2 Yorum

Feminist Eksen

Geçtiğimiz bahar aylarıydı. Storytel’le yeni tanışmıştım. Birkaç ay önce hediye gelen ücretsiz deneme kartını, kitabımı yanıma almayı unuttuğum bir gün, tam metroya inerken aktive etmiş ve karşıma ilk çıkan kitabı dinlemiştim: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Bu kitabı sağda solda görüyor, duyuyordum ve tam da bu yüzden hiç ilgimi çekmiyordu. Ama metroya inerken çok acelem vardı ve kitap seçecek durumda değildim. Dinlemeye başladım.

Kitap, tipik bir çok-satan kişisel gelişim kitabı olsa da İbrahim Selim’in müthiş seslendirmesi, oldukça keyif almama sebep oldu. Ve normal şartlarda gidip satın almayacağım, okumayacağım bir kitabı dinlemenin aslında son derece keyifli olabileceğini fark ettim. Tabii burada aldığım keyif, bu içeriği sindirmiş olmak kadar, bunu bir oyuncunun profesyonel seslendirmesiyle, son derece eğlenceli bir şekilde dile getirmesindendi.

Bu kitaptan bu kadar tat alınca ve bunu sosyal medyada da paylaşınca, “Sen asıl şunu dinle, bunu dinle” diye öneriler gelmeye başladı bana. Mert Fırat’ın seslendirdiği Kürk Mantolu Madonna bunlardan biriydi. Kitabın kendisini yeni okumuş olduğum için dinlemeyi düşünmedim, ama “Okumasaydım da dinleyemezdim herhalde” diye geçirdim içimden. “Edebiyat başka bir şey… Orası çok mahrem bir alan, onunla arama kimseyi sokamam sanki” diye düşündüm.

Aradan geçen zamanda Tilbe Saran’dan Sapiens’i dinlemeye başladım. Birkaç ay sonra, ilk sesli edebiyat denememi de yine onun sesiyle yaptım…

 

View this post on Instagram

 

Dün akşam bu günbatımında, çocukluğumdan beri -ve hatta belki de- ilk kez birisi bana kitap okudu: @tilbe.saran’ın sesiyle Vurun Kahpeye kitabını bitirdim. . @storytel.tr’den ilk olarak #ustalıkgerektirenkafayatakmamasanatı’nı dinlemiş ve @ibrahimselim’in seslendirmesine hayran kalmıştım. Bu kadar keyif alınca bir de edebiyat dinlesem mi diyordum ama hayalgücümü bir başkasının sesine teslim etmek konusunda çok tedirgindim. İyi ki etmişim ❤️ . Sesli kitap tecrübesi, kitabın yerine geçen değil, ona eklenen bir şey oldu benim için ve sanırım giderek bir tutku haline geliyor. Kendi podcast’im #feministeksen de Storytel’de yayınlanacağı için demiyorum -“vallahi ve billahi” ?- ama sesli kitaba bir şans verin, bir kapı açın derim. . Vurun Kahpeye benim ilk -ve geç kalmış- Halide Edip tanışıklığım. Aradan geçen bunca yıla rağmen bazı kafaların değişmemiş olması, bu gibi ihanetlerin, vahşetlerin yakın zamanda yaşanmış ve her an yaşanabilir olması yazarın öngörüsü mü, bir arpa boyu yol alamamış olmamızın itirafı mı, bilmiyorum. Halide Edip’in diğer romanlarını da okuyacak/dinleyeceğim ama sanırım Aliye’nin kalbimdeki yeri hep ayrı olacak. . “Toprağınız toprağım eviniz evim burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım vallahi ve billahi” ❤️

A post shared by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Storytel bir sesli kitap platformu ama içinde sadece kitaplar değil, sesli başka içerikler de var. Bunlardan biri de benim Feminist Eksen isimli podcast serim.

İngilizcede çok sevdiğim bir kelime var: “Unlearn.” Bir şeyi öğrenmeden önceki o bilmezlik haline geri dönmeyi anlatıyor… Çok sevdiğim bir kelime, çünkü aslında mümkün olmayan bir şeye zaman zaman duyulan arzuyu ifade ediyor… Çünkü bazı şeyleri bilmeye başladıktan sonra, ister istemez olaylara bakış açınız değişiyor. Ve bu değişiklik, en azından ilk etapta, sarsıcı olabiliyor. Feminist aktivist Gloria Steinem’ın da söylediği gibi, “Gerçekler sizi özgürleştirir. Ama önce öfkelendirir.”

Feminist aydınlanma da benim için böyle bir şey… Bir kere aydınlanmaya başladınız mı, erkek-egemen düzenin cinsiyet eşitsizliği çarklarını nasıl döndürdüğünü bir kere fark ettiniz mi, artık eskisi gibi düşünmeye devam edemiyorsunuz. Toplumun geneli buna ‘Aman canım sen de her şeyi feminizme bağlıyorsun’ ya da ‘Feminist düşünce hayatın her alanında olmaz’ dese de ben -bu aydınlanmayı er ya da geç yaşamış birçok insan gibi- feminist düşüncenin hayatın her alanında ve herkes için sadece mümkün değil, aynı zamanda gerekli olduğunu düşünüyorum. Zaten “Şu konuya feminist gözle bakacağım, şimdi feminizm düğmemi kapatacağım” gibi bir şey de mümkün değil.

İşte bu podcast serisi de “Meğer ben feministmişim” demeye başladıktan sonra içine girdiğim bu aydınlanmayı paylaşmayı hedefliyor. Önem verdiğim konuları, o konuları tartışmaya doyamadığım insanlarla ele aldığım bir sohbet programı Feminist Eksen. Toplamda 10 bölüm olmasını hedeflediğimiz serinin sekiz bölümü şu anda Storytel’de ve şu karantina günlerinde dinlemek çok iyi geliyormuş, öyle diyorlar!..

Nedir bu sekiz bölüm?

1) Feminizm Neden Herkes İçindir? – Blog yazmaya başlamamla birlikte zenginleşen hayatımın bana en güzel katkılarından biri, halihazırda yazmakta olduğum kitabımın da gayrı-resmi feminist mentoru olan, teknolojikanneler‘in ve şimdi de anakılavuz‘un kurucularından olan arkadaşım Derya Divrikli Gül, bu serinin açılışını yapmak istediğim kişiydi. Bütün bölümler boyunca sık sık kulağını çınlattığımız canımın içi bell hooks’un Feminizm Herkes İçindir kitabı, bu ilk bölüme de ismini verdi.

2) Sen Bu Kadınların Avukatı mısın?Dijital Topuklar‘ın ilk ve kıdemli yazarlarından, Sebuka.com kurucusu Aslı Karataş, ikinci bölümde konuğum oldu. Aslı’nın gerek bir avukat, gerekse donanımlı bir feminist olarak konuya hakimiyeti, kanunlardaki düzenlemelerden hayatın her alanına sirayet eden “erkekler tarafından ve erkekler için” bakış açısını ele alışımızı zenginleştirdi.

Aslı’yla o kadar çok konuştuk ki, kayıt sırasında fotoğraf çekmeyi unuttuk!

3) Okullarda Eşitlikçi Yaklaşımlar – Çocukların toplu taşıma araçlarındaki seyahat haklarını göz önüne alan Önce Çocuklar Otursun imza kampanyasını birlikte düzenlediğimiz, cinsellik eğitmeni ve danışmanı Efsun Sertoğlu, benim konuya hakimiyetine, ele alışındaki yumuşak ve eşitlikçi üslubuna hayran olduğum, her konuşmamızda aklımda yeni ışıklar yakan bir arkadaşım. Efsun’la yetişkinlerin cinsellik algısından feminist pedagojiye, oldukça sorunlu bir alan olan yetişkin-çocuk hiyerarşisinden ergenlerin cinselliğine kadar birçok konuyu konuştuk bu bölümde

4) Bir Feminist İsyan Olarak Sosyal Medya – Anneliğin kutsallaştırılması ve bunun kadınların başına nasıl bir iş açtığının ortaya konması hep çok önemsediğim bir konu. Blog yazmaya başlamamın temel sebebi desem herhalde yanlış olmaz… Zaman zaman hepimizin kendimizi içinde bulduğumuz geleneksel annelik temsillerini ironik bir bakış açısıyla eleştiren, Instagram’ın en eğlenceli ebeveyn hesaplarından hihieved’i yöneten Hande Birsay bunu konuşmak için en uygun isimlerden biriydi. Sohbete doyamadık.

5) Ne Kadar Çok Kadın, O Kadar Çok Feminizm BiçimiReçelBlog ve Türkiye’nin ilk müslüman feminist kadın derneği Havle Kadın kurucularından Rümeysa Çamdereli de yine her sohbetimizde yeni pencereler açan bir isim benim için. Rümeysa’yla kadınların ‘feminist’ ve ‘müslüman’ kimliklerinin kesişimi üzerine sohbet ettiğimiz bu bölüm de başlığını yine bell hooks’un güzelim sözlerinden aldı.

6) Erkekler ve Sevgi – Yıllardır babalık ve erkeklik üzerine çalışan, AÇEV’in babalıkla ilgili çalışmalarının da mimarı olan, Dijital Topuklar’ın kadrolu diyebileceğimiz konuşmacılarından olan Hasan Deniz’le, erkek-egemen kültürün erkekleri de yaraladığını, bu düzenin değişmesi için erkeklere neler düştüğünü konuştuğumuz sohbetimizde bu kez bell hooks’un Erkekler, Erkeklik ve Sevgi kitabına gönderme yaptık.

7) Çocuk Hakları Vardır – Twitter üzerinden keşfettiğim, kurucularından olduğu çocuk hakları ve insan hakları konusunda danışmanlık hizmetleri veren HümanistBüro‘nun çalışmaları ile de dikkatimi çeken avukat Seda Akço, gerek çocuk istismarı, gerekse feminizm ve çocuk haklarının arasındaki ilişkiyi sormayı çok istediğim bir isimdi. “İstismar edilmemek diye bir hak yoktur, istismar edilmemek zaten insan olmanın gereğidir” ve “Çocuk haklarının ilerleyebilmesi için yetişkinliğin gerilemesi gerekli”, bu sohbetimizden aklımda en çok kalan sözler oldu…

8) Özgür Cinsellik – Bu podcast serisini yapmaya karar verdiğimden beri bir bölümüne Rayka Kumru’yu konuk etmek aklımdaydı, ancak ara yaz tatilinin girmesi, çakışan seyahatlerimiz falan derken bir araya gelmemiz çok zorlaştı. Tam ümidi kestiğim noktada Storytel’in kayıt stüdyosunda buluşuverdik Rayka’yla!  Sekse dair klişelerden, tabulardan ve Rayka’nın her fırsatta altını çizdiği ‘seks-pozitif’ bir toplumdan konuştuk.

Tüm bunların yanı sıra, henüz yayına alınmayan, psikiyatrist Dr. Arzu Erkan Yüce’yle çektiğimiz ve ‘Feminist Terapi’den bahsettiğimiz bir bölüm daha var sırada bekleyen… Ve konuğunun kim olacağına tam karar vermek üzereyken girdiğimiz korona süreciyle henüz çekemediğimiz 10. bir bölüm daha…

Bu yazıyı da bu 10 bölüm tamamlanınca yazacaktım aslında… Her ne kadar bölümleri çektikçe ve yayınladıkça Instagram’da paylaştıysam da derli toplu hali blogda bulunsun istiyordum. Ama şimdi, içinden geçtiğimiz şu korona günlerinde birçok kişinin sesli içeriklere meyletmesi sebebiyle daha fazla bekletmek istemedim.

Podcast fikri çok uzun zamandır aklımda vardı ama genelde aklında bir sürü olan ve o fikirlerle sonsuza dek yaşayabilecek bir insan olarak nasıl harekete geçeceğimi bilememiştim. Storytel’in benimki gibi fikirlere açık olması, bu hayalimi gerçekleştirebilmemi hızlandırdı.

Birçok kitabın sesli halini, kitap olmayan benimki gibi içerikleri de dinleyebileceğiniz bir platform Storytel. Kimi gelenekseller tarafından “Kitabın seslisi olmaz, hiçbir şey kağıdın yerini tutamaz” denilse de, kağıdın yerini tutmak gibi bir iddiası olmayan, kitaba alternatif değil, onu tamamlayan bir platform olduğunu düşünüyorum ben sesli kitabın. (Storytel’in kurucusu Berk İmamoğlu da, #dijitaltopuklar2019’daki ‘Aslolan İçeriktir’ panelinde bu bakış açısından bahsetmişti)

Feminist Eksen’i sadece Storytel’e özel olarak çektik, dolayısıyla Spotify’da yok. Storytel üyelikli bir platform olduğu için dinlemek için üye olmak gerekiyor ve normalde 14 gün olan ücretsiz deneme süresini, #evdekal çağrılarının yapıldığı şu dönem boyunca 30 güne çıkardılar. Şu aralar çok sık dinleyemesem de, Spotify, Netflix, ve yazı yazmak için kullandığım birkaç uygulamayla birlikte verdiğim paraya hiç acımadığım bir şey benim için Storytel; bu alana ilgi duyanlara ısrarla tavsiye ederim. En azından ücretsiz deneme süresini, ilgi duyup duymadığınızı keşfetmek için deneyebilirsiniz.

Feminist Eksen, bu ayın sonunda 11. yılını tamamlayacak olan blog macerama eklenen en keyif aldığım işlerden biri oldu. Yazmanın tatmini çok ayrı, ancak birileri işe giderken arabalarına, yemek yaparken mutfaklarına konuk olduğunu bilmek de gerçekten tadına doyulmaz bir keyifmiş. Emeği geçen tüm Storytel ekibine, kelimenin tam anlamıyla sesimi duyurmaya aracı oldukları için, dinleyen herkese beni kulaklarına misafir ettikleri için çok teşekkür ederim.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

2 yorum

  1. Ben çok keyif aldım dinlerken❤️ Sohbet ettiğiniz masaya bir sandalye çekmiş de dinliyormuşum hissi yarattı bende. Yemek yaparken, ve ütü yaparken (sadece bebenin kıyafetleri ütüleniyor bizde hâlâ):) eşlik ettiniz bana. İyi ki❤️