Yazar Arşivi: blogcuanne

Meğer Ben Feministmişim

Bundan yaklaşık sekiz sene önce, ilk kitabım Annelik Her Zaman Tozpembe Değil’in yayımlanmasından bir sene sonra, o zamanlar Dijital Topuklar’a ilham vereceğini bilmediğim Blogher‘e katılmak üzere San Francisco’ya uçarken, tam uçaktayken yani, ikinci kitabımı yazdım. Henüz uçak iniş yapmadan, ben...

Devamı... 5 Yorum

Annelikten Pişman Olmak

Bundan neredeyse üç sene önce bir e-posta aldım. Bilge Yalçın Baştimur, “Regretting Motherhood” (Annelikten Pişman Olmak) isimli bir kitabı Türkçeye çevirdiğini, ancak yayınevinin, kitabı, kendisinin önerdiği orijinaline uygun başlık yerine kitabın içeriğine zıt bir başlıkla basarak kitabın mesajını görünmez hale...

Devamı... 8 Yorum

Üzüm Hanım’ın Taneleri

1999 senesinde, yeni evli bir kadın olarak master yapmak için Amerika’ya gittikten bir buçuk ay sonra çok sevdiğim halamı ve kıymetlim iki kuzenimi trafik kazasında kaybettik. Hayatımın en zor günleriydi. Yeni evliydik, yeni bir hayat kurmaya çalışıyorduk, Doğan benden bir...

Devamı... 5 Yorum

Sorun sende değil, bende de değil, sistemde

Bu eve taşındığımızda, annemlerin katına giden merdivenin altını kapatıp depo haline getirmiştik. Ancak evin geri kalanında olduğu gibi, orada da malzeme ve/veya işçilik konusunda eksiklik olduğundan olsa gerek, Bodrum’un geleneksel rutubet sorunuyla da birleşince ciddi bir rutubet problemi yaşanıyordu el...

Devamı... 9 Yorum

Sesim geliyor mu?

Nereden başlayacağıma karar veremeyecek kadar çok uzun zamandır buraya yazmıyorum. Birkaç saniyeliğine de olsa “La benim blog şifrem neydi?” diye duraksayacak kadar uzun süredir yazmıyorum. En son yazdığımda net görmemi sağlayan yakın gözlüğüm beni artık ekrana bakarken  başımı geriye itmek...

Devamı... 33 Yorum

Bazı Günler

Eğer hayatımın bir gününün filmi çekilecek olsaydı mesela o gün bugün olabilirdi. 7 Nisan 2021. Her zamanki gibi başladı gün. Sabah Derya’yı okula bırakıp eve geldim, yazımın başına geçtim. 29 Mart’tan bu yana kitaba tamamen kendimi verdim, bu sefer bitmeden...

Devamı... 3 Yorum

Unutamamanın Kitabı: Ağıtların Tanrısı

Cumartesi sabah ulaştı elime Sepin’in kitabı, Ağıtların Tanrısı. Heyecanla bekliyordum. Cumartesi öğleden sonra #kendineaitbiriçerik atölyemiz vardı Peri’yle. Her ne kadar atölye öğleden sonra olsa da, sabahından başlıyor benim heyecanım. Sanki bir yere gidecekmişim gibi giyiniyorum, makyaj yapıyorum, kafamı boşaltıyorum, atölyenin...

Devamı... 2 Yorum

Pandemi Olmasa Güzel Hayat Aslında

Geçenlerde birisi bir yazıma “Seni okumak bana iyi gelmiyor” diye yazmıştı; işin enteresan kısmı, yazımı okuduktan sonra yazmıştı bunu, keşke okumasaydı. Çok depresif yazıyormuşum. Aslında ben yazılarımı başkalarına iyi gelmesi için yazmıyorum, kendim iyi hissetmek için yazıyorum, ne mutlu bana...

Devamı... 25 Yorum

Kaldığımız Yerden…

Bu blogda daha önce de “Kaldığımız yerden“ gibi, “Nerede kalmıştık?” gibi, bıraktığım yerden devam ettiğimi ima eden başlıktaki yazılarım olmuştu. Ama onlar daha çok uzun bir tatil sonrası, bir dönem zorunlu bir yazma arası sonrası, ne bileyim, Dijital Topuklar sonrası...

Devamı... 31 Yorum

Adını Sen Koy

Eğer her şey planladığımız gibi gitseydi şu an İstanbul’a varmak üzere olacaktık. Geçen haftalarda boğazımdaki nodüllere yapılan biyopsiden sonra almak istedi doktorlar, dedim “Sizi mi kıracağım? Alın gitsin.” Bu hafta ameliyat olacağım. Dün toplandık toparlandık, çoluk çocuk gideceğiz bu kez,...

Devamı... 32 Yorum