17 Yorum

Çocukları Yerlerinden Kaldırmayın!

Twitter’da yazdım, Instagram’da paylaştım ama hızımı alamadım buraya da içimi dökmek istedim.

Dün Turgutreis’ten Yalıkavak’a gelmek için dolmuşa bindik; çocuklar, ben, annem ve babam. Oradan ayrılmadan dişim tuttu benim, zaten iki gündür uğraşıyordum, herhalde apse yapmış, misafirliğe gittiğimiz evdeki ağrı kesici hafif geldi, benim -regl ağrısı için aldığım- He-Man gibi güçlü ağrı kesicim de evdeydi, çekiyordum mecbur.

Neyse dolmuşa bindik, Derya’yı annemin kucağına verdim çünkü dişime kimsenin değmesine tahammülüm yok, Deniz’le Derin de koltukta oturuyorlar çünkü neden oturmasınlar? Ama işte bazı insanlara göre oturmasınlar.

Turgutreis’ten Yalıkavak yaklaşık 40 dakika sürdü, oldukça da virajlı bir yol. Çocuklar gün boyu yüzdüler, yoruldular, akşam olmuş, ayakta duracak halleri yok, pek tabii ki oturuyorlar koltukta… Ki bu sebeplerin hiçbirine gerek yok, oturuyorlar çünkü çocuklar.

Oturuyorlar çünkü varlar. Hem de öyle varlar ki, 6 yaş üzeri bilete tabi olacak kadar; Bodrum otogarına gidip öğrenci kartı çıkartmadığımız için herkesle eşit ücret ödeyecek kadar varlar.

Ama bazı insanlara göre yoklar. Çünkü çocuklar.

Önce iki kadın geldi yanlarına, “Çocuklar siz biletli misiniz bakayım?” dediler, ben koridorun öbür tarafından atlayamadan annem “Evet, biletliler” dedi. Bir şeyler daha söyledi, işte ayakta durmaları zor falan, tam duyamadım, dişimin derdindeydim.

Sonra bir adam geldi, mır mır bir şeyler söylendi; bu kez atladım onların bileti var işte oturmaları lazım çünkü şöyledir böyledir falan, adam dudağını büküp “peh peh peh” diyerek uzaklaştı. Meğer adam gelir gelmez “Kalkın bakalım” demiş çocuklara, ben duymadım. İyi ki duymadım. Babam da duymamış. İyi ki duymamış. Duysaydım, dişimin ağrısını o adamdan çıkarabilirdim. Babam duysaydı, yaşına başına bakmaz “Kimi kaldırıyon lan sen?!” diye girebilirdi. Bak şimdi bile aşırı sinirlendim. Sen kim oluyorsun da çocukların tepesine dikilip onlara kalkmalarını emrediyorsun hadsiz herif!

Sonrasında iki genç kız geldiler, yine çocuklara bir şeyler söyleyince ben yine atladım neler oluyor diye, annem “sorun yok” der gibi el kol yaptı bana ve herkes yoluna devam etti. Meğer onlar da “Nerede ineceksiniz acaba?” diye sormuşlar çocuklara… Bak sen şu işe… Her nedense bana sormadılar, anneme sormadılar, yanımdaki kadına sormadılar, önümde oturan, 20’li yaşlarındaki iki erkeğe sormadılar, 9 ve 13 yaşında iki çocuğa nerede ineceklerini sordular. Ne ilginç!

Bu ilk “Biletiniz var mı bakiyim?” diyen kadınlardan biri yanım boşalınca yanıma oturdu ve ben “Kalkın bakalım” diyen adama açıklama yaparken “Şimdi bakın ben de öyle dedim ama…” falan dedi ve ben biliyordum zaten dediğini, o yüzden yüksek sesle söylüyordum. Çünkü diyemezsin. Çünkü diyemezsiniz. Çünkü nasıl ki bir yetişkinin biletli olup olmadığını sormuyorsunuz, çocukların biletli olup olmadığını soramazsınız. Bu sizi ilgilendirmez. Bilet alınması gereken yaştalarsa girerken zaten almışlardır, ki bunun kontrolünü şoför yapar. Böyle ucuz numaralarla çocuklara sataşmayın!

Neyse sonuç olarak bunun bir görgü meselesi olduğunu söyledi kadın, ben de hayır öyle olmadığını, bunun bir acizlik meselesi olduğunu, her kim daha acizse, kimin daha çok ihtiyacı varsa onun oturmasını gerektiğini, çoğu zaman benim çocuklarımı oturtup kendim başkalarına yer verdiğimi, benden daha aciz durumda birisi varsa -bu bir çocuk olabilir, hamile bir kadın olabilir, genç ve hasta/engelli bir insan olabilir, yaşlı biri olabilir- yer verdiğimi falan anlattım DİŞİMİN O AĞRISIYLA ÜSTELİK!

Bunları tüm dolmuş duyarcasına yapmaya çalışmamın sebebi tam da buydu: Herkes duysun. Neticede küçücük bir çocuğun yerine göz diken insandan benim orada uzuuuuun uzun anlattığım şeyden ders çıkarmasını beklemiyorum. Ben bunu, etrafımızdakiler için anlatıyorum. O sırada kulak misafiri olan, dinleyen, hmmm demek böyle bir şey varmış bak çocuklar ayakta duramayabilirmiş, bak boyları, kiloları dengede durmaya yetmeyebilirmiş, ayrıca onca ayakta giden koca insanın arasında sıkışmaları, ezilmeleri uygun olmazmış, çocukların büyüklere yer vermemelerinin terbiyeyle ilgisi yokmuş ya da aslında varmış ve asıl terbiyesizler küçücük çocuklardan onlara yer vermelerini bekleyen tam kapasite yetişkinlermiş diye düşünmeye başlamaları için anlatıyorum. Belki birilerinin kulağına kar suyu kaçar.

Nasıl ki bir yetişkini yerinden kaldırmıyorsunuz, bir çocuğu da kaldıramazsınız. Nasıl ki bir yetişkini, onun yerine oturmak için kucağınıza almayı teklif etmiyorsunuz, bir çocuğu da alamazsınız. Bir yetişkine nasıl davranıyorsanız, bir çocuğa, ondan çok daha fazla hassasiyetle yaklaşmalısınız!

Bacak boyları otobüsün basamaklarını tırmanmaya yetmeyen çocukların nasıl oluyor da yetişkinler gibi ayakta durmalarını bekliyorlar, anlamak mümkün değil.

Aslında şöyle oluyor: İnsanlar bunu kendilerinde hak görüyorlar. Güçlü olanlar, güçlerini güçsüzlerin üzerinde kullanıyorlar, olan bu! Erkeklerin kadınlara şiddeti, kadınların çocuklara şiddeti, insanların hayvanlara şiddeti, ataerkil şiddet denilen şey bu!

Benzer bir olay geçen gün halk plajında oldu: Bodrum belediyesi bazı plajlarda bir uygulama başlatmış, plajlarda şezlongları kaldırmışlar; sadece 65 yaş üzerine, 5 yaşından küçük çocuğu olanlara ve engellilere şezlong veriyorlar. Bizim gittiğimiz plajda cankurtaran bu kriterlere göre dağıtıyor şezlongları.

Cankurtaranın izinli olduğu bir gün, dört kişilik bir aile geldi ve şezlong aldılar, ortalık sakindi, boşta şezlong vardı, herkes fazladan almıştı o gün çünkü kalabalık değildi. Bir yandan da tetikteydim ben acaba gelen, başka ihtiyacı olan olacak mı diye, tam bakınırken yaşlı bir kadın geldi, bu dört kişilik ailenin 15-16 yaşlarındaki iki çocuğuna -anne baba herhalde denizdeydi- “Pardon bakar mısınız, siz neye dayanarak bu şezlongları alıyorsunuz?!” diye atladı, onları azarlamaya başladı ve biz araya girdik, dedik ki “Herhalde bu uygulamayı bilmiyorlar -çünkü yeni- böyle böyle bir durum var” deyince gençler “Aa evet bilmiyorduk” falan deyip geri veriyorlardı şezlongları ama kadın hâlâ söyleniyor. Dedik ki, azarlamadan da söyleyebilirsiniz, bu yeni bir uygulama ve insanların haberi yok, gençler de “Düzgün söyleseniz” falan dediler, kadın şezlongu kaptı gitti. Sonrasında kadının kocası Ali Kıran Başkesen geldi, nasıl bağırıyor plajda, “Bu şezlonglar 65 yaş üzeri için! Bir de 0-1 yaş çocuğu olan anneler için! Almayacaksınız bunları!” – ki yanlış, 0-5 yaş o. Ağzı olan konuşuyor! Azıcık sesi gür çıkan bağırıyor! Ona da söyledik azarlamadan söyleyin diye, sonrasında gençlerin babaları geldi, çocuklar ona şikayet ettiler herhalde, adam diğer adamın üzerine yürüdü, ortalık bayağı bir gerildi.

Çocukları kolay lokma görüyorlar, onların üzerinden kendilerini tatmin ediyorlar! İnanılmaz çifte standartlı ve ahlakçı bir bakış açısı bu… Neymiş, görgü kuralıymış, saygıymış, edepmiş. Kendinden fiziksel ya da duygusal olarak daha güçsüz olan bir canlıyı ezmekten daha büyük edepsizlik bilmiyorum ben.

Bunu Instagram’da paylaşalı daha bir saat oldu ve yüzlerce yorum geldi benzer tecrübeleri anlatan. Kimi hamileyken büyük çocuğunu kucağına almak zorunda bırakıldığını anlatıyor, kimi iki çocuğunu sıkıştırdığı tek koltukta insanların gözü olduğunu. Ve hepsinin arkasında aynı şey var: Yetişkinlerin çocuklar üzerindeki tahakkümü!

Çocuk hakları savunucusu ve avukat Seda Akço’nun katıldığı bir programı izlemiştim (hangi bölümdü hatırlamıyorum, ya şu ya da şuydu), çocuk haklarının, sadece çocuk istismarı vakalarında konuşulduğunu söylüyordu. Ne kadar da doğru söylüyordu! Ne zaman bir istismar vakası olsa ortalık ayağa kalkıyor, idam talepleri, hadım edelim söylemleri, herkes bir intikam duygusu peşinde ama meselenin temeline inmeye gelince elle tutulur bir şey yok. “Çocuk susar, sen susma” gibi son derece yanlış ve çocuğu daha da güçsüzleştiren söylemler, ağzı kapatılan, tedirgin ifadeli çocukların yer aldığı, mağduru öne çıkaran, şiddeti tekrarlayan, yeniden üreten görsellerden öteye gidemiyor istismarla mücadele…

Oysa çocuk istismarıyla mücadele etmenin en önemli yolu onu önlemek… Önlemek de çocuğu görmek, fark etmek ve güçlendirmekle olur. Çocuğu bir birey olarak kabul etmekle olur.

“Çocuklar bizim canımız, geleceğimiz, onlar bizim her şeyimiz” gibi yapmacık söylemler yerine, çocukların, tıpkı yetişkinler gibi bedensel bütünlükleri ve hakları olduğunu kabul ve fark etmek gerek. Tabii ki yeterliliklerini ve gelişmeleri gereken alanları da görerek.

Çocuklar toplu taşımada kimseye yer veremezler. Vermemeliler. Bu sığ, bu ahlakçı, bu çıkarcı, bu tek taraflı zihniyetin sona ermesi lazım.

Bu zihniyetin değişmesi için daha kırk fırın ekmek yememiz lazım. Bunu böyle bireysel mücadelelerle yapamayacak olsak da geri adım atmamamız, çocuklara, başkalarının çocuklarına, tüm çocuklara sahip çıkmamız lazım.

Belediyelerin, toplu taşıma araçlarında engelli, yaşlı ve hamilelere öncelik tanıdığı gibi, çocuklara da tanıması ve bunu yüksek sesle/görünür bir şekilde dile getirmeleri lazım. Ekrem İmamoğlu’nun bunu önceliklendirmesi, Mansur Yavaş’ın bunu önceliklendirmesi, gençleri önemseyen herkesin bunu bir numaralı önceliği haline getirmesi lazım.

Bu konuda kamu spotları yapılması, ÇOCUKLARIN GÖRÜNÜR OLMA HAKLARININ HERKESİN GÖZÜNE SOKULMASI LAZIM.

O zamana kadar ben, her yerde ve koşulda, her türlü toplu taşıma aracında, yetişkinlerle çocukların, gençlerin bir arada oldukları her ortamda, sırf yaşı daha büyük diye, sırf bu dünyaya daha önce geldi diye, kendisinden daha küçük bir insanı ezmeye, küçük görmeye, onu yerinden kaldırmaya VE DOLAYISIYLA CAN GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATMAYA cüret eden herkesle mücadele edeceğim. Ve bunu bağıra bağıra, herkesin duyacağı şekilde yapacağım. Kimseden de bana destek olmasını beklemiyorum. Bu ülkede yaşayan birçok kadın gibi, bana elle sarkıntılık edildiği zamanlarda sesimi yükselttiğimde de kimsenin arkamdan gelmemesine, ses çıkarmamasına alışkınım. Yalnız bırakılmak konusunda ne yazık ki antrenmanlıyım. Ama bu benim susmama yetmiyor.

Ve yalnız değilim. Değiliz.

Birbirimizin çocuklarına sahip çıkalım. Sadece birbirimizin değil, başkalarının çocuklarına, en çok da kimsesiz çocuklara sahip çıkalım. Onların arkasını kollayalım. Çocukları, gençleri ezmeye çalışanlar güç bağımlısı yetişkinleri deşifre edelim, ses çıkaralım. Kavgacı olmayan ancak gerektiğinde kavga etmekten çekinmeyecek kararlılıkta bir tonda, kibar ancak karşısındakini haddini bildirmekten çekinmeyecek kadar cesur bir üslupla, tüm çocukların haklarını koruyalım.

Çocuklara haklarını öğretelim; onların toplu taşımada yetişkinlerden daha fazla oturmaya haklarının olduğunu, bazı yetişkinlerin bunu bilmediklerini ya da önemsemediklerini, kendi haklarına sahip çıkmalarını, kimi yetişkinlerin bunu “görgüsüzlük, saygısızlık, terbiyesizlik” olarak adlandıracaklarını, bunun onların kendi terbiyesizlikleri olduğunu öğretelim. Koskoca yetişkinlere, tanımadığımız adamlara, kadınlara öğretemediklerimizi çocuklarımıza öğretelim.

Çocukları severMİŞ GİBİ yapan ama aslında onların küçüklüğünü kullanarak kendi büyüklüğünü tatmin edenlerin hüküm sürdüğü bir toplumda, tabir-i caizse savaşılması gereken cephelerden sadece biri toplu taşıma… Ama en sık yer alınan, en çok görünen alanlardan da biri…

Saygının, küçükten büyüğe doğru akması gereken bir davranış olduğunu düşünenler büyük yanılgı içerisindeler. Ve kimsenin ahlak, edep, görgü anlayışı, hiçbir çocuğun incinmesinden daha önemli değil.

Çocuğu birey olarak görmeyen, onu ezmeyi bir gelenek haline getirmiş, çocukların sistematik olarak istismar edilmesine çanak tutan bu sığ bakış açısının tam karşısında ben varım. Ve yalnız değilim. Benim gibi düşünen biiiiir sürü insan var.

Çocuklardan önce bizleri yerimizden kaldırmanız lazım.

Tabii, yerimizi bizden daha fazla ihtiyacı olan birilerine vermemişsek eğer…

#teşekkürleriyigünner

17 yorum

  1. Ohooo iş yaşlılara, gençlere gelinceye kadar… Benim el- göz- beyin koordinasyonum zayıftır, dengede durmakta zorlanırım. Ona rağmen çok kez çocuklu kadınlara -kendi çocuğum yokken de- yer verdim. Çocuklar otursun diye verdim ama hep anneler oturdu 🙂 Çocuklarını da ya süklüm püklüm kucaklarına aldılar ya da ayakta beklettiler. Anneler toplu taşımada değer vermiyor çocuklarına, yabancılar ne yapsın?

  2. Aklıma çocukken annemin yanından “kaldırılmamak” için uyuma numarası yapmam ve yaşadığım stres geldi. Tartışılmıyor bile bunun yanlışlığı; bir defa SEN KİMSİN? Ne münasebet yani. Bazen bu toplum beni gerçekten hasta ediyor…

  3. Benim kulağıma kar suyu kaçırdınız. İlk defa yine sizin bir yazınızla sorgulamıştım çocukların yer vermesi kuralını. Daha dezavantajlı olan kim ise o oturmalı; o halde neden ayakta durması tehlikeli olan çocuklar yer versin? Neden oturmayı hak etmediği düşünülüyor? Bu görgü saygı meselelerinde biraz eski kafalı olduğum için sizden duyana kadar bunu düşünmek aklıma gelmedi herhalde. Bu “görgü kuralı” tam da çocuğa değer verilmeyen, misafir varsa sofraya dahi oturtulmadığı zamandan kalma..

    • Çok mutlu oldum! Hepimiz belli normlarla büyüdük, hepimize kodlanmış öğretiler var ve bunların hepsi de yanlış değil. Kaldı ki doğrular da değişebiliyor, zamanla evrilebiliyor; dolayısıyla biz de değişimlere uyum sağladıkça daha yaşanabilir bir toplum olma yolunda -ağır adımlarla da olsa- ilerliyoruz.

  4. Yazıyı okurken okuyo gibi değilde sizi dinliyormuş gibi okudum…otobüste düşmesin diye yerini çocuğuma veren teyzeler amcalarla karşılaştım çok defa ve bu inşallah artacak…olumsuzluklar yerini daha güzel olumlamalara bırakıcak,bu da ancak daha fazla ve herkese herşeye saygıyla mümkün olacak:))

  5. Şehirlerarası yolculuk yapıyoruz,Tam 10 saat sürecek 4 bilet aldım arka dörtlüden.Annem ben 2 çocuk. Çocuklar koltukta tabi boyları küçük görünmüyorlar.Gelen oraya oturabilir miyim diyor giden oraya oturabilir miyim. Artık daral geldi.Açıklamaktan yoruldum. Birde başka bir bayan önümüzde 3 çocukla yolculuğa çıkmış ama 2 bilet almış çocuklarda 8-15 yaş arası. O 10 saati yerde oturarak geçirdi. Bu nasıl bi kafa anlamadım. o 10 saati de facebook da gezerek geçirdi. Önümde yerde oturuyor çünki görmemek imkansız.

  6. Elif doğru düşünüyorsun da, bu denklemin bir de öteki kolu var.
    Şimdi biz çocuklarımıza hep “yaşlı görünce yer verelim, hamileye yer verelim” diyoruz, tabii hamile ve yaşlı görünce oturuyorsa da kaldırıyoruz falan, güzel. Sanıyoruz ki, onlar bu şekilde öğreniyorlar..
    Ama çocuğun gözünden bakarsan, 0-5 ay arası hamile mi şişman mı ya da yaşlı dediğin mesela kaç yaş, bunlar çok muğlak konular ve ergenler bile bazen “ama bu yaşlı değil, ama ben ondan daha yorgunum, ben de bilet parası verdim” diyerek bu arada kalan kişilerin yüzüne baka baka, son derece lakayt bir şekilde, uyku numarasıyla falan hiç kımıldamamayı seçiyorlar. Hele bir de “sen eşitsin, hakkın senin de, kalkmak istemezsen sakın kalkma” mesajı verirsek ne olur bilmiyorum..
    Ben çok üzülüyorum, yaşlı olmasına da gerek yok yani biri terlemiş, biri belli eli kolu dolu binmiş, bunlar bence kanunen eşit olsa da sosyal terazide bir çocuktan daha fazla hak ediyorlar o yeri. Nedeni çocuğu aşağı görmem değil, fiziksel anlamda çocuk daha uzun ayakta durabilir, tansiyonu daha nadir yükselir/düşer yani bunlar gerçekler. O nedenle bence de çocuklar büyüklere yer vermeli.
    Ama tabii ki bu karşılıklı dayılanma ya da birbirine öğretmenlik yapma şeklinde değil de mesela bir büyük tarafından “haydi biraz yana kayalım, teyze de otursun” ya da 0-6 yaşta kucakta olma şeklinde yapılamaz mı?
    Hayır yurtdışındayım, burda çocuğa saygı son mertebede ama toplu taşımada kural o şekilde ve çocuklar bu tip durumlarda burda da kaldırılıyor da.. 😉

    • Ay bir dakika ekleme yapacağım. Tabii idealde o dolmuşta kimsenin ayakta gitmemesi lazım güvenlik gereği! Hele 40dk’lık yolda herkesin oturuyor olması lazım tabii.. Yani konu baştan sakat, nerden alsan ordan elinde kalıyor!

      • Mesela bugün, 15-20 dakikalık bir mesafede, daha ben bir şey demeden, hamile bir kadına yer verdi büyük oğlan. Benim kucağımda en küçüğü vardı, yoksa ben verirdim. İşin öteki kolunu öğrenmeye engel olmuyor yani bence bu hak talebi…

    • Tamamen katiliyorum bu yoruma.

  7. Konuyla biraz alakalı olarak ben de şöyle bir ekleme yapmak istedim. Belli yaş üstünün toplu taşımada gençlere saygısız diye satasması olayı. Genelde dayanamayıp belki 10 saattir nöbet tuttu, belki çok zor bir sınavdan çıktı, belki hasta vb. diye çıkışıyorum. Birine saygısız demek bu kadar kolay mı?

  8. o kadar haklısınız ki ..

  9. Istanbulda otobuse bindik 8 yasinda kizimla ben oturmadim onu oturttum. Bi bayan geldi genc ustelik. Cocugu alabilir misniz rhatsizim dedi. Ayakta mi gitsin cocuk Ben kendim oturmayip onu oturtuyorum kaldiramam dedim. Ben oturup kucagima aliyim dedi bu sefer hayretler icinde kaldim. Baskasi yer versin kusura bakmayin dedim. Ters ters bakip dikildi ayakta. Insanlar cok ikginc gercekten.

  10. Merhabalar, yazınızı başından sonuna kadar bir solukta okudum. Önce 6 yaşındaki ben konuştu. Bende yaşamıştım bu olayı dedi her gelen soruyordu, annem “birisi yer isterse kalkma” diye tembihlemişti annemin kucağında kardeşim vardı çok hastaydım, hastaneden geliyorduk gözlerim devamlı kapanıyor birilerinin bu çocuğun ücreti ödendi mi ödense bile burda bu kadar insan ayakta sesleriyle gözlerimi açıyorum annem biçare kucağında çocuk gencecik savunma yapmaya çalışıyor, içimden insanlar neden böyle diye düşünüyorum. Sonra 25 yaşındaki ben konuşuyor hamile, bütün gün çalışmış 6 aylık hamile ama hamileliği çok belli olmuyor oturabilmek için iş çıkışı iki durak yukarı yürümüş işyerinin evine uzaklığı iki saat ve iki vasıta değiştiriyor ön koltukta karnı burnunda kadın var oturuyor sonra eli kolu dolu tahmini Pazar yapmış 45 en fazla 50 yaşlarında bir kadın biniyor ve bağırıyor bana ‘yer versene görmüyor musun’ ona konuşacak halde bile değilim bütün gün çalışmışım oraya oturmak içinde iki durak yürümüşüm ve eve gitmem için iki saatim var… “ O da hamile” diyor çevredekiler hiçte bile diye bağırıyor bütün otobüs boşalıyor Sıhhıye durağında bir o kadın bir ben kalıyorum hırçın hırçın bakışları ve inmek için ayakta olan ben… Sonra 30 yaşlarında ben, yine bir dolmuş yolculuğu ilk duraktan biniyorum iki dakika bekliyor dolmuş yolcu gelsin diye, bir küçük çocuğum var 4 yaşında, birde birkaç aylık oğlum. Oğlum ağlıyor çokça, ilk deneyimi dolmuş için iki kadın bana dönüp annelik öyle olmaz diyor, anne olmayı bileceksin o çocuğu susturmayı bileceksin diyor çocuğumun yanında duymadığım nasihat bir yere kadar belki katlanılır hakaret kalmıyor, hemen dolmuştan iniyorum uğraşamıyorum anlamayacak insanlara kendimi anlatmaya çalışmak o kadar yorucu ki. Bir keresinde de bir çocuğa yer vermiştim gelen giden aynı sizin çocuklarınızın yaşadığı türden tepkilere maruz kaldı anlatmaya çalışıyorum çocuk o bizden çok onların hakkı ama hayır anlamıyorlar şartlandırılmışlar anlamamak üzere. Sonra böyle insanlar orda burda ahkam kesiyorlar iyi niyetten, haktan hukuktan bahsediyorlar. Elbette ki yaşlılara da yer verilir hamilelere de yer verilir saygıdır ama çocuğa da yer verilmelidir sorgulamadan o da çocuğa saygıdır. Zaten yorgun olmayan bir maruzatı olmayan genç, orta yaş hatta ayakta kalabilecek enerjide olan küçük çocuklar bile kitap okuyormuş numarası yapmaz. Belli ki çok yorgundur belki astımı vardır, belki başka bir rahatsızlığı vardır sadece yaşlı değil diye o yerde oturamaz diye mimleyemeyiz. İyiden iyiye insanların sevgisizlikleri, saygısızlıkları beni gitgide insanlardan uzak bir kişi haline getiriyor. Güzel bir toplum olabileceğimizin umudunu kaybetmek istemiyorum.

  11. Şaşkınım, çok şaşkınım. ‘Çocuklar yer vererek büyüklere saygıyı öğrenecek’ kafasının şaşkınlığını yaşıyorum. Annem babam bizi oturtup kendileri ayakta gitti hep. Bu konunun saygıyı öğrenmekle alakası yok. Bu konu güvenlik konusu. İnsan taşıdığından bihaber, sabıka kayıtları türlü suçlarla dolmuş şahıslara emanet giderken çocuğumu ayakta mı seyahat ettireceğim? Ben tutunamazken, sağa sola savrulurken onlar ne yapacak? Ezilmelerine izin mi vereceğim? Aylar önce bu konuda yazdığında bir ışık yakmıştın, sayende ben de dikkat edip ayakta çocuk gördüğümde ebeveynine değil, çocuğa yer vermeye başlamıştım. Terbiye vermenin onlarca yolu var ama güvenliğini tehlikeye atmak bunlardan biri değil.

  12. İzmir’de yaşıyorum. Burada toplu taşıma yaşlılara ücretsiz. Bir yaşlılar hegamonyası kurulmuş. Benim de 3 çocuğum var. Büyükler 5 ve 10 yaşlarındadır. Büyükleri kaldırmaya çalışıyorlar sürekli. Benim de devamlı söylediğim: “Çocuğa kalkmasını emredemezsiniz. Çocuğun velisi benim. Çocuğun yanındaki yetişkin ile dialoga girmeniz gerekiyor. Sırf siz emrettiğiniz için kalkmaması gerekiyor. Çünkü sizin emrinizi yerine getirmesi gerektiğini söylersem, sapığın biri gelip de sapıkça bir istekte bulunduğunda, misal gel kucağıma otur filan dediğinde, çocuk anlamaz aradaki farkı, gider oturur.” Çocukla tartışmaya girmek neyin kafasıdır arkadaş? Eğer çocuğun kalkması gerektiğini düşünüyorsan bunu yanındaki yetişkine söylemen gerekiyor. Çocuklarımıza yetişkinlerin her sözlerinin emir olduğunu mu öğretmeliyiz? Bu mu yani?

    • Tutumunuzdan ötürü sizi tebrik ederim.
      İzmir’de durum aynen öyle, yaşlılar hegamonyası var. Bazen bu kadar yaşlı her gün nereye gidip geliyor diye merak ediyorum. Özellikle 10:00- 18:00 otobüsler yaşlılarla dolu. Yer için o kadar çok kavga çıkardıklarına tanık oldum ki… Madem ihtiyaç var, keşke onlar için ayrı otobüsler ayarlanıp seferler düzenlense.
      Bir gün yaşlı bir hanım geç annenin kucağına, ben oturacağım dedi. Her yanım alışveriş torbası dolu, kucağımda kocaman bir çanta, çocuk iki büklüm nereme otursun… İşten, okuldan çıkmış gençler de var. Ama piyango bize vurdu! Kolay lokma çocuklar tabii, direnemiyorlar. Ben otobüs gergin yaşlı popülasyonuyla dolu olduğundan basiret gösteremedim, kucağıma aldım çocuğu 🙁
      Çocuk istismarı illa cinsel saldırı olacak sanki! Sonra okulda, sokakta, şurada, burada neden dayak yedi; neden azarlandı, neden bağırdılar çocuğumuza diyoruz. Çocukları saygın bir birey olarak kabul edip, korunmaya muhtaç olduklarını kafamıza kazımamız lazım.
      Herkes eşit ve saygın bir yurttaştır; tek ayrıcalıklı sınıf çocuklardır. Benim bakış açım bu. Topluma yayılmasını temenni ediyorum.