Yazar Arşivi: blogcuanne

İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı

Taa geçen seneydi Deniz’in okulunda bir ‘İnternet ve Teknoloji Bağımlılığı’ semineri düzenlenmişti. Tarihe baktım hatta, 16 Mart 2015’miş. Çok güzel bir seminerdi, pek de güzel notlar almıştım ama bir türlü yazamamıştım. Kaldı mı kalıyor böyle şeyler, gözünde büyütmeyeceksin. Aradan vakit...

Devamı... 4 Yorum

Ayşenur’un Gebelik Günlüğü – Mutlu Son

Bu blogun yazarı olmanın en güzel yanlarından biri gebe yazarlarımın doğumlarından haberdar olmak… Herkesten önce öğreniyorum doğumları ve bu harika bir şey! Geçtiğimiz haftanın sonlarına doğru Ayşenur’la yazışmaya başladık. ‘İki santim açılmam varmış’ diyordu, doktora gitmişti, bugün yarın değil ama doğumun...

Devamı... 8 Yorum

Şeker de yiyebilsinler…

Her hafta bir Anne Günlüğü yazmayı kendime düstur edindim. Ama zor oluyor. Bombalar patlarken, çocuklar ölürken zor oluyor. Dün çocuklarla Kadıköy’e indik. Birkaç haftadır evdeydik, korkumuzdan… Dün indik işte… Bizim çocuklar sokakta nerede yürüyeceklerini, nerede duracaklarını bilirler -genelde- o yüzden...

Devamı... 1 Yorum

Leyla Fonten’den Öyküler

2014’ün Kasım ayıydı. Deniz’i ilk kez Kitap Fuarı’na götürmüştüm. Gezerken gezerken Redhouse Kidz’in standını gördük. Standın etrafı, üzeri, her yeri çok güzel illüstrasyonlarla bezenmişti. ‘Herhalde çok satan bir yabancı kitabı çevirdiler’ dedim, çünkü çizimler bizim alışageldiğimiz çocuk kitaplarındakinden farklıydı. Daha...

Devamı... 513 Yorum

Nasıl bir anaokulu?

Her sene bu zamanlarda çocuğu okul çağına yaklaşan ebeveynleri bir telaş alıyor: Hangi okul? İkinci dönemin başlamasıyla birlikte eğitim öğretim yılının sonu da ufukta görününce anne-babalar da çocuklarının bir sonraki sene devam edecekleri okulu düşünmeye başlıyorlar (özellikle de yaşamın hızla aktığı...

Devamı... 8 Yorum

HALO: ‘Sırtüstü en iyisidir’

Ben fazla detaycı bir insanım. Beğendiğim bir ürünü “şak” diye alamam. Önce araştırırım, muadilleri ile karşılaştırırım, yorumları okurum ve fiyat-fayda çerçevesinde en iyisi hangisiyse onu alırım. Her seferinde bunu yapıyor olmak kesinlikle çok yorucu ama bu da huy işte, insan...

Devamı... 1 Yorum

Alışmak…

Geçtiğimiz hafta Derya üç aylık oldu. Üçüncü bebeğimin de üç aylık oluşu evde gözyaşlarıyla kutlandı. Ve fakat bunlar mutluluk gözyaşları değil, yorgunluk gözyaşlarıydı. Üç aydır geceleri yaklaşık iki-üç saatte bir uyanıyor olmamı, son zamanlarda giderek artan yorgunluğumu gecenin 3’ünde ağlama krizi...

Devamı... 5 Yorum

Yorgunluk

Ben artık korkmaktan yoruldum. Ben artık umutsuzluğa kapılmaktan yoruldum. ‘Umut hep var!’ demekten yoruldum. Her seferinde yumruk yiyip, sendeleyip, sonra yeniden doğrulmaktan yoruldum. Hiçbir şey olmamış gibi kaldığım yerden devam etmeye çalışmaktan yoruldum. Kaldığım yerden devam ederken, başkalarının orada kaldığını hatırlayınca...

Devamı... 8 Yorum

Bebekle araba yolculuğu: hayaller-gerçekler

Derya’ya hamile olduğumu fark ettiğimde aklıma gelen ilk şey ‘Arabayı değiştirmemiz lazım!’ olmuştu. Çünkü halihazırdaki arabamız -çoğu normal araba gibi- arka koltukta yan yana üç oto koltuğu yerleştirmeye müsait değildi. Aradan zaman geçti, biz istemeden de olsa yeni araba arayışlarına...

Devamı... 12 Yorum

Ölümsüzlük ağaçlarının bereketi…

Amerika’da yaşarken Türkiye’ye dair en çok özlediğim iki şey beyaz peynir ve siyah zeytindi. Her ikisi de vardı, ama beyaz peynir tuzsuz ‘Feta cheese’ formatındaydı, siyah zeytin ise şu şişko kalamata’lardan… Her sabah kahvaltıda çocukların yemesini zorunlu tuttuğumuz iki şeyden...

Devamı... 6 Yorum