24 Yorum

Tek Çocuklu Kadın Manifestosu

Konuk Yazar

Aşağıdaki yazı, ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı

Ben gündüzleri çok sevdiği bir işte çalışan, akşamları çocuğu ve eşi ile vakit geçiren, geceleri müzik dinleyerek okumayı seven, kimi zaman akademik makaleler kimi zaman da roman okuyan, kafa karışıklığını terapilerle, arkadaş sohbetleri ile ve yazarak gidermeye çalışan sıradan bir kadınım. Yakında 6 yaşına basacak bir kız çocuğu annesiyim.

Uzun zamandır üzerinde düşündüğüm, bir o tarafından bir bu tarafından baktığım ama neresinden baksam içime sinmeyen bir durum var. Ben genelde bu durumları yazarak atlatırım, içedönük her insan gibi. Aslında defterlerimdeki onca yazıya bir yazı daha ekleyip, bunu da bir köşede bırakabilirdim. Ama içim hiç rahat değil. Çünkü benim gibi aynı dertten muzdarip ve bir de aslında ‘iyi niyetle de olsa yaptığı hatanın’ farkında olmayan birçok kadın var biliyorum. İşte bu yüzden hem kendi sınırlarımı yeniden belirleyip korumak, hem de (maalesef ki) sınırlarını aşanlara toplu bir şekilde sınırlarını hatırlatma ihtiyacındayım ve çok şükür ki karşılanmayan ihtiyaçların sonradan nasıl patlamalara yol açabileceğini bilecek kadar yol gittim. O yüzden yazmam gerek!

Kafama takılan konu aslında sınırlar! Ama ben bunu şuradan anlatacağım; bazı özel konular vardır, biri ile üzerinde konuşulmaya başlanacaksa öncesinde biraz (fazla) düşünmek gerekir. Evlenmek/evlenmemek, doğurmak/doğurmamak, iki ve üzeri çocuk ya da tek çocuk sahibi olmak gibi. Bunlar kişinin “ÖZEL” alanlarıdır. Yani muhabbetlerde geçen rutin konular haline gelmiş olabilirler ama bu konular kişinin üzerinde çok uzun süre kafa yorduğu, kendi gücünü, donanımını, imkanlarını, sağlığını, tercihlerini, hayallerini ya da kırıklıklarını bir teraziye koyup tarttığı ve nihayet bir karar ver(eme)diği konulardır. Hatta o kişi için belki bir yaradır ve o yaraya hürmeten olur olmaz ellenmemesi gerekir. Daha da açmam gerekiyor. Mesela çocuk istiyordur biri ama olmuyordur, deyim yerindeyse zart diye “Çocuk düşünmüyor musun?” denmemeli, boğazlara bir düğüm daha atılmamalıdır. Evlenmeyi çok isteyen ama sevdiğine kavuşamadığı için evlenmemiş birine olur olmaz evliliğin faydaları ile ilgili nutukları çekilmemelidir.

Gelelim benimle ilgili kısmına. Bu aralar sıkça duyduğum “İkinci çocuk meselesini ne yapmış olmam???” Soruyu duyunca önce bir gülme isteği gelse de sonradan tüylerim diken diken oluyor. Çünkü henüz eşimle bile kesin bir karar verememişken, alakasız birinin alakasız bir zamanda sorusunu sorup, net ve kendini tatmin edici bir cevap beklemesi önce gülünç sonra da ürpetici geliyor bana. Hatta tüm konuyu kapatma çabalarımın anlaşılmayıp, birden çok çocuğun gerekliliğine ikna yoluna gidilmesi ise kanımı donduruyor. Çünkü bu ikna topyekün benim hayat görüşümün sorgulanmasına kadar varıyor dakikalar içerisinde!

Eminim kötü niyetle söylemiyorsunuz, hepsi benim ve hatta 5,5 yaşındaki kızımın iyiliği (!) için. Ve evet kabul ediyorum bu soruyu ben büyütüyorum. Çünkü bu konu benim için hali hazırda bir yara! İşte bu sebeple benim sizinle bu konuyu tartışacak takatim yok. Tam burada keşke herkes sınırlarını bilebilseydi diyorum. O zaman belki daha az yara ve yaralı olurdu etrafımızda. Herkes kendi kendini iyileştirir, olur da iyileştiremezse başkalarının kapıları çalınır, yardım istenir ve böylelikle herkes fikri sorulduğunda akıl verirdi.

Bir de şunlar var:

  1. Ömrü boyunca tek gün bile çalışmayı tercih etmemiş bir kadının çalışan bir kadına ikinci çocuk doğurmayla ile ilgili realist bir önerisi olabilir mi sizce? (Hatırlatmak istiyorum ki konumuz çalışmak/çalışmamak ya da çalışmak zorunda olduğu için çalışmak/severek çalışıyor olmak değil. Yaşayış biçimleri farklı olan insanların birbirlerine ayakları yere basan önerilerde bulunma ihtimalinin düşüklüğünden bahsediyorum.)
  2. Kendi kardeşi ile yıllardır telefonla bile görüşmemiş biri “Tek çocuklar sıkıntılı oluyor, ikinci ocuğu yapmazsan çocuğun problemli olacak.” diyebilir mi?? (Ben bunu özgüvenle ya da çocuk büyütmede tecrübe sahibi olmakla filan açıklayamıyorum. Biri birine bu kadar hassas bir konuda -sorulmadığı halde- akıl verecekse önce bir kendine bakmalı!)
  3. Aileden birine bile çocuklarını kısa süreliğine bıraktığında (haklı olarak) kaygılanan bir kadın, tek çocuğunu haftanın 5 günü sabah 8 ile akşam 5 arasında bakıcıya emanet etmiş ve çoğu zaman içi kan ağlaya ağlaya işe gitmiş bir kadına 2. çocuk doğurmayla ilgili destekleyici bir söz söyleyebilir mi? (Tekrar hatırlatıyorum konumuz çalışıp çalışmamakla ilgili değil, gerekli desteğe sahip olup olmamakla ilgili. Ve konumuz ‘ağlayarak işe gideceksen gitme!’ de değil. Konu hayat şartları, tercihler ve imkanlarla ilgili. Ve bu saydıklarım biliyorum ki farklı farklı yaralar farklı kadınlarda. Söylemek istediğim; benim hayatımı yaşamadan bana akıl verme!)
  4. Henüz evliliği deneyimlemiş olmayı bırakın, kendi sorumluluğunu bile tam anlamıyla üstlenememiş biri “İkinci çocuğu yapmayarak çocuğuna bundan büyük kötülük yapamazsın!” diye özgürce fikir beyan edebilir mi?? (Artık bu sınır bilmeme halini gençlik ya da toylukla değil kötü niyetle açıklayabiliyorum kendime. Kimse kusura bakmasın. Yenilecek çok fırın ekmek var!)
  5. Biri sizin anneliğinizi övmüşse, çocuklarınızla ne güzel bir tablo oluşturduğunuzu söylemişse, bu imrenmeye karşılık olarak, ‘aynısını sen de yap, neden yapmıyorsun, yaparsın!’ demeli miyiz? (Tamamen iyi niyetle söylenmiş cümleler olduğuna eminim, ama bana sınır ihlali gibi geliyor. Son yıllarda ‘darısı başına…’ ile biten cümlelerden bile vazgeçtim. Senin hayat şartlarında o çok güzel durabilir ama belki ben henüz ne istediğime karar veremedim ve bu sadece beni ilgilendirir.)

Bunlar tek çocuklu ve bu konuda bir hayli yaralı bir annenin serzenişleri olabilir ama gerçekten toplumca ‘sınırlarımızla’ ilgili biraz (!) düşünmemiz gerekiyor. Çünkü yukarıda bahsettiğim ve birçok kez duyduğum sorular gerçek sınır ihlalleri!!!

İnanın size katılıyorum. Kardeş bence de çok gerekli, ben de 3 kardeşin en büyüğüyüm ve kardeşlerim iyi ki var. Evet bir sorunum olsa ben de sizin gibi önce kardeşlerime giderim. Zaten ben kardeşe değil, yeterli desteği olmadığı için insanlıktan çıkmış, dengeyi kaybetmiş annelerle büyüyen 1’den çok çocuğa karşıyım! Kendi donanımımı, imkanlarımı ve ruh sağlığımı dünyaya ikinci bir can getirip onu maddi manevi besleyecek kadar yeterli görmediğimden bu yolun yolcusuyum ve aslında bu özel bilgileri de sizinle uluorta hiç paylaşmak zorunda değilim.

Hah bir de şu var! Belki 2 yıl sonra hayatımla ve kendimle ilgili farklı düşünüyor olurum, ama bu “tek çocuk olarak büyüyen kızım sıkıntılı olmasın” diye değil, ikinci bir çocuğa bakabileceğime inanırsam böyle olacak. Ve dünyaya ikinci bir can daha getirirken kendimizi bu açıdan tartıp, bu asgari saygıyı doğacak çocuğa göstermeliyiz bence.

Umarım ben de haddimi aşmamışımdır. Benimle aynı sebeplerden boğazı düğümlenenlere sarılır, bu yazıyı sonuna kadar iç görü ile okumuş olanlara da saygılarımı sunarım.

Konuk Yazarlık

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

24 yorum

  1. ben by konuyu eşime bile anlatamıyorum 🙁 🙁 🙁

  2. merhabalar, o kadar o kadar haklısınız ki… ama milletimizde bu sorular bitmiyor, çocuk düşünmeyene niye çocuğun yok senin? olmazsa görürsün? olmuyor değilmi? tipinde sorular. sanki herkes evlenir evlenmez çocuk sahibi olmayı planlıyormus gibi, ilk çocuğun olur daha doğmadan ikinci ne zaman derler kısır bir döngü.

  3. tamamen katılıyorum ..+1

  4. Başından sonuna o kadar gerçek bi yazı ki… ben de bu konuda sürekli olarak taciz edildiğimi hissediyorum. aslında bebek özlemi hissediyorum bu aralar ama sadece çocuğuma kardeş olsun diye ikinci çocuğu yapmayı kendime haksızlık olarak görüyorum. çocuklarıma gereken sabrı sevgiyi hırpalamadan hırpalanmadan verebileceğime inanırsam, o gücü (maddi-manevi) enerjiyi bulursam, nasipte de varsa bir gün inşallah.. ama ben bu gel gitleri neden anlatmak zorunda kalayım ki insanlara değil mi?

  5. Sanki birileri “2 resim arasındaki 5 farkı bulun” demiş de kendi çok çocuklu hayatıyla başkasının tek veya hiç çocuklu hayatını kıyaslar gibi rahat davranıyoruz bazen. Oysaki resimler farklı! Kıyaslanamayacak kadar. Kıyaslamanın akla bile gelmemesini gerektirecek kadar. Tuhaf.

  6. İki çocuk babası biri olarak, bu yazıyı okuduktan sonra aynı şeyleri biz eşimle defalarca düşündük ve bunları defalarca yaşadık. Okurken bunları hatırladım.Bu yazıya bambaşka bir şekilde yorum yazmak istiyorum; Temeli aşk ile başlamış aile yapısında aynı sohbetlerden erkeğin de rahatsız olduğuna eminim!!! Arkadaşlarınız ile sohbet ederken bu konuların açılması kadar, sohbete kabak tadı veren başka bir şey olamaz ! Arkadaşım lütfen;”çeneni kapa” bir baba olarak neleri düşündüğümü ve hesapladığımı bilemezsin ! Sen insan olabilirsin fakat bir baba veya anne değilsin.

    Sonrasında bir sürü farklı ve güzel duygular ile ikinci çocuğumuza kavuştuk. Yorumumun devamını sadece ikinci çocuk üzerinden yazmak istiyorum; ikinci çocuk, tamamiyle birbirlerini çok seven kadının ve erkeğin altından kalkabilecek bir durum oluğunu düşünüyorum. Türkiye de ki ekonomi yapısı, eğitim kalitesinin gidişatı, ülkede ki kitap okunma ve yazılma oranları, aktiviteleri , bir ailenin Can damarlarını oluşturan nice değerli düşünceleri bir araya getirip, çocuklarımızı bu duygular ile dünyaya getirmeliyiz. Kendi işine yetemeyen, hala evliliğinden şüphe eden insanların bir şekilde dünyaya çocuk getirmelerine, evli kalmalarına anlam veremiyorum . Evlilikte, çocuk yetiştirmekte, ev işlerinde anne ve babanın hiçbir farkı olmadığını üstüne basa basa söylemek istiyorum.

    “Hey o iş, kadın işi” “ hey o iş, erkek işi “ söylemleri ile çocuklarımızı yetiştirip, ayrıştıracaksak asla sağlam bir aile kültürüne sahip olamayacağız. Bana evde ki bütün işleri, yemekleri, ev içinde ne varsa bana gösteren güzel anneme ve güzel babama çok teşekkür ederim.

    Çok enteresan ve komik bir durumdan daha bahsetmek istiyorum; Üniversite hayatımda hiç aç kalmadım. Elektrik – Elektronik fakültesi mezunuyum. (Beni çok sıktığı için mesleğimi yapmıyorum)Üniversite arkadaşlarım burs paralarıyla, haçlıklarıyla ayda almış olduğu 1-2 defalık eti, kıymayı alır, benim evime gelirlerdi.Çünkü annem beni hayata hazırlamıştı. Hemen hazırlardım çilingir sofrasını !

    Tek çocuklu kadın manifestosunu okurken, bir kadın gözünden hayatı hissettim. Teşekkürler sevgili bayan !

    Son olarak, Son zamanlarda okumuş olduğum ve beni çok etkileyen bir kitapta şöyle yazıyordu;

    Sevgili kızlarım,
    Lafım size,
    Koca terbiye edilmez,
    Terbiyelisi alınır diye,

    Ailenizi çok sevin !

  7. Anne bloglarını okuduğum günden beri annelerin ne denli benzeştiğini, bir o kadar da ayrıştığını fark ettim.
    Hanımlar tek ortak noktalarımız anne ve kadın olmamız. İnançlarımız, düşüncelerimiz, karakterimiz, yaşam tarzımız, hayattan beklentilerimiz, sosyo- ekonomik durumumuz, eşlerimiz, evliliğimiz, travmalarımız vs. – çok çok çok sayabilirim- o kadar farklı ki…
    Bırakalım birbirimize akıl vermeyi (başkası istemedikçe); yargılamayı ( şiddet vs. yoksa) Herkes kendi kabı kadar şu dünyada. Bakamayacağını, zorlanacağını düşünen doğurmasın zaten! Kime ne?

  8. İkinci bir çocuk, ilk çocuğa “kardeş olsun” diye mi yapılır, yoksa iki insan “bir çocuğumuz daha olsun, bir daha tadalım bu duyguyu” diye mi.. Bu kişisel sınır ihlalleri bir yana (ki çok katılıyorum, hep derim, bizim insanımız arasındaki sohbetlerin %70’i malesef “sana ne” diyerek bitirilebilecek türden sohbetler..), dünyaya “kardeş” olarak getirilmiş bir insanın psikolojisi diğer yana..
    Tek çocuğum. Eşim de tek çocuk. İkimiz de sorunlu insanlar değiliz. İçiniz rahat olsun, bir klinik psikolog olarak üstüne basa basa söylüyorum, ailedeki çocuk sayısı ile çocuğun mutluluğu, özgüveni, hayat başarısı arasında HİÇ BİR İLİŞKİ YOK! Sıfır. Yok.
    Bırakın kim kaç çocuk istiyorsa o kadar yapsın ya, çocuk bu kardeş değil!
    Ps. 2. çocuğun iyi tarafı; kimse “ee 3.yü yapmayacak mısın, kardeş lazım bunlara” demiyor 😀 Niye ki? 😀

    • Valla ben de tek çocuklu bir ebeveyn olarak o kadar bezdim ki bu sorulardan, bana soruyu sorana durumuna göre “3. çocuk ne zaman?”, “evlilik ne zaman?”, “çocuk ne zaman?” cevabını veriyorum, hemen susuluyor 🙂

      Tabii sınır ihlalleri genelde bir önceki nesilden geldiğinde çaresizim… hayır bir de hakikaten bu konuda yaralıyım, ağzımı açıp durumu anlatsam sorduğuna utanacak, yerin dibine girecek karşımdaki ama anlatmak istemiyorum…

    • 3. çocuğu buralarda ‘bir kişi’ dışında dillendiren yok:D Üçüncü olunca da annenin arkasından “ha bire doğuruyor o da ama!” diyorlar. Cins cins insanlar var… Tek çocuğa acıyorlar, çok çocuğu cahilce buluyorlar, ha bire ama kardeş şart diyorlar. Benim anneannem “Birinci hak, ikinci karar, üçüncü zarar.” derdi. Kafa bu.

  9. Ben 2 çocuk annesiyim.Ikisi de oğlan.Aile toplantılarında,bayramda sürekli 3.yap kız olur sözlerini duymaktan biktim.Kimse karışındaki insanın psikolojik durumunu düşünmeden bu konularda nasil yorum yapabilir anlamıyorum.Maddi kısmına hiç girmiyorum çünkü önceliğim sağlıklı bir psikolojiyle çocuk büyütmek.Ben de büyük oğlumda içim yana yana onu kreşe brakip işe gittim ama o dönem bu çok konuşan grubundan kimse arada destek olalım çocuk hastayken kreşe bırakma biz bakalim demedi.Çocuk çok seviyorum 10 tane olsa doğururum ama daha 4. sınıfa geçmemiş oglumun orta okul kaygısı beni o kadar yoruyor ki bir 3.zaman ayiramiyacagima eminim.Yani demek istediğim bizde 2 tane var gene aynı tacizlere maruz kalıyoruz.Bu konuşan grup hep var malesef

  10. Birisi daha 2. ne zaman geliyor diye sorunca, yüzüne atmalık bir yazı olmuş..
    Elinize sağlık 🙂

  11. Bana “ikinciyi düşünüyor musun?” şeklinde soranlara “evet, ikinci eşi düşünüyorum. Hep aynı adamla nereye kadar?” Yanıtını veriyorum ve kendimi daha iyi hissediyorum 😜

  12. Sanki ben yazmışım gibi hissettim 🙂 Her vümlesine katılıyorum.

  13. Bizi her gördüğünde çocuk ne zaman diye soran bir yakınımız vardı. Bu kişi torunlarına bakıyordu ve baya bezmişti. Bir gün yine sordu. Ben de sen çok güzel çocuk bakıyorsun, bakarsan yapalım dedim. Bir daha asla sormadı. Bizim çocuk oldu, ziyarete bile gelmedi 🙂 Kesinlikle terlemek lazım. Türkiye’de fiziksel kişisel alanlara saygı duyulmadığı gibi kişisel konulara da saygı yok. Gelişine tersleyin içinizde kalmasın.

  14. Aynı konularla yüzbinlerce kez yüzyüze gelmiş,yaşamış, paylaşamamış,anlaşılmak istenmemiş,arkasından gülünmüş,anlaşıldığını sanmış…..bir anne olarak size yürekten sarılyor teşekkür ediyorum.

  15. Merhaba. Satırlarınız da kendi dile getiremediklerimi gördüm ve bir hayli rahatladım.Tek çocuklu bir anneyim ve küçüğünden büyüğüne, evlisinden bekarına herkes yorum yapıp akıl veriyor. Tüm bu saydığınız sebeplerin yanında (yani yetebilen bir anne olabilmek) birde hayatın tüm yükünü paylaşmak adına yola çıktığınızı sandığınız eşinizin, hiç bir yükünüzü taşımadığını görüp ikinci çocuk yaparsam bu kriz dahada büyür dediğiniz bir durum olabiliyor. Yani aslında siz evliliğinizi belki sorgularken biri çıkıp “kardeşsiz çocuk olmaz” dediğinde cinnetin eşiğine gelebiliyorsunuz. Dilerim artık kimse kimsenin bu denli özeline girmez.
    Teşekkürler.

  16. Size sımsıkı sarılıyorum.
    Yaşadıklarım herşey birebir aynı şeyler. Hayat neyi getirecek bilmiyorum çocukları çok seviyorum ancak yorgunum yoruluyorum oğlumda bende yıpranıyoruz. Keşke eşimde destekçi olsaydı belki farklı olurdu. Suan ikinci bir cocuk en son düşünecek birşey

  17. O kadar güzel yazmışınızki, tam olarak hislerime tercüman oldu. Bu yazıyı okuyup anlayabilecek kapasiteye sahip olan insanlar zaten bu tip haddini aşan soruları sormuyorlar. Bu akşam eğitimci misafirlerimi düşünüyorum. Bir kere bile bu soru sorulmadı. Ama diğer grup insanlara bunu anlatmak imkansız gibi geliyor. Aynı soruya, aynı kişilere kaç kere cevap verdim bilmiyorum.

  18. yazınızın altına imzamı atabilir miyim? Sırf toplum beklentisini karşılamak adına hiç düşünmeden yaptıkları çocuklar ellerinde patlamış, psikolojileri darmadağın olmuş, çocukları da canından bezdirmiş annelerle dolu değil mi sizin de etrafınız, hep de böyle anneler değil mi tek çocukluları ayıplayanlar? sanırım psikolojik olarak iyi hissetme çabası ile kendilerini yüceltmeye, diğerlerini alçaltmaya çalışıyorlar. Başka türlü nasıl açıklayacaklar yaptıkları saçmalığı kendilerine. sözüm her bir çocuğuna adil ve insanca davranabilen anneleri asla kapsamıyor, zaten öyle anneler ne tek çocukluyu ne de çocuksuzu eleştirme saygısızlığında bulunmuyor. çocuk yetiştirmenin gerektirdiği sağlam psikolojiye sahip olduklarındandır belki de.

  19. Bana biri ‘hadi artık, 2.’yi yapmıyor musunuz’ diye sorduğunda ve benim kafamı karıştırmaya çalıştığında, direkt olarak yazınızın ve yapılan yorumların aklıma gelmesini yürekten diliyorum kendime.. teşekkürler.