<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Calışmayan Anne</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/calismayan-anne/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:51:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>İş bölümü</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 07:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Meşk]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Karı-koca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=18209</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da yaşadığımız ve çocuksuz olduğumuz dönemde, oradaki en yakın arkadaşlarımdan biri çocuk sahibi olmuştu. Daha önceden kocasıyla birlikte kararlaştırdıkları gibi, çocukları olunca anne çalışmaya ara vermiş, evin gelirini baba sağlıyordu. Annem Türkiye&#8217;den bizi ziyarete geldiğinde arkadaşım bizi yemeğe almak istemişti. Olurdu, olmazdı, evde bebek vardı, yorulmaydı derken dinletemedik, gittik. Canım, bütün gün yemek yapmış, hem bebekle uğraşmış, hem de sofrayı donatmıştı. Sofraya oturmadan hemen önce kocası eve geldi. Arkadaşım bebeğini kapıdan içeri giren kocasına uzattı: &#8220;Al bakalım, mesai senin&#8221; dedi. Baba bebekle ilgilenirken anne de bizle oturup sohbet etti.  Baba bebeği yatırdı, sonra hep birlikte oturup yemek yedik. Akşam eve gittiğimizde annem &#8220;Helal olsun adama. Bütün gün işte çalışıp yoruluyor, akşam eve geldiğinde bir de çocukla ilgileniyor.&#8220; dedi. Nereden bilsindi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika&#8217;da yaşadığımız ve çocuksuz olduğumuz dönemde, oradaki en yakın arkadaşlarımdan biri çocuk sahibi olmuştu. Daha önceden kocasıyla birlikte kararlaştırdıkları gibi, <strong>çocukları olunca anne çalışmaya ara vermiş, evin gelirini baba sağlıyordu.</strong></p>
<p><strong><span id="more-18209"></span></strong></p>
<p>Annem Türkiye&#8217;den bizi ziyarete geldiğinde arkadaşım bizi yemeğe almak istemişti. Olurdu, olmazdı, evde bebek vardı, yorulmaydı derken dinletemedik, gittik. Canım, bütün gün yemek yapmış, hem bebekle uğraşmış, hem de sofrayı donatmıştı. Sofraya oturmadan hemen önce kocası eve geldi. Arkadaşım bebeğini kapıdan içeri giren kocasına uzattı: <em>&#8220;Al bakalım, mesai senin&#8221;</em> dedi. Baba bebekle ilgilenirken anne de bizle oturup sohbet etti.  Baba bebeği yatırdı, sonra hep birlikte oturup yemek yedik.</p>
<p>Akşam eve gittiğimizde annem <em>&#8220;Helal olsun adama. <strong>Bütün gün işte çalışıp yoruluyor, akşam eve geldiğinde bir de çocukla ilgileniyor.</strong>&#8220;</em> dedi. Nereden bilsindi bir sene sonra kendi damadının da aynı durumda olacağını?</p>
<p>***</p>
<p>Çocuk sahibi olduğumda çalışmaya ara vermek ve çocuğumla kendim ilgilenmek benim hep istediğim bir şeydi. Benimle aynı beklentileri olan biriyle evlendiğim için de bu kararı uygulamak bizim için zor olmadı. <strong>Sonuç olarak ortak bir iş bölümü yaptık: </strong>Ben çalışmaya ara verip çocuğumuzla ilgilenecektim, o da para kazanmaya devam edecekti.</p>
<p>Birçok çiftin yaptığı (ya da yapmak istediği) <strong>bu iş bölümünde bazı açıklıklar var aslında.</strong> O da ev işi. Her ne kadar evde kalan kadın haliyle &#8220;evden sorumlu devlet bakanı&#8221; konumuna gelse de, halihazırda tam mesai olan çocuk bakımı ve yetiştirmenin üzerine bir de temizlik, ev işi, yemek ve alışveriş eklenince altından kalkması zor bir hale geliyor. Ve bir yerlerde bir şeyler patlıyor.</p>
<p>Dolayısıyla da babaların <em>&#8220;Valla biz iş bölümü yaptık. Ben dışarıda çalışıyorum, karım evde&#8221; </em>gibi bir algıya kapılmaları halinde olan yine anneye oluyor. Üzgünüm ama <strong>babalar eve geldikten sonra evde karılarına bir şekilde yardımcı olmaya devam etmeliler.</strong> Etmiyorlarsa da evin düzeninden (ya da düzensizliğinden) şikayet etmemeliler. (Bunları kendi kocamı tenzih ederek yazıyorum, ben evden sorumlu devlet bakanıysam o da tartışmasız müsteşardır)</p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/01/Baba21.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-18218" title="Baba2" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/01/Baba21-500x358.png" alt="" width="500" height="358" /></a></p>
<p>Doğrusu bu değil mi? Çocuklarımızı bakıcıya bırakmadan büyütmeye karı-koca ortak karar verdiysek,<strong> bu kararın uygulamasını da ortak gerçekleştirmemiz gerekmez mi? </strong></p>
<p>Geçen gün bir mail aldım. İşi bırakmak ve bırakmamak arasında gidip gelen bir anne, &#8220;çalışmayan anne&#8221; olmanın ona göre olup olmadığını sorguluyordu. Endişe ettiği kısım, bütün gün evde çocuk bakmak değil, böyle bir titre sahip olduğu zaman kocasının ondan beklentilerinin değişmesiydi.</p>
<blockquote><p>benim asıl gözümü korkutan [kocamın] ben çalışmayınca benden bekleyecekleri. Evi mummm gibi isteyecektir, ben bunu yapmamam kendimi biliyorum çünkü benim evde olmayı isteme sebebim bebeğimle olabilmek, ev işi yapmak değil. Yemeğimizi yaparım, mutfağımı düzenli tutarım ama her gün evi mum etmeye dermanım olmayabilir. Olmazsa da sorun yaşarmışım gibi geliyor. Şimdi [kocam] işten gelince evi &#8220;dağınık&#8221; bulursa (kendine göre) topluyor, hoş sıklıkla da söylenerek topluyor ki ben bundan hiç hazzetmiyorum, ya toplama ya söylenme. Ama hem yapıyor hem söyleniyor ama şimdi ben de çalıştığım için bir yere kadar söyleniyor, benim de ne kadar yorgun olduğumun farkında, sonuçta az uyuyan taraf benim, ben işten geliyorum, evde mesai başlıyor ve gece de ben kalkıyorum sonuçta (emzirmeye vs.) ama çalışmazsam beklentiler farklı olacak gibi.</p></blockquote>
<p>Olmalı mı peki? Çocuğuna bakmak için işini bırakan anne, evi mum gibi yapmak zorunda mı? Eskilerin &#8220;saçını süpürge etmek&#8221; lafı tam da buradan çıkmamış mı? Adam dışarıda para kazansın, kadın çocuğa baksın-ev derlesin, toplasın- temizlik yapsın-yemek yapsın-alışveriş yapsın-akşam eve gelen kocasına sıcak yemek koysun- &#8230; mu? Yoksa akşam eve gelen baba ev işinde anneye destek olsun, olmuyorsa da bulduğuyla yetinsin mi?..</p>
<p>Annem, evlendiğim zaman çalışmam gerektiğini hep söylerdi bana. <em>&#8220;Kızım, sen sen ol, çalış. Ve eğer çalışırsan da ev işini kocanla mutlaka bölüş.&#8221; </em><em>derdi. Ve sonradan da eklerdi: </em><em>Ama yok, <strong>çalışmazsan da evde ondan bir şey bekleme.&#8221;</strong></em></p>
<p>Valla kimse kusura bakmasın, <strong>ben kocamdan gayet de bir şeyler bekliyorum.</strong> Bu kararı ortak aldık ve uygulamasını da ortak yapıyoruz. Ve çok şükür ki o da dahil oluyor (ki ben bunu tamamen yetiştirilmesine veriyor, kayınvalidemin bir kere daha ellerinden öpüyorum) Biz oturup da kimin kaç saat ne yaptığının çetelesini tutmuyoruz, ama eve geldiği zaman ben çocuklarla ilgilenirken, ne bileyim sofrayı kaldırırken kendisi ayaklarını uzatıp oturan bir eşim yok. Eve geldiği andan itibaren o çocuklarla ilgileniyor, ben de evin kalan işini üstleniyorum. Çünkü şu bir gerçek ki, onun eve geldiği 7 buçuk-8 saatleri benim de artık pilimin bittiği, sabrımın tükendiği, yorgunluktan ayakta duramadığım saatler olmuş oluyor. <strong>Benim dışarıda çalışmıyor olmam, evde bütün gün çocuğumla puzzle yaptığım anlamına gelmiyor. </strong>Bu evin dönmesi, yemek pişmesi, çamaşırların yıkanması, alışveriş yapılması gerekiyor. Evet, birlikte yaptığımız iş bölümü bunun böyle olmasını gerektiriyor belki, ama &#8220;işimin&#8221; doğası gereği &#8220;çalışma saatlerimin&#8221; daha uzun olması, onun tuzu kuru bir şekilde oturup beni seyretmesini gerektirmiyor, değil mi? Ya da, kendi dahil olmayacaksa o zaman evin düzeninden (ya da düzensizliğinden) şikayet etmeye hakkı var mı?</p>
<p>Sizce nasıl olmalı? Günümüzde, &#8220;çocuğuna bakmak için&#8221; çalışmayı bırakan ya da ara veren anneler, evin her işini de yüzde yüz üstlenmeliler mi? Eve para getirme işini adam yapıyorsa, kadın geri kalan her şeyi kendi başına mı yürütmeli? İş bölümü nasıl olmalı?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/02/babalara-acik-mektup/" rel="bookmark" class="crp_title">Babalara açık mektup</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/13/unutulan-beklentiler/" rel="bookmark" class="crp_title">Unutulan beklentiler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/" rel="bookmark" class="crp_title">Kadının yeri&#8230; neresi?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/04/cocuk-sahibi-olmakolmamak-karari-nasil-verilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/07/14/evimin-kadinini-kaybettim-hukumsuzdur/" rel="bookmark" class="crp_title">Evimin kadınını kaybettim, hükümsüzdür</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>86</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evimizin yeni kuralları</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 06:22:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Ev hali]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16799</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün Doğan bana &#8220;Birden zayıfladın sen&#8221; dedi. &#8220;Acaba neden?&#8221; dedim. 2 buçuk haftadır çocukların peşinde koşturmaktan, her türlü ev işini yapıp yemekle uğraşmaktan -ve tabii ki bu arada kendi yemeğimi yemeyi unutmaktan, çocukları parka götürüp Derin&#8217;in izinde koşmaktan olabilir mi?! Bittim. Vallahi bittim. Ya ben daha önceleri böyle yorulmuyordum, ya da artık vücudum kaldırmıyor bu kadar koşturmayı. Yemin ederim, akşamları çocukları yatırıp da koltuğa oturduğumda yığıldığımda hissettiğim yorgunluğu kelimelerle ifade edemiyorum. Deniz okuldan geldikten sonraki ilk yarım saat çok güzel geçiyor. Birbirlerini özlemiş oluyorlar. Oynayıp, sarılıp, kikirdeyip duruyorlar. Ancak bu sadece yarım saat sürüyor. Yarım saat sonra genellikle -yavaş yavaş yorulmaya başlayan Derin- arıza çıkarmaya başlıyor. Deniz&#8217;e vuruyor mesela. Deniz de ona dikleniyor. Bakıyorum evin içinde duracak gibi değiller, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün Doğan bana <em>&#8220;Birden zayıfladın sen&#8221;</em> dedi. <em>&#8220;Acaba neden?&#8221; </em>dedim. 2 buçuk haftadır çocukların peşinde koşturmaktan, her türlü ev işini yapıp yemekle uğraşmaktan -ve tabii ki bu arada kendi yemeğimi yemeyi unutmaktan, çocukları parka götürüp Derin&#8217;in izinde koşmaktan olabilir mi?!</p>
<p><span id="more-16799"></span></p>
<p>Bittim. Vallahi bittim. Ya ben daha önceleri böyle yorulmuyordum, ya da <strong>artık vücudum kaldırmıyor bu kadar koşturmayı.</strong> Yemin ederim, akşamları çocukları yatırıp da koltuğa <span style="text-decoration: line-through;">oturduğumda </span>yığıldığımda hissettiğim yorgunluğu kelimelerle ifade edemiyorum.</p>
<p>Deniz okuldan geldikten sonraki ilk yarım saat çok güzel geçiyor. Birbirlerini özlemiş oluyorlar. Oynayıp, sarılıp, kikirdeyip duruyorlar. Ancak bu sadece yarım saat sürüyor. Yarım saat sonra genellikle -yavaş yavaş yorulmaya başlayan Derin- arıza çıkarmaya başlıyor. Deniz&#8217;e vuruyor mesela. Deniz de ona dikleniyor. Bakıyorum evin içinde duracak gibi değiller, yemeği hazır edip hemen parka iniyoruz. Orada koşturuyorlar deli gibi. Deniz neyse de, Derin&#8217;i yalnız bırakamıyorum, ben de peşinden koşuyorum. Canım çıkıyor.</p>
<p>Sonra eve geliyoruz. Asıl koşturmaca o zaman başlıyor. Bu sefer ikisi birden yorulmuş oluyorlar, huysuzlanıyorlar. <strong>Yemeklerini koyuyorum, güç bela yiyoruz. </strong>Güç bela, çünkü Derin aşırı inat yapıyor. Arabasını istiyor, suyunu istiyor, emeh-emeh-emeh, ne dediğini anlamıyorum, bayılacak gibi oluyorum bazen. Bazı günler -özellikle de Doğan yoksa- banyo yaptırmaya üşeniyorum -daha doğrusu halim olmuyor- banyosuz yatırıyorum çocukları. Ne yapayım?</p>
<p>Bu 10 gün içinde bir kez temizlikçi kadın geldi. Bulamadım başkasını. Ev acınacak halde. Derin dün akşam ben sofrayı kurarken, öğle yemeğinde mutfak masasının altına düşürdüğü makarnayı bulup yedi. <strong>Hangisi daha utanç verici, bilmiyorum: </strong>öğlenden beri o makarnayı yerden kaldırmamış olmam mı, yoksa çocuğumun onu yemesine ses çıkarmamış olmam mı?..</p>
<p>Dün yine oldukça zorlu geçen bir öğleden sonraydı. Aslında genel olarak tüm gün öyleydi, Derin&#8217;in huysuzluğu üstündeydi, ağladı durdu. Deniz geldikten sonra yemeği pişirdim. Çok uğraştım: fırında balık yaptım, yanına sebzeli makarna. Bence çok güzel oldu ama Derin eşek kafalısı yemedi. Beni deli etti. <strong>Balığa verdiğim parayı mı yanayım, harcadığım zamana mı, yoksa stresten kısalan ömrüme mi, bilemedim. </strong>En sonunda durdum, bu işin böyle olmayacağına karar vererek evimizin yeni kurallarını yazdım. (Bunlar, geçen hafta <a href="http://mahmure.ekolay.net/yazarlar/elif-dogan/Birak-daginik-kalsin/808561" target="_blank">Mahmure.com&#8217;da yazdığım istifa mektubuna</a> bir ek olarak düşünülebilir).</p>
<p>Bundan böyle:</p>
<ol>
<li><strong>Akşam 8&#8242;den sonra evde ANNE demek yasak. </strong><em>Elif </em>denilebilir mesela. <em>&#8220;Hey, sen!&#8221;</em> olabilir. <em>&#8220;Bakar mısın?&#8221;</em> denilebilir. Ancak ANNE demek yok. Günde hiç olmazsa birkaç saat o kelimeyi duymak istemiyorum.</li>
<li><strong>Gün içinde anneyi çağırırken üst üste iki defadan fazla ANNE demek yasak.</strong> <em>&#8220;Anne?.. Anne!..&#8221;</em> denilebilir. Üçüncüsü söylenmeyecek. İki seferde cevap vermiyorsam bir sebebi vardır.</li>
<li><strong>Yaşı 5&#8242;i geçmeyen hanehalkının akşam 8&#8242;den geç uyuması, sabah 7&#8242;den önce uyanması yasak. </strong>İsterlerse uymasınlar, babaları bilir. Ben hiiiiç karışmam.</li>
<li><strong>Binbir zahmet pişirdiğim yemekleri yememek yasak. </strong>Ağzına aldığın lokmayı geri tükürmek hepten yasak.</li>
<li><strong>Yatağın içine serpiştirdiğim emzikleri uykuyu protesto etmek adına yataktan fırlatmak yasak. </strong>Vallahi de toplayıp  vermem.</li>
<li><strong>Annenin tuvalette rahatsız edilmesi, ona <em>&#8220;Ne zaman çıkıyorsun?&#8221;, &#8220;İşin uzun mu?&#8221;, &#8220;Çiş mi yapıyorsun, kaka mı?&#8221; </em>türünden soruların sorulması yasak. </strong>Bir orada rahat bırakılmak istiyorum.</li>
<li><strong>Parka inerken abuk sabuk oyuncaklar götürmek istemek, parkta oynarken <em>&#8220;Keşke tebeşir getirseydik; ama ben kırmızı arabamla oynamak istiyorduuuum&#8221; </em>demek yasak.</strong> Kırmızı arabanı getirseydin o zaman derler adama.</li>
<li><strong>Herhangi bir komutu <em>(buraya gel, dişini fırçala, lütfen üzerini giyin, &#8230;) </em>iki kereden fazla tekrar ettirmek yasak.</strong> Özellikle de okula gitmek için hazırlanırken bu kurala çok fazla özen gösterileceğini belirtmek isterim.</li>
<li><strong>Evin eşyalarını, ait oldukları yerden bir buçuk metreden fazla uzağa taşımak yasak. </strong>Bu, salondaki kanepenin minderleri ve banyodaki kirli sepeti için de geçerli.</li>
<li><strong>Geceleri her uyanışta anneyi çağırmak yasak.</strong> Evde bir babanın da olduğu unutulmamalı.</li>
</ol>
<p>Doğan hanesinin bu yeni kurallarını işbu yazıyla birlikte kamuoyuna duyurur, kurallara uyulmaması sonucunda çıkabilecek arızalar konusunda hiçbir mesuliyet kabul etmediğimi bildiririm.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/05/evimdeki-marslilara-acik-mektup/" rel="bookmark" class="crp_title">Evimdeki Marslılara açık mektup</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/13/ya-ev-ya-ben/" rel="bookmark" class="crp_title">Ya ev, ya ben</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/23/olay-bitmistir/" rel="bookmark" class="crp_title">Olay bitmiştir</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/20/sigara-yasagina-az-kaldi-ama/" rel="bookmark" class="crp_title">Sigara yasağına az kaldı ama&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/27/anneci/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneci</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/28/evimizin-yeni-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>74</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pardon, yarışıyor muyuz?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 05:17:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16082</guid>
		<description><![CDATA[Çalışan anneler, çalışmayan annelerden daha çok yoruluyorlarmış; çünkü onlar ev, çocuk, koca gibi kalemlerin üzerine bir de işlerini düşünmek zorundalarmış. Çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha fedakârmış, çünkü onlar işlerini güçlerini bırakıp kendilerini çocuklarına adıyorlarmış. Çalışan anneler bencilmiş. Çalışmayan anneler evde oturmaktan köreliyorlarmış. Çalışan anneler şöyleymiş. Çalışmayan anneler böyleymiş. &#8230; Herkesin çocuğu, işi, yükü, zorluğu kendine. Keşke &#8220;ben-hem-çalışıyor-hem-evi-idare-ediyorum-benden-çok-yorulanı-yok&#8221; ya da &#8220;ben-çocuğum-için-işimi-bıraktım-dünyanın-en-fedakâr-annesi-benim&#8221; gibi çekişmeleri bir kenara bıraksak. Birbirimize destek olsak. Birbirimizi anlamaya çalışsak. Olmadı mı? Yapamıyor muyuz? Hiç olmazsa bizim durumumuzda olmayanlara, bizim yaptığımız tercihleri yap(a)mayanlara &#8220;O da bir şey mi? Ben var ya&#8230;&#8221; şeklinde başlayan cümleler kurmasak. Şu meşhur &#8220;Kadın kadının kurdu&#8221; sözünün, yerini &#8220;Kadın kadının dostu&#8221;na bıraktığı bir dünya hayal ediyorum. İlginizi Çekebilir:Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!Çalışan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çalışan anneler, çalışmayan annelerden daha çok yoruluyorlarmış</strong>; çünkü onlar ev, çocuk, koca gibi kalemlerin üzerine bir de işlerini düşünmek zorundalarmış.</p>
<p><strong>Çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha fedakârmış,</strong> çünkü onlar işlerini güçlerini bırakıp kendilerini çocuklarına adıyorlarmış.</p>
<p>Çalışan anneler bencilmiş. Çalışmayan anneler evde oturmaktan köreliyorlarmış. Çalışan anneler şöyleymiş. Çalışmayan anneler böyleymiş.</p>
<p><span id="more-16082"></span></p>
<p>&#8230;</p>
<p>Herkesin çocuğu, işi, yükü, zorluğu kendine.</p>
<p>Keşke <em>&#8220;</em><em><strong>ben-hem-çalışıyor-hem-evi-idare-ediyorum-benden-çok-yorulanı-yok&#8221;</strong></em> ya da <em>&#8220;</em><em><strong>ben-çocuğum-için-işimi-bıraktım-dünyanın-en-fedakâr-annesi-benim&#8221;</strong></em> gibi çekişmeleri bir kenara bıraksak. Birbirimize destek olsak. Birbirimizi anlamaya çalışsak.</p>
<p>Olmadı mı? Yapamıyor muyuz? Hiç olmazsa bizim durumumuzda olmayanlara, bizim yaptığımız tercihleri yap(a)mayanlara <em>&#8220;O da bir şey mi? Ben var ya&#8230;&#8221;</em> şeklinde başlayan cümleler kurmasak.</p>
<p>Şu meşhur <strong>&#8220;Kadın kadının kurdu&#8221;</strong> sözünün, yerini <strong>&#8220;Kadın kadının dostu&#8221;</strong>na bıraktığı bir dünya hayal ediyorum.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/28/calisan-anneler-napiyorsunuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışan anneler, n&#8217;apıyorsunuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/30/nerede-kalmistik/" rel="bookmark" class="crp_title">Nerede kalmıştık?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/03/anneler-yorulmaz-ya-da-babalar-oyle-zanneder/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler yorulmaz (Ya da babalar öyle zanneder)</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>64</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Annelik bir meslektir&#8221;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 06:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=14138</guid>
		<description><![CDATA[Yazının başlığını görenler &#8220;Aha da Elif geçenlerdeki tartışmaya yanıt yazmış&#8221; diye düşünebilir.Öyle değil. Daha doğrusu tam olarak değil. &#8220;Annelik bir meslektir&#8221;, geçenlerde katıldığım bir panelde panelistlerden birinin söylediği bir sözdü. Anneler Günü&#8217;nden önceki gün, Acıbadem Fulya Hastanesi&#8217;nin düzenlediği Annelik Hallerimiz adlı panele konuşmacı olarak katıldım. Moderatörlüğünü şair/yazar Şebnem Yüce&#8217;nin yaptığı ve tiyatro sanatçısı Aliye Uzunatağan, fotoğrafçı Bennu Gerede, modacı Özlem Süer gibi isimlerin de konuşmacı olduğu bir panelde yer almak büyük onurdu benim için. Çok da keyif aldım, gerçekten çok  güzel bir sohbetti. Herkesin annelik hikâyesi birbirinden farklı. Aliye Uzunatağan, 37 yaşında &#8220;birden&#8221; tamam, artık hazırım diyerek anneliğe soyunmuş, şimdi 20 yaşını aşkın bir kızı var. Bennu Gerede&#8217;nin hikâyesi hakikaten çok ilginç &#8211; dört oğlan! (Ben ikisiyle zor başa çıkıyorum.) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-14141" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1256/"><img class="alignleft size-medium wp-image-14141" title="DSC_1256" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_1256-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Yazının başlığını görenler<em> &#8220;Aha da Elif geçenlerdeki tartışmaya yanıt yazmış&#8221; </em>diye düşünebilir.Öyle değil. Daha doğrusu tam olarak değil.</p>
<p><strong>&#8220;Annelik bir meslektir&#8221;</strong>, geçenlerde katıldığım bir panelde panelistlerden birinin söylediği bir sözdü.</p>
<p>Anneler Günü&#8217;nden önceki gün, Acıbadem Fulya Hastanesi&#8217;nin düzenlediği Annelik Hallerimiz adlı panele konuşmacı olarak katıldım.</p>
<p>Moderatörlüğünü şair/yazar Şebnem Yüce&#8217;nin yaptığı ve tiyatro sanatçısı Aliye Uzunatağan, fotoğrafçı Bennu Gerede, modacı Özlem Süer gibi isimlerin de konuşmacı olduğu bir panelde yer almak büyük onurdu benim için. Çok da keyif aldım, gerçekten çok  güzel bir sohbetti.</p>
<p>Herkesin annelik hikâyesi birbirinden farklı. Aliye Uzunatağan, 37 yaşında &#8220;birden&#8221; tamam, artık hazırım diyerek anneliğe soyunmuş, şimdi 20 yaşını aşkın bir kızı var. Bennu Gerede&#8217;nin hikâyesi hakikaten çok ilginç &#8211; dört oğlan! (Ben ikisiyle zor başa çıkıyorum.) Özlem Süer 1 aylık bir kız bebek annesi. Bir diğer konuşmacı dermatolog doktor Emel Güngör de 16 yaşında bir kız çocuğuna sahip.</p>
<p>Şebnem Hanım çok hoş sohbet bir kadın. Programa çok hâkimdi, çok güzel yönetti konuları. Herkese teker teker hikayesini anlattırdı. Hepsi çok güzeldi, yine dinleyesim var.</p>
<p>Ancak <strong>bütün panelden en çok aklımda kalan iki şey oldu.</strong> Birincisi, panele misafir olarak uğrayan sanatçı Bora <a rel="attachment wp-att-14214" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1234/"><img class="alignright size-medium wp-image-14214" title="DSC_1234" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_1234-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Gencer&#8217;in bir sözüydü. Gencer&#8217;in -yanlış hatırlamıyorsam üç yaşında- bir oğlu varmış; onu ne kadar sevdiğini, baba olmanın ne güzel bir şey olduğunu anlattı kısaca. Sonrasında da anneliğin apayrı bir şey olduğunu ekledi. Annesini 1991 yılında bir trafik kazasında kaybetmiş Gencer. <em>&#8220;Ondan beri bir yanım eksik geziyorum&#8221;</em> dedi. İçime oturdu.</p>
<p>Tıpkı Damla Çeliktaban&#8217;ın geçen gün içime oturan şu yazısı gibi: <a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/628248-annem-oglum-ve-ben" target="_blank">Annem, oğlum ve ben</a></p>
<p>Panelden aklımda kalan bir diğer cümle -ki bu yazının asıl konusu o- Aliye Hanım&#8217;ın söylediği şu cümle oldu: <strong>Annelik bir meslektir.</strong></p>
<p>Özellikle de geçen haftaki tartışmalardan sonra tekrar düşündüm Aliye Hanım&#8217;ın bu lafını.</p>
<p>Anne olduktan sonra hepimizin hayatı öyle ya da böyle değişiyor. Önceliklerimiz alt üst oluyor. Çalışsak da, çalışmasak da&#8230;</p>
<p>&#8220;Çalışmayan anne&#8221; kavramı bana haksızlık gibi gelmeye başlamıştı, özellikle de kendim &#8220;çalışmayan anne&#8221; olduktan sonra.</p>
<blockquote><p>sanki evinden fiziksel olarak çıkıp para kazanacağı bir işe gitmeyen  anneler günlerini çocuğuyla oynayarak, sevgi kelebeği şeklinde gezerek,  çalışma hayatının stresinden uzak, huşu içinde geçiriyormuş gibi bir  anlam barındırıyor “Çalışmayan Anne” terimi…</p></blockquote>
<p><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" target="_blank">demiştim hatta</a>.</p>
<p><strong>Annenin çalışanı, çalışmayanı olur mu? </strong>Anne, annedir. &#8220;Tam zamanlı annelik&#8221; kavramını da doğru bulmuyorum. Ne yani, sabah evden çıkıp işe giden anneler &#8220;boş zamanlarında&#8221; mı annelik yapıyorlar?</p>
<div id="attachment_14215" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a rel="attachment wp-att-14215" href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/dsc_1279-3/"><img class="size-medium wp-image-14215" title="DSC_1279" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/05/DSC_12792-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">Hepimiz anneyiz! <img src='http://blogcuanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </p></div>
<p>Dün Deniz&#8217;in bir arkadaşının doğum günü partisine gittik. Parti havuz kenarındaydı. Bizler oturmuş sohbet ederlerken Deniz&#8217;le bir arkadaşı da çocuk havuzuna ayaklarını sokuyorlardı. Birden bir bağırış, çağırış oldu; ne olduğunu anlamadan bir de baktık ki Deniz&#8217;in arkadaşı havuzun içinde. Biz baktığımızda batıp çıkmıştı bile. Ayaklarının üstünde duruyor, Deniz&#8217;le birbirlerine şaşkın şaşkın bakarak gülmeye çalışıyorlardı. Ancak havuzun etrafından dolanıp ona ulaşana kadar kalbimiz küt küt attı. Annesi tabii ki çok panik oldu. Aslında ortada panik olacak bir durum kalmamıştı, çocuk iyiydi. Ama işte annenin beyni farklı çalışıyor ya, o noktada &#8220;neler olabilirdi&#8221;yi düşünüp ağlamaktan alamıyorsun kendini.</p>
<p>Olaydan sonra herkes sakinledi &#8211; anneler hariç. Babalar sohbete devam ederken annelerin yüzüne bir gerginlik gelmişti. <em>&#8220;Ne kadar korktuk, kalbim hala atıyor, havuzun etrafını dolanana kadar zaman geçmek bilmedi&#8221; </em>deyip durduk birbirimize. O an hangimiz çalışıyor, hangimiz çalışmıyor bir önemi yoktu. Hepimiz anneydik. Hepimiz aynı şeyleri hissediyorduk.</p>
<p>Bu bağlamda annelik bence de bir meslek. Başka &#8220;işin gücün&#8221; ne olursa olsun &#8211; öğretmen, doktor, tezgahtar, fotoğrafçı, bankacı, sanatçı, manikürcü, eczacı, tuhafiyeci &#8211; ne olursan ol annelik önüne geçiyor kimliklerinin. Diğer kimliklerine ekleniyor sanki, <strong>onları daha önceden sahip olmadığın bir farkındalıkla icra etmeni sağlıyor. </strong></p>
<p><strong>Annelik şimdi mi daha zor, eskiden mi? Anne çalışmalı mı, çalışmamalı  mı? Çalışan anne mi daha fedakâ</strong><strong>r</strong> (çünkü canını dişine takıp para  kazanıyor), <strong>yoksa çalışmayan anne mi</strong> (çünkü kariyerinden vazgeçip  kendini çocuklarına adıyor)? Bu soruların net cevabı bence yok.</p>
<p>Benim <span style="text-decoration: underline;">kendi adıma</span> bildiğim şey şu ki: <strong>Kusursuz bir anne değilim, çünkü kusursuz bir insan değilim. </strong>Tercihlerim, seçimlerim sadece beni değil, çocuklarımı da etkiliyor artık. Belki burada oturup yazı yazacağıma girip kurumsal bir şirketin pazarlama departmanında çalışsam hem onca &#8220;eğitimimi boşa harcamamış&#8221; olurum, hem de çok daha fazla para kazanırım. Belki de doğrusu o. Bunu bilemem.</p>
<p><strong>Keşke hayat bu alternatif maliyetleri önümüze dizebilseydi.</strong> Bazı Hollywood filmlerinde (Sliding Doors, The Family Man) olduğu gibi, başka tercihler yapmış olsaydık eğer, hayatımızın nasıl olacağını bilebilseydik. Bu mümkün olmadığına göre, seçimlerimizle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız galiba. Ha, bu yaptığımız seçimleri sorgulamayacağız, ya da <em>&#8220;madem bir seçim yaptık, o zaman söylenmeyeceğiz&#8221; </em>anlamına mı geliyor?</p>
<p>Bence hayır.</p>
<p>Zaten bu sorunun yanıtını EVET olarak verseydim o zaman bu blog ortaya çıkmazdı.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/06/annelik-seruvenimin-en-zor-10-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik serüvenimin en zor 10 günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/02/7-mayis-cumartesi-kimseye-soz-vermeyin/" rel="bookmark" class="crp_title">7 Mayıs Cumartesi kimseye söz vermeyin</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Pardon, yarışıyor muyuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/30/blogcu-anneyi-mahmure-comda-da-okuyun/" rel="bookmark" class="crp_title">Blogcu Anne&#8217;yi Mahmure.com&#8217;da da okuyun</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/05/16/annelik-bir-meslektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının yeri&#8230; neresi?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2011 16:01:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=11516</guid>
		<description><![CDATA[Kadının yeri, evi mi? İşi mi? &#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; söylemi zorlama mı? Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor. Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.) Kimi bir süre sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Ama tabii ki bıraktığı yerden daha geriden başlamayı göze alarak. Kimi, elde avuçta birikmiş parasıyla kendi işini kurmaya çalışıyor. O kadar çok tanıdığım, bildiğim anne var ki çocuk olduktan sonra ama geçici süreliğine, ama hepten çalışmayı bırakan: Maddi endişesi olmayan, oldukça başarılı bir avukat olan bir arkadaşım, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadının yeri, evi mi? İşi mi?</p>
<p>&#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; söylemi zorlama mı?</p>
<p>Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor.</p>
<p>Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.)</p>
<p>Kimi bir süre sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Ama tabii ki bıraktığı yerden daha geriden başlamayı göze alarak.</p>
<p>Kimi, elde avuçta birikmiş parasıyla kendi işini kurmaya çalışıyor.</p>
<p>O kadar çok tanıdığım, bildiğim anne var ki çocuk olduktan sonra ama geçici süreliğine, ama hepten çalışmayı bırakan: Maddi endişesi olmayan, oldukça başarılı bir avukat olan bir arkadaşım, bir süre sonra kazandığı tüm paranın evdeki bakıcı artı temizlikçi ekibine gittiğini fark edince işi bırakmış. Şimdi tam zamanlı annelik yapıyor.</p>
<p>Bir başka arkadaşım, Amerika&#8217;nın en iyi üniversitelerinden birinde master yapıp Türkiye&#8217;deki uluslararası firmalarda uzun seneler çalıştıktan sonra, işin bütün zamanını aldığını fark edip de çocuğuna zaman ayırmak istediğini görünce, -çocuğu 3 yaşına geldiğinde üstelik- çalışmayı bıraktı. <em>&#8220;Hem anne, hem babanın uzun saatler çalışması halinde çocuk harcanıyor&#8221; </em>diyor.</p>
<p>Maddi olarak yukarıdaki örnekler kadar rahat olmasa da, standardını düşürmeyi ve hatta sıkıntıya bile girmeyi göze alarak çalışmaya ara veren de çok anne biliyorum.</p>
<p>Sadece yakın çevremdeki arkadaşlarım da değil. Internet üzerinden tanıştığım birçok kadın da çocuk sahibi olduktan sonra evde kalıp çocuklarına bakmayı tercih ediyor.</p>
<p>&#8220;Girişimci anneler&#8221; bu yüzden çoğalmadı mı? Kadınlar, yüksek tempolu çalışma hayatıyla aile hayatını birlikte götüremeyeceklerini fark edince, ama birikimlerini kullanarak, ama kemerleri sıkarak kendi patronları olacakları, dolayısıyla da çalışma koşullarını kendilerinin belirleyecekleri işler yaratıyorlar. (Yaşasın kadın gücü!)</p>
<p>Biliyorum, böyle bir tercih şansı olmayan kadınlar çoğunlukta. Birçok anne  maddi zorunluluktan çalışıyor. Ancak, sanki imkânı olsa çok daha fazla kadın çocuk sahibi olduktan sonra iş hayatını bırakacakmış, ya da en azından kariyerinin tırmanışını yavaşlatmayı göze alarak çalışma hayatında değişikliklere gidecekmiş gibi gözlemliyorum.</p>
<p>E, o zaman <em>&#8220;Çocuk da yaparım, kariyer de&#8221; </em>söylemi içi boş bir balon mu?</p>
<p>Acaba, kadının, erkekle eşitliği yakalamaya çalıştığı modern dünyada, çalışma hayatında da erkekler kadar (ya da onlara rağmen) var olmaya çalışarak, eşyanın tabiatına aykırı bir şey mi yapmaya çalışıyoruz?</p>
<p>Kimse üstüme atlamasın. Bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum. Sorguluyorum sadece.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/15/ilk-alti-ay-gunde-3-saat-sut-izni/" rel="bookmark" class="crp_title">İlk altı ay günde 3 saat süt izni</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/21/anne-dostu-is-yeri-var-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne Dostu İş Yeri – var mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/10/12/cocuklar-krese-ebeveynler-ise/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklar kreşe, ebeveynler işe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Pardon, yarışıyor muyuz?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>84</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pes ettim</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 07:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6833</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık dört sene süren &#8220;çocuk da yaparım, kariyer de yemek de&#8221; misyonumun sonuna geldim. &#8220;Hala Amerika&#8217;da yaşıyor olsaydık yardımcımız mı olacaktı? Kendi işimi kendim yaparım, mersi&#8221; pozlarım yerini &#8220;Tanrım, Yarabbim, birisi bir salata yapsa da yeşillik yesek&#8221; ya da &#8220;Derin&#8217;i birinin kucağına verebilsem de bir duşa girip çıkabilsem&#8221; yalvarmalarına bıraktı. Pes ettim. &#8220;İki çocuklu her annenin yardımcısı olmak zorunda mı?&#8221; diye sormuştum geçenlerde. Her anneyi bilemem, ama bu anne artık yardımsız yapamıyor. I-ıh. Olmuyor. Her şey yarım kalıyor. Ortalık stresten, bağırtıdan, ağlamaktan geçilmiyor. En son geçen akşam, evin içi fırın gibi ısınmışken, o sıcakta bütün gün Derin&#8217;le yapışık gezmişken, ona rağmen akşam saatlerinde Derin ağlama seanslarının tavanındayken, benim bunaldığımı gören Doğan&#8217;ın &#8220;Derin&#8217;i bana ver, sen Deniz&#8217;e kitap oku&#8221; yönlendirmesini duyan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6855" title="PesEttim" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/pesettim.jpg?w=113" alt="" width="113" height="150" />Yaklaşık dört sene süren <em>&#8220;çocuk da yaparım, <span style="text-decoration:line-through;">kariyer de</span> yemek de&#8221; </em>misyonumun sonuna geldim.</p>
<p><em>&#8220;Hala Amerika&#8217;da yaşıyor olsaydık yardımcımız mı olacaktı? Kendi işimi kendim yaparım, mersi&#8221; </em>pozlarım yerini <em>&#8220;Tanrım, Yarabbim, birisi bir salata yapsa da yeşillik yesek&#8221; ya da &#8220;Derin&#8217;i birinin kucağına verebilsem de bir duşa girip çıkabilsem&#8221; </em>yalvarmalarına bıraktı.</p>
<p><strong>Pes ettim.</strong></p>
<p><strong><span id="more-6833"></span></strong><em>&#8220;İki çocuklu her annenin yardımcısı olmak zorunda mı?&#8221;</em> diye sormuştum geçenlerde.</p>
<p>Her anneyi bilemem, ama <strong>bu anne artık yardımsız yapamıyor.</strong></p>
<p>I-ıh. Olmuyor. Her şey yarım kalıyor. Ortalık stresten, bağırtıdan, ağlamaktan geçilmiyor.</p>
<p>En son geçen akşam, evin içi fırın gibi ısınmışken, o sıcakta bütün gün Derin&#8217;le yapışık gezmişken, ona rağmen akşam saatlerinde Derin ağlama seanslarının tavanındayken, benim bunaldığımı gören Doğan&#8217;ın<em> &#8220;Derin&#8217;i bana ver, sen Deniz&#8217;e kitap oku&#8221; </em>yönlendirmesini duyan Deniz sırf bana tepki olsun diye <em>&#8220;Hayır, baba okusun!&#8221;</em> şeklinde ağlamaya başlayınca önce Derin&#8217;e, sonra Deniz&#8217;e, sonra da yanımda açık duran pencereye baktım. Bir an için Derin&#8217;i yatağına bırakıp pencereye yöneldiğimi, sonra da <strong>kendimi boşluğa bıraktığımı geçirdim gözümün önünden.</strong> Aklıma iki şey geldi:</p>
<p style="padding-left:30px;">1. Aşağı düşerkenki rüzgarın rahatlatıcı serinliği<br />
2. Dördüncü kattan atlıyor olmanın kesin çözüm olmayabilip sakat kalmamla sonuçlanabileceği, dolayısıyla canımın acımasının yanıma kâr kalabileceği</p>
<p>Böyle psikopatça senaryolar yazmaya başladığımdan artık yolun sonuna geldiğimize kanaat getirerek bir yardımcı kadın arayışına girdik.</p>
<p>Herkes başka bir şey söylüyor: <em>Türk alma, ukala olur. Falanca milletten al, çok çalışkan. Biraz genç birini al, gözü açılmamış olsun. Yok, tecrübeli birini al, evde bebek var.</em></p>
<p>Hele şu <em>&#8220;Türkmen alma, Gürcü al.</em>&#8221; Yok <em>&#8220;Boşnak alma, Çeçen al&#8221;</em> önermelerini hiç anlamıyorum.</p>
<p>Pazardan sebze mi alıyoruz? İnsan değil mi evimize aldığımız kişi?</p>
<p>Hiç mi hırsız Türk, tembel Gürcü, üçkâğıtçı Özbek yok?</p>
<p>Kötü niyetli olduktan sonra hangi milletten olduğunun ne önemi kalır ki?</p>
<p>***</p>
<p>Birkaç şeyi sindirmem lazım:</p>
<p>(1) <strong>Benim yapabileceğim bir işi yapması için bir yabancıya para vereceğim.</strong> Hiç tanımadığım bir insan gelecek, bizim ailemizle birlikte yaşayacak. İçimize girecek, yeri gelecek kavgamızı görecek, içimizi, dışımızı bilecek.</p>
<p>(2) <strong>Benim işimi benim gibi yapmayacak. </strong>Benim düzenim gibi olmayacak. Bardakları istediğim gibi yerleştirmeyecek, dolapları benim gibi düzmeyecek.</p>
<p>***</p>
<p>Geçende bir &#8220;yaşam koçu&#8221; ile konuşuyordum. Bana şöyle dedi: <em>&#8220;Anlattığın kadarıyla sen yardım almakta çok gecikmişsin. Bunca zaman neden bekledin?&#8221;</em></p>
<p>Dedim ki: <em>&#8220;Bunca zaman hiç yardımcımız olmadı, böyle daha mutluyuz.&#8221;</em></p>
<p>Sordu: <em>&#8220;Bir dakika&#8230; Hem &#8216;daha önce yardımcımız olmadı&#8217; diyorsun, hem de &#8216;daha mutluyuz&#8217; diyorsun. Daha önce denemediysen daha mutlu olduğun nereden biliyorsun?&#8221;</em></p>
<p>Durakladım. <em><strong>&#8220;Bilmiyorum.&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>***<br />
</strong></p>
<p><strong>Bu delilik burada bir son bulmalı.</strong> Evin tımarhane hali artık çekilecek dert değil. Dün bütün gün bulaşık makinesini boşaltamadım. Çünkü Derin&#8217;i kucağımdan bırakabildiğim 10 dakika içinde bulaşık makinesini boşaltmakla duşa girmek arasında bir tercih yapmak zorundaydım. Duşu tercih ettim.</p>
<p><strong>Çok şanslıyım,</strong> iki tane sağlıklı çocuğum var. Daha da şanslıyım, beni destekleyen, bana yardımcı olan, akşamın sekizinde eve geldikten, çocuklarından birini yıkayıp yatırdıktan, köpeği gezdirdikten, bana<em> &#8220;sen çok yoruldun, yat uyu&#8221; </em>dedikten sonra gecenin köründe bulaşık makinesini boşaltan, sağı solu toplayan bir kocam var. Ama ona da yazık, bana da yazık.</p>
<p><strong>Bu şekilde ben de, o da devam edemeyeceğiz.</strong></p>
<p>Sonuç olarak <em>&#8220;Yardımcıya vereceğim parayı biriktireyim&#8221;</em> ya da <em>&#8220;Aman yabancı birisi gelip de benim işimi benden daha kötü yapmasın&#8221;</em> endişelerini geride bırakacağım.</p>
<p>Bırakmak zorundayım.</p>
<p><strong>Yoksa bu işin sonu hayra varmayacak.</strong></p>
<p>***</p>
<p>Etrafıma haber saldım. Arkadaşlarıma e-mail gönderdim. Konu komşuya duyurdum. Tek tük isimler geliyor.</p>
<p>Bir ajansı aradım ama pek güven vermedi bana.</p>
<p><strong>O kadar yabancıyım ki bu işe. </strong>Tavsiyeye, tüyoya ihtiyacım var. Hangi milletten yardımcının daha çalışkan (!) olduğu konusunda değil de, şuradan başlayabilirsin, şöyle arayabilirsin gibi. (Önereceğiniz firma/kişi adı ya da telefon numarası olur da e-mail göndermeyi tercih ederseniz adresim: <a href="mailto:blogcuanne@gmail.com" target="_blank">blogcuanne@gmail.com</a>)</p>
<p>&#8211;</p>
<p>Paylaşın:</p>
<p class="getsocial" style="text-align:left;"><a title="Add to Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3015.png" alt="Add to Facebook" /></a><a title="Add to Digg" rel="nofollow" href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;title=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3025.png" alt="Add to Digg" /></a><a title="Add to Del.icio.us" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;title=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3035.png" alt="Add to Del.icio.us" /></a><a title="Add to Stumbleupon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;title=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3045.png" alt="Add to Stumbleupon" /></a><a title="Add to Reddit" rel="nofollow" href="http://reddit.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;title=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3055.png" alt="Add to Reddit" /></a><a title="Add to Blinklist" rel="nofollow" href="http://www.blinklist.com/index.php?Action=Blink/addblink.php&amp;Description=&amp;Url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;Title=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3065.png" alt="Add to Blinklist" /></a><a title="Add to Twitter" rel="nofollow" href="http://twitter.com/home/?status=Pes%20ettim+%40+http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3075.png" alt="Add to Twitter" /></a><a title="Add to Technorati" rel="nofollow" href="http://www.technorati.com/faves?add=http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3085.png" alt="Add to Technorati" /></a><a title="Add to Yahoo Buzz" rel="nofollow" href="http://buzz.yahoo.com/buzz?targetUrl=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;headline=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3095.png" alt="Add to Yahoo Buzz" /></a><a title="Add to Newsvine" rel="nofollow" href="http://www.newsvine.com/_wine/save?u=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F18%2Fpes-ettim%2F&amp;h=Pes%20ettim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3105.png" alt="Add to Newsvine" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/03/gec-olsun-guc-olmasin/" rel="bookmark" class="crp_title">Geç olsun, güç olmasın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/imdat/" rel="bookmark" class="crp_title">İmdat.</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/16/sicaklarda-daha-sik-emzirmeli/" rel="bookmark" class="crp_title">Sıcaklarda daha sık emzirmeli</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/14/emzirme-reformu-yakindir/" rel="bookmark" class="crp_title">Emzirme Reformu yakındır</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/10/neredesiniz-erkekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Neredesiniz erkekler?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/06/18/pes-ettim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>31</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:52:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=4650</guid>
		<description><![CDATA[Vallahi ben demedim bunu&#8230; İşte, burada yazıyor. Gerek çalışmayan, gerekse çalışan 700 tane anneye sormuşlar: &#8220;Sizi gerçekten mutlu eden şey nedir?&#8221; Cevap: YALNIZ KALMAK! Yani yanıt &#8220;Çocuğum&#8221; değil. &#8220;Sizi mutlu eden şeylerin başında ne geliyor?&#8221; sorusuna verilen yanıtların dağılımı şöyleymiş: Tek başına köpük banyosu yapmak birinci gelmiş İkinci sırada egzersiz yapmak ya da ailece tatile gitmek yer almış Masaj yaptırmak veya eşimle/sevgilimle romantik bir yemeğe çıkmak üçüncü sırada mutluluk sebebiymiş Çocuğumla oynamak ile kendi kendime enteresan olmasa bile bir şeyler yapmak aynı oranda ve dördüncü sırada tercih edilmiş. Anneleri en çok mutlu eden şeyler listesinin beşinci sırasında ise UYKU geliyormuş. Daha sonra çalışan annelerin mi, çalışmayan annelerin mi daha mutlu olduğunu öğrenmek istemişler. İşte sonuçlar: Her iki gruptaki anneler de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-4654" title="KopukBanyosu" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu.gif" alt="" width="200" height="207" /></a>Vallahi ben demedim bunu&#8230; <a href="http://www.momlogic.com/2008/07/sahm_wahm_happiness_poll.php?page=4" target="_blank">İşte, burada yazıyor</a>.</p>
<p>Gerek çalışmayan, gerekse çalışan 700 tane anneye sormuşlar:<em> &#8220;Sizi gerçekten mutlu eden şey nedir?&#8221; </em>Cevap: <em>YALNIZ KALMAK!</em></p>
<p>Yani yanıt &#8220;Çocuğum&#8221; değil.</p>
<p><em>&#8220;Sizi mutlu eden şeylerin başında ne geliyor?&#8221;</em> sorusuna verilen yanıtların dağılımı şöyleymiş:</p>
<p><span id="more-4650"></span></p>
<ol>
<li><em>Tek başına köpük banyosu yapmak</em> birinci gelmiş</li>
<li>İkinci sırada <em>egzersiz yapmak</em> ya da <em>ailece tatile gitmek </em>yer almış<em><br />
</em></li>
<li><em>Masaj yaptırmak</em> veya <em>eşimle/sevgilimle romantik bir yemeğe çıkmak </em>üçüncü sırada mutluluk sebebiymiş</li>
<li><em>Çocuğumla oynamak</em> ile <em>kendi kendime enteresan olmasa bile bir şeyler yapmak</em> aynı oranda ve dördüncü sırada tercih edilmiş.</li>
<li>Anneleri en çok mutlu eden şeyler listesinin beşinci sırasında ise UYKU geliyormuş.</li>
</ol>
<p>Daha sonra çalışan annelerin mi, çalışmayan annelerin mi daha mutlu olduğunu öğrenmek istemişler. İşte sonuçlar:</p>
<ul>
<li><strong>Her iki gruptaki anneler de yalnız kalmayı çok sevdiklerini söylemişler. </strong>Gün içinde fazladan 30 dakikaları olsa onu yalnız geçirmeyi tercih edeceklerini belirtmişler.</li>
<li><strong>Çalışmayan annelerin yüzde 89&#8242;u çalışmaları halinde çocuklarının daha mutlu olacaklarına inanıyorlarmış. </strong>Buna karşılık çalışan annelerin sadece yüzde 46&#8242;sı çalışmasalar çocuklarının daha mutlu olacaklarını düşünüyormuş.<a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4661" title="KopukBanyosu2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/02/kopukbanyosu2.jpg?w=289" alt="" width="289" height="300" /></a><br />
Anne olarak iyi bir iş çıkarmadıklarını düşünenlerin oranı her iki grupta da aynıymış.<br />
Yine her iki grupta da aynı oranda anne karşı grup tarafından ön yargıyla değerlendirildiğini düşünüyormuş.</li>
<li><strong>Çalışmayan annelerin cinsel hayatı çalışan annelerinkine göre daha aktif ve daha eğlenceliymiş. </strong>Ayrıca çalışmayan anneler, kocalarının aileleri için yaptıkları konusunda daha tatminkârmış: Çalışan annelerin yüzde 43&#8242;ü kimin ne yaptığının çetelesini tutarken bu oran çalışmayan anneler arasında yüzde 9&#8242;da kalıyormuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler arasında evlilik dışı ilişki yaşama oranı iki kat daha fazlaymış. </strong>Aynı oran, çalışan annelerin eşleri için de söz konusuymuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler genel olarak çalışmayan annelere oranla hayatlarından daha az memnunmuş. </strong>Çalışan annelerin yüzde 53&#8242;ü hayatlarının başka türlü olmasını istediklerini söylerken çalışmayan annelerin yüzde 35&#8242;i aynısını dile getiriyormuş.</li>
<li><strong>Çalışan anneler, çalışmayan annelere oranla genelde daha az stresliymiş. </strong>Çalışan annelerin sadece yüzde 1&#8242;i stres altında olduklarını söylerken bu oran çalışmayan anneler arasında yüzde 24&#8242;e çıkıyormuş. Ancak bu strese rağmen çalışmayan anneler, çalışan annelere göre daha mutluymuş (Yüzde 52&#8242;ye yüzde 43)</li>
</ul>
<p>Elçiye zeval olmaz. Ben sadece çeviri yaptım.</p>
<p>Bu arada bu &#8220;çalışmayan anne&#8221; lafına gıcık olduğunu daha önce söylemiştim sanırım. Bir annenin sabah evden çıkıp bir büroya, okula, muayenehaneye gitmemesi onun evde keyif çattığı anlamına gelmiyor.</p>
<p>Öyle değil mi <strong>evde çalışan anneler</strong>?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/04/pardon-yarisiyor-muyuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Pardon, yarışıyor muyuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/30/nerede-kalmistik/" rel="bookmark" class="crp_title">Nerede kalmıştık?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışmayan Anne Sendromu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/28/calisan-anneler-napiyorsunuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalışan anneler, n&#8217;apıyorsunuz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/28/anneler-birlesin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler, birleşin!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annelik dünyanın en güzel tecrübesi&#8230; mi?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 07:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[3-4 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=4032</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem ki&#8230; Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet&#8217;te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım. O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye&#8217;de Ağrı Dağı&#8217;na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu&#8217;yu bile gezmedim. Yapacak çooook iş, tadacak çoook tecrübe var bu hayatta. Örneğin doktor olup mecburi hizmetimi, ne bileyim, Kars&#8217;ta yapmış olmak isterdim. Mühendis bir arkadaşım işi sebebiyle yaklaşık 6 ay kadar Iğdır&#8217;da yaşadı. Onun yerinde olmak isteyebilirdim. İstanbul&#8217;da &#8220;normal&#8221; bir hayat süren kaç kişinin eline Iğdır&#8217;da yaşama fırsatı geçer ki? Öğretmen olmuş olmayı çok isterdim. Anneme-babama kızıyorum beni yönlendirmedikleri için. Nereden bileceklerdi? &#8220;İşletme oku&#8221; dedi babam. &#8220;Üzerine bir de işletme master&#8217;ı yaparsın, her işi yaparsın.&#8221; Haklıydı da&#8230; Bundan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4035" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-4035" title="Mutlulugun_resmi" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/01/mutlulugun_resmi.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Elif ve Deniz, geçen yaz Bodrum&#039;da</p></div>
<p>Bilmem ki&#8230;</p>
<p>Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet&#8217;te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım.</p>
<p>O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye&#8217;de Ağrı Dağı&#8217;na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu&#8217;yu bile gezmedim.</p>
<p><span id="more-4032"></span></p>
<p>Yapacak çooook iş, tadacak çoook tecrübe var bu hayatta. Örneğin doktor olup mecburi hizmetimi, ne bileyim, Kars&#8217;ta yapmış olmak isterdim. Mühendis bir arkadaşım işi sebebiyle yaklaşık 6 ay kadar Iğdır&#8217;da yaşadı. Onun yerinde olmak isteyebilirdim. İstanbul&#8217;da &#8220;normal&#8221; bir hayat süren kaç kişinin eline Iğdır&#8217;da yaşama fırsatı geçer ki?</p>
<p>Öğretmen olmuş olmayı çok isterdim. Anneme-babama kızıyorum beni yönlendirmedikleri için. Nereden bileceklerdi? <em>&#8220;İşletme oku&#8221; </em>dedi babam. <em>&#8220;Üzerine bir de işletme master&#8217;ı yaparsın, her işi yaparsın.&#8221;</em></p>
<p>Haklıydı da&#8230; Bundan 15 sene önce ben üniversiteye girerken ya mühendislik okunuyordu, ya da işletme&#8230; Hoş, mühendislik okuyanlar da gidip MBA yaptı mı, biz işletmecilere yer kalmıyordu.</p>
<p>Pişmanım. Öğretmen olmadığıma pişmanım. Daha sosyal içerikli bir alanda uzmanlaşmadığıma pişmanım. Ben kim, Pazarlama Yönetimi kim. Bana ne Ticaret Hukuku&#8217;ndan. Ne işime yaradı?</p>
<p>Yetmedi, üstüne master&#8217;ını yaptım.</p>
<p>O da yetmedi, doktoraya başvurdum. Neyse ki kabul olmadım, yoksa bir de sevmediğim, istemediğim bir alanda &#8220;doktor&#8221; olmuş olacaktım.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Aklım gitti nerelere&#8230; Yazmak istediğim bambaşka bir şeydi.</p>
<p><strong>Deniz büyüyor.</strong> 3 yaşını devirdiği son bir buçuk aydır İNANILMAZ değişti. Her laftan çok daha anlayan, ikna olabilen, daha az sinir krizi geçiren, her şeye mantıkla yaklaşan bir küçük insan oldu. Biraz iknayla, azıcık rüşvetle kendi kendine <a href="http://blogcuanne.com/2009/12/30/3-yasindaki-cocugumla-gurur-duyabilir-miyim/" target="_blank">parmağını emmeyi bıraktı</a>. Neredeyse <a href="http://blogcuanne.com/2009/05/11/mumu/" target="_blank">Mumu</a>&#8216;yu da bir kenara atacak.</p>
<p>Yaşadığımız en büyük ya da tek problem, ki ona da problem denirse, kendi kendine yemek yememesi. Yiyecek olursa da bin dereden su getirmesi. Elli-sekiz-bin-beş-yüz-kere &#8220;Ye&#8221; dedirtmesi. Ancak onun da yanlış olduğunun, aslında yapabilecek olduğunun çok iyi farkında. Farkında ki, babasının eve iş yüzünden geç geldiği bu hafta akşam yemeğine sadece ikimiz oturduğumuzda <em>&#8220;Kendim yerim&#8221; </em>deyip baştan sonra bitirdi yemeklerini&#8230;</p>
<p><strong>Kardeşi olacağının çok ama çok bilincinde.</strong> Oyuncaklarını, kitaplarını, kıyafetlerini onun için ayırmaya başladı. Küçük gelen, eskiyen kıyafetlerini, bebeklik oyuncaklarını kardeşine saklıyor. Etrafta küçük bebek gördüğü zaman <em>&#8220;benim bebeğim de böyle olacak!&#8221;</em> diyor. Onun bebeği olmayacağını, onun KARDEŞİ olacağını açıklamaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Deniz neredeyse arkadaşım gibi oldu.</strong> Birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz. Artık masa oyunları oynuyoruz. Zar atıp, tık tık ilerliyoruz. Kısıtlı yeteneğim el verdikçe sanat çalışmaları (!) yapıyoruz. Kırt kırt kesip yapıştırıyoruz. Kitap okuyor, her ay <a href="http://blogcuanne.com/2009/08/02/merakli-minik-okul-oncesi-cocuklari-icin-harika-bir-dergi/" target="_blank">Meraklı Minik</a>&#8216;i alıyoruz. Hava yağışlı olmadığı zamanlar yürüyüşe çıkıyoruz. Elimden tutuyor, koşup kaçmaya çalışmıyor artık. Yürürken etrafa bakıp sohbet ediyoruz.</p>
<p><strong>Mutfakta bana ciddi anlamda yardım ediyor.</strong> Geçen gün önce ezogelin çorbası, sonra kuru fasulye yapmama yardım etti. <em>&#8220;Ne kadar çok el değerse o kadar güzel olurmuş&#8221;</em> dediklerinden olsa gerek, ikisi de tadından yenmeyecek kadar güzel oldu. Salata yaparken marulları yıkıyor. Sofrayı kaldırmama yardım ediyor. Oyuncaklarını topluyor. Alışverişe gittiğimizde onun boyundaki alışveriş arabalarından alıyoruz, tek tek eşyaları içine koymama &#8220;yardım ediyor.&#8221;</p>
<div id="attachment_4037" class="wp-caption alignright" style="width: 235px"><img class="size-medium wp-image-4037" title="photo (4)" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/01/photo-4.jpg?w=225" alt="" width="225" height="300" /><p class="wp-caption-text">Deniz alışverişte</p></div>
<p><strong>Evin içinde getir-götür yapmaya başladı.</strong> Tuvalete girip de tuvalet kağıdının kalmadığını görünce hemen ona sesleniyoruz. İçeride mahsur kalan kişi adına dışarıdakine <em>&#8220;Tuvalet kağıdı bitmiş!&#8221;</em> diye mesaj ulaştırıyor ve kriz anında çözülüyor.</p>
<p><strong>Bağımsız, sosyal bir çocuk oldu.</strong> Hatta belki biraz fazla bağımsız: Geçen gün öğle vakti okuldan almaya gidiyordum. On beş dakika kadar gecikmiştim, ki daha önce de gecikmişliğim vardı. Tam arabadayken öğretmeni aradı. <em>&#8220;Hemen geliyorum, 2 dakikaya oradayım&#8221; </em>dedim. Biraz utanarak <em>&#8220;Mmm, ben aslında onun için aramamıştım. Deniz sizi aramamı istedi. Onu şimdi gelip almanızı istemiyormuş. Burada uyumak istiyormuş, uyandıktan sonra alacakmışsınız&#8221;</em> dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım, ama çok da kurcalamadan kendimi Starbucks&#8217;a attım. Kendi kendime iki buçuk saat hiçbir şey yapmamanın keyfini çıkardım. Deniz&#8217;i almaya gittiğimde çok mutluydu.</p>
<p>Hayatımın son üç senesindeki tam-zamanlı annelik işimin sanırım en keyifli dönemlerini yaşıyorum. &#8220;Her hali başka güzel&#8221;, evet, ama bu karşılıklı iletişimde bulunabildiğiniz, laf anlatabildiğiniz, sohbet edebildiğiniz, hayal dünyasına ortak olabildiğiniz dönem ayrı bir güzelmiş. Keşke her yaşıyla aldığımız keyif de giderek artsa.</p>
<p>İşte bu keyifli zamanlarımdan yola çıkarak <strong>kendi adıma</strong> <em>&#8220;Annelik dünyanın en güzel, en tatmin edici tecrübesi&#8221;</em> diyorum. Şimdiye kadar tattığım, bir elin parmağını geçmeyen doyurucu tecrübeler arasında öyle.</p>
<p>Hamileyken yaşadığım tüm sıkıntılara, aldığım 17 kiloya, doğumda çektiğim tüm ağrılara, uykusuz tüm gecelerime, &#8220;çalışmayan anne&#8221; olmanın verdiği tüm buhranlara, her şeye, her şeye fazlasıyla değen bir tecrübe oldu benim için annelik. &#8220;Dünyanın en güzel tecrübesi&#8221; oldu.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/17/cocugunuz-uc-yasinda-oldu-simdi-sunlari-sunlari-yapacak/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Çocuğunuz üç yaşında oldu, şimdi şunları şunları yapacak&#8221;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/06/annelik-seruvenimin-en-zor-10-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik serüvenimin en zor 10 günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/25/deniz-uc-yasinda/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz üç yaşında&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/30/3-yasindaki-cocugumla-gurur-duyabilir-miyim/" rel="bookmark" class="crp_title">3 yaşındaki çocuğumla gurur duyabilir miyim?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/11/sihirli-inek-mumu/" rel="bookmark" class="crp_title">Sihirli İnek Mumu</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/01/07/annelik-dunyanin-en-guzel-tecrubesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bunalım halleri&#8230;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/10/23/bunalim-halleri/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/10/23/bunalim-halleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 08:14:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Meşk]]></category>
		<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=2209</guid>
		<description><![CDATA[Galiba bana yine geldiler bu ara&#8230; Bir bunaldım. Tavana vuran hamilelik hormonlarının da çok faydası olduğu söylenemez. Sabahtan beri hüngür şakır ağlıyorum. Gözlerim şişti, eve alışveriş yapmam lazım, dışarı çıksam esnaf &#8220;Abla, hayırdır?&#8221; diye telaşlanacak. Aşağıdaki yazı çeşitli yahoo gruplarında dönüyor. İlk okuduğumda biraz fazla sert geldi. Acımasız geldi. Deniz&#8217;i her gün okula ben götürüyorum. &#8220;Götürmeseydim de servisle gitseydi ben de ona pencereden bakıp el sallardım, ne var yani?&#8221; diye düşündüm. Sonra&#8230; Bu sabahki senaryoyu hatırladım: &#8220;Deniz&#8217;ciğim, gel ellerini yıkayalım&#8221; &#8211; 4 kez &#8220;Deniz&#8217;ciğim, peynirini bitirir misin?&#8221; &#8211; 4 kez &#8220;Deniz&#8217;ciğim, ekmeğini bitirir misin?&#8221; &#8211; 3 kez &#8220;Deniz&#8217;ciğim, arabaya biner misin?&#8221; &#8211; 2 kez Bunlar sabah okula gitmedenki bir buçuk saat içerisinde tekrar tekrar söylediklerim arasından hatırlayabildiklerim. Kendimi duvarla konuşuyormuş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galiba bana yine geldiler bu ara&#8230;</p>
<p>Bir bunaldım.</p>
<p>Tavana vuran hamilelik hormonlarının da çok faydası olduğu söylenemez.</p>
<p>Sabahtan beri hüngür şakır ağlıyorum. Gözlerim şişti, eve alışveriş yapmam lazım, dışarı çıksam esnaf <em>&#8220;Abla, hayırdır?&#8221;</em> diye telaşlanacak.</p>
<p>Aşağıdaki yazı çeşitli yahoo gruplarında dönüyor. İlk okuduğumda biraz fazla sert geldi. Acımasız geldi. Deniz&#8217;i her gün okula ben götürüyorum. <em>&#8220;Götürmeseydim de servisle gitseydi ben de ona pencereden bakıp el sallardım, ne var yani?&#8221;</em> diye düşündüm.</p>
<p>Sonra&#8230;</p>
<p>Bu sabahki senaryoyu hatırladım:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Deniz&#8217;ciğim, gel ellerini yıkayalım&#8221; &#8211; </em>4 kez</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Deniz&#8217;ciğim, peynirini bitirir misin?&#8221; &#8211; </em>4 kez</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Deniz&#8217;ciğim, ekmeğini bitirir misin?&#8221; &#8211; </em>3 kez</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Deniz&#8217;ciğim, arabaya biner misin?&#8221; &#8211; </em>2 kez</p>
<p>Bunlar sabah okula gitmedenki bir buçuk saat içerisinde tekrar tekrar söylediklerim arasından hatırlayabildiklerim.</p>
<p>Kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum. Evet, biliyorum mum gibi olmamak, söylediklerimi anında yapmamak yaşının doğasında var, ama bir şeyi 128 kere söyleyip sonunda sinirlenmemeyi, sinir olmamayı başaramıyorum. Delirecekmişim gibi geliyor bazen. En sonunda dayanamayıp bağırarak yaptırınca istediğim şeyi <em>&#8220;Aferin Elif&#8221;</em> diyorum kendime&#8230; <em>&#8220;İsteklerini bağırarak yaptırmayı ne güzel öğrettin. Ondan sonra da çocuğa &#8216;küçük sesle konuşalım&#8217; deyip dur&#8221;</em>&#8230;</p>
<p>Dün Facebook&#8217;taki statüme şuna benzer bir şey yazmıştım: <strong><em>&#8220;Acaba Deniz her tepinerek </em></strong><strong><em>kendini </em></strong><strong><em>yerden yere attığında, bütün bu çekişmenin yarattığı stres yüzünden ömrüm birkaç saat bile olsa kısalıyor mudur?&#8221;</em></strong></p>
<p>Cevap veren anne arkadaşlarımın hepsi &#8220;Al benden de o kadar&#8221; misali <em>&#8220;Evet, kısalıyordur&#8221;</em> yazmış. Deniz&#8217;den büyük çocukları olan biri de <em>&#8220;Daha yeni başlıyor. Hele bir sana cevap vermeye başlasınlar, asıl o zaman gör&#8221;</em> demiş.</p>
<p>Aşağıdaki yazının çoğuna katılıyorum. Gerçi kendimi Deniz&#8217;e iyi bir cep telefonu, ne bileyim arkadaşlarının ayağında gördü diye istediği bir botu alırken görmüyorum. Ben bu tip materyallere düşkün olmadım hiç, Deniz&#8217;e de aynı sağduyuyu verebileceğime inanıyorum.</p>
<p>Sabahtan beri beni ağlatan nokta aşağıdaki yazıdaki &#8220;çocuğu için özel zevklerinden ve hobilerinden vazgeçmiş anne-baba&#8221; olayı oldu.</p>
<p>Ben kimdim? Ne yapardım? Hatırlamıyorum. Evet, Deniz öğlene kadar evde yok. Ama o vakit zaten evi toparlamakla, alışveriş yapmakla,yemek hazırlamakla, üç beş satır blog karalamakla geçiyor. Deniz geldikten sonra uyudu, uyandı, sonra atıştıracak bir şeyler hazırla, evde oyna, akşamüstü beraber parka in, Deniz&#8217;i parkta oynat, köpeği gezdir, Deniz&#8217;in Babası eve gelsin, yemek yensin, Deniz yatsın, akşam olsun saat 9. Deniz&#8217;in Babası&#8217;yla iki çift laf et, halin varsa vakit geçir, yoksa iki satır gazete-kitap okuduktan sonra televizyonun karşısında sız, sabah 7&#8242;de aynı teraneye yeniden başla&#8230;</p>
<p><em>Sinema mı? </em>O da ne? <em>Birlikte yemeğe çıkmak mı? </em>Evet, ama çok geç kalmayalım. <em>Hafta sonu bir yere kaçmak mı? </em>Olur mu canım, ailecek birlikte geçirdiğimiz bir pazarımız var zaten.</p>
<p>Deniz anneanneyi görsün. Deniz babaannesiyle vakit geçirsin. Deniz&#8217;i bırakıp şöyle bir gezsek? Ama yok, onlarla da hiç vakit geçirmiyoruz. Deniz vapura binsin. Deniz yunusları görsün. Deniz tiyatroya gitsin.</p>
<p>Peki &#8220;biz&#8221;e ne oldu? Deniz olmadan önceki, Deniz&#8217;i yaratan &#8220;biz&#8221; ne yapsın?</p>
<p>İşin kötü tarafı, o da olmuyor, o da olmuyor gibi geliyor. Her ikisi de yarım kalıyor.</p>
<p>Aslında Deniz&#8217;in çok bir beklentisi yok. <em>&#8220;Anne ya, beni bir akvaryuma götürmedin, alacağın olsun!&#8221;</em> diye düşünmüyor ki bacak kadar çocuk. Ama nedense onun mutlu olacağı bir şeyi yapmamış olmak sanki eksiklikmiş gibi geliyor bazen.</p>
<p>Şu an çok karamsar bir yerlere girdim, kaldım.</p>
<p>Biliyorum. Halime şükretmeliyim. <em>&#8220;Evde çocuğumla kalabiliyorum, benim yerimde olmak isteyen bir sürü anne var&#8221;</em> demeliyim. Evet, bu benim tercihimdi. Ama yer yer kendimi çok köşeye sıkışmış gibi hissediyorum.</p>
<p><a href="http://www.doktormurat.net/?islem=mnd&amp;ID=228" target="_blank">Dr. Murat Kınıkoğlu imzalı yazı</a> aşağıdaki gibi. Dediğim gibi, yazı bana hitap etti. Ancak, en azından benim durumumda &#8220;çocuğun anne-babaya uyguladığı terör&#8221;den ziyade, &#8220;çocuk sahibi olmanın, ona birçok şeyi (maddiyatın ötesinde) vermeye çalışmanın, ya da mükemmel anne olmaya çalışmanın baskısı&#8221;, belki de &#8220;kendi kendime uyguladığım terör&#8221; demek daha doğru sanırım&#8230;</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Modern yaşamın başımıza sardığı en büyük dertlerden birisinin &#8216;çocukların anne babalarına uyguladığı terör&#8217; olduğuna inanıyorum. Etrafımda (kendim dâhil) bu terörden mustarip pek çok anne baba var. Hele anneler çocukları tarafından öyle bir sıkıştırılıyorlar ki çoğu farkında bile olmadan depresyona giriyor.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Geçenlerde uyku bozukluğu, sabah yorgunluğu, endişe hali ve kolay ağlama şikâyetleri ile gördüğüm hastama &#8216;Sizi üzen, sıkan önemli bir sorununuz mu var?&#8217; diye sorduğumda &#8216;İki küçük çocuğum var&#8230;&#8217; diye cevap verdi&#8230; Öyle acınacak bir halleri vardı ki anlatamam&#8230; Yanındaki kocası da başını salladı, iki küçük çocukları var ya &#8216;Depresyona girmek için daha ne olsun doktor bey&#8230;.&#8217; der gibiydiler.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Şurası bir gerçek ki bizim ülkemizde doğumla birlikte ailenin yaşamı baştan aşağı değişerek &#8216;bebeğin rahatını sağlama&#8217; üzerine kurulu yeni bir dönem başlıyor. Bebeklik dönemi boyunca, anne babanın kendileri için vakit ayırmaları en büyük yasak, en büyük vicdan azabı&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Çoğu annede muazzam bir sahiplenme duygusu; televizyonda izlediğimiz Amazon belgesellerindeki yavruları boyunlarına asılı maymunlar gibi nerdeyse çocuklarını hiç kucaklarından indirmeyecekler.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bir de işin ekonomi boyutu var. Doğumla birlikte, çocuğun ihtiyaçları bir daha hiç geriye düşmemek üzere aile bütçesinin en önüne yerleşiyor; çeşit çeşit biberonlar, bebek arabaları, pusetler, kucaklıklar, sırtlıklar, arabaya konan ayrı, arka koltuğa ayrı&#8230; Ya çocuk bezlerine ne demeli&#8230; Bantlısı bantsızı, sızdıranı sızdırmazı, yumuşağı ipek gibisi&#8230; Bizim popomuz popo değil miydi, altımızda zımpara gibi Amerikan bezleriyle büyüdük, hangimizin popo estetiğinde bir zayıflık var?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>İşin garip tarafı bu &#8216;çocuk terörü&#8217; belası daha çok bizim ülkeye has bir sorun gibi görülüyor. Amerikalı bir annenin çocuğunun peşinden elinde mama tabağı ile saatlerce gezdiğini duydunuz mu? Yakınımızda oturan Fransız bir aile var, sabah küçük kızlarının okul servisine binme saatinde evlerinin önünden geçiyorum, daha bir gün bile annelerinin pencereye çıkıp arkalarından baktığını görmedim. Bizim paşaların, prenseslerin okul servis törenini ise hepiniz görmüşsünüzdür; kapıdan elinden tutarak çıkarmalar, birlikte karşıya geçirmeler, servise bindirmeler, arkasından gözler yaşlı el sallamalar, öpücük atmalar&#8230; Sanki çocuklarını okula değil de hacca ya da cihada yolluyorlar&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Bebeklik, çocukluk derken, aileler arası en büyük mücadele &#8216;çocuğu en iyi okulda okutma&#8217; engelli yarışları ile devam ediyor. Şu kurs iyi, bu daha iyi, şundan özel ders, o dershane, bu dershane&#8230;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Kemerleri sıkıp, uğraşıyoruz ki sonunda çocuğumuz gene paralı bir okula girsin ve biz de çileye devam edelim&#8230; Hâlbuki rahmetli babam, benim daha iyi bir okula gitmem gerektiğini söyleyen anneme &#8216;Oğlum akıllı malı nede, oğlum deli malı nede?&#8217; şeklinde bir vecize söyleyip kenara çekilmişti. (Günümüz Türkçesiyle: Eğer çocuk akıllı ise zaten başarılı olur, yok akıllı değilse boşuna uğraşma en iyi okula da gitse adam olmaz)</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Doğrusu zaman zaman çocukların bu rahatını ve saltanatlarını kıskanmıyorum dersem yalan olur. Oğlumun cep telefonu benimkinden yeni model, kızımın çizmesi annesininkinden daha pahalı ve çoğumuz şöyle veya böyle çocuklarımıza imkânlarımızı aşan bir yaşam tarzı sunmaya çalışıyoruz. Sabah işe giderken yakınımızdaki devlet okuluna giden çocuklarla karşılaşıyorum. Çoğunun ayağında (nedense bağcıkları çözük) tek tip, kocaman, marka bir bot var ve çoğunun anne babasının o botu almak için çok daha lüzumlu bir harcamayı ertelediklerinden eminim&#8230; Üstelik sağlanan o kadar imkâna rağmen hala halinden memnun olmayan ve daha fazlasını, yetmedi daha fazlasını isteyen mutsuz çocuklarımız var. (Bundan 40 yıl önce ilk depresyonun görülme yaşı ortalaması 29 yaş iken şimdi 14) Bilmem siz de benim gibi çocuklarınıza sağladığınız imkânları kendi çocukluğunuzdaki imkânlarınızla kıyaslıyor ve sinirleniyor musunuz?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>İlkokulu bitirene kadar tek servetim beş-on bilye, bir lastik veya metal çember ve bir sapandı (O da herkesin eline geçmezdi özellikle çember). Bütün gün çemberin peşinde tabanlarım sızlayana kadar sokak sokak dolaşmaktan ne anladığımı hatırlamıyorum ama hava kararıp da yorgunluktan bitap eve geldiğimde son derece mutlu olduğumu çok iyi hatırlıyorum&#8230;<br />
</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Unutmayalım ki çocuklarımıza vereceğimiz en güzel şey, neşeli ve mutlu bir aile ortamıdır. Gecelerini uykusuz geçiren, çocuğu için özel zevklerinden ve tüm hobilerinden vazgeçmiş anne babalarla mutlu bir aile ortamı sağlayabilir miyiz? Yapılacak şey belli&#8230; Tüm dünyanın ezilen anne babaları, çocuk terörüne karşı eyleme geçmenin zamanı geldi geçiyor&#8230; Birleşelim&#8230; Yarından tezi yok önlem alalım&#8230; Yaşamak bizim de hakkımız&#8230;</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/26/bir-daha-asla-diyebilmek/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Bir daha asla&#8221; diyebilmek</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/27/23-nisan-cekilisinin-sonuclari/" rel="bookmark" class="crp_title">23 Nisan çekilişinin sonuçları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/25/deniz-uc-yasinda/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz üç yaşında&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/19/etkili-anne-baba-egitimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Etkili Anne-Baba Eğitimi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/10/23/bunalim-halleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşasın okul!</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/08/31/yasasin-okul/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/08/31/yasasin-okul/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 18:33:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[2-3 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Calışmayan Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu Anne=Mutlu Çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=1530</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yaz tatilini yaşasın çocuk, bu yaşta sürekli okul, okul olmasın&#8221; diye Deniz&#8217;i yaz okuluna göndermemeye karar verdiğimiz ve -bence- çok da hayırlı olmayan bir süreci nihayet atlatmış bulunuyoruz. YAŞASIN, DENİZ&#8217;İN OKULU BAŞLADI!!! Artık haftanın 5 yarım günü okulda olacak Deniz oğlum. Şu satırları yazdığım sırada bile onu özlüyorum, ama özlemeyi özledim. Biraz ayrılık herkese lazım. Her ne kadar okula her bıraktığımda sanki onu yetiştirme yurduna terk ediyormuşumcasına ağlasa da bu timsah gözyaşlarının ben -biraz da yutkunarak- arkamı dönüp yürümeye başladığım anda bittiğini biliyorum. Artık ona yetişemiyor, yetemiyorum. &#8220;Evimin kadını&#8221; olarak &#8220;öğlen ve akşam aynı şeyi yemesin çocuk&#8221; diye iki farklı yemek pişirip, burun kıvıracağını bilsem de &#8220;uyandığında kek kokusu alsın, ev ev koksun&#8221; diye kurabiye/kek yapıp, bir yandan &#8220;Aman çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1532" class="wp-caption alignleft" style="width: 190px"><img class="size-medium wp-image-1532" title="Back to School" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/08/tatilbitti.jpg?w=300" alt="Back to School" width="180" height="174" /><p class="wp-caption-text">Okul başlıyor!</p></div>
<p>&#8220;Yaz tatilini yaşasın çocuk, bu yaşta sürekli okul, okul olmasın&#8221; diye Deniz&#8217;i yaz okuluna göndermemeye karar verdiğimiz ve -bence- çok da hayırlı olmayan bir süreci nihayet atlatmış bulunuyoruz.</p>
<p><strong>YAŞASIN, DENİZ&#8217;İN OKULU BAŞLADI!!!</strong></p>
<p>Artık haftanın 5 yarım günü okulda olacak Deniz oğlum. Şu satırları yazdığım sırada bile onu özlüyorum, ama özlemeyi özledim. Biraz ayrılık herkese lazım.</p>
<p>Her ne kadar okula her bıraktığımda sanki onu yetiştirme yurduna terk ediyormuşumcasına ağlasa da bu timsah gözyaşlarının ben -biraz da yutkunarak- arkamı dönüp yürümeye başladığım anda bittiğini biliyorum.</p>
<p><span id="more-1530"></span></p>
<p>Artık ona yetişemiyor, yetemiyorum. &#8220;Evimin kadını&#8221; olarak <em>&#8220;öğlen ve akşam aynı şeyi yemesin çocuk&#8221;</em> diye iki farklı yemek pişirip, burun kıvıracağını bilsem de &#8220;uyandığında kek kokusu alsın, ev ev koksun&#8221; diye kurabiye/kek yapıp, bir yandan <em>&#8220;Aman çok fazla televizyon seyretmesin&#8221;</em> diye telaşlanırken ona oyunlar kurmayı, uykulardan önceki kitap seansları, uyandığında yastık savaşları, blok yapma, parmak boyama, bahçede oyun oynama ve dahasının altından kalkamıyorum. Daha doğrusu bütün bunları kotarıp hem fiziksel hem de kafaca yorulmamayı, daha da önemlisi <em>&#8220;Bırak bir sayfa gazete okuyabilmeyi, rahat rahat tuvalete giremedim yahu!&#8221;</em>nun hayal kırıklığını ona yansıtmamayı, suratımda maskeyle gezinmeyi be-ce-re-mi-yo-rum.</p>
<p>Okulun onun için ne kadar iyi, ne kadar gerekli olduğu gibi bir detaya girmiyorum bile&#8230; Evde mümkün olmadığı kadar  <img class="alignright size-full wp-image-1538" title="Tatil Bitti" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/08/tatilbitti2.jpg" alt="Tatil Bitti" width="195" height="200" />deşarj olabilmesi, sosyalleşebilmesi, bazı kuralları öğrenebilmesi adına okul çok işe yarıyor.</p>
<p>Şimdi en azından yarım gün bile olsa evin içinde tek başıma olabilmenin, Deniz&#8217;e beni rahat bıraksın diye televizyon açmak zorunda kalmadan yemek yapabilmenin, ve ucundan girdiğim kitap çevirisi işine vakit ayırabilmenin tadını çıkaracağım. Öğlen onu okuldan almaya gittiğimde beni gördüğü zamanki gözlerindeki ışıltıyla heyecanlanacak, ona sımsıkı sarılacağım. Eve geldikten sonra uyuyup uyandığında ise günün geri kalanını o nasıl isterse, kâh arabalarını yarıştırarak, kâh resim yaparak geçireceğim. Böylece akşam Deniz&#8217;in Babası eve geldiğinde onu saçım başım biraz daha az dağılmış, gözlerimin altı biraz daha morarmış olarak karşılayabilecek, &#8220;<em>Seni Allah gönderdi, al bakalım oğlunu&#8221;</em> yerine <em>&#8220;Hoş geldin sevgilim&#8221; </em>diyebileceğim.</p>
<p><strong>Mutlu Anne = Mutlu Çocuk.</strong></p>
<p><em>&#8220;Yaşasın okul!&#8221; </em>diye zıplamakta haksız mıyım?</p>
<p>&#8211;</p>
<p><em>Bunlar da ilginizi çekebilir:<br />
- <a href="http://blogcuanne.com/2009/05/13/calismayan-anne-sendromu/" target="_blank">Çalışmayan Anne Sendromu</a><br />
- <a href="http://blogcuanne.com/2009/10/23/bunalim-halleri/" target="_blank">Bunalım Halleri</a><br />
</em></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/08/uctu-uctu-kus-uctu/" rel="bookmark" class="crp_title">Uçtu uçtu, kuş uçtu&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/10/21/okul-oncesi-cocuklari-icin-yazmaya-hazirlik-calismalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Okul öncesi çocukları için kalem-kâğıt alıştırmaları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/16/deniz-icin-buyuk-insanlik-icin-kucuk-bir-adim-tuvalet-egitimi-uzerine-vi/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Deniz için büyük, insanlık için küçük bir adım&#8221; &#8211; Tuvalet Eğitimi Üzerine VI</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/24/zeynep-mutlu/" rel="bookmark" class="crp_title">Zeynep Mutlu&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/21/kendim-ettim-kendim-buldum/" rel="bookmark" class="crp_title">Kendim ettim, kendim buldum.</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/08/31/yasasin-okul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

