"Doğum" etiketli tüm yazılar

Gidişat

Hani bazen benim doğal doğum konusunu abarttığımı söyleyenler oluyor, neden bu kadar “takık” olduğumu soranlar çıkıyor ya… Neden olduğunu anlatayım:

Özgür ve Ela’nın Hikayesi

Aşağıdaki doğum hikayesi, stresli ve zor bir hamileliklerin sonunda bile, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durum olmaması halinde doğumun normal yollarla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından önemli. ***

Bir Doktorun Gözüyle KADIN ve DOĞUM

Bundan bir süre önce “Vajen ameliyatları” ile ilgili bir basın bülteni aldım. Normal doğumdan sonra vajinanın düzeltilmesi gerektiğinden bahseden bu bülteni “İnsanları normal doğumdan soğutuyorlar!” diye devre dışı bırakacaktım ki, bülteni gönderen ajans beni bu söylemlerin sahibi olan doktorla buluşturmayı teklif etti. Görüşmeye oldukça önyargılı gittim. Doktorun bana “Normal doğum kadının vajinasını tahrip eder. Bu yüzden de onarım gerekir. Ve hatta bu yüzden sezaryen en mantıklı seçimdir” gibi şeyler söylemesini bekliyordum.

Boşa kürek çekmek

Bu blogu yazmaya başlarken ne yazacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Zaten blogu yazmaya başlama sebebim de ne yapmak istediğimi bilmememdi. Bir de baktım ki çoluk-çocuk, çalışmayan anne, tuvalet eğitimi falan derken doğum hakkında da yazıyorum.

Allah’ın işi

Rahmetli anneannemin bir sözü vardı: “Allah’ın işine karışma” derdi. Ben ne zaman olmayacak bir şey istesem, ne bileyim, ertesi gün bir yere gideceksem ve yağmur yağmasını istemiyorsam, “Ya uf, yağmasın işte yağmur!” diye isyan etsem bana kızardı: “Allah’ın işine karışılmaz kızım!”

Nilü ve Emre’nin Hikayesi

Emre_Nilu

Sonunda!

Bilge ve Aras’ın Hikâyesi

BilgeVeAras

Aşağıdaki Pozitif Doğum Hikâyesi, İngiltere’den.

39. haftadan önce sezaryen olmayın

March of Dimes, Amerika’da, prematüre doğumların önüne geçmek için çeşitli araştırmalar yapan/yaptıran bir kuruluş. Prematüre bebekler için oldukça faydalı ve önemli araştırmalar yapan bu organizasyonun, laboratuvar deneylerinde hayvanları hunharca kullandıklarına dair çeşitli iddialar söz konusu. Dolayısıyla ben biraz ön yargılıyımdır March of Dimes’a karşı. Ancak bu yazının bununla bir alakası yok; sadece bu ön yargıma değinmeden geçemedim. Geçen hafta March of Dimes’ın web sitesinde “Neden bebeğiniz için en az 39. haftatı beklemek en iyisi?” başlıklı bir makale vardı. Planlı sezaryen olmayı düşünen anne adaylarının okumalarını dileyerek aşağıda bu makalenin çeviri/özetini paylaşıyorum:

Bebek ziyaretleri – ne için, kim için?

Yaklaşık 10 sene önce, o zamanlar çalıştığım (Amerika’daki) sivil toplum örgütünde sevdiğim bir arkadaşım hamile kalmıştı. Doğum iznine çıkacağı zaman neyi nasıl yaptı, doğumdan sonra nasıl yardım alacak gibi konuları konuşuyorduk. Bana dedi ki “Bir hafta boyunca ziyaretçi kabul etmeyeceğiz Elif. Ondan sonra da gelenlerin eli boş gelmemelerini, ziyarete gelmek istiyorlarsa ya bir kap yemek getirmeleri, ya da evde bize yemek pişirmelerini isteyeceğiz.” Ne yalan söyleyeyim, yadırgamıştım. Ne demek ziyaretçi kabul etmemek? Nasıl yani eliniz boş gelmeyin? Böyle şey olur mu?! Kendi başıma gelince anladım. Amerika’da yaşıyor olmanın ve orada doğum yapmanın bir dezavantajı, bir de avantajı oldu benim için. Dezavantajı: ailemden ve arkadaşlarımdan uzaktaydım. Avantajı: ailemden ve arkadaşlarımdan uzaktaydım. Deniz’in doğumundan birkaç saat sonra hastaneye çok yakın arkadaşlarımız geldi. …

Doğum korkusu paylaştıkça azalır

Çok iyi hatırlıyorum: Deniz’e hamileydim. Birisi bana “Nasıl doğurmayı düşünüyorsun?” gibi bir soru sormuştu. “Vallahi oradan nasıl çıkacak bilmiyorum, korkuyorum” demiştim. Doğumdan korktuğumu ilk kez o an dile getirdim. Kendime de ilk o zaman itiraf ettim. Doğumdan korkuyordum. Tam olarak neyinden, hangi aşamasından korktuğumu bilmiyordum, çünkü doğum hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Ama aklımda doğumun korkulması gereken, acı veren bir şey olduğu vardı. Hepimiz çocukluğumuzdan beri korkutularak büyüdük doğum konusunda. “Allah bir avazda kurtarsın” dendiğini duyduk. Türk filmlerinde kadınların çığlık çığlığa bağırdığını, filmdeki dram seviyesine göre annelerin doğumda öldüklerini gördük. Anneannelerimizin, annelerimizin nasıl da tek başlarına odaya kapatıldıklarını, yattıkları yerden sancı çektiklerini, doktorlardan, hemşirelerden nasıl azar işittiklerini dinledik. Biz korkmayalım da kim korksun? Doğum korkusu ciddi bir şey. Bir de …