<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Doğal Doğum</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/dogal-dogum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:29:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Ebelik Sistemi Geri Gelmeli</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/05/01/ebelik-sistemi-geri-gelsin/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/05/01/ebelik-sistemi-geri-gelsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 07:56:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Ebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=19755</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da yaşadığımız yıllarda, henüz ortada çoluk çocuk yokken, yeni taşındığımız evde kapı komşumuz hamileydi. Hamileliği ilerleyip de sohbet ettikçe doktora değil de ebeye gittiğini, ebeyle doğum yapacağını söylemişti. O zamanlar doğum kavramıyla, ebelikle olan ilişkim, beni bir &#8220;Jülide Ebe&#8221;nin doğurttuğunu bilmemden öteye gitmiyordu. Garip gelmişti bana. Kim bu devirde doktor dururken ebeyle doğum yapardı ki? Ebelik eskide kalmamış mıydı? Bundan birkaç sene sonra kendim hamile kaldığımda kendime bir doktor buldum. Ebeyle çalışmak aklıma bile gelmemişti. İlk doktorumda çok kötü tecrübeler yaşadım, hamileliğimin ortasında doktorumu değiştirdim ve sağlıklı, harika bir doğumla bebeğimi kucağıma aldım. Doğumun -anne ya da bebeğin sağlığını tehdit eden bir sorun olmadıkça- doktorun değil de ebenin işi olduğunu, sorunsuz doğumların hastanelerde değil de doğum evlerinde -ve hatta evlerde- ebelerin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika&#8217;da yaşadığımız yıllarda, henüz ortada çoluk çocuk yokken, yeni taşındığımız evde kapı komşumuz hamileydi. Hamileliği ilerleyip de sohbet ettikçe doktora değil de ebeye gittiğini, ebeyle doğum yapacağını söylemişti.</p>
<p><span id="more-19755"></span></p>
<p>O zamanlar doğum kavramıyla, ebelikle olan ilişkim, beni bir &#8220;Jülide Ebe&#8221;nin doğurttuğunu bilmemden öteye gitmiyordu. Garip gelmişti bana. <strong>Kim bu devirde doktor dururken ebeyle doğum yapardı ki? </strong>Ebelik eskide kalmamış mıydı?</p>
<p>Bundan birkaç sene sonra kendim hamile kaldığımda kendime bir doktor buldum. Ebeyle çalışmak aklıma bile gelmemişti. İlk doktorumda <a href="http://blogcuanne.com/2009/07/03/dogru-doktor-cok-onemli/" target="_blank">çok kötü tecrübeler yaşadım</a>, hamileliğimin ortasında doktorumu değiştirdim ve sağlıklı, <a href="http://blogcuanne.com/2009/11/20/elif-ve-denizin-hikayesi/" target="_blank">harika bir doğumla</a> bebeğimi kucağıma aldım.</p>
<p>Doğumun -anne ya da bebeğin sağlığını tehdit eden bir sorun olmadıkça- doktorun değil de ebenin işi olduğunu, sorunsuz doğumların hastanelerde değil de doğum evlerinde -ve hatta evlerde- ebelerin desteğiyle gerçekleşebileceğine inanmaya başlamam ise ilk doğumumdan sonra oldu.</p>
<p>İlk doğumum hastane ortamında, sorunsuz bir şekilde gerçekleşmişti. Doğal doğumu oldukça destekleyen bir doktorum vardı, ancak doğum süreci boyunda yanımda değildi. Olmasına da gerek yoktu zaten, eşim vardı, annem vardı yanımda. Onlar destek oluyorlardı bana. Doğum sonuna doğru, sürekli kontrole gelen hemşire açıklığın tamam olduğunu söyleyince doktor geldi, &#8220;it&#8221; dedi, &#8220;ıkın&#8221; dedi, bebeğin başı çıktıktan sonra <em>&#8220;Şimdi ellerini ver, bebeğini tut ve kucağına al&#8221;</em> dedi. Bebeğimi kendim çıkardım içimden. Hala o anı hatırladıkça nefesim kesiliyor.</p>
<p>Doktorum doğumun doğallığına inanan, bunun yapabileceğim gücün bende olduğunu söyleyen, beni doğal doğum (HypnoBirthing) derslerine yönlendiren, inanılmaz tatlı bir insandı. (Ne tesadüf ki şu an <a href="http://blogcuanne.com/tag/gokcenin-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Gebelik Günlüğü&#8217;nü tutan Gökçe</a> de aynı doktora gidiyor). Çok mutlu ayrıldık oradan, hala da haberleşiriz. Ancak şu bir gerçek ki, şimdiki aklım olsa doğumumu doktordan ziyade bir ebeyle, hastaneden ziyade doğum evinde (ve hatta kendi evimde) gerçekleştirmeyi tercih ederdim.</p>
<p>Doktorlar iyi ki varlar. Hayat kurtarıcılar. Ancak doğum söz konusu olduğu zaman, her şeyin yolunda gittiği bir hamilelik ve doğumsa eğer, o anda hayat kurtarmaları gerekmiyor.</p>
<p><strong>Doğum, aslında tecrübeli ebelerin işi. D</strong>ünyada &#8220;ebelik&#8221; deyince önde gelen isimlerden, 1980&#8242;li yıllardan beri binlerce kadının doğumunu kendi kurduğu &#8220;Doğum Çiftliği&#8221;nde gerçekleştiren Ina May Gaskin, meslektaşlarıyla birlikte yaptırdığı üç bini aşkın doğumun sadece 1.7&#8242;inde sezaryene gerek duyulduğunu <a href="http://home.sevenstories.com/index.php/news/ina-may-gaskin-featured-on-the-sun-magazine-homepage/" target="_blank">söylüyor</a>. Türkiye&#8217;deki özel hastanelerde bu oranın %80&#8242;lere çıktığını düşününce oldukça düşündürücü&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de ebelik sistemi çok geri planda bırakıldı. <strong>Ebelerin doğum yaptırma hakları ellerinden alındı. </strong>Ebeler, başlarında doktor olmadan doğum yaptıramaz oldu. Halbuki olması gerek, ebenin, doktorun kontrolü altında değil, gerektiği zaman doktorun desteği alabileceği şekilde işini icra etmesi.</p>
<p>İşte bu gidişata dur demek ve ebelik sisteminin geri gelmesi gerektiğini söylemek için Türk Ebeler Derneği 5 Mayıs&#8217;ta bir yürüyüş düzenliyor. Kadıköy&#8217;de, Yoğurtçu Parkı&#8217;nda saat 13:00&#8242;te başlayacak olan yürüyüşe beyaz kıyafetlerle, çoluk-çocuk, doğal doğuma destek olmak isteyen herkesi bekliyorlar.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/05/EbelerGunu.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-19756" title="EbelerGunu" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/05/EbelerGunu-500x343.jpg" alt="" width="500" height="343" /></a></p>
<p>&#8220;Doğal doğuma fırsat verilmeli; Ebelik sistemi geri gelmeli; Kadınlar daha insani koşullarda doğum yapmalı&#8221; demek istiyorsanız orada görüşelim.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/21/dogumda-kadin-haklari/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğumda Kadın Hakları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/08/dilek-ve-yusufun-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Dilek ve Yusuf&#8217;un Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/28/dogmak-ve-dogurmak-hakkinda-bir-radyo-programi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğmak ve Doğurmak Hakkında Bir Radyo Programı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/28/hediye-kitap-dogal-doguma-dogru/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Doğal Doğuma Doğru</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/03/yasasin-dogal-dogum-hareketi/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşasın Doğal Doğum Hareketi!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/05/01/ebelik-sistemi-geri-gelsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>27</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğumda Kadın Hakları</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/03/21/dogumda-kadin-haklari/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/03/21/dogumda-kadin-haklari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 06:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=19240</guid>
		<description><![CDATA[Dün bir haber okudum, kan beynime sıçradı. iVillage Türkiye&#8217;nin Twitter&#8217;dan &#8220;Şimdi böyle doğum moda&#8221; şeklinde duyurduğu &#8220;Yeni Moda &#8216;Natürel Doğum&#8217;&#8221; haberi resmen sinirlerimi hoplattı. Haberin sunumundan daha da kötü olan bir şey varsa, o da makalenin içinde adı geçen doktorun şu ifadesiydi: Op. Dr. &#8230; günümüzde “Naturel Doğum”un mümkün olduğunu söyleyerek bu doğum şekli hakkında bilgi verdi. &#8220;Günümüzde Naturel Doğum mümkün&#8221; ne demek, Allah aşkına? Öncelikle neden NATUREL de, DOĞAL değil? Yoğurt mu bu?! Ve GÜNÜMÜZDE MÜMKÜN ne demek? Kadınlar yüzyıllar öncesinde süpersonik aygıtlar eşliğinde doğuruyordu da, şimdi, 2012 senesinde mi doğal doğum yapmak mümkün oldu? Birçok anne adayı, doğum yöntemleri arasında tercihini sezaryen yerine normal doğumdan yana kullanıyormuş da&#8230; Çünkü anneler artık doğumu, mümkün olan en doğal haliyle yaşamak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün bir haber okudum, kan beynime sıçradı.</p>
<p><span id="more-19240"></span></p>
<p>iVillage Türkiye&#8217;nin Twitter&#8217;dan <a href="https://twitter.com/?iid=am-42194999313322676066722968&amp;nid=23+sender&amp;uid=85746584&amp;utm_content=profile#!/BlogcuAnne/status/182104689519763456" target="_blank">&#8220;Şimdi böyle doğum moda&#8221; şeklinde</a> duyurduğu <a href="http://ivillage.mynet.com/gebelik-aile/dogum/13731-yeni-moda-naturel-dogum.html" target="_blank">&#8220;Yeni Moda &#8216;Natürel Doğum&#8217;&#8221;</a> haberi resmen sinirlerimi hoplattı.  Haberin sunumundan daha da kötü olan bir şey varsa, o da makalenin içinde adı geçen doktorun şu ifadesiydi:</p>
<blockquote><p>Op. Dr. &#8230; günümüzde “Naturel Doğum”un mümkün olduğunu söyleyerek bu doğum şekli hakkında bilgi verdi.</p></blockquote>
<p><em>&#8220;Günümüzde Naturel Doğum mümkün&#8221;</em> ne demek, Allah aşkına? Öncelikle neden NATUREL de, DOĞAL değil? Yoğurt mu bu?! Ve GÜNÜMÜZDE MÜMKÜN ne demek? Kadınlar yüzyıllar öncesinde süpersonik aygıtlar eşliğinde doğuruyordu da, şimdi, 2012 senesinde mi doğal doğum yapmak mümkün oldu?</p>
<p><em>Birçok anne adayı, doğum yöntemleri arasında tercihini sezaryen yerine normal doğumdan yana kullanıyormuş da&#8230; Çünkü anneler artık doğumu, mümkün olan en doğal haliyle yaşamak istiyormuş da&#8230; Peki, “Normal Doğum” en doğal doğum şekli miymiş?</em></p>
<p>Gerçekten pes&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de doğum -en azından büyük şehirlerde- doğal bir olay olmaktan çıkıp, derslerle hazırlanılması gereken, 5-yıldızlı otel ayarındaki hastanelerde gerçekleşebilen bir olay haline geldi. Sanki kadın bedeni kendi kendine doğum yapmaya programlanmamış da, &#8220;günümüzde naturel doğum mümkün&#8221; diyen doktorlar sayesinde bu mümkün olabiliyormuş gibi.</p>
<p>Bu ve bunun gibi bakış açıları yüzünden Doğumda Kadın Hakları diye bir kavram çıktı ortaya. Ve işte bu yüzden de DOĞANA var artık: <a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/" target="_blank">Doğumda Kadın Hakları Derneği. </a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-19242" title="Dogana" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/03/Dogana-500x273.png" alt="" width="500" height="273" /></a></p>
<p>Aralarında <a href="http://blogcuanne.com/2011/01/10/sezaryen-promosyonu-ve-doula-kavrami/" target="_blank">DO-UM&#8217;dan tanıdığımız</a> Başak Kutlu Atay ve Nur Sakallı&#8217;nın da bulunduğu, doktorlar, ebeler, dulalar, doğum eğitmenleri gibi <a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/bizkimiz/kurulus-hikayemiz/" target="_blank">kadınların oluşturduğ</a>u DOĞANA, &#8220;doğum ve doğum sonrası koşulların kadın ve bebeğe saygılı olacak şekilde iyileştirilmesi ve doğal doğum imkanlarının geliştirilmesi&#8221;ni amaçlıyor. Tüzüğüyle, kurucularıyla, vizyonuyla artık tüzel bir kişilik olan bu derneğin (henüz geliştirilme aşamasında da olsa) web sitesi de, konuyla ilgili bilgi almak isteyenlere <a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/kaynaklar/" target="_blank">önemli kaynaklar sunuyor.</a></p>
<p><a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/kaynaklar/" target="_blank"></a>DOĞANA&#8217;yı <a href="http://www.dogumdakadinhaklari.com/" target="_blank">web sitesinden</a> ve <a href="https://twitter.com/#!/DOGANA_DERNEGI" target="_blank">Twitter hesabından</a> takip edebilir, <a href="http://www.facebook.com/groups/240634862681444/" target="_blank">Facebook grubundaki</a> tartışmalara katılabilir, gönüllü olarak yardım edebileceğiniz konuları öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Doğumda Kadın Hakları&#8230; Bu kadar doğal bir hak için savaşmak eşyanın tabiatına aykırı, ama &#8220;naturel doğum artık mümkün&#8221; denilen bir dünyada başka çare kalmıyor maalesef&#8230;</p>
<p>Son sözüm doğal doğumu bir &#8220;doğum yöntemi&#8221;, ve en nihayetinde de bir &#8220;moda akımı&#8221; olarak takdim edenlere:</p>
<p><strong>Doğal doğum bir doğum yöntemi değildir. Bir moda akımı hiç değildir. Doğal doğum, doğumdur. Doğumun kendisidir. </strong></p>
<p>Teşekkürler, iyi günler.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/28/dogmak-ve-dogurmak-hakkinda-bir-radyo-programi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğmak ve Doğurmak Hakkında Bir Radyo Programı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/13/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-yapmak-mumkun/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryen sonrası normal doğum yapmak mümkün</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/24/hangi-dogum-yontemi-size-gore/" rel="bookmark" class="crp_title">“Hangi doğum yöntemi size göre?”</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/05/anne-baba-adaylari-dogal-dogum-kursunu-kacirmayin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne-Baba Adayları! Doğal Doğum Kursunu Kaçırmayın!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/26/bir-doktorun-kaleminden-dogumla-ilgili-gercekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir doktorun kaleminden doğumla ilgili gerçekler</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/03/21/dogumda-kadin-haklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2012 06:16:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=18952</guid>
		<description><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri, Dilek ve Melek&#8217;in hikayesiyle devam ediyor. *** Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi 13 Temmuz 2011 12 Temmuz akşamı işten eve yorgun argın döndüğümde saat 19:30 civarıydı. Her zamanki gibi akşam yemeğimi yedim ve ardından biraz TV izledikten sonra uyumak üzere odama çekildim. (odama diyorum çünkü bulantı kusma ve tükürme sebebi ile eşimle ayrı odada yatıyorduk.) Saat 23:00 te bir anda ıslaklık hissettim ama bu ıslaklığın doğumun habercisi olduğunu düşünmedim ilk anda. Çünkü henüz 35+4 haftalık hamileydim. Gidip üzerimi değiştirdim. Tam yatmaya hazırlanırken 2. kez ıslaklık hissettim. Bu kez kontrol ettiğimde anladım ki bu ıslaklık nişan denilen şey.. Edindiğim bilgilere göre kanla karışık bir ıslaklık mevcutsa bu doğumun habercisiymiş. Hiç panik olmadan eşimin yanına gidip acaba doğum başlamış olabilir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://blogcuanne.com/tag/pozitif-dogum-hikayeleri/" target="_blank">Pozitif Doğum Hikayeleri,</a> Dilek ve Melek&#8217;in hikayesiyle devam ediyor. </em></p>
<p>***</p>
<p><span id="more-18952"></span><strong>Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi<br />
13 Temmuz 2011</strong></p>
<p>12 Temmuz akşamı işten eve yorgun argın döndüğümde saat 19:30 civarıydı. Her zamanki gibi akşam yemeğimi yedim ve ardından biraz TV izledikten sonra uyumak üzere odama çekildim. (odama diyorum çünkü bulantı kusma ve tükürme sebebi ile eşimle ayrı odada yatıyorduk.)</p>
<p>Saat 23:00 te bir anda ıslaklık hissettim ama bu ıslaklığın doğumun habercisi olduğunu düşünmedim ilk anda. Çünkü henüz 35+4 haftalık hamileydim. Gidip üzerimi değiştirdim. Tam yatmaya hazırlanırken 2. kez ıslaklık hissettim. Bu kez kontrol ettiğimde anladım ki bu ıslaklık nişan denilen şey.. Edindiğim bilgilere göre kanla karışık bir ıslaklık mevcutsa bu doğumun habercisiymiş. Hiç panik olmadan eşimin yanına gidip acaba doğum başlamış olabilir mi diye sordum. Eşim de en az benim kadar soğukkanlı ifadeyle <em>&#8220;Eee, hastaneye mi gidelim?&#8221; </em>diye bana sordu. İşte bu konuda deli cesareti denilen şeyi yaşadım tam olarak.. Ya da Allah bana yardım etti diyelim.. <strong>Çünkü doğum için çok erken bir tarihti ve bebeğim bundan zarar görebilirdi. </strong>Ama buna rağmen paniğe kapılmadım, ağlamadım bile. Gayet sakin şekilde davrandım. Biliyordum ki suyun gelmesinden itibaren 24 saat boyunca bebeğin içerde yaşama süresi bulunuyor. Baktım sancım henüz başlamadı, ben de dedim ki &#8220;eğer doğum başladıysa bile ben sancımı evde çekip sonra hastaneye gideceğim.&#8221; Çünkü hastane ortamı ister istemez insanı biraz heyecana sokuyor. Serum takılması, NST, vs. derken insan gereksiz yere geriliyor. Dedim ki &#8220;sen uyu hayatım, ben acil durum olursa uyandırırım seni.&#8221; Ben de girdim yatağıma uyumaya başladım.</p>
<p>Derken ufak ufak sancılanmalar başladı. Fakat ben hala acaba bu doğum sancısı mı yoksa gaz sancısı mıdır diye içimden geçiriyorum.  Ama saatler geçtikçe ve sancılar sıklaşmaya başladıkça bunun doğum habercisi olduğu fikrine daha bir inanmaya başladım. Artık sancı aralarında uyumaya çalışıp sancı anında salonda tur atıyordum. Bir yandan da elimde kalem kağıt kaç dakikada bir sancılandığımı yazıyordum.</p>
<p>Derken sancılar gittikçe sıklaşmaya başladı ama şunu söylemeliyim ki son ana gelene kadar hiç de dayanılmaz değilmiş bu sancılar. Sabah saat 6&#8242;ya gelirken eşimi uyandırdım ve hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledim. Tam tamamlanmamış doğum çantamızı alıp almamakta kararsız bir şekilde evden çıkarken ben son anda <em>&#8220;yine de alalım yanımıza, belki doğum olur&#8221; </em>diye eşime direttim ve çantayı aldık. Biz hala olayın ciddiyetini anlayamamıştık. Çünkü bu ilk bebeğimizdi, henüz zamanı gelmemişti. 5 hafta vardı önümüzde..</p>
<p>Hastaneye vardığımızda sancılar ciddi ciddi rahatsız etmeye başlamıştı beni. Kendi doktorum tabiî ki henüz gelmemişti hastaneye çünkü mesai saati başlamamıştı henüz. Nöbetçi doktor muayene etti beni, ve açılmanın çoktan başladığını, bugün içinde doğumun olacağını söyledi. İşte o an içim çok tuhaf oldu. <strong>Yani bugün ailemiz üç kişi mi olacaktı? </strong>Aslında üçüncü kişi zaten aylardır karnımdaydı ama onun aramıza katılacağı fikri çok tuhaftı.</p>
<p>Muayeneden sonra beni doğum odasına aldılar. Eşim yanımda benimle beraber sancılarımı çekmeme yardımcı olmaya çalışıyordu. Sancı gelince onun elini sıkıp hızlı hızlı nefes alıp veriyordum. Bu cidden işe yarıyor. Sancıyı hafifletiyor. Hiçbir doğum öncesi kurs veya egzersize katılmadım. Normal doğumu kolaylaştırmaya yönelik yaptığım tek şey akşamları yürümek, su içmek ve dua etmek oldu. Ama işe yaramadılar değil.</p>
<p>Gece 23:00&#8242;te başlayan uzun sancılanmaların ardından artık son aşamaya ıkınma hissine gelmiştim. Hemşire bana <strong><em>&#8220;Gereksiz yere bağırıp kendini boşa yorma&#8221;</em> </strong>demişti, ki onu dinlediğim için pişman olmadım. O anda enerjiye ihtiyacınız oluyor. Enerjiyi bağırarak harcamak yerine bebeği dışarı çıkarmak için harcamak çok daha mantıklı. Ben de aynen öyle yaptım. Bir kere bağırdım sadece. Sonra doktorum ve ebe hemşire ne derse onu yapmaya çalıştım ve benim tatlı kuzum, &#8220;Melek&#8221; kızım saat 11:00&#8242;de dünyaya geldi.</p>
<p>Erken doğum olduğu için hemen yenidoğan yoğunbakım doktoru bebeği aldı ve kontrollerini yaptı. Sonra temizleyip bana gösterdiler. Doğum hikayesi okurken duygulanıp ağlayan ben, kendi bebeğimi gördüğümde nedense ağlayamadım. Tuhaf bir boşluk hissi oldu. Sanırım sakinleştirici falan verdiler bana o anda <img src='http://blogcuanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sonra kuzucuğumu küveze götürdüler. İki  gün orada kaldı, sonra onu evimize getirdik.</p>
<p>Şimdi o kuzucuk 7 aylık oldu. Ve ben o minicik hallerini özler oldum. Zaman o kadar çabuk geçiyor ki hamilelik dönemim şu an hayal gibi geliyor bana..  Umarım tüm anne adayları benimki gibi şanslı ve rahat bir doğum süreci geçirir.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/pinar-ve-elif-nergisin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Pınar ve Elif Nergis&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/04/seyhan-ve-defne-nilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Seyhan ve Defne Nil&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/09/kaan-ece-ve-ihsanin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/06/sedef-ve-ipekin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Sedef ve İpek&#8217;in hikayesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gidişat</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/01/16/gidisat/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/01/16/gidisat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 07:59:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Halleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sıhhat]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenli Gıda Tüketimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=18186</guid>
		<description><![CDATA[Hani bazen benim doğal doğum konusunu abarttığımı söyleyenler oluyor, neden bu kadar &#8220;takık&#8221; olduğumu soranlar çıkıyor ya&#8230; Neden olduğunu anlatayım: Severek takip ettiğim bir yabancı blog var: PhD in Parenting. Yazarı, Türkçeye &#8220;doğal ebeveynlik&#8221; olarak çevrilen &#8220;attachment parenting&#8221; akımının öncülerinden olan, iki çocuk annesi Kanadalı, Kuzey Amerika&#8217;da (en azından Kanada&#8217;da) kadınların emzirme (ve bebeklerin de emzirilme) haklarının önde gelen savunucularından. Annie&#8217;nin bir yazısı var: &#8220;What gives you the right?&#8221; &#8212; Türkçesi: Size bu hakkı kim veriyor? Yazıda, annelerin bebeklerini ortak alanlarda emzirmesine karşı çıkanlara veryansın ediyor Annie. Biliyorsunuz Amerika ve Kanada&#8217;da emzirme oranları Türkiye&#8217;ye göre çok daha düşük. Ve bunu tercih olarak kullanan, yani hiç emzirmeyen, emzirmek istemeyen, emzirmeyi gereksiz, rahatsız edici ve hatta &#8220;iğrenç&#8221; bulan insanlar da daha fazla. Dolayısıyla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hani bazen benim doğal doğum konusunu abarttığımı söyleyenler oluyor, <strong>neden bu kadar &#8220;takık&#8221; olduğumu </strong>soranlar çıkıyor ya&#8230; Neden olduğunu anlatayım:</p>
<p><span id="more-18186"></span></p>
<p>Severek takip ettiğim bir yabancı blog var: <a href="http://www.phdinparenting.com/" target="_blank">PhD in Parenting</a>. Yazarı, Türkçeye &#8220;doğal ebeveynlik&#8221; olarak çevrilen &#8220;attachment parenting&#8221; akımının öncülerinden olan, iki çocuk annesi Kanadalı, Kuzey Amerika&#8217;da (en azından Kanada&#8217;da) kadınların emzirme (ve bebeklerin de emzirilme) haklarının önde gelen savunucularından.</p>
<p>Annie&#8217;nin bir yazısı var: <a href="http://www.phdinparenting.com/2009/03/13/what-gives-you-the-right" target="_blank"><em>&#8220;What gives you the right?&#8221;</em></a> &#8212; Türkçesi: <em><strong>Size bu hakkı kim veriyor?</strong></em></p>
<p>Yazıda, annelerin bebeklerini ortak alanlarda emzirmesine karşı çıkanlara veryansın ediyor Annie. Biliyorsunuz <strong>Amerika ve Kanada&#8217;da emzirme oranları Türkiye&#8217;ye göre çok daha düşük.</strong> Ve bunu tercih olarak kullanan, yani hiç emzirmeyen, emzirmek istemeyen, emzirmeyi gereksiz, rahatsız edici ve hatta &#8220;iğrenç&#8221; bulan insanlar da daha fazla. Dolayısıyla oralarda toplum içinde emzirmek Türkiye&#8217;dekine göre daha fazla tepki çekebiliyor. İnsanlar buna sadece &#8220;başkalarının memesini görmek&#8221; istemediğinden değil, &#8220;emzirmenin iğrenç bir şey olduğunu&#8221; düşündüğünden tepki gösteriyor.</p>
<p>Kısacası, oldukça doğal bir eylem olan emzirme bazı insanlarca rahatsızlık verici ve hatta iğrenç olarak karşılanabiliyor. Olabilir. <strong>Herkesin kendi fikridir. Saygı duymak gerekir. </strong>Falan filan. Bana da kalkıp birisi<em> &#8220;Emzirmek bence iğrenç bir şey&#8221; </em>dese onu anlamam, ama düşünce özgürlüğü gereği öyle düşünmesine saygı duyarım. Ve fakat o öyle düşünüyor diye bebeğimi emzirmekten -toplum içinde de- vazgeçmem.</p>
<p>Aynı yaklaşım doğal doğum için de söz konusu. Normal doğuma itiraz edenlerin belirli sebepleri var:</p>
<ul>
<li>Kadının cinsel organını tahrip ediyor</li>
<li>Bu devirde &#8220;köylü gibi&#8221; doğurmaya ne gerek var, &#8220;tarlada doğur o zaman&#8221;</li>
<li>Sezaryen anne için de, bebek için de en güvenli yöntem</li>
<li>Kadınlar ilerleyen yaşlarda çişlerini tutamıyorlar</li>
<li>Madem dikiş atılacak, yırtılmaya ne gerek var?</li>
<li>Bıdı bıdı</li>
</ul>
<p>O veya bu sebeple, doğanın tasarladığı en doğal bir süreç olan <strong>doğum, yerini sezaryen ameliyatına bırakabiliyor. </strong>Ya da doğum aslında hiçbir müdahale olmadan, ağrı kesiciye bile gerekmeden gerçekleşebilecekken, &#8220;ağrısız doğum&#8221; başlığı altında kadın hastaneye gider gitmez hemen, hop! epidural devreye giriyor. Çünkü modern çağ bunu gerektiriyor.</p>
<p>Farkında mısınız, bütün bunlar teknoloji geliştikçe, medeniyet ilerledikçe oluyor. Ne kadar &#8220;gelişirsek&#8221;, özümüzden, doğamızdan o kadar uzaklaşıyoruz. Dedelerimizin &#8220;yazıhanelerinden&#8221;, babalarımızın &#8220;bürolarından&#8221; çıkıp kutu kutu plazalardaki &#8220;ofislerimize&#8221; girdikçe buzdolabında gördüğümüz <a href="http://blogcuanne.com/2012/01/12/anne-sutu-igrenc-midir/" target="_blank">anne sütü kimimize iğrenç geliyor.</a> Doğumu evlerden çıkarıp, ebelerin elinden aldıkça, hastanede güle oynaya, planlı programlı, ağrısız sancısız gerçekleşmeyen doğumlar gözümüze tuhaf, ve hatta çağ dışı görünüyor.</p>
<p><strong>Aynı şey beslenme alanında da geçerli. </strong>Asırlardır ineğin memesinden çıkan sütü kaynatıp içen insanoğlu, şimdi pastorizasyon, UHT gibi &#8220;modern&#8221; teknikler karşısında çiğ süte burun kıvırıyor.</p>
<p>Kısacası, geliştikçe, modernleştikçe özgürlük, medeniyet adı altında yeni &#8220;haklar&#8221; türetiyoruz kendimizce: <em>Anne sütünden iğrenme hakkı. Doğal doğumu küçümseme özgürlüğü. Doğal olan her şeyi banal bulma akımı.</em></p>
<p>Ve bunlara itiraz etmek, <em>&#8220;Yapmayın, etmeyin, bakın bu işin doğası budur&#8221;</em> demek de bu hakları görmezden gelmek olarak algılanıyor.</p>
<p>Gidişat iyi değil.</p>
<p>İşte ben bu yüzden bu konuya, konulara &#8220;TAKIK&#8221; vaziyetteyim.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/20/dogal-olan-out-yapay-olan-in/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğal olan OUT, yapay olan IN</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/08/sut-izni-reformu-gerekli-derhal/" rel="bookmark" class="crp_title">Süt izni reformu gerekli, derhal!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/21/dogumda-kadin-haklari/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğumda Kadın Hakları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/28/dogmak-ve-dogurmak-hakkinda-bir-radyo-programi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğmak ve Doğurmak Hakkında Bir Radyo Programı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/24/hangi-dogum-yontemi-size-gore/" rel="bookmark" class="crp_title">“Hangi doğum yöntemi size göre?”</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/01/16/gidisat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>44</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 06:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17945</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki doğum hikayesi, stresli ve zor bir hamileliklerin sonunda bile, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durum olmaması halinde doğumun normal yollarla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından önemli. *** Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi 10 Ocak 2011, Antalya Aklımda hep nasıl olacak kimler olacak ne zaman olacak düşünceleri dolaşırken 6. ayımın sonunda bir gün, işyerinde çalışıyorken kasılmalarım başladı. Çok erken olduğunu bildiğimden hemen şirket doktorumuza koştum ve beni muayene ettikten sonra “Hemen doktoruna gitmelisin, rahim kasılmaya başlamış” dedi. Doktorumu aradım önce ve durumdan, işyerimin uzaklığından bahsettim. Bana yatıp dinlenmemi, oraya gelmenin şu an gereksiz olduğunu hatta eve gidince duş almamı önerdi. Bu beni hiç mi hiç rahatlatmadı, çünkü vücudumun bana gönderdiği sinyaller bir şeylerin olmaması gerektiği gibi olduğu yolundaydı. Daha önceden sadece ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki doğum hikayesi, stresli ve zor bir hamileliklerin sonunda bile, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durum olmaması halinde doğumun normal yollarla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından önemli.</p>
<p>***</p>
<p><span id="more-17945"></span></p>
<p><strong>Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi<br />
10 Ocak 2011, Antalya</strong></p>
<p>Aklımda hep nasıl olacak kimler olacak ne zaman olacak düşünceleri dolaşırken 6. ayımın sonunda bir gün, işyerinde çalışıyorken kasılmalarım başladı. Çok erken olduğunu bildiğimden hemen şirket doktorumuza koştum ve beni muayene ettikten sonra <em>“Hemen doktoruna gitmelisin, rahim kasılmaya başlamış” </em>dedi. Doktorumu aradım önce ve durumdan, işyerimin uzaklığından bahsettim. Bana yatıp dinlenmemi, oraya gelmenin şu an gereksiz olduğunu hatta eve gidince duş almamı önerdi. Bu beni hiç mi hiç rahatlatmadı, çünkü vücudumun bana gönderdiği sinyaller bir şeylerin olmaması gerektiği gibi olduğu yolundaydı. Daha önceden sadece bir defa ziyaret ettiğim bir başka doktoru arayarak hemen oraya geliyorum dedim. Bugün düşündüğümde bunu yaptığım için çok ama şanslı olduğumu her defasında hatırlatıyorum kendime…</p>
<p>İşim oldukça stresli ve yoğun olduğundan, bir tarafta bıraktığım işlerimi düşünüyorum, ki o anda beni NST’ye bağlıyorlar. O kocaman, dağ görünümlü sancı ölçer çizgilerle ilk defa tanışıyorum ve bu alet benim önümüzdeki 1.5 ay boyunca en yakın arkadaşım oluyor! Doktorum hemen yatışımı yapıyor ve prepar adı verilen rahim kasılmalarını önleyici ilaçlar başlıyor. Başlarda kalbim hızlı hızlı atıyor ama sonraları alışıyorum ona da.</p>
<p>Her gün konuşuyorum kızımla. Henüz erken olduğunu, biraz daha sabretmesini, güçlenip büyüyerek biraz daha içerde kalması gerektiğini anlatıyorum ama, aklımdan hiç<em> “Ya yarın gelirse kızım? Ya gece doğarsa?” </em>fikirleri çıkmıyor. Ela 4-5 ve 6. aylarını hep ters, rahme kafası dayanmış bir şekilde geçirdi. Bu bana hep çıkmaya hazır, her an gelebilir korkusu yaşatıyordu ama doktorumuz bunun normal olduğunu söyledi hep. Hastanede geçen 1.5 ay boyunca her gün vajinal ultrasondan rahim kalınlığı ölçüldü. 2 santim, 1,75 santim. A, bugün 3’e çıktı, hop ertesi gün 1,50’ye düştü.</p>
<p>Bu şekilde preparlarla geçirilen 1,5 ay boyunca doktorumla zaman zaman <em>“Şimdi doğarsa ne olur?”</em> konusunu tartıştık. Kilosunun çok önemli olduğunu, <em>“Haftası 29-30’larda ve kilosu 1 kilo olursa şansımız artar”</em> dediği gün ben öğünlerimi 7-8 e çıkardım! Sanki ben yersem bebeğim daha çabuk büyüyecek hemen gelişecek gibi… Sonunda 38. haftamız dolmuştu ve artık evimdeydim. Artık korkacak bir şey yoktu, bebeğim ne zaman isterse gelebilirdi.</p>
<p>Kurslara katılamadım ama çok araştırdım her şeyi, ve kararımı verdim.<strong> Normal doğum istiyordum. </strong>Ve 10 Ocak 2011 sabah 09:00’da yatağımda uyurken içimden bir ses geldi ve gözlerimi açtım. Sanki bir şeylerin başladığını hissettim ve ayağa kalkar kalmaz suyum gelmiş mi diye baktım. Evet! Gelmişti! O çok bahsedilen, “suyu patladı” lafıyla beni sinir eden su gelmişti. Ve hiç de öyle patlama hissi yoktu. Normalden tek farkı kontrol bende değildi ve gelmeye devam ediyordu.</p>
<p>Yavaşça yürüyerek banyodaki eşime sakin bir sesle <em>“Şeyyy, benim suyum geldi deee”</em> dedim. Heyecanla kapıyı açtı, “Hemen, hemen yola çıkalım!” dedi. Ben gayet sakin önce duş almam gerektiğini, sorun olmadığını, sakin sakin gideceğimizi söylediğimde şaşırdı. Duş aldım ve çantamı kontrol ettikten sonra eşim, kayınvalidem, eşimin kardeşi ve ben yola çıktık.</p>
<p>Stresle en güzel yola çıkma yöntemim hep müzik olmuştur. Ben şarkı söylüyordum ama benim dışımda kimseden ses çıkmıyordu. Hastaneye geldiğimizde kasılmalar artmıştı ama halen çok şiddetli değildi. Hemşirelere kayıt masasına gidip <strong><em>“Merhaba ben geldim, doğum yapıp gidicem” </em></strong>dediğimde herkes güldü. <em>“Ben ciddiyim, suyum geldi”</em> dedim ve hemen doktorumu çağırdılar. İlk kontrol sonrası bana <em>“Eveeeet artık doğum başlamış, kararını verdin mi?”</em> dediğinde çok şaşırdım. Zira ben ilk günden beri normal doğum olsun diye diretenlerdendim. Yani beni son dakikaya kadar deneyip o anki sancılarla hemen sezaryeni tercih edeceğimi düşündü sanırım. Onu da ikna etmek bana düşmüştü.</p>
<p>Odaya yatışım yapıldığında saat 10:30 olmuştu bile. Sancılarım yavaş yavaş artmaya başladı ama kesinlikle öyle dayanılmaz şiddetli değildi. Saat 12:15’te doktorum açıklığı kontrol etmek için geldiğinde ben doğuruyorum dedim burada. Kimse inanmadı ve beni hemen doğumhaneye aldılar. 15 dakika sonunda da dünyalar güzeli kızıma kavuşmuştum. <strong>En güzeli onunla beraber, el ele verip bir amaca yönelik hareket etmekti. </strong><em>“Hadi kızım, şimdi”</em> diye diye sadece dört ıkınmada geldi. Doğar doğmaz kollarıma verdiler onu ve ben o an anladım ne kadar doğru bir karar verdiğimi. Hem doğuma katkıda bulunmuş, hem de tüm bu anların başrol oyuncusu olmuştum.</p>
<p>Doğum sonrası en ufak bir acı bile hissetmedim. Sanki doğuran sancı çeken ben değildim. Masadan kendim indim, sandalyeye kendim oturdum, çok mutluydum.</p>
<p>Her şeyin güzel sonuçlanması tamamen sizin elinizde diye düşünüyorum. Burada okuduğum hikayelerden çok şey öğrendim. Sizi negatif yönlendiren saçma sapan şeylerle kafanızı karıştıran her sese kulaklarınızı tıkayın derim. Doğum çok normal bir süreç. Bırakın bu süreç kendiliğinden işlesin. Vücudunuz yolunu bulsun ve onunla el ele verin, sizi nasıl güzel yönlendirdiğine inanamayacaksınız. Pozitif düşünün, göreceksiniz her şey güzel olacak!</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p>Özgür Günay Kızılırmak</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/12/ulviya-ve-berilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ulviya ve Beril&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/13/isil-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Işıl ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/08/hulya-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hülya ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/09/kaan-ece-ve-ihsanin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/09/kaan-ece-ve-ihsanin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 07:27:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17819</guid>
		<description><![CDATA[Anne Ece, doğumda kendisi kadar aktif olan eşinin de bu hikayenin yazılmasındaki katkısını göz önüne alarak, hikayeyi Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın hikayesi olarak adlandırdı. İşte pozitif bir doğal doğum hikayesi: *** Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın Hikayesi 12 Nisan 2010, İstanbul Kaan’ın  aramıza katılması için çok bekledik biz. Bir dostum bana çocuk sahibi olmak üç kişinin kararıdır demişti. Evet, gerçekten öyle… Biz ne kadar istesek de, birkaç yıl süren denemeler ve tedaviler sonrasında Kaan, nihayet, Temmuz 2009’da bizim aramıza katılmaya, yola beraber çıktığı diğer iki embriyonun aksine bu hayata gelmeye ve annesine tutunmaya karar verdi. Heyecanla ve zevkle geçen hamilelik sürecinin 39. haftası sonunda, telaşımın zirvesindeyken, Kaan 12 Nisan gecesi 2:00’de “Hadi uyanın, ben geliyorum!!!” dedi. Doğum kursuna gitmediği gibi doğumla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne Ece, doğumda kendisi kadar aktif olan eşinin de bu hikayenin yazılmasındaki katkısını göz önüne alarak, hikayeyi Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın hikayesi olarak adlandırdı. İşte pozitif bir doğal doğum hikayesi:</p>
<p>***</p>
<p><span id="more-17819"></span></p>
<p><strong>Kaan, Ece ve İhsan&#8217;ın Hikayesi<br />
12 Nisan 2010, İstanbul</strong></p>
<p>Kaan’ın  aramıza katılması için çok bekledik biz. Bir dostum bana çocuk sahibi olmak üç kişinin kararıdır demişti. Evet, gerçekten öyle… Biz ne kadar istesek de, birkaç yıl süren denemeler ve tedaviler sonrasında Kaan, nihayet, Temmuz 2009’da bizim aramıza katılmaya, yola beraber çıktığı diğer iki embriyonun aksine bu hayata gelmeye ve annesine tutunmaya karar verdi.</p>
<p>Heyecanla ve zevkle geçen hamilelik sürecinin 39. haftası sonunda, telaşımın zirvesindeyken, <strong>Kaan 12 Nisan gecesi 2:00’de <em>“Hadi uyanın, ben geliyorum!!!”</em> dedi.</strong></p>
<p>Doğum kursuna gitmediği gibi doğumla ilgili çok fazla bir bilgisi de olmayan, her şeyi en sade haliyle yaşamayı tercih eden ben, sancıların doğum sancısı olup olmadığını anlamak için önce evdeki kitapları karıştırıp 1 saat kadar bekledikten sonra eşimi, İhsan’ı, uyandırdım. Şaşkın şaşkın birbirimize bakarak, yatakta geçirdiğimiz dakikalar sonrasında doğum yapmak üzere olduğuma karar verdik. Doktorumuzu aramak için ne zamanın doğru zaman olduğunu düşünerek biraz daha vakit geçirdik ve biraz daha beklemeye ve sancıları takip etmeye karar verdik. Bu arada Dizimax’te iki bölüm arka arkaya Monk’u seyredip, sabah 6’ya doğru, gün boyu bir daha fırsatımız olmaz diye hafif bir kahvaltı da yaptık. Artık zamanın geldiğine kanaat getirince doktorumuzu, sevgili Faruk Bey’i uyandırdık. <em>“Hadi beklemeyin artık, hastaneye gidin”</em> deyince de hemen yan sitede oturan, canımız dostlarımızı, kuzen Talip ve Işıl’ı, da yanımıza alıp hastanenin yolunu tuttuk.</p>
<p>Hastaneye vardığımızda 5 dakikada bir gelen sancılar, kısa bir süre sonra 3 dakikada bire düşünce biz de Kaan hemen dünyaya merhaba diyecek sandık ama öyle olmadı! Anneannesi, sabah safrakesesi operasyonuna götürdüğü canım anneannemi orada, arkasına bile bakmadan bırakarak, babaannesi İzmir’den, teyze ve eniştesi Kahramanmaraş’tan koşarak gelerek öğlene kadar yanımıza varmış olsalar da Kaan <em>“durun daha doğmayacağım, biraz daha bekleyin” </em>dedi. Sancılarım hafifledi, araları iyice açıldı.</p>
<p>Nihayet öğleden sonra Kaan’ın doğmaya karar vermesiyle <strong>doğumun ne kadar muhteşem bir süreç olduğunu, hayatımda daha önce hiç yaşamadığım şiddette olan sancılar eşliğinde fark ettim.</strong></p>
<p>Bir MS hastası olarak, doktorumun ya epiduralsiz normal doğum ya da tamamen bayılarak sezaryen doğum yapabilirsin uyarısı sonrasında, bir an bile düşünmeden normal doğum yapmaya karar verdiğimden, bu mucizenin her anını, bence, olması gerektiği gibi yaşadım.</p>
<p>Hani başlangıçta demiştim ya çocuk sahibi olmak üç kişinin kararıdır diye, işte biz <strong>doğum sürecini de üç kişi yaşadık&#8230;</strong> birbirimize kenetlenerek. Kaan ve benim fiziksel olarak çabalarımız, İhsan’ın da sadece yanımda elimi tutarak değil, kendisi de en az doğum yapan bir kadın kadar efor sarf ederek verdiği destekle, hayata getirdik Kaan’ı.</p>
<p>Hastaneye girdiğimizden itibaren, benim sancılarım ve Kaan’ın kalp atışlarını takip etmek üzere karnıma bağlanan NTS cihazı, o günün en favori elemanı oldu bizim için. İhsan, sürekli benim sancılarımın artmaya, Kaan’ın kalp atışlarının azalmaya başlamasını takip etti. Ve <strong>sancı anı geldiğinde, beni bağırmak yerine nefes alıp vermeye teşvik  etti. </strong>O da benimle birlikte aldı verdi nefesini. Sürecin her anında öyle yanımdaydı ki, işte o zaman bir kere daha anladım bizim gerçekten elmanın iki yarısı olduğumuzu.</p>
<p>Sıra doğumhaneye gitmeye geldiğinde, onca saattir yaptığım her şeyin aksine bir şeyler yapacak olacağımı bilmiyordum. Sabahtan beri, sancı geldiğinde nefes alıp vermem gerekiyorken, bu defa nefesimi tutup ıkınmam gerekiyordu. Ikınacaktım ki, kendisini dışarı çıkmak için ittiren Kaan’a yardımcı olacaktım. Ama çok zorlandım. <strong>Bir ara <em>&#8220;Ben bu işi yapamayacağım!&#8221;</em> diye bağırdım.</strong> Doktorumuz sabırla sakin olmamı, yapamıyorum dediğim şeyi aslında yaptığımı söyledi. İhsan beni sürekli <em>“hadi pilates yaparken yaptığın gibi, sen bunu yapabilirsin”</em> diye telkin etti ve kendisi de benim ıkındığım kadar ıkındı.</p>
<p>Ve nihayet gece 2’de başlayan bu muhteşem süreç, 12 Nisan 2010 Pazartesi akşamı 7’de Kaan’ın dünya ilk haykırışıyla merhaba demesiyle son buldu. Artık Kaan aramızdaydı.<strong> Biz artık üç kişilik bir aileydik.</strong></p>
<p>Kaan şimdi 20 aylık. Onun yanında geçen her an, onun her anı, her hali çok değerli. Doğumunda nasıl birsek, hala biriz üçümüz. Bu tazecik ruhun ve kıymetli enerjinin, kendisini ve yaşam denen nehri tanımasına yardımcı olmak için ona yol göstereceğiz.</p>
<p>Beni anne, İhsan’ı da baba yaptığın için çok teşekkürler&#8230; Seni çok seviyoruz Kaan’cığım.</p>
<p>Ece Elgin</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/03/elif-ve-ecenin-dogum-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Elif ve Ece&#8217;nin Doğum Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/12/yeni-bir-dogum-hikayesi-ulviya-ve-beril/" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni bir doğum hikayesi: Ulviya ve Beril</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/04/seyhan-ve-defne-nilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Seyhan ve Defne Nil&#8217;in Hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/09/kaan-ece-ve-ihsanin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Doktorun Gözüyle KADIN ve DOĞUM</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/06/bir-doktorun-gozuyle-kadin-ve-dogum/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/06/bir-doktorun-gozuyle-kadin-ve-dogum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 06:40:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17753</guid>
		<description><![CDATA[Bundan bir süre önce &#8220;Vajen ameliyatları&#8221; ile ilgili bir basın bülteni aldım. Normal doğumdan sonra vajinanın düzeltilmesi gerektiğinden bahseden bu bülteni &#8220;İnsanları normal doğumdan soğutuyorlar!&#8221; diye devre dışı bırakacaktım ki, bülteni gönderen ajans beni bu söylemlerin sahibi olan doktorla buluşturmayı teklif etti. Görüşmeye oldukça önyargılı gittim. Doktorun bana &#8220;Normal doğum kadının vajinasını tahrip eder. Bu yüzden de onarım gerekir. Ve hatta bu yüzden sezaryen en mantıklı seçimdir&#8221; gibi şeyler söylemesini bekliyordum. Ancak görüşme beklediğimden farklı gelişti. Sohbetimiz vajen ameliyatının gerekliliğinden çok Türkiye’deki kadın ve doğum sisteminin çarpıklığı etrafında şekillendi. Bahçeci Sağlık Grubu’ndan Op. Dr. Bora Cengiz cesurca tespitlerde bulundu. İşte o söyleşimiz: Türkiye’deki sezaryen oranlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre sezaryen oranı yüzde 50’lerde. Ancak benim tahminimce özel hastanelerde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan bir süre önce &#8220;Vajen ameliyatları&#8221; ile ilgili bir basın bülteni aldım. Normal doğumdan sonra vajinanın düzeltilmesi gerektiğinden bahseden bu bülteni <em>&#8220;İnsanları normal doğumdan soğutuyorlar!&#8221; </em>diye devre dışı bırakacaktım ki, bülteni gönderen ajans beni bu söylemlerin sahibi olan doktorla buluşturmayı teklif etti.</p>
<p>Görüşmeye oldukça önyargılı gittim. Doktorun bana <em>&#8220;Normal doğum kadının vajinasını tahrip eder. Bu yüzden de onarım gerekir. Ve hatta bu yüzden sezaryen en mantıklı seçimdir&#8221; </em>gibi şeyler söylemesini bekliyordum.<span id="more-17753"></span></p>
<p>Ancak görüşme beklediğimden farklı gelişti. Sohbetimiz vajen ameliyatının gerekliliğinden çok Türkiye’deki kadın ve doğum sisteminin çarpıklığı etrafında şekillendi. <a href="http://www.bahceci.com/tr/index.asp?ID=1" target="_blank">Bahçeci Sağlık Grubu</a>’ndan <a href="http://www.bahceci.com/tr/index.asp?ID=86&amp;EID=6&amp;title=Bora%20Cengiz" target="_blank">Op. Dr. Bora Cengiz</a> cesurca tespitlerde bulundu. İşte o söyleşimiz:</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-17758" title="Bahceci2" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/Bahceci2-500x333.jpg" alt="" width="350" height="233" /></p>
<blockquote><p><strong>Türkiye’deki sezaryen oranlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre sezaryen oranı yüzde 50’lerde. Ancak benim tahminimce özel hastanelerde bu oran %50 civarında. Devlet hastanelerinde ise tahmin ediyorum yüzde 18’lerde.</p>
<p>Ki bu bile yüksek. Ben ihtisasa başladığım yıllarda, yani 1990’ların başında Türkiye’de normal doğum oranı %87 civarındaydı. Ancak 1994 senesinden itibaren sezaryende ciddi bir artış başladı. Özellikle Brezilya, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde oldu bu.</p>
<p>Enteresan bir şekilde o sıralarda Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de sezaryen sonrası vajinal doğum çalışmalarına başlamıştı. Ancak ne var ki iki dünya farklı yerlere doğru yol aldı.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’deki sezaryen oranını düşürmek için katı olarak değerlendirebileceğimiz bazı uygulamaları var. Sezaryen oranları yüksek olan doktorları doğum stajına almak gibi bence etik olmayan yaklaşımlar söz konusu. Öte yandan Jinekoloji Derneği’nin yöresel kolları her sene normal doğumla ilgili toplantılar yapıyor ve bunu işliyorlar. Yani aslında doktorlar da normal doğum istiyor.</p>
<p>Ebelik sisteminin kaldırılmasında Sağlık Bakanlığı’nın büyük yanlışı var. Yeniden devreye alınması lazım.</p>
<p><strong>Doktorlar hastalarına ne kadar, nasıl müdahale etmeli sizce?</strong></p>
<p>Hastaların <em>&#8220;Ben vücudum hakkında söz sahibiyim. Ben doğumumu böyle yapacağım&#8221; </em>gibi yaklaşımlarını ben anlıyorum. Bu yaklaşımlar sezaryen için de, normal doğum için de geçerli.</p>
<p>Fakat doktorun tercih konusunda bir etkinliği olamaz. Doktor ancak doğum sırasında müdahale edebilir. <em>&#8220;Şu anda doğuramıyorsunuz&#8221; </em>diyebilir. Ancak hastanın, doğumu yapamayacağına kendisinin ikna olması gerekiyor. O da zaman alıyor, ama o zamanı doktorun vermesi lazım. Ama bu kararı doktorun vermesi kötü bir şey; ebelik sisteminin geri gelmesi, takibi ebenin yapması lazım. Bütün hastanelerde böyle olmalı. Ebelerimiz var, ancak yeterli eğitimleri yok. O da kötü.</p>
<p>Doktor olarak doğumda çok aceleci davranıyoruz. Doğum hemen sonuçlansın istiyoruz. Ebeler öyle değil, daha sabırlı, daha sakinler. Doğumla ilgili ürkütücü öykülerin en önemli bölümü, hastanın hastaneye erken gelmesiyle başlar. Doktor onu eve geri göndermez, bazen iki gün uğraşır hastayla. Yani şu rahatlığı yok hekimin: <em>&#8220;Hasta geldi, muayene ettim, doğumu başlamamış, doğum başlayınca gelirsiniz&#8221; </em>diyemiyor. Ne kadar acele ederseniz hastayı o kadar travmatize ediyorsunuz. Ne kadar enstrümantal (alet kullanarak) doğum yaparsanız keza öyle. Mesela ben artık rutin epizyotomi uygulamıyorum. Yırtılacaksa kendiliğinden yırtılsın diyorum. Ama o noktada da çok sabırlı olmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Vajen cerrahisi hangi noktada devreye giriyor?</strong></p>
<p>Bu çok kritik bir konu. Vajen cerrahisinden bahsettiğiniz zaman hasta şöyle diyebilir:<em> &#8220;Bak, normal doğumda fonksiyon kaybı oluyormuş. Evet, sonradan düzeltebiliyorlar ama, ben niye böyle bir şey yaşayayım ki? Her halükarda ameliyat olacaksam başından sezaryen olurum.&#8221;</em></p>
<p>Bunun ayarını bulmamız lazım. Doğum sırasında sabırlı olarak ve gerekli tamiri özenle yaparak ileride bir vajen ameliyatı önlenebilir. Bir de Kegel egzersizleri var, gebe kalmadan başlanırsa sarkmanın önlenmesinde oldukça etkili.</p>
<p>Ben eskiden hemen tüm hastalarıma epizyo açardım. Toplamda 10-15 dakika süren bir işlemdi. Ancak vajen ameliyatı üzerine eğitim aldıktan sonra doğumdan sonraki onarım benim için daha uzun olmaya başladı; daha farklı yapıyorum artık bunu.</p>
<p><strong>Geçtiğimiz aylarda gazetelerde kadınların doğumdan sonra bozulan vajinaları tamir eden Amerikalı bir doktorun haberi vardı. Ben bu tür haberlerin de insanları normal doğumdan uzaklaştırıcı etkisi olduğunu düşünüyorum.</strong></p>
<p>Onu çok iyi konuşmak lazım. <em>&#8220;Ben normal doğum istiyorum. Sonucunda böyle bir risk de var, biliyorum. Ama ben bunu yaptığım zaman kendimce bir kayba uğrarsam bunun güzel bir şekilde onarılacağını biliyorum.&#8221; </em>Bu bir bakış açısı. Bahane arayan doktorlar içinse kaçış açısı olabiliyor.</p>
<p><strong>Siz hastalarınızı doğum tercihleri konusunda yönlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Ben doğum tercihiyle ilgili hastaya çok fazla karışmıyorum. Yönlendirme yapmıyorum. <em>&#8220;Ben normal doğurmayacağım, sezaryen olmak istiyorum&#8221; </em>diyen hastaya <em>&#8220;Neden öyle düşünüyorsun?</em>&#8221; demem. Ya da <em>&#8220;Normal doğuracağım&#8221; </em>dediği zaman <em>&#8220;Olur mu, tüp bebeksiniz&#8221;</em> demem. Hasta ne istiyorsa onu yaparım. Ben çok etken bir doktor değilim. İstanbul’da o anlamda çalışan çok iyi birkaç doktor var ve onları çok takdir ediyorum. Bu yola baş koymuşlar. Onlara giden hastalar da bunun için gidiyorlar zaten.</p>
<p><strong>Ben doktorun yönlendirmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Amerika’daki ilk hamileliğim sırasında sezaryenin adı bile geçmedi ama epidural alırım diye düşünüyordum. Doktorum beni doğal doğuma yönlendirdi. Onun tavsiyesi üzerine derslere gittim ve doğal doğurdum. Doktorun söyleyecekleri çok önemli.</strong></p>
<p>Doktor isterse hastayı çok güzel istediği yöne &#8220;yönlendirebilir&#8221; ve hasta hiçbir zaman gerçekten sezaryen gerekip gerekmediğinden emin olamaz. 39. haftada, <em>&#8220;Daha bekleyeceğiz ama sezaryen olursa moraliniz bozulmasın, henüz başı kanala girmemiş&#8221; </em>dediğim hastaları aynı akşam normal doğurttuğumu biliyorum. Ama genel olarak doktorlarımızda bu sabır yok. <em>&#8220;Sarkarsın. İdrar kaçırırsın&#8221; </em>gibi de değil, <em>&#8220;Çocuğuna doğumda bir şeyler olur&#8221; </em>diyerek korkutuyoruz hastaları.</p>
<p><strong>Nasıl önüne geçilecek peki bunun?</strong></p>
<p>Ebelik sisteminin tekrar oturması lazım. Amerika’da doğum yaptım diyorsunuz; biliyorsunuzdur, orada nöbetçi doktor kimse o doğurtur. Bizde de bunun olması lazım. Burada özel doktorluk sisteminden kaynaklanan bir sıkıntı var. Bir hekimin, hele de çok fazla sayıda normal doğum hastası varsa işi çok zor. Doktoru çok ezen bir sistem bu, uzun seneler götürebilmeleri mümkün değil. Amerika’da akşam hastaneye gittiğinizde özel doktor falan girmez. Kim varsa odur, nasıl yapıyorsan yaparsın. Hasta da onu bilir zaten. Bir tek Türkiye’den Amerika’ya doğuma gidenler çok büyük paralar ödedikleri için özel doktorları doğuma giriyor.</p>
<p><strong>Sizin tecrübenize göre normal doğumların yüzde kaçı onarım gerektiriyor?</strong></p>
<p>Meslek hayatımda yaptığım bir gözlem var, Türk kadınlarının vajinaları daha sert dokulu. Amerika’da, Avrupa’da neden olduğunu bilmiyorum, ırksal özellik olabilir, ilerleyen yaşlarda rahmin sarkma olasılığı daha fazladır. Ancak ameliyat sırasında dokuları pamuk gibidir. Bizim kadınımızda doğum yapmış olsa bile vajinal dokular daha sıkı. Yumuşak bir doku yoktur. Ondan dolayı da bizim doğumlar daha travmatik oluyor denebilir, bunun araştırılması lazım.</p>
<p>Bebeğin kilosu düşük değilse ilk doğumların hemen hemen çoğu onarım gerektiriyor.</p>
<p><strong>Perine masajıyla ben Amerika’da tanışmıştım, ancak burada yeni yeni konuşulan bir şey. Hamileliğin son haftalarında uygulanmaya başladığında, doktor da doğumda yaparsa yırtıkların önüne geçilebildiği biliniyor.</strong></p>
<p>Son zamanlarda benim epizyosuz yaptırdığım doğumlar arttı, çünkü sabretmeyi öğrendim. Niye açıyorsunuz perineyi? Doğum ilerlemiyor, hasta yeterli ıkınamıyor, o zaman müdahale ediyorsunuz. Bırakıp da o perinenin kendi başına genişlemesine fırsat veren hekim sayısı azdır.</p>
<p>Benim doğumda kadına değer vermeye başlamamın, rutin epizyo uygulamayı bırakmamın sebebi büyüyen bir kızım olmasıdır. Hastalarıma<em> &#8220;çocuğu olmayan çocuk doktoruna gitmeyin&#8221; </em>diyorum. Aynı şekilde, kadın olsun, erkek olsun, kızı olmayan kadın-doğum doktoruna da gitmeyin. Bence çok önemli. Karşınızdaki insana bakışınız, değerlendirmeniz çok değişiyor.</p>
<p>Benim hastalarımla konuşmam da değişti. Emziren bir annenin cinsel olarak isteksiz olduğunu biliyorum. Ne büyük travmalar yaşadığını biliyorum. Bunu buraya kocasıyla birlikte gelen hastalarıma, onların kocalarına anlatıyorum.</p>
<p>Bakın, vajinal muayeneye tolere edemeyen bir milletten bahsediyoruz. Bize hasta sıkıntısı olduğunda geliyor ve bizden ürküyor. Bunun değişmesi lazım. Hastayı normal doğurtuyorsun, bir buçuk ay sonra simir vermeye geliyor, alamıyorsun.</p>
<p><strong>Doktorun hastayı normal doğuma yönlendirmesi için ne olması gerekir?</strong></p>
<p>Zihniyetin değişmesi gerekir. Avrupa’dan, Amerika’dan gelen hastalarım <em>&#8220;Bana sezaryenden bahsetmeyin&#8221;</em> diyorlar, Türk hastalarım <em>&#8220;Normal doğurabilir miyim?&#8221; </em>diye soruyorlar.</p>
<p>Hastaların çok büyük bir çoğunluğunun sezaryen talebi yok aslında. Daha çok hastam normal doğum istiyor. Doktorların <em>&#8220;Tüp bebek yaptığınız için sezaryen olmalısınız&#8221; </em>yaklaşımı onları rahatsız ediyor. &#8220;Kıymetli bebek&#8221; yaklaşımı doğru değil; kimse annesinin kıymetsiz çocuğu değil.</p>
<p>Doktorun kadına bakışının değişmesi lazım. Daha özenli, daha sabırlı olması lazım.</p>
<p>Bu önyargıyı kıracak olan merkez ben değilim. Toplumsal olarak üstesinden gelmemiz lazım. Sezaryen oranlarındaki katkımızı reddetmiyorum, ama doktorları bu halden çıkacak olanlar hastalar.</p>
<p><strong>Ama doğum yapmak üzere olan bir kadının bunu yapması çok zor. Son söz doktorun, işin uzmanı o.</strong></p>
<p>İş burada kadınlara düşüyor. Gebe annelerin harekete geçmesi, yürüyüş falan yapması lazım. Bunu da sizin yapmanız lazım. Madem bu kadar takipçiniz var, Facebook’tan mı, nereden yaparsınız artık bilemem, organize olun. &#8220;Doğumuma karışma&#8221; yürüyüşleri düzenleyin.</p>
<p>Hasta kendi vücudu hakkında söz sahibidir. Binlerce yıldır insanlar doğuruyorlar. Nasıl doğuracağına da kimse karışamaz.</p></blockquote>
<p>dedi Dr. Bora Cengiz.</p>
<p>Doğumun normal-sezaryen şeklinde tanımlandığı ve maalesef &#8220;normal&#8221;in sezaryenle büyük ölçüde örtüştüğü bir ülkede bu tür söylemleri doktorlardan pek duymuyoruz. Dr. Cengiz’in bu paylaşımları, kızı olduktan sonra kadına bakış açısının değiştiğini, birçok vajinal doğumda rutin olarak gerçekleştirilen epizyotomi gibi bir işlemin aslında şart olmadığını, ebelik sisteminin geri gelmesi gerektiğini söylemesi bana dikkat çekici ve anlamlı geldi.</p>
<p>Dilerim bu aydınlanma başka doktorlara da yayılsın.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/13/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-yapmak-mumkun/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryen sonrası normal doğum yapmak mümkün</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/12/hamile-gobegini-al-git-derler-mi/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Hamile göbeğini al, git!&#8221; derler mi?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/26/bir-doktorun-kaleminden-dogumla-ilgili-gercekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir doktorun kaleminden doğumla ilgili gerçekler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/06/sezaryeni-tercih-etme-hakki/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryeni tercih etme hakkı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/24/hangi-dogum-yontemi-size-gore/" rel="bookmark" class="crp_title">“Hangi doğum yöntemi size göre?”</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/06/bir-doktorun-gozuyle-kadin-ve-dogum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>36</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşa kürek çekmek</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/11/24/bosa-kurek-cekmek/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/11/24/bosa-kurek-cekmek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2011 08:31:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17586</guid>
		<description><![CDATA[Bu blogu yazmaya başlarken ne yazacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Zaten blogu yazmaya başlama sebebim de ne yapmak istediğimi bilmememdi. Bir de baktım ki çoluk-çocuk, çalışmayan anne, tuvalet eğitimi falan derken doğum hakkında da yazıyorum. İlk doğumumu Amerika&#8217;da gerçekleştirdim. Türkiye&#8217;ye döndükten sonra burada doğumun ne kadar itelendiğini, kadınlığın en doğal bir süreci olan doğum konusunun ticari çıkarlara nasıl da yenilmekte olduğunu fark ettim. Bunu fark ettiğim noktada da bu konuda yazmaya başladım. Kısa bir süre sonra Pozitif Doğum Hikayeleri doğdu. Birçok kadının sezaryene yönel(til)mesinin etraflarından duydukları korku dolu doğumlar olduğunu fark ettiğim noktada, bütün doğumların korku unsuru içermediğini, korkunç olmayan doğum hikayelerini olduğunu da anlatabilmek için bana gönderilen güzel, ilham veren doğum hikayelerine yer vermeye başladım. Ve buna devam ediyorum. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu blogu yazmaya başlarken ne yazacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu.</p>
<p>Zaten blogu yazmaya başlama sebebim de ne yapmak istediğimi bilmememdi.</p>
<p>Bir de baktım ki çoluk-çocuk, çalışmayan anne, tuvalet eğitimi falan derken doğum hakkında da yazıyorum.</p>
<p><span id="more-17586"></span></p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/09/nasil-hypnobirthing-annesi-oldum/" target="_blank">İlk doğumumu</a> Amerika&#8217;da gerçekleştirdim. Türkiye&#8217;ye döndükten sonra burada doğumun ne kadar itelendiğini, kadınlığın en doğal bir süreci olan doğum konusunun ticari çıkarlara nasıl da yenilmekte olduğunu fark ettim. Bunu fark ettiğim noktada da <a href="http://blogcuanne.com/tag/dogal-dogum/" target="_blank">bu konuda</a> yazmaya başladım.</p>
<p>Kısa bir süre sonra <a href="http://blogcuanne.com/tag/pozitif-dogum-hikayeleri/" target="_blank">Pozitif Doğum Hikayeleri</a> doğdu. Birçok kadının sezaryene yönel(til)mesinin etraflarından duydukları korku dolu doğumlar olduğunu fark ettiğim noktada, bütün doğumların korku unsuru içermediğini, korkunç olmayan doğum hikayelerini olduğunu da anlatabilmek için bana gönderilen güzel, ilham veren doğum hikayelerine yer vermeye başladım.</p>
<p>Ve buna devam ediyorum. Edeceğim de&#8230; Çünkü biliyorum ki bu hikayelerden beslenen kadınlar var.<em> &#8220;Daha önceden sezaryen düşünüyordum, ama bunlar bana cesaret verdi&#8221;</em> diyen birçok kadın var. Bu sayede istediği gibi doğum yapabildiğini söyleyenler var.</p>
<p>Bu hikayeler ve bu konudaki yazılar doğumunu sezaryenle gerçekleştiren anneleri üzebiliyor bazen. Onlar üzüldükçe ben de üzülüyorum. Belki istemeden kırdığım oluyor onları. Ama benim savaşım doğumunu sezaryenle yapmış/yapacak olan kadınlarla değil. Sezaryeni doğuma alternatif olarak gösteren sistemle.</p>
<p>Bakınız, şu sıralar Turkcell&#8217;in bir reklamı dönüyor televizyonda. Duygu yüklü, insanın içini burkan bir reklam. Kavuşma anlarını gösteriyor reklamda. Kavuşma anı deyince, bir anneyle bebeğinin kavuşma anından daha dokunaklısı olabilir mi? Elbette ona da yer veriyor reklam. Ve fakat o kısacık görüntüde bile annenin sezaryenle doğum yapmış olduğunu görüyoruz. Neden sezaryenle doğum tercih edilmiş ki bu reklamda? Çünkü sezaryen bu ülkenin normali.</p>
<p>Dün (<a href="http://mahmure.ekolay.net/yazarlar/elif-dogan" target="_blank">benim de haftalık yazılar yazdığım</a>) Mahmure.com&#8217;un alt sitesi olan Bebişler&#8217;de, <a href="https://twitter.com/?iid=am-1618412813220751906078614&amp;nid=23+recipient&amp;uid=85746584&amp;utm_content=profile#!/mahmure_com/status/139377316412403712" target="_blank">Twitter üzerinden</a> <em>&#8220;Doktorunuz sezaryen doğum önerdiyse endişelenmeyin. Avantajlarını bizden dinleyin!&#8221;</em> alt başlığıyla sunulan <a href="http://bebisler.ekolay.net/video-galeri/bebek/Sezeryan-dogumun-avantaji-dezavantaji/55000000000041903" target="_blank">şu videoda</a> ise sezaryenle doğumun çok kısa sürmesi, genital bölgede deformasyon olmaması, idrar kaçırma gibi problemlerin yaşanmaması, bebekte (39. haftadan sonra yapılan sezaryenlerde) doğuma bağlı travma yaşanmaması gibi birçok &#8220;avantaj&#8221;dan söz ediliyor.</p>
<p>Lafım doğumunu sezaryenle gerçekleştirmek zorunda kalan/kalacak olan annelere değil. Hatta ister normal doğumdan korktuğu için, ister doktoru tatile çıkacağı için, isterse bebeğinin burcunun kendisiyle uyumlu olması için (!) haftalar öncesinden sezaryen randevusu alıp doğumunu o şekilde gerçekleştiren annelere de değil.</p>
<p>Benim naçizane mücadelem, sezaryeni doğuma alternatif olarak gösteren, &#8220;normal doğum&#8221; şeklinde bir ifade türeten, kadınların aslında kadınlıklarının doğal bir parçası olan doğumu yaşayabilmeleri için savaşmalarını gerektiren bu sistemle.</p>
<p>Bu ülkede sezaryen, olması gerektiği gibi, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir kurtarma operasyonu olarak değil, doğumdan korkan kadınların başvurabilecekleri bir yöntem olarak sunuluyor. Herkes ve her şey (reklamlar, web siteleri, doktorlar, komşular, arkadaşlar) normalin sezaryen, sezaryenin normal olduğunu sanıyor ve söylüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de kadınların sezaryeni tercih edebilme özgürlüğünün olması, gelişmişliğin bir göstergesi olarak ifade ediliyor. Ancak bunun tam tersi olduğu, gelişmiş ülkelerde sezaryenle doğum oranının %20&#8242;nin altında olduğu (Belçika %17, Fransa %19, Finlandiya %16, Hollanda %14, İngiltere %23, <a href="http://www.theunnecesarean.com/blog/2010/7/22/world-cesarean-rates-oecd-countries.html" target="_blank"><em>kaynak: The Unnecessarean</em></a>), dünyanın en gelişmiş bir ülkesi olan Amerika&#8217;nın %32 sezaryen oranıyla bu konuda yüz karası olduğunu kimse fark etmiyor.</p>
<p>Böyle şeyleri gördükçe kendimi boşa kürek çekiyor gibi hissediyorum.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/17/sezaryenle-dogum-hikayeleri-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryenle Doğum Hikâyeleri</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/19/sezaryenin-boylesi-de-var/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryenin böylesi de var</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/13/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-yapmak-mumkun/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryen sonrası normal doğum yapmak mümkün</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/03/amerikadan-ssvd-hikayeleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Amerika&#8217;dan SSVD hikâyeleri</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/06/sezaryeni-tercih-etme-hakki/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryeni tercih etme hakkı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/11/24/bosa-kurek-cekmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>95</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Epizyotomi hakkında</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/11/08/epizyotomi-hakkinda/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/11/08/epizyotomi-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 07:39:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Epizyotomi]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17436</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunluğun bayram tatilinde olduğu şu günlerde posta kutuma ACİL notuyla düşen şu maili bekletmeden paylaşmak istedim: 39. haftasının içinde olan kafası karışmış bir gebe ve aynı zamanda bir blogcuanne fanatiği olarak kafama takılan kocaman sorumun cevabını blogunun arşivlerinde aradım ama bulamadım&#8230; Direkt olarak sana yöneltirsem sen veya diğer annelerin bana yardımcı olabileceğini düşünüyorum ve sizden acil yardım talep ediyorum. Gebeliğimin hızla sonuna yaklaştığım şu günlerde aklımda binbir türlü felaket senaryoları ve içimde vesveselerle uykularım kaçmaya başladı. Geçen haftaki doktor kontrolüne kadar &#8220;kesinlikle normal doğum yaparım, hem bebek hem de benim için en sağlıklı yöntem bu&#8221; diye kendini ikna etmiş, blogdaki mutlu doğum hikayeleri ile de tezini desteklemiş bir gebe olmama rağmen, korkularım beni ele geçirmeye başladı&#8230; Doktorum oldukça şeker ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğunluğun bayram tatilinde olduğu şu günlerde posta kutuma ACİL notuyla düşen şu maili bekletmeden paylaşmak istedim:</p>
<blockquote><p>39. haftasının içinde olan kafası karışmış bir gebe ve aynı zamanda bir blogcuanne fanatiği olarak kafama takılan kocaman sorumun cevabını blogunun arşivlerinde aradım ama bulamadım&#8230; Direkt olarak sana yöneltirsem sen veya diğer annelerin bana yardımcı olabileceğini düşünüyorum ve sizden acil yardım talep ediyorum.<span id="more-17436"></span></p>
<p>Gebeliğimin hızla sonuna yaklaştığım şu günlerde aklımda binbir türlü felaket senaryoları ve içimde vesveselerle uykularım kaçmaya başladı. Geçen haftaki doktor kontrolüne kadar &#8220;kesinlikle normal doğum yaparım, hem bebek hem de benim için en sağlıklı yöntem bu&#8221; diye kendini ikna etmiş, blogdaki mutlu doğum hikayeleri ile de tezini desteklemiş bir gebe olmama rağmen, korkularım beni ele geçirmeye başladı&#8230; Doktorum oldukça şeker ve normal doğumu destekleyen bir doktor&#8230; Kontrollere başladığımız ilk günden beri sezeryan kelimesini tek bir kere bile telaffuz etmediği gibi yaklaşık 30. haftada &#8220;normal doğum istiyordunuz değil mi?&#8221; diyerek beni de oldukça şaşırtmıştı. Sonrasında şayet epidural istersem diye beni anestezi servisi ile görüştürdü, bunun rutin bir uygulama olmadığını benim talebime bağlı olduğunu da ekleyerek bunun nasıl bir doğumu tercih ettiğime alakalı olduğunu söyledi.</p>
<p>Normal doğum ile ilgili yaptığım araştırmalar sonucunda tabi ki epidural, epizyotomi vs. vs. pek çok kavramla da tanışmış oldum&#8230; Ve açıkçası ben bu epizyotomi olayında resmen çakılı kaldım&#8230;Aslında normal doğum istememin en büyük sebebinin de ameliyat ve dikiş korkum olduğunu da kendi kendime itiraf etmiş bulundum&#8230;</p>
<p>Çevremde doğum yapmış kişilerle konuşuyorum ve epizyotomi uygulaması olmadan normal doğum  yapmış kimseyi henüz ne gördüm ne de duydum&#8230; Araştırmalarım sonucu yapılan bu uygulamanın aslında vajinada oluşacak kontrolsüz yırtıkların engellenmesini amaçladığını da biliyorum&#8230; Ama mantığım almıyor, çünkü vajende yapılacak olan kesi daha sonrasında fiziksel olarak iyileşse bile belirli bir miktar his kaybına uğrayacağını düşünüyorum&#8230; 13 &#8211; 14 yaşlarımdayken sağ el baş parmağımda 6 dikişlik bir kesi yapılmıştı, bugün 25 yaşındayım, dikişli bölgeye dokunduğumda hala ne acı ne kaşıntı hiçbirşey hissetmiyorum&#8230;</p>
<p>Doktorumla da açıkça bu korkumu paylaştım, o da bana nadiren de olsa ciddi bir sinire denk geldiğinde böyle olumsuz bir tablo ile karşılaşabildiklerini, ama bunun normal doğumun diğer artıları ve eksileri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte &#8220;ilk doğumların yüzde kaçında epizyotomi uygulamıyorsun dersen o da yok denecek kadar da azdır.&#8221; dedi.</p>
<p>Tabii ki bebeğim ve kendim için en sağlık yöntemle yani normal doğumla kızımı kucağıma almak istiyorum ama bir yandan da epizyotomi sonrası ya hayatım boyunca cinsel yaşantımdan soğursam diye düşünmekten de kendimi alamıyorum&#8230; Normal doğum sonrası muhtemelen oluşacak diğer estetik sorunlar ve deformasyon da kafamda büyüyor.</p>
<p>Sizden ricam &#8220;normal doğum doğal olandır mükemmel olandır &#8221; dan da ziyade samimiyetle &#8220;evet ben de benzer bir şey yaşadım&#8221; ya da &#8220;şu an şöyle hissediyorum keşke normal doğum yapmasaydım&#8221; diyen birileri var mı bunu öğrenmek&#8230; Fazla zamanım kalmadı&#8230; Tüm annelerden yardım bekliyorum&#8230;</p></blockquote>
<p>Benim epizyotomisiz normal doğum yapmış bir kadın olarak yorumum şu: Kendi haline bırakılsa belki de yırtılmayacak olan sağlıklı bir dokuyu &#8220;ya yırtılırsa?&#8221; diye kesmek bana mantıklı gelmiyor. Her iki doğumumda da doktorlarım da benimle aynı görüşteydi. Epizyotomiyi rutin olarak değil, bebek ya da annenin sağlığı için gerekli olması halinde uygulayacaklarını söylemişlerdi. Zaten benim istediğim de buydu. Ve sonunda her iki doğumumda da epizyotomi yapılmadı, doğal yırtıklar oluştu. İlkinde birkaç gün oturup kalkarken bayağı canım yandı, birkaç günün sonunda geçti. İkincisinde ise çok az yırtığım (ve çok az dikişim) oldu, ve sonrasında hemen hiç sorun yaşamadım. Doğumlarımdan sonra, ilerleyen zamanlarda da ne tuvalete gidişimde sıkıntı yaşadım, ne de bir his kaybı. Cinsel hayatım doğum sonrası olumlu ya da olumsuz olarak etkilenmedi.</p>
<p>Aslında rutin epizyotominin gerekliliği oldukça tartışılan ve sorgulanan bir konu. O konuda da yazacak çok şeyim var. Özetle: <strong>doktorlar epizyotomiyi rutin olarak uygulamaktan vazgeçmeli!</strong> Ancak bu gebe arkadaşımız şu anda sadece deneyimleri merak ettiği için işin teknik kısmını bir başka yazıya bırakıyorum. Sizler de benzer tecrübelerinizi paylaşabilirseniz ona -ve bu konuyu sorgulayan diğer gebelere- yardım etmiş oluruz.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/13/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-yapmak-mumkun/" rel="bookmark" class="crp_title">Sezaryen sonrası normal doğum yapmak mümkün</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/26/bir-doktorun-kaleminden-dogumla-ilgili-gercekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir doktorun kaleminden doğumla ilgili gerçekler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/16/yan-etki/" rel="bookmark" class="crp_title">Yan etki</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/06/bir-doktorun-gozuyle-kadin-ve-dogum/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir Doktorun Gözüyle KADIN ve DOĞUM</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/05/13/gokcenin-gebelik-gunlugu-21-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü, 21. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/11/08/epizyotomi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>44</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Itır ve Aylin&#8217;in Hikâyesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/29/itir-ve-aylinin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/29/itir-ve-aylinin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2011 06:27:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16825</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki Pozitif Doğum Hikâyesini Itır ilk gönderdiğinde, henüz okumadan, sadece uzunluğunu görüp kısaltmasını rica etmeyi düşündüm. Sonra, bir nefeste bitirdiğimde okumaya doyamadığımı fark ettim. Itır&#8217;la bizim bir bağımız da var: Her ikimizin de hikâyesi Doğal Doğuma Doğru kitabında yayınlamıştı. Ancak bu hikâyesi başlı başına kitap olacak cinsten. Siz de yayınlanmasını istediğiniz, doğal ve normal doğumu teşvik eden hikâyenizi blogcuanne@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. *** Itır ve Aylin&#8217;in Doğum Hikayesi Haziran 2011, Ankara İlk bebeğimiz Arda&#8217;yı 15 Haziran 2008&#8242;de kucağımıza almıştık. Doğuma yoga yaparak, yüzerek ve lamaze kursuna katılarak hazırlanmıştım. Müdahaleli bir normal doğum yapmış, hikayesini de burada anlatmıştım. Arda doğduğunda suratıma yumruk yemiş gibi olmuştum. Lohusalık zor geçmiş, meme ucu yaraları, emzirme konusundaki septik halim ve sürekli yanaklarımdan süzülen yaşlarla tam bir depresif ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki Pozitif Doğum Hikâyesini Itır ilk gönderdiğinde, henüz okumadan, sadece uzunluğunu görüp kısaltmasını rica etmeyi düşündüm. Sonra, bir nefeste bitirdiğimde okumaya doyamadığımı fark ettim.</p>
<p><span id="more-16825"></span></p>
<p>Itır&#8217;la bizim bir bağımız da var: Her ikimizin de hikâyesi <a href="http://blogcuanne.com/2010/12/28/hediye-kitap-dogal-doguma-dogru/" target="_blank">Doğal Doğuma Doğru</a> kitabında yayınlamıştı. Ancak bu hikâyesi başlı başına kitap olacak cinsten.</p>
<p>Siz de yayınlanmasını istediğiniz, doğal ve normal doğumu teşvik eden hikâyenizi <a href="mailto:blogcuanne@gmail.com" target="_blank">blogcuanne@gmail.com</a> adresine gönderebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p><strong>Itır ve Aylin&#8217;in Doğum Hikayesi<br />
Haziran 2011, Ankara</strong></p>
<p>İlk bebeğimiz Arda&#8217;yı 15 Haziran 2008&#8242;de kucağımıza almıştık. Doğuma yoga yaparak, yüzerek ve lamaze kursuna katılarak hazırlanmıştım. Müdahaleli bir normal doğum yapmış, hikayesini de <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2009/06/dogum-hikayemiz-toti-nin-gelisi.html" target="_blank">burada anlatmıştım</a>.</p>
<p>Arda doğduğunda suratıma yumruk yemiş gibi olmuştum. Lohusalık zor geçmiş, meme ucu yaraları, emzirme konusundaki septik halim ve sürekli yanaklarımdan süzülen yaşlarla tam bir depresif yeni anne görüntüsü çizmiştim. O zaman karar vermiştim; <strong>Arda ilk ve son çocuğumuz olacaktı, bir daha bu sıkıntıları yaşayamazdım. </strong>Nokta!</p>
<p>Bizim cüce 1 yaşını devirdiğinde, o zor zamanları çoktan unutmuş olan ben, içten içe yeni bir bebek hayali kurmaya başlamıştım. Tabii ki daha erkendi ama işte herkesin dediği gibi sıkıntılar çabuk unutuluyordu ve yeniden istek geliyordu bünyeye.</p>
<p>Hamile olduğumu bayram tatilinde, Çeşme&#8217; de öğrendik. 2010&#8242; un Eylül başıydı.. Pek de planlı sayılmazdı bu gebelik, evet ikinci bebek fikri arada bir yokluyordu bizi, kendimiz gibi Arda da kardeşle büyüsün diyorduk ama henüz düşünme taşınma aşamasındaydık ve ben açıkçası daha yeni yeni kendime geliyordum. Memeyi bırakalı daha 4 ay olmuştu, tam keyif çatma zamanım gelmişti, &#8220;<em>Seneye inşallah</em>&#8221; diyorduk&#8230;<strong> Reglin gecikmesini önce hava değişimine, sonra da kim bilir belki yeniden oluşan yumurtalık kistlerime yormuştum</strong> ki&#8230; bir sabah çift çizgiyi gördük!</p>
<p>Tatil dönüşü hemen kan testi yaptırdım, prediktöre pek güvenmiyordum ama Beta HcG nin tavana vurmuş hali şüpheye meydan bırakmadı. Derhal doktora gitmeliydim; kime gitsek diye aranırken yolumuz <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2010/12/kadn-kasap.html" target="_blank">Aslı Hanım&#8217; la kesişti</a>. İlk muayenede kese göründü, ertesi hafta da kalp atışları&#8230;</p>
<p>Ruh halim biraz dengesizdi ilk aylar.. Hem biraz hazırlıksız yakalanmış olmak, hem filmi yeniden başa sarıyor olmak biraz garipti ama yine çok rahat bir hamilelik geçirdim, ne bulantı ne kusma, sadece ilk 3 ay uyku hali o kadar. Ruh halim de 4. ay civarı düzelince ve hamileliği iyice kabullenince pek keyifli bir dönem başlamış oldu.. İlk hamilelikteki gibi okuyup araştırmadım, akışına bıraktım&#8230; İş-güç, Arda derken uçtu gitti 9 ay!</p>
<p>Son haftalara kadar yogaya gittim yine.. Bu sefer fazla yüzemedim. Çalışıyordum ve akşamları evde Arda ile olmak istiyordum, o yüzden havuza pek gidemedim ama zaten bize yetecek kadar yüzmüştük biz! Hamileliği öğrendiğimizde,<em> &#8220;Ne zaman oldu bu yahu?&#8221;</em> diye didiklenirken ortaya çıktı ki <strong>meğer ben karnımda minicik bir embriyon (belkide zigot!) ile maratona katılmış,</strong> <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2010/09/arada-kaynad.html" target="_blank">Çanakkale boğazını geçmişim</a>, hem de yaş grubumda birinci olup, altın madalya takmışım boynuma!! Bu çok hoş bir detay oldu bence hamileliğime dair&#8230; Bir de Aslı Hanım&#8217; ın izniyle Ekim sonunda yapılan Atatürk kupasında takımımla bayrak yarışlarına katıldım. Henüz 11 haftalık hamileydim, doktorumun uyarısı ve biraz da tırsmam ile çok efor sarfetmeden yüzdüm ama yine de iyi dereceler yaptım ve en azından takımımı yanlız bırakmamış oldum.</p>
<p>35. haftada Aslı Hanım ile doğum üzerine konuştuk. Daha önceden de konuşmuştuk tabii, vajinal doğum hatta mümkün mertebe müdahalesiz doğum istediğimizi belirtmiştim. Ancak bu sefer elimizde bir liste ile gittik kendisine ve uzun uzun <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2011/04/35-hafta-geride-kalrken-dogum.html" target="_blank">doğum tercihlerimizden</a> bahsettik.</p>
<p>Veee.. beklemeye koyulduk. 19 Mayıs beklenen tarih, ama içime 17 Mayıs doğuyor.. Herkes başka bir tarih atıyor kafadan, bakalım hangisi tutacak?? Hadi bakalım..!</p>
<p>16 Mayıs pazartesi günü (39+4) kontrolüm vardı. Muayeneden önce NST&#8217;ye bakalım dediler, girdik odaya Mehmet ile, başladık beklemeye. Aslı Hanım geldi içeri, aletten çıkan kağıda baktı; <em>&#8220;Düzenli kasılmalar var, nasıl hissediyorsunuz?&#8221;</em> diye sordu.<em>&#8220;Gayet iyiyim, kasılma hissetmiyorum, arada bir ani hareketler oluyor gibi hissediyorum&#8221;</em> dedim.<em> &#8220;Çok düzenli gidiyor kasılmalar&#8221;</em> dedi,<em> <strong>&#8220;Bir iki gün içerisinde gelebilir, ancak bazen de böyle söyleriz sonra günlerce hareket olmaz&#8221;</strong></em><strong> </strong>dedi. Muayenede amniyon sıvısı, plasenta, hareketler, herşey yolunda göründü.. <em>&#8220;Önümüzdeki bir iki gün içerisinde bir hareket olmaz da görüşmez isek haftaya yine bekliyorum&#8221;</em> dedi Aslı Hanım ve ayrıldık. Heyecanlandım, çünkü pek hissetmesem de düzenli kasılmalar var demişti doktorum ve her halinden doğumu beklediği belliydi!</p>
<p>Acaba hafta sonu gelir mi diye bekleye bekleye ertesi haftayı ettik ve sözleştiğimiz gün görüştüğümüzde NST&#8217;de hiç bir kasılma izlenmedi&#8230; Aslı Hanım da şaşırdı; <em>&#8220;Ben aslında sizi hafta sonu bekliyordum, telefonum her çaldığında siz olabilirsiniz diye baktım ama demek ki daha geleceği yok kızımızın, sanırım boğa burcunu tutturamayacaksınız!&#8221; </em>dedi gülerek.. Kontroller yapıldı.. Her şey yolunda.. <strong>Beklemeye devam&#8230;</strong></p>
<p>Beklenen tarih 19 Mayıs da geldi geçti&#8230;16&#8242;sındaki kasılmalı NST&#8217;den sonra sanırım 3 yada 4 kez daha görüştük Aslı Hanım&#8217;la&#8230; Her bir NST normal, kasılmasız ama kalp atışları düzenli, kontrollerim de gayet normal çıktı. Bana hiç bir görüşmemizde<em> &#8220;Şu zaman gelmezse doğumu başlatırız&#8221;</em> gibi bir cümle kurmadı, veya bunu hissettirecek herhangi bir yorumda bulunmadı.. Onun bu rahatlığı beni çok mutlu etti zira beklenen tarihi aştığımızda en çok gecikirsek doğuma müdahale ederler şüphesi içimi kemirmişti, onun dışında rahattım, keyfim yerindeydi, hem zaten kendim de 42 haftalıktım.. Besbelli bana çekmişti bu kız!</p>
<p>28 Mayıs Cumartesi akşamı, Arda&#8217; yı yatırdıktan, biraz evi toparladıktan ve internette vakit geçirdikten sonra duşa girdim. Saat 23:30 civarı. Kasılma hissettim duşun altında. Hareket mi, yoksa kasılma mı derken bir tane daha&#8230; Hep nasıl anlayacağım bu kasılmaları derdim (ilk doğum suni sancı ile oldu) insan anlıyormuş. Duştan çıktım, salona gittim, Mehmet&#8217;e <em>&#8220;</em>S<em>anırım bu gece gelecek, ben kasılmalar şiddetlenmeden azıcık uyuyayım&#8221; </em>dedim ve yattım.. <strong>02:30 gibiydi, uykumdan sancı ile uyandım. </strong>Saate bakmaya başladım. 10 dakikada bir düzenli geliyordu. Bazen 11 dakika bazen 9. Ama genel anlamda düzenli. Bir ara sıkıldım, kalktım, kasılmalar çok şiddetli değilsede yine de ayakta daha rahat ettiğimi fark ettim. Biraz internette gezinmece, biraz kitap (ilk doğum hikayemizin yer aldığı <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2010/07/beklenen-kitap-yaymland-israrla-araynz.html" target="_blank">Doğal Doğuma Doğru</a> kitabını okur olmuştum son günlerde) okumaca, biraz da doğum öncesi üzerime çöken domestik ruh ile ev toparlamaca ile arada bir gidip yatarak sabahı ettim.</p>
<p>Saat 08:00 civarı Mehmet&#8217; i uyandırdım ve gece olanları anlattım. Yavaştan babaaneyi aramaya ve Arda&#8217; ya hastaneye gideceğimizi anlatmaya karar verdik.</p>
<p>Saat 10:00 civarı Arda ile babaanne bizi kapıdan uğurladılar. Babaanne kulağıma fısıldadı <strong><em>&#8220;Haydi git kızımızı bize getir, sağlıkla</em>.<em>.&#8221; </em></strong>Arda biraz tedirgin gibi.. <em>&#8220;Yorgunum ben, kucaama al&#8221; </em>deyip duruyor, onun bu mahsunluğu son günlerde üzerimde olan ağır vicdan azabını körüklüyor, muslukları açtım açıcam&#8230; Neyse açmadım.</p>
<p>Hastaneye vardık, ortalık sakin, her yerde pazar sabahı mahmurluğu. (Arda da bir pazar günü doğmuştu) Kadın doğum katına çıktık, desk&#8217;e doğru yaklaştım, gayet kendinden emin ve güleç bir tavırla hemşirelere: <em>&#8220;Günaydın, Aslı Hanım&#8217; ın takibindeyim, gece 12 den beri düzenli kasılmalarım var, 10 dakikada bir!&#8221;</em> dedim ve 32 diş sırıttım!</p>
<p>Hemşirelerde bir ağırlık, şaşkınlık, sanki Çince konuşuyorum. Derken yaşlıca, acayip bir deneyime sahip olduğu daha kaşlarını kaldırışından belli olan çok tatlı bir başhemşire geldi; <em>&#8220;Muayeneye alalım sizi, sonra doktorunuza haber veririz&#8221;</em> dedi. Bir oda açtılar, NST geldi, yatağa yattım. NST&#8217;de tık yok. Ne kasılma, ne bir şey. Hakikaten birden kesildiğini o an farkettim, hiç bir sancı hissetmiyorum. Başhemşire geldi, muayene etti; <em><strong>&#8220;Rahim ağzı tamamen kapalı, doğum eylemi başlamamış henüz&#8221;</strong></em> dedi. Doktorumu aradılar, <em>&#8220;İsterse beklesin, isterse eve dönsün&#8221;</em> demiş, başhemşire de kararı bize bıraktı&#8230;</p>
<p>Biraz hayal kırıklığı yaşadım ne yalan söyleyeyim. Yine de tüm güler yüzümü takınıp, hemşirelere &#8220;hoşça kalın&#8221; deyip eve yollandım. Başhemşire hayal kırıklığımı fark etmiş olmalı ki tam kapıdan çıkarken <em>&#8220;Elbet çıkacak oradan o bebek, ya bu akşam ya yarın sabah, akşama gelirseniz ben yokum ama o zaman da sabah görüşürüz nasıl olsa&#8221; </em>dedi gülümseyerek.</p>
<p>Babaanneyi aradık, kuzen Elif ile birlikte Arda&#8217; yı hayvanat bahçesine götürmüşler. Fırsattan istifade gidip yatmak istedim, gece çok az uyumuştum ve bundan sonra ne olacağı belli değildi. Bir şeyler atıştırıp vurdum kafayı yattım. 2, 5 saat kadar uyumuşum. Saat 14:30 civarında kasılmayla uyandım. Yine 10 dakikada bir düzenli geliyordu. 5 dakikaya inene kadar hastaneye gitmemeye karar verdik. Güzel müzikler koyup oturduk Mehmet&#8217;le, sohbet ettik, ne zaman doğar bahisleri oynadık, tv seyrettik. 16:00 civarı babaanne aradı, hayvanat bahçesi, ardından incek klübe gitmişler, artık yapacak bir şey kalmamış, Arda mızıklanıyormuş.</p>
<p>Arda eve gelip bizi bebeksiz görünce biraz şaşaladı. Hemen oynaşmaya koyulduk. <em>&#8220;Kitap oku bana&#8221;</em> dedi, bu arada sancılar geliyor, gidiyor. Aldık elimize o dönemin en favori kitabını: &#8220;Pırtık Tekir&#8221;. Oturduk kanepeye, okuyoruz: <em>&#8220;Ben ve sen, bir de eski gitar, ah gururluyuz ve mutlu ne kadar..&#8221; </em>derken bir sancı geliyor, <strong><em>&#8220;Bir dakika Arda&#8217;cım, karnım gıdıklanıyor&#8221; </em>deyip yere çömeliyorum, yüzümü ekşitmeden, mümkün mertebe gülmeye çalışarak atlatıyorum kasılmayı</strong>, ve devam ediyoruz okumaya<em>; &#8220;..Miyaav bir de eski gitar, ah gururluyuz ve mutlu ne kadar..!&#8221;</em></p>
<p>Babaanne ve Mehmet bizi seyrediyorlar, evde dolanıyorlar, Mehmet bir kağıt geçirmiş eline, kasılmaları not ediyor, dakika aralarını kaydediyor, biz Arda ile kitap okuma, sevişme halindeyiz. Pek duygu yüklüyüm o anlarda, <strong>sanki birkaç saat sonra bebek geldikten sonra Arda ile bağımız azalacakmış, ona daha az vakit ayıracakmışım gibi hisler var içimde</strong>, yine vicdan yapıyorum sanırım, arada bir gözlerim doluyor, durup durup Arda&#8217;ya sarılıp öpüyorum.</p>
<p>Ding dong! Kapı çalındı. Abim, Bilge ve Ekin geldiler. Bu harika oldu çünkü artık Arda ile dip dibe kasılma atlatmak zorlaşmıştı, yüz ifademi çok mutlu mesut tutamıyordum ve ona çaktırmak istemiyordum. İki kuzen Arda&#8217;nın odasına oyun oynamaya yollanınca ben de derin bir oh çektim. Artık kasılmaları daha içimden geldiği gibi yaşayabilirdim.</p>
<p>Kayınvaldem kahve yaptı, abim, Mehmet, ben oturduk kahve içtik, Bilge bir bizim yanımızda, bir içeride çocuklara bakıyor. Sohbet, muhabbet&#8230; Aralarda ben yere çömeliyorum ya da kedi gibi 4 ayak üzerinde duruyorum, puff pufff nefeslerimi yapıyorum. Kasılma gidince geri kanepeye oturup kaldığım yerden devam ediyorum. Her şey çok olağan.. doğal.. kendi akışında gidiyor.</p>
<p>Saat 18:30 civarıydı, Mehmet <em>&#8220;Artık hastaneye gidelim Itır, zorlandığını hissediyorum, bence açıldın artık&#8221; </em>dedi. Kayınvaldem onu destekledi. <strong>Korkuyorlardı birden oracıkta doğuracağım diye&#8230; </strong>Nedense hiç gitmek istemedim hastaneye, her gidelim teklifini<em> &#8220;daha değil&#8221;</em> diyerek reddettim. Sanırım sabah geri dönüşümüz biraz kötü etkilemişti beni, yine gidip, eve gönderilmeyi istemiyordum, o yüzden de mümkün mertebe evde kalmak istiyordum. Bir de taktım kafayı ağrıların yerine. Belim ağrımalı diye düşünüyorum ama benim sadece karnımın alt tarafı ağrıyor. Yok diyorum içimden. Yeterli açılma olsa belime de vurur ağrı!</p>
<p>Saat 19:00&#8242;da Mehmet dizginleri ele alıp, <em>&#8220;Tamam artık gidiyoruz&#8221;</em> dedi. Diğer herkes onu destekledi ve en azından bir kontrol edilmem gerektiğine karar verildi.<em> &#8220;Tamam..&#8221; </em>dedim, <em>&#8220;..önce bir duş alayım&#8221;.</em></p>
<p>Duşumu aldım, giyindim, Arda&#8217; nın odasına gittim. 2 cüce oyuna dalmışlar, Arda&#8217;ya hastaneye gittiğimizi, babaanne ile kalacağını, bizim bebeği getireceğimizi anlattım, çok basitçe. Ama ilgilenmedi. Sarılıp öptüm, daha da öpesim koklayasım vardı ama <em>&#8220;hadi hadi&#8221;</em> lerle çıktım odadan. Abime tembihledim; <em>&#8220;Yemeğe kalın, Arda Ekin&#8217; le çok mutlu, bozmayın, güzel vakit geçirsin..&#8221; </em>Aklım Arda&#8217; da&#8230; <strong>Doğumdan bile çok onu düşünüyorum. </strong><em>&#8220;Gece bizi arar mı acaba??&#8221;</em></p>
<p>Kapıdan uğurlandık. Evimiz 4. katta, asansör yok, 3. katta ciddi bir kasılma atlattım, trabzanlara dayanıp belimi esnettim, nefeslerimi yaptım, artık canım bayağı yanıyordu, geri kalan merdivenleri Mehmet&#8217;in koluna tutunarak indim. İnerken moralimin bozuk olduğunu çok net hatırlıyorum, sanki yapamayacakmışım gibi hissettim, eğer hastaneye gider de bunca kasılmaya rağmen yine açılma yok derlerse yıkılacakmışım gibi hissettim&#8230; İçimden aynen şunlar geçti: <em>&#8220;İlk doğumda tek başınaydın, 9 saat suni sancıyı bir başına yatağa bağlı geçirdin, gıkın çıkmadı, şimdi moralin bozuluyor, mızıklanıyorsun çünkü Mehmet yanında ve sen her zamanki gibi mızıklanacak biri oldu mu hemen direncini yitiriyorsun!&#8221;</em></p>
<p>-&#8221;<em>Memo, ben motivasyonumu yitiriyorum. Eğer açılma az derlerse epidural isteyeceğim&#8230;&#8221;</em> dedim yılgınlıkla.<br />
-<em>&#8220;Nasıl istersen karıcığım..&#8221;</em></p>
<p>Apartmandan çıktık, arabaya binerken yine okkalı bir sancı&#8230; Bagaj kapağına asılıp onu da atlattıktan sonra arabaya bindik ve Aslı Hanım&#8217; ı aradık. <em>&#8220;Hemen yola çıkıyorum!&#8221;</em> dedi. <strong>Saat tam 19:41!</strong></p>
<p>Farabi&#8217; ye saptığımızda iş makinaları gördük yolda, Memo kornaya basmaya başladı, <em>&#8220;Ne yapıyorsun??&#8221; </em>dememe kalmadan, dörtlüleri de açtı ve gülerek;<em> &#8220;Hep böyle gitmek istemişimdir doğuma&#8221;</em> dedi ve  <em>&#8220;Açılııınn kadın doğuruyorrr!&#8221;</em> diye naralar atmaya başladı! Gülesim var ama acım da var, <em>&#8221;Yapma noolur Mehmet, güldürme beni&#8221;</em> dedim, iş makinalarını geçince sakinledi kocam!</p>
<p>Güven Hastanesinin önüne geldik, saat 19:50. <strong>Yine okkalısından bir sancı&#8230; </strong>Garfield gibi pencereye yapışmıştım park ederken. Pazar ya, pek kimse yok hastanenin önünde, indik, biraz iki büklüm yürüyorum ama gayet iyiyim. Asansörlere geldik bir sancı daha.ç. veee 5. kat. Kapılar açıldı, desk&#8217;te oturan hemşirelerle göz göze geldik, yine hakikatli bir sancı vurdu, asıldım Mehmet&#8217; in omuzlarına, gömdüm yüzümü göğsüne. Hemşirelerin ayaklanıp tekerlekli sandayle getirelim dediklerini duydum, tek yapabildiğim elimi kaldırıp hayır anlamında sallamak oldu, yüzüm hala Memo&#8217;nun göğsünde&#8230; Mehmet:<em> &#8221; Gerek yok, tekerlekli sandalye istemiyor, iyi o.&#8221; </em>dedi. Geçen doğumdan tekerlekli sandayle fobim var ya&#8230;</p>
<p>Sancı geçince toparlanıp gayet rahat yürümeye başladım, hemşirelere de bir gülücük fırlattım ki korkmasınlar. Ben iyiyim!  Hemen bir odaya aldılar beni, yatağa yattım, nst bağlandı, tatlı bir hemşire ilgileniyor benimle: Hicran hemşire. Mehmet&#8217; i yatış işlemleri için aşağıya yolladı, doktorumu aradı ve sancıları takip etmeye başladı, 170&#8242;i vurdu bir ara NST&#8217;nin rakamları. <strong>Bayağı füze gibi sivriliyor karnım, NST pedleri kayıyor, ben derhal kalkmak istiyorum.</strong><em> </em>Hicran Hemşire<em> &#8221;Hemen geliyorum, bir dakika&#8221;</em> dedi ve çıktı odadan. O sırada gelen kasılma ile ilk defa korktum, çok canım yandı ve itme hissinin geldiğini farkettim. Yanımda da kimse yok, sanki yatış işlemi sonradan yapılsa olmaz mıydı? Nerede Mehmet??</p>
<p>Yatağın kolundaki hemşire çağırma düğmesine bastım, Hicran hemşire koşarak geldi. Bileğine yapıştım, olanca gücümle sıktım; <em>&#8221;Doğuruyorum ben, lütfen kocamı çağırın!&#8221;</em> diye inledim. <em>&#8221;Tamam geliyor merak etme&#8221; </em>dedi ve o da elimi sıkmaya başladı..İkimizinde gözü NST aletinde, sessizce atlattık bu sancıyı da..</p>
<p>Herhalde Aslı hanım yetişemeyecek, Mehmet de aşağı katta salak işlemlerle uğraşırken ben buracıkta doğuracağım derken Aslı Hanım&#8217;ın üzerinde kot, şimdiye kadar hiç görmediğim spor bir kılıkla odaya &#8216;daldığını&#8217; gördüm! Sanırım o an yüzümde güller açtı!!</p>
<p>Muayene veee&#8230;</p>
<p><em>&#8221;Açıklık 10 santim, derhal doğumhaneye!!&#8221;</em></p>
<p><em></em><strong>Aslı hanım&#8217; ın bu sözüyle odada bir panik havası esti.</strong> Başta Hicran Hemşire olmak üzere, odada bulunan diğer hemşirelerin ve yüzünü çok iyi hatırladığım tatlı hastabakıcı kadının birden ne yapacaklarını şaşırdıklarını, herkesin şaşkın şaşkın birbirine baktığını hatırlıyorum. Ben ise Mehmet&#8217; in derdindeyim.<em>..&#8221;Aslı Hanım, Mehmet yatış işlemleri için aşağıya indi ama&#8230;?!&#8217;</em>&#8216;</p>
<p>Tekerlekli sandalye geldi. Aslı Hanım giyinmeye koştu. <em>&#8221;Binmek istemiyorum, kendim yürürüm.&#8221; </em></p>
<p><em></em>Doğumhane zaten karşı oda&#8230;Ne çok seviyorlar şu tekerlekli iskemleyi yahu!!!</p>
<p><em>&#8221;Lütfen oturun, lütfen!&#8221;</em></p>
<p><em></em>Tatlı tombiş hastabakıcı o kadar yumuşak bir şekilde rica etti ki, <em>&#8221;Hadi Itır, inat etme artık&#8221;</em> dedim kendi içimden ve oturdum.</p>
<p>Doğum masasına çıktım, <strong>Mehmet, Aslı Hanım ile birlikte yeşilleri giymiş bir şekilde girdi içeriye. </strong>Masanın ayak koyma yerleri çıkartılmış, hemşireler uğraşıyor takmak için ama beceremiyorlar, Aslı Hanım biraz sabırsızlandı ve hemşirelere hafiften çıkıştı; <em>&#8221;Haydi ama arkadaşlar, neden takamadık bir türlü??&#8221;</em></p>
<p>Ben yattığım yerden olanları seyrediyorum, bir yandan Aslı Hanım beni hazırlıyor, bir yandan da kasılmalar geliyor gidiyor, ıkınma hissi daha belirgin.</p>
<p>Ayak koyma yerleri takılamadı ancak ayakla itmek için pedal gibi başka bir aparat var. <em>&#8221;Bununla idare edeceğiz artık&#8221;</em> dedi doktorum fakat onu da takamadı hemşireler. <strong>Doğumhanedeki tek erkek Mehmet müdahale etti ve hallodu. </strong>Bence daha bile iyi oldu, ıkınırken asılı bacaklardan kuvvet almak imkansız, ama pedallara basarak itmek daha kolay.</p>
<p>Birden aklıma lavman geldi.</p>
<p><em>&#8220;Ayy Aslı hanım, şeyy lavman da yapılmadı bana?!&#8221;</em><br />
<em>&#8220;Olsun, önemli değil, ben steril yapıyorum bölgeyi, zarar yok&#8221;</em><br />
<em>&#8220;Yok ondan demedim, yani ya kaka yaparsam, yani size karşı, ben şey.. mmmm&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Aslı Hanım güldü: <em>&#8220;Amaan, aşkolsun Itır Hanım, onu mu düşünüyorsunuz, boş verin bu detayları siz&#8221;</em></p>
<p><em></em>Vallahi söyledim bunu&#8230;O an çıkıverdi işte ağzımdan, tutamadım!</p>
<p>Bu arada Mehmet kordonu kesecek, ona da steril eldivenler giydirdiler, kocamın eller tombik, parmaklar dolma, eldivenler zor giriyor, uğraştı, didindi, bir hemşirenin yardımıyla dolmalara yerleştirildi eldivenler</p>
<p><em>&#8221;Haydi bir deneyelim&#8221;</em> dedi doktorum ve başladım ıkınmaya..</p>
<p><em>&#8221;Çok güzel, tam açıklık, herşey yolunda gidiyor&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Arda&#8217;yı doğururken ıkınmalar da kasılmalar gibi düzenli gelip gitmiş, aralarda nefes almış, hatta az biraz doktorumla sohbet bile etmiştik. Bu sefer sanki aralıklar yok olmuş, ıkınma hissi hiç kesilmeden sürekli devam ediyor gibiydi ve ben o kadar uzun ıkınmaya nefes yetiştiremiyordum. Arda&#8217;yı iterken gıkım çıkmamıştı, nefesimi alıp kursta öğrendiğim gibi itiyordum, ama <strong>şimdi nefesim tükeniyor, tükendiği noktada da bağırarak güç alıyordum</strong>&#8230; Evet, evet; avaz avaz bağırdım ben! Acıdan mı? Hayır, nefesimi yetiştiremediğim için! İçimden hayret ederek ve kendime gülerek bağırdım ben, her ıkınmam soluğum tükenince böğürerek bitti.</p>
<p>Bu arada Mehmet iki kez eldiven değiştirdi. Kordonu kesmek için steril olması gereken eller karısına destek vermek için başına kollarına ve ensesine değince hemşireler Aslı Hanım&#8217;a durumu ispiyonladılar ve hemen eldivenler değişti, dedim ya parmaklar dolma, her eldiven değişimi bir olay oldu. Bir de diğer tarafa döndüğümde karşılaştığım hastabakıcı kadının 32 diş gülen yüzünü hiç unutamıyorum. Her kafamı çevirdiğimde kadının yüzünde aynı ifade ile karşılaştım: Hayret, mutluluk, heyecan&#8230;</p>
<p>Derken kafa çıktı, <em>&#8220;Duur duurr!&#8221;</em> nidaları ile kısa nefesleri yapıp ıkınma hissini baskıladım, omuzlar çıktı ve henüz ismi konmamış kızımız bacaklarımın arasından balık gibi kayıp Aslı Hanım&#8217; ın ellerine doğdu!</p>
<p><strong>Saat 20:25</strong></p>
<p><strong><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/ItirVeAylin1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-16830" title="ItirVeAylin" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/ItirVeAylin1-500x333.jpg" alt="" width="500" height="333" /></a><br />
</strong></p>
<p>Hastaneye gireli yarım saat olmuş, ne lavman, ne damar yolu, ne ağrı kesici, ne hastane gömleği, ne epizyo&#8230; <strong>Hiç bir müdahale yok!</strong></p>
<p>Konuştuğumuz gibi hemen göğsüme verildi ufaklık. Arda da aklıma gelmemişti, sonradan okuduklarımdan heves etmiştim, hemen oracıkta emzirecektim. Ama ne mümkün! <strong>Ciyak ciyak ağlayan bir tip!</strong> Arda sakindi, gözlerini dikip bizi seyretmişti, onunla yapabilirmişim belki ama yaygaracı kızımızla mümkün olmadı. Biraz konuşup emzirmeye çabaladıktan sonra çocuk doktoru aldı, yanımdaki masada kontrollerini yaptı.</p>
<p>Bir ara çocuk doktorunun<em> &#8220;Bebeğin kıyafetleri nerde?&#8221; </em>diye hemşireye sorduğunu duyduk. O an uyandık, hiçbir eşyamızı yukarı çıkartmamıştık ki! <strong>Her şey arabanın bagajındaydı: Bebeğin kıyafetleri, fotoğraf makinası, video kamera, pilates topu! </strong></p>
<p><strong></strong>Mehmet çantayı almaya yollandı, kıyafetler geldi, Aylin kız giydirildi, ben gecelik giydim, Aylin&#8217;i kucakladım ve doğumhaneden çıktık. Annemle babamı gördüm ilk; <em>hastaneye gidiyorlar</em> haberini almalarıyla evden fırlamışlar, daha yoldayken <em>doğurdu</em> haberi gelmiş! Onların arkasında evde bizimle vakit geçirmiş ve beni kapıdan uğurlamış olan abim ve eşi:</p>
<p>&#8220;<em>Kızım bu ne hız, daha 1 saat olmadı evden çıkalı?</em>&#8221; diye takıldı abim. Sonra ilk doğumumuzu 15 gün arayla yaptığımız eltim: <em>&#8220;N&#8217;aptın yahu? Sancılarda destek olmaya gelmiştim ben!?&#8221;</em></p>
<p>Odamıza geldiğimizde yatağa geçtim, yine ilk doğumdaki gibi çok enerjiktim, <strong>kendimi harika hissediyordum, yeniden doğmuş gibi, taptaze&#8230;</strong> O ana kadar koridorları inleten kızım da memeyle buluşunca sakinleşti ve güzel güzel emmeye başladı. Geceyi sorunsuz geçirdik, içim içime sığmadı, uykum gelmedi ve oturdum hemen kısaca doğumu <a href="http://ardatotisi.blogspot.com/2011/05/dogurdum-dostlar.html" target="_blank">buradan da haber ettim</a>! Ertesi gün de hemen taburcu olduk&#8230;</p>
<p>Bir önceki doğumda epizyotomi yapılmıştı, 10 gün kadar sıkıntım olmuştu: şişlik ve ağrı. Koltuklara sandalyelere yarım popo oturmuştum hep, bölgenin havadar kalması söylendiği için genelde yatıyor ve külot giymiyordum. Bu sefer epizyo konusunda doktorumla konuşmuştuk ve kendisi büyük bir ihtimal gerek kalmayacağını, kendisinin de bunu pek tercih etmediğini söylemişti. Nitekim epizyosuz sadece ufak bir yırtık ile bitti bu serüven, iki deneyimi karşılaştır derseniz de şunu söyleyebilirim size: <strong>&#8220;Kahrolsun epizyo!&#8221;</strong></p>
<p><strong></strong>İnanılmaz rahattım doğum sonrasında. Ne şişlik ne ağrı. Oturmam kalkmada hiç bir sorun olmadığı gibi doğumdan sonraki 3. günde kot pantalon bile giyebiliyordum.</p>
<p>40. gün kontrolüne gittiğimde Aslı Hanım&#8217;la doğumu konuştuk, komik anları hatırlayıp güldük. Nasıl hızlı olduğundan bahsederken hemşirelerin kendisine gelip <em>&#8220;Biz de böyle doğum istiyoruz&#8221;</em> dediklerini anlattı gülerek.</p>
<p>Şimdilerde Aylin kız 3 ayı devirdi. (Doğumdan 5 gün sonra karar verebildik isme) Büyüyor, gülücükler agucuklar yapıyor, ellerini kemiriyor, her şeyi gözlemliyor ve hayata adapte olmaya çalışıyor. Arda kardeşli hayata, biz de iki çocuklu hayata alışmaya çalışıyoruz. Zor olduğu kadar keyifli bir dönem. <strong>İkinci çocuk ise bambaşka bir deneyim</strong>. İlkinde tecrübesizlik ve panik yüzünden kaçırdığımız pek çok şeyi ilk defa yaşar gibi yaşıyoruz ve<em> &#8220;Aaa o zaman da bunlar olmuş muydu?&#8221;</em>,<em> &#8220;Arda da böyle miydi?&#8221;</em> gibi cümleler kuruyoruz sık sık&#8230;</p>
<p>Bu hikaye daha da uzar. Keseyim artık.</p>
<p>Herkese hayal ettiği gibi bir doğum dilerim.</p>
<p>Itır Salancı<br />
<a href="ardatotisi.blogspot.com" target="_blank">Arda Totisi</a></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/01/04/seyhan-ve-defne-nilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Seyhan ve Defne Nil&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/01/16/doris-ve-noahnin-hikayesi-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Doris ve Noah&#8217;nın Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/08/gizem-ve-vera-derinin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gizem ve Vera Derin&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/03/24/ilk-resim-ilk-detaylar/" rel="bookmark" class="crp_title">İlk resim, ilk detaylar…</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/29/itir-ve-aylinin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>64</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

