"Doğum" etiketli tüm yazılar

39. haftadan önce sezaryen olmayın

March of Dimes, Amerika’da, prematüre doğumların önüne geçmek için çeşitli araştırmalar yapan/yaptıran bir kuruluş. Prematüre bebekler için oldukça faydalı ve önemli araştırmalar yapan bu organizasyonun, laboratuvar deneylerinde hayvanları hunharca kullandıklarına dair çeşitli iddialar söz konusu. Dolayısıyla ben biraz ön yargılıyımdır March of Dimes’a karşı. Ancak bu yazının bununla bir alakası yok; sadece bu ön yargıma değinmeden geçemedim. Geçen hafta March of Dimes’ın web sitesinde “Neden bebeğiniz için en az 39. haftatı beklemek en iyisi?” başlıklı bir makale vardı. Planlı sezaryen olmayı düşünen anne adaylarının okumalarını dileyerek aşağıda bu makalenin çeviri/özetini paylaşıyorum:

Bebek ziyaretleri – ne için, kim için?

Yaklaşık 10 sene önce, o zamanlar çalıştığım (Amerika’daki) sivil toplum örgütünde sevdiğim bir arkadaşım hamile kalmıştı. Doğum iznine çıkacağı zaman neyi nasıl yaptı, doğumdan sonra nasıl yardım alacak gibi konuları konuşuyorduk. Bana dedi ki “Bir hafta boyunca ziyaretçi kabul etmeyeceğiz Elif. Ondan sonra da gelenlerin eli boş gelmemelerini, ziyarete gelmek istiyorlarsa ya bir kap yemek getirmeleri, ya da evde bize yemek pişirmelerini isteyeceğiz.” Ne yalan söyleyeyim, yadırgamıştım. Ne demek ziyaretçi kabul etmemek? Nasıl yani eliniz boş gelmeyin? Böyle şey olur mu?! Kendi başıma gelince anladım. Amerika’da yaşıyor olmanın ve orada doğum yapmanın bir dezavantajı, bir de avantajı oldu benim için. Dezavantajı: ailemden ve arkadaşlarımdan uzaktaydım. Avantajı: ailemden ve arkadaşlarımdan uzaktaydım. Deniz’in doğumundan birkaç saat sonra hastaneye çok yakın arkadaşlarımız geldi. …

Doğum korkusu paylaştıkça azalır

Çok iyi hatırlıyorum: Deniz’e hamileydim. Birisi bana “Nasıl doğurmayı düşünüyorsun?” gibi bir soru sormuştu. “Vallahi oradan nasıl çıkacak bilmiyorum, korkuyorum” demiştim. Doğumdan korktuğumu ilk kez o an dile getirdim. Kendime de ilk o zaman itiraf ettim. Doğumdan korkuyordum. Tam olarak neyinden, hangi aşamasından korktuğumu bilmiyordum, çünkü doğum hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Ama aklımda doğumun korkulması gereken, acı veren bir şey olduğu vardı. Hepimiz çocukluğumuzdan beri korkutularak büyüdük doğum konusunda. “Allah bir avazda kurtarsın” dendiğini duyduk. Türk filmlerinde kadınların çığlık çığlığa bağırdığını, filmdeki dram seviyesine göre annelerin doğumda öldüklerini gördük. Anneannelerimizin, annelerimizin nasıl da tek başlarına odaya kapatıldıklarını, yattıkları yerden sancı çektiklerini, doktorlardan, hemşirelerden nasıl azar işittiklerini dinledik. Biz korkmayalım da kim korksun? Doğum korkusu ciddi bir şey. Bir de …

Balon etkisi, karpuz etkisi ve daha nicesi…

Çocuğu 9 ay boyunca taşımak ve sonrasında -ama öyle, ama böyle- doğurmak, kadın vücudunu ister istemez etkiliyor. Doğumun kadın vücudunu yenilediği söyleniyor ya… I-ıh, katılmıyorum maalesef. Doğurmayı çok seven, hemen şimdi şurada tekrar doğurabilecek kadar seven bir kadın olarak buna katılamıyorum. Doğumun vücudu yenilediği falan yok. Nasıl yenileyebilir, Allah aşkına? Sen tut, şeftali büyüklüğündeki bir kesenin içinde dokuz ay boyunca bir karpuz büyüt, sonra da o karpuzu yumruğun büyüklüğündeki bir açıklıktan ite kaka çıkarmaya çalış. Ya da karnının ortasında olmayan bir delik aç; oradan çek, al. Bunun neresi yenilik?! Hamilelik hakkında doktorunuzun size söylemediği şeyler var. Doğum ve emzirmenin de geri kalır yanı yok. İki çocuk doğurup emzirdikten sonra bunu anladım. Hele de bir zamanlar karınca beli gibi olan belimin …

Emre geldi, hoş geldi

Az önce aramıza katılmış Emre bebek. Henüz Nilü’yle konuşmadım, ancak annesinin söylediğine göre her ikisi de iyilermiş. Dokuz doğurmak neymiş, bugün anladım ben.  Nilü’nün benim için ne kadar özel olduğunu da… Benim canım arkadaşım Nilü… Senelerdir paylaştığımız onca şeye şimdi bir de annelik eklendi. Senin adına ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Bora canım. Orada olsaydım da sımsıkı sarılsaydım sizlere… Emre canım. Hoş geldin, sefalar getirdin. Yolun açık, ömrün mutlu olsun. – Gözü yaşlı Elif Teyze.

Nilü’nün Gebelik Günlüğü – Emre yolda

Bu sefer Nilü adına ben yazıyorum: Emre yola çıktı. Türkiye saatiyle bu sabahtan beri hastanedeler. Gelişi herhalde yarını bulacak. Nilü iyi. Heyecanlı tabii. Onun kadar olabilir miyim bilmiyorum, ama ben de çok heyecanlıyım. Az önce telefonda ona da söyledim – bu sürecin sonunda ne kadar muazzam bir hediyeyle karşılaşacağını hala bilmiyor, ancak görünce anlayacak. Lütfen dualarınızı, pozitif enerjinizi, iyi dileklerinizi benim canım arkadaşım Nilü’ye gönderir misiniz bu gece? İnternete erişimi şu sıralar var, dolayısıyla motive edici destek mesajları çok iyi gelecek ona. Emre’nin ve Nilü’nün güzel haberlerini yakında paylaşmak dileğiyle…

Nilü’nün Gebelik Günlüğü, 38. hafta

Sevgili BlogcuAnne okurları, Artık size buradan seslendiğim son bir kaç haftaya girmiş bulunuyorum. Şu noktadan sonra bebişim her an gelebileceği için bu son yazım mı yoksa sondan önceki bir kaç yazım mı bilemiyorum onun için şimdiden bana buradan destek olan, moral ve akıl veren herkese canı gönülden teşekkür etmek istiyorum. Bu uzun, kâh keyifli, kah zorlu süreçte hiç tanımadığım ve belki de hiç bir zaman da tanımayacağım sizlerden iyi dilekler ve pozitif enerjiler aldım, iyi ki varsınız. Elifcim, bana böyle bir fikirle geldiğin, yazayım diye teşvik ettiğin ve bloğunda her hafta yer ayırdığın için sana da ayrıca çok teşekkür ederim. Artık bedenim iyice ağırlaştı, ördek gibi yürüyorum, belim iki adım atınca bile ağrıyor. Hala yogaya devam ediyorum. Dersler bel ağrımı …

Doğum için uygulamalı tavsiyeler

Çok uzun zamandır yazmak istediğim ama aslında bir yandan da yazmaktan çekindiğim bir yazı bu. Çekindim, çünkü her doğum farklı. Kalkıp da hamilelikleri, bedenleri, doğumla ilgili beklentileri birbirinden farklı olan bir sürü kadına “Şöyle yap, böyle yap” demek ne kadar doğru, emin değilim. En son Nilü de “Sende işe yarayan tüyo ve teknikleri paylaşır mısın?” deyince bu şekilde yazayım dedim. Evet, aşağıdaki teknikler BENDE İŞE YARAYANLAR. Bunun altını çiziyorum, çizdim. Herkesin gebeliği, her doğumun ilerleyişi farklı. Dolayısıyla buradaki notları da kendi şartlarınızı göz önünde bulundurarak değerlendirmenizi rica ediyorum. Herkese uyacak bir reçete olarak algılanmamalı. Hatta reçete olarak hiç algılanmamalı. Tıbbi hiçbir bilgim yok. Ha, normal doğum konusunda -maalesef ki- bazı doktorlardan daha tecrübeliyim, o ayrı. Ben hiç olmazsa iki normal …

Kadının nasıl doğuracağını seçme hakkı vardır

Aşağıdaki konuk yazı, Blogcu Anne okurlarından Tijen tarafından kaleme alındı. Tijen, planlı sezaryenle ilgili dünkü paylaşımlardan sonra “Bir de bize kulak verir misin Elif” diyerek aşağıdaki e-maili gönderdi. Okunurluğu kolaylaştırmak adına yaptığım birkaç yazım düzeltmesinin dışında olduğu gibi yayımlıyorum. *** Sevgili Elif, Bildiğin gibi çok uzun süredir seni takip ediyorum ve son aylarda aktif olarak yorumlarımla katılmaya çalışıyorum. Blogunda doğum konusunda hemen hemen her görüşe yer verdin, normal doğum taraftarlarına, planlı sezaryen olmak zorunda kalanlara ve bir şekilde hep sezaryen olduğu için vicdan azabı çeken annelere kulak verildi. Ben tüm bunları okurken hep düşündüm ama çokça üzüldüm, hırslandım. Çünkü yazılardan ve yorumlardan çıkan sonuç, normal doğum yapmamış anneler, anneliği yaşayamamış ve normal doğum yapan annelere göre daha az annelik statüsüne …

Sezaryenin böylesi de var

Bu sabahki İpek’in yazısı gibi yazılar bir yandan gebelerin gözlerini açmak açısından fırsat olurken, sezaryenle doğum yapmış annelere de dokunabiliyor. Ve sadece Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum kavramının değil, “anne-bebeğe saygılı sezaryen” kavramının da gündeme gelmesini sağlıyor. Daha önce Pozitif Doğum Hikayeleri’nde de paylaşmıştım aşağıdaki videoyu. Maalesef İngilizce. Ancak görüntüler bile fikir edinmenizi sağlayacaktır. Videonun başında doktorun söylediği çok önemli: “Biz doktorlar her gün doğuma giriyoruz. Doğum bizim için alelade bir olay. Ancak anne-baba için öyle değil. Onlar için bu gün çok önemli. Onlar bugün gerçekleşen olayları hayatları boyunca hatırlayacaklar.” Siz de herhangi bir sebeple sezaryen olacaksanız iki şey yapabilirsiniz: (1) Randevulu sezaryen olmak yerine -beklemenizde tıbbi açıdan bir sakınca yoksa- doğumun kendiliğinden başlamasını bekleyebilirsiniz. (2) Doktorunuzdan ışıkları kısmasını, bebeği sanki …