2 Yorum

Korku Dolu Sayıklamalar

Yazar Hakkında

ZEYNEP GÖNENLİ – Okumaya ve yazmaya bayılan bir kimyager

Bu satırları yazdığım sırada bütün dünyanın en büyük (ve belki de tek) gündemi Corona virüsü. Üç dört ay önce ‘Çin’de böyle bir şeyler varmış ya?’ diye dinlenilen haber bültenleri ve okunan yazılar ile başlayan süreç, Çin’in bu işten yavaş yavaş kurtulmaya başlaması ve dünyanın kalanının canının derdine düşmesi ile devam ediyor. Kendime sık sık ‘Bu olan biten gerçek mi?’ diye soruyorum ve bu halimde yalnız olmadığımı da biliyorum zira dünyanın en turistik meydanları, en büyük şehirleri bomboş, güvercinler gördükleri tek insanın peşine düşüyor, en medeni bilinen ülkelerin marketlerinde tuvalet kâğıdı kapışmaları izledik, ‘makarna stoklamak’ denen travmanın nefesi ensemizde. Düşük bütçeli, adi bir korku filminin tam ortasında gibiyiz.

Çok korkuyorum. Virüsün kendisi kadar toplumdaki etkisinden, bugün olanlar kadar yarın olabileceklerden korkuyorum. Bildiğim bütün nefes teknikleri, anda kalma denemeleri, ‘kontrol ve etki edemeyeceğimiz belirsiz bir gelecek yerine bugünü düşünelim’ telkinleri bir an geliyor, çaresiz kalıyor. Haber okudukça kötü oluyorum, okumadıkça daha kötü. Evden çıktığımda korkuyorum, evden çıkmadığımda korkuyorum. Sağlık çalışanları için korkuyorum, ‘doktorun yüzüne tüküren hasta’ haberlerinden korkuyorum, ambulansın yolunu kesip ‘Ne oluyor söyleyin’ diyen bir kişi olduğunu okuyunca korkuyorum, üniversite sınavına girmemin üzerinden 20 sene geçmesine ve sınava girecek tek kişiyi tanımamama rağmen sınava girecek çocuklar için korkuyorum, hamile kadınlar ve yeni doğan bebekler için korkuyorum, her hafta telekonferansla konuştuğum İtalyan kız için korkuyorum, Trump ‘İnsanlar işlerine dönmek istiyor artık’ dediği için korkuyorum, ‘Yaza kuraklık olacakmış’ haberlerini okuyunca korkuyorum, yediğim her lokmada bir sonraki anımız için korkuyorum.

Çok sinirleniyorum. Gerginliğin ve endişenin toplumda en yüksek olduğu günlerin tam da orta yerinde cebindeki milyonları ve tanınır olmanın onlara verdiği yetkiye dayanarak yerli yersiz konuşan bir kısım ünlülere, ‘Bunların hepsi oyun yaa ne virüsü büyük oyun bunlar’ diyerek konuyu önemsizleştirdiğini sananlara, şu şartlarda bile ‘ev partisi’ haberleri ile internette gördüğüm insanlara, cehalete, aymazlığa çok sinirleniyorum.

Çok üzülüyorum. Kriz anlarında herkesin içinden çıkan o bambaşka insana ve çok güvendiğimiz, akıllarına fikirlerine kıymet verdiğimiz insanların böyle anlarda nasıl bencilleşebildiklerini görünce, yüz yıllardır belki de ilk defa bir problemi tüm dünya aynı anda yaşarken bile sadece kendini kurtarabileceğine inanan insanlar olmasına, üstelik o insanların normal şartlarda içlerindeki kötüyü hiç göstermeden tam bir taşıyıcı gibi yaşayıp gidebildiklerini fark edince çok üzülüyorum.

Çok seviniyorum. Bazı insanları okurken ve dinlerken içime dolan umuda bakınca çok seviniyorum. Sevdiğim bir insan hakkında ‘Hiç yanılmamışım’ diyebilince çok seviniyorum. Bu anlar devam etme gücü veriyor bana.

Aklımı yerinde tutmak için bildiğim en çalışan yol yazmak. O yüzden de yazıyorum, sürekli yazıyorum. Dilerim siz de kendi yolunuzu bulabilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim.

Konuk Yazarlık

BlogcuAnne.com’da yayımlanan konuk yazar yazıları, yazarın kendi görüşlerini yansıtmaktadır. Sizin de söyleyecek sözünüz varsa konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

2 yorum

  1. Korkularınızda yalnız değilsiniz. Bende korkuyorum en çok
    ta çocuklarımın geleceğini görememekten, gelecekte ve şimdi de o korku hep ensemizde gibi yaşıyoruz şu günlerde. Aralıkta Çin’de başlayan bu virüsü ilk kez duyduğumuzda eşim demişti ki “düşünsene Nazmiye bir virüs var ve dünya baş edemiyor, aşısı yok, ilacı yok.” Fazla film izliyorsun, kurgulamayı da seviyorsun demiştim. Birden o korku filminin içinde buldum kendimi. Katil virüs her yerde şimdi. Bir kısım evlerimize kapandık. Olayın ciddiyetini anlamayan diğer kısım sokaklarda. Watsapp grup konuşmalarından birinde ne olacak halimiz derken, dayımın ‘senin bu panik halini anlamış değilim’ cümlesi beni daha da panik haline girmeme beden oluyor. Unutmaya çalışıyorum panik atak olan arkadaşım eşinin paltosunu camdan dışarı astığını söylüyor. Televizyonu kapatıyorum hastanede çalışan arkadaşlarla görüşüyorum.
    Yenidoğanlarda bile çok diyor, başka şeylerde söylüyor. Tünelin ucu görünmüyor. Gökyüzü de herşeyi bilirmişcesine kapalı, kasvet dolu. Güzel şeylerden bahsetmek isterdim herkes kadar. Ancak hayat durdu. 😔