2 Yorum

Deniz T.’nin Gebelik Günlüğü – 30 – 33. Haftalar

Yazar Hakkında

DENİZ T. -11 yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptıktan sonra, yurt dışına taşınmış maceraperest bir kadın ve yıllarını yogaya ve yoga eğitimlerine verdikten sonra, aynı zamanda bir yoga hocası. En büyük tutkusu sağlıklı yemekler pişirmek, yazmak ve eşiyle beraber seyahat etmek. 35 yaşında, Teo’nun ve karnındaki küçük bebeğin annesi.

30. haftaya girdiğimde, artık daha verimli olmaya zamanımı daha iyi kullanmaya karar verdim ve yogaya, meditasyona ve biraz da yazmaya başladım. Sonra da, sadece Blogcu Anne için hamilelik fotografı çektiğimi fark edince, havalar da güzelken güzelce giyinip, bugünleri hatırlamak, bebeğimize bu karantina günlerinden anılar bırakmak için dışarı çıktık. Bazen geriye sadece fotoğraflar kalıyor. Önceleri geriye anı bırakmaktan korkuyordum fakat artık her dakikanın önemli olduğunun daha çok farkındayım. Oğlum Teo karnımdayken çekilen fotograflara hala uzun uzun bakamasam da, onların çok değerli olduğunu biliyorum.

Deniz T. 30. hafta

30. hafta

Ve bu fotografı çekildikten dakikalar sonra da düştüm! Sert bir şekilde değil ama beni ne kadar korkuttuğunu tahmin edebilirsiniz. Nasıl düştüğümü sorarsanız, o anları hatırlamıyorum, bir şekilde dengemi kaybettim ve düştüğümü ancak düştükten sonra anladım. Hani dengenizi kaybettiğinizi ve biraz sonra neler olacağını bilirsiniz ya, öyle bir an olmadı. Neyse ki, içgüdüsel olarak kendimi yana atıp, karnımı korudum fakat sonuçta sağ bacağım ve kolum kanıyordu ve karnımın yan tarafı da yere hafifçe çarpmıştı. 

Evin hemen yanındaki parkta olduğumuz için, eşim hemen gidip arabayı getirdi ve ben yolda hastaneyi aradım. İngiltere’de, acile gitmediğiniz sürece, ki saatlerce bekleyeceğiniz için bunu asla önermem, hastaneye kabul edilmek için mutlaka aramalı, öncesinde durumunuzu anlatmalı ve bilgilerinizi vermelisiniz. Ben de aradığımda hemen kabul edeceklerini sanıyordum ama telefonda bende ciddi bir sorun görmeyince, bebeğin hareketlerini izlememizi istediler. Neyse ki, hareketleri hissedebiliyordum. Hastaneye çok yakın bir yere arabayı park ettikten sonra, bebeğin hareketlerine odaklandım ve stresimin düşmesini bekledim. 1 saat sonra beni tekrar arayıp kontrol ettiler ve gelmeme gerek olmadığını ama stres altında hissedersem gidebileceğimi söylediler. 

Ben de daha iyi hissetmeye başladım; yine de güneşli, mutlu bir günün sonunun böyle bitmesi çok üzücüydü. Geriye, kollarımdaki ve bacaklarımdaki büyük morluklar hatıra olarak kaldı. Günde sadece yarım saat dışarıda geçirerek bunu başardığıma hala inanamıyorum.

31. haftada ultrason randevumuz vardı, heyecanla gittik. Dr. S. bugüne kadar ultrason randevularımızda rahatlatıcı davranışları en az önemseyen doktor diyebilirim, erkek olmasının empati kurmada etkisi var mı bilemeyeceğim ama kişiliğinin genelde böyle olduğunu düşünüyorum. Nefesimi tutarak geçen dakikalar, S.’in her şeyin gayet iyi gördüğünü söylemesiyle sona erdiğinde ben de rahat bir nefes alabildim. Beni artık 4 hafta sonra görmek istediğini söylediğinde, pazarlıkla  3 haftaya indirdim. 3 hafta bile kulağa inanılmaz uzun gelse de, bu koşullar altında sık sık hastaneye gitmemenin daha doğru olduğunu ben de kabul ediyorum. 

Korona virüsünün dünya çapında oluşturduğu etkilerden dolayı, hastanelere hala yanında birini kabul etmiyorlar. Randevularda yalnız olmanın ne kadar zor olduğunu, benim durumumda olanlar çok iyi anlayabilir. Daha önce, bebeğini karnında kaybetmiş bir anne olarak, bu durum benim için onlarca kat fazla stresli oluyor. Oğlumla ikimiz birbirimize destek oluyoruz beklerken ve Teo’nun da her zaman yanımızda olduğunu biliyorum. 

Aklıma hamileliği bir şekilde yalnız geçmek zorunda kalan ya da gerekli desteği görememiş kadınlar geliyor… Bu durumdaki ve bundan sonra bunları yaşayacak kadınları düşünüyorum ve onlara sabır diliyorum. 

32. haftada ebe randevumuza gittik, bu defa çok ilgili ve anlayışlı bir ebe denk gelince tüm sorularımı sordum ve ayrıca doktorumuzdan randevu istedim. Birkaç gün içinde ayarladı ve eve mektupla tarih bildirildi. Evet hâlâ mektup! Doktor randevularımız telefonla olacağı için çok da verimli olmasa da, sezaryen tarihi ile ilgili konuşmak iyi olacak. 

Pandemi günlerinde, hayatlarını kaybeden insanlar, Türkiye’de ve birçok ülkede oluşan ekonomik sıkıntılar ve arkasındaki aileleri ve onların zorlaşan hayatları, yürekleri burkuyor. Birçok kişi böyle bir dünyaya çocuk getirmenin gereksiz hatta kötülük olduğundan bahsediyor. Oysa ki, ben yaşananlara üzülüyorum ama bebeğimin geleceği dünya onun kısmeti ve yarının ne getireceğini iyisiyle ya da kötüsüyle bilemeyiz. Tıpkı bugünlerin de hiç beklenmediği gibi… Elbette daha iyi koşullarda bir gebelik geçirmek, bebeğime dışarıda pespembe ve mutlu bir dünyaya göstermek isterdim. Ama böyle değil ve hiçbir zaman böyle olmayacak. Bunların yanında güzellikler de en az kötülükler gibi hiç bitmeyecek… Oğlumuz sadece bizim kararımızla değil, bütün evrenin ve yüzlerce olasılığın aynı anda bir araya gelmesi sayesinde de şu an karnımda. Tüm olasılıkların el ele vermesine şükürler olsun…

Bu hafta ayrıca 28. haftada bebeğini kaybeden arkadaşım, bir kız bebek dünyaya getirdi. C.’yi yakından göremesek de, güzelliği ve mücadelesiyle de bizim hayatlarımıza neşe kattı. Dünyaya hoşgeldin C.! Aslında dünyamız bundan daha farklı bir yer ama olsun, senin bütün dünyan zaten seni özlemle bekleyen anne ve babanın kolları ve biliyorum ki, ondan daha güzeli yok senin için… 

33. haftada artık kalçalarımın ağrıları gece defalarca uyandırıyor, neyse ki gün içinde artmıyor, sadece hep yan taraflara yattığım için hamilelik yastığı kullanmama rağmen, sinirlere yaptığı baskı o an acı veriyor. Bu yüzden evin yakınlarında yaptığımız kısa yürüyüşler iyi geliyor. 

Bu hafta İngiltere’de karantina şartları yumuşatıldığı için, neredeyse 2 ay sonra, arkadaşlarımızla parkta, 2 metrelik mesafeyi koruyarak piknik yaptık. S. ailesiyle şehrin biraz dışında bir ev kiraladı ve bu süreyi yeşillikler içinde, kalabalıktan uzak bir yerde geçiriyorlar. Biz de onların kaldığı yerin yakınlarında bir dere kenarına gittik ve markete bile gitmeyen biri olarak, hem biraz seyahat etmekten hem de arkadaşlarımızla açık havada sohbet etmekten mutluluk duydum. Artık hayatlarımızdaki mutluluk kavramı, değişen hayat şartlarımızla birlikte yeni anlamlar kazanıyor. Ayrıca bu hafta en sevdiğim zincir kafe, Pret a Manger, alıp götürme servisini açtı ve ben de kahve ve kurabiye için ilk ziyaret edenlerin arasındaydım. Hayat sanki normale dönmeye başlamış gibi hissettim, hatta bazen neler olduğunu unuttum bile. 

33. Hafta

33. Hafta

Karantina günlerini evde geçirmek, benim gibi evcil biri için çok zor olmuyor ama her gün okuduğumuz haberler ve gelişmeler moralimizi hep düşürdü. Hayatlarımız çok sınırlandı, ama bu sınırlanma, başka konularda büyüttü bizi, belki de. Benim durumum için en zor kısım, doğumdan sonra, odaya geçince yanımda refakatçinin bulunamayacak olması. Bu durumda, hastanede ebelerin, hatta gönüllülerin çok yardımcı olduğunu duyuyorum ve belki de o zamana kadar, kurallarda yeni gelişmeler olur diye bekliyorum. 

Bu arada, NCT kurslarımız online olarak hala devam ediyor ve ben de, özellikle emzirme ile ilgili araştırmalarıma, okumalarıma devam ediyorum. Okudukça çok şey öğreniyorum ve emzirmenin doğumdan sonra en önemli kısım olduğunu düşünüyorum. Umarım,  gerekli desteği NCT, hastane ve ebeler sayesinde alırım ve oğlumun iç güdüleri sayesinde başarabilirim. Ayrıca yeni doğum yapan Türk arkadaşım S. de çok okuyan ve araştıran yeni bir anne olarak, normal doğumdan sonra bebeğini emzirebildi ve şimdi de gayet iyi gidiyorlar. Bana birçok noktada şimdiden bilgiler verdi.

Okumak isteyenler için kitap olarak “Emzirme Sanatı” adlı kitabı önerebilirim. Ayrıca “La Leche League Türkiye” aynı kitabın facebook grubu olarak aktif olarak çalışıyormuş. Oradan birçok anne ve uzman ile iletişim kurma imkanına ulaşabilirsiniz. Bunların yanında arama motoruna “Tomris’in Emzirme Notları” yazarsanız bir kitap gibi muntazam yazılmış bir blog’a ve her yazıya yazılmış 100’e yakın yoruma ulaşacaksınız. Tomris Hanım, emzirmek isteyen ve sorun yaşayan annelere yardım etmek için neredeyse bir el kitabı hazırlamış, ellerine sağlık. Bunların yanında YouTube da yine bu konuda derya deniz…

Haftalar geçtikçe ve zaman yaklaştıkça hem stres hem heyecan sürekli artıyor ve duygu durumum gün içinde sürekli değişiyor. Bu haftaki ultrasonu dört gözle bekliyorum ve o geceden önce yine uyuyamayacağımı biliyorum. Güzel haberlerle yeni yazıda buluşmak dileğiyle,

Deniz.

Gebelik Günlükleri

Deniz T.’nin Gebelik Günlüğü’ndeki tüm yazıları buradan, Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin hepsini buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

2 yorum

  1. Merhaba Deniz. Senden haber almak güzel. Yazıni okuyunca 38 haftalikken durup dururken göbeğimin üstüne düşmem geldi aklıma. o an panik olmuştum. doktora koşmuştuk şimdiyse komik bir ani oldu..sen de ilerde bugünleri komik bir ani olarak hatirlayacaksin eminim..selamlar

    • Merhaba,
      Gerçekten çok korkutucu olmalı, neyse ki her şey yolundaymış. Ebe de, bebeklerin içeride çok güvende ve korunaklı olduğunu söyledi, endişenlemedi telefonla aradığımda. Yine de artık her dışarı çıkışımda düşeceğim korkusu yaşıyorum şimdi.

      Çok teşekkürler,

      Sevgiler…