3 Yorum

Her Hayat Eve Sığmıyor

Çok endişeliyim.

Sanki böyle çok önemli bir test sonucu bekliyormuşum ve o sonuç pozitif çıkmak üzereymiş gibi endişeliyim. Üstelik de test süreci uzun sürüyor, bir türlü çıkmak bilmiyor!

Midem buruluyor, nefesim kesiliyor.

İçinden geçmekte olduğumuz dönem, şu an dünya üzerinde yaşayan kimsenin daha önce görmediği bir zorluk. 1918’deki grip salgınından bu yana en büyük pandemiyi yaşıyoruz ve en çok endişe veren de salgının boyutuna göre gereken önlemlerin alınmayışı. Ya da alınamayışı demeliyiz çünkü çok hazırlıksız yakalandık. Bütün sistemlerin içinin boşaltıldığı, bütün mekanizmaların çöktüğü bir halde yakalandık.

Önümüzde bir İtalya örneği var, şimdi Çin’deki ölüm sayısını geçen İspanya var ve biz hâlâ “herkesin kendi OHAL’ini aldığı” bir düzende bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.

Alabilenler kendi OHAL’lerini aldılar, ne demekse o… Zaten bu yüzden de bir sürü tantana çıktı. Herkes kendisi için, kendi doğrularıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor, çünkü böyle zamanlarda ihtiyaç duyulan, o tepeden gelmesi gereken güven mekanizmasının yerinde yeller esiyor.

Dün “Nasılsın?” diye sorduğum bir arkadaşım “Herkes gibi” dedi. Herkesin ortak bir kaygısı var, ama bazılarının çok daha fazla zorluğu da var. Bunları bilmek ve hiçbir şey yapamamak, çünkü bir şeyler yapabilecek kudrette olmamak da bu ağırlığı arttırıyor.

Hiçbir şey göründüğü gibi değil, her şey çok karışık. Özel sektörde ayrı, kamuda ayrı, emekçi kesimde ayrı zorluklar, çileler. Sıfır güvencesiz, hepimiz. Bazılarımızsa ekside. Şanslı olanlarımız evde; bu ayı, belki bir sonraki ayı kurtarabilecek durumda… Ya sonrası?..

İnsanları gerekmedikçe sokağa çıkmamaya çağıran #evdekal kampanyası, Sağlık Bakanlığı tarafından Hayat Eve Sığar şeklinde sahiplenildi. Hayatın eve sığmasının ne demek olduğunu şu süreçte evde kalabilen biz şanslı azınlık anladık herhalde… Aslında ne kadar az şeye ihtiyacımız varmış. Ne kadar az kıyafet, ne kadar az eşya… Ne kadar da küçülebiliyormuş hayat, eve sığıyormuş gerçekten de… Peki ne zamana kadar? Onu göreceğiz.

Sosyal medyada, geleneksel medyada ve aklımıza gelebilecek her yerde yapılan #evdekal çağrılarıyla evde kalabilecek herkes evde kaldı. Bundan sonraki seslenişler havada kalıyor. Bu noktadan sonra evde kalmayan kesim ya evde kalma imkânına sahip değil, ya da o bilinci yok ve zorla eve tıkılmadıkça da olmayacak.

Ve görünen o ki, kimse zorla eve tıkılmayacak çünkü sokağa çıkma yasağı ilan edilmeyecek, çünkü insanların sokağa çıkmaması halinde hayatın devamını sağlayabilecek yeterlilikte bir mekanizma yok ortada. Öyle bir para yok. Bu yüzden de, “İngiltere’deki kardeşimin küçük kahve dükkanını üç ay kapatması için hükümet 10 bin sterlin vermiş” gibi tweet’leri ağzımızın suyu akarak okuyor, üzerine bir bardak soğuk su içiyoruz.

Okullar 30 Nisan’a kadar tatil edildi. Kimin umurunda? Hem hepimizin, hem kimsenin. Muhtemelen doğrudan yaz tatiline geçiş yapacağız.

LGS konusunda üç farklı senaryo varmış. Merak edecek gücüm yok. Bugün “Nasıl gidiyor?” diye soran birine “Çocuklarla evdeyiz. Hem sağlığımızı, hem aklımızı korumaya çalışıyoruz” dedim. Durum bundan ibaret.

Her türlü eşitsizlik daha çok göz önüne seriliyor bu süreçte. Uzaktan eğitimin ilk gününde TRT EBA’da yaşananlar devlet okullarındaki eğitimin halini ortaya çıkarırken, ona bile erişim olmayanlar giderek daha da dezavantajlı duruma düşüyor.


Sağlık Bakanı günlük rutinindeki basın toplantılarının yanına sosyal medyadaki #hayatevdekal çağrılarını ekledi. Toplumun gözü önündeki ünlüler #HayatEveSığar mesajlarıyla kamera karşısına geçiyorlar.

Sorun şu ki, şu an yaşıyor olduğumuz süreç hiçbir şeye benzemiyor. Anne sütü kampanyalarında olduğu gibi ünlülerle kamu spotu mesajları verilerek aşılabilecek bir durum değil bu. İki gün işe gitmezse üçüncü günde eve ekmek götüremeyecek insanlar “Burak Özçivit’le Fahriye Evcen de evdeymiş, biz de evde kalalım” deyip evde kalmaya karar vermiyorlar, veremezler. Bu tür duyurular ya halkını hiç tanımayan, ya da bir kesimi düpedüz gözden çıkaran bir tasarımın ürünü. Bu süreçte karar verici pozisyonda olan kişi ya da kişiler, bir an önce halk sağlığını önceliklendirmeye başlamazlarsa bedelini çok ağır ödeyeceğiz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

3 yorum

  1. Benim gibi bi çoğumuzun iç sesini dile getirmişsiniz yine. Eşim bilinen bir firmada dağıtımcı olarak çalışıyor. Hergün türlü marketlere girip ürünlerin dağıtımını yapıp gördüğümüz reyonları da düzenliyor. Bugüne kadar alınan tek önlem geçen hafta her arabaya bir kutu eldiven koyup “Dikkatli kullanın çabuk bitirmeyin” uyarısından başka bişey değil. Sözde koruyucu kıyafet giyeceklerdi, yetişmemiş (!) Her gün gelince kendini nasıl duşa atacağını şaşırıyor, oğlumuzu öpmeye sevmeye korkuyor, çünkü o da eve sığamıyor. Ben mi? İki haftalık yıllık izin sonrası ücretsiz izinle devam. Bu da bizim iki ucu kirli değneğimiz..

  2. Selamlar,
    Ben de bunu yazmıştım bilgi notu olarak. Bakmak istersin belki. Tam metin değil ama zaten yeterince uzun oldu. Sevgiler

    https://handebarlin.blogspot.com/2020/03/covid-19-pandemisi-ve-yoksul-krlgan.html?m=1

  3. annemin dükkanı virüse karşı alınan önlemler gereği kapalı, ben de uzaktan işlenemeyecek bir dersin öğretmeni oldugum icin 31 nisan’a kadar ya maaşımın yarısını alacağım ya da hiç almayacağım. kiramızı, faturaları nasıl ödeyeceğiz? çok matah bir seymiş gibi 3 ay faturalara zam yapmayacağız diyorlar bir de. önümüzdeki haftaları düşünmemeye çalışıyorum.