Yaz Çiz etiketli tüm yazılar

Misafir yazar olmak ister misiniz?

Efenim, Blogcu Anne’nin yeni yüzü tamamlandı ve fakat bir iki teknik meseleden ötürü açılış haftaya kaldı. O zamana kadar kendim bakıp kendim seviyorum, ama itiraf ediyorum, birkaç kişiye de gösterdim hani. Hepsi pek beğendi. Bakalım sizler ne düşüneceksiniz. Yeni sitede yapacağım yeniliklerden biri de Misafir Yazar uygulaması olacak. Bu uygulama, blog yazarı olsun olmasın, Blogcu Anne okurlarıyla bir şeyler paylaşmak isteyen herkese açık olacak. Blogu olup da buradan benim okurlarıma seslenmek isteyen diğer blog yazarları, blogu olmayıp da içini dökmek isteyen, paylaşımda bulunmak isteyenleri misafir edeceğim.

Anne Bebek dergisinde Blogcu Anne

Anne-Bebek dergisi, Dünya Kadınlar Günü’nün denk gelen Mart sayısında Türkiye’de Kadın Olmak başlıklı bir haber yaptı. Bana da “Konuyla ilgili bir yazı yazar mısınız?” dediklerinde hem onore olmuş, hem de zorlanmıştım. Öyle sığdırılamayacak bir konu ki… En nihayetinde bir şeyler karaladım, onlar da yer vermişler. Beni böyle önemli bir konunun parçası yaptıkları için buradan da teşekkür ediyorum kendilerine. (Dergiyi alacak olursanız Ayşegül Aldinç’in güzelliğine bakın. Hayran olmamak elde değil.)

Fena değildik hani…

Lafı uzatmadan doğrudan giriş yapayım:

Meğer ben feministmişim

Ben özel günlerde o günlere ait yazı yazmayı sevmiyorum. Daha doğrusu o günün anlam ve önemini vurgulamaya çalışan yazılardan kaçıyorum diyeyim. Sanki kendimi zorluyormuşum gibi geliyor. Ya o günü ti’ye almayı, ya da hiç bahsetmemeyi tercih ediyorum. Biraz megalomanca bir tavır aslında. Herkes de benim yazmamı bekliyordu sanki. Ama bugün, bu Kadınlar Günü’nde tam da bu zoraki bulduğum şeyi yapmaya karar verdim. Öyle içimden geldi.

Ozgurlugume dokunma

Not 1: Turkce karakter kullanamiyorum, ozur. Not 2: Bloguma Dokunma adli bildiriyi okuyun, paylasin. *** Korkuyorum. Sasiriyorum. Inanamiyorum. Sasirdigima sasiriyorum. Inanamadigima inanamiyorum.

Maria Bailey ile Blogcu Annelik üzerine

Dün, geçen gün bahsettiğim Marketing to Moms adlı seminere katıldım. Benim rolüm aslında öğleden sonraki panelistte konuşmacı olmaktı. Ancak merak benim değil mi, tüm oturumları seyretmek istedim. İlginç bir deneyimdi. Pazarlamacıların biz annelere ulaşmak ve satış yapmak için ne gibi taktikler uygulamaları gerektiğini dinledim. Tuhaf bir durumdu. Bir tarafta ürünlerini annelere ulaştırmak için strateji arayışında olan pazarlama yöneticileri. Bir tarafta da bu ürünleri alacak (ya da en azından almayı düşünecek) olan anneler.

Türkiye’de kadın olmak

Bir anne-bebek dergisi, “Türkiye’de kadın olmak”la ilgili yarım sayfa bir yazı yazar mısınız?” dedi bana. Herhalde Dünya Kadınlar Günü’nü işleyecekleri mart sayısı için istiyorlar. Günlerdir bu yarım sayfa yazıyı yazmaya çalışıyorum. Bir başlıyorum, bir bırakıyorum. Bir türlü toparlayamıyorum. ToparlayamıyorDUM. Üzüm kod adlı okurum, Çifte Standart başlıklı yazıma dün bıraktığı şu yorumunda çok güzel toparlamış:

Sirklere gitmeyin

SİRKLER Yeryüzüne Özgürlük Derneği, geçenlerde yayımladığı bir basın bülteninde “Sirklere Gitmeyin” dedi. Sirklerin, hayvanlar için birer işkence merkezi olduğunun altını çizen Yeryüzüne Özgürlük Derneği, sirklerde kullanılan hayvanların vahşi doğadan koparılarak hapsedildiğini, insanların eğlendirilmesi için dayakla, açlıkla terbiye edilerek zorla sahneye çıkarıldığını söylüyor.

Çifte standart

Seneler, seneler önceydi. Sanırım üniversitedeydim. İstanbul’da okuyor, tatillerde Mersin’deki ailemi ziyarete geliyordum. O zamanlar Doğan’la çıkıyorduk. Babam da biliyordu. Sohbetlerimizden biri sırasında laf dönüp dolaşıp evliliğe, kadın-erkek ilişkilerine gelmişti. Ben “Bence kadınla erkek, evlenmeden önce bir süre birlikte yaşamalılar ki birbirlerini tanısınlar. Evlendikten sonra, aileler işin içine girdikten sonra geri dönüş zor olabiliyor. Hâlbuki böyle bir beraberlik birbirleri için uygun olup olmadıklarını anlama fırsatı verir onlara” demiştim. (Amma büyük laf etmişim. Duyan da üniversite öğrencisi değil de aile terapisti falan sanır)

Haberler, duyurular, paylaşımlar

Can Çocuk Roman Yarışması – Can Çocuk, 7-14 yaş arası çocuklara sesleniyor ve onları, ilk kitaplarını yazmaya davet ediyor: Şimdiye kadar okudun. Artık yazmaya ne dersin? Sevin Okyay’ın İlk Romanım kitabını ve daha birçok kitabı okudun. Peki, kendi ilk kitabını yazmak ister misin? Daha önce hiç denemediysen söyleyelim kitap yazmak çok eğlenceli bir şey. Hele senin yaşında daha da kolay! Edebiyat harikası olması şart değil ki. Önemli olan eğlenmek ve paylaşmak… İşin sonunda bir de ödül kazanma şansın var! Bak her gün yeni bir şey öğreniyor, yeni bir şey hissediyorsun, yazacak, çizecek o kadar çok şeyin var ki! Hem düşünsene sadece senin yazdığın bir kitap olacak. Üstelik yarışmayı kazanırsan 50 tane de basılacak! Arkadaşların, büyüklerin, ailen senin kitabını okuyacak. Hadi …