<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; Hamilelik</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/hamilelik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:29:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Hediye Kitap: Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2012/04/21/hediye-kitap-hamilelik-dogum-ve-bebek-bakim-kitabi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2012/04/21/hediye-kitap-hamilelik-dogum-ve-bebek-bakim-kitabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 06:03:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=19179</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftanın hediye kitabı Klan Yayınları&#8217;ndan. Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı, hamilelik eğitimleriyle kendinden söz ettiren, genellikle de &#8220;ünlü annelerin&#8221; tercihi olarak bilinen bebek hemşiresi Ayşe Öner&#8217;in hazırladığı bir kitap. Kitap Ayşe Öner&#8217;in hamilelik, doğum ve bebek bakımı konusundaki birikimleriyle hazırlanmış. Hiçbir bilgi, hiçbir kitap sizi anne yapmaz. Ancak bir bebeğiniz olduğunda anne olursunuz diyor Ayşe Öner giriş yazısında. Ve ekliyor: Yazacaklarım aslında sizlerin de bildiği, hissettiği şeyler. Belki buradan ipuçları edinip, kendi bilginize, sezgilerinize güvenmeye başlayarak evrensel güün sizin aracılığınızla dünyaya gelmesine vesile olduğu çocuklarımıza, yaşam yolunda doğru rehberler olmanıza yardımcı olur. Daha önce Ayşe Öner&#8217;i bebek bakımı üzerine verdiği bir seminerde izleme fırsatı bulmuş ve paylaştığı önerileri oldukça pratik bulmuştum. Dahası, gerek hamilelik, gerekse doğum süreçlerine olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftanın hediye kitabı Klan Yayınları&#8217;ndan.</p>
<p><span id="more-19179"></span></p>
<p><em>Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı</em>, hamilelik eğitimleriyle kendinden söz ettiren, genellikle de &#8220;ünlü annelerin&#8221; tercihi olarak bilinen bebek hemşiresi Ayşe Öner&#8217;in hazırladığı bir kitap.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/03/AyseOner.png" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-19190" title="AyseOner" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2012/03/AyseOner-500x500.png" alt="" width="350" height="350" /></a></p>
<p>Kitap Ayşe Öner&#8217;in hamilelik, doğum ve bebek bakımı konusundaki birikimleriyle hazırlanmış.</p>
<blockquote><p>Hiçbir bilgi, hiçbir kitap sizi anne yapmaz. Ancak bir bebeğiniz olduğunda anne olursunuz</p></blockquote>
<p>diyor Ayşe Öner giriş yazısında. Ve ekliyor:</p>
<blockquote><p>Yazacaklarım aslında sizlerin de bildiği, hissettiği şeyler. Belki buradan ipuçları edinip, kendi bilginize, sezgilerinize güvenmeye başlayarak evrensel güün sizin aracılığınızla dünyaya gelmesine vesile olduğu çocuklarımıza, yaşam yolunda doğru rehberler olmanıza yardımcı olur.</p></blockquote>
<p>Daha önce Ayşe Öner&#8217;i bebek bakımı üzerine verdiği bir seminerde izleme fırsatı bulmuş ve paylaştığı önerileri oldukça pratik bulmuştum. Dahası, gerek hamilelik, gerekse doğum süreçlerine olan doğal bakış açısı da güven vermişti bana.</p>
<p>Kitap da Ayşe Öner&#8217;in bu bakış açısının iz düşümü. Örneğin senelerdir bu işin içinde olan bir insan olarak sezaryeni &#8220;normal doğumun anne ya da bebeğe ait nedenlerle mümkün olmadığı durumlarda &#8230;tercih edilen bir ameliyatla doğum şeklidir&#8221; olarak tanımlaması önemli. Her ne kadar kitap epizyotomili doğum konusunu bence gereğinden fazla kolay ve sorunsuz bir yöntem olarak tanımlamışsa da, kitabın genel dili doğallıktan yana.</p>
<p>Ancak bu kitapta beni rahatsız eden bir şey var ki onu söylemeden edemeyeceğim: Kitap üç ünlü annenin giriş yazısıyla başlıyor. Ve ilerleyen sayfalarda da yine ünlü annelerin fotoğraflarıyla devam ediyor. Bunun da ötesinde kitabın içinde -evet, sayfaların arasında- konuyla ilgili ürün reklamları var. Genel olarak gerek bu &#8220;ünlü anne&#8221;lerin öne çıkarılması, gerekse ürün reklamlarına yer verilmesi, yer yer içeriğin önüne geçiyor gibi geldi bana.</p>
<p>Kitaptaki diğer bazı görseller ise oldukça yön gösterici. Bebekle birlikte yapılabilecek egzersizlerden tutun da bebek masajının nasıl yapılması gerektiğine kadar paylaşılan fotoğraflar oldukça açıklayıcı.</p>
<p><em>Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı</em><em>&#8216;yla ilgileniyorsanız ç</em>ekilişe katılmak için 24 Nisan Salı gününe kadar <strong>yorum bırakmanız </strong>yeterli.</p>
<p>İyi şanslar!</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/09/17/hediye-kitap-hafta-hafta-hamilelik-yogasi-ve-meditasyon/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Hafta Hafta Hamilelik Yogası ve Meditasyon</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/24/hediye-dvd-bebek-bakim-sorunlarina-mucize-cozumler/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye DVD: Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/26/hediye-kitap-picasso-ve-atkuyrugu-sacli-kiz/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye kitap: Picasso ve Atkuyruğu Saçlı Kız</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/19/baba-adaylari-hangi-kitaplari-okuyor/" rel="bookmark" class="crp_title">Baba adayları hangi kitapları okuyor?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/05/05/hediye-kitap-harika-cocuk-nasil-yetistirilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye kitap: Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2012/04/21/hediye-kitap-hamilelik-dogum-ve-bebek-bakim-kitabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>124</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 06:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17945</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki doğum hikayesi, stresli ve zor bir hamileliklerin sonunda bile, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durum olmaması halinde doğumun normal yollarla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından önemli. *** Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi 10 Ocak 2011, Antalya Aklımda hep nasıl olacak kimler olacak ne zaman olacak düşünceleri dolaşırken 6. ayımın sonunda bir gün, işyerinde çalışıyorken kasılmalarım başladı. Çok erken olduğunu bildiğimden hemen şirket doktorumuza koştum ve beni muayene ettikten sonra “Hemen doktoruna gitmelisin, rahim kasılmaya başlamış” dedi. Doktorumu aradım önce ve durumdan, işyerimin uzaklığından bahsettim. Bana yatıp dinlenmemi, oraya gelmenin şu an gereksiz olduğunu hatta eve gidince duş almamı önerdi. Bu beni hiç mi hiç rahatlatmadı, çünkü vücudumun bana gönderdiği sinyaller bir şeylerin olmaması gerektiği gibi olduğu yolundaydı. Daha önceden sadece ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki doğum hikayesi, stresli ve zor bir hamileliklerin sonunda bile, annenin ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durum olmaması halinde doğumun normal yollarla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından önemli.</p>
<p>***</p>
<p><span id="more-17945"></span></p>
<p><strong>Özgür ve Ela&#8217;nın Hikayesi<br />
10 Ocak 2011, Antalya</strong></p>
<p>Aklımda hep nasıl olacak kimler olacak ne zaman olacak düşünceleri dolaşırken 6. ayımın sonunda bir gün, işyerinde çalışıyorken kasılmalarım başladı. Çok erken olduğunu bildiğimden hemen şirket doktorumuza koştum ve beni muayene ettikten sonra <em>“Hemen doktoruna gitmelisin, rahim kasılmaya başlamış” </em>dedi. Doktorumu aradım önce ve durumdan, işyerimin uzaklığından bahsettim. Bana yatıp dinlenmemi, oraya gelmenin şu an gereksiz olduğunu hatta eve gidince duş almamı önerdi. Bu beni hiç mi hiç rahatlatmadı, çünkü vücudumun bana gönderdiği sinyaller bir şeylerin olmaması gerektiği gibi olduğu yolundaydı. Daha önceden sadece bir defa ziyaret ettiğim bir başka doktoru arayarak hemen oraya geliyorum dedim. Bugün düşündüğümde bunu yaptığım için çok ama şanslı olduğumu her defasında hatırlatıyorum kendime…</p>
<p>İşim oldukça stresli ve yoğun olduğundan, bir tarafta bıraktığım işlerimi düşünüyorum, ki o anda beni NST’ye bağlıyorlar. O kocaman, dağ görünümlü sancı ölçer çizgilerle ilk defa tanışıyorum ve bu alet benim önümüzdeki 1.5 ay boyunca en yakın arkadaşım oluyor! Doktorum hemen yatışımı yapıyor ve prepar adı verilen rahim kasılmalarını önleyici ilaçlar başlıyor. Başlarda kalbim hızlı hızlı atıyor ama sonraları alışıyorum ona da.</p>
<p>Her gün konuşuyorum kızımla. Henüz erken olduğunu, biraz daha sabretmesini, güçlenip büyüyerek biraz daha içerde kalması gerektiğini anlatıyorum ama, aklımdan hiç<em> “Ya yarın gelirse kızım? Ya gece doğarsa?” </em>fikirleri çıkmıyor. Ela 4-5 ve 6. aylarını hep ters, rahme kafası dayanmış bir şekilde geçirdi. Bu bana hep çıkmaya hazır, her an gelebilir korkusu yaşatıyordu ama doktorumuz bunun normal olduğunu söyledi hep. Hastanede geçen 1.5 ay boyunca her gün vajinal ultrasondan rahim kalınlığı ölçüldü. 2 santim, 1,75 santim. A, bugün 3’e çıktı, hop ertesi gün 1,50’ye düştü.</p>
<p>Bu şekilde preparlarla geçirilen 1,5 ay boyunca doktorumla zaman zaman <em>“Şimdi doğarsa ne olur?”</em> konusunu tartıştık. Kilosunun çok önemli olduğunu, <em>“Haftası 29-30’larda ve kilosu 1 kilo olursa şansımız artar”</em> dediği gün ben öğünlerimi 7-8 e çıkardım! Sanki ben yersem bebeğim daha çabuk büyüyecek hemen gelişecek gibi… Sonunda 38. haftamız dolmuştu ve artık evimdeydim. Artık korkacak bir şey yoktu, bebeğim ne zaman isterse gelebilirdi.</p>
<p>Kurslara katılamadım ama çok araştırdım her şeyi, ve kararımı verdim.<strong> Normal doğum istiyordum. </strong>Ve 10 Ocak 2011 sabah 09:00’da yatağımda uyurken içimden bir ses geldi ve gözlerimi açtım. Sanki bir şeylerin başladığını hissettim ve ayağa kalkar kalmaz suyum gelmiş mi diye baktım. Evet! Gelmişti! O çok bahsedilen, “suyu patladı” lafıyla beni sinir eden su gelmişti. Ve hiç de öyle patlama hissi yoktu. Normalden tek farkı kontrol bende değildi ve gelmeye devam ediyordu.</p>
<p>Yavaşça yürüyerek banyodaki eşime sakin bir sesle <em>“Şeyyy, benim suyum geldi deee”</em> dedim. Heyecanla kapıyı açtı, “Hemen, hemen yola çıkalım!” dedi. Ben gayet sakin önce duş almam gerektiğini, sorun olmadığını, sakin sakin gideceğimizi söylediğimde şaşırdı. Duş aldım ve çantamı kontrol ettikten sonra eşim, kayınvalidem, eşimin kardeşi ve ben yola çıktık.</p>
<p>Stresle en güzel yola çıkma yöntemim hep müzik olmuştur. Ben şarkı söylüyordum ama benim dışımda kimseden ses çıkmıyordu. Hastaneye geldiğimizde kasılmalar artmıştı ama halen çok şiddetli değildi. Hemşirelere kayıt masasına gidip <strong><em>“Merhaba ben geldim, doğum yapıp gidicem” </em></strong>dediğimde herkes güldü. <em>“Ben ciddiyim, suyum geldi”</em> dedim ve hemen doktorumu çağırdılar. İlk kontrol sonrası bana <em>“Eveeeet artık doğum başlamış, kararını verdin mi?”</em> dediğinde çok şaşırdım. Zira ben ilk günden beri normal doğum olsun diye diretenlerdendim. Yani beni son dakikaya kadar deneyip o anki sancılarla hemen sezaryeni tercih edeceğimi düşündü sanırım. Onu da ikna etmek bana düşmüştü.</p>
<p>Odaya yatışım yapıldığında saat 10:30 olmuştu bile. Sancılarım yavaş yavaş artmaya başladı ama kesinlikle öyle dayanılmaz şiddetli değildi. Saat 12:15’te doktorum açıklığı kontrol etmek için geldiğinde ben doğuruyorum dedim burada. Kimse inanmadı ve beni hemen doğumhaneye aldılar. 15 dakika sonunda da dünyalar güzeli kızıma kavuşmuştum. <strong>En güzeli onunla beraber, el ele verip bir amaca yönelik hareket etmekti. </strong><em>“Hadi kızım, şimdi”</em> diye diye sadece dört ıkınmada geldi. Doğar doğmaz kollarıma verdiler onu ve ben o an anladım ne kadar doğru bir karar verdiğimi. Hem doğuma katkıda bulunmuş, hem de tüm bu anların başrol oyuncusu olmuştum.</p>
<p>Doğum sonrası en ufak bir acı bile hissetmedim. Sanki doğuran sancı çeken ben değildim. Masadan kendim indim, sandalyeye kendim oturdum, çok mutluydum.</p>
<p>Her şeyin güzel sonuçlanması tamamen sizin elinizde diye düşünüyorum. Burada okuduğum hikayelerden çok şey öğrendim. Sizi negatif yönlendiren saçma sapan şeylerle kafanızı karıştıran her sese kulaklarınızı tıkayın derim. Doğum çok normal bir süreç. Bırakın bu süreç kendiliğinden işlesin. Vücudunuz yolunu bulsun ve onunla el ele verin, sizi nasıl güzel yönlendirdiğine inanamayacaksınız. Pozitif düşünün, göreceksiniz her şey güzel olacak!</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p>Özgür Günay Kızılırmak</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/12/ulviya-ve-berilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ulviya ve Beril&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/13/isil-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Işıl ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/08/hulya-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hülya ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/16/ozgur-ve-elanin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 30. hafta</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/12/04/denizin-gebelik-gunlugu-30-hafta/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/12/04/denizin-gebelik-gunlugu-30-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 06:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz'in Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta hafta hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17727</guid>
		<description><![CDATA[Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü bir hafta aradan sonra devam ediyor. Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz. *** Kısa bir aradan sonra yeniden merhaba! Geçen hafta 4 günlük tatili fırsat bilip daha önceden de söylediğim gibi eşimin yanına gittim. Yola çıktığım gün iş gününe denk geldiğinden biletimi akşam uçuşuna almıştım ama çok akılsızlık ettiğimi iş yerine gelip de kimseyi yerinde bulamayınca anladım. Tıpkı bizdeki arife günü gibi kimse işe gelmemişti. Keşke gündüzden rahat rahat gitseymişim dedim ama artık çok geçti. Nitekim benim pişmanlığımın haklılığını kanıtlarcasına, akşam 8’de kalkması gereken aktarmalı ikinci uçuşum, San Francisco’daki sis yüzünden tam 3 saat rötar yaparak ancak gece 11’de kalkabildi! İşin kötü yanı kalkış saatini taksit taksit ertelediklerinden uçağın kapısından uzun süreli ayrılmak da pek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü bir hafta aradan sonra devam ediyor. </em></p>
<p><em>Deniz’in tüm yazılarını <a href="http://blogcuanne.com/tag/denizin-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Deniz’in Gebelik Günlüğü</a> etiketinden takip edebilirsiniz.</em></p>
<p><em><span id="more-17727"></span></em></p>
<p><em>***</em></p>
<p>Kısa bir aradan sonra yeniden merhaba!</p>
<p>Geçen hafta 4 günlük tatili fırsat bilip daha önceden de söylediğim gibi eşimin yanına gittim. Yola çıktığım gün iş gününe denk geldiğinden biletimi akşam uçuşuna almıştım ama çok akılsızlık ettiğimi iş yerine gelip de kimseyi yerinde bulamayınca anladım. Tıpkı bizdeki arife günü gibi kimse işe gelmemişti. Keşke gündüzden rahat rahat gitseymişim dedim ama artık çok geçti. Nitekim benim pişmanlığımın haklılığını kanıtlarcasına, akşam 8’de kalkması gereken aktarmalı ikinci uçuşum, San Francisco’daki sis yüzünden tam 3 saat rötar yaparak ancak gece 11’de kalkabildi! İşin kötü yanı kalkış saatini taksit taksit ertelediklerinden uçağın kapısından uzun süreli ayrılmak da pek mümkün değildi.</p>
<p>Tahmin edersiniz ki beş buçuk saatlik uçuşum daha başlamadan oldukça yorgun düşmüştüm havaalanında beklemekten. Sabahtan beri ayakta olduğumdan uçağa bindiğimde (ne kadar rahat giyinmeye çalıştıysam da) hem ayakkabılarım hem de elbiselerim sıkıntı vermeye başlamıştı. Neyse ki, hamile olduğumu söyleyerek koridor kenarında yer alabildim ve yanımdaki koltuk bostu da ayaklarımı biraz olsun uzatabildim.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-17728" title="30.hafta" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/12/30.hafta_-500x333.jpg" alt="" width="350" height="233" /></p>
<p>Her ne kadar doktorum uçakta bol bol yürü dediyse de, sık sık kalkıp tuvalete gidip gelmekten başka yürüyebileceğim bir alan yoktu.  Bol su iç tavsiyesini dinlememe ve elimden geldiğince kalkıp dolanmama rağmen yine de çok rahat ettiğimi söyleyemeyeceğim, çünkü sırtıma dayanılmaz bir ağrı girmeye başladı son günlerde. Bir başladı mı ne yaparsam yapayım geçiremiyorum. Ofiste, uçakta, arabada ne kadar dik oturmaya çalışsam da geçmeyen ve acısı resmen beni yerimde oturtmayan bir ağrı. Ayağa kalkınca da bu durum değişmiyor, ancak bir sure yürüdükten sonra hafifliyor.</p>
<p>Aslında gecen gün aynada kendi vücuduma yandan baktığımda ve karnımdaki kocaman ağırlığı taşımak için belimin aldığı yarım ay şeklindeki oyukluğu gördüğümde bu dayanılmaz sırt ağrısının sebebini tahmin etmek hiç de zor olmadı. Canım oğlum güzelce büyümeye ve gelişmeye devam etsin ama önümüzdeki iki ay boyunca belim bu ağırlığa nasıl dayanacak merak ediyorum. Bu arada bir önceki yazımda bahsettiğim hamile kemerini kullanmaya başladım, bir nebze faydası oluyor sanki ağırlığı taşımamda.</p>
<p>Sonuçta oldukça yorucu bir yolculuktan sonra sabaha karşı eşime kavuştum ve tüm ağrılarımı unuttum tabi o an. Dört günü dolu dolu geçirdik, San Francisco ve etrafını dolastik, onun yeni evinin eksiklerini tamamladık derken zaman hızla geçti ve maalesef ayrılık zamanı çok çabuk geldi. Şimdiden Noel tatilini dört gözle beklemeye başladık bile! Artık bundan sonra gelme sırası hep eşimde olacak.</p>
<p>San Francisco’yu görünce aklıma New York’taki koşturmalı ve kalabalık hayatımız geldi ve şu an bulunduğum Chapel Hill kasabasındaki sakin ve koşturmasız hayata ne çabuk alıştığıma şaşırdım. Trafikten ve kalabalıktan uzak, doğa içinde yaşamak, istediğin zaman çıkıp ormanın içinde yürüyüş yapabilmek, etrafta gülümseyen insanlar görmek… Bunların hepsi bana hamilelik süresince çok iyi geldi. Yine de seneye SF’ya taşınmaya hiçbir itirazım yok tabi!</p>
<p>Dönüş yolculuğum nispeten daha kolaydı. Hiç olmazsa rötar olmadı ama sırt ağrım devam etti. Bir de, nedense, oğlum ucak kalkarken de inerken de, hatta uçuş sırasında da normalden çok daha fazla hareketliydi. İster istemez acaba rahatsız mı oluyor diye düşündüm, belki basınç farkını hissediyordu, ya da aksine çok hoşuna gittiği için mi devamlı hareket etti bilmiyorum ama bir ara ciddi ciddi korktum o sakinleşmeyince.</p>
<p>Her ne kadar doktorlar uçmakta bir sakınca olmadığını ve bir sürü insan da hamileyken defalarca uçtuğunu soyluyorsa da, benim şahsi kanaatim 6. aydan sonra gerekmedikçe uzun mesafe uçulmaması yönünde. 2-3 saatlik uçak yolculuğu çok sorun olmayabilir ama 6 saatlik uçuş 7,5 aylık hamile halimle beni zorladı açıkçası. Tabi tek başıma olmamın da bunda etkisi vardır mutlaka. Zaten döndüğümün ertesi günü boğazlarım şişmiş olarak uyandım. Sanırım uçakta kaptım. Simdi tuzlu gargara yaparak ve ballı ıhlamur içerek boğazımı rahatlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Bu arada ilginç bir şekilde belimden arka bacağıma doğru vuran siyatik ağrısı bir anda yok oluverdi! Tek yaptığım değişiklik, sürekli giydiğim düz ayakkabı yerine, birkaç gün boyunca hafif topuklu bir ayakkabı ile dolaşmak oldu. Belki de topuğuma farklı yerden baskı yapınca sıkışan kas rahatladı, kim bilir!</p>
<p>Ve son olarak, nihayet önümüzdeki hafta annem geliyor! Artık hem onunla hasret gidermek, hem de bebek alışverişimize başlamak için sabırsızlanıyorum. Hastane çantası, bebek odası, detaylı ev temizliği, bebek eşyalarının tamamlanması gibi tüm hazırlıklar için annemin yolunu dört gözle bekliyorum. Bundan sonra benden bol bol alışveriş hikâyesi duyacaksınız sanırım!</p>
<p>Haftaya görüşmek üzere!</p>
<p>Deniz</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/14/denizin-gebelik-gunlugu-27-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 27. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/20/denizin-gebelik-gunlugu-28-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 28. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/02/denizin-gebelik-gunlugu-21-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 21. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/30/denizin-gebelik-gunlugu-25-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 25. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/11/denizin-gebelik-gunlugu-31-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 31. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/12/04/denizin-gebelik-gunlugu-30-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 27. hafta</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/11/14/denizin-gebelik-gunlugu-27-hafta/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/11/14/denizin-gebelik-gunlugu-27-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 19:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz'in Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta hafta hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[İkinci trimester]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17472</guid>
		<description><![CDATA[Teknik bir aksaklıktan (daha doğrusu geçen haftaki taşınma sebebiyle yaşadığım geçici internetsizlikten!) dolayı Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü&#8217;ne bir gün gecikmeli olarak devam ediyoruz. Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz. *** Güneşli ama soğuk bir sonbahar gününden herkese merhaba! Bu hafta size hem iyi hem de kötü bir haberim var. Önce iyi haberi vereyim; hani önceden minik oğlumuz kısmetiyle geliyor demiştim ya, işte simdi de babasına uğur getirdi ve eşim çok istediği bir yerden güzel bir iş teklifi aldı! Bu haber hepimizi çok mutlu etti ama kötü olan yanı, şu an yaşadığımız yerden oldukça uzakta, San Francisco’da olması! Yani uçakla bile 6 saat! Aslında San Francisco Amerika’da yaşanılabilecek en güzel şehirlerden biri ama şu anki durumumuz benim yaza kadar burada ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Teknik bir aksaklıktan (daha doğrusu geçen haftaki taşınma sebebiyle yaşadığım geçici internetsizlikten!) dolayı Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü&#8217;ne bir gün gecikmeli olarak devam ediyoruz.</em></p>
<p><em><span id="more-17472"></span></em></p>
<p><em>Deniz’in tüm yazılarını <a href="http://blogcuanne.com/2011/10/09/tag/denizin-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Deniz’in Gebelik Günlüğü</a> etiketinden takip edebilirsiniz.</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p>Güneşli ama soğuk bir sonbahar gününden herkese merhaba!</p>
<p>Bu hafta size hem iyi hem de kötü bir haberim var. Önce iyi haberi vereyim; hani önceden minik oğlumuz kısmetiyle geliyor demiştim ya, işte simdi de babasına uğur getirdi ve eşim çok istediği bir yerden güzel bir iş teklifi aldı! Bu haber hepimizi çok mutlu etti ama kötü olan yanı, şu an yaşadığımız yerden oldukça uzakta, San Francisco’da olması! Yani uçakla bile 6 saat! Aslında San Francisco Amerika’da yaşanılabilecek en güzel şehirlerden biri ama şu anki durumumuz benim yaza kadar burada kalmamı gerektirdiğinden, maalesef eşimle beni 8 ay kadar sürecek mecburi bir ayrılık bekliyor. Bu ayrılık ikimizi de oldukça zorlayacak ama sonunun bizim için çok daha iyi olacağına tüm kalbimle inanıyorum!</p>
<p>Hatırlarsanız yazılarıma ilk başladığım hafta, hamileyken yanımda kocam bile olsa kendimi yalnız hissediyorum demiştim ya, meğersem erken konuşmuşum! Çünkü simdi esimin gideceğini düşündükçe, onun varlığının bana ne kadar iyi geldiğini ve ben farkında olmasam da aslında bana ne çok destek olduğunu anlamaya başladım! Bebek kitaplarını okumuyorsun, sırtıma masaj yapmıyorsun, bana bir gün bile yemek hazırlamadın diye 6 aydır sık sık başının etini yediysem de, onun sevgisi ve ilgisi sayesinde, şimdiye kadar gayet huzurlu ve rahat bir hamilelik geçirdiğimi itiraf ediyorum! Canım eşime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Bundan sonra kalan üç aylık dönemde fiziksel olarak daha az bir arada olabileceğiz, ama biliyorum ki o yine hep benim ve bebişimizin yanında olacak.</p>
<p>Bu beklenmedik yeni gelişme üzerine eşimin çok yakın zamanda San Francisco’ya taşınması gerektiğinden, bizim planlar da bir anda değişti tabi. Normalde doğuma yaklaşık bir ay kala, Ocak ayı gibi gelmesini planladığımız annem şimdi benim bir an önce yanıma gelebilmek için biletini Aralık başına ayarladı. Annemi görmeyeli neredeyse bir buçuk sene oldu, bu yüzden bir yandan eşim gidecek diye üzülürken bir yandan da annem gelecek diye seviniyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-17474" title="Deniz_27.hafta" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/11/Deniz_27.hafta_-500x333.jpg" alt="" width="300" height="200" /></p>
<p>Bu arada “bebek alışveriş” listemi tamamlamaya ama listedekileri almak için annemi beklemeye karar verdim. Özellikle yatak odası takımı, bebek arabası gibi kararsız kaldığım konularda beraber karar vermemiz iyi olacak. Ne de olsa ilk üç ay bebeğe birlikte bakacağız! Ondan sonraki üç aylık dönemde de kayınvalidem gelip bizimle kalacak. Zaten benim doğum iznim yalnızca 6 hafta! Böylece yaza kadar bebeğimize sırasıyla anneannesi ve babaannesi bakmış olacaklar, sonrasında da benim iş durumuma göre başka bir çözüm bulacağız. Belki buradaki görevim bittiğinde evde oturup ona ben bakarım!</p>
<p>Artık yolda yürürken gözüm bebeklere değil de, arabalarına takılıyor ve hiç çekinmeden annelerine yaklaşıp arabanın markasını ve memnun olup olmadıklarını soruyorum. Bu şekilde konuştuğum iki yeni anneden, Uppababy Vista ve City Select hakkında olumlu görüşler aldım. Uppababy Vista’yi zaten beğeniyordum ama kapanınca bile çok yer kaplaması ve ağır olusu beni düşündürmüştü. City Select de oldukça hoşuma gitti ama onun da hafif olmadığını söyledi kullanan bayan. Sanırım hafif ve kullanışlı bir araba bulmak sandığımdan daha zor olacak. Hafif olması şu an benim için en önemli özellik, çünkü artik eşim de burada olmayacağına göre, eve girip çıkarken bebeği ve arabayı biz bayanların kaldırıp, basamaklardan çıkarmamız ve indirmemiz gerekecek. Bu konuda araştırmalarım devam ediyor ve en çok beğendiğim beş tane modelin ayrıntılı bir karşılaştırmasını yaptıktan sonra sizlerle de paylaşacağım.</p>
<p>Bunların dışında gecen hafta size bahsettiğim siyatik sorunum devam ediyor. Gerçi son günlerde biraz daha hafifledi gibi, ama yine de yürürken belimden sol bacağıma doğru sinir sıkışması oluyor, bu da bana acı veriyor. Sanırım bir hafta önceki yoga dersinde yaptığım ters bir hareket yüzünden oldu. Artık haftaya kontrolde doktora soracağım.</p>
<p>Haftaya görüşmek üzere, mutlu kalın!</p>
<p>Deniz</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/20/denizin-gebelik-gunlugu-28-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 28. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/04/denizin-gebelik-gunlugu-30-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 30. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/30/denizin-gebelik-gunlugu-25-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 25. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/01/denizin-gebelik-gunlugu-34-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 34. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/22/denizin-gebelik-gunlugu-37-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 37. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/11/14/denizin-gebelik-gunlugu-27-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nilü ve Emre&#8217;nin Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/11/03/nilu-ve-emrenin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/11/03/nilu-ve-emrenin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 07:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilü'nün Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=17387</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda! Aylardır Nilü&#8217;nün başının etini yiyorum. Bana &#8220;Nilü nasıl, iyi mi? Doğum hikayesini anlatmadı, her şey yolunda mı?&#8221; şeklinde gönderilen e-mailleri doğrudan Nilü&#8217;ye iletiyorum, &#8220;Yaz artık!&#8221; diye. En nihayetinde psikolojik baskı oluşturma çabalarım sonuç verdi. Ve Nilü onca uykusuzluğun, işin gücün arasında oturup doğum hikayesini yazdı. Emre mutlu, maviş gözlü, dünya tatlısı bir bebek. Nilü yorgun, uykusuz ama dünya mutlusu bir deli anne. Yazın buraya geldiklerinde Emre&#8217;yi az da olsa sıkıştırma şansım da olduğu için çok mutluyum. Lafı çok uzatmadan, fazla dolandırmadan Nilü&#8217;nün &#8220;Uzun yazdım ama kısalt dersen ne zaman vakit bulurum bilemem&#8221; dediği doğum hikayesine bırakıyorum. *** Emrem’in aramıza katılışı 16 Mayıs 2011, Miami-Florida, ABD Uzun bir aradan sonra size tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her şeyden önce geç de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em></em><em>Sonunda!</em></p>
<p><span id="more-17387"></span></p>
<p><em></em><em>Aylardır Nilü&#8217;nün başının etini yiyorum. Bana </em><em>&#8220;Nilü nasıl, iyi mi? Doğum hikayesini anlatmadı, her şey yolunda mı?&#8221;</em> şeklinde gönderilen e-mailleri doğrudan Nilü&#8217;ye iletiyorum, &#8220;Yaz artık!&#8221; diye. En nihayetinde psikolojik baskı oluşturma çabalarım sonuç verdi. Ve Nilü onca uykusuzluğun, işin gücün arasında oturup doğum hikayesini yazdı.</p>
<p><em></em><em>Emre mutlu, maviş gözlü, dünya tatlısı bir bebek. Nilü yorgun, uykusuz ama dünya mutlusu bir deli anne. Yazın buraya geldiklerinde Emre&#8217;yi az da olsa sıkıştırma şansım da olduğu için çok mutluyum. Lafı çok uzatmadan, fazla dolandırmadan Nilü&#8217;nün </em><em>&#8220;Uzun yazdım ama kısalt dersen ne zaman vakit bulurum bilemem&#8221;</em> dediği doğum hikayesine bırakıyorum.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Emrem’in aramıza katılışı<br />
16 Mayıs 2011, Miami-Florida, ABD </strong></p>
<p>Uzun bir aradan sonra size tekrar kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Her şeyden önce geç de olsa hepinize kocaman bir teşekkür etmek istiyorum ve hamilelik bloğuma veda mesajımda da yinelediğim “iyi ki varsınız”ı bir kere daha tekrarlamak istiyorum. Doğumdan sonra fırsat bulup Elif’in benim doğumun gelişmelerini yayınladığı yazılarına yaptığınız yorumları okuduğumda hayatımda hiç tanımadığım insanlar tarafından bu kadar sevilip destek almış olmam beni çok duygulandırdı ve hatta mesajlarınızın hala bile geliyor olması beni sonunda doğum hikâyemi yazmaya motive etti.</p>
<p>Hepinizin hatırlayacağı üzere Emre’m beklenen tarihinden bir hafta erken olarak 16 Mayıs günü aramıza katıldı. Bir önceki hafta gittiğim doktor kontrolünde doktorum amniyotik su seviyemi az buldu ve <em>“Sen en iyisi Cumartesi günü (14 Mayıs) bir hastaneye git; orada hem bir ultrason yapılsın hem de NST’ye gir” </em>dedi. Biz Cuma akşamı sanki hiç karnı burnunda olan ben değilmişim gibi şehrin turistik yeri olan Lincoln Road’a inip yürüyüş yaptık. Sonra da en favori yerlerimden olan Café Segafrado’da oturup tiramisu yedik, bir şeyler içtik. <strong>Etrafımızdaki herkes o kadar büyük karnımla beni görünce şaşırmış olsa gerek takılıp durdular <em>buradan doğuma gidiyorsun galiba </em>diye,</strong> meğerse haklıymışlar.</p>
<p>Biz Cumartesi günü Bora ile hastaneye gayet lay lay lom şeklinde doktorun verdiği direktif elimizde gittik. Bizi hemen &#8220;triage&#8221; denilen (acil olmayan kontrollerin yapıldığı) küçücük bir odaya aldılar. Bizimle ilgilenen hemşire karnıma NST makinesinin uzantılarını bağlayıp ultrason için biraz bekleyeceğimizi söyleyip gitti. Ha, gitmeden daha önce hiç NST’ye bağlanmamış meraklı ben bebeğin kalp atışlarının ne aralıkta olması gerektiğini sorup o gittikten sonra da kendi kendime takibe başladım. Aşağı yukarı yarım saat sonra <strong>bir anda bebeğin kalp atışları çok hızlı bir şekilde düşüş yaşadı ve bu tam 1 dakika sürdü. </strong>Bu sırada alet de ciyak ciyak ötmeye başladı ve bir anda hemşireyi tekrar bizim odada bulduk. O geldiğinde kalp atışı yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı. Bana bunun normal bir durum olmadığını bu nedenle beni biraz takip etmek istediklerini söyledi. İçimi bir endişe kapladı ama kendi kendime herhalde alette bir şaşma oldu deyip geçiştirdim. Bir saatte çıkarız diye hayal ederken bizi tam 5 saat o minicik odada tuttular, ben sadece tuvalete giderken kendimi aletten söküyordum, onda da hemşireye haber vererek. Neyse uzatmayalım bu beş saatlik süre içinde bir daha bebeğin kalp atışı hiç düşmedi ve hemşire odaya bile gelmeden odadaki megafondan seslenerek bizi çağırdı. Biz de oh sonunda eve gidiyoruz deyip toparlanıp çıkışımızı almaya gittik. Gelin görün ki çıkış masasına gittiğimizde<strong> hemşire bana gülerek <em>&#8220;hadi bakalım bugün doğuracaksın&#8221;</em> </strong>dedi, ben “Nasıl yani?” gibisinden bir tepki verince de doktorun senin “induce” edilmene (ilaçla doğumu başlatma) karar verdi dedi. <em>“Allah Allah, doktorum nasıl böyle bir karara vardı?”</em> diye sorunca da <em>“O bir dakikalık kalp atışı düşüşü yüzünden”</em> dedi ve “Şimdi seni hemen bir doğum odasına yönlendireceğiz” diye ekledi. Ben tabii hemen “Bir dakika, bu durumu anlamak istiyorum” oldum ve karara itiraz edip doktorumla konuşmak istedim, o gün nöbette olan doktorlarımdan Dr. Bendayan <strong><em>“Bence %1 de olsa riskiniz var, onun için beklemeyin derim ama karar sizin”</em></strong> dedi, ben de hiç doğuma hazır olmadığım için eve gitmek istiyorum dedim. Hemşireler yüzüme şaşkın şaşkın bakarken biz doğum ünitesini terk ettik.</p>
<p>Benim içime bir kurt düştü ama o kadar heyecanla doğumu bekleyen ben bu sefer korkudan mı nedir doğuma hazır olmadığımı düşünmeye başladım, daha aynı anda okuduğum doğum ve çocuk bakımı ile ilgili üç tane kitabımı bitirememiştim bile, nasıl doğum yapardım? Neyse eve geldik, bizi heyecanla bekleyen kayınvalidemlere durumu anlattık, onlar da bize <strong><em>“Yapmayın çocuklar, bu kadar uğraştınız bu bebek olsun diye, %1 de olsa risk risktir”</em></strong> dediler. Ben korka korka tekrar doktoru arayıp <em>“Tamam, biz bu gece hastaneye gideceğiz”</em> dedim.</p>
<p>Biz oturduk, güzel güzel akşam yemeği yedik, sonra ben bir duş aldım, Bora tıraş falan oldu, zaten hazır olan çantamı gözden geçirdim, derken laptop’ımı da kapıp gecenin 11’inde hastaneye giriş yaptık. Önceden oda rezerve edemiyorsunuz ama o gün eğer ellerinde varsa istediğiniz tür özel odayı ekstra para ödemek koşulu ile tutabiliyorsunuz. Bizim şansımıza kalabalık olacağımız sebebi ile istediğimiz suit oda boştu ve biz hemen onu tuttuk. Hemşire bizi odamıza götürdü, ben hemen onların verdiğinin yerine özene bezene hiç üşenmeyip internetten bulup aldığım mavi beyaz puantiyeli, sarı saten biyeli hasta önlüğümü giyebilir miyim diye sordum, hemşire de -benim gibisini daha önce görmüş olsa gerek- hiç şaşırmadan gülerek “Tabii ki” dedi. <strong><em>“Yaşasın buraya kadar her şey yolunda gidiyor” </em>diye içimden geçirdim. </strong>Hemşire <em>“Siz giyinin hazır olun ben doktorunuzun ilacınızı yazmasını bekleyip o onay verince rahim ağzınızı açacak olan ilacı size vereceğim” </em>dedi, tabii beni neyin beklediğini bilmediğim için gayet sakin önümüzdeki dört gün boyunca evimiz olacak odaya yerleştim.</p>
<p>Derken hemşiremiz geldi kan aldı, benim elime serum için gerekli iğneyi taktı, sonra gece 1 gibi yine geldi ve <em>“Tamamdır, bu tampon gibi ilacı rahim ağzınızın oraya yerleştireceğim şimdi”</em> dedi, bu ilacın rahim ağzını yumuşatıp öne getirmesi gerekirmiş ve etki süresi yaklaşık 12 saatmiş. Bu nesnenin yerleştirilmesinin ne kadar acı verici bir olay olduğunu tabii bana hiç söylemedi ama herhalde o gece bizim koridor bir beş dakika için benim çığlıklarımla inledi, Bora’nın elini daha önce hiç bu kadar sıktığımı hatırlamıyorum. Derken <strong>12 saatlik süreçle beraber doğumdan bir saat sonraya kadar sürecek olan açlık orucum da başladı, </strong>olası bir sezaryene karşılık yemek yemem, su içmem yasaklandı, sadece kırılmış buz parçalarına izin verdiler, ben de bardaklar dolusu buz yemeye başladım. İlk 12 saatin sonunda hiçbir gelişme olmayınca aynı ilacı doktorum bir kez daha koydurtmaya karar vermiş, ertesi gün yine tüm koridor benim çığlıklarımla yankılandı, hemşire bu sefer de açılma olmazsa doktor sizi eve gönderebilir dedi. Bendeki hayal kırıklığı ve endişe o an tavan yaptı, nasıl yani hem bana risk var deyip bu olaya ikna ediyorsunuz sonra da beni nasıl eve gönderirsiniz diye çıkıştım, kadın da doktorunuz bilir deyip geçiştirdi.</p>
<p>Neyse kısmetim böyleymiş, ikinci 12 saatlik sürecin dolmasına 3 saat kala (ertesi gün gece yarısı 12’de) benim sancılarım başladı. Hemşire kontrol ettiğinde <em>“2-3 santim açılmışsınız, sancınız da başladığından suni sancı ilacı pitocin’i şimdi vermeyeceğiz” </em>dedi. Bu gelişmelerin hemen öncesinde odama anestezici geldi ve bana olası yapılabilecek anestezi seçeneklerini ve sezaryen durumunda ne tür olasılıklar olduğunu detaylı anlattı. Sonra bana epidural isteyip istemeyeceğimi sordu, ben de ağrının durumuna göre isteyebilirim dedim. <strong>Gece 12’de başlayan sancılara anca sabaha karşı 5’e kadar katlanabildim ve hemşireyi çağırıp epidural istedim.</strong> Bir saatten az bir sürede anestezi ekibi geldi, bu sefer bana epiduralin her zaman tutmayabileceği söylendi, haydaa yine yeni bir endişe deyip tutsun diye dua etmeye başladım. Nasıl durmam gerektiği söylendi sonra da iğnenin gireceği bölge steril edildi, derken bir anda o kocaman iğne belime girmişti bile ve ben çok kısa bir sürede uyuşma hissettim, gelin görün ki sağ tarafım uyuştu sol tarafım hala ağrıyı hissediyor,  o nedenle bana bir ilaç daha yaptılar, sonunda belden aşağım külçe gibi olmuştu.</p>
<p>Sabah 8’de kontrolüme gelen hemşire açılmaya baktığında <em>“5 santim olmuşsunuz, tahmini ikindin 4 gibi falan doğum olur”</em> dedi, sonra bana ilk çocukta itmenin biraz uzun sürdüğünü kendisinin tam 2 saat boyunca ıkındığını anlattı. Ben bu noktada artık bebeğim doğsun da her şeye katlanırım modundaydım. Aşağı yukarı 1,5 gündür buzdan başka ağzıma bir şey girmemişti ama saat 10 gibi ben aşırı bir şekilde büyük tuvaletim gelmiş gibi bir hisse kapıldım, hemen hemşireyi çağırdım. Malum ayaklar uyuşuk, tuvalete gidemeyeceğim. Hemşire bana şaşkın bir bakış attı yok böyle bir şey olamaz diye ama sonra yine de <em>&#8220;Eh, bir bakalım daha çok açılmış mısın?&#8221;</em> dedi, <strong>bir de baktı ki 8 santim olmuş.</strong> “Oooo” dedi, <em>“doğum umduğumdan da yakın olacak, suyun gelirse bana haber ver.” </em>Aradan bir 40 dakika falan geçmişti ki ben bacaklarımın arasından süzülen bir sıcaklık hissettim. Oh herhalde suyum geldi diye düşünüp yine hemşireyi çağırdım. Hemşire baktığında gözlerinde ilk defa endişe gördüm, <em>&#8220;Suyun gelmemiş kan geliyor dedi ve hemen doktorunuzu aramam lazım buraya gelmesi gerekiyor sizi ani sezaryene almamız gerekebilir&#8221;</em> dedi. Ben bebeğim sağlıklı olsun da ne olursa olsun modundayım ya onun için dert etmedim. Derken o gün nöbette olan doktorlarımdan Dr. Bitran (doğumumu yapsın diye dua ettiğim dünya tatlısı kişi) güler yüzle odaya girdi hemen durumu kontrol edip <em>“Her şey normal, doğum başlamış korkulacak bir şey yok” </em>dedi. O an hemşireler bir anda benim yatağın şeklini değiştirip bir koltuk haline dönüştürdüler.</p>
<p>Bir önemli detay: ben bu noktada ayaklarım hala uyuşuk da olsa ağrıyı hissetmeye başlamıştım. Dr. Bitran hemen müdahale ile suyumu patlattı ve bana bacaklarımı nasıl tutmam gerektiğimi söyleyip, nefesimi tutup 10’a kadar sayarak ıkınmamı söyledi. Tabii istediğim kadar televizyonda görmüş olsam da insanın kendinin bu ıkınmayı yaşaması ve yapabilmesi bambaşkaymış. <strong>İlk denememde çok başarılı olamadım. </strong>Derken Dr. Bitran <em>&#8220;Bora da tutsun bacağını&#8221;</em> dedi, diğerine de kendi destek verdi, bir sonraki kasılma ile ben bir daha denedim. Nasıl bağırıyorum bu arada anlatamam, hem acıdan hem de ıkınabilmek için güç almam gerektiğinden. <strong>Kasılmalar arası sanki hiçbir şey olmamış gibi hayat normale dönüyor konuşabiliyorum ama kasılma ve ıkınma anında dünyam bir anda tepetaklak oluyor, gözüm bir şey görmüyor. </strong>Ağrım her tavan yapışında bir arkadaşımın acının çocuğuna yardım ettiğini düşün tavsiyesini uygulamaya çalışıyorum ama nafile. Dr. Bitran ve Bora sayıyorlar ben itiyorum. Bora bir ara saçımı okşamaya kalktı ben hayır diye tersledim ama o da çaresiz sonuçta daha önce böyle bir şey yaşamamışız ki hiç… Dr. Bitran <em>“Vamos Nilufer Vamos” </em>diyor, ben de o telaşta <em>“Vamos ne ki Dr. Bitran?” </em>diyebiliyorum, o da gülüp benim bir an İspanyolca bildiğimi düşündüğünü belirtiyor, meğerse vamos &#8220;hadi&#8221; demekmiş, biz Dr. Bitran’a “hadi”yi öğretiyoruz, bu sefer hadi eşliğinde 10’a kadar sayıyoruz, bende çığlık had safhada. Sonra öğreniyorum kayınvalidem ile kayınbabam yan odada kapalı kapının arkasında benimle itmişler meğerse, ben her ıkındığımda onlar da nefeslerini tutmuş beklemişler.<strong> </strong>Bir süre sonra acıdan artık ne dediğimi bilmeyen ben <strong><em>&#8220;Ne olur beni sezaryene alın ben yapamayacağım&#8221; </em></strong>dedim, tabii Dr. Bitran beni hiç takmıyor Bora’ya dönüp <em>&#8220;Bu son ana geldiklerinde hepsi aynı şeyi diyor&#8221; </em>deyip gülüyor, ben o kadar konsantreyim ki kızamıyorum bile. Derken Dr. Bitran diyor ki bak kafası göründü bile, karşımdaki aynadan ben de oğlumu saçlarını görebiliyorum, Dr. Bitran diyor ki <em>&#8220;Bir ya da iki ıkınma sonra çıkar bebek&#8221;</em>, inanmak istiyorum ama inanamıyorum. Derken Dr. Bitran bir anda bebeği yakalama önlüğünü giyiyor, bulaşık eldiveni gibi eldivenler takıyor, hakikaten bir push daha ve kafa çıkıyor, Dr. Bitran bana gel öne diyor ve bir bakıyorum oğlumun omuzları çıkmış, doktorum <em>&#8220;Uzat ellerini&#8221;</em> deyip bana oğlumu kollarının altından tutturuyor ve o kaygan teniyle tanışıyorum oğlumun, onu alıp göğsüme çekiyorum. Bora karın bağını kesiyor. Aman Allah’ım, anne oldum, oğlum doğdu, inanamıyorum! Ama ağlamıyorum, acayip mutluyum.</p>
<p>Hemşiremin 2 saat diye tahmin ettiği itme sürecini 34 dakika ile tamamlayıp hemşirenin takdirini alıyorum. Derken başka bir hemşire geliyor oğlumu kontrol için alıyor, hemen yanımdaki Bora ile fırın diye adlandırdığımız sıcak ışık altındaki yerde Emre’nin ilk kontrolleri yapılıyor. Sanki benden çok uzağa gitmiş gibi Bora’ya <em>&#8220;git Emre’nin yanında dur&#8221;</em> diyorum, bir yandan da hemşireye sesleniyorum bebeğimin APGAR puanı ne diye, okumuşum ya merak ediyorum. <em>“Hemşire 9.7, çok iyi” </em>diyor, Bora o ne diyor cevap bile veremiyorum. Emrem’in 3,5 kilo 51 cm uzunluğunda olduğunu söylüyorlar. Dr. Bitran plasentayı çıkarıyor o sırada bana gösteriyor.<em> &#8220;Bu mosmor kanlı şey 39 hafta benim oğlumu besledi&#8221; </em>diye düşünüyorum ve <strong>inanılmaz bir saygı duyuyorum plasentaya. </strong>Derken Dr. Bitran saklatmaya karar verdiğimiz karın bağı kanını gerekli kaba dolduruyor, sonra bana <em>&#8220;doğal bir yırtılman oldu&#8221;</em> deyip dikişe geçiyor.</p>
<p>Bir anda her şey bitiyor, Bora kundaklanan Emre’yi alıp yan odadaki annesi ve babası ile tanıştırıyor. Benim gözümü oğlumdan başka bir şey görmüyor. Sonra kayınvalidem anlatıyor Emre’yi ben çekerken büyük bir Besmele çekmişim ve kucağıma aldığımda <em>“Allah’ım sen benim misin?” </em>diye sormuşum, onlar da benim bu sözlerime karı koca kapalı kapılar arkasında ağlamışlar.  Çok kısa bir süre sonra bana Emremi yine getiriyorlar, bu sefer emzirmek için. Daha hiç sütüm gelmediği aklımdan bile geçmiyor, <strong>müthiş bir iç güdü ile ana oğul kenetleniyoruz,</strong> o an göğsümden küçük görünen kafası ve minicik ağzı ile atılıyor göğsüme, bum benden colostrum geliyor, <em>yaşasın oğlumu besleyebiliyorum </em>diye mutlu oluyorum.</p>
<p>Emre’nin doğumunu takiben odama giren çıkan eksik olmuyor. Kimi tansiyonumu ölçüyor, kimi emzirme eğitimi için geliyor, bir yandan da arkadaşlarımız ziyarete başlıyor. Sırtımdaki epidural borusunu çıkarmaya gelen anestezici beni oturtunca benim başım dönüyor o da uzan diyor, derken ben uzanmamla beraber bayılıyorum, bir anda rüya gördüğümü hatırlıyorum, tabii odada müthiş bir panik yaşanmış gözümü açtığımda başımda dört hemşire vardı ve hepsinin yüzleri gayet endişeli meğerse <strong>çok ciddi tansiyonum düşmüş öyle ki ayıldığımda bile alet hala bir ölçü veremiyordu. </strong>Bu ufak korkudan sonra ben toparlıyorum, ertesi gün Emre’m sünnet oluyor, hatta bir komik hatıra da Emre’den geliyor: sünnet için götürdükleri steril odada Emre tam doktor sünneti yapacakken bir güzel tüm steril aletlerin üzerine çişini yapmış. Neyse sünnet de bitiyor bir gece daha kalıp ertesi gün bizi hastaneden çıkarıyorlar. Dört gün bana kol kanat geren hastaneye ve çok ilgili olan tüm personeline hoş çakal deyip, Emre’yi içinde kaybolduğu araba koltuğuna oturtup evin yolunu tutuyoruz.</p>
<p>Dün gibi hatırladığım bu olağanüstü tecrübenin ardından tam 5,5 ay geçti;<strong> ben anneliğe, Emre de bana alıştı. </strong>Her günüm ayrı bir heyecan içinde geçiyor, <em>&#8220;Acaba Emre bugün ne keşfedecek?&#8221;</em> diye bekliyorum. Uykusuzluk artık bana dokunmuyor bile doğal bir içgüdüyle görevimi yerine getiriyorum her gece. Arada bir artıp azalsa da hala emzirebiliyorum Emre’yi, bu da beni mutlu ediyor. Her ne kadar doktorumuz ek gıdaya başlayabilirsin dediyse de ben daha başlamadım, 6. aya kadar sırf süt gidebilmek istiyorum. Bu aralar diş sıkıntıları ufak ufak başladı galiba, deli gibi ellerimize atlayıp damaklarının arasında kıstırıyor, öyle sıkıyor ki bazen canım acıyor.</p>
<p><strong>Yani anlayacağınız benim Emre ile hikâyem sürekli yenileniyor. </strong>Kendi kendime niye ben bu kadar yıl beklemişim diye düşünüyorum bazen, Emre’den önce hayat nasılmış hatırlamıyorum bile. Artık hep o var aklımda, kalbimde sanki bambaşka bir boyutta yaşıyorum. Anne olmak isteyen herkese bu müthiş duyguyu en kısa sürede tatmalarını diliyorum. Hepiniz sağlıcakla ve mutlu kalın, Allah hepimizin çocuklarını korusun, bizlerden ayırmasın inşallah! Sevgilerimle.</p>
<p>Nilü</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-17388" title="Emre_Nilu" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/11/Emre_Nilu-363x500.jpg" alt="" width="363" height="500" /></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/16/emre-geldi-hos-geldi/" rel="bookmark" class="crp_title">Emre geldi, hoş geldi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/15/nilunun-gebelik-gunlugu-emre-yolda/" rel="bookmark" class="crp_title">Nilü&#8217;nün Gebelik Günlüğü &#8211; Emre yolda</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/05/senay-ve-elanin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Şenay ve Ela&#8217;nın Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/24/dilek-ve-melekin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Dilek ve Melek&#8217;in Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/03/06/nilunun-gebelik-gunlugu-29-hafta-oglanin-ismi-belli/" rel="bookmark" class="crp_title">Nilü’nün Gebelik Günlüğü, 29. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/11/03/nilu-ve-emrenin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>40</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 22. hafta</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/10/09/denizin-gebelik-gunlugu-22-hafta/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/10/09/denizin-gebelik-gunlugu-22-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 09:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz'in Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta hafta hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile kıyafetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yoga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16969</guid>
		<description><![CDATA[Deniz&#8217;in hafta hafta gebelik günlüğü devam ediyor. Deniz’in tüm yazılarını Deniz’in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz. Henüz iki aydır yaşadığımız bu küçük üniversite kasabasnda hala pek kimseyi tanımadığımız ve daha da kötüsü arabamız olmadığından, otobüsle ulaşımı kolay olan bir yoga dersi bulmak için son birkaç haftadır harıl harıl araştırma yapıyordum. Bulduğum tüm yoga seansları ne yazık ki otobüslerin işlemediği haftasonları ya da hafta içi geç saatlerdeydi. Neyse ki bu hafta şans yüzüme güldü ve hem hafta içi makul bir saatte hem de çok uzakta olmayan bir stüdyo bularak uzun zamandır merak ettiğim hamilelik yogasıyla sonunda ben de tanıştım! Daha önce hiç yoga tecrübem olmadığı için ilk başta biraz cekindim acikcasi ama oraya gidip de benden çok daha karnı burnunda hamileleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Deniz&#8217;in hafta hafta gebelik günlüğü devam ediyor.</em></p>
<p><span id="more-16969"></span><em>Deniz’in tüm yazılarını <a href="../tag/denizin-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Deniz’in Gebelik Günlüğü</a> etiketinden takip edebilirsiniz.</em></p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/10/Deniz22.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-16972" title="Deniz22" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/10/Deniz22-333x500.jpg" alt="" width="333" height="500" /></a></p>
<p>Henüz iki aydır yaşadığımız bu küçük üniversite kasabasnda hala pek kimseyi tanımadığımız ve daha da kötüsü arabamız olmadığından, otobüsle ulaşımı kolay olan bir yoga dersi bulmak için son birkaç haftadır harıl harıl araştırma yapıyordum. Bulduğum tüm yoga seansları ne yazık ki otobüslerin işlemediği haftasonları ya da hafta içi geç saatlerdeydi. Neyse ki bu hafta şans yüzüme güldü ve hem hafta içi makul bir saatte hem de çok uzakta olmayan bir stüdyo bularak uzun zamandır merak ettiğim hamilelik yogasıyla sonunda ben de tanıştım! Daha önce hiç yoga tecrübem olmadığı için ilk başta biraz cekindim acikcasi ama oraya gidip de benden çok daha karnı burnunda hamileleri görünce bir anda tüm çekingenliğim gidiverdi.</p>
<p>Gerçekten de o günkü derste en “taze” hamile bendim; diğer anne adaylarının hamileliği27-40 hafta arasındaydı! Dersin en başında herkes tek tek kendini tanıtıp, kaç haftalık hamile olduğunu, kaçıncı bebeğini beklediğini, ve fiziksel olarak bir sıkınıtısı olup olmadığını anlattı. İnanmayacaksınız belki ama -şahsen ben gözümle görünce bile zor inandım- bir tanesi 40. haftasını doldurmak üzereydi ve birkaç gün sonra doğum yapması bekleniyordu. Yani <strong>doğum sancıları hemen oracıkta başlayabilirdi! </strong>Zaten yoga eğitmeni de ders süresince doğumu rahatlatıcı hareket ve nefes teknikleri üzerinde durarak &#8220;Hala doğumunu başlatamadık mı?&#8221; diye bile sordu.</p>
<p>Diğer iki anne adayı da benzer şekilde 39. haftanın içindeydiler ve hepsi gayet rahat, sakin, hatta kendi başlarına arabalarını kullanarak derse gelmişlerdi. Eminim ki benim doğumuma birkaç hafta kala bırakın tek başıma araba kullanmayı,  yürüyerek yalnız markete gitmeme bile ne annem, ne de eşim izin verir. Hoş, kendim de cesaret edebilir miyim, emin değilim açıkçası&#8230;</p>
<p>Benim anladığım, buradaki insanlar doğumu korkulacak bir olay gibi görmek yerine, bunun, aynı hamile kalmak gibi, çok doğal ve zamanı gelince kendiliğinden gelişecek bir süreç olduğunun bilincindeler ve  tüm hamilileliklerini bu bilinç ile korkudan uzak yaşıyorlar. Birçoğu, eğer tıbbi açıdan riskli bir hamilelik değilse hastanede bile doğurmayı düşünmeyip ebelerin olduğu &#8220;doğum merkezlerini&#8221; kullanmayı planlamışlar. Tabii bunda çoğunun ikinci hamileliği olmasının da katkısı var, ama ben yine de buradaki insanların bize-çok-uzak-gelen bu rahat tavırlarına ve kendilerine olan güvenlerine gıptayla bakıyorum.</p>
<p>Neticede yoga dersi çok yararlı geçti. Hiçbir fiziksel yorgunluk ya da acı hissetmedim seans sonrasında. Aksine, oldukça gevşemiş ve rahatlamıştım. Ayrıca fiziksel ve ruhsal olarak benimle benzer değişimler yaşayan insanlarla tanışmak ve konuşmak da çok iyi geldi. Bu yüzden bundan böyle her hafta, işten kaytarmak pahasına bile olsa, yoga derslerine devamlı olarak gitmeyi planlıyorum!</p>
<p>Bu hafta bahsetmek istediğim bir diğer konu da hamile kıyafetleri. Geçtiğimiz haftaya kadar yazdan kalma güneşli günler sayesinde büyüyen karnımı bol elbiseler ve eskiden belimden düşen geniş eteklerimle, şişen ayaklarımı da sandaletlerle rahat rahat gezdirirken, havaların birden serinlemesiyle aniden kıyafet sıkıntısı içine giriverdim. Üst bulmak nispeten çok zor olmuyor, malum pek çok bluz var göğüs altından bollaşan, ama pantolon konusunda ciddi sorun yaşıyorum. Keşke sürekli elbise giymek mümkün olsa, ama işe giderken çeşitlilik gerekiyor.</p>
<p>Daha önce hamile kıyafetleri satan bir mağazaya sadece bir kez girmiş, o zamanlar hamile olan arkadaşıma birkaç elbise, üst ve pantolon almıştık. &#8220;Hamile kıyafetleri hiç de sıkıcı ve eski moda şeyler değilmiş&#8221; diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bu yüzden ilk hevesle kendimi bulabildiğim en yakın hamile mağazasına attım. Amerika&#8217;da bulunmuş olanlar bilirler, &#8220;Destination Maternity&#8221; adlı bu mağaza zincirinde çeşitli markaların hamilelere özel koleksiyonları satılıyor. Özellikle de &#8220;A Pea in the Pod&#8221; adlı markanın tarzını beğenmekle birlikte, içeride bir süre dolandıktan sonra çoğu model ve renklerin birbirine benzediğini ve aslında çok da seçenek olmadığını anlayınca hevesim çabuk söndü. Yine de acil olarak çözmem gereken pantolon sorununu her gün rahatlıkla kullanabileceğim bir kot pantolon alarak çözmeye karar verdim. Ünlü ve pahalı kot markalarının biz hamileleri düşünerek özel olarak ürettiği beli lastikli pantolonları görünce çok mutlu olmuştum ki,fiyat etiketine gözüm takıldığında en fazla 4-5 ay giyeceğim bir pantolona neden birkaç yüz dolar vermem gerektiğini anlamayıp sinirlendim. Anlaşılan güya hamilelerin rahatını düşünen jean firmaları, ekonomik olarak rahatımızı bozmakta sakınca görmemişlerdi. O üzüntüyle elimi attığım üçüncü pantolonun üstünde &#8220;Mavi Jeans&#8221; etiketini görünce şaşkınlığımı ve sevincimi düşünün! Mavi Jeans&#8217;in hamilelere özel pantolon ürettiğini hiç duymamıştım; Türkiye&#8217;de de varsa mutlaka gidin, deneyin derim. Gerçi onun fiyatı da diğerlerinden aşağı kalır değildi, ama üstüme giyip de en az normal kotum kadar hatta belki daha da güzel durduğunu görünce &#8220;Acaba alsam mı? Yok, ama yazık değil mi onca paraya 4-5 ay için?&#8221; diye uzuuun süren gel-gitlerden sonra doğuma kadar, hatta doğumdan sonra bir süre daha giyebileceğim başka pantolonum olmadığını hatırlayıp pes ettim. Tabii sadece pantolonla kalmayıp birkaç tane de hamile t-shirtlerinden aldım. Rahat ettin mi derseniz, ilk başta evet, ama bir yere kadar. Üstümde uzun saatler durunca sıkmaya ve lastikli beli kaşındırmaya başlıyor. Bir de tabii her gün giymek sıkıcı olduğundan yakında yeniden hamile mağazasının yolunu tutacak gibiyim. Her ne kadar verdikleri indirim kuponuyla bir sonraki ziyaretimi garantilemiş de olsalar, sonradan giyebileceğimden emin olmadığım bu kıyafetlere çok da para harcamak istemiyorum.</p>
<p>Sizler bu kıyafet meselesini nasıl çözmüştünüz ya da çözüyorsunuz? Önerilerinizi bekliyorum.</p>
<p>Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın!</p>
<p>Deniz</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/20/denizin-gebelik-gunlugu-28-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 28. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/04/08/gokcenin-gebelik-gunlugu-16-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü, 16. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/04/gokcenin-gebelik-gunlugu-11-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü, 11. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/11/denizin-gebelik-gunlugu-31-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 31. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/05/denizin-gebelik-gunlugu-39-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 39. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/10/09/denizin-gebelik-gunlugu-22-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 21. hafta</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/10/02/denizin-gebelik-gunlugu-21-hafta/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/10/02/denizin-gebelik-gunlugu-21-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2011 06:49:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz'in Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta hafta hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Ultrason]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16853</guid>
		<description><![CDATA[Deniz&#8217;in hafta hafta gebelik günlüğü devam ediyor. Deniz&#8217;in tüm yazılarını Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü etiketinden takip edebilirsiniz. *** Herkese Yeniden Merhaba, Öncelikle geçen haftaki yazıma göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü sizlere teşekkür etmek istiyorum. Sizlerden gelen iyi dilekler ve güzel yorumlar inanın beni çok mutlu etti! Gelelim bu haftaya: Hafta içinde bebişimin aylık doktor kontrolü vardı. İlk olarak bir hemşire kilomu ve kan basıncımı ölçtü. Tabii tahmin ettiğim gibi bir ay önceki kontrolden bu yana tam olarak 8 pound (yani 3,5 kg) almışım! (Bu konuya birazdan tekrar geleceğim.) Daha sonra başka bir hemşire gelerek, bana uzun uzun nasıl hissettiğimi ve herhangi bir şikâyetim olup olmadığını sordu. Kendisine son zamanlarda giderek artan ve eğilip-kalkarken sağ taraftan sırtıma bıçak gibi saplanan kramplardan, ve ayrıca ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Deniz&#8217;in hafta hafta gebelik günlüğü devam ediyor. </em></p>
<p><em><span id="more-16853"></span></em></p>
<p><em>Deniz&#8217;in tüm yazılarını <a href="http://blogcuanne.com/tag/denizin-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü</a> etiketinden takip edebilirsiniz.</em></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Herkese Yeniden Merhaba,</p>
<p>Öncelikle geçen haftaki yazıma göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü sizlere teşekkür etmek istiyorum. Sizlerden gelen iyi dilekler ve güzel yorumlar inanın beni çok mutlu etti!</p>
<p><strong>Gelelim bu haftaya:</strong> Hafta içinde bebişimin aylık doktor kontrolü vardı. İlk olarak bir hemşire kilomu ve kan basıncımı ölçtü. Tabii tahmin ettiğim gibi <strong>bir ay önceki kontrolden bu yana tam olarak 8 pound (yani 3,5 kg) almışım!</strong> (Bu konuya birazdan tekrar geleceğim.) Daha sonra başka bir hemşire gelerek, bana uzun uzun nasıl hissettiğimi ve herhangi bir şikâyetim olup olmadığını sordu. Kendisine son zamanlarda giderek artan ve eğilip-kalkarken sağ taraftan sırtıma bıçak gibi saplanan kramplardan, ve ayrıca son haftalarda sürekli yan yatmaktan dolayı uykumu bölen kasık ağrılarımdan bahsettim. Bu şikâyetleri doktora iletmek üzere not aldıktan sonra bebeğimin kalp atışlarını dinlettirdi (artık <strong>zorunlu ultrasonlar</strong> bittiği için muhtemelen bundan sonraki kontrollerin tek zevkli kısmi!). Daha sonra <strong>giderek genişleyen</strong> <strong>göbeğimin ölçüsünü aldı</strong>. Bunun ilk kez yapıldığını söylediğimde, 20. haftadan itibaren her kontrolde bebeğin gelişimini takip etmek için rahmin büyüme hızının göbek deliği referans alınarak ölçüleceğini söyledi. Mesela 21 haftalık hamile birinin rahim büyüklüğü yaklaşık 21 santim olmalıymış. <strong>Her hafta gebelik için bir santim!</strong> Benimki de neredeyse 22 santim çıktı. Sonunda hemşire her şeyin mükemmel seyrinde gittiğini söyleyip odadan çıkınca, ben de rahat bir nefes aldım ama tabii ayni şeyleri doktordan da duymadan tam olarak rahatlayamadım.</p>
<p>Hemşirenin arkasından doktor geldi ve ayni şekilde nasıl hissettiğimi, şikâyetlerimi vs. sordu. Bir önceki kontrolde yapılan idrar ve kandaki protein miktarına bakılarak olası genetik bozuklukları ölçtükleri AFP (Alfa Feto Protein) test sonuçlarının da negatif olduğunu söyleyince, gerçekten derin bir nefes aldım! Doktor, sırt ağrım çok rahatsız ediyorsa bir fizik tedavi uzmanıyla görüşebileceğimi ama <strong>yoga ve yüzme gibi rahatlatıcı aktivitelerle</strong> bu sorunu kendim de halledebileceğimi söyleyince, kendime uygun bir yoga dersi buluncaya kadar beklemeye karar verdim. Sürekli yan yatmaya çalışmaktan kasıklarımda oluşan ağrılar için de “<strong>hamile yastırları</strong>”ndan önerdiler. Ben zaten iki hafta önce bir-ucu-semsiye-sapı-gibi-kıvrılarak-bacağımın-arasına-giren bu yastıklardan bir adet edinmiştim, fakat her ne kadar hafiflettiyse de sorunumu tamamen giderdiğini söyleyemem. Normalde sırt ustu yatan biri olarak bu şekilde uyurken çok daha rahat ettiğimi ve ama hamilelik ilerledikçe bebeğe zararlı olabileceğini okuduğum için, <strong>özellikle</strong> <strong>hiç sırtüstü yatmamaya çalıştığımı anlatınca</strong>, bunun aslında bebeğe değil kendime zararlı olabileceğini öğrendim. Meğerse, giderek irileşen bebek sırtüstü yatan annenin ana toplar damarının üstüne baskı yapabiliyor ve bu da anneye yeterli kan gitmesini engellediğinden nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyormuş. Doktor şimdilik bir süre daha bu şekilde yatabileceğimi, ileride zaten kendim rahatsız olacağımdan bunu yapamayacağımı söyledi. Ayrıca, yine geçen hafta gecenin bir yarısı bacağıma saplanan ve uykumu keskin bir şekilde bölen kramplarımdan da bahsedince, ekstra kalsiyum/magnezyum desteğinin bacak kramplarıma iyi gelebileceğini öğrendim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/10/Deniz21hafta1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-16855" title="Deniz21hafta" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/10/Deniz21hafta1-441x500.jpg" alt="" width="265" height="300" /></a></p>
<p><strong>Gelelim kilo meselesine:</strong> Hamile olduğumu öğrendiğimde 52 kilo civarıydım. İlk üç ay boyunca neredeyse hiç kilo almadım &#8211; hatta ilk başlardaki mide bulantısı ve halsizlik yüzünden bir ara 51.5 kiloya bile düştüm! Bu yüzden ilk 3 ay sona erdiğinde, <strong>“Acaba kendimi ve dolayısıyla bebişi yeteri kadar besleyemiyor muyum? Neden hala hiç kilo almadım?” </strong>gibi <strong>yersiz-olduğunu-artık-çok-iyi-anladığım</strong> endişelerle doluydum ki, 4. ayın sonunda bir anda kilom artmaya (neredeyse haftada bir şeklinde!) başladı. Bu sefer de, <strong>“Eyvah! Bu hızla gidersem yakında kilo sınırını aşacağım”</strong> diye düşünürken, doktor bunun gayet normal bir durum olduğunu, ilk 3 ay almadığım kiloyu bu ay içinde telafi ettiğimi ve zaten tüm hamilelik boyunca almam gereken kilonun 25-35 pound (11-16 kilo) arası olduğunu belirtti. Bu durumda hamileliğin yarısını 5 kilo alarak tamamladığım düşünülürse ideal bir durumda sayılırım, ancak bana tartının ibresi her gecen gün artmaya devam edecek gibi geliyor! Aslına bakarsanız doktorların beslenme konusundaki en önemli tavsiyesi gayet açık ve net: <strong>hem bebeğin gelişimi hem de kendi sağlığımız için dengeli beslenmek! </strong>Öğlen bir kaçamak yapıp pizza mi yediniz, akşam salata, yoğurt ve sebze/et tüketerek o günün eksik kalan temel besin gıdalarını tamamlamak. Tabii elimizden geldiğince!</p>
<p>Doktorla olan görüşmemizin dışında <strong>bu haftanın en önemli gelişmesi;</strong> bebeğimin hareketlerini artik şüphe götürmez bir biçimde hissedebiliyor ve ayırt edebiliyor olmam! Bunu son birkaç haftadır dört gözle bekliyordum, çünkü ufaklığın kıpırdanmalarını hissettikçe biliyorum ki her şey yolunda. Diğer turlu içimde sürekli bir endişe vardı <strong>“Acaba iyi mi?”</strong> diye. Şimdi artık bu endişelerimi gideren ve durup dururken yüzümde benden başka kimsenin sebebini anlayamadığı kocaman bir tebessüme sebep olan tepkiler alabiliyor olmak çok hoşuma gidiyor!</p>
<p>Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın.</p>
<p>Deniz</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/20/denizin-gebelik-gunlugu-28-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 28. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/06/denizin-gebelik-gunlugu-25-hafta-2/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 26. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/05/denizin-gebelik-gunlugu-39-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 39. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/30/denizin-gebelik-gunlugu-25-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 25. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/12/denizin-gebelik-gunlugu-40-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 40. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/10/02/denizin-gebelik-gunlugu-21-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/25/denizin-gebelik-gunlugu/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/25/denizin-gebelik-gunlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 05:14:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz'in Gebelik Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta hafta hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16739</guid>
		<description><![CDATA[Veeee yepyeni bir gebelik günlüğü ile karşınızdayız sayın seyirciler&#8230; Blogcu Anne takipçilerinden Deniz, bundan böyle hamilelik serüvenini her hafta bu bölümde paylaşacak. Ben çok heyecanlıyım. Bu paylaşımlar beni çok mutlu ediyor. Deniz&#8217;e burada yer aldığı için teşekkür ediyor, sözü ona devrediyorum. *** Merhaba Blogcu Anne Takipçileri, Benim adim Deniz. 32 yaşındayım ve 2006 yılından beri Amerika’da yaşıyorum. Eşim ve ben bundan tam 5 yıl önce (o zamanlar henüz nişanlıydık) doktora eğitimlerimizi yapmak üzere bu ülkeye geldik ve şimdilik hala buradayız. 20’li yaşlarımdayken en geç 30 yaşında anne olacağım diye planlar yapardım ama gerçekten 30 yaşıma geldiğimde, bir yandan doktora bir yandan da tek başıma evi çekip çevirmekle ancak başa çıktığımdan bebek hayallerimi bir süre daha ertelemem gerektiğini anladım. Gel gör ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Veeee yepyeni bir gebelik günlüğü ile karşınızdayız sayın seyirciler&#8230;</em></p>
<p><em><span id="more-16739"></span></em></p>
<p><em>Blogcu Anne takipçilerinden Deniz, bundan böyle hamilelik serüvenini her hafta bu bölümde paylaşacak. Ben çok heyecanlıyım. Bu paylaşımlar beni çok mutlu ediyor. Deniz&#8217;e burada yer aldığı için teşekkür ediyor, sözü ona devrediyorum. </em></p>
<p><em>***</em></p>
<p>Merhaba Blogcu Anne Takipçileri,</p>
<p>Benim adim Deniz. 32 yaşındayım ve 2006 yılından beri Amerika’da yaşıyorum. Eşim ve ben bundan tam 5 yıl önce (o zamanlar henüz nişanlıydık) doktora eğitimlerimizi yapmak üzere bu ülkeye geldik ve şimdilik hala buradayız. 20’li yaşlarımdayken en geç 30 yaşında anne olacağım diye planlar yapardım ama gerçekten 30 yaşıma geldiğimde, bir yandan doktora bir yandan da tek başıma evi çekip çevirmekle ancak başa çıktığımdan <strong>bebek hayallerimi bir süre daha ertelemem gerektiğini anladım. </strong>Gel gör ki annelik hormonlarım 30 yaşından itibaren gitgide artmaya başlamış olmalı ki, kendimi yavaş yavaş yemek blogları yerine anne bloglarını okurken bulur oldum! Blogcu Anne ile tanışmam da o zamanlara denk gelir. Bir gün, tesadüfen, <a href="http://blogcuanne.com/2010/08/18/mezunusa-ile-amerikada-dogum-hakkinda/" target="_blank">Amerika ve Türkiye’de yapmış olduğu iki doğumu karşılaştıran röportajıyla</a> karşılaştım ve o günden sonra kendisinin en yakın takipçilerinden oldum. Özellikle Amerika’da doğum kismi ve normal doğumu desteklemesi ilgimi çekmişti. Zaten benim de bu ülkede doğurmak istememin başlıca nedeni zorunlu olmadıkça sezaryenin tercih edilmemesiydi.</p>
<p>Eşimle bir yandan bebek planlarımızı – henüz öğrenci olduğumuz, dolayısıyla kendimizi zar zor geçindirebildiğimiz, doğru dürüst bir sağlık sigortamız bile olmadığı gibi – çeşitli sebeplerle ertelerken, <strong>bir yandan da aslında bebek sahibi olmaya ne kadar hevesli ve hazır olduğumuzu fark ediyorduk. </strong>Tabii buna bir de benim, <em>“Birinciyi bir an önce yapmalıyım ki, ikinciyi de çok geç olmadan yapacak zamanım kalsın”</em> paniklerim de eklenince, en zor ve sıkıntılı zamanımızda (yani doktoraları birimiz bitirmiş iş ararken, bir diğerimiz de bitirmek için yoğun bir şekilde çalışırken ve gerçekten de ne yeterli maddi durumumuz ne de sağlık sigortamız varken), bu olasılığı daha fazla engellememeye karar verdik.  Öyle ya, belki de çevremizden sıkça duyduğumuz gibi, hemen bebek sahibi olamayacaktık ve aylarca denemek durumunda kalacaktık. Kısacası, <strong>bebişimizin geleceği zamanı Allah’ın takdirine bırakmaya karar vermemizle birlikte benim hamile kalmam bir oldu!!! </strong>Meğersem, bizim bebiş zaten gelmeye hazırmış! Size bu satırları yazdığım bugün itibariyle 20 haftalık hamileyim! Yani yolun tam yarısına geldim bile!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/DenizinGebelikGunlugu.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-16740" title="DenizinGebelikGunlugu" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/DenizinGebelikGunlugu-473x500.jpg" alt="" width="331" height="350" /></a></p>
<p>Hamileliğimin ilk haftasından itibaren <a href="http://http://blogcuanne.com/hafta-hafta-blogcu-gebe/" target="_blank">Blogcu Gebe</a>’yi ve <a href="http://blogcuanne.com/tag/nilunun-gebelik-gunlugu/" target="_blank">Nilü&#8217;nün Hamilelik Günlüğü’nü</a> büyük bir keyif ve iştahla okuyor, biraz da hayıflanıyordum keşke ben de böyle bir günlük tutabilsem diye. O yüzden Blogcu Anne’den böyle bir teklif gelince çok mutlu olmakla birlikte biraz da endişelendim açıkçası. Kendimi istediğim kadar açık ya da anlaşılır ifade edememekten korktum ama yine de denemeye karar verdim. Çünkü, anladım ki, hamileliği (kocayla da olsa) tek başına (anneden, aile ve arkadaşlardan uzakta) geçirmek gerçekten de zormuş ve <strong>hamile kişisinin sık sık dertleşmek ve soru sormak gibi ihtiyaçları oluyormuş.</strong> E dinleyecek ve danışacak sizlerden daha iyi kimleri bulabilirim ki?!</p>
<p>Kısaca bu 20 haftayı özetleyecek olursam:  Bebeğimizin varlığını öğrendiğimiz günden itibaren hayatımızda köklü değişiklikler oldu! Birincisi, bebeğim bana şans getirdi ve aylardır başvurularda bulunduğum üniversitelerin birinden teklif aldım! Hamileliğimin 3. ayını tamamlamak üzereyken, tası-tarağı toplayıp 5 yıldır yaşadığımız New York’tan ayrılarak North Carolina’ya yerleştik. İkincisi, ay başındaki detaylı ultrason taramasında <strong>bebeğimizin cinsiyetini öğrendik: ERKEK! </strong>Nedense bana hep kız gibi geliyordu, o yüzden erkek olmasına biraz şaşırdım, ama tabii ki çok sevindim. Zaten ilk çocuk olunca cinsiyetinin ne olduğunun pek bir önemi olmuyor. Şimdi artik, oğlumuzun sağlıkla gelişmesini ve zamanı gelince aramıza katılmasını heyecanla bekliyoruz. Önümüzdeki hafta doktor kontrolümüz var. Gelişmeleri size anlatmaya haftaya devam edeceğim.</p>
<p>Sağlıkla kalın,</p>
<p>Deniz</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/02/19/gokcenin-gebelik-gunlugu/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/06/hafta-hafta-blogcu-gebe/" rel="bookmark" class="crp_title">Hafta hafta Blogcu Gebe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/14/denizin-gebelik-gunlugu-27-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 27. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/04/gokcenin-gebelik-gunlugu-11-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü, 11. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/30/denizin-gebelik-gunlugu-25-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 25. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/25/denizin-gebelik-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hediye Kitap: Hafta Hafta Hamilelik Yogası ve Meditasyon</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/09/17/hediye-kitap-hafta-hafta-hamilelik-yogasi-ve-meditasyon/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/09/17/hediye-kitap-hafta-hafta-hamilelik-yogasi-ve-meditasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 05:30:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Oku Anlat]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yoga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=16651</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftanın hediye kitabı Gün Yayıncılık&#8217;tan. Dr. Neslihan İskit tarafından hazırlanan Hafta Hafta Hamilelik Yogası ve Meditasyon, bebeğin her hafta yaşadığı gelişimleri anlatırken, bir yandan da haftanın yoga hareketlerini sunuyor. İskit, giriş yazısında şöyle diyor: Yoga, Sanskrit dilinde birleşme anlamındadır: bedenin, zihnin ve ruhun birleşmesi. İyi bir hamilelik dönemi geçirmemiz için bize ait bu üçlünün tam bir uyum içinde çalışması gerekir. Genellikle şehir yaşamı içinde bilinçli bireyler olarak vücudumuzu formda tutmak için spor yapmakta, entelektüel zekamızı geliştirmek için kitap okumakta, sinemaya gitmekte ya da çeşitli araştırmalar yapmaktayız. Dinlenmek, kısa seyahatlere çıkmak bizi bir süre rahatlatır ancak önemli olan bu üçlünün ortak olarak bir şey yapması ve bundan en çok yararı elde etmesidir. Bu da yoga ile mümkün olur. Yoga anne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftanın hediye kitabı Gün Yayıncılık&#8217;tan.</p>
<p><span id="more-16651"></span></p>
<p><a href="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/HamileYogasiKitap.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-16652" title="HamileYogasiKitap" src="http://blogcuanne.com/wp-content/uploads/2011/09/HamileYogasiKitap-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Dr. Neslihan İskit tarafından hazırlanan<em> Hafta Hafta Hamilelik Yogası ve Meditasyon,</em> bebeğin her hafta yaşadığı gelişimleri anlatırken, bir yandan da haftanın yoga hareketlerini sunuyor.</p>
<p>İskit, giriş yazısında şöyle diyor:</p>
<blockquote><p>Yoga, Sanskrit dilinde birleşme anlamındadır: bedenin, zihnin ve ruhun birleşmesi. İyi bir hamilelik dönemi geçirmemiz için bize ait bu üçlünün tam bir uyum içinde çalışması gerekir. Genellikle şehir yaşamı içinde bilinçli bireyler olarak vücudumuzu formda tutmak için spor yapmakta, entelektüel zekamızı geliştirmek için kitap okumakta, sinemaya gitmekte ya da çeşitli araştırmalar yapmaktayız. Dinlenmek, kısa seyahatlere çıkmak bizi bir süre rahatlatır ancak önemli olan bu üçlünün ortak olarak bir şey yapması ve bundan en çok yararı elde etmesidir. Bu da yoga ile mümkün olur. Yoga anne olmak için çıktığınız yolculukta testler, teknoloji ve kafanızda yanıt bulmaya çalıştığınız sorular arasında, huzurlu bir alan yaratmanızı sağlar.</p></blockquote>
<p>Konu mankeninin Şirin Ediger Bayülgen olduğu kitap için fotoğrafları da Okan Bayülgen çekmiş. Dr. Ender Saraç&#8217;tan beslenme önerilerinin de verildiği kitabın sonundaki gerçek doğum hikayeleri de yüreklendirici nitelikte.</p>
<p><em>Hafta Hafta Hamilelik Yogası ve Meditasyon, </em>hamilelik yogasına ilgi duyan ve herhangi bir sebeple yoga dersine gitmeyen ya da dersleri takviye etmek isteyenleri tatmin edecek bir kitap gibi görünüyor.</p>
<p>İlgileniyorsanız yorum kısmı sizin. Salı gün bitimine kadar zamanınız var.</p>
<p>İyi şanslar!</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/10/12/anneysen-comla-hafta-hafta-hamilelik/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneysen.com&#8217;la Hafta Hafta Hamilelik</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/04/21/hediye-kitap-hamilelik-dogum-ve-bebek-bakim-kitabi/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye Kitap: Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakım Kitabı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/07/hediye-kitap-sihirli-40-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye kitap: Sihirli 40 Hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/11/06/hafta-hafta-blogcu-gebe/" rel="bookmark" class="crp_title">Hafta hafta Blogcu Gebe</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/08/06/hediye-kitap-ilk-kesiflerim/" rel="bookmark" class="crp_title">Hediye kitap: İlk Keşiflerim</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/09/17/hediye-kitap-hafta-hafta-hamilelik-yogasi-ve-meditasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>44</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 adımda &#8220;bebek nasıl yapılır?&#8221;</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/06/21/10-adimda-bebek-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/06/21/10-adimda-bebek-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2011 06:23:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=14893</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz bir bebeğin oluşması için bir kadınla bir erkeğin cinsel ilişkide bulunması gerektiğini, bu ilişki sırasında erkeğin sperminin kadının yumurtasını döllediğini, sonunda da rahme yerleşen yumurtanın giderek bir insan yavrusuna dönüştüğünü biliyoruz. Biliyoruz da&#8230; Bu her zaman o kadar kolay olmayabiliyor. Birçok doktor, herhangi bir sağlık sorunu olmayan bir çiftin 6 aydan, hatta bir seneden önce hamile kalmamasını normal buluyor. Elbette çocuk sahibi olmak konusunda problem yaşayan çiftler var, ve neyse ki modern tıp -tümü olmasa da- birçok problemi çözerek isteyen çoğu çiftin bebek sahibi olmasına imkan veriyor. (Dileğim, isteyen herkesin çocuk sahibi olabilmesi) Bu yazı, doğal yoldan bu işi denemeye hazırlananlara dostane bir uyarı/tavsiyeler derlemesi. 1. Tebrikler! Demek siz de artık &#8220;Yaş kemale erdi, biz de çoluk çocuğa karışalım&#8221; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz bir bebeğin oluşması için bir kadınla bir erkeğin cinsel ilişkide bulunması gerektiğini, bu ilişki sırasında erkeğin sperminin kadının yumurtasını döllediğini, sonunda da rahme yerleşen yumurtanın giderek bir insan yavrusuna dönüştüğünü biliyoruz.</p>
<p>Biliyoruz da&#8230; Bu her zaman o kadar kolay olmayabiliyor.</p>
<p>Birçok doktor, herhangi bir sağlık sorunu olmayan bir çiftin 6 aydan,<strong> hatta bir seneden önce hamile kalmamasını normal buluyor.</strong></p>
<p>Elbette çocuk sahibi olmak konusunda problem yaşayan çiftler var, ve neyse ki modern tıp -tümü olmasa da- birçok problemi çözerek isteyen çoğu çiftin bebek sahibi olmasına imkan veriyor. (Dileğim, <em>isteyen </em>herkesin çocuk sahibi olabilmesi)</p>
<p>Bu yazı, <strong>doğal yoldan bu işi denemeye hazırlananlara dostane bir uyarı/tavsiyeler derlemesi.</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">1. <strong>Tebrikler!</strong> Demek siz de artık <em>&#8220;Yaş kemale erdi, biz de çoluk çocuğa karışalım&#8221;</em> diyen güruha katılmaya karar verdiniz.</p>
<p style="padding-left: 30px;">2. <strong>Emin misiniz?</strong> Bak, bu yola girdikten sonra geri dönüş yok; benden söylemesi.</p>
<p style="padding-left: 30px;">3. Şaka şaka. <strong>Çocuk sahibi olmak çok güzel bir şey.</strong> Nerede kalmıştık? Evet, bebek nasıl yapılır?</p>
<p style="padding-left: 30px;">4. Öncelikle, <strong>adet döneminizin düzenli olup olmadığını tespit edin.</strong> Lisedeki biyoloji derslerinde de öğrendiğimiz gibi, yumurtlamanın, adet döneminin ortasında gerçekleştiği teorisinden hareketle aklınızda tutmanız gereken birkaç nokta var:</p>
<p style="padding-left: 30px;">5. Sperm, vücutta iki ila beş gün boyunca yaşayabiliyor. Yumurta ise yumurtlama gerçekleştikten sonra 12 ila 14 saat boyunca yaşıyor. Demek ki ne yapmalı? <strong>Yumurtlamadan önce ve yumurtladıktan hemen sonra spermlerin orada beklediğinden emin olmalı.</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">6. Bu ne anlama geliyor? Bazı kaynaklar -ki bu kaynaklar genellikle çocuk haberi bekleyen eş/dost oluyor- <em>&#8220;ne kadar seks, o kadar şans&#8221;</em> olduğuna inanıyorlar. Teoride elbette seks ve hamile kalma arasında doğru orantılı bir ilişki olsa da, pratikte bu böyle çalışmayabiliyor. Nitekim, <strong>hamile kalmaya çalışırkenki seksin kalitesi, kantitesinden daha önemli.</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;">7. Kısacası, <strong>hamile kalacağım diye sabah akşam birlikte olmanıza gerek yok. </strong>Tam tersi, özellikle bu dönemlerde sürekli seks yapmanın erkeğin spermin sayısını da, kalitesini de düşürdüğü biliniyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Bizim doktorumuz adet döneminin 28 gün sürdüğünü ve yumurtlamanın da 14. günde gerçekleştiğini varsayarak bize şöyle bir öneride bulunmuştu: <em><strong>12, 14 ve 16. günlerde seks yapın.</strong> Aralarda yapmayın. Spermleri boşuna harcamayın. Bırakın biriksinler, çoğalsınlar. </em>(Bu biraz mekanik bir tarif gibi gelse de, ilk üç ayda girdiğimiz ev ödevi modundan çıkıp doktorumuzun bu önerisine uyduktan 9 ay sonra Deniz kucağımızdaydı. Ancak elbette ki kadının adet dönemine göre bu önemli günler de değişecektir)</p>
<p style="padding-left: 30px;">8. Adet döneminiz düzenli değilse, eczanelerde satılan <strong>yumurtlama kitlerinden </strong>alabilirsiniz. Bu kitler, vücudunuzdaki bazı hormon değerlerini ölçerek ne zaman yumurtlayacağınız konusunda size fikir veriyor. Siz de ona göre öncesinde ve hemen sonrasında birlikte olarak şansınızı arttırıyorsunuz.</p>
<p style="padding-left: 30px;">9. Her nasıl yaparsanız yapın, <strong>bu işi görev olarak yapmamaya çalışın.</strong> O noktada gerçekten tadı kaçıyor. Rahat olun. Yemeğe çıkın. Canınız isterse bir kadeh bir şeyler için. Gerekirse Victoria&#8217;s Secret mankenlerine özenin.</p>
<p style="padding-left: 30px;">10. <strong>Korumasız seksin tadını çıkarın.</strong> <em>&#8220;Bugün hapımı aldım mı?&#8221; </em>diye  endişelenmeden birlikte olmanın keyfine varın.</p>
<p style="padding-left: 30px;">11. Bunu ne kadar söylesem boş, ama yine de söyleyeceğim: Ben ettim, siz etmeyin. Her ay &#8220;Acaba tuttu mu?&#8221; diye <strong>reglinizden bir hafta önce test yapmaya başlamayın.</strong> &#8220;Ya çıkarsa?&#8221; diye ardı ardına test yapıp durmayın, mümkünse reglinizin gecikmesini bekleyin. Sonra o testlere yatırdığınız paralara acırsınız, söylemedi demeyin.</p>
<p style="padding-left: 30px;">12. Bu konuyu sakın ola bir saplantı haline getirmeyin. <strong>Hamile kalma olasılığınız, bu işe ne kadar takık olduğunuzla tamamen ters orantılı.</strong> Bu yüzdendir ki tıbbi olarak saptanmış bir sorunu olmayan ancak bir türlü hamile kalamayan birçok çift tam vazgeçtikleri -hatta evlat edindikleri- noktada hamile kalırlar.</p>
<p>Herhangi bir sağlık sorunu olmayan, ilk denemelerinde doğru  zamanlamayı tutturabilen bir çiftin başarılı olma şansı %25. Bu, düşük  bir olasılık gibi görünse de, az hesap, bol eğlence ve yukarıdaki birkaç  öneriyle şansınızı arttırabilir, <a href="http://blogcuanne.com/hafta-hafta-blogcu-gebe/" target="_blank">Blogcu Gebe</a> bölümünü takip etmeye başlayabilirsiniz.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/26/bir-daha-asla-diyebilmek/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Bir daha asla&#8221; diyebilmek</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/04/27/23-nisan-cekilisinin-sonuclari/" rel="bookmark" class="crp_title">23 Nisan çekilişinin sonuçları</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/03/15/ne-istemedigini-bilmek-onemli/" rel="bookmark" class="crp_title">Ne isteMEdiğini bilmek önemli</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/19/etkili-anne-baba-egitimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Etkili Anne-Baba Eğitimi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/06/21/10-adimda-bebek-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>44</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

