Çocuğu 9 ay boyunca taşımak ve sonrasında -ama öyle, ama böyle- doğurmak, kadın vücudunu ister istemez etkiliyor. Doğumun kadın vücudunu yenilediği söyleniyor ya… I-ıh, katılmıyorum maalesef. Doğurmayı çok seven, hemen şimdi şurada tekrar doğurabilecek kadar seven bir kadın olarak buna katılamıyorum. Doğumun vücudu yenilediği falan yok. Nasıl yenileyebilir, Allah aşkına? Sen tut, şeftali büyüklüğündeki bir kesenin içinde dokuz ay boyunca bir karpuz büyüt, sonra da o karpuzu yumruğun büyüklüğündeki bir açıklıktan ite kaka çıkarmaya çalış. Ya da karnının ortasında olmayan bir delik aç; oradan çek, al. Bunun neresi yenilik?! Hamilelik hakkında doktorunuzun size söylemediği şeyler var. Doğum ve emzirmenin de geri kalır yanı yok. İki çocuk doğurup emzirdikten sonra bunu anladım. Hele de bir zamanlar karınca beli gibi olan belimin …
"Hamileliğin Yan Etkileri" etiketli tüm yazılar
34. hafta: İçeriye bir bakalım…
34 haftayı geride bırakmış bulunuyoruz. Artık kimse “Kilon sadece karnında” diyemiyor bana, çünkü ŞİŞ-TİM. Yüzüm de şişti, gözüm de şişti, her yerim de şişti. Bunu ben de aynaya baktığımda fark ediyorum, başkaları da “Evet, yüzünde de biraz var hakikaten” diyerek itiraf ediyorlar. Ne yapalım, kendim ettim, kendim buldum.
33. hafta: “Erken doğum riski”
Cumartesi günü güle oynaya gittiğim doktor randevusundan sinirlerim biraz bozulmuş bir vaziyette ayrıldım. Rahim ağzında incelme varmış. “Silinme” olarak da tabir edilen, İngilizcede “effacement” denilen ve doğumun başlama belirtilerinden biri olan bu durumu doktorum yüzde 50 incelme var (50% effacement) olarak açıkladı bana.
31. hafta: “Her şey yolunda…”
İki gündür yazmayınca ve “Şşşşt, hop! Hayırdır, neler oluyor, ikiniz de iyi misiniz?” türünden yorumlar, e-mailler alınca böyle bir başlık atayım dedim. Yoksa söyleneceğim çok şey var. Önce güzel haberler:
30. hafta: Uyku problemleri ve sırt ağrıları
Oldukça sakin ve bol dinlenmeli bir hafta geçirdim. Doktorumun “bir hafta boyunca ağır kaldırmak yok, uzun süre ayakta durmak yok, o yok, bu yok” talimatını dikkate alarak mümkün olduğunca uzandım. Su içmeye dikkat ediyorum, magnezyum alıyorum – sanırım bunlar da kasılmaların azalmasında etkili oldu.
29. hafta: Ters dönmüş kaplumbağa gibiyim
Oh be! Geçtiğimiz Cuma günkü doktor randevumda beni şaşırtan bazı sorunlarımın, son zamanlardaki kasılmalar, sular seller olaylarının cevaplarını nispeten de olsa aldım:
Hamilelik hakkında doktorunuzun size söylemedikleri…
Eczaneden gebelik testini alıp yaptıktan ve üzerinde iki pembe çizgiyi gördükten sonra bebeğin babası, belki annemiz ve bir iki yakın arkadaşımızdan sonra (belki de önce) ilk aradığımız insan herhalde doktorumuz oluyor. Neden? Çünkü o bu işin uzmanı. Ona güveniyor, hamilelikle ilgili tüm sorularımızı ona soruyor, her türlü konuda bilgi alıyoruz.
25. hafta: 6 aylık hamileyim!
Geçtiğimiz hafta rutin kontrolüm vardı. İşte oradan izlenimler:
24. hafta: Brokolinin Gazabı
Bir kitapta okumuştum: Hamilelik sırasında hormonsal değişiklikler yüzünden sindirim sistemi yavaşlarmış. Çünkü vücut yenilen yemeklerden her türlü faydalı vitamin, enzim, ne varsa mümkün olduğunca almak istermiş. İşte bu sebeple de hamilelerde gaz problemi (maalesef hem yukarıdan, hem aşağıdan) oldukça sık görülürmüş. (Buna ben de şahidim!)
16. hafta: Biri beni tekmeliyor
Hamileliğin en güzel olayını yaşamaya başladım bu hafta. Hayır, iddia ediyorum dünyanın en güzel olayı: bebeğin tekmelemesi… Aslında pek de tekmeleme denemez. 11 santim uzunluğunda, 140 gram ağırlığında bir şey sizi tekmelese ne olur, yumruklasa ne olur? Daha çok sanki içimde baloncuklar pıt pıt patlıyormuş, minicik bir çubuk beni dürtüyormuş gibi bir şey. Daha önceden yaşadığım için bunların neye dönüşeceğini çok iyi biliyorum, an gelecek “Dur oğlum, bir izin ver uyuyayım” diyeceğim. (İki Numara’nın da erkek olacağını söylemiştim.)








pınar: biz de istiyoruz :)...
fatma davarcıoğlu özaktaş: bakalım şans bize gülecek mi?...
hatice: bakalım bizde işe yarayacak mı...
Gamze: Biz de katılıyoruz!! :)...
tuuba: bizde istiyoruz.....