7 Yorum

Deniz T.’nin Gebelik Günlüğü – 26 – 29. Haftalar

Yazar Hakkında

DENİZ T. -11 yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptıktan sonra, yurt dışına taşınmış maceraperest bir kadın ve yıllarını yogaya ve yoga eğitimlerine verdikten sonra, aynı zamanda bir yoga hocası. En büyük tutkusu sağlıklı yemekler pişirmek, yazmak ve eşiyle beraber seyahat etmek. 35 yaşında, Teo’nun ve karnındaki küçük bebeğin annesi.

Uzun zaman oldu yazmayalı biliyorum, ama elim bir türlü yeni yazı yazmaya gitmedi. Verimlilik anlamında çok diplerdeyim, bir işe odaklanmak benim için iyice zorlaşmaya başladı. Elim sürekli karnımda, bebek hareketlerini takip etmekle geçiyor ve elbette arada daha sakin olduğu anlar oluyor. Bu saatleri geçirirken, sürekli olarak ya şu an kaybettiysem bundan sonra neler olacak diye düşünerek, karanlık bir dünyaya dalıyorum. Yemeğimi yerken, eğer önceki anlarda hareketleri çok iyi hissetmemişsem son lokmaları zor yutuyorum. Belki de, beraber son yemeğimizdi, belki bugün yürüyüşte çektiğimiz son fotoğrafımızdı diye geçiyor aklımdan sürekli olarak. 

28. Hafta

Bebeğimizin alışveriş işini, henüz bebek reyonlarına girmeye hazır olmadığım için hep ertelemiştim ve aniden bütün mağazalar kapandı. Sonra da online gönderiler de azalır ya da toptan kapanırsa korkusuyla birçok sipariş verdik. Her gün kapımızın önüne, insanın aklını başından alan o küçük eşyalar bırakılıyor şimdi. Evde küçük bir tepe halinde birikmeye başladı. Onlara bakmaktan, dokunmaktan, sevmekten hala korkuyorum. 

Dünyanın birçok ülkesinde ve İngiltere’de sadece, anne karnında 24 haftayı tamamlayan bebeklere doğum belgesi veriliyor. Çünkü 24 haftalık doğarsa yaşama şansı oluyor. Bu demek oluyor ki, birçok bebek bu dünyadan geçip giderken, bir kimlik sahibi olamıyor. Benim bebeğim artık o aşamayı çoktan geçti ve artık her şekilde bu dünyada yaşadığı ve var olduğu kanıtlanabilir. SANDS gruplarında bir aile 24 haftadan önce kaybettikleri bebeklerinin yasını tutarken, en çok da bir doğum belgesi bile olmamasına üzülmüşler ve maalesef ikinci bebeklerini 24 hafta dolmasına bir kaç gün kala kaybedince, bu defa anne karnında doğum için bu yasal süreyi doldurmayı bekletmeye karar vermişler. Böylece 24 haftayı tamamlayıp, anısını yaşatabilmek ve aileye dahil edebilmek için ellerinden geleni yapmış olmuşlar. Şimdi sağlıklı bir çocukları daha var. Dünyanın birçok yerinde 24 haftadan önce doğum belgesi alabilmek için birçok çalışma hala yürütülmekte.

SANDS grupları geçen ayki, “yeniden hamile” grubu görüşmemizi atlamadı ve bizimle online görüşme yaptılar. Oysa ki, sadece biz vardık grupta. Gönüllü görevlilerin bu özverili çalışmaları gerçekten takdire değiyor. 

Bu arada geçen yazımda bebeğimizin 2 hafta kadar büyük görünmesi ve sonra da normale dönmesi, doktorlar tarafından gelişmede gerilik olarak görülünce, ultrasonların her haftaya çıkarıldığından bahsetmiştim. İnsanlar bu süreçte, hastaneye adım atmaya korkarken bizim randevuların sıklaşması elbette sıkıntılı olsa da, her hafta yakından gözlemlenmesi büyük rahatlık olacaktı. Neyse ki geçen haftaki ölçümler yine normal bulundu ve bir kereye mahsus yanlış ölçüm olabileceğini düşünüyorlar. Ben bir büyüme atağı olabileceğini de düşünüyorum. İşte, bu da sürekli gözlem altında olmanın dezavantajları. Sonuçta, her şey yolunda görülüyor ve biz yine iki haftada bir olan ultrason günlerimize terfi ettik. Sizin kulağınıza hala korkunç geliyor olabilir bu dönemde bu kadar sık hastaneye gitmek, ama bizim için bu aralık bile rahatlık sebebi şu an. Üstelik beni her durumda hastaneye kabul ediyorlar ve üstüne basa basa herkes, bebek hareketlerinde bir sorun görürsem mutlaka gitmemi tavsiye ediyor. Bu geçen haftalarda beni o kadar strese soktu ki, geceleri de uyanıp hareketleri takip etmeye yapmaya başladım. Sanırım en yorucu kısmı da bu oluyor benim için. Yine de bebeğe verdikleri önem ve bakım inanılmaz derecede iyi. Sürekli riskli gebelikte uzman sonografırlar tarafından gözlemleniyoruz ve her türlü test, tahlil ve bakım ücretsiz olarak sağlanıyor. Üstelik biz burada henüz vatandaşlık bile almadık. İngiltere’de sağlık sistemi gerçekten yerlerdeyken, bize sağlanan bu imkanlara minnet duyuyorum. 

Geçen hafta stresli bir olay yaşayınca bebeği kaybettiğim korkusuyla yine hastanede birkaç saat geçirdim. Sanırım en kötü an, ilk gittiğimde, kalp atışlarını bulmaya çalıştıkları dakikalar. O anı yaşamak, o kadar zor ki, sırf o yüzden gitmeye çok korkuyorum. Neyse ki, eve iyi haberlerle döndük. Yine de, ben durumdan memnunum diyene kadar kalmama izin verdiler. Hatta, istersen geceyi de geçirebilirsin dediler. 

Bu hamileliğimde, yapılabilecek tüm testleri yaptırdım sanırım. Son olarak, sürekli kaçındığım şeker yükleme testini de yaptırdım. Doktorlar yaptır dedikten sonra, yaptırmama riskini alamazdım. Önce evde takip etmek için, şeker ölçüm cihazı aldık ama içim yine de rahat etmeyince randevu tarihinde gittim ve maalesef o şekerli sıvıyı içtim. İngiltere’de gebelik şeker ölçümünü sadece riskli gördükleri kadınlara yapıyorlar, onun dışında genellikle yaptırmıyorlar. Bizim de bebeğin iki hafta büyük çıkması risk oluşturduğu için istendi. Anlatıldığı gibi iğrenç bir sıvı değildi, kolayca içtim. Ancak Türkiye’de olduğu gibi birinci ve ikinci saatlerde değil, sadece ikici saat sonunda kan alımı yapıldı. Sonuç da çok iyi geldi. Gereksiz yere yapılmış olsa da, gereksiz olduğunu başka türlü anlayamazdık ve böyle bir risk altına giremezdim. 

Daha önce NCT kurslarına kayıt olmuştuk fakat bu koşullar altında nasıl yapılacağını bilemiyorduk. Geçen iki hafta sonu bu eğitimler online olarak sağlandı ve böylece 5 aile eğitimlere başladık. Bu kurslar, doğumdan önce ebeveynlere, doğum ve doğum sonrası bebek bakımı eğitimi vermek için uzman kişilerin düzenlediği 10-15 saatlik derslerden oluşuyor. Bu kursların benzeri, birkaç saat sürecek şekilde ücretsiz olarak devlet tarafından da karşılanıyor fakat elbette bu kadar etkili değil. NCT eğitimleri, kendi çevrende seninle aynı dönemlerde bebekleri olacak aileleri de bir araya getirdiği için, eğitim haricinde anne, baba ve bebek için de hayatlarının bu yeni döneminde hazır bir çevre oluşmasını sağlıyor. 

Bu kurs elbette daha çok normal doğumu destekliyor ve burada kadınlar da yüksek ihtimalle hep normal doğum yapıyor. Ben, planlı bir sezaryen olacağımı söyledim ve eğitmenler de benimle ilgili fazladan bilgi verdi. Mesela, sezaryende de doğum planı hazırlayabiliyor, istediğimiz özel durumları doğum ekibine verebiliyormuşuz. Bu eğitmenler, zaten yılardır doğumların içinde bulunduğu için de, neyin yapılıp yapılamayacağını iyi biliyor. Şimdi ben de bir doğum planı hazırlayıp, haftaya eğitmene göstereceğim. Bu arada, 4 bebek bekleyen aileyle tanışmış olduk ve bir WhatsApp grubumuz oluştu. Buralarda her yerde anne- bebek, baba-bebek buluşmaları görüyorduk, belki her şey yoluna girdiğinde biz de onlarla görüşebileceğiz. Ayrıca doğumdan sonra, emzirme ya da herhangi bir sorun yaşarsak, işin uzmanlarıyla ve arkadaşlarımızla iletişim halinde olabileceğiz. Bu eğitimlere iyi ki yatırım yapmışız, şimdiden kendimi daha güvende ve iyi hissetmeye başladım.

Tabii bu süreçte biz de hayatlarımıza evde devam ediyoruz. Sadece her gün mutlaka kısa bir yürüyüş yapıyoruz ve bir de akıl sağlığımız için eşimle, güneşli günlerde kahvemizi ve meyvemizi alıp, eve en yakın parkta oturuyoruz bir süre. O bile o kadar iyi geliyor ki… En sevdiğim kafede kahve içmeyi ve kurabiye yemeyi çok özledim. Bu karantinanın tek iyi yanı, galiba şimdi eskisinden de sağlıklı besleniyoruz. Marketlerde ilk günlerde yaşanan malzeme sıkıntısı yavaş yavaş çözüldü. Sadece sabun ve bir kaç temizlik malzemesinde hala sıkıntı var gibi görünüyor. 

Bu yazım pek de iç açıcı olmadı farkındayım ama umarım daha iyi, daha umut dolu yazılar yazarım. Bir sonraki yazımda bakalım meditasyon, yoga, yazma ve okuma hedeflerimden hangisine başlayacağım. Belki de hepsi birden olur, kim bilir… 

Sevgiyle ve umutla…

Deniz. 

Gebelik Günlükleri

Deniz T.’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

7 yorum

  1. Senden haber almak cok güzel Deniz

  2. Son yazınız sonrası endişelenmiştim, iyi olmanıza sevindim. Gebeliğinizi sağlıkla tamamlamanızı dilerim.

  3. Merhaba Deniz, bütün hamileliğini korku içerisinde geçirmiş biri olarak, doğduktan sonra da bebeğimi aylarca izledim. Nefes alıyor mu, kustu mu, niye uyanmadı.. Bir ara anneler niye hiç uyumamak üzere evrilmedi ki diye evrime bile isyan etmiştim. Sonra o korkular zamanla yerini tuhaf bir şükür hissine bıraktı. Lohusalığın da etkisiyle sonsuza kadar aynı şiddette korkacağım sanmıştım oysa ki. Şimdi 2 yaşa yaklaşırken binbir bahaneyle onun odasında uyuyorum ve en tükendiğim anlarda, gecenin 10. uyanmasında kafam oraya buraya düşerken bile incecik bir ses çıkıyor bilincimin derinlerinden bir yerden: Buradasın. Kollarımdasın. Az kaldı Deniz, herşeyin başka birşeye devinmesine, nasıl aynı anda bu kadar yorgun ve mutluyum demene çok az kaldı. Sana kocaman sarılmıyorum, çünkü korona 🙂 Sosyal mesafeden el sallıyorum 🙂

    • Umarım biz de sizin sıralamayı takip ederiz ve sonunda o şükür anlarına kavuşuruz. Dört gözle bekliyorum. Çok teşekkür ederim,

      Sevgiler…

  4. Sizden haber almak ne güzel. sağlıklı güzel günler, bebeğinize sağlıkla kavuşmanız dileğiyle..