Nilü’nün doğumuna aşağı yukarı dört hafta kaldı. Heyecan dorukta… *** Karnım herhalde çok büyümüş olsa gerek ki artık tanımadığım insanlar beni sağda solda gördükçe durup “Eee, doğum ne zaman?” diyor, “Daha 4 haftam var” deyince de “Aaa, sahi mi? Sanki her an doğuracaksın gibi” diye yorum yapıyorlar. Dün gece de eşimle baş başa yemek yedikten sonra iki kız arkadaşımla buluştum; birisi doktor. Beni görür görmez “Göbeğin aşağıya inmiş” dediler. Ben de son bir kaç gündür sanki biraz inmiş gibi hissediyordum, eh arkadaşlarım da söyledi ya bende heyecan arttı. Acaba oğlum erken mi gelecek, ilerleyen haftalarda hep beraber göreceğiz inşallah. Bu haftanın önemli olayı doktor randevumdu. Açıkçası pek bir hayal kırıklığı oldu çünkü doktor göbeğimi mezura ile ölçmekten ve Emre’min kalbini …
"HypnoBirthing" etiketli tüm yazılar
Planlı sezaryen düşünenler okusun
Sezaryenin bir “doğum yöntemi” olarak lanse edilmesini, anne-çocuk dergilerinde “Hangi doğum yöntemi size göre?” şeklinde minik testler düzenlenmesini çok yanlış buluyorum. Sezaryen, bir doğum yöntemi değildir; ameliyattır. Doğal doğum, bir doğum yöntemi değildir. Doğumun kendisidir.
Derin’in Doğum Hikayesi
Üç ay önce bugün 35 hafta 3 günlük bir gebeydim. Birkaç gün öncesinde, yaklaşık bir ay sonra doğmasını beklediğim Derin oğlum için “baby shower” partisi düzenlemiştik. O hafta sonu annemle eşyalarını yıkamış, ütülemiş, hastane çantamı hazırlamaya başlamış, ancak “sonraki hafta sonu tamamlarız” diye düşünerek bitirmemiştik. Sonraki hafta sonu Derin’in aramızda olacağını hiç hesaba katmadan…
Ebru ve Alara’nın Hikâyesi
~ 30 Temmuz 2008, Boston ~ Doğrusunu söylemek gerekirse hamileliğe de doğuma da psikolojik olarak hazırlıklı değildim ilk hamile kaldığımda. Fakat bebeğimin içimde geçirdiği 9 ay benim için büyük bir değişim süreciydi. Çok çalışıp profesör olamaya çalışan bilim kadını kimliğimin ikinci plana geçmesini ve anne kimliğinin yavaş yavaş gelişmesini hayretler içinde izledim. Hamilelik ve doğum deneyimim belki kişisel olarak en büyük ve en doyurucu zamanlarından biriydi hayatımın.
Kolay ve Rahat bir Doğum için Telkinler
Aşağıdaki doğum telkinleri, Amerika’dayken aldığım HypnoBirthing dersleri sırasında verilen telkinlerden çeviri. İlk oğlumun doğumuna hazırlanırken bize verilen CD’den düzenli olarak dinlemiş ve korkularımı aşmamda çok faydasını görmüştüm. HypnoBirthing ya da diğer doğal doğum yöntemleri bir bütün olarak ele alınmalı. Tek başına aşağıdaki telkinleri okumaktansa bu ya da benzeri doğal doğum yaklaşımlarını incelemek, iyice öğrenmek ve mümkünse konuda verilen doğal doğum derslerine katılmak daha da faydalı olacaktır. Ancak aşağıdaki telkinlerin de doğumu yaklaşan anne adaylarının rahatlamasına katkıda bulunacağını düşünüyorum. Blogcu Anne
Bahar ve Güneş’in Hikâyesi
~ 18 Haziran 2008, Providence, Rhode Island, ABD ~ Normal doğum istiyordum. Bir arkadaşım şöyle demişti: “sezaryen olan ablam 1 ay yataktan kalkamadı, bebeği taşıyamadı. Ben ise ertesi gün kucağımda bebekle ortada geziniyordum.” Doktorumun muayenehanesinde 12 doktor ve 6 ebe ortak çalışıyorlardı. Ebelik benim aklımdaki ‘köydeki yaşlı teyze’ imajından uzaktı. Önce hemşirelik eğitimi, ardından master ile normal doğumda uzmanlaşıyorlardı. Doktorlar ise tıp fakültesinde çok dolu bir eğitim programları olduğu için acil durumlara ve cerrahiye yoğunlaşıyorlar, birçoğu doğal-müdahalesiz doğum nedir bilmiyordu, çünkü izleyecek fırsatları olmuyordu. Ebeler gerçekten daha deneyimlilerdi normal doğum konusunda.
Doğal Bir Doğum İçin Korkuyu Salıverme Egzersizleri
Jale Dural’ın Hamileler Kulübü’ndeki gebelerle geçen haftaki buluşmamızda gebelerden biri doğum yapmayı planladığı hastaneyi gezerken görevlilerin şöyle bir yorumda bulunduğunu söyledi: “Normal doğumu tabii ki destekliyoruz, ama şunu da göz önünde bulundurmanız lazım ki ancak sınırlı sayıda doğum odamız var. Odaların tümünün (normal doğum yapan annelerle) dolu olması halinde sizi sezaryene almamız gerekebilir.” Pes!
Yüzyılın İcadı: Doğum Planı
Geçtiğimiz Cumartesi günü Pilates Cadısı Jale Dural’ın Hamileler Kulübü‘ndeki gebelerle buluştuk. Ben “Doğal doğumun güzelliği ve benim tecrübem konusunda konuşmaya her zaman hazırım!” diye ortaya dökülünce sevgili Jale de “Öyleyse gel de bizim gebelere anlat bakalım” dedi, ben de heyecanla gittim. Ve “Türkiye’de doğal doğum konusunda önemli işler yapan insanların” ve bu insanların yol gösterdikleri gebelerin zorlu bir yolda olduklarını tekrar anladım. Birçok gebe, doktorunun ona doğal doğum konusunda destek olması bir kenara, sezaryen ya da müdahaleli doğumu teşvik edebileceğini düşünüyor ve doğum sırasında hastane personeli tarafından o şekilde yönlendirilmeye çalışacağından çekiniyor. Ve isteklerini nasıl anlatacağını bilemiyor.
Yeni Gebeler için Doğal Doğum Rehberi
Bir aydan biraz fazla bir süre önce “Yar, bana yapacak bir iş!” diye yola çıkıp bu blogu tutmaya başladığımda ne konuda yazacağımı bilmiyordum. “İçimi dökeyim de, ne olursa olsun” diye başladım; ortaya bu karalamalar çıktı. Paylaşmak istediğim ilk konulardan biri tabii ki hayatımın en önemli olayı olan oğlumun doğumuydu. Deniz’i dünyaya getirirken tercih ettiğim HypnoBirthing yöntemini acaba Türkiye’de bilen var mıdır diye bir internet araştırması yaptım. O linke tıkla, buna mesaj at derken, bir ay sonra bırak bilmeyi, bu konuda konferans veren doktorlardan, Doğal Doğum Bilincini yaymaya çalışan “pilates cadıları”na, doğal doğum üzerine radyo programı yapan eğitmenlerden, senelerini bu işe adamış ebelere kadar birçok insanın Türkiye’de doğal doğum hakkında farkındalık yaratmak için uğraştığını -ve önemli yol kat ettiğini- öğrendim.
Doğal doğum dersleri işe yaramıyormuş (!)
İsveç’te yapılan, yaklaşık 1,000 anne adayının katıldığı bir araştırmaya göre doğal doğum kurslarında verilen rahatlama ve nefes egzersizleri doğum sırasında epidural alımını azaltmıyormuş. Anne adaylarını iki gruba bölmüşler: 1. Doğum sancılarıyla doğal yollardan başa çıkmaya çalışanlar ve 2. Ağrı kesici kullanmayı tercih edenler. İki grubun da yarısından biraz fazlası epidurali tercih etmiş. İki grup arasında epidural alanların oranı açısından fark olmadığı gibi vajinal doğum-acil sezaryen oranı arasında da fark yokmuşmuş.








pınar: biz de istiyoruz :)...
fatma davarcıoğlu özaktaş: bakalım şans bize gülecek mi?...
hatice: bakalım bizde işe yarayacak mı...
Gamze: Biz de katılıyoruz!! :)...
tuuba: bizde istiyoruz.....