0 Yorum

Özge’nin Gebelik Günlüğü

Yazar Hakkında

ÖZGE MENCEK – Fotoğraf çeker/sever, okur yazar, anne, mühendis. Beyaz yakalı hayatın esaretinin farkına varmış, şartlarını değiştirmek için kafa yoran, anne olduktan sonra hem önceden sahip olup farkında olmadığı yeteneklerinin hem de anneliğin onda açtığı yeni kapıların hepsini ve her birini farketmiş, sevmiş ve hevesle sarılmakta olan, yaşı hep hissettiğinin çok ilerisinde olan bir hayat belgeselcisi

Merhaba, ben Özge. Ankara’da yaşayan bir mühendisim. 37 yaşındayım ve 8 yıldır Hakan’la evliyim. Eylül’de 4.5 yaşında olacak bir oğlumuz var, Mete.

Daha önce bir yazıyla konuk yazar olarak bulunmuştum burada. Şimdi ikinci bebeğime hamileyim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra ışık hızıyla aklımdan geçen bir sürü şeyin arasında “Bu sefer düzenli bir günlük tutayım” düşüncesi de vardı ve aynı hızla BlogcuAnne’de gebe yazar olma fikrine evrildi. Dakikalar sonrasında Elif’le Instagram üzerinden gebeliğimi ve yazar olma sürecini konuşuyorduk. O günün üstünden 10 gün geçti ve ben ilk yazımı yazıyorum. Haydi başlayalım madem!

Hakan’la aklımızda hep iki çocuk sahibi olmak vardı. İkimiz de kardeşin kıymetine inanıyorduk. Ama gene de bu bebeğe karar vermek bizim için ilkine karar vermekten daha uzun ve düşündürücü bir süreç oldu. Mete’de çok rahat ve sağlıklı bir hamilelik geçirmeme ve sonucunda sağlıklı bir çocuk sahibi olmamıza hep şükrettik. Bizi düşündüren yaşadığımız yorgunluktu. Büyük şehirde yaşayan iki beyaz yaka olarak aynı anda çocuğumuza gönlümüzce ebeveynlik yapmak, isteklerine ihtiyaçlarına cevap vermek, bunun yanında birbirimize ve artık mecburen en son kendimize zaman ayırmak bizim için yıpratıcı olmuştu. Elif’in Dayanıklı Aileler serisini okurken keyif almamın en büyük sebebi bu yaşadığım empati sanırım. Hakan’la sık sık varolan sistemin aile hayatına uygun olmadığını konuşarak alternatifler düşünmemizin sebebi de…

Ama her şey çok da kötü değildi. Yoruluyorduk, sistem gerçekten yanımızda değildi ama kendi avantajlarımız vardı. İkimizin de ailesi aynı şehirdeydi, arada molalar alabiliyorduk Mete’yi onlara bırakıp… Sevdiğimiz, çocuklu arkadaşlarımız vardı ve biraraya gelmek iyi geliyordu. Şehrin kendimizce en yaşanabilir yerinde yaşıyorduk. Çocuğumuz eve yürüme mesafesinde, her şeyiyle çok sevdiğimiz bir kreşe gidiyordu. Yoruluyorduk ama çocuğumuzu kendi tercihlerimize göre, içimize sindirdiğimiz bir ebeveynlik anlayışıyla büyüttüğümüzü görüp tatmin oluyorduk. Yoruluyorduk ama vardığımız yerden memnunduk. Başından beri düşündüğümüz ikinci çocuk yavaş yavaş bu konuşmalara sızmaya ve yerini yapmaya başladı ama bizim kendimizi bunu yapabilir hissetmemiz ancak Mete 4 yaşına geldiğinde mümkün oldu. Yani tam olarak demesek de karar vermeye yetecek kadar diyelim…

Mete’ye hamile olmadan önce de yaptığım gibi doktorumun kapısını çaldım ve gebelik planladığımı konuştum. İlerleyen yaşım ve önceki hamileliğime göre artmış kilom beni endişelendiriyordu ama doktorum endişelerimi giderip beni cesaretlendirerek, daha doğrusu gazlayarak ve bir kan testi isteyerek gönderdi. Bu kan testi sayesinde farkettiğimiz hipotiroidin tedavisine başlayıp TSHımı düşürdükten sonra artık hamile kalmamam için bir sebebim kalmamıştı. Çalışmalar başlasındı. Bütün bu ön sürece rağmen reglim gecikip, peşine evde yaptığım testle hamile olduğumu öğrendiğim an boş bulunmaktan kendimi alamadım. Bir kere o ayki üretken haftamı boş geçirmiştik ve ben o ay hamile olmayacağımı varsayarak çok rahat davranmıştım. Tatilde olmanın rahatlığıyla her akşam şarap içmiştim, hatta bir akşam rakı, ve aralarda bir iki kokteyl. Daha bir hafta önce saçımı boyatmıştım. Hamile olmadan önceki son ayımı iyi değerlendirip kilo vereyim diye egzersizlerde yüksek nabızlara çıkmış, hoplayıp zıplamış, zorlayıcı hareketler yapmıştım. Amanın ben ne yapmıştım! İlk hamileliğimden gelen az biraz tecrübeyle bir şey olmayacağını tahmin etsem de gene de kafamı kurcalamadı diyemem. Bu yazıyı yazdığım gün doktoruma ilk kontrolüme gittim. 5. haftada olduğum için kalp atışlarını görmek bile mümkün olmadı ama kese ordaydı.

Bebeğin boyunun mekanik kumpastaki karşılığı… O gün Hakan’a göndermiştim. İki makine mühendisi ebeveyn olursa!

Gebelik günlüğü yazmak için o kadar heveslenmeme istememe rağmen bu yazıyı biraz çekinerek yazıyorum aslında, oldukça erken olduğu, henüz bir embriyo ya da kalp atışı göremediğim için… Sonra aklıma ilk hamileliğimde Hakan’la aramızda geçen bir konuşma geliyor. Kitapçıda gebelikle ilgili kitaplara bakıyorduk ve “Şimdi mi alsak, internetten mi sipariş etsek?” diye sorduğumda Hakan “12. haftayı bekleyelim” demişti. “Hevesimizi söndürmeyelim” demiştim, “Bir şeyler ters giderse sonuçlarla başa çıkacak gücümüz var”. Bu cümle hala geçerli, yolunda gitmezse sonuçlarla başa çıkacak gücüm var. Umarım herşey yolunda gider ve her hafta burada sizlerle paylaşabilirim sürecimi…

Gebelik Günlükleri

Özge’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *