8 Yorum

Deniz T’nin Gebelik Günlüğü – 12. ve 13. Haftalar

Yazar Hakkında

DENİZ T. -11 yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptıktan sonra, yurt dışına taşınmış maceraperest bir kadın ve yıllarını yogaya ve yoga eğitimlerine verdikten sonra, aynı zamanda bir yoga hocası. En büyük tutkusu sağlıklı yemekler pişirmek, yazmak ve eşiyle beraber seyahat etmek. 35 yaşında, Teo’nun ve karnındaki küçük bebeğin annesi.

Blogcu Anne’de bu sayfadan sesimin duyulmasını istememin asıl sebebi, bizim toplumumuzda, yaşadığım -hala yaşıyor olduğum- o karanlık ve dayanılmaz günler hakkında konuşan kişilerin 1 elin parmaklarını geçmemesi oldu. İngilizce baktığımda ise, onlarca sıradan kadının yazdığı kitap, blog yazıları, paylaşımların çok cesurca yapıldığı Instagram hesapları ve yardım kuruluşları buldum. Ama bizde neden hiçbir şey olmamış gibi hayatlar devam edilsin isteniyor, anlamak bana zor geliyor.

Bu durumda ben de yazayım dedim, çünkü yazmak kendimi en rahat hissettiğim alandı. Yine de, kendi hesabımdan ve sesimden yazacak gücü, bu kadar zaman sonra bile kendimde bulamadım. Sanırım, kendi sesimi unuttum. Yeniden “eski Deniz” olmak ne kadar zor bilseniz… Bu arada, beni buradan tanıyan ve henüz hazır olmadığım için Instagram hesabımı açıkça yazmama konusunda bana saygı duyan herkese teşekkür ediyorum.

Kendi hesabımı kullanmak yerine, bu sayfada yazmak istememin ilk sebebi -Elif Hanım’a teşekkürlerle-, diğer kayıp yaşayan kadınlara ulaşma, buradan ellerini tutma ve yalnız olmadıklarını söyleme amacıma hizmet ederken, aynı zamanda daha fazla kişiye ulaşmasını sağlaması oldu. Bu durumda, kim olduğumun hiç önemi yoktu hatta böylesi daha iyiydi. Kendi hesabımdan ise, şu aralar gerçekten soğudum. Çünkü her girdiğimde, sadece isim olarak bildiğim, çok uzaktan tanıdığım ya da önceden beni takip etmiş ama bırakmış çok sayıda kişinin bu olayı duyarak takip isteği göstermesi oldu. Yani bu konuyu tahminimden çok kişi -yakından tanımadıklarım dahil- konuşuyordu, -zaten Teo’yu kaybettiğimizi anlattığım postun başkalarına gönderilme sayısına inanamazsınız.

Ben sık sık paylaşım yaparken takip etmeyen ama aylar -neredeyse 1 yıl- paylaşım yapmayı bıraktıktan sonra, bir mesaj yazarak üzüntümü paylaşmak yerine, sadece izlemek için gelen insanlara içimi açmak istemedim. Bu samimiyetsiz ilgi beni rahatsız etti. Bir de, sadece hamile olduğum fotografları seçip -henüz görmeye hazır olmadığım zamanlarda- beğenen insanlar oldu. Bunun neden yapıldığını sanırım asla anlayamayacağım.

Bu arada, ilk fırsatta bana mesaj yazan herkese teşekkür ediyorum, ama inanın her birini ağlayarak okumama rağmen, cevap yazacak gücü kendimde bulamadım. Hiç bir cümle kendimi ifade etmeme yetmedi. Bir kaç arkadaşım, cevap yazmama gerek olmadığını sadece beni düşündüğünü bilmemi istediğini yazdı. Soru yok, ne oldu anlat yok, ne yaşadığını anlamam mümkün değil diye kendimi iyice uzaylı gibi hissetmeme sebep olma yok, sadece yanındayım…  Nasıl iyi geldi anlatamam. Çünkü o sıralarda neler olduğunu anlatmak yerine, balkondan atlamayı tercih edebilecek psikolojideydim.

Çevrenizde kayıp yaşamış kişilere bu şekilde mesaj yazmanız gerçekten onlara iyi gelecektir. Özellikle ilk aylarda, onları düşündüğünüzü ve sevgilerinizi gönderdiğinizi anlatan mesajlar yazın, lütfen. O günlerde yalnız hissetmemeleri çok ama çok önemli. Yabancı sayfalarda, arkadaşlarının kapının önüne bir kartla beraber çiçek ya da çikolata bıraktıklarını okumuştum, çok hoşuma gitmişti. Kayıp yaşamış birine gösterdiğiniz ilgi ve dayanışma, hayatınızda biri için yapabileceğiniz en güzel dokunuşlardan biri olabilir. İlk bir yıl, onların hayata tutunmasına yardım edin, çünkü onlar özellikle bu süre boyunca, iki taraf arasında sıkışıp kalmış olacak.

Eşimle beraber hayatlarımıza çok büyük katkıları ve emeği olan, bebeklerini kaybeden gönüllülerden oluşan bir derneğin, yeni yıl için düzenliği anma gününe katıldık geçen haftalarda. Aileleri ile gelen insanların ne kadar kalabalık olduğunu görseniz gerçekten şaşırırdınız. Böylece, oğlumuzun adı soyadı yüksek sesle bir toplulukta yeniden seslendirilmiş oldu. Teo’yu anma ve onun için bir şeyler yapabilme şansını bir kez daha bize verdiği için, dernek gönüllülerine ne kadar teşekkür etsem az. Orada diğer ailelerle beraberken kendimi yalnız hissetmedim ve üzüntümü, göz yaşlarım için özür dilemeden paylaşabildim.

Yılbaşı Ağacı

Yılbaşı Ağacı

Hamileliğim ise inişli çıkışlı devam ediyor. Teo’da, son aya kadar hiç doktor görmemiştik. Bu yüzden, 2 kez İstanbul’a gidip detaylı ultrason ve kan testleri ve burada özel ultrason yaptırmıştım. Bu defa her iki haftada bir, riskli gebelikte, yaşadığımız şehirde adı çok bilinen şahane bir doktoru görüyoruz. Benimle nasıl konuşacağını biliyor ve ne hissettiğimi anladığını hissettiriyor. Her görüşmede yanında başka bir doktor ve bir stajyer doktor daha oluyor, sanırım eğitim amaçlı.

Doktorumuz, 12. hafta detaylı ultrasonundan iki gün önceki görüşmemizde, çok endişeli olduğum için tansiyonum ilk defa yükselince, beni araya sıkıştırıp hemen ultrason odasına aldırdı ki, bunun burada gerçekten zor bir iş olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bebeğimiz gayet iyi görünüyordu. Fakat bu defa, 13. haftaya girince kanama şikayetiyle acile gitmek zorunda kaldık.

“Christmas” gecesi olduğu için kafasında kocaman geyik boynuzları takılı olan bir doktordan, göz yaşları içinde kötü haberi beklerken, bebeğimizin sağlıklı bir şekilde bizimle olduğu haberini aldık. Çok şükür…

13. Hafta

13. Hafta

Türkiye’de, bloglardan okuduğum kadarıyla, kanama şikayetiyle giden herkese bir ilaç veriliyormuş, ama burada verilmedi, 2 gün sonraya yeniden detaylı ultrason ayarlandı. Artık bebeğimizin, dile gelip, beni rahat bırakın demesi içten bile değil. Çünkü şimdiye kadar 4 ultrason yapılmış oldu. Bir taraftan ben de, bunun çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum ama psikolojik durumuma katkısını yadsıyamam.

Bu defa, ultrason için erken hamilelik özel durum bölümüne gittik. Böyle bir yer olduğunu bilmiyordum bile. Yine bebeğimizi gördük ve hiç bir sorun olmadığı teminatı aldık.

Geçen hafta da, arkadaşlarımızın 41. haftada (hamilelikte) kaybettikleri kız bebeğin 3. doğum günü için buluştuk. Pastasını kestik ve onu asla unutmayacağımızı, hepimizin hayatında daima yeri olduğunu söyledik. Bunu birileriyle paylaşabilmenin, çocuğun için ufak da olsa bir ebeveynlik görevini yerine getirebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu ancak yaşayan anlar.

Her günüm kaygı içinde geçerken, bir taraftan da yeni yıla girdik. Teo’nun doğduğu yılı geride bırakmak, o olmadan yeni yıla girmek, bir taraftan da yeni bebeğimiz için heyecan duymak beni çok farklı duygularla yüzleştirdi. Ama girdik işte, yeni yılın ilk sabahından yazıyorum size. 2020’ye iki çocuk annesi bir kadın olarak girdim. Yaşadıklarım ise bazen çok uzaklardan dinlediğim bir hikayeymiş gibi geliyor. Sanki ben sizmişim de, bunları okuyormuşum gibi, o kadar uzak ve hayretler içinde…

Şimdi 1 hafta sonraki doktor randevusunu bekliyorum. Umarım, güzel haberlerle dönerim.

Sevgilerle

Deniz

Gebelik Günlükleri

Deniz T’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

8 yorum

  1. Güzel denizim. Nasıl mutlu oldum tesadüfen burda gülen yüzüne rastlayınca, iyi haberlerini alınca. Sessizlik kararına hak verdim yapabileceğim tek şeyi yaptım bebeğiniz için çokça dua ettim.
    Yolunuz açık olsun. Seni seviyorum.
    Elif Ç. (Isparta)

  2. Merhaba Deniz, ben de 2. hamileligimde (ilkini düşükle kaybetmiştim malesef) böyle kanamaları 4. ayın sonuna kadar yaşadım, gördüğüm en ufak lekede bile korkudan kalp krizi geçireceğim sanıyordum. Canım doktorum beni rahatlatmak için ayda 1 yapılacak ultrasonu 2 haftada 1e düşürmüştü. Ama ben, eşim sağlık çalışanı olduğu için onun kadın doğum asistanı arkadaşlarına yalvara yakara haftada 1 bile ultrasona girdiğimi biliyorum (kaçak ultrason keyfi), bebeği görünce gerçekten rahat uyuyordum. Bir kere rüyamda derbi maçı devre arasında dev ekranda ultrasonla bebeği izletiyorlar herkese, o derece uçmuştu kafam artık 🙂 Kanamalar ve lekelenmelerin genetik olabileceğini söylemişti doktorum, hakikaten sorunca hem annemin hem teyzemin hamileliklerinin böyle geçtiğini öğrenmiştim. Haftaya, bir dahaki ve daha sonraki haftalara daha güzel haberlerini almak üzere, sevgiyle kal 🙂

    • Merhaba,
      Kaçak ultrason keyfinin ne demek olduğunu ancak bizim gibi kayıp yaşayanlar anlar sanırım. Ben de her gittiğimde araya sıkıştırılıyorum ve bunu İngiltere’de yapınca heyecan biraz daaha katlanıyor:) Ama hayatıma devam edebilmek için gerçekten başka çarem yok ve neyse ki doktorumuz gidip rica ediyor ya da doktorların odasındaki bilgisayara bağlı sonogramı kullanıyoruz. 2. bebeğinize kavuşmanıza çok sevindim.

      Sevgiler

  3. Deniz yaşadıkların bana öylesine yakın ve öylesine uzak ki; sonu hüsranla biten 5 ay aynı bedende kalabildigimiz minik yavrumdan sonra yaşadığım hamileliğimde doktorum herşey yolunda güven bana demesine rağmen, hiçbir kelime beni ikna etmeye yetmedi ve gebeliğimin sonuna kadar her hafta pazartesi günü ultrasona girdim, doktorum ultrason başına geçince hemen konusmazsa tansiyonum çıkıyor, ağlamaya başlıyordum, yüreğimiz ağzımızda bir dokuz ay sonunda yavruma sağlıkla kavuştum çok şükür, darısı başına diyorum sadece….
    sevgiyle sağlıkla kal….

    • Merhaba,
      Kaybettiğiniz bebeğiniz için çok üzgünüm, acınızı ve yaşadıklarınızı o kadar iyi anlıyorum ki… Uzun bir yolculuğun sonunda bebeğinizin kardeşine kavuşmanıza çok sevindim. Umarım benim için de aynı sonuçlanır.

      Sımsıcak kucaklıyorum

  4. Deniz, senden yeniden bir şeyler duymak, güzel haberler almak çok sevindirici. Sessiz kalma kararını çok iyi anlarken bu süreçte seni sıklıkla düşündüm, iyi olmanı diledim. Aynı zamanda ben de anne oldum. Bebeğini sağlıkla kucağına almanı diliyorum.

  5. Deniz, oncelikle basiniz sagolsun. Dilerim Teo huzurla uyusun ve kardesini gulumseyerek izlesin.

    Ilk yazini da biraz once okudm ve Ingilterede oldugunu gorunce bir an umarim ikinci hamileleiginde kontroller daha fazladir diye dusunmustum. SImdi bu yazida kontrollerin senin icini rahatlatacak siklikta oldugunu okuyunca nasil sevindim anlatamam. Ben de Ingilteredeyim, Londrada. Hamileligimi burada gecirdigimden kontroller aklima gelmisti.

    Ingilterede neredesin bilmiyorum, ama yakinsak ve seni tanimasa da sadece dinleyecek bir kahve icecek birini istersen buradayim.

    her sey cok guzel olsun.
    Sevgiler

    • Merhaba,
      Aslında kontrollerin sık olması sadece geçici bir rahatlık sağlıyor ama ona da şükür tabi. Londra’ya yaklaşık 3 saatlik bir mesafede oturuyoruz. Nadiren sadece 2-3 günlüğüne gelebiliyoruz ancak. İlginiz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkürler.

      Sevgiler