<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Cocukla şehirde yaşam</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/cocukla-sehirde-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:51:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Duygusal engelli zihniyet</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/07/duygusal-engelli-zihniyet/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/07/duygusal-engelli-zihniyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 06:26:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Dostu Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17781</guid>
		<description><![CDATA[Biraz içimi dökeceğim bu yazıda, uzun olacak. Geçtiğimiz Cumartesi günü (3 Aralık) Dünya Engelliler Günü’ydü. Varan 1: Doğan’ın Taksim’de bir toplantısı vardı o gün. Ben de çocukları alıp oraya gittim. Doğan’ın toplantısı uzadı, biz de Beyoğlu’nda yürü yürü, derken Deniz “Anne, şuraya girelim, daha önce babayla gitmiştik!” dedi. Ben de “Beyoğlu’na gelip de AVM’ye gitmem” dediğim, son model alışveriş merkezi İstiklal Demirören’e ilk adımımı atmış oldum böylece. Girer girmez Deniz tuvalete girmek istedi. Giriş katındaki danışmaya sorduk. “Üst katların tümünde var efendim” dediler. Biz de üst kata çıkmak üzere asansöre yöneldik. Sayısını tam hatırlamıyorum ama sanırım toplamda 4 asansör var. Birinin önünde 3-4 tane 18-20 yaşlarında genç bekleşiyordu. Ben de çocuklarla (Deniz yanımda, Derin önümde pusetinde) beklerken yanıma tekerlekli sandalyede ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz içimi dökeceğim bu yazıda, uzun olacak.</p>
<p><span id="more-17781"></span></p>
<p>Geçtiğimiz Cumartesi günü (3 Aralık) Dünya Engelliler Günü’ydü.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Varan 1:</span> </strong>Doğan’ın Taksim’de bir toplantısı vardı o gün. Ben de çocukları alıp oraya gittim. Doğan’ın toplantısı uzadı, biz de Beyoğlu’nda yürü yürü, derken Deniz <em>“Anne, şuraya girelim, daha önce babayla gitmiştik!” </em>dedi. Ben de <em>“Beyoğlu’na gelip de AVM’ye gitmem” </em>dediğim, son model alışveriş merkezi İstiklal Demirören’e ilk adımımı atmış oldum böylece.</p>
<p>Girer girmez Deniz tuvalete girmek istedi. Giriş katındaki danışmaya sorduk. <em>“Üst katların tümünde var efendim”</em> dediler. Biz de üst kata çıkmak üzere asansöre yöneldik. Sayısını tam hatırlamıyorum ama sanırım toplamda 4 asansör var. Birinin önünde 3-4 tane 18-20 yaşlarında genç bekleşiyordu. Ben de çocuklarla (Deniz yanımda, Derin önümde pusetinde) beklerken yanıma tekerlekli sandalyede bir genç de geldi. Asansör geldiğinde o 4-5 genç çocuk hadi beni geçtim, yanımdaki <strong>tekerlekli sandalyedeki genci bir güzel görmezden gelerek, iki ayaklarının üzerinde pıtır pıtır yürüyerek asansöre bindiler </strong>ve hooop, çıktılar nereye çıkacaklardıysa artık. Bir sonraki asansör geldiğinde ben yanımdaki gence, o bana ikram ettik, en sonunda Deniz’in sıkıştığı aşikar olunca teşekkür ederek biz önden gittik.</p>
<p>Birinci kata çıktık ve tuvaletin yerini bulduk. Ancak tabii ki çok sıra vardı. Ve zaten biri pusette iki çocukla birlikte girebilmem mümkün değildi. Tam o sırada hemen yanındaki engelli tuvaletini gördük, ve önünde beklemeye başladık. Kapısı kilitliydi. Biraz bekledikten sonra giren çıkan olmadı, kapıya tıklattım, ama ses yok. Bekle Allah bekle, bir değişiklik yok. Deniz sıkışır, Derin huzursuzlanır, derken bir mağaza görevlisi geldi. Sultan&#8217;mış adı, çalıştığı mağaza bende saklı kalsın. Arkasında da AVM’nin temizlik görevlilerinden biri, elinde anahtarla engelli tuvaletinin kapısını açtı. Bizim Sultan içeriye girerken ben <em>“Hey, hoooop, bi dakika… 10 dakikadır biz bekliyoruz”</em> dedim. Sultan <em>“Ama orası engelliler için…” </em>dedi. Şaşırdım, <em>“Mmmm, evet, aynen. Ve çok şükür sizin bir engeliniz yok gibi görünüyor?” </em>dedim. <em>“Ama burası anahtarla açılıyor, kem küm, gak guk” </em>falan demeye başladı. <em>“Kardeşim, burası engelli tuvaleti değil mi? Sizin ne işiniz var? Hem kapısı niye kilitli buranın?” </em>diye elinde tuvaletin anahtarını tutan temizlik görevlisine yöneldim bu kez. Yine Sultan atladı: <em>“Engelliler için. Bir de personel kullanıyor”</em> dedi. Bak, büyük harflerle tekrar yazıyorum: <em>“Engelliler için. <strong>BİR DE PERSONEL KULLANIYOR.”</strong></em></p>
<p>Sultan engelli tuvaletine &#8220;peki benim neden girmeye çalıştığımı&#8221; sorguladı. Ben de önceliğin engellilerin olduğunu, ve fakat -dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi- çocuklu ailelerin de engelli tuvaletlerini kullanabildiğini, benim iki çocuk bir pusetle normal tuvalete sığamayacağımı ve çocuklarımı da o kalabalıkta dışarıda yalnız bırakmayacağımı anlatmaya başlamıştım ki bizim Sultan içeri giriverdi! Evet, oranın engelli tuvaleti olduğunu bile bile, benim biri altına yapmak üzere olan iki çocuğumla orada 10 dakikadır beklediğimi göre göre, kendi engelsiz, çocuksuz haliyle benim önüme geçti, ve tuvalete girdi.</p>
<p>İnanamadım. <strong>Yüzsüzlüğe, saygısızlığa, duyarsızlığa inanamadım. </strong>Çıktığında <em>“Bravo size” </em>dedim. O da yüzsüzlüğü bir başka boyuta taşıyarak<em> “Teşekkür ederim” </em>dedi ve çalıştığı mağazaya doğru yollandı.</p>
<p>Sinirden ellerim titreyerek içeri girdik. Deniz işini gördü, dışarı çıktık ve o katta gördüğüm güvenlik görevlisine yönetim ofisinin yerini sordum. Bilmediğini söyledi. Bir başka görevliye sordum, o da bilemedi. Danışmaya indim. Bana bir şikâyet formu doldurttular. Olayın üzerinden 3 gün geçti, hala arayan yok. <strong>Sizce olacak mı?</strong></p>
<p>Sultan’ın hareketini yeterince terbiye ve görgü alamamış olmasına veriyorum. Sanırım 20-22 yaşlarında bir kızdı. <strong>Allah&#8217;tan tek dileğim çocuklarımın ileride böyle duyarsız, böyle saygısız insanlar olup çıkmaması. </strong>Yarın öbür gün çocuklarımdan biri bir başkasına böyle terbiyesizce davranırsa yaşına bakmam, adam oldu demem, vallahi tokatlarım. Bu yaşında yapmadım, o yaşında yaparım.</p>
<p>Sultan’ın terbiyesizliğini bir kenara bırakalım… <strong>Yeni yapılan son model bir alışveriş merkezinde engelliler tuvaletinin kilitli tutulması ne demek, </strong>Allah aşkına?! Danışmadaki görevlinin söylediği kadarıyla şu demekmiş: Engelli tuvaletinin kapısını kilitlemezlerse orayı herkes kullanıyormuş. Kilitleyerek bunun önüne geçmiş oluyorlar, doğru! Şimdi sadece İstiklal Demirören personeli kullanıyor! Bir de o kapıyı açtırması gerektiğini bilen ve o kalabalıkta görevliyi bulabilecek olan engelliler!</p>
<p>Evet, maalesef <strong>engelli vatandaşlarımıza gerekli saygıyı gösteren bir millet değiliz. </strong>Alışveriş merkezlerinde engelli tabelası olan park yerleri dolu oluyor hep, ve eminim ki çoğu kez engelsiz vatandaşlar tarafından işgal ediliyor. İstiklal Demirören yönetimi de bunun önüne geçmeye çalışarak böyle bir uygulamaya gitmiştir diye tahmin ediyorum. Ancak eğer niyet buysa o zaman ya oraya –en azından kalabalık günlerde- bir görevli dikilir, ya da kapıya bir yazı yazılır, ne bileyim bir telefon konur, bir şey yapılır ve engelli tuvaletini kullanmak isteyenlere bir yönlendirme yapılır. Yoksa süs niyetine engelli tuvaleti konulup mağaza personeline tahsis edilmez! Yuh!</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Varan 2:</span></strong> Üç seneyi aşkındır Göktürk’te yaşıyoruz. Göktürk, İstanbul’un en yeni yerleşim birimlerinden biri. Biz taşındığımız üç senede de inanılmaz değişti. Bir sürü mağazalar açıldı, yeni yeni siteler yapıldı, sürekli apartmanlar dikiliyor. Sürekli bir değişim, bir yenilik, bir inşaat hali…</p>
<p>Şimdi zannedersiniz ki böyle yeni kurulan bir yaşam beldesinde her şey dört dörtlük olur. Ne bileyim, parklar olur, bahçeler olur. En azından yollar, kaldırımlar düzgün olur, değil mi? Yanıldınız. Memlekette doğru dürüst kaldırım yok. Olan kaldırımlar da ya ağaçlarla, ya arabalarla, ya da işte böyle elektrik direkleriyle falan dolu:</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-17782" title="IMG_3259" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/IMG_3259-375x500.jpg" alt="" width="375" height="500" /></p>
<p>Son zamanlarda takıntı haline getirdiğim bir diğer nokta da, ben diyeyim 9 ay, sen de bir senelik bir sitemsi oluşum olan Göktürk Suites adlı binanın önündeki yürüyüş alanı. Şimdi bu Göktürk Suites çok yenice bir yer, altında da bir sürü mağazalar var:</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-17783" title="IMG_3364" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/IMG_3364-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p>Ben bazen bu mağazalara gidiyorum, ya da oradan şöyle bir geçiyor oluyorum. Gel gör ki, oradan “Şöyle bir geçmek” mümkün değil. Çünkü burayı inşa eden müteahhit öyle bir iş yapmış ki, iki ayağı üzerinde yürümeyen hiçbir insan oğlu mümkün değil geçemez.</p>
<p>Nasıl anlatsam bilmiyorum, ama şöyle ki dümdüz başlayan bir yol önce bir</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-17784" title="IMG_3325" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/IMG_3325-375x500.jpg" alt="" width="375" height="500" /></p>
<p>Sonra iki, sonra üç basamağa dönüşüyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-17785" title="IMG_3326" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/IMG_3326-375x500.jpg" alt="" width="375" height="500" /></p>
<p>Ve o üç basamaktan inerken herhangi bir rampa olmadığı gibi, o basamakların boyları birbirinden farklı, ve fakat her biri neredeyse dizime geliyor.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-17786" title="IMG_3329" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/IMG_3329-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p>Puseti iten anne kişisi diyelim mutlu mesut Tschibo’ya mı gidecek, bir bakıyor ki puset yamulmuş (tekerleklerinden biri bir, diğeri öbür basamakta), ne aşağı inebiliyor (kaldırım yok, yola da arabalar park etmiş), ne yukarı çıkabiliyor (basamak üstüne basamak). Bir süre sonra üst basamak genişliyor, o sırada helal süt emmiş biri gelip pusetin ucundan tutarsa en üst basamağa çıkmasına yardım ediyor. Taa ki basamakların sonundan tangur tungur, paldır küldür inene kadar&#8230;</p>
<p>İşte böyle bir günün sonunda ben dedim ki <em>“Bu böyle olmaz. Ben bu Göktürk Suites’in yönetimini arayayım. Onlara durumu söyleyeyim. <strong>Yetmedi, belediyeye falan şikâyet ederim.”</strong></em></p>
<p>Ve aradım. Telefonu açan kişi çok kibar bir adamdı. Derdimi anlattım. Yönetimden biriyle görüşmek istediğimi söyledim. Telefonumu aldı. Biraz sonra aradı. Telefon numaramı yönetime bıraktığını, beni arayacaklarını söyledi.</p>
<p>Tabii ki kimse aramadı. İki gün sonra oradan geçerken tekrar aradım. Bu sefer çıkan adam kibarlıktan pek nasibini alamamıştı. Derdimi anlatınca bana <em>“Orası belediyeye ait kardeşim, gidin onlara şikayet edin” </em>dedi. <em>“Nasıl olur?”</em> dedim, <em>&#8220;sizin yaptığınız mağazanın önü.</em>&#8220; <strong><em>“Belediyeye gidin diyorum size” </em>dedi, ve ÇOT suratıma kapattı. </strong>Tekrar aradım, tekrar kapattı. Tekrar aradım, ve beni yönetimden biriyle görüştürene dek arayacağımı söyledim. O da beni karakola şikayet edeceğini söyleyerek yine suratıma kapattı. Ben de Allah’ın hakkı üçtür diyerek bi daha aramadım.</p>
<p>Söylene söylene oradan geçerken yamulan puseti çıkaramadığımı gören banka görevlisi yardımıma koştu. Sinirimi ona kustum, adamcağız da <em>“Haklısınız, burada çok sorun yaşayan oluyor. Müteahhit bunu böyle yaptı, bıraktı. Bunu zabıtaya şikâyet etmeniz lazım, <strong>hiç bunlarla uğraşmayın, bir yere varamazsınız”</strong> </em>dedi. Sen misin bunu diyen? Ertesi gün soluğu Göktürk Belediyesi’nde aldım.</p>
<p>Zabıta Amiri beni büyük bir sabırla dinledi. Yazdıklarımı not etti. İlk başta oradaki kaldırımda sorun olmadığını söyledi, ve hatta kısa süre önce o alanı işgal eden dükkanları uyardıklarını, örneğin fırının koyduğu masayı kaldırdıklarını, ancak iniş çıkışta bir problem olduğunu hatırlamadığını söyledi. Fotoğrafları gösterdim. Neden bahsettiğimi anladı. Ve fakat bu sefer oranın özel mülk olduğunu, zabıta olarak yapabilecekleri bir şey olmadığını, hatta başkan yardımcılarının mı, birinin de o sitede oturduğunu, onun da çok şikayetçi olduğunu ancak yönetimden kimseye ulaşamadığını, fakat yakında büyükşehir belediyesinin o caddeyi hepten yenileyeceğini, ve hiç merak etmeyeyim o zaman kaldırımlarda da düzenleme yapılacağını, ve bu sorunun da göz önünde bulundurulacağını, zaten şikayetimi not aldığını ve fen işleri müdürlüğüne aktaracağını, ancak onun ötesinde yapılacak bir şey olmadığını, hayır, benim herhangi bir dilekçe vermemin de bir şey değiştirmeyeceğini çünkü bu söylediklerini aynen yazılı olarak yine söyleyeceğini &#8230; söyledi. <strong>Ve ben ellerim bomboş, yüreğimde bir sızı oradan ayrıldım.</strong></p>
<p>Evet, <strong>3 Aralık Dünya Engelliler Günüydü. </strong>Kimi fiziksel, kimi zihinsel engeli olan vatandaşlarımızı hatırlama, onları fark etme, onların hayatını kolaylaştırmayı unutmama günüydü. Ama <strong>milletçe biraz duygusal olarak engelliyiz gibi geliyor bana.</strong></p>
<p>Ben engelli bir vatandaş değilim. Ve eminim benim pusetle gezerken yaşadıklarım, engellilerin yaşadıklarıyla kıyas götürmüyordur. Ama bu beş senede şu şehr-i İstanbul&#8217;da, ve gezdiğim diğer şehirlerde <strong>engelli olmak ne demekmiş, kıyısından köşesinden de olsa anladığımı sanıyorum. </strong>Ve çok öfkeleniyorum. Bunu görmezden gelen yöneticilere, belediyecilere, müteahhitlere, gençlere, Sultan gibi mağaza görevlilerine, herkese, her şeye çok öfkeleniyorum.</p>
<p>Amerika&#8217;da yaşadığım için oradan örnek vereceğim: Orada hemen her Allah&#8217;ın günü dışarıda engelli biriyle karşılaşırdım. Çoğunlukla tek başına, metroya biner, otobüse biner, oraya gider, buraya giderdi engelli vatandaşlar. &#8220;Ne kadar çok engelli var&#8221; diye düşünürdüm. Türkiye&#8217;ye geldikten sonra oraya oranla ne kadar az sayıda engelli olduğunu fark ettim. YANLIŞ. Türkiye&#8217;ye geldikten sonra, engellilerin nasıl olup da dışarı çıkamadıklarını fark ettim. Burada daha az engelli insan yok. Sanki onların dışarıya çıkma hakkı yok.</p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/tag/anne-dostu-toplum/" target="_blank">Anne dostu toplum</a> diyoruz. Yok her mahalleye bir park, yok kaldırımlara rampa, yok çalışan annelere anlayış, vesaire diyoruz. Ama <strong>önce insan dostu bir toplum olmamız lazım. </strong>İnsan tarifinin sadece iki ayağı üzerinde yürüyenlerden ibaret olmadığını kabullenmemiz ve toplumsal hayatımızı buna göre planlamamız lazım.</p>
<p>Bir kırtasiye var Göktürk’te. Bildiğin mahalle kırtasiyesi. Ne zaman bir şeye ihtiyacım olsa, Derin’i önüme katıp gidiyorum. Dükkanın önünde 8-10 basamak var. Daha benim gelip pusetle yanaştığımı gören sahibi adam koşarak geliyor <em>“Ne istemiştiniz?”</em> diye. Söylüyorum işte, yok zarf, yok uhu. Adamcağız <em>“Siz burada bekleyin, ben getiriyorum”</em> diyor. Getiriyor her seferinde. Benim içeri girmemi istemiyor, <em>“Siz çocuğun başında bekleyin” </em>diyor. Al sana insan dostu biri. Dükkanının önü engelli basamaklarla dolu belki ama kalbindeki engelleri yıkmış adam.</p>
<p>Ne engelli tuvaletini kullanmayı kendinde hak gören Sultan, ne Göktürk Belediyesi, ne İstiklal Demirören, ne Göktürk Suites, ne de Türkiye’nin dört bir yerinde yeni, pahalı siteleri, son model alışveriş merkezlerini, yaşam bilmemnelerini diken müteahhitler&#8230; 5 metrekarelik kırtasiyenin sahibi kadar “insan dostu” olamıyorsunuz.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/07/istiklal-demirorenin-mesaji/" rel="bookmark" class="crp_title">İstiklal Demirören&#8217;in mesajı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/07/16/hediye-kitap-engelsizsiniz/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye kitap: EngelSİZSİNİZ</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/26/dort-sene-once-bugun-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Dört sene önce bugün&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/17/bebek-dusmani-kaldirim/" rel="bookmark" class="crp_title">Bebek düşmanı kaldırım</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/28/yaz-guncesi-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaz Güncesi &#8211; 2</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/07/duygusal-engelli-zihniyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>66</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorumsuz ebeveynler demiştik</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/07/08/sorumsuz-ebeveynler-demistik/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/07/08/sorumsuz-ebeveynler-demistik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 07:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukta Toplum Bilinci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=15540</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta Mahmure.com&#8217;daki yazımda &#8220;Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım&#8221; diye yazmıştım. Yazıda bahsettiğim sorumsuz ebeveynler, çocukları iki yaş krizi döneminde olup markette ağlama krizi geçirdiğinde ne yapacağını şaşıranlar, ya da uçakta önündeki koltuğu tekmeleyen dört yaşındaki çocuğunu durduramayanlar değildi. Kimlerdi, dün akşamdan bir örnekle anlatayım: Oturduğumuz sitenin öyle bir düzeni var ki, apartman bloklarının bir kısmı avlu gibi bir ortak alana bakıyor. Havuz ve çocuk parkının olduğu bu ortak alandaki tüm gürültü, oraya bakan evlerin içine olduğu gibi çıkıyor. Gündüz vakti sorun olmamakla birlikte akşam olup herkes evlerine çekilince sıkıntı yaşanıyor. Akşam yemeklerini yiyip saat 9&#8242;dan sonra aşağı inen sitenin ergen gençliği bu çocuk parkı alanında oturup gürültü yaparak sessizliği bozuyor, balkonlarında keyif yapmaya çalışan ya da evinde sessizce ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta Mahmure.com&#8217;daki yazımda <a href="http://mahmure.ekolay.net/yazarlar/elif-dogan/Basibos-cocuklardan-degil-sorumsuz-ebeveynlerden-korkalim/791870" target="_blank">&#8220;Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım&#8221; </a>diye yazmıştım. Yazıda bahsettiğim sorumsuz ebeveynler, çocukları iki yaş krizi döneminde olup markette ağlama krizi geçirdiğinde ne yapacağını şaşıranlar, ya da uçakta önündeki koltuğu tekmeleyen dört yaşındaki çocuğunu durduramayanlar değildi.</p>
<p>Kimlerdi, dün akşamdan bir örnekle anlatayım:</p>
<p><span id="more-15540"></span></p>
<p>Oturduğumuz sitenin öyle bir düzeni var ki, apartman bloklarının bir kısmı avlu gibi bir ortak alana bakıyor. Havuz ve çocuk parkının olduğu bu ortak alandaki tüm gürültü, oraya bakan evlerin içine olduğu gibi çıkıyor. Gündüz vakti sorun olmamakla birlikte akşam olup herkes evlerine çekilince sıkıntı yaşanıyor. Akşam yemeklerini yiyip saat 9&#8242;dan sonra aşağı inen sitenin ergen gençliği bu çocuk parkı alanında oturup gürültü yaparak sessizliği bozuyor, balkonlarında keyif yapmaya çalışan ya da evinde sessizce oturan site sakinlerini rahatsız ediyorlar.</p>
<p>Bu sorunu, bu siteye taşındıktan kısa bir süre sonra fark ettik. Gecenin 11&#8242;inde, 11 buçuğunda bağrışmalar, kahkahalar sanki bizim evin içindeymiş gibi devam edince sitenin güvenliğini aradık, ve hep aynı yanıtı aldık: <em>&#8220;Bizi dinlemiyorlar. Ailelerine söylüyoruz, onlar da bir şey yapmadıkları gibi bize kızıyorlar. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz, arada kalıyoruz&#8221; </em></p>
<p>Dün akşam saat 11&#8242;de yine bir grup genç havuza girmeye başladı. (Normal şartlarda havuz 8&#8242;de kapanıyor). Ben koltukta uyuklar, Doğan televizyon seyrederken dışarıdan bağrış çağırışlar duyduk. Ne oluyor diye balkona çıktık ki yaklaşık 5-6 kişilik bir ergen grubu çıkıp çıkıp havuza atlıyorlar, bombalama&#8230; Güvenlik görevlisi çıkıp yanlarına gidene kadar da devam ettiler. Sanırım site sakinlerinden de şikayet gelince güvenlik bu çocukların ailelerini aradı. Bir baktık bir süre sonra bir kadın geldi, havuz başındaki site yöneticisiyle kavga etmeye başladı. Aslında kavga etmek denmez, adama avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.</p>
<p>Özetle kadının dediği şuydu: <em><strong>&#8220;Çocuğumu şikayet etmek için beni aramayın!</strong> Ben anlamıyorum, bu sitede oturanların hiç mi çocuğu yok?! Genç bunlar, tabii ki yapacaklar. </em><em>Bıktım artık bundan! </em><em>Bana çocuğumu şikayet etmeyin!&#8221; </em></p>
<p>Kadın ses telleri yırtılırcasına karşısındaki site yöneticisine bağırırken havuza atlayanlardan biri olan oğlu da <em>&#8220;Tamam anne, yeter artık&#8221; </em>diye annesini sakinleştirmeye çalışıyordu.</p>
<p>İnanamadım. Benim çocuğum, gecenin 11&#8242;inde bu şekilde gürültü yapmaya başlayacak, ve ben buna göz yumacağım, ve şikayet geldiğinde sinirlenecek, ve üstelik de insanlara <em>&#8220;Bana şikayet etmeyin!&#8221;</em> diye bağıracağım. (Ve bu kadının evi bu ortak alana bakmıyor, dolayısıyla bahsedilen gürültü onu rahatsız etmiyor)</p>
<p><strong>İşte sorumsuz ebeveyn budur.</strong> Benim de çocuğum var. Benim de sessizlik anlayışım oldukça esnedi. Ama benim çocuğum gecenin 11&#8242;de, havuza bombalama atlamak suretiyle taşkınlık yaparak siteyi ayağa kaldıracak olursa çocuğumu önce ben azarlarım, bir. Şikayet edenlerden de özür dilerim, iki.</p>
<p>Şimdi bu kadın çocuğuna nasıl örnek oldu? <strong>Kurallara uymamanın kabul edilebilir </strong>olduğunu gösterdi (havuz 8&#8242;de kapansa da 11&#8242;de girebilirsin). <strong>Toplum kurallarına saygı duymak zorunda olmadığını</strong> gösterdi (Gece kaç olursa olsun istediğin gibi eğlenebilirsin, ne de olsa &#8220;genç&#8221;sin, yaparsın). <strong>Başkalarına rahatsızlık verdiğinde özür dilemek yerine üste çıkmanın</strong> <strong>doğru</strong> olduğunu anlattı (Bana şikayet etmeyin!).</p>
<p>Evet, çocuklar elbette gürültü yapacaklar. Gençler taşkınlık yapacaklar. Biz de yaptık, yapmadık mı? Yazlıkta bekçinin bizi de uyardığı olurdu. Ama tırsardık, pısardık, cırlamazdık onlara. Çünkü yaptığımızın yanlış olduğunu bilir, ve bu yanlışın ailemizin kulağına gitmesinden korkardık. Bilirdik ki bekçinin uyarısından daha beterini yapacaktır babamız. Bu gençler tam tersi, anne-babalarına güveniyor, kurallarına uymalarını hatırlatan güvenlik görevlilerine <em>&#8220;Sen bana bir şey diyemezsin&#8221;</em> şeklinde çıkışıyorlar.</p>
<p>Zaten zamane gençlerinin, daha doğrusu zamane ebeveynlerinin en büyük sorunu bu. Çocuklarının sorumluluklarını almıyorlar. Sanıyorlar ki belli bir mevki, belli bir para sahibi olunca insan her yerde istediği gibi davranabilir. Toplumun geri kalanına da bunu sineye çekmek düşer.</p>
<p>İşin kötü tarafı, bu gençler bu anlayışla büyüdüklerinde, kimseyi zor durumda bıraktığını düşünmeden istediği yerde istediği gibi davranıp,  itiraz edenlere <a href="http://blogcuanne.com/2010/06/17/titrin-kadar-konus/" target="_blank">&#8220;Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?&#8221; diyen insanlara dönüşüyorlar. </a></p>
<p>Ben bunu kabul edemiyorum. Siz?</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/07/06/basibos-cocuklardan-degil-sorumsuz-ebeveynlerden-korkalim/" rel="bookmark" class="crp_title">Başıboş çocuklardan değil, sorumsuz ebeveynlerden korkalım</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/30/neden-bizim-cocuklar-daha-fazla-agliyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Neden bizim çocuklar daha fazla ağlıyor?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/07/15/gencler-sag-kalsin/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençler sağ kalsın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/04/is-bolumu/" rel="bookmark" class="crp_title">İş bölümü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/06/23/cinsiyetler-arasi-anlam-karmasasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Cinsiyetler arası anlam karmaşası</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/07/08/sorumsuz-ebeveynler-demistik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek düşmanı kaldırım</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/06/17/bebek-dusmani-kaldirim/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/06/17/bebek-dusmani-kaldirim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2011 06:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=14986</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün Derin&#8217;i arabasına koydum, biraz ilerideki markete yürüyerek gitmeye kalkıştım. Önce biraz alışveriş yapacak, sonra Deniz&#8217;i arkadaşının evinden alacak, hep birlikte tıngır mıngır yürüyerek eve dönecektik. Ama bu şehrin kaldırımlarında tıngır mıngır yürümek ne mümkün? Hele de bebek arabasıyla. 50 santim genişliğindeki kaldırım ortasına bir de kazık dikilince bırak bebek arabasıyla, yaya yürüyebilene aşk olsun. Bu memlekette kaldırımlar arabalar, restoranların masa-sandalyeleri, ağaçlar, yukarıdaki şey her neyse (yangın anında su şeysi??) onlar için. Yayalar ya da bebek arabaları için değil. Hele engelliler için hiç değil. Onlar evde otursun. İlginizi Çekebilir:Derin Deniz&#8217;lerde GüzSonunda bu da olduBlogcu Anne Bebek dergisindeKurbağa PrensHediye Kitap: Oyun Zamanı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün Derin&#8217;i arabasına koydum, biraz ilerideki markete yürüyerek gitmeye kalkıştım. Önce biraz alışveriş yapacak, sonra Deniz&#8217;i arkadaşının evinden alacak, hep birlikte tıngır mıngır yürüyerek eve dönecektik.</p>
<p>Ama bu şehrin kaldırımlarında tıngır mıngır yürümek ne mümkün?</p>
<p>Hele de bebek arabasıyla.</p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/06/Kaldirim1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-14990" title="Kaldirim" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/06/Kaldirim1-500x500.jpg" alt="" width="500" height="500" /></a></p>
<p>50 santim genişliğindeki kaldırım ortasına bir de kazık  dikilince bırak bebek arabasıyla, yaya yürüyebilene aşk olsun.</p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/06/Kaldirim2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-14987" title="Kaldirim2" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/06/Kaldirim2-500x500.jpg" alt="" width="500" height="500" /></a></p>
<p>Bu memlekette kaldırımlar arabalar, restoranların masa-sandalyeleri, ağaçlar, yukarıdaki şey her neyse (yangın anında su şeysi??) onlar için. Yayalar ya da bebek arabaları için değil.</p>
<p>Hele engelliler için hiç değil. Onlar evde otursun.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/29/derin-denizlerde-guz/" rel="bookmark" class="crp_title">Derin Deniz&#8217;lerde Güz</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/07/19/sonunda-bu-da-oldu/" rel="bookmark" class="crp_title">Sonunda bu da oldu</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/14/blogcu-anne-bebek-dergisinde/" rel="bookmark" class="crp_title">Blogcu Anne Bebek dergisinde</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/27/kurbaga-prens/" rel="bookmark" class="crp_title">Kurbağa Prens</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/10/hediye-kitap-oyun-zamani/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Oyun Zamanı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/06/17/bebek-dusmani-kaldirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>25</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğraflarla çocuklu-çocuksuz hayat karşılaştırması</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/03/09/fotograflarla-cocuklu-cocuksuz-hayat-karsilastirmasi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/03/09/fotograflarla-cocuklu-cocuksuz-hayat-karsilastirmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 06:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklu hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=12380</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yazıyı New York&#8217;ta yaşayan ve geçen hafta bizi evinde ağırlayan kuzenim Uygar kaleme aldı. Uygar, benim koca tarafından kuzenim. Senelerdir Amerika&#8217;da, uzun zamandır da New York&#8217;ta yaşıyor. Sağ olsun bize bekar evini açtı, bir oda bir salon, cıncık gibi düzülmüş yuvasını tırtıl gibi her yere girip çıkan Derin&#8217;le paylaştı. Garibim, bizimle beraber yattı-kalktı; bizi gezdirdi, tozdurdu, ağırladı. Uygar&#8217;ın geçen hafta yaşadığı çocuklu hayat simülasyonu sonrasındaki analizini noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Blogcu Anne Elif *** Aşağıda önce Elif ve Derin’in ziyareti öncesi &#8211; sonrası (tek başıma yaşadığım) evimin fotoğraflarını sunuyorum. Daha sonra bazı gözlemlerimi yazdım, umarım lafı fazla uzatmamışımdır. Bekâr ve Çalışan Bayandan Gözlemler: Benim için normal bir sabah kargalar kahvaltı etmeden spor salonunda başlar. Bebekli sabahlar ise kargaların kahvaltısından ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aşağıdaki yazıyı New York&#8217;ta yaşayan ve geçen hafta bizi evinde ağırlayan kuzenim Uygar kaleme aldı. Uygar, benim koca tarafından kuzenim. Senelerdir Amerika&#8217;da, uzun zamandır da New York&#8217;ta yaşıyor. Sağ olsun bize bekar evini açtı, bir oda bir salon, cıncık gibi düzülmüş yuvasını tırtıl gibi her yere girip çıkan Derin&#8217;le paylaştı. Garibim, bizimle beraber yattı-kalktı; bizi gezdirdi, tozdurdu, ağırladı.<br />
</em></p>
<p><em>Uygar&#8217;ın geçen hafta yaşadığı çocuklu hayat simülasyonu sonrasındaki analizini noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.</em></p>
<p><em>Blogcu Anne Elif<br />
</em></p>
<p>*** <span id="more-12380"></span></p>
<p>Aşağıda önce Elif ve Derin’in ziyareti öncesi &#8211; sonrası (tek başıma yaşadığım) evimin fotoğraflarını sunuyorum. Daha sonra bazı gözlemlerimi yazdım, umarım lafı fazla uzatmamışımdır.</p>
<div id="attachment_12381" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/1.jpg"><img class="size-full wp-image-12381" title="1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(1) Oturma odası - normal hal</p></div>
<div id="attachment_12382" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/1_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12382" title="1_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/1_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(1.1) Oturma Odası - sabah 5</p></div>
<div id="attachment_12383" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg"><img class="size-full wp-image-12383" title="2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/2.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(2). Oturma odası - normal hal</p></div>
<div id="attachment_12384" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/2_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12384" title="2_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/2_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(2.1) Sabah 5. Daha sonra bu halının altından minicik kitap, çorap gibi nesneler çıkıyor.</p></div>
<div id="attachment_12385" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3.jpg"><img class="size-full wp-image-12385" title="3" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(3) Sehpa üzerindeki normal nesneler: Kadeh şarap, ya da bira, ya da başka içecek, atıştırmalık yiyecek, dergi, bardakaltlığı, kumanda, vb.</p></div>
<div id="attachment_12386" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12386" title="3_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(3.1) Sabah 5. Sehpa üzerinde Derin&#039;in bir süre yer bezi olarak kullandığı, daha sonra buraya bırakmayı uygun gördüğü kullanılmamış çocuk bezi.</p></div>
<div id="attachment_12387" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3_2.jpg"><img class="size-full wp-image-12387" title="3_2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/3_2.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(3.2) Farklı açı.</p></div>
<div id="attachment_12388" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/4.jpg"><img class="size-full wp-image-12388" title="4" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/4.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(4) Sehpa kenarı detay - önce.</p></div>
<div id="attachment_12389" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/4_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12389" title="4_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/4_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(4.1) Sehpa kenarı detay - sonra. Salya, belki biraz sümük. Muhtemelen direkt dişlenmiş.</p></div>
<div id="attachment_12390" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/5.jpg"><img class="size-full wp-image-12390" title="5" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/5.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(5) Temiz düzenli banyo</p></div>
<div id="attachment_12391" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/5_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12391" title="5_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/5_1.jpg" alt="" width="468" height="351" /></a><p class="wp-caption-text">(5.1) Lavabo kenarında minik kullanılmış çorap.</p></div>
<div id="attachment_12392" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/6.jpg"><img class="size-full wp-image-12392" title="6" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/6.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(6) Oturma odasından mutfağa bakış</p></div>
<div id="attachment_12393" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/6_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12393" title="6_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/6_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(6.1) Sabah 5. Aynı açıdan, mutfak civarlarında bir tayfun esmiş.</p></div>
<div id="attachment_12394" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/7.jpg"><img class="size-full wp-image-12394" title="7" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/7.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(7) Mutfaktan oturma odasına bakış.</p></div>
<div id="attachment_12395" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/7_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12395" title="7_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/7_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(7.1) Aynı açıdan, oturma odası civarlarında bir tayfun esmiş.</p></div>
<div id="attachment_12396" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8.jpg"><img class="size-full wp-image-12396" title="8" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(8) Divan. Normal.</p></div>
<div id="attachment_12397" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12397" title="8_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8_1.jpg" alt="" width="468" height="624" /></a><p class="wp-caption-text">(8.1) Divan. Sümük? Mama? Kim bilebilir?</p></div>
<div id="attachment_12398" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8_2.jpg"><img class="size-full wp-image-12398" title="8_2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/8_2.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(8.2) Derin&#039;in yer bezi olarak kullandığı bardakaltlığı en sonunda divana oturmuş, soluklanıyor.</p></div>
<div id="attachment_12399" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/9.jpg"><img class="size-full wp-image-12399" title="9" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/9.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(9) Yatak odası</p></div>
<div id="attachment_12400" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/9_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12400" title="9_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/9_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(9.1) Yatak odası - 7 farkı bulun!</p></div>
<div id="attachment_12401" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/10.jpg"><img class="size-full wp-image-12401" title="10" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/10.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(10) Yatak odası</p></div>
<div id="attachment_12402" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/10_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12402" title="10_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/10_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(10.1) Yatak odası- 20 farkı bulun!</p></div>
<div id="attachment_12403" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/11.jpg"><img class="size-full wp-image-12403" title="11" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/11.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(11) Oturma odası- detay.</p></div>
<div id="attachment_12404" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/11_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12404" title="11_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/11_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(11.1) Oturma odası- Natürmort sanat eseri olarak yerleştirilmiş minik kitap ve muhtemelen ağızda çiğnenmiş patik.</p></div>
<div id="attachment_12405" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/12.jpg"><img class="size-full wp-image-12405" title="12" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/12.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(12) Mutfak- detay</p></div>
<div id="attachment_12406" class="wp-caption aligncenter" style="width: 478px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/12_1.jpg"><img class="size-full wp-image-12406" title="12_1" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2011/03/12_1.jpg" alt="" width="468" height="312" /></a><p class="wp-caption-text">(12.1) Mutfak- Yorumsuz.</p></div>
<p><span style="text-decoration:underline;">Bekâr ve Çalışan Bayandan Gözlemler:</span></p>
<p>Benim için normal bir sabah kargalar kahvaltı etmeden spor salonunda başlar. <strong>Bebekli sabahlar ise kargaların kahvaltısından bir saat kadar önce bebek ağlamasıyla başlıyormuş.</strong></p>
<p>Uykusuz vaziyette zombiye dönüştüğüm için o halde sporun S&#8217;sini bile yapamadım. Bir hafta ara verildi spora.</p>
<p>İnsan bebekle yaşayınca, ve uykusuz olunca, iş yerinde de zombiye dönüşüyor. Cuma gününün sonunda bir toplantı odasından tuvalete yolumu şaşırınca &#8220;vay be&#8221; dedim. Vay be! <strong>Çocuklu ve çalışan anneler: Siz benim kahramanımsınız! </strong>Helal olsun size, helal!</p>
<p>Derin&#8217;in o yanaklarına MUUCK! diye yumulunca o yorgunlukların hepsi vız gelip tırıs gidiyor.</p>
<p>Elif’le gurur duydum. Derin&#8217;i yatağına yatırıyor, o kendi kendine ninni söyleyerek uyuyor. İnanılmaz.</p>
<p><strong>Akşam yemeğini bebekle dışarıda yemek:</strong> Zor bir proje. İşten erken çıkmak gerekiyor. Elif&#8217;le kendimizi bir taksiye atıp lokantaya doğru giderken sürekli dışarı çıktığım çok yakın arkadaşımdan gelen SMS bizi güldürdü. İki dünyanın arasındaki uçurum: &#8220;<em>Siz yemeği yiyin. Sonrasında Güllüoğlu&#8217;na gidelim, orada tatlı yeriz&#8221;</em>. Sonra da gecelere akarız, Derin ve pusetiyle! Hi hihhiii!! Derin tabii ki yemeğin sonunu zor etti.</p>
<p><strong>Evde çocuk varsa onun arkasından elimizde Balerina Cif fıs fıs&#8217;ıyla dolaşmak anlamsız, </strong>sadece içimizi rahatlatan bir çaba.</p>
<p>New York&#8217;ta bekâr hayatı yaşarken hiç dikkat etmediğim şeylere dikkat etmem gerekti. Örneğin hangi metro istasyonlarında asansör var? (valla çok az varmış). <strong>Pusetle hangi lokantalara gidilebilir?</strong> Otobüse binerken kuzenim -dışarıda yağmur yağarken- nasıl hem bebeği kucaklayıp, hem puseti katlayıp, hem çantaları yükleyecek? Ona kimse yardım edecek mi? (New York&#8217;lular yüzümü kara çıkarmamışlar, herkes yardım etmiş, çok mutlu oldum)</p>
<p>Bu bana New York&#8217;taki bekâr anneler konusunu düşündürdü. Bu insanlar nasıl insanüstü yaratıklardır ki eşleri ya da erkek arkadaşları terk edip gitmesine karşın hayatlarını bir, bazen birden fazla bebekle idare edebiliyorlar. Nasıl ya, nasıl? Tek başlarına!</p>
<p><strong>Sabahları Elif&#8217;le Derin evde kahvaltı ederken üzerimi giyinip işe gitmek çok komiğime gitti.</strong> Marjinal bir çift gibi. İlk gün kapıdan çıkarken Elif&#8217;le Derin beni uğurladılar. Ben de kendisine <em>&#8220;Karıcım, akşama görüşürüz. Eve gelirken ekmekle yoğurt alayım mı?&#8221; </em>dedim. Bu muhteşem (!) esprime iş yerimde aklıma geldikçe güldüm.</p>
<p>İşyerinde o hiç kimsenin haz almadığı, sürekli bebekleri hakkında konuşan kişiler gibi olmamak için kendimi zor tuttum. <em>&#8220;Ay bugün gaz çıkardı! Dün akşam kustu! O gün ilk defa kahkaha attı!&#8221;</em>Aman ne ilginç, ıyy. Ama <strong>kendimi iPhone&#8217;daki fotoğrafları işyerinde birine gösterirken ve Derin&#8217;in yanaklarından bahsederken yakaladım. </strong>Amanın!</p>
<p>Elif bunu inkâr etse de Derin aslında Lady Gaga’nin Poker Face şarkısını pek seviyor. Özellikle <em>“P-p-p-poker face, p-p-poker face, Mam mam mam mah” </em>kısmını pek beğeniyor. Ben bunu gözlemledim kendimce.</p>
<p>Kendim hakkımda bir şeyi fark ettim: 20li yaşlarımda hissettiklerimi 30lu yaşlarımda hala hissediyorum. Son derece tatlı ve akıllı, kendi kendine oyun oynayan, şirinlik muskası Derin bile bu hislerimi değiştirmedi. <strong>Çocuk sahibi olmak hiç mi hiç özendiğim bir şey değil. </strong>Herkes bakar &#8220;ay ne güzel, yuva kurayım, çocuklarımı doğurup büyüteyim&#8221; diye özenir. Fakat ben hiç böyle olmadım, hala da değilim. Bebeğim ha olmuş, ha olmamış, hiç fark etmez. Hiç eksikliğini hissetmediğim bir durum. Her koyun kendi bacağından asılır, herkes isteyecek diye bir şey yok.</p>
<p>Ve son olarak: Bırak bebeği, içinde kedi-köpek-balık vs. ve hatta bitki bile olmayan, ayağımı hiç bir şekilde bağlamayan, New York&#8217;un sunduğu tüm avantajlardan istediğim gibi yararlanmamı sağlayan, özgürlüğümü –seyahat dâhil- kısıtlamayan, sporumu, eğlencemi istediğim saatte yaşamamı mümkün kılan, hangi metroda asansör var gibi antin kuntin şeyler için endişe duymamı gerektirmeyen <strong>bekâr hayatım: Seni çok seviyorum! </strong>İsterim ki herkes kendi hayatından memnun olsun böyle. Benim temiz, düzenli, huzurlu, sessiz evim: Seni de çok seviyorum.</p>
<p>Tüm annelere sevgilerimi sunuyorum. Özellikle çalışan anneler, siz insanüstü yaratıklarsınız. Helal olsun hepinize tekrar.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/11/25/dort-sene-once-bugun/" rel="bookmark" class="crp_title">Dört sene önce bugün&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/03/bodrum-yolcusu-kalmasin/" rel="bookmark" class="crp_title">Bodrum yolcusu kalmasın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/06/annelik-seruvenimin-en-zor-10-gunu/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelik serüvenimin en zor 10 günü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/25/her-yerde-kar-var/" rel="bookmark" class="crp_title">Her yerde kar var&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/29/uygun-fiyata-hamile-kiyafeti-lcwden-alinir/" rel="bookmark" class="crp_title">Uygun fiyata hamile kıyafeti LCW&#8217;den alınır</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/03/09/fotograflarla-cocuklu-cocuksuz-hayat-karsilastirmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>52</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zincirleri kıralım anneler!</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/02/21/zincirleri-kiralim-anneler/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/02/21/zincirleri-kiralim-anneler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 08:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=12108</guid>
		<description><![CDATA[Başlık pek bir iddialı oldu. Okuyan da beni annelik doktorasını tamamlamış, tezini de &#8220;Saldım çayıra, Mevla&#8217;m kayıra annelik&#8221; üzerine yapmış, yetmedi konuda 10 kitap yazmış, orada burada &#8220;Bırakın çocuğunuz yemeğini kendi yesin&#8221; ya da &#8220;Kirlenmek güzeldir&#8221; temalı konferanslar veren bir fikir lideri falan zanneder. Üç konuda nabız yoklaması yapmak istiyorum bugün: 1. Anne ve Bebişi, geçen haftaki orada burada bebeği emekletmek, emekletmemek konusunun devamı olarak bir yazı yazdı: Çamur. Hava yağmurlu da olsa, 5 derece de olsa çocuklarınızı dışarıya çıkarır mısınız, çıkarmaz mısınız diye soruyor. Fotoğraflarla da bezemiş güzel yazısını. Lütfen okuyunuz ve yorum yapınız. Ne dersiniz? Benim kafam karıştı. Bana hep rüzgar yoksa çıkarın diye söylendi şimdiye kadar. Ama Anne ve Bebişi&#8217;nin yazısı ve gelen yorumlar da &#8220;hava nasıl ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlık pek bir iddialı oldu. Okuyan da beni annelik doktorasını tamamlamış, tezini de <strong>&#8220;Saldım çayıra, Mevla&#8217;m kayıra annelik&#8221;</strong> üzerine yapmış, yetmedi konuda 10 kitap yazmış, orada burada &#8220;Bırakın çocuğunuz yemeğini kendi yesin&#8221; ya da &#8220;Kirlenmek güzeldir&#8221; temalı konferanslar veren bir fikir lideri falan zanneder.</p>
<p>Üç konuda nabız yoklaması yapmak istiyorum bugün: <span id="more-12108"></span></p>
<p>1. Anne ve Bebişi, geçen haftaki orada burada <a href="http://blogcuanne.com/2011/02/17/bebeklerin-dis-mekanlarda-emeklemesi-dogru-mu-yanlis-mi/" target="_blank">bebeği emekletmek, emekletmemek</a> konusunun devamı olarak bir yazı yazdı: <a href="http://annevebebisi.blogspot.com/2011/02/camur.html" target="_blank">Çamur</a>. <strong>Hava yağmurlu da olsa, 5 derece de olsa çocuklarınızı dışarıya çıkarır mısınız, çıkarmaz mısınız</strong> diye soruyor. Fotoğraflarla da bezemiş güzel yazısını. <a href="http://annevebebisi.blogspot.com/2011/02/camur.html" target="_blank">Lütfen okuyunuz ve yorum yapınız.</a> Ne dersiniz? Benim kafam karıştı. Bana hep <span style="text-decoration:underline;">rüzgar yoksa</span> çıkarın diye söylendi şimdiye kadar. Ama Anne ve Bebişi&#8217;nin yazısı ve gelen yorumlar da <em>&#8220;hava nasıl olursa olsun, dışarı çıksın çocuk&#8221; </em>diye düşündürtüyor adama. E doğru, yılın 8 ayının kar kıyamet olduğu bir yerde yaşasaydık ne olacaktı?</p>
<p>2. Tesadüf değil mi, Bir Dolap Kitap&#8217;ın bugün yer verdiği <a href="http://www.birdolapkitap.com/2011/02/21/el-bebek-gul-bebek/" target="_blank">El Bebek, Gül Bebek</a> kitabı da tam bu konuya parmak basıyor. En küçük çocuğunun üstüne biraz fazla düşen, <strong>onu &#8220;pamuklara sarıp sarmalayan&#8221; bir anneyi</strong> anlatıyor. İlginizi çekebilir, ben çok beğendim.</p>
<p>3. Sabiha Paktuna Keskin <strong>&#8220;çocuk sehpaya çarptıysa sehpayı dövün&#8221; </strong>demiş. Vallahi de demiş, billahi de demiş. <a href="http://ruzgarestiustume.blogspot.com/" target="_blank">Iraz</a> dedi. Bu konuda da fikir almak istiyorum, siz çocuğunuza böyle şeyler söylüyor musunuz?</p>
<p>Yorumları alalım.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/12/tiksinmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Tiksinmek</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/24/yorum-kismi-neden-var/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Yorum&#8221; kısmı neden var?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/18/misafir-yazar-olmak-ister-misiniz/" rel="bookmark" class="crp_title">Misafir yazar olmak ister misiniz?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/02/icimdeki-birlesmis-milletler/" rel="bookmark" class="crp_title">İçimdeki Birleşmiş Milletler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/17/bebeklerin-dis-mekanlarda-emeklemesi-dogru-mu-yanlis-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Bebeklerin dış mekanlarda emeklemesi doğru mu, yanlış mı?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/02/21/zincirleri-kiralim-anneler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>76</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerin dış mekanlarda emeklemesi doğru mu, yanlış mı?</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/02/17/bebeklerin-dis-mekanlarda-emeklemesi-dogru-mu-yanlis-mi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/02/17/bebeklerin-dis-mekanlarda-emeklemesi-dogru-mu-yanlis-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2011 08:52:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çoluk Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[9-12 ay]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=12045</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün anne arkadaşlarımla Starbucks&#8217;a gittik. Birisi, sizin de tanıdığınız Doris (Ve evet, daha dün SSVD hikayesini anlattığımız Noah şimdi emeklemek üzere). Ben gidene kadar Doris koltukların arasında çocuklara ufak bir alan açmış, Noah&#8217;yı da oturtmuştu yere. Ben de Derin&#8217;i yanına koydum. Orada oynaştılar. Derin emekledi, Noah emeklemeye çalıştı falan. *** Deniz emeklerken, Deniz&#8217;le yaşıt oğlu olan bir arkadaşımla çocukları sinemaya götürmüştük. Daha doğrusu sinemaya değil de, bir sinema binasına gitmiştik her nedense. Yer halı kaplıydı. Ben Deniz&#8217;i bırakmıştım emeklemesi için. Tutmam mümkün değildi çünkü. Diğer arkadaşım ise oğlunu kısa bir süreliğine yere bırakmış, sonra kucağına almıştı. Kocasının temizlik takıntılı olduğunu söylemiş, bebeğin &#8220;böyle bir yerde&#8221; emeklediğini görürse kalp krizi geçireceğini söylemişti. Bundan birkaç ay önce oğlu yeni ayak olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün anne arkadaşlarımla Starbucks&#8217;a gittik. Birisi, sizin de tanıdığınız Doris (Ve evet, daha dün <a href="http://blogcuanne.com/2010/09/14/doris-ve-noahnin-hikayesi/" target="_blank">SSVD hikayesini </a>anlattığımız Noah şimdi emeklemek üzere). Ben gidene kadar Doris koltukların arasında çocuklara ufak bir alan açmış, Noah&#8217;yı da oturtmuştu yere. Ben de Derin&#8217;i yanına koydum. Orada oynaştılar. Derin emekledi, Noah emeklemeye çalıştı falan.</p>
<p style="text-align:center;">***</p>
<p>Deniz emeklerken, Deniz&#8217;le yaşıt oğlu olan bir arkadaşımla çocukları sinemaya götürmüştük. Daha doğrusu sinemaya değil de, bir sinema binasına gitmiştik her nedense. Yer halı kaplıydı. Ben Deniz&#8217;i bırakmıştım emeklemesi için. Tutmam mümkün değildi çünkü. <span id="more-12045"></span></p>
<p>Diğer arkadaşım ise oğlunu kısa bir süreliğine yere bırakmış, sonra kucağına almıştı. Kocasının temizlik takıntılı olduğunu söylemiş, bebeğin &#8220;böyle bir yerde&#8221; emeklediğini görürse kalp krizi geçireceğini söylemişti.</p>
<p>Bundan birkaç ay önce oğlu yeni ayak olan bir başka arkadaşım da oğlunun alışveriş merkezinde yürümesine izin vermemiş, düşüp de ellerini kirletmesini istemediğini belirtmişti.</p>
<p>Ben de bir diğer uç örnek olan, Türkiye&#8217;de yaşayan Amerikalı bir arkadaşıma sordum. Üç çocuğunun da her  türlü dış mekanda emeklemesine izin verdiğini söyledi. Tek  istisna hastanelermiş. Onun dışında restoranda da, alışveriş merkezinde  de, her yerde de emeklemelerine izin vermiş çocuklarının. <em>&#8220;Diğer türlüsü mümkün değildi. Ya böyle yapacaktım, ya da evden dışarı çıkmayacaktım&#8221; </em>dedi. <em> </em></p>
<p>Yetmedi, doktor halama sordum. Ne de olsa kadın mikrop üzerine profesör. Dedim ki, <strong>biz mi çok takıntılıyız bu konuda, yoksa Batılı anneler mi fazla rahat ve pis?</strong> Nedir yani?</p>
<p>Halam bunu genel olarak bizim sokaklarımızın daha kirli olmasıyla, etrafta daha çok mikrop geziniyor olmasıyla açıkladı. Ve benim <em>&#8220;Derin&#8217;i alışveriş merkezinde emeklemesi için yere bırakıyorum&#8221; </em>yaklaşımımı çok doğru bulmadı. Daha doğrusu teoride buldu, ama pratikteki uygulamasını tasvip etmedi. O alışveriş merkezinin çok iyi havalandırılıyor olması gerekirmiş de, içeride fazladan mikrop üremiyor olması gerekirmiş de, Türkiye&#8217;deki alışveriş merkezleri bu standardı yakalayamıyormuş da, falan da filan.</p>
<p>Hoş, alışveriş merkezine pek gittiğim yok. Ama ne bileyim, bir Starbucks&#8217;ta, bir çocuk kitapçısında yerde emeklemesine izin veriyorum ben Derin&#8217;in. Elini ağzına sokmamasına gayret ediyorum sadece. Ve tabii ki yerden aldığımda da temizliyorum, yemekten önce yıkıyorum ellerini.</p>
<p>Diğer türlüsü çok kısıtlayıcı geliyor. Kıpır kıpır, yerinde duramayan bir çocuğu sırf elleri kirlenir diye salmayacaksam, dışarı çıkmayayım daha iyi.</p>
<p>Sizce?</p>
<p>&#8211;</p>
<p><em><span style="color:#ff0000;">Düzeltme: Bu yazı yazdım, yayına düğmesine bastım. Ama bir terslik var gibiydi. Nitekim, kendisi şehir planlamacısı ve peyzaj mimarı olan bir okurum o tersliği şöyle açıklamış: &#8220;&#8216;dış mekan&#8217; gerçek anlamda herhangi bir kapalılığı içermeyen evimizin  bahçesi, kapımızın önünden başlayan, sokaklara, caddelere, parklara  uzanan mekanlardır kullandığımız literaturde. Yani starbucks, ya da  herhangi bir AVM dış mekan olarak nitelenemez.&#8221; </span></em></p>
<p><em><span style="color:#ff0000;">Doğrudur. Benim demek istediğim &#8220;ev dışındaki mekanlar&#8221; idi. Bu düzeltme için Ayça&#8217;ya teşekkür ediyor, kafalarını karıştırdıklarımdan özür diliyorum. </span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/24/yorum-kismi-neden-var/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Yorum&#8221; kısmı neden var?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/19/etkili-anne-baba-egitimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Etkili Anne-Baba Eğitimi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/21/zincirleri-kiralim-anneler/" rel="bookmark" class="crp_title">Zincirleri kıralım anneler!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/07/kocadan-alinacak-20-mukemmel-intikam/" rel="bookmark" class="crp_title">Kocadan alınacak 20 mükemmel intikam</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/03/bu-da-bir-hayata-baslangic-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Bu da bir hayata başlangıç hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/02/17/bebeklerin-dis-mekanlarda-emeklemesi-dogru-mu-yanlis-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>124</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Titrin kadar konuş&#8221;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/06/17/titrin-kadar-konus/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/06/17/titrin-kadar-konus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 06:36:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Blogcu Anne'ce]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukta Toplum Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6822</guid>
		<description><![CDATA[Arabaların tartışılmaz bir üstünlüğü var Türkiye&#8217;de.  Arabalar insanlardan daha çok itibar görür, daha çok düşünülür. Böyle bir ülke burası. Dönemeçlerde yayalar arabalara öncelik tanır. Kaldırımlara arabalar park eder. Yayalar cinlik yapan ve hiçbir suretle cezaya tabi olmayan motosikletlere kurban gitmemek için kaldırımlarda yürürken zikzak çizer. Yaya geçitlerinden yürümek için yayalar önce arabaların geçip geçidin boşalmasını bekler. Kaldırımlarda engellilerin ya da bebek arabalarının girip çıkacağı eğimler yoktur. YALLAH diyerek indirip çıkarırsınız pusetleri. Ama otopark girişlerinin hepsinde arabaların sarsıntısız girip çıkması için kaymak gibi eğimler bulunur. Maazallah, arabanın altı yola sürtmeye&#8230; Arabanız kadar adamsınız bu ülkede. Orta karar yerli üretim bir arabanız varsa kendiniz park edersiniz arabanızı gittiğiniz yerde. Ama şöyle hafif afili, yabancı üretim bir marka araba kullanıyorsanız o zaman vale ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_6828" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/titrinkadarkonus.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-6828" title="TitrinKadarKonus" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/titrinkadarkonus.jpg?w=150" alt="" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">VIP - Çok Önemli Kişi</p></div>
<p>Arabaların tartışılmaz bir üstünlüğü var Türkiye&#8217;de.  Arabalar insanlardan daha çok itibar görür, daha çok düşünülür.</p>
<p><strong>Böyle bir ülke burası.</strong> Dönemeçlerde yayalar arabalara öncelik tanır. Kaldırımlara arabalar park eder. Yayalar cinlik yapan ve hiçbir suretle cezaya tabi olmayan motosikletlere kurban gitmemek için kaldırımlarda yürürken zikzak çizer. Yaya geçitlerinden yürümek için yayalar önce arabaların geçip geçidin boşalmasını bekler.</p>
<p><span id="more-6822"></span>Kaldırımlarda engellilerin ya da bebek arabalarının girip çıkacağı eğimler yoktur. YALLAH diyerek indirip çıkarırsınız pusetleri. Ama otopark girişlerinin hepsinde arabaların sarsıntısız girip çıkması için kaymak gibi eğimler bulunur. Maazallah, arabanın altı yola sürtmeye&#8230;</p>
<p><strong>Arabanız kadar adamsınız bu ülkede. </strong>Orta karar yerli üretim bir arabanız varsa kendiniz park edersiniz arabanızı gittiğiniz yerde. Ama şöyle hafif afili, yabancı üretim bir marka araba kullanıyorsanız o zaman vale kapınızı açar, alır, park eder arabanızı. Hele şöyle kocaman bir cipiniz ya da üstü açık bir arabanız mı var, o zaman en iyi, en yakın, en &#8220;herkesin gözü önünde&#8221; park yeri sizindir.</p>
<p><strong>Arabası kadar konuşur insanlar Türkiye&#8217;de. </strong>Arabası ne kadar pahalıysa o kadar çok hızlı gitme, kuralları ihlal etme, kaldırıma park etme hakkı vardır insanın.</p>
<p><strong>Az kaldırmadım kaldırımlara park eden arabaların sileceklerini.</strong> Bu yaparken de az azar işitip küfür yemedim. Pusette çocuğum, kan ter içinde kaldırımda yürümeye çalıştığım halde ne &#8220;salak karı&#8221; olmadığım kaldı, ne de çektirip gitmem gerektiği&#8230; Sileceğini kaldırdığım arabanın modeli ne kadar lüksse bu azar ve küfürlerin &#8220;kalibresi ve kalitesi&#8221; (!) de o kadar yükseldi.</p>
<p>Bir seferinde apartmanın otopark girişine park etmiş, son model lüks bir arabanın sahibini har har arayıp durmuştum. Acilen çıkmam gerekiyordu, Deniz&#8217;in uykusu vardı, ama gel gör ki bu araba sanki kendi özel park yeriymişçesine bizim apartmanın otoparkının çıkışına park edip gitmişti. Bırakın saygısızlığı,<em> &#8220;acaba acil çıkış yapması gereken, hasta, hamile, vesaire birisi olur da çıkamazsa&#8221; </em>bile diye düşünmeden.</p>
<p>Yaklaşık 20 dakika boyunca arabanın sahibini aramış, civar apartmanların kapıcılarına sormuş, etraftaki dükkânlara girip çıkmış, korna çalmış, ortalığı birbirine katmış ve kimseyi bulamamıştık. 20 dakikanın sonunda elini kolunu sallaya sallaya gelmişti sahip kişi. <em>&#8220;Beyefendi, olacak iş mi bu yaptığınız?!&#8221;</em> diye çıkışmıştım. <em>&#8220;İşte iki dakikalığına bir yere gitmiştim de, işçilere söylemiştim de&#8221; </em>diye anlatmaya başlamıştı. <em>&#8220;Hiç mi düşünmezsiniz başkalarını, bu ne saygısızlık?!&#8221; </em>dediğimde de <em>&#8220;Siz benimle ne biçim konuşuyorsunuz? <strong>Siz benim kim olduğumu, titrimi biliyor musunuz?&#8221;</strong></em> diye sormuştu.</p>
<p>Dumura uğramış bir şekilde kalmıştım. Bilmiyordum titrini. Düşünmemiştim ki&#8230; Fark eder miydi? Başbakanın çocuğu olsa, belediye başkanının damadı olsa, Türkiye&#8217;nin en büyük holdinginin yönetim kurulu başkanı olsa, fark eder miydi? Kendi şahsi işini halletmek için el alemin otoparkının önüne park edip geçişi engelleyebilir miydi?</p>
<p>Bu <em>&#8220;titrimi biliyor musunuz?&#8221;</em> lafını duyunca hiçbir şey söyleyememiştim. Ne anlatabilirdim ki? Sadece <em>&#8220;Böyle de bir şey söylediniz ya, size verecek cevabım yok&#8221;</em> deyip, arabama binip çekip gitmesini beklemiştim.</p>
<p>Titr dediğin nedir? Kartvizitinde &#8220;bilmem ne müdürü&#8221; ya da &#8220;falanca işler direktörü&#8221; yazıyorsa da insanın, adam olamadıktan sonra ne anlamı kalır?</p>
<p>Titrler insanlıktan önde gittikçe, bazıları sırf statülerinden ötürü kendilerini üstün gördükçe Avrupa Birliği&#8217;ne de girsek, Orta Doğu Birliği&#8217;ni de kursak, adam olabilir miyiz?</p>
<p>***</p>
<p><em>(Blog tutmaya başlamadan çok önce olmuştu bu olay. Dün birden aklıma geliverdi.)</em></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/26/merak-ediyorum/" rel="bookmark" class="crp_title">Merak ediyorum&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/09/16/calinti-desitin/" rel="bookmark" class="crp_title">Çalıntı Desitin</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/19/dunyanin-en-kotu-annesi-odulunu-kazananlar-aciklandi/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Dünyanın en kötü annesi&#8221; ödülünü kazananlar açıklandı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/10/25/hamilelerin-beyni-kuculuyormus/" rel="bookmark" class="crp_title">Hamilelerin beyni küçülüyormuş!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/04/29/neden-blog-tutayim/" rel="bookmark" class="crp_title">Neden blog tutayım?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/06/17/titrin-kadar-konus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boynumda tabelayla gezeceğim</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/05/11/boynumda-tabelayla-gezecegim/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/05/11/boynumda-tabelayla-gezecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 06:13:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı teyzeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6362</guid>
		<description><![CDATA[Evet, henüz yedi haftalık. Hı hı, çok küçük. Teşekkürler (bence de çok tatlı) Evet, sütüm var. Hayır, üşümez (Hava 30 derece, yuh!) Yok, çok ağlayan bir bebek değil. Her bebek gibi işte&#8230; Yok, rezene içmiyorum. Nefret ederim rezeneden. O bahsettiğiniz şeyi denemedim. (Sütüm var dedim ya!) Geceleri? Eh, fena değil, 3-4 saat uyuyor. Hayır, ikinci. Bir de büyük oğlum var, şu mavili&#8230; Kaydıraktan kayan. Hayır, yardımcım yok. Evet, tek başıma bakıyorum. Evet, bir de köpek var. Köpeği veremem. Hepsinden önce o vardı. Evet, zor oluyor ama idare ediyorum. Şimdilik&#8230; Evet, ağladığının farkındayım. Uyumaya çalışıyor. Nasıl tutacağımı biliyorum, teşekkür ederim. (İkinci çocuk demiştim ya!) Hayır, böyle daha çok ağlamaz. (Yedi haftadır annesiyim, bırakın sizden daha iyi bileyim hangi pozisyonda rahat ettiğini) ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Evet, henüz yedi haftalık.<br />
Hı hı, çok küçük.<br />
Teşekkürler (bence de çok tatlı)<br />
Evet, sütüm var.<br />
Hayır, üşümez (Hava 30 derece, yuh!)<span id="more-6362"></span><br />
Yok, çok ağlayan bir bebek değil. Her bebek gibi işte&#8230;<br />
Yok, rezene içmiyorum. Nefret ederim rezeneden.<br />
O bahsettiğiniz şeyi denemedim. (Sütüm var dedim ya!)<br />
Geceleri? Eh, fena değil, 3-4 saat uyuyor.<br />
Hayır, ikinci. Bir de büyük oğlum var, şu mavili&#8230; Kaydıraktan kayan.<br />
Hayır, yardımcım yok.<br />
Evet, tek başıma bakıyorum. Evet, bir de köpek var.<br />
Köpeği veremem. Hepsinden önce o vardı.<br />
Evet, zor oluyor ama idare ediyorum. Şimdilik&#8230;<br />
Evet, ağladığının farkındayım. Uyumaya çalışıyor.<br />
Nasıl tutacağımı biliyorum, teşekkür ederim. (İkinci çocuk demiştim ya!)<br />
Hayır, böyle daha çok ağlamaz. (Yedi haftadır annesiyim, bırakın sizden daha iyi bileyim hangi pozisyonda rahat ettiğini)<br />
Emziğini ben de verdim, almadı.<br />
Hayır, meme istemiyor, daha az önce yedi.<br />
Hayır, üşümüyor!</p></blockquote>
<p>Deniz bu kadar küçükken havalar soğuktu, dışarıda, daha doğrusu insanların olduğu ortamlarda bu kadar fazla vakit geçirmiyorduk. Açık havada sadece yürüyüşe çıkıyorduk, alışveriş merkezlerine falan da gitmeyince teyzelerin, diğer annelerin bana nasihat verecekleri ortam fazla olmuyordu. Şimdi havayı güzel görüp de kendimizi dışarı attığımız her ortamda çok şükür birileri bana bir şeyleri nasıl yapmam gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Nedir bu bol keseden nasihat verme yarışması? &#8220;Öyle tut, böyle salla, gazı var gazı, bak böyle daha iyi geğirir, öyle daha iyi gazı çıkar.&#8221;</p>
<p>Bir durun. Bir çekilin. Ben bu işi daha önce de yaptım. Kaldı ki yapmamış olsam da, acaba ihtiyacım var mı böyle ben istemeden dağıttığınız akıllara?</p>
<p>Lütfen&#8230;</p>
<p>&#8211;<br />
<em>Bu da ilginizi çekebilir: <a href="http://blogcuanne.com/2009/07/22/istemeden-verilen-nasihatler/" target="_blank">İstenmeden verilen nasihatler</a></em></p>
<p>&#8211;<br />
Paylaşın:</p>
<p class="getsocial" style="text-align:left;"><a title="Add to Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://blogcuanne.com/2010/05/11/boynumda-tabelayla-gezecegim/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3015.png" alt="Add to Facebook" /></a><a title="Add to Digg" rel="nofollow" href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;title=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3025.png" alt="Add to Digg" /></a><a title="Add to Del.icio.us" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;title=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3035.png" alt="Add to Del.icio.us" /></a><a title="Add to Stumbleupon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;title=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3045.png" alt="Add to Stumbleupon" /></a><a title="Add to Reddit" rel="nofollow" href="http://reddit.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;title=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3055.png" alt="Add to Reddit" /></a><a title="Add to Blinklist" rel="nofollow" href="http://www.blinklist.com/index.php?Action=Blink/addblink.php&amp;Description=&amp;Url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;Title=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3065.png" alt="Add to Blinklist" /></a><a title="Add to Twitter" rel="nofollow" href="http://twitter.com/home/?status=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim+%40+http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3075.png" alt="Add to Twitter" /></a><a title="Add to Technorati" rel="nofollow" href="http://www.technorati.com/faves?add=http://blogcuanne.com/2010/05/11/boynumda-tabelayla-gezecegim/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3085.png" alt="Add to Technorati" /></a><a title="Add to Yahoo Buzz" rel="nofollow" href="http://buzz.yahoo.com/buzz?targetUrl=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;headline=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3095.png" alt="Add to Yahoo Buzz" /></a><a title="Add to Newsvine" rel="nofollow" href="http://www.newsvine.com/_wine/save?u=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F05%2F11%2Fboynumda-tabelayla-gezecegim%2F&amp;h=Boynumda%20tabelayla%20gezece%C4%9Fim" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3105.png" alt="Add to Newsvine" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/imdat/" rel="bookmark" class="crp_title">İmdat.</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/14/emzirme-reformu-yakindir/" rel="bookmark" class="crp_title">Emzirme Reformu yakındır</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/03/gec-olsun-guc-olmasin/" rel="bookmark" class="crp_title">Geç olsun, güç olmasın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/12/bizim-canimiz-patlican-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">Bizim canımız patlıcan mı?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/10/neredesiniz-erkekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Neredesiniz erkekler?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/05/11/boynumda-tabelayla-gezecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki saatte binemiyormuşum</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/05/02/iki-saatte-binemiyormusum/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/05/02/iki-saatte-binemiyormusum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 07:13:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Blogcu Anne'nin Kara Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Taksi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6156</guid>
		<description><![CDATA[Doğan iş için şehir dışına çıkınca, evde Deniz, Derin ve Paphia ile tek başıma kalmaya henüz hazır olmadığımdan hafta sonunu geçirmek üzere annemlerin evine geldim. Bağdat Caddesine yürüyerek yaklaşık 15-20 dakika mesafede olunca, hava güzel olduğunda kendimizi dışarı atıyoruz. Dün de öyle yaptık, Deniz, Derin, Ece (kız kardeşim) ve ben biraz hava alalım diye yürüyüşe çıktık. Dönüşte Deniz yoruldu, pusette de Derin&#8217;in ana kucağı olunca yürümek zorunda kaldı, biz de taksiye binelim dedik. Daha önce de dediğim gibi, taksiye binmekten nefret ediyorum. Hele de yoldan çevirmekten iyice rahatsız oluyorum. Ancak Bağdat Caddesi&#8217;nin Cumartesi kalabalığında boş taksi bile bulduğumuz için sevinerek önümüze gelen ilk taksiye atladık. Ece beni bindirip başka yere gidecekti. Deniz&#8217;i taksiye koyduk, Derin&#8217;in ana kucağını pusetten çıkarıp onu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğan iş için şehir dışına çıkınca, evde Deniz, Derin ve Paphia ile tek başıma kalmaya henüz hazır olmadığımdan hafta sonunu geçirmek üzere annemlerin evine geldim. Bağdat Caddesine yürüyerek yaklaşık 15-20 dakika mesafede olunca, hava güzel olduğunda kendimizi dışarı atıyoruz. Dün de öyle yaptık, Deniz, Derin, Ece (kız kardeşim) ve ben biraz hava alalım diye yürüyüşe çıktık. Dönüşte Deniz yoruldu, pusette de Derin&#8217;in ana kucağı olunca yürümek zorunda kaldı, biz de taksiye binelim dedik.</p>
<p><span id="more-6156"></span></p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/2009/10/26/taksici-terorune-hayir/" target="_blank">Daha önce de dediğim gibi</a>, <strong>taksiye binmekten nefret ediyorum.</strong> Hele de yoldan çevirmekten iyice rahatsız oluyorum. Ancak Bağdat Caddesi&#8217;nin Cumartesi kalabalığında boş taksi bile bulduğumuz için sevinerek önümüze gelen ilk taksiye atladık.</p>
<p>Ece beni bindirip başka yere gidecekti. Deniz&#8217;i taksiye koyduk, Derin&#8217;in ana kucağını pusetten çıkarıp onu da koyduk, benim çantamı, Derin&#8217;in bakım çantasını, bilumum torbaları arabaya yerleştirmemiz nereden baksanız bir beş dakika falan aldı. Bu arada taksi şoförü beni çok etkileyen bir şey yaptı, puseti tek başına katladı. Daha önce takır tukur kırmadan bu işi becerebilen birine rastlamamıştım.</p>
<p><strong>Fakat şoförün suratından düşen bin parça.</strong> Arka koltukta ben, Deniz, Derin oturuyoruz, Deniz komik komik şeyler yapıyor, Derin miyav miyav sesler çıkarıyor, adamcağız bırakın şöyle gülen gözlerle bakmayı, sanki Çin işkencesinden geçiyormuşçasına suratsız, belli ki ne kadar gemisi varsa Karadeniz&#8217;de batmış.</p>
<p><strong>Bu arada arabayı da kötü kullanıyor, </strong>zaten trafik mit mit ilerliyor, bu adam ani duruş kalkışlar yapıyor, ama bir şey söyleyip kavga edecek olsam o halimle inip başka taksiye binmem mümkün olamayacağı için sesimi çıkaramıyorum. Derin hiç olmazsa oto koltuğunda diyerek Deniz&#8217;e sımsıkı sarılıyorum. Zaten de yavaş ilerliyoruz.</p>
<p>Trafikten ötürü yaklaşık 10 dakika süren bir yolculuktan sonra sokağın girişini kaçırıyoruz. Dönüş yapıyor, bu sefer benim söylememe rağmen kendisi gaza bastığı için yine kaçırıyor, homur homur bir şeyler söylüyor. En nihayetinde apartmanın önüne geliyoruz, annem aşağıda bizi bekliyor, hemen Deniz&#8217;i, Derin&#8217;i almaya çalışıyor. Şoför efendi zahmet edip de arabasından inip bagajdaki puseti vermeye tenezzül etmiyor. Annemle ben Deniz&#8217;i, ana kucağındaki Derin&#8217;i, çantaları, torbaları arabadan çıkarmaya çalışırken, bir de bagajdaki puseti çıkarmaya çalışırken sadece seyrediyor.</p>
<p>Ben yine o halde kavga etmekten çekindiğim için bir şey demiyorum, ama artık sadece <em>&#8220;Sizi pek bir sinirlendirdik herhalde&#8221; </em>demekle yetiniyorum. O da <em>&#8220;Ama hanımefendi, siz de iki saatte binemiyorsunuz arabaya&#8221; </em>diyor. Daha binişimden arıza yapmış belli.</p>
<p><em>&#8220;Bu halde daha nasıl binmemi bekliyordunuz?&#8221; </em>diye soruyorum. Kaldı ki gerçekten de o halde ne kadar çabuk binilebilirse öyle yapmıştım. <em>&#8220;Sinirlenecekseniz bu işi yapmayın&#8221; </em>diyorum sadece. Kinayeli bir şekilde<em> &#8220;Haklısınız&#8221; </em>diyor, söylenmeye devam ediyor, ben de kapıyı çarpıp devam ediyorum yoluma.</p>
<p>Buyurun, bunu yapan bir durak taksi&#8230;</p>
<p>Ondan sonra<em> &#8220;Korsan taksiye hayır!&#8221; </em>diye eylem yapıyorlar&#8230;</p>
<p>Kapısında yazan taksi durağının ismini de, plakasını da almıştım, ama o telaşta unuttum tabii ki. Koşuyolu&#8217;da bir taksi durağıydı, adı aklımda kalmadı gitti.</p>
<p>&#8211;<em><br />
Bu da ilginizi çekebilir:<br />
- <a href="http://blogcuanne.com/2010/02/09/kime-guvenecegiz/" target="_blank">Kime güveneceğiz?</a><br />
- <a href="http://blogcuanne.com/2009/10/05/hafta-sonundan-olumsuz-tecrubeler/" target="_blank">Hafta sonundan olumsuz tecrübeler?</a></em></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/10/26/taksici-terorune-hayir/" rel="bookmark" class="crp_title">Taksici terörüne hayır!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/02/08/romantizmin-bittigi-nokta/" rel="bookmark" class="crp_title">Romantizmin bittiği nokta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/23/taksilerde-sigara-icmek-yasaklanmamis-miydi/" rel="bookmark" class="crp_title">Taksilerde sigara içmek yasaklanmamış mıydı???</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/11/17/huzur-cok-uzakta-degil-aslinda/" rel="bookmark" class="crp_title">Huzur çok uzakta değil aslında</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/20/iki-cocukla-ucak-yolculugu-nasil-yapilirmis-gorecegiz/" rel="bookmark" class="crp_title">İki çocukla uçak yolculuğu nasıl yapılırmış, göreceğiz</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/05/02/iki-saatte-binemiyormusum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merak ediyorum&#8230;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/04/26/merak-ediyorum/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/04/26/merak-ediyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 06:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sohbet Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cocukla şehirde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklu hayat]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası kilo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=5916</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin Bilinmeyen Numaralar servisi hangisidir? 11811 mi? 11818 mi? 11880 mi? 11824 mü? Hepsi kendini &#8220;Türkiye&#8217;nin Bilinmeyen Numaralar Servisi&#8221; olarak tanıtıyor. Ne biçim bir bilinmeyen bu?! Futbol maçında hakem ama doğru, ama yanlış, bir karar verdiğinde futbolcular neden itiraz eder? Diyelim hakem bir penaltı kararı verdi. Ölse Allah o kararından geri döner mi? Geri döndüğü tarihte görülmüş müdür? Kararını değiştirmeyeceği gün gibi açıkken neden futbolcular ısrarla cırlar? Eve temizliğe gelen kadınlar neden en üst rafların tozlarını almazlar? Sanki bir şeyleri eksik bırakmak zorundaymışlar gibi, alttaki beş rafın tozunu alırlar da, en üstteki rafa dokunmazlar? Bu herkesin bildiği ama ses çıkarmadığı bir kural mıdır? Kızıltoprak&#8217;ta neden arabaların çift park etmesine göz yumulur? Böylesine ana arter olan bir yolda, tek bir şeritlik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/04/merakediyorum.gif"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6031" title="MerakEdiyorum" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/04/merakediyorum.gif?w=144" alt="" width="144" height="150" /></a>Türkiye&#8217;nin Bilinmeyen Numaralar servisi hangisidir?</strong> 11811 mi? 11818 mi? 11880 mi? 11824 mü? Hepsi kendini &#8220;Türkiye&#8217;nin Bilinmeyen Numaralar Servisi&#8221; olarak tanıtıyor. Ne biçim bir bilinmeyen bu?!</p>
<p><strong>Futbol maçında hakem ama doğru, ama yanlış, bir karar verdiğinde futbolcular neden itiraz eder?</strong> Diyelim hakem bir penaltı kararı verdi. Ölse Allah o kararından geri döner mi? Geri döndüğü tarihte görülmüş müdür? Kararını değiştirmeyeceği gün gibi açıkken neden futbolcular ısrarla cırlar?</p>
<p><span id="more-5916"></span></p>
<p><strong>Eve temizliğe gelen kadınlar neden en üst rafların tozlarını almazlar?</strong> Sanki bir şeyleri eksik bırakmak zorundaymışlar gibi, alttaki beş rafın tozunu alırlar da, en üstteki rafa dokunmazlar? Bu herkesin bildiği ama ses çıkarmadığı bir kural mıdır?</p>
<p><strong>Kızıltoprak&#8217;ta neden arabaların çift park etmesine göz yumulur?</strong> Böylesine ana arter olan bir yolda, tek bir şeritlik bile park yeri yokken, trafiği Fenerbahçe Stadı&#8217;nın taaa gerisine kadar uzatmak pahasına arabalar nasıl olur da birbiri yanına park eder, durur? Zaten böylesine ana arter olan bir yola neden stadyum yapılır?</p>
<p>Bunlar hayatın geneline dair aklıma gelenler&#8230;</p>
<p>Bir de kendimi doğrudan ilgilendirenler var:</p>
<p><strong>İki çocuk annesi olan herkes bakıcı tutmak zorunda mıdır? </strong>Kimle konuşsam <em>&#8220;Eh, artık sana yardım lazım&#8221;</em> deyip duruyor. Öyle mi? Kendi başıma yapamaz mıyım? İş gücünün bu kadar ucuz olmadığı bir ülkede, örneğin Amerika&#8217;da yaşıyor olsaydım da &#8220;bana yardım lazım&#8221; olacak mıydı?</p>
<p><strong>Bir daha ne zaman sinemaya gidebileceğim?</strong> Alice Harikalar Diyarı&#8217;nda geldi, gitti. O kadar da görmek istemiştim, Derin erken gelince gidemedim.</p>
<p><strong>Derin&#8217;in yüzündeki yenidoğan sivilcelerini anladık da, benim yüzümdeki ergenlik benzeri patlaklar ne oluyor?</strong> Bu saatten sonra bunlarla niye uğraşıyorum?</p>
<p><strong>Bu yeni anne eski kilosuna nasıl dönecek? </strong>Geçen yaz giydiğim kıyafetlerime ne zaman girebileceğim? &#8220;Diyetisyenim kuzenim&#8221;i aradım, <em>&#8220;Sekizinci haftadan diyet miyet veremem, sütün azalır&#8221;</em> dedi. Yaz gelecek, askılılar, şortlar giyilecek. Et yığını gibi hissediyorum.</p>
<p><strong>Saçımı kısa kestirmeli miyim? </strong>Senelerdir hiç bu kadar uzatmamıştım. Ama zaten kafamın tepesinde toplamanın dışında bir şey yapmıyorum. Fenalık gelmek üzere&#8230; Kendimi dinleyip eskisi gibi kısa kestirmeli, bir de üstüne boyatmalı mıyım? Yoksa Doğan&#8217;ı dinleyip uzun mu bırakmalıyım? &#8220;Bırak, dağınık kalsın, böyle de güzel&#8221; hesabı&#8230;</p>
<p>Sorularla uyandım uykumdan bu sabah&#8230;</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/17/titrin-kadar-konus/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Titrin kadar konuş&#8221;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/11/01/dertsiz-basimiza-dert/" rel="bookmark" class="crp_title">Dertsiz başımıza dert</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/24/son-soylenecek-lafi-ilk-soylemek/" rel="bookmark" class="crp_title">Son söylenecek lafı ilk söylemek</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/27/dakika-bir-gol-bir/" rel="bookmark" class="crp_title">Dakika bir, gol bir&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/30/klonlanmam-lazim/" rel="bookmark" class="crp_title">Klonlanmam lazım&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/04/26/merak-ediyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

