niyetim de yok; ama kendime ait bir odam da yok ve kendime ait köşeme bile kaçacak zamanım olmaması beni artık çok darlıyor.

Hangi noktada tüm gün kalmak isteyecek, bilmiyorum, ancak yarım gün bile kendime ayırabilmek şu an hayalini kurduğum bir şey…

Öyle böyle derken bir çocuğumuzu daha büyütüp okul kıvamına getirmiş bulunuyoruz. Dün Derin anneler günü kapsamında “Anne seni çok seviyorum – kızdığın zamanlar hariç. Yok yok o zaman da seviyorum” dediğinde “Ben de seni çok seviyorum, iyi ki senin annen olmuşum” dedim de oradan aldı yürüdü, ne dese beğenirsin? “Anne bi kardeşimiz daha olsun. Bir de kız yap!”

Vallahi üstüne yürüyecektim çocuğun, de get zaten komşu teyzeden bakkala kadar herkes “Allah sana bir kız vermedi mi?” diye bana acıyor, bir de seninle mi uğraşacağım lanoğluuuum?!

Artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz.

İlk maçımız, en minik bebeğimin de okula başlayacak kadar büyümüş olmasını kabullenmek. Değil kabullenmek, açtım kollarımı bekliyorum!

Gregor Samsa’nın bir sabah uyanıp kendini böceğe dönüşmüş bulduğu gibi, bir sabah uyanacağım ki evdeki bütün çocuklar okula başlamış!

Ve ben bu boyu çok özleyeceğim…

6 yorum

  1. Ya sen ne zaman buyudun bebeğim.. hayirli olsun canim. Basarilari daim olsun 😉

  2. Hem çalışma odası hem ütü odası hem bizim beyin giysilerinin odası… artık adını sen koy. Masayı koyduk, bilgisayarı yerleştirdik yapılacak işler belli, duvar sira brkleyen islerin postit leriyle doldu ama vakit yok. Bebek evdeyken babası evde bile olsa o odaya girip bilgisayarda birşeyler yapmanın verdiği suçluluk hissini üzerimden atacak bir güç yok. Sabah 7den akşam 9 -10a kadar bebek mesaisi. O uyurken 2 tencere yemek koyayım diyorum. Daha mutfağı toplamadan uyanıyor. Kendime nasıl zaman ayıracağımı bilmiyorum ve bu beni son derece gergin ve sinirli yapıyor. Bütün sinirim regl zamanında patlamayı bekleyen bir sivilceye dönüyor sanki!

    • Bebeğiniz ne kadarlık bilmiyorum ama, mutlu anne mutlu bebek dengesinin çok önemli olduğunu biliyorum:) O yüzden ertelemek yerine olabiliyorsa bir-iki saat evden çıkarak halledin kafanızdakileri. Ya da o bahsettiğiniz masada kulaklık takıp çalışın. İzninizle bir kitap önermek istiyorum, her kadının okuması gerekiyor bence. “Kurtlarla Koşan Kadınlar” içinizdeki gücün azaldığını hissettiğinizde bir rehber olacak inanın.
      Sevgiler

  3. Bende çok erken dünyaya gelmiş(25 haftalık) bir bebeğin annesi olarak, iki buçuk yıldır ücretsiz izindeyim. Uzun süre hastanede kalması, ben onu benden ayrı bir birey olarak göremezken dünyayla gelişiyle güvenli bağlanmanın olmaması, erken doğuma bağlı gelişim geriliği sebebiyle bebeğime kendim bakmaya karar verdim. Ve iki buçuk yıldır kendimle kalabildiğim tek zamanım uykumdan feragat ettiğim gece 12 den sonraki zamanlar. Bulut’tan önce haftada iki akşam halk oyunları çalışmasına giderken haftada bir yüzmeye giderken şimdi dışarda akşam yemeğine bile gidemiyorum. Çocuğumla ilgilenebildiğim için içim rahat ama kendimi kaybettim artık bulamıyorum. Günlük yemek, çamaşır ve bulaşık işini döndürebiliyorsam günüm çok iyi geçmiş olarak düşünüyorum. Buarada aniden preeklampsi geçirdiğim için ara verdiğim bir tez çalışmam da var. Fakat geceleri ne kadar fırsat bulabilirsem o kadar yazıyorum. Ve bu dönem benim son şansım, bu konuda da birşeyler yapamamak çok üzüyor. Eylül ayında artık işe başlamam gerekiyor. Ben 2,5 yaşında olacağı için Bulut’un kreşe gidebiliyorsa kreşe gidemiyorsa evde bakımını düşünüyorum. Fakat babası kreşe giden tüm çocuklar hastalanıyor, bu çocuk kreşe giderse tekrar yoğun bakıma girecek nasıl böyle birşey düşünebilirsin diyerek beni anlamadığı gibi suçluyor da. Ona göre en doğrusu annesinin İstanbul’a yerleşip Bulut’a bakmasıymış… Ben Bulutun gelişim geriliği için, konuşması için ve bizim aile huzurumuz için kreşe başlamasının uygun olacağını düşünüyorum en azından bunu denemek istiyorum. Umarım herşey yolunda gider ve ben iyiki denemişim derim 🙏🏻

    • Kreste hasta olacağı korkusu yaşanılan çocuklar için yaz başı çok iyi bir dönem. Çünkü hem bir çok cocuk tatil döneminde yazliklarda tatil yerlerinde oldugundan kreslerde cok az cocuk kaliyor. Hem de kışa nazaran hastaliklarin az olduğu açık havanın bol olduğu bir dönemde kreste bagisikliklari güçleniyor. Bu konudaki uzmanların düşüncelerini anlatarak belki esinizin de olaya sicak bakması sağlanabilir. Umarım kafanizdaki planları rahatlıkla yapacağınız bir döneme girersiniz, güç sizinle olsun 😀

  4. Geçenlerde Yankı Yazgan bir tweet atmıştı. 3 yaş sonrası anaokulu zorunlu olmalı diye. O yazıyı okuduğumdan beri biraz daha iyi bakiyorum bu konuya. Henüz başlamadı daha kreşe, ama başlarsa vicdan yapmayacağım