11 Yorum

Deniz’e Açık Mektup

Canım Deniz,

Sana en son açık mektubu yazdığımdan bu yana 8 koca sene geçmiş. Sekiz!

Anaokulunun son gününde sana buradan seslendiğimde henüz yolda yürürken elimden tutuyordun. Şimdi ellerin benimkinden büyük…

Şimdi, 8 sene sonra, Cumartesi günü gireceğin Liseye Giriş Sınavı’nın arifesinde tekrar yazmak istedim sana. Özellikle sınavdan önce yazmak istedim, sınavdaki performansının ya da alacağın puanın söyleyeceklerimle hiçbir ilgisi yok çünkü…

Bir önceki mektubu yazdığımda “Muhtemelen bugün hayat memat meselesi haline getirmiş olduğumuz bu sorun çok geride kalmış olacak. Kim bilir, belki de bambaşka şeylerle mücadele ediyor olacağız?..” demiştim. Ediyoruz.

Bundan altı ay öncesine kadar adını bile bilmediğimiz bir virüsün yarattığı pandemi hayatımızın başköşesine geldi oturdu. Son üç aydır bambaşka bir hayat yaşıyoruz.

Son üç aydır, kendi evinde, kendi düzeninde olmadığın gibi, bir anda karşımıza çıkan “online eğitim” meselesi de, bu sınava en sıkı çalışmanın gerektiği bir dönemde hiç beklemediğimiz, planlamadığımız bir unsur olarak devreye girdi.

Biliyorsun biz -ben de, baban da- başından beri LGS’yi hayatımızın merkezine almamaya niyet ettik. Bunun çeşitli sebepleri vardı, daha önce uzun uzun anlatmıştım. Bu ülkenin eğitim sisteminin kemikleşmiş yapısıyla ilgili şeylerdi bunlar. İlkokul maceranın başına denk gelen ve bana bir önceki mektubu da yazdıran 4+4+4 gibi bir değişikliği her an yaşayabilecek olma riski bunlardan biriydi.

Bu 4+4+4 yüzünden bu sene çok daha fazla çocuk sınava girecekti ve dolayısıyla şansın daha da düşecekti. Geçmişte soruların çalınması, soruların iptal olması gibi birçok şeyi görmüş, duymuş, yaşamış insanlar olarak, bu tür sıkıntıların olağan denilebilecek düzeyde karşılaşıldığı bir ortamdan elimizden geldiğince en az şekilde etkilenmeni istedik. Ama işte, elimizden gelen ancak bu kadardı.

“LGS’yi  fazla önemsemeyelim, her an her şey olabilir” derken, küresel bir pandemiyi hesaba katmamıştık tabii ki… Gel gör ki, son üç aydır tek gerçeğimiz bu.

Cumartesi günü bu süreci noktalıyorsun. 7 Haziran’da yapılması gereken sınavın bu süreçte 20 Haziran’a ertelenmesiyle birlikte, artık bu sayfayı geride bırakıyorsun, bırakıyoruz.

Pandemi sebebiyle yapılan değişikliğe göre sınava kendi okulunda girecek olmak bu sürecin en olumlu kazanımı herhalde…

Ama tek olumlu kazanımı değil. Başkaları da var… Sen “8 uğurlu sayımdı, bu sene her yerde onu gördüm, artık hiç sevmiyorum” desen de bu dönemde kazandıklarının, kaybettiğini düşündüklerinden daha fazla olduğunu fark etmeni dilerim.

Her ne kadar ilk bakışta öyle görünmese de, her ne kadar karşılıklı olarak -belki de planladığımızdan fazla- yıprandıysak da, bu geçtiğimiz bir yılın sana katkıları da oldu:

  • Sorumluluk alman gerektiğini öğrendin. Gönüllü olmadığın bir sorumluluk da olsa, yapman gereken şeyler olduğunda, yapmak istediğin şeylerden vazgeçmen gerektiğini öğrendin.
  • Bir hedefe doğru çalışmayı öğrendin. Bütün bir yıl boyunca, ama öyle, ama böyle bir sona doğru yürüdün. Baskı altında çalışmak her zaman kolay olmadı ama ileriye dönük çok önemli pratik kazandırdı sana…
  • Disiplinli çalışmanın ne olduğunu öğrendin. Plan, program yapmayı, bu programlara sadık kalmayı, gerektiğinde de değiştirme esnekliğinin ne olduğunu öğrendin.
  • Neyi sevdiğini ve en az onun kadar önemlisi, neyi sevmediğini öğrendin. Bence bu ne istediğini bilmesen de ne istemediğini bilmek, ne olduğunu bilmesen de ne olmadığını bilmek gibi, çok önemli… Gideceğin yere bir adım daha yaklaştırıyor insanı. Alanis Morrisette’in de şarkısında söylediği gibi, “Though I know who I’m not, I still don’t know who I am.”
  • Birileriyle çalışmayı öğrendin. Bu sürecin başından beri bizimle olan Erhan Hoca’ndan olsun, yolun sonuna doğru karşımıza çıkan ancak elinden tutan Meral Hoca’dan olsun aldığın destek ve yönlendirme hayatının geri kalanı için çok önemli kazanımlar verdi sana…

Yola başlarken de zorlanmıştık. 4+4+4’ün etkilerini sana hissettirmek istemesek de, anasınıfı okuyamadan birinci sınıfa başlamış olsan, planladığımız gibi küçüklerin büyüğü olamasan da, “şanssızlık” dediğimiz bu süreç aynı zamanda en büyük şansını da çıkardı karşına: Fide.

Seni sistem değişikliğinden mümkün olduğunca korumak, eğitim konusunda bilgilenmek ve eğitim sisteminin bize sunduklarının dışına bakmak için Twitter’dan takip ettiğim eğitimcinin, Ali Koç’un, ileride seni -ve kardeşini- dört sene boyunca gönül rahatlığıyla teslim edeceğimiz bir okul açması, bütün bu olumsuzluklara değecek bir şans oldu.

Dört sene boyunca çok güzel şeyler yaşadın. Daha önce mümkün olduğunu bile bilemediğim, sen yaşadıkça bana iyi gelen ilişkiler kurdun. Fide’nin sizleri birey olarak önemseyen tutumu, hayatınızın geri kalanı için çok önemli bir temel oluşturdu. Öğretmenlerinizin, sizinle ilgili geri bildirimlerinizi bizlerle paylaştıkları veli toplantısından sonra, sizlerle geribildirimde bulunmak için öğrencilerle görüşmesi, şu dört sene içindeki en unutamayacağım şeylerden biridir… Kendi öğrenciliğimdeki hiyerarşik, tek taraflı ve olumsuz geri bildirim üzerine kurulu ilişkileri düşününce, böylesine besleyici bir ilişkiyi yaşıyor olman çok mutlu etti beni…

“Ortaokulu bir okusun, lisede duruma bakarız” diyerek girdikten sonra lisenin açılma ihtimaliyle kapıldığımız rehavet, ülkenin ekonomik durumunun getirdiği belirsizlikle sonlanınca kendimizi LGS sarmalında bulsak da, hayatının dört senesini hiç unutmayacağın hatıralarla geçirdiğin Fide’ye buruk bir veda ettin dün…

 

View this post on Instagram

 

@fide_okullari’yla vedamızın ilkini yaptık bugün… O artık bir liseli ❤️

A post shared by Elif Dogan (@blogcuanne) on


Hoş, vedalar hep buruk olur; ancak yüz yüze yapacağımız bir vedayı, pandemi sebebiyle evimizden yapmak zorunda olmak hiçbirimizin planlamadığı bir şeydi…

Ama işte hayat tam da bu Deniz’ciğim. Ne gibi tercihler yaparsak yapalım, günün sonunda “sağlık olsun”la yetiniyoruz hepimiz. Ve bu, hiç az bir şey değil.

Cumartesi gününden itibaren yepyeni bir yolculuğa çıkıyorsun. Bu sürece bir belirsizlik daha ekledik ve hayatımızı İstanbul’dan Bodrum’a taşımaya karar verdik. Dolayısıyla lise, yeni bir okulun yanı sıra yeni bir şehir de demek olacak senin için…

Bir önceki mektubumda da dediğim gibi, yine “Eylül’de hangi okula gideceğini bilmiyorum.” Ama bir şeyi biliyorum: ne olursa olsun, iyi olacaksın.

Hayat kolay değil Deniz’ciğim. Bu sene, bu gerçekle hazır olduğundan daha erken yüzleşmek zorunda bıraktı seni.

Ve inan bana, şimdi öyle düşünmesen de, sana çok şey kattı.

Hayatının bundan sonrası, en az bundan öncesi kadar güzel olur umarım canım oğlum.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

11 yorum

  1. Yüreğinize sağlık. Yolu açık olsun..

  2. Okurken çok duygulandım Elif. Umarım huzurlu mutlu günleri olsun. Çok güzel bir annesin çok şey öğrendik senden.

  3. Deniz’in yolu açık olsun…
    Yeni okulu şimdiden hayırlı olsun. Bu yazıdan da anlıyoruz ki Deniz ilk adımlarını çok sağlam atmış hem okul hem de hayat olarak, arkasında da sizler varsınız.
    Deniz,
    hangi okula hangi şehre giderse gitsin başarıları katlanarak devam edecek, yolu açık olsun hayatında ki tüm yolları aynı başarılarla yürümesi dileği ile.

  4. O kadar duygulandım ki.Yolu, bahtı açık olsun Deniz’in ve tüm çocukların.

  5. Elif seninle Deniz le yaşıt oğlumu büyütürken tanışmıştım sen Deniz i büyüturken bende oğlumu büyütüyor senin yazılarını okuyor ohh be yanlız değilim diyordum bugün hala boyle diyorum çünkü benim de oğlum lgs sarmalında ve bende tıpkı senin gibi ona açık bi mektup yazdım hatta yarın sabah o uyurken masasına bırakacağım. Bu virüs plan yapmamayı çok açık bir şekilde öğretti sınavlar ve bu ülkenin eğitim sistemi hiç bir zaman oğlumun mutluğunun önüne geçmedi geçemez ben ona anca senin de yaptığım gibi yol arkadaşlığı yapabilirim. Bizim icinde onlar içinde haklarında hayırlısı olsun. Başarıdan çok mutlu oldukları şeylerin peşinden gitmelerini dilerim.

  6. Ne kadar doğru ve içten yazmışsınız, şansı bol olsun ? yolu açık olsun en önemlisi mutlu olsun ??❤️

  7. Canım Denizciğim,

    Yepyeni heyecanlarını dilediğimiz gibi paylaşamasak da, bu yaz sizi göremeyecek olmak bizi hayli üzse de, bu cumartesi gününden sonra çok rahat edeceğin, kocaman nefesler alacağın güzel bir yazın ve yepyeni bir hayatın seni bekliyor olduğunu bilmek senin adına beni çok heyecanlandırıyor. Seni çok seviyorum.

    Teyzen.

  8. Neden ağlıyorsam? Yolun,şansın açık olsun Deniz.Sağlık,mutluluk ve neşe her zaman seninle olsun.

  9. 8 sene önceki mektubu da aynı duyguları yaşayarak okumuştum bunu da öyle okudum. Kızım için aynı karmaşık duygular içindeyim. Sizi 8 yıl önce “özel okul mu devlet okulu mu” yazınızla tanımıştım. 8 yılımızı devlet okulunda geçirdikten sonra yarınki sınavla birlikte nereye savrulacağımızı yaşayıp göreceğiz. Tüm çocukların gönlüne göre olsun inşallah:)

  10. Ağlamak serbest mi? Uzun zamandır okuduğum en içten ve en dokunaklı yazıydı bu.

  11. Bu günlerde çocuklarla ilgili gerçekten çok karamsarım. Kızım 3 yaşında ve tam dışarda oynaması gereken yerde evde zaman geçiriyor arkadaşlarından uzak duruyor. Bu nesil ve bundan sonrası içiin gerçekten endişeliyim. Allah hepimizin evlatlarının bahtını açık eylesin umarım ilerleyen zamanlarda bu tarz kısıtlamalar yasaklar ve tedbirler olmadan büyüyebilir yaşayabilirler. Bir anne olarak gerçekten güzel paylaşımlarınız var sizi taktir ediyorum yazılarınızı elimden geldiğince okuyorum.. Güzel mutlu sevgi dolu günlere inşallah