3 Yorum

Deniz T’nin Gebelik Günlüğü – 15. 16. ve 17. Haftalar

Yazar Hakkında

DENİZ T. -11 yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptıktan sonra, yurt dışına taşınmış maceraperest bir kadın ve yıllarını yogaya ve yoga eğitimlerine verdikten sonra, aynı zamanda bir yoga hocası. En büyük tutkusu sağlıklı yemekler pişirmek, yazmak ve eşiyle beraber seyahat etmek. 35 yaşında, Teo’nun ve karnındaki küçük bebeğin annesi.

15- 16. Hafta: Doktor randevu tarihleri, hayatımın dönüm tarihleriymiş gibi heyecan dolu bir bekleyişle geçiyor. Bu defa yine yarım saat erken gittik. Kendi doktorumuz olmadığı için başka bir doktor ve konuşmalarımızı takip eden asistanı vardı. Yeni doktor, Teo’nun adını kullanarak bizimle konuştu, o da çok duyarlı ve ilgiliydi. Odasında hızlı bir ultrason bile yaptı ve benim rahatlamamı sağladı. Fakat şu an için plasentamın aşağıda göründüğünü ve geçenlerde olan kanamanın muhtemel sebebinin bu olabileceğini de ekledi. Umarım birkaç hafta içinde yukarı çıkar. Çünkü yeni bir strese hiç hazırlıklı değilim.

Artık bizimle ilgilenen doktorların ayrı bir eğitimden geçmiş olduğuna ve görüşmelerimizin diğer doktor adayları tarafından gözlemlenmek için de kullandığına eminim. Bunun benim için anlamı büyük, çünkü doktorların ve sağlık görevlilerinin duyarsızlığı daha önce bir çok defa beni incitti. Şimdi böyle bir durum yaşamayacağıma emin olarak gidiyorum. Bu da büyük bir rahatlık sağlıyor.

İngiltere’de çok önemli bir sağlık sorununuz olmadığı sürece devlet hastanelerinde doktor görmeniz kolay değil. Fakat doktorla randevunuz olduğunda, bir ufak şaşkınlık yaşayabilirsiniz. Çünkü sizi bekleme salonunda karşılayan, odasının yolunu gösterirken adını söyleyip elinizi sıkan kişi doktorun kendisidir. Beni de doktorumuz, her defasında, bekleme odasında adımı bile söylemeden tanıyarak yanıma gelip güler yüzüyle karşılıyor. Kendi çapımızda doktorla görüşme rekoruna doğru gidiyoruz şu an.

Ayrıca riskli gebelik tanısı konulmamış hamile kadınların takip ettiği prosedürü de takip ediyoruz, yani her iki haftada bir de ebe randevumuz var. Ebe merkezimizi bu hamileliğimde değiştirme isteğimi kabul ettikleri için yeni bir yerde olmak iyi geldi. Bu defa, rutin kontrollerimizin kayıtlarının tutulduğu, bütün gebe kadınların sahip olduğu sarı defterimizin üzerine, SANDS (ölü doğum ve bebek ölümleri yardım kuruluşu) etiketi yapıştırmasını rica ettik. Bu sayede gittiğimiz her yerde, bizimle ilgilenen sağlık görevlileri -bebeğiniz kaç yaşında ya da ilk çocuğunuz mu- gibi sorular sormadan, yaşadıklarımız hakkında hemen bilgi sahibi olabilecekler. Çünkü tanımadığımız insanlara ne olduğunu anlatmak zorunda kalmak, beni her defasında hıçkırıklara boğuyor.

Ebeden kalp atışlarını doppler ile dinlemesinin mümkün olup olmadığını sordum, fakat bunun şu an için gereksiz strese yol açabileceğini anlattı. Ama çok istersem deneyecekti, kalp atışlarını bulamazsa diye düşünmesi bile beni korkutunca, birkaç hafta daha beklemeye karar verdim. Korkuların tek iyi yanı, bazen olgunmuşsunuz gibi görünebilmeniz…

16. hafta ile beraber yaşadığım stres, Teo’nun doğum ve ölüm yıl dönümünün yaklaşmasıyla beraber katlanarak artmaya başladı. Yine kaybedeceğim korkusu tüm hücrelerimi ele geçirmeye başladı. Biz de bir değişiklik yapmak amacıyla Londra’ya gittik ve uzun zaman sonra ilk defa, iki etkinliğe katılmaya karar verdim. “Normal” bir insan gibi “normal” insanların arasına karışma fikri başta biraz korkutucu olsa da, artık dışarıdaki dünyaya bir adım atmak istedim. Eğitim ile ilgili olanından istediğim verimi alırken, doğru nefes alma ile ilgili olacağını sandığım etkinlikten beklediğimin yarısını bile alamadım. Ama olsun, hayatın içine karıştım ya, bu kadarı yeterli. Böylece, bu hafta da hızlıca geçmiş oldu. Yani, eskiden her gün 60 saat gibi gelirken, artık 40 saat falan gibi günler hızla geçiyordu.

Bu arada ilk defa karnımda küçük pıt pıtları hissetmeye başladım. Şimdilik çok net ayırt edemiyorum ama, sadece biri bile gerçek olsa bana yeter. Umarım hareketler artarak devam eder. En azından bir süreliğine doktora gitmeye gerek kalmadan rahat ederim.

16. Hafta

16. Hafta

17. Hafta: 17. haftaya girerken karnımın altında sürekli hissettiğim baskı ve ağrı hissi bir anda kayboldu. Normal koşullarda sevinmem gerekirken, bu bende yeni bir korkunun başlamasına sebep oldu. Önce ağrım var diye endişeleniyordum, ağrı geçince daha çok endişelenmeye başladım. Size nasıl geliyor bilmem ama, o an bana son derece mantıklı görünüyordu. Sonra bu korku öyle bir büyüdü ki, ben bebeği kaybettiğimize inanmaya başladım. Özel ultrason yaptıralım mı diye düşünmeye başladık fakat, iki gün sonraki doktor randevusunu beklemeye karar verdim. Teo’nun doğum gününden sadece bir gün önce… Eğer kötü bir haber alırsak olacakları düşünmek bile istemiyordum. Geçen yazının yorularımlarında, önceden kayıp yaşamış bir arkadaşın her hafta ultrason yaptırdığını okudum, Türkiye’de olsaydım kesinlikle ben de yapardım. Öyle büyük bir rahatlama sağlıyor ki…

Neyse ki, randevu günü doktorumuz bir ultrasona daha razı oldu ve ben gözyaşları içinde, ekrandan bize el sallayan bebeğimizi gördüm. Ultrason ise sandığımızın aksine uzun ve ayrıntılı oldu, her detayını incelediler, ölçüm yaptılar. Elimize de ekran görüntülerini verdiler. Doktorumuz gitmeden yanımıza gelip, yarın için sizi düşünüyor olacağım, dedi. Acınızın ve hissettiklerinizin anlaşılması ve destek olunması nasıl da iyi geliyor…

4 gün önce Teo’nun 1. doğum günü ve onu kaybedişimizin de ilk yıl dönümüydü. O gün sanki hiç gelmeyecekmiş gibiydi fakat, biliyorsunuz böyle günler birden bire, daha siz ne olduğunu anlamadan, çat diye gelir. Herkes kendi yas tutma sürecini farklı yaşar, ben Teo’nun benim oğlum olduğu, sonsuza kadar ve sonrasında da öyle kalacağı gerçeği ile yaşamayı seçtim. Bu yüzden, doğum gününde onu ne kadar sevdiğimizi göstermek için, SANDS gruplarından tanıdığımız yakın arkadaşlarımızı davet ettik, vegan bir doğum günü pastası sipariş ettik, ben de güzel bir sofra hazırladım. Arkadaşlarımız da bizi yalnız bırakmadı ve bizim küçük salonumuzda, birçok farklı acının içinden geçmiş 4 aile toplandık. Hatta biri, o güne denk gelen seyahatlerini, doğum günü için 1 gün ertelediler. Kızları R., Teo için bir kart hazırlamış, ayrıca başka kartlar ve hediyeler bile aldık. Hepsini Teo’nun köşesine yerleştirdik.

 

Teo’nun köşesi

Her çocuk yanınızda olsun ya da olmasın sevildiğini ve değer verildiğini bilmek ister. Teo da elbette bunu hak ediyor. Ben de gözyaşları, hıçkırıklar ve keşkeler içinde de olsa, arkadaşlarımız sayesinde, onun için küçük bir kutlama ve anma yapabilmenin ufak rahatlığını yaşadım.

Buradaki eski arkadaşlarımızdan ise artık arayan soran kalmadı. Önceki yazımda bir arkadaş yorumlara, çünkü insanlar bize bakınca sadece ölüm görüyorlar, yazmış. İşte, bir tarafımız belki gerçekten öldü, ama hâlâ hayattayız biz, bu dünyadayız, demek istiyorum sizlere. Hâlâ kahve içiyoruz, gülüyoruz, muhabbet ediyoruz, alışveriş yapıyoruz… Ya ağlarsak diye korkuyorsunuz biliyorum, ne yapacağınızı bilemezseniz bir kafenin ortasında diye… Sadece izin verin ağlayalım, korkmayın, birkaç dakika sonra geçecek. Amacımız sizin keyfinizi kaçırmak değil. Sizin birkaç dakikalığına yaşayacağınız rahatsızlığın yüz katıyla biz bir ömür yaşayacağız.

Yorumlara yazan, hangi haftada olursa olsun bebeğini kaybetmiş herkese yürekten sevgilerimi gönderdiğimi, çok derinden anladığımı ve onları kucakladığımı söylemek istiyorum. Benimle acınızı paylaştığınız ve yüreğinizi açtığınız için çok teşekkürler.

Bu hafta ebe randevumuz, haftaya doktor görüşmemiz var. Şans dileyin!

En kısa zamanda görüşmek üzere,

Sevgilerle,

Deniz

Gebelik Günlükleri

Deniz T’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

3 yorum

  1. merhaba deniz,
    acini derinden paylasiyorum. dogursun dogurmasin, yazdiklarindan anlattiklarindan etkilenmeyecek kimse yoktur herhalde. anlattiklarin oyle kiymetli ki, kesinlikle bilinclenmemi sagliyor. ben de seni ikiz bebeklerimle 3-4 hafta ileriden takip ediyorum. dilerim ki saglikla kucagimiza alalim bebeklerimizi. dogum hikayeni okumayi, iyi haberlerini almayi dort gozle bekliyorum.

    • Merhaba,
      İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. En güzeli de böylece hem Teo’yu bir çok kişi biliyor, hem de kardeşi şimdiden arkadaşlar ediniyor. Görecek çok güzel günleri olur umarım.

      Sevgiler…

  2. yürekten sarılıyorum size. bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almanız en içten temennim.