12 Yorum

Seni Pamuklara Sarmalar Sarar mıyım?

Yazar Hakkında

ZEYNEP GÖNENLİ – Okumaya ve yazmaya bayılan bir kimyager

Hayatımıza yeni doğmuş bir bebek ve bir yavru kedinin girmesi hemen hemen aynı zamanlara denk gelir. İkisi de bizim değil aslında ama çok sık görüştüğümüz, yakın olduğumuz evlerde yaşıyorlar ve birlikte çok zaman geçiriyoruz, ikisinin de büyümesine çok yakından şahidiz.

Bir yavru kedi ve bir bebeğin ortak yönleri şaşırtıcı derecede fazla, ya da pek de şaşırtıcı değil aslında. Sınırsız bir masumiyet, göz dolduran cinsten bir teslimiyet ve dev bir muhtaçlık var ikisinde de. Sen onlara baktığın, onları sevdiğin ve beslediğin sürece iyi ve güvendeler, yapmadığında çaresizler.

Tam da bu sebeplerle ikisiyle geçirdiğim zamanlar yavaş yavaş aklımı kaçırayazmama neden oldu. Dünyanın ne kadar acımasız ve tehlikeli bir yer olduğu bu katıksız masumiyet karşısında iyice vurdu yüzüme ve aslında ikisiyle de ilgili hiçbir sorumluluğum olmamasına rağmen böyle bir dünyada nasıl zarar görmeden büyüyecekleri sorusu aklımı mütemadiyen kurcalamaya başladı. Kendimi ara sıra onları düşünüp ‘Nasıl olacak bu işler?’ diye içlenirken yakalar oldum.

Şimdi bu yazıya vesile olan soruma gelmek isterim. Ben yetişmelerinden sorumlu bile olmadığım bu yavrular yüzünden endişe krizlerine ve taşikardilere gark olmanın eşiklerindeyken siz ebeveynler bu çocuk yetiştirme işini nasıl yapıyorsunuz? Ebeveynler dedim ama esas merak ettiğim, çocukla doğumdan önce kurdukları fiziksel bağ sebebiyle sadece duygularına değil aynı zamanda gürül gürül hormonlarına da söz geçirmek zorunda olan annelerin ruh hali. Anneliğin maddi manevi bin çeşit zorluğu var ama sanki en zoru bu gibi geliyor bana. Bu endişe ile nasıl baş ediyorsunuz? Doğup büyüttüğünüz çocukların sizden bağımsız varlıklar olarak hayata karışmasına müsaade etmek için nasıl baş ediyorsunuz kendinizle? İçinizden bir ses onu sürekli merak ederken onun okula, başka yerlere, başka şehirlere, başka kıtalara gitmesine nasıl izin veriyorsunuz? Honolulu’da yaşayan arkadaşım var benim, misal şimdi onun annesini arayıp ‘Nihal Teyze sen nasıl saldın bu kızı?’ demek istiyorum. Onun ayrı bir birey olduğunu kabullenme süreciniz nasıl? Onu tekrar karnınıza sokup kafanız rahat yaşamak istiyor musunuz ara sıra? İstiyorsanız nasıl tutuyorsunuz kendinizi onun her şeyine karışmaktan, ona sürekli müdahale etmekten ve onu sürekli korumaya çalışmaktan? Başkalarının onu üzmelerine engel olmakla onu yalnızlığa mahkûm etmek arasındaki sınırı nasıl tutturuyorsunuz?

Uykusuz gecesi, bezi, maması, terrible two’su, okulu, ergenliği, büyümesi hepsi ayrı zor, hepsi ayrı güzel ve kıymetli ama onu ilk günden itibaren bağımsız bir birey olarak kabul etmek ve her daim çaktırmadan kollayarak yine de özgür bırakmak en zoru, en ince ayar gerektireni gibi. Belki ‘Anne olunca anlarsın’ dedikleri şeylerden bir tanesi tam da budur ama anne olmadan çok merak edenlerdenim ben. Bütün kedilere, çocuklara ve ailelere mutlu ve özgür günler dilerim.

Konuk Yazarlık

BlogcuAnne.com’da yayımlanan konuk yazar yazıları, yazarın kendi görüşlerini yansıtmaktadır. Sizin de söyleyecek sözünüz varsa konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

12 yorum

  1. Biri 4, diğeri 1 ve bir diğeri henüz doğmamış 3 çocuk annesi olarak diyorum ki asla kolay değil. Kızım büyürken attığı her adımda yanında olmaya çalışarak onu koruma iç güdüsü ve ona kendi başına yürüme alanı verme arasında inanılmaz çelişkili zamanlar ve duygular yaşadım. Her poposunun üstüne düştüğünde kendime kızdım onu koruyamadigim için ama onu tutmaya çalışırken elimi iteklemesi gereken mesajı verdi her seferinde. O da ayrı bir bireydi ve o da kendi basının çaresine bakmalıydı. Sonra zamanla sadece bana ihtiyacı olduğu zamanlarda koştum yanına ve bu bana da iyi geldi zira annelik bana zevk değil de suçluluk yükler olmuştu diğer türlü. Sonra arkadaşlarıyla ilişkilerini ve kendini ifade edişlerini izledim zamanla ve şimdi okul macerası başladı kreşle. Yine yakinen takipteyim ama o bunu bilmiyor ? kendi kararlarını veriyor ve ona zarar vermeyecek tüm kararlarında onu destekliyor, zarar vereceğine inandıklarıma ise onunla konuşup açıklayarak mudahale ediyorum ve bu ikimize de iyi geliyor. Evet hayattaki tum tehlikeler arada beynimi eritecek seviyede aklımı meşgul ediyor ama ben biraz da kaderci bir insanım. Elimden geleni yapıp gerisini Allah’a bırakınca içim daha rahat ediyor. ? çünkü biliyorum ki insan olmanın mayasında var acı ve olumsuzluklar ve dünya hiç de güllük gülistanlık bir yer değil. Bunu kabullenince her şey biraz daha kolaylaşıyor. Ve istiyorum ki çocuklarım kimseye muhtaç olmadan kendi başlarının çaresine bakabilen güçlü ve faydalı bireyler olsun. Bu da onları özgür bırakabilmekle başlıyor. ? umarım sorunuza bir nebze de olsa cevap verebilmisimdir. Son olarak diyorum ki annelik çok ince bir çizgide top koşturmak gibi bir şey. Mantıkla olmuyor çoğu şey. ?

  2. Formulu yok sanirim, her iliski kendine has bir seruven, farkli cinsiyete sahip, yas araliklari cok az olan ikisini de benim dogurdugum, iki bireye simdilik yoldaslik ediyorum, izin verdikleri surece elimden geleni yapmak niyetindeyim. Degisen ben ile birlikte artik biraz akisa birakmak gerektigini dusunuyorum. Her bir kaygi yeni bir kaygiyi doguruyor ister istemez. Yasayip deneyimlemek ayri bir haz, direnmek cozum degil ?

  3. Öncelikle bu muhteşem tatlılık seviyesindeki yazı için çok teşekkür ederim şahsım ve bence tüm anneler adına. Empati yapabilmeyi bu kadar istemeniz ve aslında fazlasıyla empatik yaklaştığınız için kocaman bir soru işareti bırakmış bu mevzu sizde. Zaten çoğumuz çoğu zaman baş edemiyoruz da baş edermiş gibi yapıyoruz. İçimizde çığlıklar, feryat figanlar, fırtınalar koparken, dışımızdan “Sana güveniyorum, başarabilirsin. Sonuç ne olursa olsun biz senin yanındayız.” diyoruz. (demeye çalışıyoruz.) Ebeveyn olmak hele ki anne olmak tam bir çılgınlık ve bu çılgınlığı yaşarken insan kendine inanamıyor. Su akıyor, yatağını buluyor amma velakin endişeli bir anne olan anamın da deyimiyle” Geçiyor da delip de geçiyor! “

  4. Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
    Çünkü ruhlar yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

    Halil CİBRAN

  5. Annelerin rahatı var, evhamlısı var; çocukların içe/dışa dönük olanı var. Bu konu üzerine çoook hikaye çıkar.
    Ancak günün sonunda, insan yavrusu hakkını söke söke alıyor. Yuvadan itmeye bile gerek, kendiliğinden uçuyorlar…
    Bize düşen onları sevmek, güvenmek vermek, korumak; kendilerini ifade etmeleri için cesaretlendirmek, söylediklerine kulak vermek ve saygı göstermek. Meselenin zorlukları buralarda.

  6. Biri 4 biri 3 yasında ıkı cocugum var. Sevgım oyle sonsuz oyle sınırsız kı kalbım patlayacak gıbı fakat tam da bu yazıda yazdıgınız sebepten oturu su tecrubemle bır daha dunyaya gelsem cocuk yapmam. Sevgılerını bılmedıgımı varsayıyorum. Kesınlıkle akıl mantık işi degılmıs. Kafayı yeme sınırındayım asla uzaklasalıyorum uzaklassam aklım onlarda. Buyuk olanı anaokuluna yazdıramadım daha kımselere guvenemıyorum. Manyaklık mı evet manyaklık. Ama ne yapayım ben yoksam baslarına bısı gelırse kımse benım gıbı kurtaramaz dıye korkuyorum. Evet ya ıcıme gerı sokasım var ya da hıc ama hıc cocuk yapmamıs olasım. Cunku sevgılerını alıp gorup gerı donmek ımkansız. Ama su dunyaya su kadar karmasaya cocuk dogurmak bırazda bencıllıkmıs bence 🙁