Hayatımdaki babalar başta olmak üzere yanımızda olan, olmayan tüm babaların ve kendini baba hissedenlerin Babalar Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız. Aşağıdaki yazı, Anneler Günü’nden beri Blogcu Anne Forum’da yaptığımız listeden bir derleme. Katkıda bulunan herkese teşekkür ederim. Listenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 1. Tek seferde puset, antilop mama sandalyesi, oyun parkı, tıka basa dolu bebek bakım çantası, annenin çantası ve AVM’den alınmış ıvır zıvır poşetlerini serçe parmakları da dâhil her yerine takıp adeta kameraman Cevat Kelle gibi yürüyebilen kişiye BABA denir. 2. Gece dürtüldüğünü zannedip otomatikman mutfağa yollanarak süt ısıtan kişiye BABA denir. 3. “Çocuklarla pazar günü aktivitesi” denilince onlarla oturup çizgi film seyretmenin kastedildiğini düşünen kişiye BABA denir. 4. Çocuklardan birini parka indiren anne “yemeğin altını 10 dakika sonra …
"BABALAR İÇİN" etiketli tüm yazılar
Babaların canı patlıcan değil
Sanırım blog dünyasında kadınların, annelerin öncülüğünü kimse inkar edemez. Hemen her sektörde olduğu gibi bu alandaki itici güç de kadınlar. Bunu feminist güdülerle söylemiyorum. Gerçek bu. Etrafınızdaki bloglara bir bakın, en azından çocuk odaklı olanlara. İstatistiksel detaya inip yanlış bilgi vermek istemiyorum ama çok büyük çoğunluğu kadınlar (anneler, anne olacaklar) tarafından kaleme alınıyor. Bunun sebebini çok fazla irdelemeden bazı “baba” kaynaklı birkaç web sitesine dikkat çekmek istedim. Nitekim, onlar da az değil aslında. Geçen sene Blog Ödüllerinin Aile Blogları kategorisini Baba Olmak kazanmakla kalmamış, üçüncülük de yine bir baba bloguna ait olmuştu. Aşağıda hem son zamanlarda aşina olduğum birkaç baba blog/portal girişimine, hem de blogcu olmasa da internetteki aktifliği açısından annelerden geri kalmayan bir Nurturia babasına yer verdim.
Babalar ve çocukları aynı takımı tutmalılar mı?
Fenerbahçe Asbaşkanı Ali Koç geçenlerde şöyle bir demeç vermiş: ”Babam Beşiktaşlı. Baba-oğul maç seyretmeye gidemiyoruz. Bu benim içimde bir eksiklik olarak her zaman kaldı. Çocukların hangi takımı tutacağında okul servis şoförleri veya dayıları etkili oluyor. Benim çocuklarım başka bir takımı tutarlarsa, ya hayatta olmam, ya da onlara bakış açım değişir.” Ayrıntıları burada.
Ve söz Deniz’in Babası’nın…
23 Nisan’da çocuklar makam koltuklarına nasıl oturtuluyorlarsa, aynı mantıkla ben de bu Babalar Günü’nde blogumu Deniz’in Babası’na devretmenin uygun olacağını düşündüm. Ve sözü ona bıraktım: Yatmadan hemen önce bilgisayarımın başında haberlere göz gezdirirken aşağı kattaki sevgili Blogcu Anne eşim MSN Messenger ekranından yarınki Babalar Günü şerefine blog’una bir yazı yazmamı teklif etti… (Bakar mısınız, aynı evin içinde benimle MSN’den iletişim kuran Blogcu Anne bir eşim var.) Yazımı beğenmese bile artık yazmış olduğum için yayınlamak zorunda olacağının bilincindedir diye düşünerek (ve sevinerek) hay hay dedim ve kabul ettim. Öncelikle şunu söylemek isterim: Biz öyle anneler günü, babalar günü, sevgililer günü tarzı ısmarlama gün kutlamalarına inanan, bu günlerde gidip hediye alan bir aile değiliz. Ama yine de sağda solda Babalar Günü yazıları …
“HypnoBirthing Babası” ne yapmalı?
HypnoBirthing ile doğum yapan annelere “HypnoBirthing Annesi” denildiğine göre, doğumun vazgeçilmez bir parçası olan babalara da neden “HypnoBirthing Babası” denilmesin? Babalar doğal doğum sürecinde çok önemli bir role sahipler… Bu yüzdendir ki babanın da doğuma hazırlanmış olması çok çok önemli… Biz Deniz’in Babası’yla Deniz’in doğumuna birlikte hazırlandık. O da benimle bütün derslere geldi; gerektiğinde notlar aldı; sorular sordu; nerede ne yapması, ne söylemesi gerektiğini öğrendi. Vücut dilimi okumayı, doğum esnasında ben bir şey söylemesem de neye ihtiyacım olabileceğini tahmin etmeyi anladı. Ve sonuç ikimizin de unutamayacağı bir deneyim oldu.








pınar: biz de istiyoruz :)...
fatma davarcıoğlu özaktaş: bakalım şans bize gülecek mi?...
hatice: bakalım bizde işe yarayacak mı...
Gamze: Biz de katılıyoruz!! :)...
tuuba: bizde istiyoruz.....