<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Calışmayan Anne</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/calismayan-anne/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:29:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>İş bölümü</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 07:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Meşk]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Karı-koca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=18209</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da yaşadığımız ve çocuksuz olduğumuz dönemde, oradaki en yakın arkadaşlarımdan biri çocuk sahibi olmuştu. Daha önceden kocasıyla birlikte kararlaştırdıkları gibi, çocukları olunca anne çalışmaya ara vermiş, evin gelirini baba sağlıyordu. Annem Türkiye&#8217;den bizi ziyarete geldiğinde arkadaşım bizi yemeğe almak istemişti. Olurdu, olmazdı, evde bebek vardı, yorulmaydı derken dinletemedik, gittik. Canım, bütün gün yemek yapmış, hem bebekle uğraşmış, hem de sofrayı donatmıştı. Sofraya oturmadan hemen önce kocası eve geldi. Arkadaşım bebeğini kapıdan içeri giren kocasına uzattı: &#8220;Al bakalım, mesai senin&#8221; dedi. Baba bebekle ilgilenirken anne de bizle oturup sohbet etti.  Baba bebeği yatırdı, sonra hep birlikte oturup yemek yedik. Akşam eve gittiğimizde annem &#8220;Helal olsun adama. Bütün gün işte çalışıp yoruluyor, akşam eve geldiğinde bir de çocukla ilgileniyor.&#8220; dedi. Nereden bilsindi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika&#8217;da yaşadığımız ve çocuksuz olduğumuz dönemde, oradaki en yakın arkadaşlarımdan biri çocuk sahibi olmuştu. Daha önceden kocasıyla birlikte kararlaştırdıkları gibi, <strong>çocukları olunca anne çalışmaya ara vermiş, evin gelirini baba sağlıyordu.</strong></p>
<p><strong><span id="more-18209"></span></strong></p>
<p>Annem Türkiye&#8217;den bizi ziyarete geldiğinde arkadaşım bizi yemeğe almak istemişti. Olurdu, olmazdı, evde bebek vardı, yorulmaydı derken dinletemedik, gittik. Canım, bütün gün yemek yapmış, hem bebekle uğraşmış, hem de sofrayı donatmıştı. Sofraya oturmadan hemen önce kocası eve geldi. Arkadaşım bebeğini kapıdan içeri giren kocasına uzattı: <em>&#8220;Al bakalım, mesai senin&#8221;</em> dedi. Baba bebekle ilgilenirken anne de bizle oturup sohbet etti.  Baba bebeği yatırdı, sonra hep birlikte oturup yemek yedik.</p>
<p>Akşam eve gittiğimizde annem <em>&#8220;Helal olsun adama. <strong>Bütün gün işte çalışıp yoruluyor, akşam eve geldiğinde bir de çocukla ilgileniyor.</strong>&#8220;</em> dedi. Nereden bilsindi bir sene sonra kendi damadının da aynı durumda olacağını?</p>
<p>***</p>
<p>Çocuk sahibi olduğumda çalışmaya ara vermek ve çocuğumla kendim ilgilenmek benim hep istediğim bir şeydi. Benimle aynı beklentileri olan biriyle evlendiğim için de bu kararı uygulamak bizim için zor olmadı. <strong>Sonuç olarak ortak bir iş bölümü yaptık: </strong>Ben çalışmaya ara verip çocuğumuzla ilgilenecektim, o da para kazanmaya devam edecekti.</p>
<p>Birçok çiftin yaptığı (ya da yapmak istediği) <strong>bu iş bölümünde bazı açıklıklar var aslında.</strong> O da ev işi. Her ne kadar evde kalan kadın haliyle &#8220;evden sorumlu devlet bakanı&#8221; konumuna gelse de, halihazırda tam mesai olan çocuk bakımı ve yetiştirmenin üzerine bir de temizlik, ev işi, yemek ve alışveriş eklenince altından kalkması zor bir hale geliyor. Ve bir yerlerde bir şeyler patlıyor.</p>
<p>Dolayısıyla da babaların <em>&#8220;Valla biz iş bölümü yaptık. Ben dışarıda çalışıyorum, karım evde&#8221; </em>gibi bir algıya kapılmaları halinde olan yine anneye oluyor. Üzgünüm ama <strong>babalar eve geldikten sonra evde karılarına bir şekilde yardımcı olmaya devam etmeliler.</strong> Etmiyorlarsa da evin düzeninden (ya da düzensizliğinden) şikayet etmemeliler. (Bunları kendi kocamı tenzih ederek yazıyorum, ben evden sorumlu devlet bakanıysam o da tartışmasız müsteşardır)</p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/01/Baba21.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-18218" title="Baba2" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/01/Baba21-500x358.png" alt="" width="500" height="358" /></a></p>
<p>Doğrusu bu değil mi? Çocuklarımızı bakıcıya bırakmadan büyütmeye karı-koca ortak karar verdiysek,<strong> bu kararın uygulamasını da ortak gerçekleştirmemiz gerekmez mi? </strong></p>
<p>Geçen gün bir mail aldım. İşi bırakmak ve bırakmamak arasında gidip gelen bir anne, &#8220;çalışmayan anne&#8221; olmanın ona göre olup olmadığını sorguluyordu. Endişe ettiği kısım, bütün gün evde çocuk bakmak değil, böyle bir titre sahip olduğu zaman kocasının ondan beklentilerinin değişmesiydi.</p>
<blockquote><p>benim asıl gözümü korkutan [kocamın] ben çalışmayınca benden bekleyecekleri. Evi mummm gibi isteyecektir, ben bunu yapmamam kendimi biliyorum çünkü benim evde olmayı isteme sebebim bebeğimle olabilmek, ev işi yapmak değil. Yemeğimizi yaparım, mutfağımı düzenli tutarım ama her gün evi mum etmeye dermanım olmayabilir. Olmazsa da sorun yaşarmışım gibi geliyor. Şimdi [kocam] işten gelince evi &#8220;dağınık&#8221; bulursa (kendine göre) topluyor, hoş sıklıkla da söylenerek topluyor ki ben bundan hiç hazzetmiyorum, ya toplama ya söylenme. Ama hem yapıyor hem söyleniyor ama şimdi ben de çalıştığım için bir yere kadar söyleniyor, benim de ne kadar yorgun olduğumun farkında, sonuçta az uyuyan taraf benim, ben işten geliyorum, evde mesai başlıyor ve gece de ben kalkıyorum sonuçta (emzirmeye vs.) ama çalışmazsam beklentiler farklı olacak gibi.</p></blockquote>
<p>Olmalı mı peki? Çocuğuna bakmak için işini bırakan anne, evi mum gibi yapmak zorunda mı? Eskilerin &#8220;saçını süpürge etmek&#8221; lafı tam da buradan çıkmamış mı? Adam dışarıda para kazansın, kadın çocuğa baksın-ev derlesin, toplasın- temizlik yapsın-yemek yapsın-alışveriş yapsın-akşam eve gelen kocasına sıcak yemek koysun- &#8230; mu? Yoksa akşam eve gelen baba ev işinde anneye destek olsun, olmuyorsa da bulduğuyla yetinsin mi?..</p>
<p>Annem, evlendiğim zaman çalışmam gerektiğini hep söylerdi bana. <em>&#8220;Kızım, sen sen ol, çalış. Ve eğer çalışırsan da ev işini kocanla mutlaka bölüş.&#8221; </em><em>derdi. Ve sonradan da eklerdi: </em><em>Ama yok, <strong>çalışmazsan da evde ondan bir şey bekleme.&#8221;</strong></em></p>
<p>Valla kimse kusura bakmasın, <strong>ben kocamdan gayet de bir şeyler bekliyorum.</strong> Bu kararı ortak aldık ve uygulamasını da ortak yapıyoruz. Ve çok şükür ki o da dahil oluyor (ki ben bunu tamamen yetiştirilmesine veriyor, kayınvalidemin bir kere daha ellerinden öpüyorum) Biz oturup da kimin kaç saat ne yaptığının çetelesini tutmuyoruz, ama eve geldiği zaman ben çocuklarla ilgilenirken, ne bileyim sofrayı kaldırırken kendisi ayaklarını uzatıp oturan bir eşim yok. Eve geldiği andan itibaren o çocuklarla ilgileniyor, ben de evin kalan işini üstleniyorum. Çünkü şu bir gerçek ki, onun eve geldiği 7 buçuk-8 saatleri benim de artık pilimin bittiği, sabrımın tükendiği, yorgunluktan ayakta duramadığım saatler olmuş oluyor. <strong>Benim dışarıda çalışmıyor olmam, evde bütün gün çocuğumla puzzle yaptığım anlamına gelmiyor. </strong>Bu evin dönmesi, yemek pişmesi, çamaşırların yıkanması, alışveriş yapılması gerekiyor. Evet, birlikte yaptığımız iş bölümü bunun böyle olmasını gerektiriyor belki, ama &#8220;işimin&#8221; doğası gereği &#8220;çalışma saatlerimin&#8221; daha uzun olması, onun tuzu kuru bir şekilde oturup beni seyretmesini gerektirmiyor, değil mi? Ya da, kendi dahil olmayacaksa o zaman evin düzeninden (ya da düzensizliğinden) şikayet etmeye hakkı var mı?</p>
<p>Sizce nasıl olmalı? Günümüzde, &#8220;çocuğuna bakmak için&#8221; çalışmayı bırakan ya da ara veren anneler, evin her işini de yüzde yüz üstlenmeliler mi? Eve para getirme işini adam yapıyorsa, kadın geri kalan her şeyi kendi başına mı yürütmeli? İş bölümü nasıl olmalı?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/02/babalara-acik-mektup/" rel="bookmark" class="crp_title">Babalara Açık Mektup</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/13/unutulan-beklentiler/" rel="bookmark" class="crp_title">Unutulan beklentiler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/05/03/yeni-bir-duzen/" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni bir düzen</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/" rel="bookmark" class="crp_title">Kadının yeri&#8230; neresi?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/04/cocuk-sahibi-olmakolmamak-karari-nasil-verilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>88</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evimizin yeni kuralları</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 06:22:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Ev hali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16799</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün Doğan bana &#8220;Birden zayıfladın sen&#8221; dedi. &#8220;Acaba neden?&#8221; dedim. 2 buçuk haftadır çocukların peşinde koşturmaktan, her türlü ev işini yapıp yemekle uğraşmaktan -ve tabii ki bu arada kendi yemeğimi yemeyi unutmaktan, çocukları parka götürüp Derin&#8217;in izinde koşmaktan olabilir mi?! Bittim. Vallahi bittim. Ya ben daha önceleri böyle yorulmuyordum, ya da artık vücudum kaldırmıyor bu kadar koşturmayı. Yemin ederim, akşamları çocukları yatırıp da koltuğa oturduğumda yığıldığımda hissettiğim yorgunluğu kelimelerle ifade edemiyorum. Deniz okuldan geldikten sonraki ilk yarım saat çok güzel geçiyor. Birbirlerini özlemiş oluyorlar. Oynayıp, sarılıp, kikirdeyip duruyorlar. Ancak bu sadece yarım saat sürüyor. Yarım saat sonra genellikle -yavaş yavaş yorulmaya başlayan Derin- arıza çıkarmaya başlıyor. Deniz&#8217;e vuruyor mesela. Deniz de ona dikleniyor. Bakıyorum evin içinde duracak gibi değiller, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün Doğan bana <em>&#8220;Birden zayıfladın sen&#8221;</em> dedi. <em>&#8220;Acaba neden?&#8221; </em>dedim. 2 buçuk haftadır çocukların peşinde koşturmaktan, her türlü ev işini yapıp yemekle uğraşmaktan -ve tabii ki bu arada kendi yemeğimi yemeyi unutmaktan, çocukları parka götürüp Derin&#8217;in izinde koşmaktan olabilir mi?!</p>
<p><span id="more-16799"></span></p>
<p>Bittim. Vallahi bittim. Ya ben daha önceleri böyle yorulmuyordum, ya da <strong>artık vücudum kaldırmıyor bu kadar koşturmayı.</strong> Yemin ederim, akşamları çocukları yatırıp da koltuğa <span style="text-decoration: line-through;">oturduğumda </span>yığıldığımda hissettiğim yorgunluğu kelimelerle ifade edemiyorum.</p>
<p>Deniz okuldan geldikten sonraki ilk yarım saat çok güzel geçiyor. Birbirlerini özlemiş oluyorlar. Oynayıp, sarılıp, kikirdeyip duruyorlar. Ancak bu sadece yarım saat sürüyor. Yarım saat sonra genellikle -yavaş yavaş yorulmaya başlayan Derin- arıza çıkarmaya başlıyor. Deniz&#8217;e vuruyor mesela. Deniz de ona dikleniyor. Bakıyorum evin içinde duracak gibi değiller, yemeği hazır edip hemen parka iniyoruz. Orada koşturuyorlar deli gibi. Deniz neyse de, Derin&#8217;i yalnız bırakamıyorum, ben de peşinden koşuyorum. Canım çıkıyor.</p>
<p>Sonra eve geliyoruz. Asıl koşturmaca o zaman başlıyor. Bu sefer ikisi birden yorulmuş oluyorlar, huysuzlanıyorlar. <strong>Yemeklerini koyuyorum, güç bela yiyoruz. </strong>Güç bela, çünkü Derin aşırı inat yapıyor. Arabasını istiyor, suyunu istiyor, emeh-emeh-emeh, ne dediğini anlamıyorum, bayılacak gibi oluyorum bazen. Bazı günler -özellikle de Doğan yoksa- banyo yaptırmaya üşeniyorum -daha doğrusu halim olmuyor- banyosuz yatırıyorum çocukları. Ne yapayım?</p>
<p>Bu 10 gün içinde bir kez temizlikçi kadın geldi. Bulamadım başkasını. Ev acınacak halde. Derin dün akşam ben sofrayı kurarken, öğle yemeğinde mutfak masasının altına düşürdüğü makarnayı bulup yedi. <strong>Hangisi daha utanç verici, bilmiyorum: </strong>öğlenden beri o makarnayı yerden kaldırmamış olmam mı, yoksa çocuğumun onu yemesine ses çıkarmamış olmam mı?..</p>
<p>Dün yine oldukça zorlu geçen bir öğleden sonraydı. Aslında genel olarak tüm gün öyleydi, Derin&#8217;in huysuzluğu üstündeydi, ağladı durdu. Deniz geldikten sonra yemeği pişirdim. Çok uğraştım: fırında balık yaptım, yanına sebzeli makarna. Bence çok güzel oldu ama Derin eşek kafalısı yemedi. Beni deli etti. <strong>Balığa verdiğim parayı mı yanayım, harcadığım zamana mı, yoksa stresten kısalan ömrüme mi, bilemedim. </strong>En sonunda durdum, bu işin böyle olmayacağına karar vererek evimizin yeni kurallarını yazdım. (Bunlar, geçen hafta <a href="http://mahmure.ekolay.net/yazarlar/elif-dogan/Birak-daginik-kalsin/808561" target="_blank">Mahmure.com&#8217;da yazdığım istifa mektubuna</a> bir ek olarak düşünülebilir).</p>
<p>Bundan böyle:</p>
<ol>
<li><strong>Akşam 8&#8242;den sonra evde ANNE demek yasak. </strong><em>Elif </em>denilebilir mesela. <em>&#8220;Hey, sen!&#8221;</em> olabilir. <em>&#8220;Bakar mısın?&#8221;</em> denilebilir. Ancak ANNE demek yok. Günde hiç olmazsa birkaç saat o kelimeyi duymak istemiyorum.</li>
<li><strong>Gün içinde anneyi çağırırken üst üste iki defadan fazla ANNE demek yasak.</strong> <em>&#8220;Anne?.. Anne!..&#8221;</em> denilebilir. Üçüncüsü söylenmeyecek. İki seferde cevap vermiyorsam bir sebebi vardır.</li>
<li><strong>Yaşı 5&#8242;i geçmeyen hanehalkının akşam 8&#8242;den geç uyuması, sabah 7&#8242;den önce uyanması yasak. </strong>İsterlerse uymasınlar, babaları bilir. Ben hiiiiç karışmam.</li>
<li><strong>Binbir zahmet pişirdiğim yemekleri yememek yasak. </strong>Ağzına aldığın lokmayı geri tükürmek hepten yasak.</li>
<li><strong>Yatağın içine serpiştirdiğim emzikleri uykuyu protesto etmek adına yataktan fırlatmak yasak. </strong>Vallahi de toplayıp  vermem.</li>
<li><strong>Annenin tuvalette rahatsız edilmesi, ona <em>&#8220;Ne zaman çıkıyorsun?&#8221;, &#8220;İşin uzun mu?&#8221;, &#8220;Çiş mi yapıyorsun, kaka mı?&#8221; </em>türünden soruların sorulması yasak. </strong>Bir orada rahat bırakılmak istiyorum.</li>
<li><strong>Parka inerken abuk sabuk oyuncaklar götürmek istemek, parkta oynarken <em>&#8220;Keşke tebeşir getirseydik; ama ben kırmızı arabamla oynamak istiyorduuuum&#8221; </em>demek yasak.</strong> Kırmızı arabanı getirseydin o zaman derler adama.</li>
<li><strong>Herhangi bir komutu <em>(buraya gel, dişini fırçala, lütfen üzerini giyin, &#8230;) </em>iki kereden fazla tekrar ettirmek yasak.</strong> Özellikle de okula gitmek için hazırlanırken bu kurala çok fazla özen gösterileceğini belirtmek isterim.</li>
<li><strong>Evin eşyalarını, ait oldukları yerden bir buçuk metreden fazla uzağa taşımak yasak. </strong>Bu, salondaki kanepenin minderleri ve banyodaki kirli sepeti için de geçerli.</li>
<li><strong>Geceleri her uyanışta anneyi çağırmak yasak.</strong> Evde bir babanın da olduğu unutulmamalı.</li>
</ol>
<p>Doğan hanesinin bu yeni kurallarını işbu yazıyla birlikte kamuoyuna duyurur, kurallara uyulmaması sonucunda çıkabilecek arızalar konusunda hiçbir mesuliyet kabul etmediğimi bildiririm.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/05/evimdeki-marslilara-acik-mektup/" rel="bookmark" class="crp_title">Evimdeki Marslılara açık mektup</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/13/ya-ev-ya-ben/" rel="bookmark" class="crp_title">Ya ev, ya ben</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/23/olay-bitmistir/" rel="bookmark" class="crp_title">Olay bitmiştir</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/20/sigara-yasagina-az-kaldi-ama/" rel="bookmark" class="crp_title">Sigara yasağına az kaldı ama&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/27/anneci/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneci</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>76</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya ev, ya ben</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/13/ya-ev-ya-ben/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/13/ya-ev-ya-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 17:43:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16606</guid>
		<description><![CDATA[Yok böyle bir yorgunluk. Saat 8 buçuk. Çocukların ikisi de yarım saat önce uyudular. Yarım saattir kucağımda laptop, yatağıma mıhlandım, kaldım. Kalkamıyorum. Susadım, canım bir acı kahve çekti, içeriden telefonumu almam lazım&#8230; I-ıh, hiçbir yere gidemiyorum. Uzun zamandır böyle yorulmamıştım. Rezil ettiler beni bugün, vallahi ve de billahi. Çifter çifter geliyorlar şekerim, hiç acımaları yok. Deniz&#8217;i okuldan aldığımız ilk bir saat boyunca süperler. Birbirlerini çok özlemiş oluyorlar, mutlu mesut oynuyorlar. Onlar oynarken ben yemeği hazırlıyorum ki parktan gelir gelmez yiyelim diye. Ama tam o sırada bir arıza çıkıyor. Deniz, Derin&#8217;in elinden arabasını alıyor; Derin onun kafasına vuruyor, Deniz hemen fırsat bu fırsat ağlamaya başlıyor, o onu ısırıyor, bu bunu tekmeliyor derken, amanın, bir bakıyorum birbirlerine girmişler. Parkta biraz rahat etsek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yok böyle bir yorgunluk.</p>
<p>Saat 8 buçuk. Çocukların ikisi de yarım saat önce uyudular.</p>
<p>Yarım saattir kucağımda laptop, yatağıma mıhlandım, kaldım. Kalkamıyorum. Susadım, canım bir acı kahve çekti, içeriden telefonumu almam lazım&#8230; I-ıh, hiçbir yere gidemiyorum.</p>
<p><span id="more-16606"></span></p>
<p>Uzun zamandır böyle yorulmamıştım. Rezil ettiler beni bugün, vallahi ve de billahi. Çifter çifter geliyorlar şekerim, hiç acımaları yok.</p>
<p>Deniz&#8217;i okuldan aldığımız ilk bir saat boyunca süperler. Birbirlerini çok özlemiş oluyorlar, mutlu mesut oynuyorlar.</p>
<p>Onlar oynarken ben yemeği hazırlıyorum ki parktan gelir gelmez yiyelim diye. Ama tam o sırada bir arıza çıkıyor. Deniz, Derin&#8217;in elinden arabasını alıyor; Derin onun kafasına vuruyor, Deniz hemen fırsat bu fırsat ağlamaya başlıyor, o onu ısırıyor, bu bunu tekmeliyor derken, amanın, bir bakıyorum birbirlerine girmişler.</p>
<p>Parkta biraz rahat etsek de sonuna doğru Derin&#8217;in çok uykusu gelmiş oluyor. Eve çıkmak ayrı bir dert, Deniz mutlaka itiraz ediyor. Sofrayı kur, yemeklerini yedir, onlar oynarken mutfağı topla&#8230; derken içeriden GÜÜÜÜÜÜMMMM! diye bir ses, bir de bakarsın ki ikisi de iki seksen yerde, ağlıyorlar. Aynı anda ikisi birden koltuktan nasıl düşmeyi başardı, bilmiyorum. Hani, uğraşsan denk getiremezsin. Deniz&#8217;in söylediğine göre Derin itmiş. Bana inandırıcı gelmedi.</p>
<p>Sonrasında banyo faslı. İkisini de giydir. Saçlarını kurut. Sütlerini içir. Kitap oku. Yataklarına yatır. Ve kendini yatağa at.</p>
<p>Şimdi iki seçeneğim var: Ya gücümün son damlasıyla evi toplayacak ve yaşanabilir bir hale getireceğim&#8230; Ya da dağınıklığı görmezden gelip yarınki maratona hazırlıklı olmak adına dinlenme moduna geçeceğim.</p>
<p>Kısacası <strong>ya ev, ya ben. </strong></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/" rel="bookmark" class="crp_title">Evimizin yeni kuralları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/24/tarihe-not-hakem/" rel="bookmark" class="crp_title">Tarihe not: Hakem</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/09/tarihe-not-seri-imalat/" rel="bookmark" class="crp_title">Tarihe not: Seri imalat</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/13/manik-depresif/" rel="bookmark" class="crp_title">Manik depresif</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/23/olay-bitmistir/" rel="bookmark" class="crp_title">Olay bitmiştir</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/13/ya-ev-ya-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pardon, yarışıyor muyuz?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 05:17:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16082</guid>
		<description><![CDATA[Çalışan anneler, çalışmayan annelerden daha çok yoruluyorlarmış; çünkü onlar ev, çocuk, koca gibi kalemlerin üzerine bir de işlerini düşünmek zorundalarmış. Çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha fedakârmış, çünkü onlar işlerini güçlerini bırakıp kendilerini çocuklarına adıyorlarmış. Çalışan anneler bencilmiş. Çalışmayan anneler evde oturmaktan köreliyorlarmış. Çalışan anneler şöyleymiş. Çalışmayan anneler böyleymiş. &#8230; Herkesin çocuğu, işi, yükü, zorluğu kendine. Keşke &#8220;ben-hem-çalışıyor-hem-evi-idare-ediyorum-benden-çok-yorulanı-yok&#8221; ya da &#8220;ben-çocuğum-için-işimi-bıraktım-dünyanın-en-fedakâr-annesi-benim&#8221; gibi çekişmeleri bir kenara bıraksak. Birbirimize destek olsak. Birbirimizi anlamaya çalışsak. Olmadı mı? Yapamıyor muyuz? Hiç olmazsa bizim durumumuzda olmayanlara, bizim yaptığımız tercihleri yap(a)mayanlara &#8220;O da bir şey mi? Ben var ya&#8230;&#8221; şeklinde başlayan cümleler kurmasak. Şu meşhur &#8220;Kadın kadının kurdu&#8221; sözünün, yerini &#8220;Kadın kadının dostu&#8221;na bıraktığı bir dünya hayal ediyorum. İlginizi Çekebilir:Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!Çalışan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çalışan anneler, çalışmayan annelerden daha çok yoruluyorlarmış</strong>; çünkü onlar ev, çocuk, koca gibi kalemlerin üzerine bir de işlerini düşünmek zorundalarmış.</p>
<p><strong>Çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha fedakârmış,</strong> çünkü onlar işlerini güçlerini bırakıp kendilerini çocuklarına adıyorlarmış.</p>
<p>Çalışan anneler bencilmiş. Çalışmayan anneler evde oturmaktan köreliyorlarmış. Çalışan anneler şöyleymiş. Çalışmayan anneler böyleymiş.</p>
<p><span id="more-16082"></span></p>
<p>&#8230;</p>
<p>Herkesin çocuğu, işi, yükü, zorluğu kendine.</p>
<p>Keşke <em>&#8220;</em><em><strong>ben-hem-çalışıyor-hem-evi-idare-ediyorum-benden-çok-yorulanı-yok&#8221;</strong></em> ya da <em>&#8220;</em><em><strong>ben-çocuğum-için-işimi-bıraktım-dünyanın-en-fedakâr-annesi-benim&#8221;</strong></em> gibi çekişmeleri bir kenara bıraksak. Birbirimize destek olsak. Birbirimizi anlamaya çalışsak.</p>
<p>Olmadı mı? Yapamıyor muyuz? Hiç olmazsa bizim durumumuzda olmayanlara, bizim yaptığımız tercihleri yap(a)mayanlara <em>&#8220;O da bir şey mi? Ben var ya&#8230;&#8221;</em> şeklinde başlayan cümleler kurmasak.</p>
<p>Şu meşhur <strong>&#8220;Kadın kadının kurdu&#8221;</strong> sözünün, yerini <strong>&#8220;Kadın kadının dostu&#8221;</strong>na bıraktığı bir dünya hayal ediyorum.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/28/calisan-anneler-napiyorsunuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışan anneler, n&#8217;apıyorsunuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/08/8-mart-kadinlar-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">8 Mart KADINLAR Günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/30/nerede-kalmistik/" rel="bookmark" class="crp_title">Nerede kalmıştık?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>65</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Annelik bir meslektir&#8221;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 06:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=14138</guid>
		<description><![CDATA[Yazının başlığını görenler &#8220;Aha da Elif geçenlerdeki tartışmaya yanıt yazmış&#8221; diye düşünebilir.Öyle değil. Daha doğrusu tam olarak değil. &#8220;Annelik bir meslektir&#8221;, geçenlerde katıldığım bir panelde panelistlerden birinin söylediği bir sözdü. Anneler Günü&#8217;nden önceki gün, Acıbadem Fulya Hastanesi&#8217;nin düzenlediği Annelik Hallerimiz adlı panele konuşmacı olarak katıldım. Moderatörlüğünü şair/yazar Şebnem Yüce&#8217;nin yaptığı ve tiyatro sanatçısı Aliye Uzunatağan, fotoğrafçı Bennu Gerede, modacı Özlem Süer gibi isimlerin de konuşmacı olduğu bir panelde yer almak büyük onurdu benim için. Çok da keyif aldım, gerçekten çok  güzel bir sohbetti. Herkesin annelik hikâyesi birbirinden farklı. Aliye Uzunatağan, 37 yaşında &#8220;birden&#8221; tamam, artık hazırım diyerek anneliğe soyunmuş, şimdi 20 yaşını aşkın bir kızı var. Bennu Gerede&#8217;nin hikâyesi hakikaten çok ilginç &#8211; dört oğlan! (Ben ikisiyle zor başa çıkıyorum.) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-14141" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1256/"><img class="alignleft size-medium wp-image-14141" title="DSC_1256" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_1256-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Yazının başlığını görenler<em> &#8220;Aha da Elif geçenlerdeki tartışmaya yanıt yazmış&#8221; </em>diye düşünebilir.Öyle değil. Daha doğrusu tam olarak değil.</p>
<p><strong>&#8220;Annelik bir meslektir&#8221;</strong>, geçenlerde katıldığım bir panelde panelistlerden birinin söylediği bir sözdü.</p>
<p>Anneler Günü&#8217;nden önceki gün, Acıbadem Fulya Hastanesi&#8217;nin düzenlediği Annelik Hallerimiz adlı panele konuşmacı olarak katıldım.</p>
<p>Moderatörlüğünü şair/yazar Şebnem Yüce&#8217;nin yaptığı ve tiyatro sanatçısı Aliye Uzunatağan, fotoğrafçı Bennu Gerede, modacı Özlem Süer gibi isimlerin de konuşmacı olduğu bir panelde yer almak büyük onurdu benim için. Çok da keyif aldım, gerçekten çok  güzel bir sohbetti.</p>
<p>Herkesin annelik hikâyesi birbirinden farklı. Aliye Uzunatağan, 37 yaşında &#8220;birden&#8221; tamam, artık hazırım diyerek anneliğe soyunmuş, şimdi 20 yaşını aşkın bir kızı var. Bennu Gerede&#8217;nin hikâyesi hakikaten çok ilginç &#8211; dört oğlan! (Ben ikisiyle zor başa çıkıyorum.) Özlem Süer 1 aylık bir kız bebek annesi. Bir diğer konuşmacı dermatolog doktor Emel Güngör de 16 yaşında bir kız çocuğuna sahip.</p>
<p>Şebnem Hanım çok hoş sohbet bir kadın. Programa çok hâkimdi, çok güzel yönetti konuları. Herkese teker teker hikayesini anlattırdı. Hepsi çok güzeldi, yine dinleyesim var.</p>
<p>Ancak <strong>bütün panelden en çok aklımda kalan iki şey oldu.</strong> Birincisi, panele misafir olarak uğrayan sanatçı Bora <a rel="attachment wp-att-14214" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1234/"><img class="alignright size-medium wp-image-14214" title="DSC_1234" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_1234-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Gencer&#8217;in bir sözüydü. Gencer&#8217;in -yanlış hatırlamıyorsam üç yaşında- bir oğlu varmış; onu ne kadar sevdiğini, baba olmanın ne güzel bir şey olduğunu anlattı kısaca. Sonrasında da anneliğin apayrı bir şey olduğunu ekledi. Annesini 1991 yılında bir trafik kazasında kaybetmiş Gencer. <em>&#8220;Ondan beri bir yanım eksik geziyorum&#8221;</em> dedi. İçime oturdu.</p>
<p>Tıpkı Damla Çeliktaban&#8217;ın geçen gün içime oturan şu yazısı gibi: <a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/628248-annem-oglum-ve-ben" target="_blank">Annem, oğlum ve ben</a></p>
<p>Panelden aklımda kalan bir diğer cümle -ki bu yazının asıl konusu o- Aliye Hanım&#8217;ın söylediği şu cümle oldu: <strong>Annelik bir meslektir.</strong></p>
<p>Özellikle de geçen haftaki tartışmalardan sonra tekrar düşündüm Aliye Hanım&#8217;ın bu lafını.</p>
<p>Anne olduktan sonra hepimizin hayatı öyle ya da böyle değişiyor. Önceliklerimiz alt üst oluyor. Çalışsak da, çalışmasak da&#8230;</p>
<p>&#8220;Çalışmayan anne&#8221; kavramı bana haksızlık gibi gelmeye başlamıştı, özellikle de kendim &#8220;çalışmayan anne&#8221; olduktan sonra.</p>
<blockquote><p>sanki evinden fiziksel olarak çıkıp para kazanacağı bir işe gitmeyen  anneler günlerini çocuğuyla oynayarak, sevgi kelebeği şeklinde gezerek,  çalışma hayatının stresinden uzak, huşu içinde geçiriyormuş gibi bir  anlam barındırıyor “Çalışmayan Anne” terimi…</p></blockquote>
<p><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" target="_blank">demiştim hatta</a>.</p>
<p><strong>Annenin çalışanı, çalışmayanı olur mu? </strong>Anne, annedir. &#8220;Tam zamanlı annelik&#8221; kavramını da doğru bulmuyorum. Ne yani, sabah evden çıkıp işe giden anneler &#8220;boş zamanlarında&#8221; mı annelik yapıyorlar?</p>
<div id="attachment_14215" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a rel="attachment wp-att-14215" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1279-3/"><img class="size-medium wp-image-14215" title="DSC_1279" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_12792-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">Hepimiz anneyiz! <img src='http://blogcuanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </p></div>
<p>Dün Deniz&#8217;in bir arkadaşının doğum günü partisine gittik. Parti havuz kenarındaydı. Bizler oturmuş sohbet ederlerken Deniz&#8217;le bir arkadaşı da çocuk havuzuna ayaklarını sokuyorlardı. Birden bir bağırış, çağırış oldu; ne olduğunu anlamadan bir de baktık ki Deniz&#8217;in arkadaşı havuzun içinde. Biz baktığımızda batıp çıkmıştı bile. Ayaklarının üstünde duruyor, Deniz&#8217;le birbirlerine şaşkın şaşkın bakarak gülmeye çalışıyorlardı. Ancak havuzun etrafından dolanıp ona ulaşana kadar kalbimiz küt küt attı. Annesi tabii ki çok panik oldu. Aslında ortada panik olacak bir durum kalmamıştı, çocuk iyiydi. Ama işte annenin beyni farklı çalışıyor ya, o noktada &#8220;neler olabilirdi&#8221;yi düşünüp ağlamaktan alamıyorsun kendini.</p>
<p>Olaydan sonra herkes sakinledi &#8211; anneler hariç. Babalar sohbete devam ederken annelerin yüzüne bir gerginlik gelmişti. <em>&#8220;Ne kadar korktuk, kalbim hala atıyor, havuzun etrafını dolanana kadar zaman geçmek bilmedi&#8221; </em>deyip durduk birbirimize. O an hangimiz çalışıyor, hangimiz çalışmıyor bir önemi yoktu. Hepimiz anneydik. Hepimiz aynı şeyleri hissediyorduk.</p>
<p>Bu bağlamda annelik bence de bir meslek. Başka &#8220;işin gücün&#8221; ne olursa olsun &#8211; öğretmen, doktor, tezgahtar, fotoğrafçı, bankacı, sanatçı, manikürcü, eczacı, tuhafiyeci &#8211; ne olursan ol annelik önüne geçiyor kimliklerinin. Diğer kimliklerine ekleniyor sanki, <strong>onları daha önceden sahip olmadığın bir farkındalıkla icra etmeni sağlıyor. </strong></p>
<p><strong>Annelik şimdi mi daha zor, eskiden mi? Anne çalışmalı mı, çalışmamalı  mı? Çalışan anne mi daha fedakâ</strong><strong>r</strong> (çünkü canını dişine takıp para  kazanıyor), <strong>yoksa çalışmayan anne mi</strong> (çünkü kariyerinden vazgeçip  kendini çocuklarına adıyor)? Bu soruların net cevabı bence yok.</p>
<p>Benim <span style="text-decoration: underline;">kendi adıma</span> bildiğim şey şu ki: <strong>Kusursuz bir anne değilim, çünkü kusursuz bir insan değilim. </strong>Tercihlerim, seçimlerim sadece beni değil, çocuklarımı da etkiliyor artık. Belki burada oturup yazı yazacağıma girip kurumsal bir şirketin pazarlama departmanında çalışsam hem onca &#8220;eğitimimi boşa harcamamış&#8221; olurum, hem de çok daha fazla para kazanırım. Belki de doğrusu o. Bunu bilemem.</p>
<p><strong>Keşke hayat bu alternatif maliyetleri önümüze dizebilseydi.</strong> Bazı Hollywood filmlerinde (Sliding Doors, The Family Man) olduğu gibi, başka tercihler yapmış olsaydık eğer, hayatımızın nasıl olacağını bilebilseydik. Bu mümkün olmadığına göre, seçimlerimizle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız galiba. Ha, bu yaptığımız seçimleri sorgulamayacağız, ya da <em>&#8220;madem bir seçim yaptık, o zaman söylenmeyeceğiz&#8221; </em>anlamına mı geliyor?</p>
<p>Bence hayır.</p>
<p>Zaten bu sorunun yanıtını EVET olarak verseydim o zaman bu blog ortaya çıkmazdı.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/06/annelik-seruvenimin-en-zor-10-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik serüvenimin en zor 10 günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/02/7-mayis-cumartesi-kimseye-soz-vermeyin/" rel="bookmark" class="crp_title">7 Mayıs Cumartesi kimseye söz vermeyin</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Pardon, yarışıyor muyuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/30/blogcu-anneyi-mahmure-comda-da-okuyun/" rel="bookmark" class="crp_title">Blogcu Anne&#8217;yi Mahmure.com&#8217;da da okuyun</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maria Bailey ile Blog Yazan Anne Olmak üzerine</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/02/24/maria-bailey-ile-blogcu-annecilik-uzerine/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/02/24/maria-bailey-ile-blogcu-annecilik-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 08:48:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bloglar ve Blogcular]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Evden çalışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=12167</guid>
		<description><![CDATA[Dün, geçen gün bahsettiğim Marketing to Moms adlı seminere katıldım. Benim rolüm aslında öğleden sonraki panelistte konuşmacı olmaktı. Ancak merak benim değil mi, tüm oturumları seyretmek istedim. İlginç bir deneyimdi. Pazarlamacıların biz annelere ulaşmak ve satış yapmak için ne gibi taktikler uygulamaları gerektiğini dinledim. Tuhaf bir durumdu. Bir tarafta ürünlerini annelere ulaştırmak için strateji arayışında olan pazarlama yöneticileri. Bir tarafta da bu ürünleri alacak (ya da en azından almayı düşünecek) olan anneler. Pazarlama uzmanları dışında blog ve anne dünyasından üç kişi vardı orada. Sevgili arkadaşım doğum fotoğrafçısı Yeşim Mutlu, Anneysen&#8216;in kurucu ortaklarından yine bir başka anne arkadaşım Pınar Şimşek ve ben. Dolayısıyla ilginç diyaloglar da gerçekleşti bizler ve pazarlamacılar arasında. Keyif verici bir tecrübeydi. Önce Maria Bailey&#8216;den bahsedeyim. Kendisi, firmalara, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_12169" class="wp-caption alignleft" style="width: 250px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/img_0175.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-12169 " title="IMG_0175" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/img_0175.jpg?w=300" alt="" width="240" height="180" /></a><p class="wp-caption-text">Maria Bailey, solda</p></div>
<p>Dün, geçen gün bahsettiğim <a href="http://blogcuanne.com/2011/02/22/mini-mini-paylasimlar/" target="_blank">Marketing to Moms</a> adlı seminere katıldım. Benim rolüm aslında öğleden sonraki panelistte konuşmacı olmaktı. Ancak merak benim değil mi, tüm oturumları seyretmek istedim.</p>
<p>İlginç bir deneyimdi. Pazarlamacıların biz annelere ulaşmak ve satış yapmak için ne gibi taktikler uygulamaları gerektiğini dinledim. Tuhaf bir durumdu. Bir tarafta ürünlerini annelere ulaştırmak için strateji arayışında olan pazarlama yöneticileri. Bir tarafta da bu ürünleri alacak (ya da en azından almayı düşünecek) olan anneler.</p>
<p><span id="more-12167"></span></p>
<p>Pazarlama uzmanları dışında blog ve anne dünyasından üç kişi vardı orada. Sevgili arkadaşım doğum fotoğrafçısı <a href="http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/" target="_blank">Yeşim Mutlu</a>, <a href="http://www.anneysen.com/" target="_blank">Anneysen</a>&#8216;in kurucu ortaklarından yine bir başka anne arkadaşım Pınar Şimşek ve ben. Dolayısıyla ilginç diyaloglar da gerçekleşti bizler ve pazarlamacılar arasında. Keyif verici bir tecrübeydi.</p>
<p>Önce <a href="http://www.mariabailey.com/">Maria Bailey</a>&#8216;den bahsedeyim. Kendisi, firmalara, annelere ulaşmak üzere danışmanlık yapan bir pazarlama uzmanı. Dört çocuğu var. Anladığım kadarıyla ilkini evlat edinmiş, hemen ardından da hamile kalınca kucağında iki bebekle gezip durmuş bir süre. Aslında bilim insanıymış ama anne olduktan sonra annelikle ilgili bir iş yapmaya karar vermiş (ne kadar çok rastlar olduk bu senaryoya, değil mi?). Bir sürü sosyal mecrası var. Annelerin video kaydı yapıp diğer annelerle canlı sohbetler edebildiği <a href="http://www.momtv.com/" target="_blank">MomTv</a> bunlardan biri. (Hatta dün ben ve Pınar&#8217;la ayrı ayrı yaptığı iki kayıt da burada yer alacak).</p>
<p>Ben burada oturup da pazarlama uzmanlarının biz annelere satış yapmak için ne gibi taktikler uygulamaları gerektiğini anlatmayacağım. Sadece şunu söyleyebilirim: Ben eğer anne kısmına yönelik ürünler satan bir şirketin pazarlama uzmanı olsaydım, bu konferansa katılmamış olmam çok büyük kayıp olurdu.</p>
<p>Panele gelince, o da başlı başına ilginç bir tecrübeydi. <strong>Panelin moderatörü <a href="http://pembecandaner.com/default.htm" target="_blank">Pembe Candener</a> ne zamandır tanışmak istediğim biriydi. </strong>İsmi gibi pembe yanaklı, candan bir kadın. Hayranları arasına ben de katıldım. Paneldeki herkes yaydığı pozitif, güzel enerjiyi hissetti.</p>
<p>Diğer konuşmacılar Maxi Cosi markasını da Türkiye&#8217;ye getiren ve şimdi kendi yerli ürünleriyle de pazara giren Grup Baby firmasının kurucularından Ayla Müstecaplıoğlu, hamile giyimde akla gelen isimlerden Encinta by Muna markasının sahibi Ayşe Akkay ve Joker Pazarlama Müdürü Hasan Erdemir&#8217;di. Pazarlama uzmanlarının arasında bir anne, ama daha da önemlisi blogcu bir anne olarak benim yer almam oldukça ilgi çekmiş olacak ki tüm sorular bana yöneltildi.</p>
<div id="attachment_12171" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/panel.jpg" target="_blank"><img class="size-full wp-image-12171" title="Panel" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/panel.jpg" alt="" width="468" height="161" /></a><p class="wp-caption-text">Sağdan: Pembe Candaner, Ayşe Akkay, Ayla Müstecaplıoğlu, Hasan Erendemir ve blogcu bir anne. Fotoğraf için Yeşim Mutlu&#39;ya teşekkürler</p></div>
<p>Gerek panelden sonraki sorularda, gerekse oturumun öğleden sonraki kısmında firmaların anne blogcularla nasıl ortaklık yapabileceği konusu işlendi.</p>
<p>Amerika&#8217;daki kadar olmasa da <strong>Türkiye&#8217;de de hızla gelişen bir mecra blogculuk. </strong>Hele Amerika&#8217;da blogcu annelik alıp başını gitmiş durumda. Maria&#8217;nın anlattığı kadarıyla birçok blogcu annenin evine her gün bir sürü ürün geliyormuş firmalardan. Sebep: ürünü incelesinler ve onun hakkında bloglarında yazsınlar.</p>
<p>Türkiye&#8217;de henüz -en azından anne blogcular arasında diyeyim- bu kadar çivisi çıkmış olmasa bile benzer uygulamalar söz konusu: (Gerçi dün konuştuğum pazarlama uzmanlarından biri benzer bir şikayeti moda blogları için yaptı, bazı moda bloglarının sürekli ürün tanıtımına yer verdiğini ve artık okumak istemediğini söyledi. Ben takip etmediğim için bilmiyorum.)</p>
<ul>
<li>Geçenlerde eve bir geldim, kapıda bir kutu beni bekliyor. İçini açtım, minik minik bal tüpleri. Her birinin üzerinde Disney karakterleri.<strong> Bu kutuyu kim gönderdi, neden gönderdi, ne yapmamı istiyor, hiçbir fikrim yok.</strong> Gönderenin ismi de yok. Sadece alıcı kısmında benim ismim var. İyi de, niye gönderdiniz ki bunu bana, sormadan, etmeden? Belki benim çocuğumun bala alerjisi var? Ya da en azından bir isim koysaydınız içine de kim olduğunuzu bileydim.</li>
<li><strong>Yine benzer bir şekilde böcek ilacı geldi eve. </strong>Yanında Franz Kafka&#8217;nın Dönüşüm adlı kitabı, Beterböcek CD&#8217;si ve bir iki bir şey daha vardı. Teşekkür ederim ama kim, niçin gönderdi, hiçbir fikrim yok. Bunu gönderirkenki niyet neydi? <strong>Ben bunları ne yapayım? </strong>Böcek ilacı? Ne demek istiyorsunuz? Anlamadım.</li>
<li>Her gün onlarca basın bülteni düşüyor posta kutuma. <a href="http://blogcuanne.com/2011/02/23/artik-kucuk-hanimlar-annelerinin-aksesuarlarina-ozenmeyecekmis/" target="_blank">Bir tanesine dün yer verdim.</a> (Muhtemelen PR şirketinin niyetinden farklı bir şekilde ya, neyse&#8230;) Bunlardan okurlarımın ilgisini çekeceğini düşündüklerime yer veriyorum. Ama öyle komik şeyler oluyor ki&#8230; <strong>Sevgili blogcuanne.com yazı işleri ekibi diye mail atıyorlar mesela&#8230;</strong> Pardon? Yazı işleri EKİBİ mi? Buradaki bütün ekip benim kardeşim. Yazı işleri müdürü de, muhasebeci de, genel yayın yönetmeni de, çaycı da&#8230;
<p><div id="attachment_12174" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/img_0173.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-12174" title="IMG_0173" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/02/img_0173.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Maria Beiley, değişen pazarlama stratejilerini anlatıyor</p></div></li>
<li>Yeşim ise farklı uygulamalardan bahsetti. Falanca ürünümüz hakkında yazarsanız size numune göndeririz diyenler&#8230; Filanca ürünü Twitter&#8217;daki takipçilerinize duyurursanız size 50 TL veririz önerileri&#8230; Garip şeyler.</li>
</ul>
<p>Firmaların çok okunan blogların üzerinden annelere ulaşmak istedikleri bir gerçek. Ama bu, her iki tarafın da dikkatli ve özenli davranmasını gerektiren bir durum. <strong>Özellikle de blogcuların okurlarına bir ürünü tanıtmaları hassas bir konu.</strong> Tanıtmalı mı? Bunun için para almalı mı? Alıyorsa, bu bilgiyi okurlarına ne şekilde yansıtmalı? Bunlar dünkü oturumda ayrıntılarıyla irdelendi.</p>
<p>Maria Amerika&#8217;da çok uzun zamandır bu konuların konuşulduğunu söyledi. Hatta Federal Trade Commission sırf blogcu anneler için bir düzenleme yapmış. Tanıttığı bir ürünü kendisi satın almadıysa (firma hediye ettiyse) bunu okurlarına bildirmekle yükümlüymüş anne blogcular.</p>
<p>Türkiye&#8217;de henüz bu tür düzenlemeler yok bildiğim kadarıyla. Varsa da benim haberim yok. Herkes biraz kafasına göre takılıyor gibi. Birçok konuda olduğu gibi.</p>
<p>Diyeceğim o ki, ilginç ve çok yeni bir alan bu blogculuk işi. Giderek fark ettiğim kadarıyla moda ve yemek blogları halihazırda alıp başını yürümüş vaziyette Türkiye&#8217;de. Anne blogları firmalar tarafından yeni yeni keşfedilmeye başlanıyor. İlginç sonuçlar doğuracak bir sürecin eşiğindeyiz sanki&#8230;</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/22/mini-mini-paylasimlar/" rel="bookmark" class="crp_title">Mini mini paylaşımlar</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/29/uygun-fiyata-hamile-kiyafeti-lcwden-alinir/" rel="bookmark" class="crp_title">Uygun fiyata hamile kıyafeti LCW&#8217;den alınır</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/10/18/bloglara-cocuklarimizin-resmini-koyarken/" rel="bookmark" class="crp_title">Bloglara çocuklarımızın resmini koyarken&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/27/sex-and-the-city-iinin-fragmani/" rel="bookmark" class="crp_title">Sex and the City-II&#8217;nin Fragmanı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/14/twittera-teslim-oldum/" rel="bookmark" class="crp_title">Twitter&#8217;a teslim oldum.</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/02/24/maria-bailey-ile-blogcu-annecilik-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının yeri&#8230; neresi?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2011 16:01:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=11516</guid>
		<description><![CDATA[Kadının yeri, evi mi? İşi mi? &#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; söylemi zorlama mı? Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor. Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.) Kimi bir süre sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Ama tabii ki bıraktığı yerden daha geriden başlamayı göze alarak. Kimi, elde avuçta birikmiş parasıyla kendi işini kurmaya çalışıyor. O kadar çok tanıdığım, bildiğim anne var ki çocuk olduktan sonra ama geçici süreliğine, ama hepten çalışmayı bırakan: Maddi endişesi olmayan, oldukça başarılı bir avukat olan bir arkadaşım, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadının yeri, evi mi? İşi mi?</p>
<p>&#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; söylemi zorlama mı?</p>
<p>Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor.</p>
<p>Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.)</p>
<p>Kimi bir süre sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Ama tabii ki bıraktığı yerden daha geriden başlamayı göze alarak.</p>
<p>Kimi, elde avuçta birikmiş parasıyla kendi işini kurmaya çalışıyor.</p>
<p>O kadar çok tanıdığım, bildiğim anne var ki çocuk olduktan sonra ama geçici süreliğine, ama hepten çalışmayı bırakan: Maddi endişesi olmayan, oldukça başarılı bir avukat olan bir arkadaşım, bir süre sonra kazandığı tüm paranın evdeki bakıcı artı temizlikçi ekibine gittiğini fark edince işi bırakmış. Şimdi tam zamanlı annelik yapıyor.</p>
<p>Bir başka arkadaşım, Amerika&#8217;nın en iyi üniversitelerinden birinde master yapıp Türkiye&#8217;deki uluslararası firmalarda uzun seneler çalıştıktan sonra, işin bütün zamanını aldığını fark edip de çocuğuna zaman ayırmak istediğini görünce, -çocuğu 3 yaşına geldiğinde üstelik- çalışmayı bıraktı. <em>&#8220;Hem anne, hem babanın uzun saatler çalışması halinde çocuk harcanıyor&#8221; </em>diyor.</p>
<p>Maddi olarak yukarıdaki örnekler kadar rahat olmasa da, standardını düşürmeyi ve hatta sıkıntıya bile girmeyi göze alarak çalışmaya ara veren de çok anne biliyorum.</p>
<p>Sadece yakın çevremdeki arkadaşlarım da değil. Internet üzerinden tanıştığım birçok kadın da çocuk sahibi olduktan sonra evde kalıp çocuklarına bakmayı tercih ediyor.</p>
<p>&#8220;Girişimci anneler&#8221; bu yüzden çoğalmadı mı? Kadınlar, yüksek tempolu çalışma hayatıyla aile hayatını birlikte götüremeyeceklerini fark edince, ama birikimlerini kullanarak, ama kemerleri sıkarak kendi patronları olacakları, dolayısıyla da çalışma koşullarını kendilerinin belirleyecekleri işler yaratıyorlar. (Yaşasın kadın gücü!)</p>
<p>Biliyorum, böyle bir tercih şansı olmayan kadınlar çoğunlukta. Birçok anne  maddi zorunluluktan çalışıyor. Ancak, sanki imkânı olsa çok daha fazla kadın çocuk sahibi olduktan sonra iş hayatını bırakacakmış, ya da en azından kariyerinin tırmanışını yavaşlatmayı göze alarak çalışma hayatında değişikliklere gidecekmiş gibi gözlemliyorum.</p>
<p>E, o zaman <em>&#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; </em>söylemi içi boş bir balon mu?</p>
<p>Acaba, kadının, erkekle eşitliği yakalamaya çalıştığı modern dünyada, çalışma hayatında da erkekler kadar (ya da onlara rağmen) var olmaya çalışarak, eşyanın tabiatına aykırı bir şey mi yapmaya çalışıyoruz?</p>
<p>Kimse üstüme atlamasın. Bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum. Sorguluyorum sadece.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/15/ilk-alti-ay-gunde-3-saat-sut-izni/" rel="bookmark" class="crp_title">İlk altı ay günde 3 saat süt izni</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/21/anne-dostu-is-yeri-var-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne Dostu İş Yeri – var mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/10/12/cocuklar-krese-ebeveynler-ise/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklar kreşe, ebeveynler işe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/" rel="bookmark" class="crp_title">İş bölümü</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>85</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pes ettim</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 07:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6833</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık dört sene süren &#8220;çocuk da yaparım, kariyer de yemek de&#8221; misyonumun sonuna geldim. &#8220;Hala Amerika&#8217;da yaşıyor olsaydık yardımcımız mı olacaktı? Kendi işimi kendim yaparım, mersi&#8221; pozlarım yerini &#8220;Tanrım, Yarabbim, birisi bir salata yapsa da yeşillik yesek&#8221; ya da &#8220;Derin&#8217;i birinin kucağına verebilsem de bir duşa girip çıkabilsem&#8221; yalvarmalarına bıraktı. Pes ettim. &#8220;İki çocuklu her annenin yardımcısı olmak zorunda mı?&#8221; diye sormuştum geçenlerde. Her anneyi bilemem, ama bu anne artık yardımsız yapamıyor. I-ıh. Olmuyor. Her şey yarım kalıyor. Ortalık stresten, bağırtıdan, ağlamaktan geçilmiyor. En son geçen akşam, evin içi fırın gibi ısınmışken, o sıcakta bütün gün Derin&#8217;le yapışık gezmişken, ona rağmen akşam saatlerinde Derin ağlama seanslarının tavanındayken, benim bunaldığımı gören Doğan&#8217;ın &#8220;Derin&#8217;i bana ver, sen Deniz&#8217;e kitap oku&#8221; yönlendirmesini duyan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6855" title="PesEttim" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/pesettim.jpg?w=113" alt="" width="113" height="150" />Yaklaşık dört sene süren <em>&#8220;çocuk da yaparım, <span style="text-decoration: line-through;">kariyer de</span> yemek de&#8221; </em>misyonumun sonuna geldim.</p>
<p><em>&#8220;Hala Amerika&#8217;da yaşıyor olsaydık yardımcımız mı olacaktı? Kendi işimi kendim yaparım, mersi&#8221; </em>pozlarım yerini <em>&#8220;Tanrım, Yarabbim, birisi bir salata yapsa da yeşillik yesek&#8221; ya da &#8220;Derin&#8217;i birinin kucağına verebilsem de bir duşa girip çıkabilsem&#8221; </em>yalvarmalarına bıraktı.</p>
<p><strong>Pes ettim.</strong></p>
<p><strong><span id="more-6833"></span></strong><em>&#8220;İki çocuklu her annenin yardımcısı olmak zorunda mı?&#8221;</em> diye sormuştum geçenlerde.</p>
<p>Her anneyi bilemem, ama <strong>bu anne artık yardımsız yapamıyor.</strong></p>
<p>I-ıh. Olmuyor. Her şey yarım kalıyor. Ortalık stresten, bağırtıdan, ağlamaktan geçilmiyor.</p>
<p>En son geçen akşam, evin içi fırın gibi ısınmışken, o sıcakta bütün gün Derin&#8217;le yapışık gezmişken, ona rağmen akşam saatlerinde Derin ağlama seanslarının tavanındayken, benim bunaldığımı gören Doğan&#8217;ın<em> &#8220;Derin&#8217;i bana ver, sen Deniz&#8217;e kitap oku&#8221; </em>yönlendirmesini duyan Deniz sırf bana tepki olsun diye <em>&#8220;Hayır, baba okusun!&#8221;</em> şeklinde ağlamaya başlayınca önce Derin&#8217;e, sonra Deniz&#8217;e, sonra da yanımda açık duran pencereye baktım. Bir an için Derin&#8217;i yatağına bırakıp pencereye yöneldiğimi, sonra da <strong>kendimi boşluğa bıraktığımı geçirdim gözümün önünden.</strong> Aklıma iki şey geldi:</p>
<p style="padding-left: 30px;">1. Aşağı düşerkenki rüzgarın rahatlatıcı serinliği<br />
2. Dördüncü kattan atlıyor olmanın kesin çözüm olmayabilip sakat kalmamla sonuçlanabileceği, dolayısıyla canımın acımasının yanıma kâr kalabileceği</p>
<p>Böyle psikopatça senaryolar yazmaya başladığımdan artık yolun sonuna geldiğimize kanaat getirerek bir yardımcı kadın arayışına girdik.</p>
<p>Herkes başka bir şey söylüyor: <em>Türk alma, ukala olur. Falanca milletten al, çok çalışkan. Biraz genç birini al, gözü açılmamış olsun. Yok, tecrübeli birini al, evde bebek var.</em></p>
<p>Hele şu <em>&#8220;Türkmen alma, Gürcü al.</em>&#8221; Yok <em>&#8220;Boşnak alma, Çeçen al&#8221;</em> önermelerini hiç anlamıyorum.</p>
<p>Pazardan sebze mi alıyoruz? İnsan değil mi evimize aldığımız kişi?</p>
<p>Hiç mi hırsız Türk, tembel Gürcü, üçkâğıtçı Özbek yok?</p>
<p>Kötü niyetli olduktan sonra hangi milletten olduğunun ne önemi kalır ki?</p>
<p>***</p>
<p>Birkaç şeyi sindirmem lazım:</p>
<p>(1) <strong>Benim yapabileceğim bir işi yapması için bir yabancıya para vereceğim.</strong> Hiç tanımadığım bir insan gelecek, bizim ailemizle birlikte yaşayacak. İçimize girecek, yeri gelecek kavgamızı görecek, içimizi, dışımızı bilecek.</p>
<p>(2) <strong>Benim işimi benim gibi yapmayacak. </strong>Benim düzenim gibi olmayacak. Bardakları istediğim gibi yerleştirmeyecek, dolapları benim gibi düzmeyecek.</p>
<p>***</p>
<p>Geçende bir &#8220;yaşam koçu&#8221; ile konuşuyordum. Bana şöyle dedi: <em>&#8220;Anlattığın kadarıyla sen yardım almakta çok gecikmişsin. Bunca zaman neden bekledin?&#8221;</em></p>
<p>Dedim ki: <em>&#8220;Bunca zaman hiç yardımcımız olmadı, böyle daha mutluyuz.&#8221;</em></p>
<p>Sordu: <em>&#8220;Bir dakika&#8230; Hem &#8216;daha önce yardımcımız olmadı&#8217; diyorsun, hem de &#8216;daha mutluyuz&#8217; diyorsun. Daha önce denemediysen daha mutlu olduğun nereden biliyorsun?&#8221;</em></p>
<p>Durakladım. <em><strong>&#8220;Bilmiyorum.&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>***<br />
</strong></p>
<p><strong>Bu delilik burada bir son bulmalı.</strong> Evin tımarhane hali artık çekilecek dert değil. Dün bütün gün bulaşık makinesini boşaltamadım. Çünkü Derin&#8217;i kucağımdan bırakabildiğim 10 dakika içinde bulaşık makinesini boşaltmakla duşa girmek arasında bir tercih yapmak zorundaydım. Duşu tercih ettim.</p>
<p><strong>Çok şanslıyım,</strong> iki tane sağlıklı çocuğum var. Daha da şanslıyım, beni destekleyen, bana yardımcı olan, akşamın sekizinde eve geldikten, çocuklarından birini yıkayıp yatırdıktan, köpeği gezdirdikten, bana<em> &#8220;sen çok yoruldun, yat uyu&#8221; </em>dedikten sonra gecenin köründe bulaşık makinesini boşaltan, sağı solu toplayan bir kocam var. Ama ona da yazık, bana da yazık.</p>
<p><strong>Bu şekilde ben de, o da devam edemeyeceğiz.</strong></p>
<p>Sonuç olarak <em>&#8220;Yardımcıya vereceğim parayı biriktireyim&#8221;</em> ya da <em>&#8220;Aman yabancı birisi gelip de benim işimi benden daha kötü yapmasın&#8221;</em> endişelerini geride bırakacağım.</p>
<p>Bırakmak zorundayım.</p>
<p><strong>Yoksa bu işin sonu hayra varmayacak.</strong></p>
<p>***</p>
<p>Etrafıma haber saldım. Arkadaşlarıma e-mail gönderdim. Konu komşuya duyurdum. Tek tük isimler geliyor.</p>
<p>Bir ajansı aradım ama pek güven vermedi bana.</p>
<p><strong>O kadar yabancıyım ki bu işe. </strong>Tavsiyeye, tüyoya ihtiyacım var. Hangi milletten yardımcının daha çalışkan (!) olduğu konusunda değil de, şuradan başlayabilirsin, şöyle arayabilirsin gibi. (Önereceğiniz firma/kişi adı ya da telefon numarası olur da e-mail göndermeyi tercih ederseniz adresim: <a href="mailto:blogcuanne@gmail.com" target="_blank">blogcuanne@gmail.com</a>)</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/05/03/yeni-bir-duzen/" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni bir düzen</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/11/bakici-nedir-nasil-bulunur/" rel="bookmark" class="crp_title">Bakıcı nedir, nasıl bulunur?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/30/dunya-varmis-derken/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünya varmış!.. derken&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/15/ne-istemedigini-bilmek-onemli/" rel="bookmark" class="crp_title">Ne isteMEdiğini bilmek önemli</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/26/yabanci-birisi-gel-sana-seker-vereyim-derse/" rel="bookmark" class="crp_title">Yabancı birisi &#8220;gel sana şeker vereyim&#8221; derse</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:52:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=4650</guid>
		<description><![CDATA[Vallahi ben demedim bunu&#8230; İşte, burada yazıyor. Gerek çalışmayan, gerekse çalışan 700 tane anneye sormuşlar: &#8220;Sizi gerçekten mutlu eden şey nedir?&#8221; Cevap: YALNIZ KALMAK! Yani yanıt &#8220;Çocuğum&#8221; değil. &#8220;Sizi mutlu eden şeylerin başında ne geliyor?&#8221; sorusuna verilen yanıtların dağılımı şöyleymiş: Tek başına köpük banyosu yapmak birinci gelmiş İkinci sırada egzersiz yapmak ya da ailece tatile gitmek yer almış Masaj yaptırmak veya eşimle/sevgilimle romantik bir yemeğe çıkmak üçüncü sırada mutluluk sebebiymiş Çocuğumla oynamak ile kendi kendime enteresan olmasa bile bir şeyler yapmak aynı oranda ve dördüncü sırada tercih edilmiş. Anneleri en çok mutlu eden şeyler listesinin beşinci sırasında ise UYKU geliyormuş. Daha sonra çalışan annelerin mi, çalışmayan annelerin mi daha mutlu olduğunu öğrenmek istemişler. İşte sonuçlar: Her iki gruptaki anneler de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-4654" title="KopukBanyosu" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu.gif" alt="" width="200" height="207" /></a>Vallahi ben demedim bunu&#8230; <a href="http://www.momlogic.com/2008/07/sahm_wahm_happiness_poll.php?page=4" target="_blank">İşte, burada yazıyor</a>.</p>
<p>Gerek çalışmayan, gerekse çalışan 700 tane anneye sormuşlar:<em> &#8220;Sizi gerçekten mutlu eden şey nedir?&#8221; </em>Cevap: <em>YALNIZ KALMAK!</em></p>
<p>Yani yanıt &#8220;Çocuğum&#8221; değil.</p>
<p><em>&#8220;Sizi mutlu eden şeylerin başında ne geliyor?&#8221;</em> sorusuna verilen yanıtların dağılımı şöyleymiş:</p>
<p><span id="more-4650"></span></p>
<ol>
<li><em>Tek başına köpük banyosu yapmak</em> birinci gelmiş</li>
<li>İkinci sırada <em>egzersiz yapmak</em> ya da <em>ailece tatile gitmek </em>yer almış<em><br />
</em></li>
<li><em>Masaj yaptırmak</em> veya <em>eşimle/sevgilimle romantik bir yemeğe çıkmak </em>üçüncü sırada mutluluk sebebiymiş</li>
<li><em>Çocuğumla oynamak</em> ile <em>kendi kendime enteresan olmasa bile bir şeyler yapmak</em> aynı oranda ve dördüncü sırada tercih edilmiş.</li>
<li>Anneleri en çok mutlu eden şeyler listesinin beşinci sırasında ise UYKU geliyormuş.</li>
</ol>
<p>Daha sonra çalışan annelerin mi, çalışmayan annelerin mi daha mutlu olduğunu öğrenmek istemişler. İşte sonuçlar:</p>
<ul>
<li><strong>Her iki gruptaki anneler de yalnız kalmayı çok sevdiklerini söylemişler. </strong>Gün içinde fazladan 30 dakikaları olsa onu yalnız geçirmeyi tercih edeceklerini belirtmişler.</li>
<li><strong>Çalışmayan annelerin yüzde 89&#8242;u çalışmaları halinde çocuklarının daha mutlu olacaklarına inanıyorlarmış. </strong>Buna karşılık çalışan annelerin sadece yüzde 46&#8242;sı çalışmasalar çocuklarının daha mutlu olacaklarını düşünüyormuş.<a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4661" title="KopukBanyosu2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu2.jpg?w=289" alt="" width="289" height="300" /></a><br />
Anne olarak iyi bir iş çıkarmadıklarını düşünenlerin oranı her iki grupta da aynıymış.<br />
Yine her iki grupta da aynı oranda anne karşı grup tarafından ön yargıyla değerlendirildiğini düşünüyormuş.</li>
<li><strong>Çalışmayan annelerin cinsel hayatı çalışan annelerinkine göre daha aktif ve daha eğlenceliymiş. </strong>Ayrıca çalışmayan anneler, kocalarının aileleri için yaptıkları konusunda daha tatminkârmış: Çalışan annelerin yüzde 43&#8242;ü kimin ne yaptığının çetelesini tutarken bu oran çalışmayan anneler arasında yüzde 9&#8242;da kalıyormuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler arasında evlilik dışı ilişki yaşama oranı iki kat daha fazlaymış. </strong>Aynı oran, çalışan annelerin eşleri için de söz konusuymuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler genel olarak çalışmayan annelere oranla hayatlarından daha az memnunmuş. </strong>Çalışan annelerin yüzde 53&#8242;ü hayatlarının başka türlü olmasını istediklerini söylerken çalışmayan annelerin yüzde 35&#8242;i aynısını dile getiriyormuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler, çalışmayan annelere oranla genelde daha az stresliymiş. </strong>Çalışan annelerin sadece yüzde 1&#8242;i stres altında olduklarını söylerken bu oran çalışmayan anneler arasında yüzde 24&#8242;e çıkıyormuş. Ancak bu strese rağmen çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha mutluymuş (Yüzde 52&#8242;ye yüzde 43)</li>
</ul>
<p>Elçiye zeval olmaz. Ben sadece çeviri yaptım.</p>
<p>Bu arada bu &#8220;çalışmayan anne&#8221; lafına gıcık olduğunu daha önce söylemiştim sanırım. Bir annenin sabah evden çıkıp bir büroya, okula, muayenehaneye gitmemesi onun evde keyif çattığı anlamına gelmiyor.</p>
<p>Öyle değil mi <strong>evde çalışan anneler</strong>?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Pardon, yarışıyor muyuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/30/nerede-kalmistik/" rel="bookmark" class="crp_title">Nerede kalmıştık?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/28/calisan-anneler-napiyorsunuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışan anneler, n&#8217;apıyorsunuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/28/anneler-birlesin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler, birleşin!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annelik dünyanın en güzel tecrübesi&#8230; mi?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 07:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[3-4 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=4032</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem ki&#8230; Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet&#8217;te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım. O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye&#8217;de Ağrı Dağı&#8217;na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu&#8217;yu bile gezmedim. Yapacak çooook iş, tadacak çoook tecrübe var bu hayatta. Örneğin doktor olup mecburi hizmetimi, ne bileyim, Kars&#8217;ta yapmış olmak isterdim. Mühendis bir arkadaşım işi sebebiyle yaklaşık 6 ay kadar Iğdır&#8217;da yaşadı. Onun yerinde olmak isteyebilirdim. İstanbul&#8217;da &#8220;normal&#8221; bir hayat süren kaç kişinin eline Iğdır&#8217;da yaşama fırsatı geçer ki? Öğretmen olmuş olmayı çok isterdim. Anneme-babama kızıyorum beni yönlendirmedikleri için. Nereden bileceklerdi? &#8220;İşletme oku&#8221; dedi babam. &#8220;Üzerine bir de işletme master&#8217;ı yaparsın, her işi yaparsın.&#8221; Haklıydı da&#8230; Bundan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4035" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-4035" title="Mutlulugun_resmi" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/01/mutlulugun_resmi.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Elif ve Deniz, geçen yaz Bodrum&#039;da</p></div>
<p>Bilmem ki&#8230;</p>
<p>Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet&#8217;te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım.</p>
<p>O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye&#8217;de Ağrı Dağı&#8217;na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu&#8217;yu bile gezmedim.</p>
<p><span id="more-4032"></span></p>
<p>Yapacak çooook iş, tadacak çoook tecrübe var bu hayatta. Örneğin doktor olup mecburi hizmetimi, ne bileyim, Kars&#8217;ta yapmış olmak isterdim. Mühendis bir arkadaşım işi sebebiyle yaklaşık 6 ay kadar Iğdır&#8217;da yaşadı. Onun yerinde olmak isteyebilirdim. İstanbul&#8217;da &#8220;normal&#8221; bir hayat süren kaç kişinin eline Iğdır&#8217;da yaşama fırsatı geçer ki?</p>
<p>Öğretmen olmuş olmayı çok isterdim. Anneme-babama kızıyorum beni yönlendirmedikleri için. Nereden bileceklerdi? <em>&#8220;İşletme oku&#8221; </em>dedi babam. <em>&#8220;Üzerine bir de işletme master&#8217;ı yaparsın, her işi yaparsın.&#8221;</em></p>
<p>Haklıydı da&#8230; Bundan 15 sene önce ben üniversiteye girerken ya mühendislik okunuyordu, ya da işletme&#8230; Hoş, mühendislik okuyanlar da gidip MBA yaptı mı, biz işletmecilere yer kalmıyordu.</p>
<p>Pişmanım. Öğretmen olmadığıma pişmanım. Daha sosyal içerikli bir alanda uzmanlaşmadığıma pişmanım. Ben kim, Pazarlama Yönetimi kim. Bana ne Ticaret Hukuku&#8217;ndan. Ne işime yaradı?</p>
<p>Yetmedi, üstüne master&#8217;ını yaptım.</p>
<p>O da yetmedi, doktoraya başvurdum. Neyse ki kabul olmadım, yoksa bir de sevmediğim, istemediğim bir alanda &#8220;doktor&#8221; olmuş olacaktım.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Aklım gitti nerelere&#8230; Yazmak istediğim bambaşka bir şeydi.</p>
<p><strong>Deniz büyüyor.</strong> 3 yaşını devirdiği son bir buçuk aydır İNANILMAZ değişti. Her laftan çok daha anlayan, ikna olabilen, daha az sinir krizi geçiren, her şeye mantıkla yaklaşan bir küçük insan oldu. Biraz iknayla, azıcık rüşvetle kendi kendine <a href="http://blogcuanne.com/2009/12/30/3-yasindaki-cocugumla-gurur-duyabilir-miyim/" target="_blank">parmağını emmeyi bıraktı</a>. Neredeyse <a href="http://blogcuanne.com/2009/05/11/mumu/" target="_blank">Mumu</a>&#8216;yu da bir kenara atacak.</p>
<p>Yaşadığımız en büyük ya da tek problem, ki ona da problem denirse, kendi kendine yemek yememesi. Yiyecek olursa da bin dereden su getirmesi. Elli-sekiz-bin-beş-yüz-kere &#8220;Ye&#8221; dedirtmesi. Ancak onun da yanlış olduğunun, aslında yapabilecek olduğunun çok iyi farkında. Farkında ki, babasının eve iş yüzünden geç geldiği bu hafta akşam yemeğine sadece ikimiz oturduğumuzda <em>&#8220;Kendim yerim&#8221; </em>deyip baştan sonra bitirdi yemeklerini&#8230;</p>
<p><strong>Kardeşi olacağının çok ama çok bilincinde.</strong> Oyuncaklarını, kitaplarını, kıyafetlerini onun için ayırmaya başladı. Küçük gelen, eskiyen kıyafetlerini, bebeklik oyuncaklarını kardeşine saklıyor. Etrafta küçük bebek gördüğü zaman <em>&#8220;benim bebeğim de böyle olacak!&#8221;</em> diyor. Onun bebeği olmayacağını, onun KARDEŞİ olacağını açıklamaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Deniz neredeyse arkadaşım gibi oldu.</strong> Birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz. Artık masa oyunları oynuyoruz. Zar atıp, tık tık ilerliyoruz. Kısıtlı yeteneğim el verdikçe sanat çalışmaları (!) yapıyoruz. Kırt kırt kesip yapıştırıyoruz. Kitap okuyor, her ay <a href="http://blogcuanne.com/2009/08/02/merakli-minik-okul-oncesi-cocuklari-icin-harika-bir-dergi/" target="_blank">Meraklı Minik</a>&#8216;i alıyoruz. Hava yağışlı olmadığı zamanlar yürüyüşe çıkıyoruz. Elimden tutuyor, koşup kaçmaya çalışmıyor artık. Yürürken etrafa bakıp sohbet ediyoruz.</p>
<p><strong>Mutfakta bana ciddi anlamda yardım ediyor.</strong> Geçen gün önce ezogelin çorbası, sonra kuru fasulye yapmama yardım etti. <em>&#8220;Ne kadar çok el değerse o kadar güzel olurmuş&#8221;</em> dediklerinden olsa gerek, ikisi de tadından yenmeyecek kadar güzel oldu. Salata yaparken marulları yıkıyor. Sofrayı kaldırmama yardım ediyor. Oyuncaklarını topluyor. Alışverişe gittiğimizde onun boyundaki alışveriş arabalarından alıyoruz, tek tek eşyaları içine koymama &#8220;yardım ediyor.&#8221;</p>
<div id="attachment_4037" class="wp-caption alignright" style="width: 235px"><img class="size-medium wp-image-4037" title="photo (4)" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/01/photo-4.jpg?w=225" alt="" width="225" height="300" /><p class="wp-caption-text">Deniz alışverişte</p></div>
<p><strong>Evin içinde getir-götür yapmaya başladı.</strong> Tuvalete girip de tuvalet kağıdının kalmadığını görünce hemen ona sesleniyoruz. İçeride mahsur kalan kişi adına dışarıdakine <em>&#8220;Tuvalet kağıdı bitmiş!&#8221;</em> diye mesaj ulaştırıyor ve kriz anında çözülüyor.</p>
<p><strong>Bağımsız, sosyal bir çocuk oldu.</strong> Hatta belki biraz fazla bağımsız: Geçen gün öğle vakti okuldan almaya gidiyordum. On beş dakika kadar gecikmiştim, ki daha önce de gecikmişliğim vardı. Tam arabadayken öğretmeni aradı. <em>&#8220;Hemen geliyorum, 2 dakikaya oradayım&#8221; </em>dedim. Biraz utanarak <em>&#8220;Mmm, ben aslında onun için aramamıştım. Deniz sizi aramamı istedi. Onu şimdi gelip almanızı istemiyormuş. Burada uyumak istiyormuş, uyandıktan sonra alacakmışsınız&#8221;</em> dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım, ama çok da kurcalamadan kendimi Starbucks&#8217;a attım. Kendi kendime iki buçuk saat hiçbir şey yapmamanın keyfini çıkardım. Deniz&#8217;i almaya gittiğimde çok mutluydu.</p>
<p>Hayatımın son üç senesindeki tam-zamanlı annelik işimin sanırım en keyifli dönemlerini yaşıyorum. &#8220;Her hali başka güzel&#8221;, evet, ama bu karşılıklı iletişimde bulunabildiğiniz, laf anlatabildiğiniz, sohbet edebildiğiniz, hayal dünyasına ortak olabildiğiniz dönem ayrı bir güzelmiş. Keşke her yaşıyla aldığımız keyif de giderek artsa.</p>
<p>İşte bu keyifli zamanlarımdan yola çıkarak <strong>kendi adıma</strong> <em>&#8220;Annelik dünyanın en güzel, en tatmin edici tecrübesi&#8221;</em> diyorum. Şimdiye kadar tattığım, bir elin parmağını geçmeyen doyurucu tecrübeler arasında öyle.</p>
<p>Hamileyken yaşadığım tüm sıkıntılara, aldığım 17 kiloya, doğumda çektiğim tüm ağrılara, uykusuz tüm gecelerime, &#8220;çalışmayan anne&#8221; olmanın verdiği tüm buhranlara, her şeye, her şeye fazlasıyla değen bir tecrübe oldu benim için annelik. &#8220;Dünyanın en güzel tecrübesi&#8221; oldu.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/17/cocugunuz-uc-yasinda-oldu-simdi-sunlari-sunlari-yapacak/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Çocuğunuz üç yaşında oldu, şimdi şunları şunları yapacak&#8221;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/06/annelik-seruvenimin-en-zor-10-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik serüvenimin en zor 10 günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/25/deniz-uc-yasinda/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz üç yaşında&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/30/3-yasindaki-cocugumla-gurur-duyabilir-miyim/" rel="bookmark" class="crp_title">3 yaşındaki çocuğumla gurur duyabilir miyim?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/11/sihirli-inek-mumu/" rel="bookmark" class="crp_title">Sihirli İnek Mumu</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

