Varan bir: Bundan birkaç ay önce “Uzman diyetisyen” Selahattin Dönmez, Çocuğunuzu Tavuk Suyuyla Büyütün diye bir yazı yazdı. Başlığı okuyanca herhalde tavuğu haşlayın, suyunu alın, pilava katın, çorbasını yapın diye anlatıyor diye düşündüm. Ancak yanılmışım. Şöyle diyordu kendisi:
"Doğal Doğum" etiketli tüm yazılar
Doğum için uygulamalı tavsiyeler
Çok uzun zamandır yazmak istediğim ama aslında bir yandan da yazmaktan çekindiğim bir yazı bu. Çekindim, çünkü her doğum farklı. Kalkıp da hamilelikleri, bedenleri, doğumla ilgili beklentileri birbirinden farklı olan bir sürü kadına “Şöyle yap, böyle yap” demek ne kadar doğru, emin değilim. En son Nilü de “Sende işe yarayan tüyo ve teknikleri paylaşır mısın?” deyince bu şekilde yazayım dedim. Evet, aşağıdaki teknikler BENDE İŞE YARAYANLAR. Bunun altını çiziyorum, çizdim. Herkesin gebeliği, her doğumun ilerleyişi farklı. Dolayısıyla buradaki notları da kendi şartlarınızı göz önünde bulundurarak değerlendirmenizi rica ediyorum. Herkese uyacak bir reçete olarak algılanmamalı. Hatta reçete olarak hiç algılanmamalı. Tıbbi hiçbir bilgim yok. Ha, normal doğum konusunda -maalesef ki- bazı doktorlardan daha tecrübeliyim, o ayrı. Ben hiç olmazsa iki normal …
Kadının nasıl doğuracağını seçme hakkı vardır
Aşağıdaki konuk yazı, Blogcu Anne okurlarından Tijen tarafından kaleme alındı. Tijen, planlı sezaryenle ilgili dünkü paylaşımlardan sonra “Bir de bize kulak verir misin Elif” diyerek aşağıdaki e-maili gönderdi. Okunurluğu kolaylaştırmak adına yaptığım birkaç yazım düzeltmesinin dışında olduğu gibi yayımlıyorum. *** Sevgili Elif, Bildiğin gibi çok uzun süredir seni takip ediyorum ve son aylarda aktif olarak yorumlarımla katılmaya çalışıyorum. Blogunda doğum konusunda hemen hemen her görüşe yer verdin, normal doğum taraftarlarına, planlı sezaryen olmak zorunda kalanlara ve bir şekilde hep sezaryen olduğu için vicdan azabı çeken annelere kulak verildi. Ben tüm bunları okurken hep düşündüm ama çokça üzüldüm, hırslandım. Çünkü yazılardan ve yorumlardan çıkan sonuç, normal doğum yapmamış anneler, anneliği yaşayamamış ve normal doğum yapan annelere göre daha az annelik statüsüne …
Planlı sezaryeni seçtim, pişmanım
Aşağıdaki konuk yazı, Blogcu Anne okurlarından İpek tarafından kaleme alındı. *** Ben çalışan bir anneyim. Oğlum Ege şu anda 4 yaşında. Anne olduktan sonra sürekli okuyorum, araştırıyorum, daha çok şey öğrenmeye çalışıyorum. Birkaç aydır Blogcu Anne’yi takip ediyorum ve pozitif doğum hikâyelerini okudukça hem içim burkuluyor; hem de vicdan azabı, üzüntü, pişmanlık gibi negatif ne kadar çok duygu varsa hepsini hissediyorum. Çünkü ben oğlumu planlı sezaryenle dünyaya getirdim. Rahat bir hamilelik geçirdim diyebilirim. Ne bulantım oldu ne aşermelerim. Üstelik patronumun eşiyle aynı dönemde hamile kaldığımız için bana şirkette arada ayaklarımı uzatıp dinlenmem için bir oda bile tahsis edildi. Ben de o yüzden doktorumun tüm uyarılarına rağmen, ısrarla yoğun bir şekilde çalışmaya devam ettim. Tek derdim son ana kadar çalışıp, doğum …
Blogcu Anne Bebek dergisinde
Bebek dergisinin Nisan sayısındaki doğum hikayeleri bölümünde doğum sırasında hissettiklerimi içeren kısa bir yazıyla bendeniz de yerimi aldım. Bebek dergisine bana yer verdikleri için teşekkür eder, keyifle okumanızı dilerim.
Yan etki
Tıbbın ilerlemesiyle doğumda kullanılan ağrı kesiciler de pek bir çeşitlendi… blaaa blaaa blaaa şeklinde bir giriş yazısı yazacaktım. Hiç uzatmayıp doğrudan konuya dalacağım. Aşağıdaki mail Cumartesi akşamı elime geçtiğinde ben liseden bir arkadaşımın düğünündeydim. Yanımda yine liseden olan bir başka arkadaşım vardı, kadın doğumcu. Ona okuttum ve doğrulattım. Bilge’nin isteği üzerine mailini toparlayıp yayımlıyorum:
Doris ve Noah’nın Hikâyesi
~18 Haziran 2010, İstanbul~ Öncelikle şunu belirteyim: Doğumum tahminimden çok daha kısa süreli ve çok daha az ağrılıydı. Belki de bundan üç sene önceki ilk doğumumun sezaryenle noktalanmış olması ve benim hiçbir koşulda aynı şeyleri tekrardan yaşamak istememem ikinci doğumum sırasındaki acıyı çok daha dayanılır kıldı, bilemiyorum. Ancak şunu da eklemem gerekir: Ağrı eşiğim oldukça yüksektir. Omuriliğime dövme yaptırırken neredeyse uyuyakalmıştım. Hamileliğimin 39. haftasında bir Perşembe akşamı… Karnım taş gibi. İçimden spor yapmak bile gelmiyor, ki tutkunuyumdur.
Sezaryen promosyonu ve doula kavramı
Ayşe Arman’ın İnsanın en küçük formuna dokunmanın mutluluğu başlıklı yazısından sabah posta kutuma düşen “Bu nedir, sezaryen promosyonu mu?” konulu mailler sayesinde haberdar oldum. Henüz gazetelere dalmamış, e-maillerimi kontrol ediyordum ki, “ne yani bu şimdi?” türünden mesajlar gelmeye başladı. Ayşe Arman yazısının sonunda “Bu yazıyı okuyup da ‘sezaryen doğumu teşvik ediyor’ diyenlere kafa atarım” demiş. Teşvik ediyor mu, etmiyor mu bilmiyorum ama benim korktuğum kesin. Yağları kes, kasları it, kemikleri çek… Teşekkür ederim, zorunlu kalmadıkça ben almayayım.
Doğal Doğuma Doğru’nun sahibi
Banu… Umarım normal doğum isteyen ablası için yol gösterici bir kitap olur. Kendisiyle iletişime geçiyorum. Diğer herkese teşekkürler. Ve lütfen bu kitabı edinin. Gerçekten çok yüreklendirici. Haftaya benim favori çocuk kitaplarımdan biri ile devam edeceğiz.
Sezaryen sebebi olarak “bebek ters duruyor”
Bebeğin pozisyon almaması, baş aşağı durması, makat geliş halde olması… Nasıl adlandırırsanız adlandırın, sıklıkla karşımıza çıkan sezaryen sebeplerinden biri. Birçok anne adayı, ikinci üç ayın sonu, üçüncünün başı gibi panik olur. “Eyvah, bebeğim makat pozisyonda duruyor, sezaryen olacağım” korkusuna kapılır. Halbuki bebeklerin çok büyük bir çoğunluğu doğuma kadar, bir kısmı ise doğum sırasında pozisyon alır. Bebeği 38. haftaya kadar makat pozisyonda duran ve onu “çevirmek” için denemediği şey kalmayan, ve en nihayetinde de başaran Bahar hem kendi tecrübesini hem de diğer teknikleri detayıyla anlatan bir yazı kaleme aldı. Pozitif Doğum Hikâyeleri’ndeki bu yazısında okuyabilirsiniz. Bütün bu tekniklere rağmen bebeğin dönmemesi tek başına sezaryen sebebi olmayabilmekle birlikte, anne adayının ve doktorun sezaryeni gerekli görmesi halinde randevulu sezaryen şart değildir. Doğumun kendiliğinden …











İçimdeki Dört Mevsim: Öncelikle zaman ayırdığınız ve böylesi bilgi yüklü bir paylaşımda bulu...
Mrs. Lucky: Merhaba, Yazinizi yine zevkle okudum. Dili kullanmadaki basariniz c...
İçimdeki Dört Mevsim: Öncelikle tavsiyeleriniz ve paylaşımınız için çok teşekkürler. Çok ilg...
filiz: tesekkur ederim iyi dilekleriniz icin..hala basliktaki gibi ikilem ice...
İçimdeki Dört Mevsim: :) Çok teşekkür ederim. Dilerim tüm çocukların hayal dünyaları hep böy...