<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Cocuk sahibi olmak</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/cocuk-sahibi-olmak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:51:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Çocuklarını sevmeyen anne</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/01/10/cocuklarini-sevmeyen-anne/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/01/10/cocuklarini-sevmeyen-anne/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 07:39:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=18294</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da yaşadığımız senelerde sabahları işe gitmek için hazırlanırken hep NBC seyrederdim. Matt Lauer ve (o zamanlar) Katie Couric&#8217;in sunduğu Today Show favorimdi. Geçtiğimiz Mart&#8217;ta da Derin&#8217;le birlikte New York&#8217;a gidip jet lag olduğumuzda yine sabah ilk yaptığım şey Today Show&#8217;u açmak oluyordu. Bir sabah karşılaştığım bir haber ilgimi çok çekmişti. İki çocuk doğurduktan sonra artık annelik yapmak istemediğine karar veren bir kadının hikayesini anlatıyordu: Rahna Reiko Rizzuto adındaki kadın, çocuklarından küçük olanı 6 aylık olduğunda akademik bir araştırma yapmak için Japonya&#8217;ya gitmiş. Orada, ailesinden ve çocuklarından geçirdiği süre boyunca bu işi (anneliği) daha fazla devam ettiremeyeceğine karar vermiş. Dönüşte 20 yıllık evliliğini noktalamış, 5 ve 3 yaşındaki çocuklarını babalarıyla bırakmış ve Japonya&#8217;ya yerleşmişti. &#8220;Önceliği kendime vermek istedim. Anne olmak istemediğimi, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Amerika&#8217;da yaşadığımız senelerde sabahları işe gitmek için hazırlanırken hep NBC seyrederdim. Matt Lauer ve (o zamanlar) Katie Couric&#8217;in sunduğu <a href="http://today.msnbc.msn.com/" target="_blank">Today Show</a> favorimdi. Geçtiğimiz Mart&#8217;ta da <a href="http://blogcuanne.com/2011/03/09/fotograflarla-cocuklu-cocuksuz-hayat-karsilastirmasi/" target="_blank">Derin&#8217;le birlikte New York&#8217;a gidip</a> jet lag olduğumuzda yine sabah ilk yaptığım şey Today Show&#8217;u açmak oluyordu.</em></p>
<p><span id="more-18294"></span></p>
<p><em>Bir sabah karşılaştığım bir haber ilgimi çok çekmişti. İki çocuk doğurduktan sonra artık annelik yapmak istemediğine karar veren bir kadının hikayesini anlatıyordu: Rahna Reiko Rizzuto adındaki kadın, çocuklarından küçük olanı 6 aylık olduğunda akademik bir araştırma yapmak için Japonya&#8217;ya gitmiş. Orada, ailesinden ve çocuklarından geçirdiği süre boyunca bu işi (anneliği) daha fazla devam ettiremeyeceğine karar vermiş. Dönüşte 20 yıllık evliliğini noktalamış, 5 ve 3 yaşındaki çocuklarını babalarıyla bırakmış ve Japonya&#8217;ya yerleşmişti. </em><em>&#8220;Önceliği kendime vermek istedim. <strong>Anne olmak istemediğimi, çocuk sahibi olmak istemediğimi fark ettim&#8221; </strong></em><em>diyen Rizzuto çevresinden &#8220;bencil olduğuna&#8221; dair tepkiler alırken bir kısım insan tarafından da destek görmüş. </em><em>Hiroshima in the Morning</em> adlı kitabında bütün hikayesini anlatan Rizzutto&#8217;nun haberini (İngilizce olarak) <a href="http://today.msnbc.msn.com/id/41872847/ns/today-books/t/hiroshima-morning-mothers-struggle-identity/#.TwvmqDXKlQg" target="_blank">bu linkten de izleyebilirsiniz</a>.</p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Aşağıdaki yazı BlogcuAnne.com okurlarından AslınurYalınkılıç tarafından kaleme alındı. Daha önce <a href="http://blogcuanne.com/2011/04/08/cocuk-sahibi-olmak-icin-dogru-zaman/" target="_blank">&#8220;Çocuk sahibi olmak için doğru zaman</a>&#8220;ı sorgulayan yazısıyla konuğum olan Aslınur, Ankara&#8217;da fen bilimleri alanında yüksek lisans yapan 23 yaşında bir öğrenci. &#8220;Henüz evli değilim fakat gelecek planları yaptığım bir erkek arkadaşım var. Anne-çocuk hatta bebek bloglarını takip etmeyi çok seviyorum, belki de gelecekte beni neler bekliyor diye merakımdan!&#8221; diyor. Buyurun, Aslınur&#8217;un içten yazısı:</em></p>
<p>***</p>
<p><strong>Çocuklarını Sevmeyen Anne</strong></p>
<p>Çocuk sevgisi ne zaman başlar? Anne karnında mı, bebek kucağa gelince mi, yoksa konuşmaya başlayıp kişilik kazanınca mı? Bebek sahibi olan kadınların masal gibi doğum hikâyelerini okuduğumda, çocuk sevgisinin bebek daha doğmadan başladığını ve kucağa alındığı anda şimşek gibi kadının tepesine indiğini düşünmeden edemiyorum. <strong>Peki ya o şimşek hiç çakmazsa?</strong></p>
<p>Shelley Price’ın Daily Mail’e verdiği röportajı okuduğumda kanımın donduğunu hissettiğimi hatırlıyorum. 33 yaşında iki çocuk sahibi bu kadın, 11 yaşındaki büyük kızından kesinlikle hoşlanmadığını, ama 2 yaşındaki küçük kızını ise çok sevdiğini itiraf ediyordu. Ve büyük kızından hoşlanmadığı için büyük bir suçluluk duyduğunu söylüyordu. Röportajda, büyük kızı Catherine’in ona hep başkasının çocuğu gibi geldiğini, kendi kanından ve canından gibi hissetmediğini, hatta ondan uzaklaştıkça rahatladığını anlatıyordu. Ve bu hislerin Catherine doğduğundan beri asla onu terk etmediğini.</p>
<p>Shelley hep o “annelik duygusu”nun şimşek gibi tepesine inmesini beklemiş, ama bu asla olmamış. O, büyük kızına sevgiyle sarılamayan bir anne ve bunu itiraf ettiği için nefret edilen bir kadın. Bu durumu o kadar merak ettim ki biraz internette araştırmaya karar verdim. Arama motoruna <strong>“I don’t love my child (çocuğumu sevmiyorum)” </strong>yazınca gördüm ki, forumlar ve bloglar böyle hisseden annelerin itiraflarıyla dolu! İtiraflar genelde şu şekilde;</p>
<blockquote><p>“Çocuklarımı sevmiyorum, onlar tüm zamanımı alıyor ve çok sıkıcılar!”</p>
<p>“Çocuklarımın yokluğu bana bir lütufmuş gibi geliyor, uzun tatillere çıkıp uzak kalmak istiyorum.”</p>
<p>“İki çocuğum var ve onları babalarına bıraktığımda çok rahatlıyor ve mutlu oluyorum. Onlar bensiz daha iyi bir hayata sahip olabilirler.”</p>
<p>“Oğlumu sevmiyorum, eve gelir gelmez ondan uzak durmak için elimden geleni yapıyorum. Onun davranışlarından nefret ediyorum!”</p></blockquote>
<p>Bu duruma bakılacak olursa, bazı şanssız annelere hiç sevgi şimşeği çakmamış. Peki neden? Annelik duygusu ve çocuk sevgisi nasıl ve nereden geliyor öyleyse? <strong>Çocuk sahibi olunca onu seveceğinizin garantisi var mı?</strong> Belki de çocuğundan hoşlanmayan bir sürü anne var, ama toplumun tepkisini çekecekleri için bunu itiraf edemiyorlar. Çünkü annelik kutsal bir kategoride, anne olan kadın direkt tüm insani yönlerinden arınıp meleksi bir varlığa dönüşüyor. Çocuğunu canından çok hatta her şeyden çok sevmek de bu varlığın en çok yapması gereken şey. Acaba öyle mi? Bu soru beni korkutuyor. Çünkü görüyorum ki çocuk sahibi olmak onu seveceğinin garantisi olmamış bazı anneler için. Peki, bana da şimşek çakmazsa?</p>
<p>Aslınur YALINKILIÇ</p>
<p style="padding-left: 30px;">Kaynaklar:<br />
<a href="http://www.sitcomsonline.com/boards/showthread.php?t=239764">http://www.sitcomsonline.com/boards/showthread.php?t=239764<br />
</a><a href="http://answers.yahoo.com/question/index?qid=20080731174219AAzgMc0">http://answers.yahoo.com/question/index?qid=20080731174219AAzgMc0<br />
</a><a href="http://answers.yahoo.com/question/index?qid=20111010211935AAIaMNp">http://answers.yahoo.com/question/index?qid=20111010211935AAIaMNp<br />
</a><a href="http://www.minti.com/questions-and-answers/discussion/316964/do-i-love-my-kids/#">http://www.minti.com/questions-and-answers/discussion/316964/do-i-love-my-kids/#<br />
</a><a href="http://www.medhelp.org/posts/Child-Behavior/DONT-LIKE-MY-SON/show/306055">http://www.medhelp.org/posts/Child-Behavior/DONT-LIKE-MY-SON/show/306055</a></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/08/cocuk-sahibi-olmak-icin-dogru-zaman/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk sahibi olmak için doğru zaman</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/22/cocuk-sahibi-olmak-icin-sadece-tek-bir-neden/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk sahibi olma(ma)k için 25 neden?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/04/cocuk-sahibi-olmakolmamak-karari-nasil-verilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/01/10/cocuklarini-sevmeyen-anne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>83</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu musun? Emin misin?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/12/mutlu-musun-emin-misin/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/12/mutlu-musun-emin-misin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 07:23:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Meşk]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk ve evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Karı-koca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17859</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 18 senedir beraber, 12 seneyi aşkındır evli olan bir çiftiz. Ve sanırım en çok kavgamızı, en fazla gerilimi son 5 senedir yaşıyoruz. Evet, ayaklarımız yorganın altında kavuşuyor çok şükür. Ama daha önce varlığından bile haberdar olmadığımız -çocukla ilintili- bir sürü konu sorun olabiliyor aramızda. Yalnız değilim. Yakın zamanda, çocuklarının yaşları ve sayıları değişen birçok annenin bulunduğu bir ortamda bir soru sordum: Evliliğiniz çocuktan olumlu mu etkilendi, olumsuz mu? İki aydır anne olan da, iki senedir anne olan da aynı şeyi söyledi: Olumsuz etkilendi. Çocuk yüzünden tartışıyoruz. Evet, ikimiz de çocuğumuz olduğu için çok mutluyuz ama karı-koca olarak gerginiz. &#8220;Her çocuk evlilikten bir şeyler götürüyor.&#8221; dedim. Katılmayan yok gibiydi. 1974 senesinde yapılan bir araştırma çocuk sahibi olmanın, evliliğin üzerinde pek de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 18 senedir beraber, 12 seneyi aşkındır evli olan bir çiftiz. Ve sanırım en çok kavgamızı, en fazla gerilimi son 5 senedir yaşıyoruz. <span id="more-17859"></span>Evet, <a href="http://blogcuanne.com/2011/09/21/ayaklar-yorganin-altinda-kavussun-yeter/" target="_blank">ayaklarımız yorganın altında kavuşuyor</a> çok şükür. Ama daha önce varlığından bile haberdar olmadığımız -çocukla ilintili- bir sürü konu sorun olabiliyor aramızda.</p>
<p>Yalnız değilim. Yakın zamanda, çocuklarının yaşları ve sayıları değişen birçok annenin bulunduğu bir ortamda bir soru sordum:</p>
<blockquote><p>Evliliğiniz çocuktan olumlu mu etkilendi, olumsuz mu?</p></blockquote>
<p>İki aydır anne olan da, iki senedir anne olan da aynı şeyi söyledi:</p>
<blockquote><p>Olumsuz etkilendi. Çocuk yüzünden tartışıyoruz. Evet, ikimiz de çocuğumuz olduğu için çok mutluyuz ama karı-koca olarak gerginiz.</p></blockquote>
<p><strong><em>&#8220;Her çocuk evlilikten bir şeyler götürüyor.&#8221;</em> </strong>dedim. Katılmayan yok gibiydi.</p>
<p>1974 senesinde yapılan bir araştırma çocuk sahibi olmanın, evliliğin üzerinde pek de olumlu olmayan bir etkisi olduğunu gösteriyor. Aşağıda, 4 farklı grupla gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları var. (Ben bu grafiği Türkçeleştirdim. <a href="http://www.babble.com/content/articles/features/dispatches/mitchell/happiness/images/chart.jpg" target="_blank">Orijinali burada</a>)</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/CocuktanSonraMutluluk.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-17862" title="CocuktanSonraMutluluk" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/CocuktanSonraMutluluk.jpg" alt="" width="500" height="321" /></a></p>
<p>Bu araştırma ve grafikten yola çıkılarak yazılan <em><a href="http://www.babble.com/mom/relationships/parenthood-and-happiness-children-happy-parents/" target="_blank">Are You Happy? Are You Sure?</a></em> <em>(Mutlu musunuz? Emin misiniz?)</em> başlıklı şu yazıya göre:</p>
<blockquote><p>Evlilikte çiftlerin yaşadığı tatmin seviyesi ve mutluluk evlendikten kısa süre sonra düşmeye başlıyor. Çocuklar okul öncesi dönemdeyken bu seviye daha da düşüyor. En büyük çocuk 12 yaşına yaklaşınca biraz yükselse de, çocuğun ergen yıllarında hızlı bir şekilde düşmeye devam ediyor. Ne zaman ki çocuklar evden gidiyor, işte ancak o zaman tekrardan evliliğin ilk zamanlarındaki mutlu günlere geri dönülebiliyor.</p></blockquote>
<p>Mutluluk abidesi olan çocuklarımızın, onları hayata getiren karı-koca arasında tartışma sebebi olması eşyanın tabiatına aykırıymış gibi geliyor. Ama öyle değil aslında. <strong>Çocuk, insanın hayatına öyle bir stres, öyle bir yorgunluk, öyle bir gürültü, öyle bir &#8230; bir sürü şey getiriyor ki, </strong>bir yandan var olan sorumluluklarını (iş, güç, eş, &#8230;) idame ettirmeye çalışırken, bir yandan da her şeyin üzerini kaplayan bu olguyu yıpranmadan idare edebilmek pek mümkün görünmüyor.</p>
<p>Etrafıma bakıyorum da, çocuk olduktan sonra eşiyle eskisinden daha fazla tartışmayan çift neredeyse yok gibi. (Aslında yok da, NEREDEYSE&#8217;yi olup da haberdar olmadıklarım için koydum) Çocuğun hasta, sorun. Çocuk uyumuyor, sorun. Çocuk diş çıkarıyor, sorun. Anneanne-babaanneler çocuğa müdahale ediyor, sorun. O sorun, bu sorun.</p>
<p>Neyse ki çok da vahim değil durum. Bahsi geçen makalede, çocuktan sonraki ilk yıllarda -ve daha sonra da ergenlik yıllarında- yaşanan gerginliğin oldukça sağlıklı bir biyolojik değişim olduğu söyleniyor. Ve şöyle deniyor:</p>
<blockquote><p>Çocuk sahibi olduktan sonra eskisi kadar anlaşamayan çiftler genellikle umutsuzluğa kapılıyor. Ancak burada şunu unutmamak lazım: Önemli olan çiftlerin arasında gerginlik olmaması değil. Önemli olan, var olan bu gerginliğin altından, iki tarafın da kabul edebileceği bir şekilde kalkabilmek. Bu gerginliğin sebepsiz yere olmadığını, altında yatan nedenin gerçekten zorlayıcı olduğunu görebilmek.</p></blockquote>
<p>Sanırım şunu kabullenmek lazım: <strong>Çocuktan sonra her şeyin anlamı değiştiği gibi, mutluluğun tarifi de değişiyor. </strong>Çocuk sahibi olmak çiftlerin dünyaya daha önce sahip olmadıkları gözlüklerle bakmalarını sağlıyor. Ancak şu bir gerçek ki, bu gözlükler, çiftlerin arasındaki ilişkiyi de eskisinden daha farklı gösteriyor.</p>
<p>Belki de işin özü bunu kabul etmekte. Eski dinamikleri arayıp da bulamayınca mutsuz olmak yerine, şu anda sahip olduklarınla mutluluğu yeniden tarif etmek gerekiyor belki.</p>
<p>Öyle mi?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/21/ayaklar-yorganin-altinda-kavussun-yeter/" rel="bookmark" class="crp_title">Ayaklar yorganın altında kavuşsun, yeter&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/18/cocuk-sahibi-olmak-ciftleri-nasil-etkiliyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk sahibi olmak çiftleri nasıl etkiliyor?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/13/unutulan-beklentiler/" rel="bookmark" class="crp_title">Unutulan beklentiler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/17/mutlu-evliligin-yolu-iletisim-uyum-ve-saygi/" rel="bookmark" class="crp_title">Mutlu evliliğin yolu: İletişim, uyum ve saygı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/12/mutlu-musun-emin-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun var mı…</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/11/17/cocugun-var-mi%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/11/17/cocugun-var-mi%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 06:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17511</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk sahibi olmakla ilgili sevmediğim iki söz vardır. Aslında daha çok vardır belki ama ilk etapta aklıma ikisi geliyor: Birincisi, “Allah hayırlı evlat versin”dir. Bencilce gelir bana bu söz. “Benim çocuğumun bana hayırlı olması gibi bir beklentim yok ki, kendine hayrı dokunsun, bana yeter” değil midir? Çocuğum sağlıklı olsun, mutlu olsun, bundan iyisi Şam&#8217;da kayısıdır. İkincisi de “Çocuğun var mı derdin var”dır. Çocuk sahibi olmak, sadece dert sahibi olmaktan ibaren değildir, ama bu sözde doğruluk payı da vardır aslında. Çocuk sahibi olmak, önceden var olduğunu bilmediğin duyguları, endişeleri, sorumlulukları beraberinde getiriyor ne de olsa. Ama bunu sadece dertle ifade etmek haksızlık gibi geliyor bana. Facebook’taki BlogcuAnne.com takipçilerine sordum. Dedim ki, “Boşluğu doldurun: Çocuğun var mı … var” Bakın neler dediler: ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmakla ilgili sevmediğim iki söz vardır. Aslında daha çok vardır belki ama ilk etapta aklıma ikisi geliyor:</p>
<p>Birincisi, <em><strong>“Allah hayırlı evlat versin”</strong></em>dir. Bencilce gelir bana bu söz. <em>“Benim çocuğumun bana hayırlı olması gibi bir beklentim yok ki, kendine hayrı dokunsun, bana yeter” </em>değil midir? Çocuğum sağlıklı olsun, mutlu olsun, bundan iyisi Şam&#8217;da kayısıdır.</p>
<p><span id="more-17511"></span></p>
<p>İkincisi de <em><strong>“Çocuğun var mı derdin var”</strong></em>dır. Çocuk sahibi olmak, sadece dert sahibi olmaktan ibaren değildir, ama bu sözde doğruluk payı da vardır aslında. Çocuk sahibi olmak, önceden var olduğunu bilmediğin duyguları, endişeleri, sorumlulukları beraberinde getiriyor ne de olsa. Ama bunu sadece dertle ifade etmek haksızlık gibi geliyor bana.</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/BlogcuAnne" target="_blank">Facebook’taki BlogcuAnne.com takipçilerine</a> sordum. Dedim ki,</p>
<blockquote><p><strong>“Boşluğu doldurun: Çocuğun var mı … var”</strong></p></blockquote>
<p>Bakın neler dediler:</p>
<p><em>Çocuğun var mı &#8230;</em></p>
<ul>
<li> Huzurun var</li>
<li>İş yerinde kusmuklu pantolonun var!</li>
<li>Kırık bir gözlüğün var.</li>
<li>Servetin var, altın topun var.</li>
<li>Eşyaları bulunamayacak yerlere saklama becerin var</li>
<li>Tırnaklarının arasında oyun hamuru var</li>
<li>Kaygıların var</li>
<li>Her şeyin var!</li>
<li>En şık çantandan bile oyuncak, emzik, çorap teki, bebek bezi çıkma ihtimali var</li>
<li>Her gün yılmadan seni sinirden çıldırtıp arkasından mutluluktan deli eden birileri var</li>
<li>Hayatının anlamı var</li>
<li>Taşıman gereken kocaman bir çantan var</li>
<li>Masallar, hikayeler uydurabilmen için geniş bir hayal dünyan var</li>
<li>Hele de iki çocuğun varsa kafanda en güzelinden bir HUNİ var!</li>
<li>Buzdolabının rafında oyuncak araba bulma ihtimalin var</li>
<li>Yoğun bir sorumluluk duygusunun yanında tarif edilemez, karşılıksız bir sevgi ve huzur var</li>
<li>Sağlıklı olmak ve yaşamak için çok geçerli bir sebebin var</li>
<li>Onun gözlerine bakıp hayatı unutma şansın var</li>
<li>Uykun var, uykun!</li>
<li>Gerçek aşkın var</li>
<li>Gelecek nesle katkıda bulunmanın gururu var</li>
<li>Karı-koca kavgası var</li>
<li>Kocaman memelerin var!</li>
<li>Hayatın tadı var, tuzu var</li>
<li>Pencerelerde, camlarda, aynalarda minik parmak izleri var</li>
<li>Geleceğe dair umudun var</li>
<li>Çantanda cezve var</li>
<li>Çokluğuna senin de şaştığın sonsuz sabrın var</li>
<li>Üstüne sinmiş mis gibi cennet kokusu var</li>
<li>Kocaman bir yüreğin ve hemencecik akan gözyaşların var</li>
<li>Bu hayatta kimsenin tattıramayacağı ANNELİK değerin var</li>
<li>Çocuktan önce farkında varmadığın yaratıcılığın var</li>
<li>Bağrışmalarını dinleyen komşuların var</li>
<li>Yetişemiyorum kaygın var</li>
<li>İnanılmaz bir sorumluluğun var</li>
<li>Dağınık bir evin var</li>
<li>Dağınık saçların, altında her daim eşofmanın var</li>
<li>İşin var</li>
<li>Şansın var</li>
<li>Blogun var</li>
<li>Onu bu dünyada yalnız bırakmamak için korkuların, kimseye bahsedilmemiş duaların var.</li>
<li>Fena halde gıcık aldığın akrabaların var</li>
<li>Hele de ikizlerse, evde her daim stand up show var.</li>
<li>Sürekli ondan bahsedesin var</li>
<li>Hiç toplanmayan bir evin, her gün çalışan bir çamaşır makinen var.</li>
<li>Sürekli kopan kolyelerin, başta topuklu ayakkabıların olmak üzere her türlü süslü eşyana davet beklemeden ortak olacak birileri var.</li>
<li>Oyuncak olmuş tencere tavan var</li>
<li>Bir saniye önce romantikken aniden sahne değiştirip korku filmine dönüşen, sonra yine sen hangi ara olduğunu anlayamadan komediyle devam eden ve hayatın boyu sürecek bir senaryon var.</li>
<li>Oyuncak olmuş tencere tavan var.</li>
<li>Evin değişik yerlerine yapıştırılmış türlü türlü çıkartmaların var</li>
<li>“İlk görüşte aşk”a inanasın var.</li>
</ul>
<p>Ve uzaaar, gider…</p>
<p>(Katkılarından dolayı <a href="https://www.facebook.com/BlogcuAnne" target="_blank">Facebook takipçilerime</a> teşekkürler&#8230;)</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/19/cocuk-sahibi-olmaktan-korkanlara/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk sahibi olmaktan korkanlara</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/12/mutlu-musun-emin-misin/" rel="bookmark" class="crp_title">Mutlu musun? Emin misin?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/11/bir-insan-cocuk-sahibi-olmadan-once-cocuk-sahibi-olmayi-ne-olarak-gorur-olduktan-sonra-ne-oldugunu-fark-eder/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Çocuk sahibi olma&#8221;nın gerçek anlamı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/16/kizlara-bebek-erkeklere-araba/" rel="bookmark" class="crp_title">Kızlara bebek, erkeklere araba</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/22/cocuk-sahibi-olmak-icin-sadece-tek-bir-neden/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk sahibi olma(ma)k için 25 neden?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/11/17/cocugun-var-mi%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk sahibi olmaktan korkanlara</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/19/cocuk-sahibi-olmaktan-korkanlara/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/19/cocuk-sahibi-olmaktan-korkanlara/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 06:34:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16670</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili ileride-çocuk-sahibi-olmayı-düşünen-kişi, Hayatının hangi aşamasındasın bilmiyorum, ama bu yazıyı okuduğuna göre çocuk sahibi olmak aklının bir köşesinde yer etmiş olmalı. Belki evlisin, belki henüz üniversitedesin, ama günün birinde anne ya da baba olmayı düşünüyorsun sen de demek ki&#8230; Sana diyecek birkaç lafım var: Seni zor bir yolculuk bekliyor. Sanma ki bunu diyen torun, tombalak sahibi biri. Bakma böyle yazdığıma; ben henüz 5 senelik bir anneyim. Daha ne ergenlik yaşadım, ne de ciddi anlamda okul sorunu. Henüz oğlumun kalbini kıran bir kız arkadaşı olmadı, ya da üniversite sınavına hazırlandığı uykusuz geceler. Dolayısıyla bu yazdıklarımı 5 senelik tecrübeyle yazıyorum sana. Ama eminim ki, bundan 55 sene sorsaydın yine  aynı şeyleri yazıyor olurdum. Çocuk sahibi olmak&#8230; Nasıl tarif etsem? Ne desem yetmeyecek. Çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili ileride-çocuk-sahibi-olmayı-düşünen-kişi,</p>
<p>Hayatının hangi aşamasındasın bilmiyorum, ama bu yazıyı okuduğuna göre çocuk sahibi olmak aklının bir köşesinde yer etmiş olmalı. Belki evlisin, belki henüz üniversitedesin, ama günün birinde anne ya da baba olmayı düşünüyorsun sen de demek ki&#8230;</p>
<p><span id="more-16670"></span></p>
<p>Sana diyecek birkaç lafım var:</p>
<p>Seni zor bir yolculuk bekliyor. Sanma ki bunu diyen torun, tombalak sahibi biri. <strong>Bakma böyle yazdığıma; ben henüz 5 senelik bir anneyim. </strong>Daha ne ergenlik yaşadım, ne de ciddi anlamda okul sorunu. Henüz oğlumun kalbini kıran bir kız arkadaşı olmadı, ya da üniversite sınavına hazırlandığı uykusuz geceler. Dolayısıyla bu yazdıklarımı 5 senelik tecrübeyle yazıyorum sana. Ama eminim ki, bundan 55 sene sorsaydın yine  aynı şeyleri yazıyor olurdum.</p>
<p>Çocuk sahibi olmak&#8230; Nasıl tarif etsem? Ne desem yetmeyecek. Çok güzel bir şey. Bunu herkes biliyor zaten. Ama aynı zamanda çok da zor bir şey. İşte bu kısmı pek konuşulmuyor.</p>
<p>Benim tecrübe ettiğim 5 senede nelerin zor olduğunu gördüm, anlatayım sana:</p>
<p>Birincisi, <strong>sorumluluk almak zor bir şey. </strong>Bir gün önce -hadi bebek bekleme dönemini de sayalım, 9 ay bir gün önce- sadece kendin -ve eşin/sevgilin- için yaşıyorken, bir gün sonra senden daha fazla sevdiğin bir canın baş sorumlusu oluyorsun. Bu var ya, acayip bir sorumluluk. Onun yemesinden, içmesinden, bağırsaklarının düzeninden, uyuyup da büyümesinden, yürümesinden, her şeyinden, HER ŞEYİNDEN sen sorumlusun. Kolay değil bu.</p>
<p>Kolay değil, çünkü bunların olabilmesi için kendinden, <strong>daha önce hiç bulunmadığın kadar fazla özveride bulunman gerekiyor.</strong> Uykunu adeta ona veriyorsun. Uyku deyip geçme, uykusuzluk fena yapıyor adamı. Şu andaki düzenli sayılabilecek hayatında bile iyi uyumadığın zamanlarda nasıl kendinde olmadığını düşün. Bir de yukarıda bahsettiğim sorumlulukları günde 4-5 saat (o da bölük pörçük) uykuyla yapmaya çalıştığını göz önüne getir. Biraz olsun anlatabildim mi?</p>
<p>İkincisi, bu devirde ebeveyn olmak kolay değil. <strong>Aslında ebeveyn olmak hiçbir zaman kolay olmadı. </strong>Her devrin kendine özgü zorlukları vardı. Bizim annelerimiz alt bezlerimizi saatlerce kaynatmakla uğraşırlarmış mesela. Biz de çocuklarımızı sağlıklı beslemek konusunda çelişkiler yaşıyoruz. Bu devrin bir farkı, olumlu şeylerin olduğu kadar olumsuzların, hataların, yanlışların da kolaylıkla paylaşılabilmesi; kötünün duyulması, kulaktan kulağa yayılması.</p>
<p>İşte bu bir nevi avantaj da aslında. Eskiden çok çok komşularına dert yanarmış anneler. Böyle blog yazmak, Facebook&#8217;ta isyan etmek, Twitter&#8217;da söylenmek yokmuş o zamanlar. Şanslı olanlar arkadaşlarına bir iki laf eder, daha az şanslı olanlar ise içinde tutarmış. Bu demek değilmiş ki onlar da zorlanmazmış. Sadece zorlandıklarını dile getirecekleri ortamları kolay bulamazlarmış.</p>
<p><strong>Zamane annelerinin yaşadığı bir dezavantaj ise, eski annelere göre daha &#8220;yalnız&#8221; olmaları. </strong>Eskisi gibi aileleriyle yaşayan, başı sıkıştıkça annesi/kayınvalidesi yardıma koşacak olan, hastalandığında ona çorba pişiren komşusu olan annelerin sayısı giderek azalıyor günümüz şartlarında. İşte bu yüzdendir ki şimdinin anneleri hiç tanımadıkları, hayat tarzları hakkında hiçbir fikir sahibi olmadıkları, sadece &#8220;annelik&#8221; çatısı altında birleştikleri kadınlarla kolaylıkla dertleşebiliyor, yazışabiliyor, paylaşabiliyor. Bu yüzdendir ki birinin çocuğunun uykusuzluğu diğerinin sorunu haline geliyor; birinin derdinin çözümü bir başkasına derman olabiliyor.</p>
<p>Annelerin uykudan, diş çıkarmadan, tuvalet eğitiminden, 2 yaş sendromundan, okuldan, inattan, itirazdan, kısacası anneliğin olmazsa olmazları olan küçük pürüzlerden şikayet etmeleri, senin gibi bu alana henüz giriş yapmamış insanları olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Ama bak, belki şu söyleyeceklerim içini biraz rahatlatır:</p>
<p>Çocuk sahibi olmak, bir çocuğun sorumluluğunu almak, küçücük bir candan insan yetiştirmeye çalışmak var ya, muazzam bir şey. <strong>Ben sana ne kadar anlatmaya çalışsam da şu anda idrak edemeyeceksin,</strong> o yüzden anlatmaya çalışmayacağım. Zamanı gelip de kendin deneyimlediğinde yaşayacaksın.</p>
<p>Sadece şunu söyleyeyim: Hiçbir ebeveyn çektiği onca zorluğa rağmen &#8220;keşke çocuğum olmasaydı&#8221;  demez, demiyor. En azından ben diyenini duymadım. Hayatının alt üst olmasına, eski yaşamını özlemesine, kendini çoğu zaman içinden çıkılmaz bir durumda bulmasına rağmen hiçbir anne-baba çocuğu olmadan bir yaşam düşünemiyor.</p>
<p><strong>Kısacası sevgili anne-baba aday adayı, çocuk sahibi olmaktan korkma. </strong>Etrafta duyduğun &#8220;sorunları&#8221; neyle karşılacağının bir ön filmi gibi gör, ama sakın, sakın vazgeçme, eğer istiyorsan tabii.</p>
<p>Ve zamanı gelip sen de bir candan sorumlu olduğunda, senin geçtiğin yollardan geçmiş olan ve seni dinlemek, sana yardım etmek için can atan bir sürü &#8220;kaderdaş&#8221;ının olduğunu unutma.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Blogcu Anne Elif</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/11/ikinci-cocugu-yapmaktan-korkanlara/" rel="bookmark" class="crp_title">İkinci çocuğu yapmaktan korkanlara&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/11/bir-insan-cocuk-sahibi-olmadan-once-cocuk-sahibi-olmayi-ne-olarak-gorur-olduktan-sonra-ne-oldugunu-fark-eder/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Çocuk sahibi olma&#8221;nın gerçek anlamı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/04/cocuk-sahibi-olmakolmamak-karari-nasil-verilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/17/cocugun-var-mi%e2%80%a6/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuğun var mı…</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/19/cocuk-sahibi-olmaktan-korkanlara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 18:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Calışan anne]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=15144</guid>
		<description><![CDATA[Vatan Gazetesi yazarı Dilek Önder dün X Jenerasyonu kadınları&#8230; başlıklı bir yazı yazdı. Yazı, kimsenin aksini savunamayacağı &#8220;ne olursa olsun kadın kariyer yapmalıdır&#8221; (daha doğrusu -benim yorumumla &#8211; &#8220;kadın para kazanmalıdır) mesajıyla bitiyor. Ama genel olarak yazıdan pek bir anlam çıkaramadım ben. Ana fikrini tam olarak kavrayamadım. Belirtilen yaş aralığında olmasına rağmen çocuk sahibi olan kadınlar X jenerasyonuna ait değiller mi? Çocuksuz kadınlar mı daha mutlu? Hem çocuklu, hem başarılı, hem de mutlu olsak olmaz mı? Özellikle de yazının başlarındaki &#8220;evli ve çocuklu kadınlar mutlu değillerdir, sadece öyle olduklarını sanırlar&#8221; kısmı pek bir tuhaf geldi bana. Şundan bahsediyorum: Günümüzde kariyer sahibi olan 30 &#8211; 40 yaş aralığındaki kadınların neredeyse yarısının çocuksuz olduğu ortaya çıkmış. Diğer yarısı mutsuz demek! Ki öyle! Aralarından ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vatan Gazetesi yazarı Dilek Önder dün <a href="http://haber.gazetevatan.com/x-jenerasyonu-kadinlari/385013/4/Haber" target="_blank">X Jenerasyonu kadınları&#8230; </a>başlıklı bir yazı yazdı.</p>
<p>Yazı, kimsenin aksini savunamayacağı &#8220;ne olursa olsun kadın kariyer yapmalıdır&#8221; (daha doğrusu -benim yorumumla &#8211; &#8220;kadın para kazanmalıdır) mesajıyla  bitiyor. Ama genel olarak yazıdan pek bir anlam çıkaramadım ben. Ana fikrini tam olarak kavrayamadım. Belirtilen yaş aralığında olmasına rağmen çocuk sahibi olan kadınlar X jenerasyonuna ait değiller mi? Çocuksuz kadınlar mı daha mutlu? Hem çocuklu, hem başarılı, hem de mutlu olsak olmaz mı?</p>
<p>Özellikle de yazının başlarındaki<em> &#8220;evli ve çocuklu kadınlar mutlu değillerdir, sadece öyle olduklarını sanırlar&#8221;</em> kısmı pek bir tuhaf geldi bana.</p>
<p>Şundan bahsediyorum:</p>
<blockquote><p>Günümüzde kariyer sahibi olan 30 &#8211; 40 yaş aralığındaki kadınların neredeyse yarısının çocuksuz olduğu ortaya çıkmış.</p>
<p>Diğer yarısı mutsuz demek!</p>
<p>Ki öyle!</p>
<p>Aralarından  her kim çıkıp, “Yoo&#8230; ben mutluyum” diyorsa ya yalan söylüyordur ya da  gerçek mutluluğun ne demek olduğunu bilmiyordur!</p>
<p>Bu kadar da iddialıyım.</p>
<p>Bir tek kadın grubu hariç: Kocasını sallamayanlar! Kendilerine hayat kuranlar ki onların sayısı da evliler içinde yüzde 1 falandır.</p></blockquote>
<p>Ben bu anlatımdan 30-40 yaş arası, çalışan ve çocuklu kadınların mutsuz olduğu sonucunu çıkardım. Bu yaş aralığında olup (çalışan), evli olan, çocuğu olan ve de mutlu olduğunu iddia eden kadınlar ya yalan söylüyorlar, ya da gerçek mutluluğun ne olduğunu bilmiyorlar, öyle mi?</p>
<p>Kimse kimsenin ne kadar mutlu olduğunu bilemez.</p>
<p>Ben şu an tam da 35 yaşına iki ay kalan, iki çocuk sahibi bir kadınım. Evet, geleneksel anlamda &#8220;kariyer sahibi&#8221; değilim belki, ama kendi çapımda üretkenim. Gayet de mutluyum. Allah sizi inandırsın, vallahi ve de billahi yalan söylemiyorum. 12 senedir salladığım bir de kocam var bu arada. Tamam, <a href="http://blogcuanne.com/2011/04/27/erkekler-marsli-kadinlar-venuslu/" target="_blank">kendisi Marslı</a>, arada tepemin tasını attırıyor ama severim onu, hem de çok.</p>
<p>Mutluyum, çünkü tercihlerimi bu yönde yaptım. Mutluyum, çünkü yaptığım seçimlerle mutlu olmayı öğrendim.</p>
<p>Çocuk yapmamayı tercih etseydim, belki evlenmemeyi seçseydim, &#8220;kariyer yapmaya&#8221; yönelseydim büyük ihtimalle o zaman da mutlu olurdum. Çünkü o zaman tercihlerimi o yönde kullanmış ve o seçimlerimle mutlu olmayı öğrenmiş olurdum.</p>
<p>Şu andaki mutluluğumun alternatif maliyetini bilmiyorum. Doğan&#8217;la tanışmasaydım, ya da bir noktada ayrılmış olsaydım, belki başka biriyle başka bir yaşam kursaydım, o sırada kariyer kadını olmuş olsaydım&#8230; yapsaydım, etseydim, belki &#8220;daha fazla&#8221; mutlu olurdum. Bilemem ki?</p>
<p>Mutluluğu insan kendisi yaratıyor bence. Mutluluk biraz da öğrenilen bir şey gibi geliyor bana.</p>
<p><em>&#8220;Çocuk sahibi olmak bir kadının dünyadaki en önemli misyonudur&#8221;</em> demeyi ne kadar bağnazca ve yanlış buluyorsam, <em>&#8220;Çocuk sahibi olmayı seçmiş ve mutlu olduğunu düşünen kadınların, asıl mutluluğun ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmadığını&#8221; </em>söylemeyi de o kadar itici buluyorum.</p>
<p>Hangimiz, farklı tercihler yapmış olsaydık ne kadar daha fazla (ya da az) mutlu olurduk, emin olabiliriz?</p>
<p>O halde &#8220;bizim gibi olmayanların bizim kadar mutlu olamayacağını&#8221; iddia etmek neden?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/31/mutlulugun-resmi-2010da-gercek-olsun/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Mutluluğun resmi&#8221; 2010&#8242;da gerçek olsun</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/12/mutlu-musun-emin-misin/" rel="bookmark" class="crp_title">Mutlu musun? Emin misin?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/13/kadinin-yeri-neresi/" rel="bookmark" class="crp_title">Kadının yeri&#8230; neresi?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/11/25/annelik-toz-pembe-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik toz pembe mi?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>65</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk sahibi olmak için doğru zaman</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/04/08/cocuk-sahibi-olmak-icin-dogru-zaman/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/04/08/cocuk-sahibi-olmak-icin-dogru-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 06:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=12995</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda, birbirinden bağımsız iki Blogcu Anne okurunun benzer hislerle yola çıkarak yazdıkları iki konuk yazı var. İkisinin de ortak noktası, henüz çocuk sahibi olmamaları. Her ikisi de bunun doğru zamanını sorguluyor. *** İlk yazı, SOLAK kod adlı okurdan: 81 doğumlu, 5 senelik evli, hiç çocuk sahibi biri olarak biyolojik yaşım arada bir beni yoklasa da daha tam anlamıyla gelmedi sanırım. Bilemiyorum, bir çocuğun eksikliğini hissetmiyorum, benden sonra evlenen herkes patır patır doğurdu bu arada. Prosedürlerden hoşlanmıyorum; millete torun ya da yeğen yapma derdinde değilim. Ya yap hadi bir çocuk da sevelim diyenlerse favorim. Sanki maymun yavrusu doğurucam (tövbeler olsun ya!). Kaldı ki çok çocuk seven biri olduğum da söylenemez ve laf aramızda gece uykusuna bayılırım. Sabahın 5&#8242;inde kalkarım ama 10’da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aşağıda, birbirinden bağımsız iki Blogcu Anne okurunun benzer hislerle yola çıkarak yazdıkları iki konuk yazı var. İkisinin de ortak noktası, henüz çocuk sahibi olmamaları. Her ikisi de bunun doğru zamanını sorguluyor. </em></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p><strong>İlk yazı, SOLAK kod adlı okurdan: </strong></p>
<p>81 doğumlu, 5 senelik evli, hiç çocuk sahibi biri olarak biyolojik yaşım arada bir beni yoklasa da daha tam anlamıyla gelmedi sanırım. Bilemiyorum, bir çocuğun eksikliğini hissetmiyorum, benden sonra evlenen herkes patır patır doğurdu bu arada.</p>
<p>Prosedürlerden hoşlanmıyorum; millete torun ya da yeğen yapma derdinde değilim. Ya yap hadi bir çocuk da sevelim diyenlerse favorim. Sanki maymun yavrusu doğurucam (tövbeler olsun ya!).</p>
<p>Kaldı ki çok çocuk seven biri olduğum da söylenemez ve laf aramızda gece uykusuna bayılırım. Sabahın 5&#8242;inde kalkarım ama 10’da uyumak şartıyla.</p>
<p>İnsanların bu kadar kendilerini bilmez olmalarından şikâyetçiyim. Belki ben ya da eşim kısırız; belki ben vajinusmusum; belki eşimde ereksiyon problemi var; belki maddiyatımıza güvenmiyoruz, belki de gerçekten çocuk sevmiyoruz, olamaz mı?</p>
<p>Ben 20&#8242;li yaşların başında evlenip de senesine doğum yapan kadınların prosedürlere uyduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Aslolan ise kadının biyolojik saatinin gelmesi. Biri şöyle demişti bana: <em>&#8220;Ne zaman ki ben bu çocuğu tek başına da büyütürüm dersin işte o zaman çocuk sahibi olmak için doğru zamandır</em>.&#8221;</p>
<p>Zaman zaman hormonlarım bunu bana söylüyor.</p>
<p>Bu arada içimdeki ses de yakında annelik için ilk adımları atacağımı söylüyor. Hayırlısı bakalım, göreceğiz.</p>
<p style="text-align: right;">- Solak</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p><strong><em>İkinci yazı ise Aslınur Yalınkılıç&#8217;tan:</em></strong></p>
<p>Bu blogu takip eden birçoklarının aksine, ben ne evli ne de çocuk sahibi bir kadınım. Ben, büyük bir şehrin büyük bir üniversitesinin, duyanların <em>“Aa ne ilginç, siz şimdi insan klonlayabiliyorsunuz değil mi?” </em>soruları yönelttikleri bir bölümünden mezun olmak üzere olan bir öğrenciyim. Bilim insanı olan babamın etkisinden de olsak gerek, <strong>ben de bilim insanı olmayı istedim.</strong> Üniversiteye başlarken hayallerimde ünlü bir bilim insanı olmak, laboratuardan çıkmamak ve muhteşem projelere imza atmak vardı. Hala da var, en azından daha mütevazı bir versiyonuyla. Bu versiyon değişimine, gelecekte ne yapacağıma dair düşünmeye başlamam sebep oldu. Kendimi bilime mi verecektim? Sevdiğim adamla evlenip çoluk çocuğa mı karışacaktım? İkisini birden yapabilir miydim? Toplumun benden beklentileri ne? Ailemin benden beklentileri ne? Benim kendimden beklentim ne?</p>
<p>Mezuniyetime yaklaştıkça fark ettim ki, önceden “aman dersini aksatma kızım, aman doktora yap profesör ol kızım” diye annem, artık işleri yavaştan almamı ve ileride bilime çok da bulaşmamamı telkin ediyor. Babam bile zorlandığım yerde bırakmamı ima ediyor. <strong>Acaba evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya mı yönlendiriliyordum? </strong>Madem öyle, bu konuda kendimi bilgisiz bırakacak değilim, araştırayım bari diyerek bu blogu ve başka bir sürü hamilelik, bebek gelişimi ve çocuk büyütmekle ilgili siteleri takip etmeye başladım. Düşünüyordum ki, ben hem iyi bir anne, iyi bir bilim insanı, iyi bir eş olup bu arada kendime vakit ayırıp sporumu yapıp, yok efendim mükemmel yemekler pişirip arkadaşlarımla bile gezmeye çıkabilirim!</p>
<p>Okuyup araştırdıkça bu işin o kadar kolay olmayabileceğini öğrendim. Bunları yardımsız kim yapabilirdi ki? Gittikçe gözüm korkmaya başladı ve <strong>çocuk yapma fikrinden soğudum.</strong> Bu sefer de suçluluk duygusu başladı ufaktan, ben kendi lüksüm için sevdiğim insanla çocuk yapmayacak kadar bencil biriydim! Bu düşünceden sonra ayrı bir düşünce: lüks dediklerim ya aslında ihtiyacım olan şeylerse? Spor yapmak, gezmek, iki sayfa makale okumak ihtiyaç değil de nedir? Peki, çocuk da yaptım kariyer de diyelim, bu arada sevdiğim insanla ilişkim ne olacak? Eskisi gibi kafamıza ne eserse onu yapabilecek miyiz? O baba, ben de anne olunca yine birbirimize âşık olacak mıyız? Birbirimize zaman ayırabilecek miyiz…</p>
<p>Şanslıyım ki, benden önce bunları düşünmüş insanların deneyimlerini okuyabiliyorum. Ve fedakârlıklar yapılmadan güzel şeylere sahip olunamıyor. Evlenip çocuk yapıp, gerekirse işimi bırakmayı kaçınılmaz son, kadının tek senaryosu olduğu için değil, isteyerek ve emin olarak yaşamak isterim. Bu yolu seçmiş kadınların kalıba uygun davrandıkları için anneleri veya kayınvalideleri tarafından onaylanmalarını değil, kendi içlerinde kendilerini onaylamalarını isterim.</p>
<p>Bu arada mükemmel yemekler pişirip her akşam arkadaşlarımla gezemesem de, arada kaçamaklar yapıp kız kıza eğlenmek isterim!</p>
<p style="text-align: right;">- Aslınur Yalınkılıç</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cocuklu-kadinlar-mi-daha-mutlu-cocuksuzlar-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklu kadınlar mı daha mutlu, çocuksuzlar mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/04/cocuk-sahibi-olmakolmamak-karari-nasil-verilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/10/cocuklarini-sevmeyen-anne/" rel="bookmark" class="crp_title">Çocuklarını sevmeyen anne</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/30/cocuk-yapmayin-kuresel-isiniyoruz/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Çocuk yapmayın! Küresel ısınıyoruz!&#8221;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/04/08/cocuk-sahibi-olmak-icin-dogru-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>58</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süpermen Türk olsaydı pelerinini annesi bağlardı</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/01/27/supermen-turk-olsaydi-pelerinini-annesi-baglardi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/01/27/supermen-turk-olsaydi-pelerinini-annesi-baglardi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2011 20:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oku Anlat]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=11738</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Şerif İzgören&#8217;in SÜPERMEN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI adlı kitabından: (Elma Yayınevi, 2010) Sevgi kültürümüz iyidir, ama zamanla iş, sevmekle aşırı korumayı karıştırmaya gelmiş. Dikkat edin yabancı çocuklara, otelde beş-altı yaşındaki Alman çocuk alır yemeği hapır hupur üstüne döke döke yer. Bizim on yaşındaki Türk çocuğun yemeğini babası alır, anası yedirir, teyzesi de ağzını siler. Çocuk otuz beş yaşına gelir, hala ana, baba, teyze çocuğun peşinde yemek yedireceğiz diye koştururlar. Bu nasıl bir korumacılık, kollamacılıktır. Kendi hayatını yaşamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar. Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağlardı. Bir de uçarken arkasından bağırır: - Varınca çaldır oğlum. Bırak uçsun artık! Süpermen o, çocuğun kriptonu olma. İlginizi Çekebilir:Hediye Kitap: Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi BağlardıMeğer ben feministmişimTürk Annesiİçimdeki Birleşmiş ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Şerif İzgören&#8217;in <a href="http://www.elmayayinevi.com/elma-yayinevi-Urunleri-supermen-turk-olsaydi-pelerinini-annesi-baglardi-149.aspx" target="_blank">SÜPERMEN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI</a> adlı kitabından: (Elma Yayınevi, 2010)</p>
<blockquote><p>Sevgi kültürümüz iyidir, ama zamanla iş, sevmekle aşırı korumayı karıştırmaya gelmiş. Dikkat edin yabancı çocuklara, otelde beş-altı yaşındaki Alman çocuk alır yemeği hapır hupur üstüne döke döke yer.</p>
<p>Bizim on yaşındaki Türk çocuğun yemeğini babası alır, anası yedirir, teyzesi de ağzını siler. Çocuk otuz beş yaşına gelir, hala ana, baba, teyze çocuğun peşinde yemek yedireceğiz diye koştururlar. Bu nasıl bir korumacılık, kollamacılıktır.</p>
<p>Kendi hayatını yaşamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar.</p>
<p>Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağlardı.</p>
<p>Bir de uçarken arkasından bağırır:</p>
<p>- Varınca çaldır oğlum.</p>
<p>Bırak uçsun artık!</p>
<p>Süpermen o, çocuğun kriptonu olma.</p></blockquote>
<p style="text-align: right; padding-left: 30px;">
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/19/hediye-kitap-supermen-turk-olsaydi-pelerinini-annesi-baglardi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/08/meger-ben-feministmisim/" rel="bookmark" class="crp_title">Meğer ben feministmişim</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/30/turk-annesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Annesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/02/icimdeki-birlesmis-milletler/" rel="bookmark" class="crp_title">İçimdeki Birleşmiş Milletler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/07/olmadi-vogue-olmadi/" rel="bookmark" class="crp_title">Olmadı Vogue&#8230; Olmadı.</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/01/27/supermen-turk-olsaydi-pelerinini-annesi-baglardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>51</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>11 Derste Ebeveynliğe Hazırlık</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/01/12/11-derste-ebeveynlige-hazirlik/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/01/12/11-derste-ebeveynlige-hazirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 05:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=11462</guid>
		<description><![CDATA[Ders 1 1. Süpermarkete git. 2. Maaşını her ay doğrudan oraya yatırmak için yönetimle görüş. 3. Eve git. 4. Gazeteyi al. 5. Son kez oku. Ders 2 Çocuk sahibi olmadan önce, ebeveynlik mertebesine senden önce erişen bir çift bul ve onları şu konularda azarla: 1. Uyguladıkları disiplin yöntemleri 2. Sabırsızlık 3. Hayret verici düzeyde toleranssızlık 4. Çocuklarını başı boş bırakma 5. Emzirme, uyku alışkanlıkları, tuvalet eğitimi, yemek yeme ve genel davranış konusunda aklına gelen her türlü nasihati ver. Bunun tadını çıkar, çünkü bu konulardaki soruların cevaplarını sen de hayatında son kez veriyorsun. Ders 3 Gecelerin nasıl olacağını anlamak için harika bir yöntem: 1. İşten eve döndüğünde, 4 ila 6 kilo ağırlığında ıslak bir sırt çantasını eline alarak akşam 17-22 saatleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Ders 1</span><br />
</strong></p>
<p>1. Süpermarkete git.<br />
2. Maaşını her ay doğrudan oraya yatırmak için yönetimle görüş.<br />
3. Eve git.<br />
4. Gazeteyi al.<br />
5. Son kez oku.</p>
<p><span id="more-11462"></span></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 2</strong></span></p>
<p>Çocuk sahibi olmadan önce, ebeveynlik mertebesine senden önce erişen bir çift bul ve onları şu konularda azarla:</p>
<p>1. Uyguladıkları disiplin yöntemleri<br />
2. Sabırsızlık<br />
3. Hayret verici düzeyde toleranssızlık<br />
4. Çocuklarını başı boş bırakma<br />
5. Emzirme, uyku alışkanlıkları, tuvalet eğitimi, yemek yeme ve genel davranış konusunda aklına gelen her türlü nasihati ver.</p>
<p>Bunun tadını çıkar, çünkü bu konulardaki soruların cevaplarını sen de hayatında son kez veriyorsun.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 3</strong></span></p>
<p>Gecelerin nasıl olacağını anlamak için harika bir yöntem:</p>
<p>1. İşten eve döndüğünde, 4 ila 6 kilo ağırlığında ıslak bir sırt çantasını eline alarak akşam 17-22 saatleri arasında evin içinde dolaş dur. Bir yandan radyo cızırtısı (ya da kulak tırmalayıcı bir başka gürültü kaynağı) açık olsun. Tabağındaki akşam yemeğini buz gibi olduktan sonra, tek elinle ye.<br />
2. Saat 22&#8242;de, ıslak çantayı bırak, saati gece yarısına kur ve yatağına yat.<br />
3. Geceyarısı uyan ve çantayla birlikte saat 1&#8242;e kadar yine dolan dur.<br />
4. Saati 3&#8242;e kur.<br />
5. Uykuya dalamadığın için saat 2&#8242;de kalk, kendine içecek bir şeyler hazırla ve &#8220;bu bir reklamdır&#8221; ibareli programları seyret.<br />
6. 2:45&#8242;te yatağına geri git.<br />
7. Saat 3&#8242;te alarm çalınca tekrar kalk.<br />
8. 4&#8242;e kadar karanlıkta sessizce şarkı söyle.<br />
9. Kalk. Kahvaltı hazırla. İşe hazırlan ve işe git. (İşte çok çalış ve verimli ol.)</p>
<p>Yukarıdaki adımları her gece tekrarla. 3-5 sene boyunca devam et. Mutlu ve zinde görün.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 4</strong></span></p>
<p>Çocukların yarattığı pisliğe dayanabilir misin? Bu sorunun cevabını verebilmek için:</p>
<p>1. Koltukların üzerine fındık ezmesi, perdelere de reçel sıva.<br />
2. Televizyonun arkasına tüm bir çiğ tavuk sakla. Bırak, bütün yaz orada kalsın.<br />
3. Parmaklarını saksıdaki toprakların içine sok.<br />
4. Sonra da temiz duvarlar sür.<br />
5. En sevdiğin kitabını, albümünü, vesaire al. Parçala.<br />
6. Yeni yastıklarına süt dök. Lekeleri pastel boyayla boya. Nasıl görünüyor?</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 5</strong></span></p>
<p>Küçük çocukları giydirmek göründüğü kadar kolay değil.</p>
<p>1. Çarşıya git. Ahtapot al. Bir de geniş delikli bir file.<br />
2. Ahtapotu, kollarının hiçbiri dışarı çıkmayacak şekilde filenin içine yerleştirmeye çalış.</p>
<p>Bunu yapmak için bütün sabahın var.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 6</strong></span></p>
<p>Aile arabası</p>
<p>1. Bir külah çikolatalı dondurma al. Torpido gözüne koy. Bırak, orada kalsın.<br />
2. 50 kuruş al. CD kompartımanına at.<br />
3. Bir paket çikolatalı kurabiye al, en büyük boyundan olsun. Arka koltuğa tümünü dök, koltuklara sıva. Yerlere Cheerios (pirinçli mısır gevreği) dök, un ufak oluncaya kadar üzerinde tepin.<br />
4. Arabanın her iki tarafını bahçe tırmığıyla çiz.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 7</strong></span></p>
<p>Pazara git. Okul öncesi yaştaki bir çocuğa en fazla benzeyen şeyi al. (Yetişkin bir keçi iyi bir seçim) Eğer birden fazla çocuk yapmayı düşünüyorsan, birden fazla keçi al. Keçileri gözünün önünden ayırmadan haftalık alışverişini yap. Keçilerin yediği ya da yıktığı her şeyi öde. Bu dersi ustalıkla becerene kadar çocuk yapmayı aklından bile geçirme.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 8</strong></span></p>
<p>1. Bir kavunun içini boşalt.<br />
2. Yan tarafında küçük bir delik aç.<br />
3. Tavandan aşağıya sarkıtarak bir yandan diğerine salla.<br />
4. Bir kase ıslanmış ve şişmiş mısır gevreğini, uçak taklidi yaparak kavunun üzerindeki delikten içeriye kaşıkla sokmaya çalış.<br />
5. Kasenin yarısı boşalana kadar devam et.<br />
6. Geri kalanının yarısını kucağına dök. Diğer yarısını havaya savur.</p>
<p>9 aylık bir bebeğe yemek yedirmeye hazırsın.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 9</strong></span></p>
<p>Susam Sokağı, Barney,  Disney,  Teletubbies and Pokemon&#8217;daki tüm karakterlerin adını öğren. En az beş sene boyunca çocuk kanallarından başka kanal seyretme.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 10</strong></span></p>
<p>Bir kasede üst üste ANNE diyen bir ses kaydı yap. (Önemli: her &#8216;anne&#8217; arasında dört saniyeden fazla boşluk bırakma. Sesin tizliği yer yer supersonik bir jeti aratmasın.) Bu kaydı dört sene boyunca arabada çal. Artık çocuğunla seyahat etmeye hazırsın.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Ders 11</strong></span></p>
<p>Herhangi bir yetişkinle konuşmaya başla. 10. dersteki kayıt bir yandan çalarken, birisinin sürekli eteğini, kolunu, dirseğini çekiştirmesini sağla. Artık, odada çocuk varken bir yetişkinle sohbet etmeye hazırsın.</p>
<p>Bitti.</p>
<p>(<em>Not: <a href="http://blogs.babble.com/being-pregnant/2011/01/06/11-step-program-to-prepare-you-for-parenthood/" target="_blank">Şuradaki</a> yazının uyarlanmış halidir.</em>)</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/18/misafir-yazar-olmak-ister-misiniz/" rel="bookmark" class="crp_title">Misafir yazar olmak ister misiniz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/hafta-hafta-blogcu-gebe/" rel="bookmark" class="crp_title">Blogcu Gebe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/07/29/bebek-reflusu/" rel="bookmark" class="crp_title">Bebek reflüsü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/20/ben-yaptim-siz-yapmayin/" rel="bookmark" class="crp_title">Ben yaptım, siz yapmayın!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/19/etkili-anne-baba-egitimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Etkili Anne-Baba Eğitimi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/01/12/11-derste-ebeveynlige-hazirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>38</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne yapmalı?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/12/24/ne-yapmali/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/12/24/ne-yapmali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 08:47:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaz Çiz]]></category>
		<category><![CDATA[Anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=11084</guid>
		<description><![CDATA[Kimine göre marifet, kimine göre değil. Herkes kendi hayatını yaşıyor. Kimi üç çocuğa tek başına bakıyor, kimi tek bebeğini annesinin yardımıyla, bakıcısının desteğiyle büyütüyor. Benim durumun daha zor, asıl sen bir de bana sor demeden empati kurabilmeli insan. Sünger olabilmeli. Yarış değil ki bu. &#8220;En zor koşullarda anneliği sen yaptın, aferin&#8221; diye ödüllendirmiyorlar adamı&#8230; Herkes kendi hayatını yaşıyor. Herkesin koşulları farklı. Herkes bambaşka bir insan. Herkesin çocukları bambaşka. Eskiden daha kolaydı, şimdi daha zor. YA DA&#8230; Eskiden daha zordu, şimdi çok daha kolay. Önemli değil. Çocuk büyütmek zor iş. Bu zamanda zor iş. Eskiden nasıldı bilmiyorum, eskiden yaşamadım. Bu zamanda neden zor?un cevaplarından biri bu olabilir: Gittikçe küçülen ailelerimizi ve diğer modern &#8220;trendleri&#8221; -aileden uzakta yaşama, eve yemek siparişi verme, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/22/marifet-mi/" target="_blank">Kimine göre marifet</a>, kimine göre değil.</p>
<p>Herkes kendi hayatını yaşıyor. Kimi üç çocuğa tek başına bakıyor, kimi tek bebeğini annesinin yardımıyla, bakıcısının desteğiyle büyütüyor. <em>Benim durumun daha zor, asıl sen bir de bana sor </em>demeden <strong>empati kurabilmeli insan. </strong><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/21/sunger-olmali-bazen/" target="_blank">Sünger olabilmeli.</a> Yarış değil ki bu. <em>&#8220;En zor koşullarda anneliği sen yaptın, aferin&#8221;</em> diye ödüllendirmiyorlar adamı&#8230;</p>
<p>Herkes kendi  hayatını yaşıyor. Herkesin  koşulları farklı. Herkes bambaşka bir  insan. Herkesin çocukları  bambaşka.</p>
<p>Eskiden daha kolaydı, şimdi daha zor. YA DA&#8230; Eskiden daha zordu, şimdi çok daha kolay. Önemli değil. Çocuk büyütmek zor iş. <em>Bu </em>zamanda zor iş. Eskiden nasıldı bilmiyorum, eskiden yaşamadım. <span id="more-11084"></span></p>
<p><em>Bu zamanda neden zor?</em>un cevaplarından biri bu olabilir:</p>
<blockquote><p>Gittikçe küçülen ailelerimizi ve diğer modern &#8220;trendleri&#8221; -aileden uzakta yaşama, eve yemek siparişi verme, internetten alışveriş yapma- karşılaştırdığınızda, diğer insanlarla gittikçe daha az birebir iletişim kurduğumuzu göreceksiniz.</p>
<p>Bu artan fiziksel izolasyon özellikle yeni ailelerin daha büyük zorluklar yaşamasına neden oluyor. Küçük bir çocuğa bakmak çok zor iştir. Bu işi yalnız başımıza yapabileceğimizi veya yapmamız gerektiğini düşünmek insanlık tarihine tamamen aykırı!<br />
&#8230;<br />
Çocuk yetiştirmek için gerçekten koca bir köye ihtiyacınız var. Peki bu köyü nerede bulacaksınız? İster bir metropolün göbeğinde olun, ister küçük bir kentte yaşıyor olun her tarafınız imkanlarla çevrili. İşte bazı tavsiyeler:</p>
<ul>
<li>Sizinkiyle aynı yaşta çocuğu olan bir arkadaş bulun.</li>
<li>Komşularınızı tanıyın.</li>
<li>Çocuğunuzu ana okuluna gönderin (İki yaş çok erken değil).</li>
<li>Ebeveynlerin ve çocukların birlikte katılabilecekleri kurslara, spor aktivitelerine yazılın.</li>
<li>Tanıdığınız diğer ebeveynlerle bir oyun grubu kurun.</li>
<li>Sizden büyük bir komşunuzu çocuğunuzla tanıştırın.</li>
<li>Ailenize yakın bir yere taşının ya da onların size yakın bir yere taşınmasını sağlayın.</li>
</ul>
</blockquote>
<p>Bunlar, Dr. Harvey Karp&#8217;ın önerileri. <em>(Mahallenin En Mutlu Yumurcağı, sayfa 156) </em></p>
<p>Özgür Anne de çok güzel yazmış: <a href="http://ozguranne.blogspot.com/2010/12/cocuklu-hayat-nasl-kolaylasr.html" target="_blank">Çocuklu Hayat Nasıl Kolaylaşır?</a></p>
<p>Etrafında bu imkanlar olanlar olabilir, olmayanlar olabilir. Bunlara rağmen mutsuz olanlar olabilir; her şeyi tek başına yapmasına rağmen şikayetlenmeyenler olabilir. Olacaktır.</p>
<p>Herkes farklı.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/22/marifet-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Marifet mi?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/14/hediye-kitap-mahallenin-en-mutlu-yumurcagi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Mahallenin En Mutlu Yumurcağı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/13/unutulan-beklentiler/" rel="bookmark" class="crp_title">Unutulan beklentiler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/06/bir-insan-neden-cocuk-sahibi-olmak-ister-neden-istemeyebilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Herkes çocuk sahibi olmak zorunda mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/21/sunger-olmali-bazen/" rel="bookmark" class="crp_title">Sünger olmalı bazen</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/12/24/ne-yapmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzde SEKSEN BEŞ</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/12/04/yuzde-seksen-bes/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/12/04/yuzde-seksen-bes/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 21:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kız annesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=10673</guid>
		<description><![CDATA[Üç oğlu olan bir arkadaşım söyledi bugün: (Aynı babadan) iki oğlu olan bir kadının (yine aynı babadan) üçüncü çocuğunun da erkek olma ihtimali yüzde seksen beşmiş. Rakamla 85. Yazıyla SEKSEN BEŞ. Oldukça eğlenceli ama ilginç buldum bu rakamı. Ve araştırdım. Hayır, üçüncü bir çocuk niyetinde değilim. İlk başlarda öyle demiyordum ama aylar geçtikçe, işler zorlaştıkça sanki bu döngüyü tekrar kaldıramazmışım gibi gelmeye başladı. Bilmiyorum ileride şartlar ve fikrim değişir mi, ancak şimdilik maddi (sırf özel okul ücretlerini düşünmek bile nefesimi daraltıyor) ve manevi (gerek kendi ruhsal sağlığım, gerekse karı-koca ilişkimizin selameti)  açıdan üçüncü bir çocuğun altından kalkabilecekmişiz gibi görünmüyor. Ancak beyin benim değil mi, Cumartesi akşamı yapacak işim de yok, önce düşündüm: Üçüncü bir çocuğum olsa kız olmasını, evet, isterdim. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/12/yuzde85.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-10682" title="Yuzde85" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/12/yuzde85.jpg" alt="" width="204" height="148" /></a>Üç oğlu olan bir arkadaşım söyledi bugün: (Aynı babadan) iki oğlu olan bir kadının (yine aynı babadan) üçüncü çocuğunun da erkek olma ihtimali yüzde seksen beşmiş.</p>
<p>Rakamla 85. Yazıyla SEKSEN BEŞ.</p>
<p>Oldukça eğlenceli ama ilginç buldum bu rakamı. Ve araştırdım.</p>
<p><span id="more-10673"></span></p>
<p><strong>Hayır, üçüncü bir çocuk niyetinde değilim.</strong> İlk başlarda öyle demiyordum ama aylar geçtikçe, işler zorlaştıkça sanki bu döngüyü tekrar kaldıramazmışım gibi gelmeye başladı. Bilmiyorum ileride şartlar ve fikrim değişir mi, ancak şimdilik maddi (sırf özel okul ücretlerini düşünmek bile nefesimi daraltıyor) ve manevi (gerek kendi ruhsal sağlığım, gerekse karı-koca ilişkimizin selameti)  açıdan üçüncü bir çocuğun altından kalkabilecekmişiz gibi görünmüyor.</p>
<p>Ancak beyin benim değil mi, Cumartesi akşamı yapacak işim de yok, önce düşündüm: <strong>Üçüncü bir çocuğum olsa kız olmasını, evet, isterdim. </strong>İlkinde tercihim yoktu. İkincisinde<em> &#8220;kız olursa çeşni olur, erkek olursa Deniz için sevinirim&#8221; </em>diye düşünmüştüm. Ama üçüncüsünde kız tercih ederdim sanırım. Sadece değişiklik olması açısından değil, üç erkeğin altından kalkamayacağım korkusundan.</p>
<p>Ne demiştik, önce düşündüm. Sonra da araştırdım: <strong>İki oğlandan sonra bir kız doğurmanın olasılığı hakikaten nedir? </strong>Yüzde 85 midir?</p>
<p>Ve şu linki buldum: <a href="http://www.in-gender.com/XYU/Odds/Gender_Odds.aspx" target="_blank">Odds of Having a Boy or a Girl</a>. Aşağıdaki tabloları, bu linkteki yazıdan çevirdim.</p>
<p>Yaklaşık 6000 Amerikan ailesi arasında yapılan bu araştırmaya göre genel olarak <strong>kız bebek doğurma ihtimali yüzde 49, erkek bebek doğurma ihtimali 51&#8242;miş.</strong></p>
<p>Bu, tabii ki de bağımsız olasılık. Yani art arda hamileliklerde değişmeyen bir olasılık &#8212; DİYE BİLİYORDUM BEN. Arkadaşım, <em>&#8220;iki oğlandan sonra üçüncünün de oğlan olma olasılığı yüzde 85&#8243; </em>diyene kadar!</p>
<p>Ama değilmiş. Nitekim şöyleymiş:</p>
<blockquote>
<h3>Bebeğin kız olma olasılığı</h3>
<p>İkinci oğlandan sonra üçüncü bebeğin kız olma olasılığı ÇOK AZ düşmektedir. Üç oğlandan sonra bile dördüncünün oğlan olma olasılığı, kız olma olasılığından sadece yüzde 6.4 daha fazladır.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<th>Önceki çocuklar</th>
<th width="100%">Kız bebek olma olasılığı</th>
</tr>
<tr>
<th>Hiç</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="147" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="153" height="12" /> %49</td>
</tr>
<tr>
<th>1 erkek</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="150" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="150" height="12" /> %50</td>
</tr>
<tr>
<th>2 erkek</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="143" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="157" height="12" /> %47.7</td>
</tr>
<tr>
<th>3 erkek</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="131" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="169" height="12" /> %43.6</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3>Bebeğin erkek olma olasılığı</h3>
<p>Bebeğin erkek olma olasılığı, ilk iki bebeğin kız olduğu durumlar dışında, daha fazla.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<th>Önceki çocuklar</th>
<th width="100%">Erkek bebek olma olasılığı</th>
</tr>
<tr>
<th>Hiç</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="147" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="153" height="12" /> %51</td>
</tr>
<tr>
<th>1 kız</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="137" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="163" height="12" /> %54.5</td>
</tr>
<tr>
<th>2 kız</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="162" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="138" height="12" /> %46</td>
</tr>
<tr>
<th>3 kız</th>
<td><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotPink.gif" alt="" width="142" height="12" /><img src="http://www.in-gender.com/Pix/dotBlue.gif" alt="" width="158" height="12" /> %52.7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</blockquote>
<p><em>Sonuç olarak, </em>diyor bu makale, <em>sürekli aynı cinsiyetten çocuk sahibi olma ihtimalinizin yüzde 30, hatta yüzde 70 olduğunu duysak da bu sadece bir söylentiden ibarettir. Gerçek şudur ki, her iki cinsiyetin de olasılığı her seferinde yüzde 50&#8242;ye oldukça yakındır. İki ya da üç oğlunuz olmuşsa, bir sonraki çocuğunuzun da oğlan olma olasılığı kız olma olasılığından sadece yüzde iki ila yüzde 6 daha fazladır.<br />
</em></p>
<p>Deniz&#8217;e hamileyken görmeye gittiğim bir doktor, oğlan beklediğimizi öğrenince <em>&#8220;kızı ne zaman deneyeceksiniz?&#8221;</em> diye sormuştu. Sonra da -kulağımıza küpe olsun diye- ilk üç çocuğu kız olan, <em>illa oğlan isteriz</em> diye bir kez daha hamile kalan bir çiftin son denemelerinin ikiz kız bebekle sonuçlandığını anlatmıştı.</p>
<p>İki oğlanın üzerine bir de ikiz oğlan gelse&#8230; Futbol takımı kurardık herhalde!</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/26/hep-mi-kumdan-kaleler-yapacagiz/" rel="bookmark" class="crp_title">Hep mi kumdan kaleler yapacağız?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/11/anneler-kopuk-banyosu-yapmayi-cocuklarina-tercih-ediyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/10/12/blogcu-gebe/" rel="bookmark" class="crp_title">Blogcu Gebe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/02/sansli-anne-misiniz-sanssiz-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Şanslı anne misiniz, şanssız mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/03/pembe-mi-mavi-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Pembe mi, mavi mi?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/12/04/yuzde-seksen-bes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

