Anne Sözlüğü

Çünkü anne olunca her şeyin anlamı değişiyor…

A

Adak: Loğusa annenin beş saatlik kesintisiz uyku için vaat ettiği

Akşam Sefası: Annenin, akşam çocukları yatırdıktan sonra geçirdiği zaman. İçeriği anneden anneye değişir.

Anne: (1) Gece uykusunda “babaaa” diye ağlayan çocukla kalkıp ilgilenen kişi  (2) Bir sürü çocuk ağlaması arasından kendi çocuğunun sesini ayırt edebilen bir tür dedektör (3) Bir çeşit zombi.

Astronot: Ortalama Türk annesinin, bebeğini giydirirken örnek aldığı meslek erbabı

Atlet: Çocuğa bir kez giydirildi mi, sonsuza dek giyilmesi gereken, olmazsa-olmaz zannedilen ama aslında olmasa daha iyi olan koruyucu giysi türü

 

B

“Bağırma!”: Annelerin, bağıran çocuklarına bağırmamaları için bağırarak söyledikleri söz

Bakar-kör: Erkeklere verilen bir diğer ad. Annenin istediği, burnunun ucunda duran şeyi göremeyen babalar için sıklıkla kullanılır.

Bayrak yarışı: Çocuklu evlerde biri iyileşirken diğerinin hastalanması. Genellikle çocuğun hastalığı okuldan getirmesiyle başlar. 

Beyaz Atlı Prens: Akşam işten eve erken gelen babanın ta kendisi.

Bilirkişi: Bebeğinin uykusunun geldiğini bebeğinden daha iyi bilen anne kişisi 

Bin dereden su getirmek: Çocuk kısmının uykudan önce 100 kitap okuma, 20 kere çiş yapma, 50 bardak su içme şeklindeki, insanı canından bezdiren taktikleri

Bukalemun: Kalabalık bir ortamda iki gözünden her biriyle bir çocuğunu takip edebilen anne türü

 

C

Cereyan: Çocukları hasta etmek için ev ev gezen bir tür gulyabani

Cuma akşamı: Anne olmadan önce gecelere akılan, anne olduktan sonra televizyon karşısında uyuyakalınan zaman parçası

 

Ç

Çay: Bir tür soğuk içecek

Çalışmayan anne: Sabah evden çıkıp işe gitmediği için evde bütün gün çocuğuyla oyun hamuru oynadığı, puzzle yaptığı, “çocuk uyurken uyuduğu” zannedilen anne türü.

Çelişki: İnsanın en sevdiklerinin en tahammül edemedikleri olması durumu. Anne-çocuk ilişkisi için sıklıkla kullanılır.

Çimdik: Son sözler söylendiğinde, bütün kelimeler tükendiğinde, bütün dişler sıkıştırılıp bütün kaşlar gözler oynatıldığında, artık yapacak hiçbir şey kalmadığında annelerin başvurduğu bir çeşit kendini ifade etme yolu.

 

D

Dinozor: (1) Bilim insanlarınca soyunun tükendiği iddia edilen, çocuk kısmına kalırsa hala ve her zaman yaşayacak olan canlı türü  (2) Annelerin bir oturuşta en az sekiz çeşidini ezberden sayabildikleri hayvan

Dolma: İçini çocuğun, dışını annenin yediği yemek. Kabak, biber, patlıcan formunda olabilir.

Dış kapının mandalı: Fikri sorulmadan önüne çıkan anneye “Siz bunu kucağa alıştırmışsınız”, “Üşür bu çocuk üşür”, “Bu çocukta uyuyacak göz yok” gibi yorumlar yapan rahatsız edici insan

 

E

Eğitici oyuncak: Zamane ebeveynlerinin, çocuklarının oynamaları halinde Einstein olacaklarını zannettikleri, çoğunlukla Çin malı, her tarafından bir şeyler çıkan yüksek sesli oyuncak. 

Eş durumundan takım tutmak: Futbolla hiç ilgilenmediği halde, sırf evde huzursuzluk çıkmasın diye kocasının takımı yensin istemek. Erkek çocuklar büyüdükçe “Oğul tarafından takım tutmak” şekline de dönüşebilir.

Evliya sabrı: Mandalla tuttursan tutulmaz, assan asılmaz minik bebek çamaşırlarını çamaşırlığa sabitlemek için gereken sabır türü

 

F

Felaket tellalı: Önüne çıkan anneye “Daha bu iyi günlerin, bir de evlenince/çocuk doğunca/çocuk yürüyünce/okula gidince… gör” demeyi alışkanlık haline getirmiş, ıssız bir adada tek başına bırakılması gereken kişi

Festival: Günler sonra ilk kez kaka yapan bir çocuğun anne-babası tarafından düzenlenen, alkış, dans ve şarkıdan oluşan kutlamalar bütünü

 

G

Gündüz uykusu: Annelerin, gün içinde tuvalete mi girsem-ütü mü yapsam-yemek mi hazırlasam-mesajlarımı mı kontrol etsem çıkmazından çıkana kadar başlayıp biten mola anı

Gökte ararken yerde bulmak: Mutfakta olması gereken bir tencereyi yatak odasında bulmak

 

H

Hafta sonu: Annelerin hafta içinden daha çok yoruldukları, çocukla uğraştıkları yetmezmiş gibi bir de çocukla çocuk olan babayla uğraştıkları, pazartesiye saatleri saydıkları günler

Hakemlik: Kardeşler arasındaki kavga, çekişme ve rekabeti yönetmekte ustalaşan her annenin kolaylıkla üstesinden gelebileceği meslek 

Heykel: Zar zor uyuttuğu çocuğu kucağında kalakalan anne

Huysuzluk: Anlatılmaz, yaşanır

 

I

Ispanak: Annenin bin bir zahmetle yıkayıp ayıklayıp türlü şekillerde pişirdikten sonra çocuğun “Ben bunu yemem, bu iğrenç” dediği adı batasıca yeşil sebze

Ice Tea: Çayını soğuk içmekten bıkan dâhiyane bir annenin icat ettiği içecek

Işık hızı: Ağzında yemek varken hapşıran bir bebeğin ağzındaki yemekleri püskürtme hızının yarısı

 

İ

İnsan klonlama: Annelerin, her işe yetişebilmeleri için icadına dört gözle baktığı teknolojik gelişme 

İstemem, yan cebime koy: Uykusu gelen çocuğun “Uyumak istemiyorum uyumam da uyumam” diye ağladıktan beş dakika sonra derin uykuya dalması

İnşallah, maşallah: Kişinin dini inancının yoğunluğundan bağımsız olarak, anne olduktan sonra iki lafından birini oluşturan kelimeler

 

J

Jelibon: Annelerin çocuklarına yedirmemek için bin takla attıkları, çocukları yemesin diye kendilerinin istemeden (!) yedikleri zararlı ama nefis şekercik

Jet hızı: Annelerin yemek yeme, banyo yapma vb. özbakım işleri için ayırdıkları zamanı ifade etmekte kullanılan hız birimi

 

K

Kara delik: Çocuklu ev

Kaka: Birkaç gün gecikse anne-babanın gözlerini yollara düşüren, insan yavrusunun uğruna adaklar adanası çıktısı

Kaldırım: (1) Yayadan başka, her türlü araba, ağaç, masa, çöp kutusu, direk, vb. nesnenin yer aldığı alan  (2) Bir şehrin ne kadar çocuk ve insan dostu olduğunun ölçütü

Kedi, köpek: (1) Bir kısım kendini bilmez tarafından eve bebek gelir gelmez sokağa salınması tavsiye edilen hayvan türü. Bu tavsiyede bulunanların empati ve vicdan eksikliği yaşadıkları aşikardır.  (2) Kardeşlerin, kavgaları sırasında örnek aldıkları ezeli düşmanlar

Kolik: Allah yazdıysa bozsun 

Kundak: Zamane ebeveynlerinin bir dönem “köylü işi” diyerek dışladıkları, şimdi vazgeçilmez olduğunu anladıkları, yenidoğan döneminin olmazsa olmazı uygulama

 

L

Lego: Manikürlü tırnakların en büyük düşmanı

Lolipop: Günümüzde çocuk doktorları arasında, çocuk hastalarına ziyaret sonrasında verilmesi popülerleşmiş bir ödül türü. Özellikle de çocuğunu şekerden uzak tutmaya çalışan anneler arasında infiale sebep olur.

 

M

Makarna: Anne olmadan önce “spagetti”, “linguini”, “fettucini” gibi havalı İtalyan isimleriyle anılan, anne olduktan sonra “hayvancıklı”, “harfli”, “ıspanaklı”, “düdüklü” şekillerde tüketilen yiyecek türü

Manikür-Pedikür: Annenin, en son yaptırdığı zamanı aylar (ve bazen yıllarla) ifade ettiği bakım türü 

Market alışverişi: Normal insanların ihtiyaç karşılamak için yaptığı, anne tarafından tek başına yapıldığında terapi niteliği taşıyan eylem

Mayın tarlası: Ortalığa Lego parçalarının, oyuncak arabaların, Barbie ayakkabılarının, boya kalemlerinin ve bilumum minik ama sivri oyuncağın saçılmış olduğu çocuklu ev

Mazide hoş bir anı: Kesintisiz uyku

 

N

Nasır: Puset itmekten, çanta taşımaktan annelerin elinde oluşan bir tür deri sertleşmesi 

Nezle: Dinlenildiği zaman kısa sürede geçen, ancak annenin dinlenmesi eşyanın tabiatına aykırı olduğundan haftalarca süründüren hastalık

“N’oldu?!”: Anne dışarıda, çocuğu evde; anne işte, çocuğu okulda; kısacası anne ve çocuk ayrı ortamlardayken, çocuğun olduğu ortamdan gelen bir telefona annenin verdiği yanıt; açılış cümlesi. Bir nevi “Alo”

 

O

Olağanüstü hal: Çocuğun en ufak bir öksürük ya da burun akıntısı söz konusu olduğunda babanın fırsat bulsa ilan edeceği durum

Oje: Kendine vakit ayıramayan annelerin ayda yılda bir de olsa terapi niteliğinde uygulamaları gereken bakım ürünü. Kırmızısı makbuldür.

Okul: Annelerin akıl sağlıklarını koruyabilmek için hayata geçirilmiş dünyanın en faydalı buluşu

Oyun hamuru: Manikürlü tırnakların, Legodan sonra ikinci büyük düşmanı

 

Ö

Öpücük: Ne kadar ıslak olursa olsun, çocuk tarafından verildiğinde silinmeye kıyılamayan sevgi ürünü

 

P

Papağan: Aynı şeyi üst üste 10 kere tekrarlamak zorunda bırakılan anne kişisi 

Pazar günü: (1) Toplumun geneli öğlene kadar uyurken, çocuklu insanların normalden daha da erken kalktıkları sözüm ona tatil günü  (2) Çocukların hafta içinden daha erken kalkmak için birbirleriyle yarıştıkları gün

Pazartesi: İşe giden annelerin işte, çocuğu okula giden annelerin evde dinlendiği, toplumca iş günü zannedilen tatil günü

Penguen yürüyüşü: Gebeliğinin son üç ayındaki kadınların resmi yürüyüşü

 

R

Rahat batması: Çocuk kısmının anne iş yaparken oynayıp anne rahata erdiği anda çişim geldi, kakam gitti, su ver şeklinde tacize başlaması

Ralli: Türkiye’nin herhangi bir şehrinde bebek arabasıyla gezmekte ustalaşan annenin katılması halinde tartışmasız birinci olacağı yarış türü

Resmi tatil: 29 Ekim, 30 Ağustos, vb. gibi, hane halkının evde olduğu, annenin yemek yapma zorunluluğunun bulunmadığı günler. Cümle içinde kullanım önerisi: “Resmi tatil dolayısıyla mutfağımız kapalıdır.”

 

S

Sabır: Annelerin en çok ihtiyaç duyduğu. Cümle içinde kullanımı: “Fazla sabrı olan var mı?”

Saatlerin bir ileri, bir geri alınması: Çocukların uyku düzenlerini raydan çıkaran, annelerin nefretle karşıladığı, bitmek tükenmek bilmeyen lanet olası uygulama

Sehpa: Çocuktan önce salonun ortasında olan, çocuktan sonra kenara itilen, bazı evlerde tamamen ortadan kaldırılabilen ev eşyası. Cümle içinde kullanımı:Her orta sehpa bir gün yan sehpa olacaktır

Sinema: Çocuktan önce Fransız filmlerini, çocuktan sonra Disney klasiklerini seyretmek için gidilen eğlence mekânı

Suçluluk duygusu: Kadının, anne olmasıyla birlikte vazgeçilmesi haline gelen, özellikle çocuğundan ayrı geçirdiği anlarda gölge gibi peşinden dolanan hisler bütünü

Sümkürmek: Çocuğun öğrenmesi halinde insanlık için küçük ancak annesi için çok ama çok büyük bir adım olan eylem

 

Ş

Şiddet: Kendisi uyuyamayan annenin, yanı başında yastığa başını koyar koymaz horlamaya başlayan babaya uygulamak istediği eylemler bütünü

 

T

Tatil: Normal insanların dinlendiği, annelerin ise daha çok yoruldukları süreç

Telefon rehberi: İsimlerin çoğu “Alp’in Annesi”, “Ela’nın annesi” şeklinde olan kayıt listesi

Tencere tava: “Eğitici, zekâ geliştirici oyuncağa verdiğim her kuruşa haram olsun” dedirten oyuncak (!) türü

Tuvalet: (1) Annelerin gün içinde iki dakikalığına bile olsa yalnız kalabilmek için kendilerini kilitledikleri yer; kurtarılmış bölge.  (2) 5 yaş altındaki tüm ev halkının anneyle birlikte koloni halinde gittiği yer

 

U

Uyku: Ne onunla, ne onsuz

Uçak tuvaleti: Bebek bakımı konusunda kendini ispatlamak isteyen babanın, bebeğin altını değiştirmek için kullanabileceği bir metrekarelik nihai test yeri. Cümle içinde kullanımı: Bebeğinin altını uçak tuvaletinde değiştirebilen babanın yapamayacağı iş yoktur.

 

Ü

Üstün yetenek: Bebeğinin altını her türlü mekân ve koşulda değiştirebilen annenin sahip olduğu meziyet. Nadiren de olsa babalarda da rastlanmaktadır.

 

V

Vana: “Çocuklarda olsa da akşam yatarken kapatıp sabah kalktığımızda açsak” dedirten mekanik ayrıntı

Vıdı vıdı: Annenin, çocuğa kendince önemli bir konuda ders vermeye çalışırken ikinci cümleden itibaren çocuğun duyduğu

 

Y

Yatak: Her çocuğun bir gün kendine ait olanında uyuyacağı yer. Cümle içinde kullanımı: Her çocuk bir gün kendi yatağında uyuyacaktır.

Yelek: Yataktan kalkar kalkmaz giyilmesi halinde veremden kansere, tifodan zatürreeye kadar bin bir türlü hastalığı önleyen, “atlet”ten sonra insanlığın en büyük buluşu olduğu sanılan, büyükannelerin hamilelik haberini alır almaz örmeye başladıkları giysi türü

Yemek: (1) Yapması zor, yedirmesi daha da zor, “teknoloji gelişse de hapla beslenmeye başlasak” dedirten ev işi  (2) Annenin, saatlerce hazırladıktan sonra önce bin bir zahmetle çocuklara yedirdiği, ardından kendisinin ışık hızıyla, çoğu zaman ayakta ve soğuk bir şekilde tükettiği gıda

Yemek zamanı: Uzmanların “bütün ailenin birlikte oturması ve günün değerlendirmesini yaparak birbirileriyle sohbet etmeleri gereken bir zaman dilimi” olarak tanımladıkları, uygulamada bunun tam tersi olan, çocukların yemeyi reddettiği, çok çocuklu ailelerde annenin bir çocuğu, babanın diğer çocuğu yedirmeye çalıştığı, birilerinin her daim masadan kaçtığı, çocuksuz bir evdekinin en az üç katı kadar uzun süren, “bitse de gitsek” dedirten beslenme saati

Yorgunluk kahvesi: Çocukların evde oldukları tatil günlerinde annelerin sabah saat 9’dan itibaren içmeye başladıkları bir tür ılık içecek

 

Z

Zor: Anne olmak