<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blogcu Anne &#187; HypnoBirthing</title>
	<atom:link href="http://blogcuanne.com/tag/hypnobirthing/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blogcuanne.com</link>
	<description>Annelik her zaman tozpembe değil</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:29:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Nilü&#8217;nün Gebelik Günlüğü, 36. hafta</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2011/04/24/nilunun-gebelik-gunlugu-36-hafta/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2011/04/24/nilunun-gebelik-gunlugu-36-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2011 04:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Harvey Karp]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Nilü'nün Gebelik Günlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=13477</guid>
		<description><![CDATA[Nilü&#8217;nün doğumuna aşağı yukarı dört hafta kaldı. Heyecan dorukta&#8230; *** Karnım herhalde çok büyümüş olsa gerek ki artık tanımadığım insanlar beni sağda solda gördükçe durup “Eee, doğum ne zaman?” diyor, “Daha 4 haftam var” deyince de “Aaa, sahi mi? Sanki her an doğuracaksın gibi” diye yorum yapıyorlar. Dün gece de eşimle baş başa yemek yedikten sonra iki kız arkadaşımla buluştum; birisi doktor. Beni görür görmez “Göbeğin aşağıya inmiş” dediler. Ben de son bir kaç gündür sanki biraz inmiş gibi hissediyordum, eh arkadaşlarım da söyledi ya bende heyecan arttı. Acaba oğlum erken mi gelecek, ilerleyen haftalarda hep beraber göreceğiz inşallah. Bu haftanın önemli olayı doktor randevumdu. Açıkçası pek bir hayal kırıklığı oldu çünkü doktor göbeğimi mezura ile ölçmekten ve Emre’min kalbini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Nilü&#8217;nün doğumuna aşağı yukarı dört hafta kaldı. Heyecan dorukta&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Karnım herhalde çok büyümüş olsa gerek ki artık tanımadığım insanlar beni sağda solda gördükçe durup <em>“Eee, doğum ne zaman?” </em>diyor, <em>“Daha 4 haftam var” </em>deyince de <em>“Aaa, sahi mi? Sanki her an doğuracaksın gibi” </em>diye yorum yapıyorlar. Dün gece de eşimle baş başa yemek yedikten sonra iki kız arkadaşımla buluştum; birisi doktor. Beni görür görmez <strong><em>“Göbeğin aşağıya inmiş” </em>dediler.</strong> Ben de son bir kaç gündür sanki biraz inmiş gibi hissediyordum, eh arkadaşlarım da söyledi ya bende heyecan arttı. Acaba oğlum erken mi gelecek, ilerleyen haftalarda hep beraber göreceğiz inşallah.</p>
<p>Bu haftanın önemli olayı doktor randevumdu. Açıkçası pek bir hayal kırıklığı oldu çünkü doktor göbeğimi mezura ile ölçmekten ve Emre’min kalbini dinlemekten başka bir şey yapmadı. Kısacası oğluşumu ultrasonda falan göremedim, kilosu boyu hakkında bilgi alamadım. Bu haftada meğerse ilk vajinal kontrol başlıyormuş, bir bakteri için örnek alıp teste yolladılar, zaten bunu kitaplarımda da okuduğum için çok endişelenmedim. Eğer bende varsa doğum sırasında damardan bir antibiyotik vereceklermiş ki bebeğe geçmesin diye. Bu randevunun <strong>en şaşırtıcı olayı hiç kilo almamış olmam oldu, gözlerime inanamadım</strong> ve tabii korktum eyvah bebeğim de mi büyümedi acaba diye. Doktor da gülerek bu çok yaygın bir durum hatta son ayda kilo verenler bile oluyor dedi, sebebi de artık mide iyice sıkıştığı için farkında olmasak da daha az yememizmiş, ben şahsen hiç böyle bir durum yaşamıyorum ama kilo almamamı düzenli yürüyüş ve yaptığım yogaya bağlıyorum. Yeni hamilelere önerim eğer çok kilo almaya başladıysanız benim gibi spora başlamak için geç kalmayın, kesinlikle hamilelikte sporun faydası çok: hem kilo kontrolü açısından hem de kiloya bağlı bel ve sırt sorunlarını önlemek açısından.</p>
<p>Geçen hafta endişelerimden söz etmiştim ya doktoruma bu konuda ne yapabilirim diye sordum. İlaç veremeyeceğimiz için çok önerebileceğim bir şey yok ama artık bebeğe bir zararı olmayacağı için istersen haftada bir kadeh şarap içebilirsin dedi, hani belki rahatlatır diye. Açıkçası bu kadar süre hiç içmedim onun için şu son 4 haftada da içmeyeceğim, varsın endişelerim beni boğmaya devam etsin artık bir şekilde telkinlerle kendimi oyalayacağım. Bir sonraki kontrol iki hafta sonraymış ondan sonra da kalan her haftada beni göreceklermiş.</p>
<p>Bu hafta sipariş ettiğim iki kitap da geldi ve ikisini paralel okumaya başladım. Birisi başucu kitabım diğeri de güleceksiniz ama tuvalet kitabım, ömrümü o kadar çok tuvalette geçirince kitap okuyacak vaktim oluyor.  Kitaplarımın adları ve konuları şöyle: <em><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/16/kutlamadan-korkuya-kadin-ve-dogumun-tarihi/" target="_blank">“HypnoBirthing: The Mongan Method”</a>, </em>yazarı hypnobirthing’in yaratıcısı Marie F. Mongan. Diğer kitabımı kesin birçoğunuz biliyordur, Elif’in de <a href="http://blogcuanne.com/2010/07/22/harvey-karpla-roportaj/" target="_blank">Türkiye’ye geldiğinde röportaj yaptığı Dr. Harvey Karp’</a>ın <em><a href="http://blogcuanne.com/2010/07/20/gelelim-sadede-the-happiest-baby-on-the-block/" target="_blank">“The Happiest Baby on the Block”</a> </em>adlı kitabı.</p>
<p>Hypnobirthing kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Şu an kitabın yarısındayım ve daha ne kendimi sakinleştirme ne de nefes egzersizleri açısından bir parça bile bilgi öğrenemedim. Kadın resmen olayın tarihçesini anlatmış ve bir sürü de hypnobirthing doğum hikâyeleri, şahsen bunun için niye kitap yazmış anlamadım. Tamamını okuyup bitirdikten sonra size alın ya da almayın demeye hakkım olur ama şu anki ilk izlenimim gereksiz bir kitap.</p>
<p>Diğer kitabı ise hem okuması zevkli hem de ilk aylardaki çocuk bakımı açısından yararlı bilgilerle dolu. 10 aylık oğlunu uyutmakta hala zorlanan kardeşim keşke araştırıp bulsaydı da bu kitabı alıp okusaydı. Kitap tamamen bebeklerin nasıl sakinleştirileceğini ve güzel bir uyku uyuyabileceğini öğretiyor. Hepsi de gayet basit ve uygulaması kolay metotlar ve hatta birçoğu zaten <strong>bizim sürekli annelerimizden ve çevremizden duyduğumuz taktikler: kundaklama, emzirme, sallama, </strong>vs. Açıkçası en hoşuma giden yanı dünyayı bebeklerin gözünden görmemizi sağlayarak bebeklerimizi daha iyi anlamamıza yardım ediyor, herkese tavsiye ederim.</p>
<p>Bugün itibari ile eşimle hayatımıza iki kişi olarak devam edeceğimiz son 6 güne girdik. Haftaya kayınvalidemler geliyor, onlardan birkaç hafta sonra annemler ve en son da eğer daha önce gelmezse Emremiz aramıza katılacak inşallah. O gün bunun farkına varıp eşime söylediğimde ikimiz de söyle bir durduk ve beraber geçirdiğimiz son 14 yılımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçti: Üniversitenin son yılında tanışmamız, 6 ay sonrasında çıkmaya başlamamız, insanın normalde yapmayacağı şeyleri yaptıran o müthiş taşkın halinde gelen aşk duygusunu tatmamız, mesafelerden dolayı kısa da olsa aşk acısı çekmemiz ve sonra dayanamayıp ben 23 o 24 yaşındayken evlenmemiz. Yani anlayacağınız tam <strong><em>hey gidi günler hey </em>olduk. </strong>Yakında ikimizin de yeni birer unvanı olacak: inşallah ben anne o da baba. Yazarken bile gözlerim doluyor heyecanlanıyorum, artık birbirimizin bebeği olmayacağız çünkü ikimizin de ortak parçası bir bebeğimiz olacak. Eminim her şey çok zor olacağı kadar bir o kadar da güzel olacak ve bu yeni açılacak dosya hayatımız süresince kim bilir nelerle dolacak ve kabaracak. Galiba bebeğimizle beraber biz de yeniden doğacağız ve yeni bir hayata gözlerimizi açacağız. Bebeğimizin bu dünyayı öğrenmesi gibi biz de onun dünyasını ve annelik/babalık dünyasını keşfedeceğiz. Yeni maceralarla dolu hayatımızı dört gözle bekliyorum ve darısı sıradaki tüm anne adaylarına ve çocuk deneyen, isteyen herkese diyorum.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/05/06/gokcenin-gebelik-gunlugu-20-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Gökçe&#8217;nin Gebelik Günlüğü, 20. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2012/01/15/denizin-gebelik-gunlugu-36-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Deniz&#8217;in Gebelik Günlüğü, 36. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/07/21/atistirmalik/" rel="bookmark" class="crp_title">Atıştırmalık</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/12/30/nilunun-gebelik-gunlugu-19-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Nilü&#8217;nün Gebelik Günlüğü &#8211; 19. hafta</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/05/08/nilunun-gebelik-gunlugu-38-hafta/" rel="bookmark" class="crp_title">Nilü&#8217;nün Gebelik Günlüğü, 38. hafta</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2011/04/24/nilunun-gebelik-gunlugu-36-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Planlı sezaryen düşünenler okusun</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/08/05/planli-sezaryen-dusunenler-okusun/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/08/05/planli-sezaryen-dusunenler-okusun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 12:41:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sıhhat]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=8145</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryenin bir &#8220;doğum yöntemi&#8221; olarak lanse edilmesini, anne-çocuk dergilerinde &#8220;Hangi doğum yöntemi size göre?&#8221; şeklinde minik testler düzenlenmesini çok yanlış buluyorum. Sezaryen, bir doğum yöntemi değildir; ameliyattır. Doğal doğum, bir doğum yöntemi değildir. Doğumun kendisidir. HypnoBirthing (telkinle doğum) bir doğum yöntemidir. Suda doğum bir doğum yöntemidir. Sezaryen değildir. Sezaryen, bir kurtarma operasyonu olduğu için ancak ve ancak acil durumlarda yapılmalıdır. Bu, birçok Avrupa ülkesinde böyledir. Normali, doğumun başlaması, ilerlemesi, ve nihayetinde bir sorun çıkması halinde sezaryene gidilmesidir. Haftalar öncesinden randevu alarak bebeğin doğum tarihini belirlemek, tıbbi bir sorun yokken doğumun başlamasını beklemeden sezaryenle bebeği almak sakıncalıdır. Karın ameliyatı gibi ciddi bir ameliyatın gereksiz yere yapılmasının anne için sakıncaları olduğu gibi, bebeği hazır olmadan dışarı çıkarmak onun için de sakıncalıdır. Neden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/08/planlisezaryen.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8146" title="PlanliSezaryen" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/08/planlisezaryen.jpg?w=138" alt="" width="138" height="150" /></a>Sezaryenin bir &#8220;doğum yöntemi&#8221; olarak lanse edilmesini, anne-çocuk dergilerinde <em>&#8220;Hangi doğum yöntemi size göre?&#8221; </em>şeklinde minik testler düzenlenmesini çok yanlış buluyorum. Sezaryen, bir doğum yöntemi değildir; ameliyattır.</p>
<p>Doğal doğum, bir doğum yöntemi değildir. <strong>Doğumun kendisidir.</strong></p>
<p><span id="more-8145"></span></p>
<p><strong>HypnoBirthing </strong>(telkinle doğum) bir doğum yöntemidir. <strong>Suda doğum </strong>bir doğum yöntemidir. Sezaryen değildir.</p>
<p>Sezaryen, bir kurtarma operasyonu olduğu için ancak ve ancak acil durumlarda yapılmalıdır. Bu, birçok Avrupa ülkesinde böyledir.</p>
<p>Normali, doğumun başlaması, ilerlemesi, ve nihayetinde <strong>bir sorun çıkması halinde sezaryene gidilmesidir.</strong></p>
<p>Haftalar öncesinden randevu alarak bebeğin doğum tarihini belirlemek, tıbbi bir sorun yokken doğumun başlamasını beklemeden sezaryenle bebeği almak sakıncalıdır. <strong>Karın ameliyatı gibi ciddi bir ameliyatın gereksiz yere yapılmasının</strong> anne için sakıncaları olduğu gibi, bebeği hazır olmadan dışarı çıkarmak onun için de sakıncalıdır.</p>
<p>Neden böyle olduğunu Anne ve Bebişi şu güzel yazısında anlatmış: <a href="http://annevebebisi.blogspot.com/2010/07/belgesel-natural-birth.html" target="_blank">Belgesel, Natural Birth</a>. Okuyun. Doktorunuz &#8220;çatın dar&#8221; gibi, &#8220;bebek büyük&#8221; gibi acil olmayan ve aslında sezaryen sebebi olmayabilen durumları öne sürerek<strong> planlı sezaryen öneriyorsa ona da okutun.</strong></p>
<p>Esra&#8217;nın eline, diline sağlık. Bundan daha güzel anlatılamazdı.</p>
<p>&#8211;</p>
<p>Paylaşın:</p>
<p class="getsocial" style="text-align:left;"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1008.png" alt="" /><a title="Add to Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://blogcuanne.com/2010/08/05/planli-sezaryen-dusunenler-okusun/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1018.png" alt="Add to Facebook" /></a><a title="Add to Digg" rel="nofollow" href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;title=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1028.png" alt="Add to Digg" /></a><a title="Add to Del.icio.us" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;title=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1038.png" alt="Add to Del.icio.us" /></a><a title="Add to Stumbleupon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;title=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1048.png" alt="Add to Stumbleupon" /></a><a title="Add to Reddit" rel="nofollow" href="http://reddit.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;title=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1058.png" alt="Add to Reddit" /></a><a title="Add to Blinklist" rel="nofollow" href="http://www.blinklist.com/index.php?Action=Blink/addblink.php&amp;Description=&amp;Url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;Title=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1068.png" alt="Add to Blinklist" /></a><a title="Add to Twitter" rel="nofollow" href="http://twitter.com/home/?status=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun+%40+http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1078.png" alt="Add to Twitter" /></a><a title="Add to Technorati" rel="nofollow" href="http://www.technorati.com/faves?add=http://blogcuanne.com/2010/08/05/planli-sezaryen-dusunenler-okusun/" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1088.png" alt="Add to Technorati" /></a><a title="Add to Yahoo Buzz" rel="nofollow" href="http://buzz.yahoo.com/buzz?targetUrl=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;headline=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1098.png" alt="Add to Yahoo Buzz" /></a><a title="Add to Newsvine" rel="nofollow" href="http://www.newsvine.com/_wine/save?u=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F08%2F05%2Fplanli-sezaryen-dusunenler-okusun%2F&amp;h=Planl%C4%B1%20sezaryen%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnenler%20okusun" target="_blank"><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1108.png" alt="Add to Newsvine" /></a><img style="border:0;margin:0;padding:0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2010/08/gs1118.png" alt="" /></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/03/gec-olsun-guc-olmasin/" rel="bookmark" class="crp_title">Geç olsun, güç olmasın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/10/neredesiniz-erkekler/" rel="bookmark" class="crp_title">Neredesiniz erkekler?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/imdat/" rel="bookmark" class="crp_title">İmdat.</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/14/emzirme-reformu-yakindir/" rel="bookmark" class="crp_title">Emzirme Reformu yakındır</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/08/02/anneyiz-biz-dergisinin-agustos-sayisinda-tanidik-bir-yuz/" rel="bookmark" class="crp_title">Anneyiz.Biz dergisinin Ağustos sayısında tanıdık bir yüz&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/08/05/planli-sezaryen-dusunenler-okusun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derin&#8217;in Doğum Hikayesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/06/23/derinin-dogum-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/06/23/derinin-dogum-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 05:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.com/?p=6924</guid>
		<description><![CDATA[Üç ay önce bugün 35 hafta 3 günlük bir gebeydim. Birkaç gün öncesinde, yaklaşık bir ay sonra doğmasını beklediğim Derin oğlum için “baby shower” partisi düzenlemiştik. O hafta sonu annemle eşyalarını yıkamış, ütülemiş, hastane çantamı hazırlamaya başlamış, ancak “sonraki hafta sonu tamamlarız” diye düşünerek bitirmemiştik. Sonraki hafta sonu Derin’in aramızda olacağını hiç hesaba katmadan… Üç ay önce bugün bir Salı günüydü. Bir önceki Pazartesi sabahı uyandığımda kasılmalarım vardı. Deniz’i okula, Doğan’ı işe gönderdikten sonra kasılmaların uzun aralıklarla ama normalden daha şiddetli geldiğini fark etmiştim. Aralıklar 15 ila 25 dakika arasında değişiyordu, ama şiddeti ben her ne yapıyorsam durup nefes egzersizleri ve esneme hareketleri yapmak durumunda bırakıyordu. O günü öyle geçirdim. Kasılmaların dışındaki tek sıra dışı durum tuvalete girdiğimde karşılaştığım bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/derinrszwm.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6925" title="DerinRSZWM" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/derinrszwm.jpg?w=300" alt="" width="240" height="180" /></a>Üç ay önce bugün <a href="http://blogcuanne.com/2010/03/22/35-hafta-hastane-cantasi/" target="_blank">35 hafta</a> 3 günlük bir gebeydim.</p>
<p>Birkaç gün öncesinde, yaklaşık bir ay sonra doğmasını beklediğim Derin oğlum için <a href="http://blogcuanne.com/2010/04/29/hos-geliyorsun-derin-oglan-partisinin-detaylari/" target="_blank">“baby shower” partisi düzenlemiştik</a>. O hafta sonu annemle eşyalarını yıkamış, ütülemiş, hastane çantamı hazırlamaya başlamış, ancak “sonraki hafta sonu tamamlarız” diye düşünerek bitirmemiştik. <strong>Sonraki hafta sonu Derin’in aramızda olacağını hiç hesaba katmadan… </strong></p>
<p><strong><span id="more-6924"></span></strong>Üç ay önce bugün bir Salı günüydü. Bir önceki Pazartesi sabahı uyandığımda kasılmalarım vardı. Deniz’i okula, Doğan’ı işe gönderdikten sonra kasılmaların uzun aralıklarla ama normalden daha şiddetli geldiğini fark etmiştim. Aralıklar 15 ila 25 dakika arasında değişiyordu, ama şiddeti ben her ne yapıyorsam durup nefes egzersizleri ve esneme hareketleri yapmak durumunda bırakıyordu.</p>
<p>O günü öyle geçirdim. Kasılmaların dışındaki tek sıra dışı durum tuvalete girdiğimde karşılaştığım bir görüntüydü. İlk etapta ne olduğunu anlamadığım, sümüksü, yoğun bir kıvamı olan bu garip şeyin “nişan” olduğunu ancak internete girip okuduktan sonra anladım.</p>
<p><strong><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/09/nasil-hypnobirthing-annesi-oldum/" target="_blank">Deniz’in doğumunda</a> böyle bir şey yaşamamıştım.</strong> Kendime <em>“Her gebelik, her doğum farklıdır Elif”</em> diye telkinde bulunarak üzerinde durmadım. Nişanın çok önemli bir gösterge olmadığını, doğumun ertesi gün de, üç hafta sonra da olabileceğini okumuştum. Perşembe günü zaten doktorumla randevum vardı. Kimseye bir şey söylemeden günüme devam ettim.</p>
<p>Her nedense o Pazartesi günü uzun zamandır hissetmediğim kadar enerjik hissediyordum kendimi. O kadar ki, Deniz okuldan döndükten sonra onu parka indirdim. Eve çıktıktan sonra onunla oynadım. Oflayıp puflamadan, sadece ara sıra gelen kasılmalar sırasında ara vererek yemek yaptım. Doğan geldiğinde Deniz’i ona devrederek koltuğa uzandım ve bir iki saat uyudum.</p>
<p>Gece yarısına gelirken Doğan beni uyandırıp yatağa geçmemi söylediğinde kasılmam yoktu. Sabaha karşı 04.00’e kadar rahat bir uyku çektim.</p>
<p><strong>23 Mart Salı sabahı 04.00’te, bu sefer kasılmayla uyandım. </strong>Oldukça şiddetliydi. Uyumaya devam etmeye çalıştım. 20 dakika sonra bir tane daha… 15 dakika sonra bir tane daha… Saat 5 buçuğa kadar yatakta debelendim. Kasılmalar geldikçe HypnoBirthing’de “J-breathing” denilen, burundan yavaş nefes alıp rahme göndererek ağızdan yavaşça verme hareketini yaptım. En rahat bu şekilde baş ediyordum.</p>
<p>Sonunda saat beş buçukta yatmaktan vazgeçerek kalktım, ancak kimseyi uyandırmadım. Bilgisayarın başına geçip bloga “baby shower partisi” ile ilgili yazımı yazmaya koyuldum. Ancak düzenli olarak 15 dakikada bir gelen kasılmalar uzun süre oturmamı engelliyordu.</p>
<p>Deniz ve Doğan saat 7’ye doğru uyandıklarında ben bilgisayarın başında iki satır bir şeyler yazıyor, on beş dakikada bir kalkıp yatağın ayakucuna tutunarak esneme ve nefes hareketleri yapıyor, sonra yazmaya devam ediyordum. Uyku sersemi ne yaptığımı soran Doğan’a <em>“sanırım bugün hastaneye gideceğiz”</em> dediğim zamanki surat ifadesini, gözlerinin kocaman açılıp<em> “Ha? Ne?!” </em>diye soruşunu hiç unutmayacağım. Hazırlıksız yakalanmıştı.</p>
<p>Doktora kontrole gideceğimi düşünerek duşa girdim. Öncesinde tuvalette yine bir parça nişanla karşılaştım. Bu sefer hafif pembelik de vardı.</p>
<p>Duştan çıktığımda saat 08.30 olmuştu. Doktorumu arayıp 15 dakikada bir şiddetli kasılmalarımın olduğunu, bir de parça parça pembemsi kitleler geldiğini söyledim.<em> “Haftanız gereği normal olarak kasılıyor olabilirsiniz, ancak görmeden bir şey söyleyemem”</em> dedi. Doğan’la birlikte Deniz’i okula bıraktıktan sonra doktorun yolunu tuttuk.</p>
<p><strong>Yolda kasılıp duruyordum. </strong>İstanbul’un yollarının muhteşem (!) altyapısı bu noktada beni bu şehirde yaşadığıma pişman olma eşiğine getirtti. Nitekim her tümsek, her yükselti, hele de o anda kasılıyorsam, inanılmaz rahatsız ediyordu.</p>
<p>Yaklaşık yarım saat süren olağan bir yolculuğun sonunda Nişantaşı’na vardık. Neyse ki sabah trafiğini atlatmıştık. NST’ye girdiğimde bir tane gözle görülür kasılmanın dışında bir şey yoktu. Bebeğin kalp atışları düzenliydi.</p>
<p>Bu noktada ben açılma olduğunu hissediyordum. Bir şekilde farklı bir his vardı aşağılarda… Ancak beklentim doktordan <em>“2 santim açılmışsınız, eve gidin. Doğumun ne zaman olacağı belli değil, bir süre böyle gezebilirsiniz”</em> gibi bir şeyler duymaktı.</p>
<p>Kübra Hanım NST sonuçlarına baktığında <em>“Anormal bir durum yok, bir de muayene yapalım”</em> dedi. Vajinal muayenenin sonunda kendisi de şaşkın bir şekilde <em>“<strong>5 santim açılma var!</strong> Doğum başlamış, bugün geliyor bu bebek”</em> deyince Doğan da ben de kulaklarımıza inanamadık.</p>
<p>Ağzımdan çıkan ilk şey <em>“Durduramaz mısınız???”</em> oldu. <strong>Henüz 37. haftaya bile gelememiştik. </strong>Bebeğin kilosu iyi görünüyordu ama herhangi bir sorun olabilmesi ihtimali beni endişelendiriyordu. Kübra Hanım bu noktadan sonra bir şey yapılamayacağını, doğumun başladığını, 35+3’te bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmemesi için bir sebep olmadığını söyledi.</p>
<p>Biz bütün bu bilgi bombardımanını sindirmeye çalışırken Kübra Hanım eve gidip toplanıp hastaneye geri dönmemizi söyledi. <strong><em>“Acele etmeyin, ama ağırdan da almayın”</em></strong> dedi. Ben, gün bitmeden doğuracağım gerçeğini kabul etmek istemezcesine kendime iş çıkarmaya çalışıyordum. Karşıya geçip annemi alıp alamayacağımızı sordum. Doğan da, Kübra Hanım da <em>“Yok artık, o kadar da değil” </em>bakışları fırlatınca kendime gelmem gerektiğini fark ettim. Annemin kendi başına gelmesine karar verdik.</p>
<p>Muayenehaneden güle oynaya ama şaşkın bir şekilde ayrıldık. Nişantaşı’nda sokaklarında ördek gibi yürürken bir yandan da kasılmam geldikçe park etmiş arabalara yaslanıp esneme hareketleri yapıyor, nefes alıp veriyordum.</p>
<p>Arabaya atlayıp çantamızı toplamak üzere eve gelirken aklımda tek bir düşünce vardı: <strong>Deniz’e “abi olacağı” için söz verdiğimiz hediyeyi almak. </strong>Doğum beklediğimizden çok daha erken başladığı için birçok konuda hazırlıksız yakalanmıştık. Daha bebeğin odası bile tamamen hazır değildi. O hallolmasına hallolurdu da, Deniz kardeşini görmeye hastaneye geldiğinde onu eli boş göndermemeye niyetliydim.</p>
<p>Neyse ki Doğan da benimle aynı fikirdeydi ki evin oralara yaklaştığımızda ilk iş kendimizi oyuncakçıya attık. Thomas trenli legoyu ararken legolarla puzzle’ların arasındaki koridorda bir iki kasılma daha atlattım. Oyuncakçıdan çıktığımızda evde kahvaltılık bir şeyler olmadığını, bizim yokluğumuzda Deniz’e bakacak olan babaannenin bir de alışverişle uğraşması gerekeceğini düşünerek markete gitmeye yeltendiysek de Kübra Hanım’ın <em>“ağırdan almayın” </em>nasihatini hatırlayarak eve gitmeye karar verdik.</p>
<p><strong>Eve gelip hastane çantamızı tamamladık. </strong>O sırada annem ve kız kardeşim bizimle hastaneye gelmek üzere, Doğan’ın annesiyle babası da Deniz’e bakmak üzere eve geldiler. Deniz’i okuldan arayıp bebeğin gelmekte olduğunu, hastaneye gittiğimizi, döndüğünde onu babaannesinin karşılayacağını ve –daha önce söylediğimiz gibi- birkaç gün onunla kalacağını anlattık. Sonra da ben, Doğan, annem ve Ece arabaya doluşup yine Nişantaşı’nın yolunu tuttuk. Kasılmalar beş dakikada bir düzenli olarak geliyordu.</p>
<p><strong>Çok güzel bir bahar günüydü.</strong> İki gün öncesine kadar hüküm süren kış yerini bahara bırakmış, insanın içini ısıtıyordu.<em> “Bu Derin oğlan sıcak havayı görünce Nisan geldi sandı, ne olurdu bir ay daha bekleyeydi?!”</em> diye geçirdim içimden.</p>
<p>Yolda giderek artan kasılmalarla başa çıkmaya çalışarak saat üç buçukta Amerikan Hastanesi’ne girişimizi yaptık.</p>
<p>Kübra Hanım hastaneyi arayıp haber verdiği için bizi bekliyorlardı. Hemen odamıza yerleştik. Üzerimdeki yoga pantolonu ve penye üstle çok rahat ettiğim için hastane geceliğini girmemi teklif eden hemşireyi kibarca geri çevirdim. Israr edince de <em>“Kübra Hanım gelmek üzere, o giy derse giyerim”</em> dedim. Kan alındıktan sonra damar yolunun açık kalmasını istemedim. <strong>Hareket ederken kolumda iğne olsun istemiyordum.</strong> Kübra Hanım’la daha önce konuşmuş, bu tür rutin uygulamalardan gerek olmadığı müddetçe kaçabileceğim konusunda güvence almıştım.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-6927" title="image.aspx" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/image-aspx.jpg" alt="" width="468" height="292" /></p>
<p style="text-align: left;">Çok kısa bir süre sonra Kübra Hanım geldi. Vajinal muayene yaptı. Açılmanın sekiz santim olduğunu öğrenince oldukça rahatladık. Demek ki muayene yaptığı saat 11 ile hastaneye geldiğimiz saat 3 buçuk arasındaki kasılmalar etkili olmuş, doğum ilerlemişti.</p>
<p><strong>Artık tek yapacağımız şey beklemekti. </strong>Açılmanın 10 santim olmasını ve bana ıkınma hissi gelmesini beklemek.</p>
<p>Aslında asıl HypnoBirthing tekniğinde ıkınma söz konusu değil. Amaç, kendinizi telkinle sakinleştirdikten sonra bebeğin doğal bir şekilde içinizden kayıp gitmesini beklemek. Ancak ben her iki doğumumda da ıkınma hissini bastıramadığım gibi,  kendimi o kadar gevşetemedim.</p>
<p>Bu noktada bir antiparantez açma ihtiyacı hissediyorum. Sabah muayene olmaya gidip de 5 santim açıklık olduğunu öğrendiğimizde Kübra Hanım&#8217;ın bizi eve göndermiş olmasını anlattığımda<em> &#8220;Nasıl gönderdi o halde?&#8221; </em>şeklinde tepkiler almıştım. Burada <a href="http://blogcuanne.com/2010/04/02/beni-turk-hekimlerine-emanet-edin/" target="_blank">Kübra Hanım&#8217;ın tecrübesinin ve doğal yaklaşımının</a> ve birbirimize duyduğumuz karşılıklı güvenin çok büyük etkisi vardı. Aradaki üç dört saatlik süreci hastanede geçirmemin benim için hiçbir faydası olmayacağı gibi, büyük ihtimalle stres olacağım ortadaydı. Oysa eve giderek hem panik olmadan hazırlıklarımızı tamamladık, hem de o süreç boyunca gelen kasılmaları oyalanarak atlatmış olduk.</p>
<p>Hastane odasındaki halimiz de çok rahattı. Yine müziğimizi koymuş, ışıkları kısmıştık. Kendi kıyafetlerimle, yanımda eşim, annem, kız kardeşimle, <strong>kendi evimde gibiydim.</strong> Aralarda sohbet ediyor, bol su içiyor, kasılma geldiğinde herkes sessizleşiyor,  esneme hareketleri yaparak sancıyı atlatıyordum. Yer yer pilates topunun üzerine oturup rahatlıyordum. Kübra Hanım da yanımıza uğrayıp sohbetimize katılıyor, zaman zaman bizi yalnız bırakmak için dışarı çıkıyordu. Ece fotoğraf çekiyordu.</p>
<p><strong>Kübra Hanım bu süreçte bana çok iyi gelen iki öneride bulundu.</strong> Birincisi, daha önceki doğumumda da uyguladığımız ve çok işe yarayan aksi yönde baskı uygulamaktı. Her sancı geldiğinde yanımda kim varsa –genelde Doğan, bazen annem- belime baskı yapıyor, beni rahatlatıyordu.</p>
<p>Diğer uygulama da yükseltilmiş hastane yatağının üstüne kule gibi dizdiğimiz yastıkların üzerine eğilerek sağa sola esneme hareketleri yapmaktı. Bu pozisyonda çok rahat etmiştim. O kadar ki, cep telefonuma gelen mesajları bile kontrol edebiliyordum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-6932" title="birth4" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/birth4.jpg" alt="" width="468" height="292" /></p>
<p style="text-align: left;">Kübra Hanım’ın direktifleri sayesinde müdahale minimumda kaldı. Arada tansiyonumu ölçmeye gelen hemşirenin dışında odamıza giren çıkan olmadı. Ayakta daha rahat ettiğimden Kübra Hanım NST yapılması için yatmamı gerekli bulmadı. Hemşire bebeği kısa bir süre dinledikten sonra beni yine kendi halime bıraktı.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-6928" title="birth2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/birth2.jpg" alt="" width="468" height="292" />Böyle böyle, kâh terleyerek, kâh inleyerek, kasılmaların arasında sohbet edip gülüşerek, sonlara doğru ise sessizliğe bürünerek, ama en çok da BEKLEYEREK bir iki buçuk-üç saat geçirdik.</p>
<p>Bu doğumumda da, önceki doğumumda da <strong>beni en çok zorlayan kısımdı bu… </strong>İngilizcede “transition” olarak adlandırılan, açılmanın 8 santimden 10 santime ulaştığı, şiddetli kasılmaların birkaç dakikada bir geldiği, ancak henüz ıkınma hissinin olmadığı zor bir süreç.</p>
<p>Sonlara doğru yorulduğumda uzanmak istedim.</p>
<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-6931" title="birth3" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/birth3.jpg" alt="" width="468" height="292" /></p>
<p>Kübra Hanım tekrar muayene yaptığında <strong>açılma tamamlanmıştı. </strong>Ancak bende henüz ıkınma hissi yoktu. Bir süre daha başa çıkabileceğimi düşünerek doğumhaneye henüz gitmek istemedim. Kübra Hanım da acelemiz olmadığını, istersem işleri hızlandırmak için su kesesini patlatabileceğini, ama o zaman sancıların daha da şiddetleneceğini, dolayısıyla ben isteyene kadar bekleyebileceğimizi söyledi.</p>
<p>Biz de öyle yaptık.</p>
<p>Son yarım saati uzanarak geçirmeye çalıştım. Ancak artık oldukça zorlanmaya başlamıştım. Açılma tamamlanmasına ve sancılar birbiri ardına gelmesine rağmen ıkınma hissi yoktu. Su kesesi de patlamamış olmasına rağmen korkunç bir baskı hissediyordum.</p>
<p>En sonunda yorulduğuma kanaat getirerek Kübra Hanım’a doğumhaneye gitmek istediğimi söyledim. Kasılmaların beni daha fazla yıpratmasını istemedim, <strong>ıkınmak için de gücümün olması gerekiyordu.</strong></p>
<p>Doğumhaneye girdiğimizde saat 18.30’a geliyordu. Kübra Hanım su kesesini patlatacağını söylediğinde ilk başta tereddüt ettim. Ancak ne kadar yerinde bir hareket olduğunu sonradan anladım. Kesenin patlamasıyla birlikte önce inanılmaz bir rahatlama hissine kavuştum. Sonra da bebeğin başının aşağı indiğini hissettim. Ikınma hissiyle birlikte acayip bir titreme de gelmişti. Dişlerimi tutamıyordum. Birkaç dakika süren titremenin sonrasında yeniden terlemeye başladım.</p>
<p>Bu kısım yaklaşık yarım saat sürdü. Şimdi kıyasladığımda, ilk doğumuma oranla çok daha aktif, daha etkili ıkındığımı fark ediyorum. Kübra Hanım bana <strong><em>“Yüzüne ıkınma, aşağı doğru ıkın”</em> </strong>dediğinde ne demek istediğini çok iyi anladım. Çok yerinde bir yönlendirmeydi. Bu sayede olacak ki, birinci doğumumdan sonra kıpkırmızı kesilen yüzüm bu doğumumdan hemen sonra hiçbir şey olmamış gibiydi.</p>
<p>İlk bir iki seferi çok iyi kavrayamasam da iki üç ıkınmadan sonra kendimi kontrolde hissettim. Kübra Hanım yönlendiriyor, Doğan elimi tutuyor, destek oluyordu. Bir ara, yine Deniz’in doğumunda olduğu gibi, umutsuzluğa kapılıp<em> “Çıkmayacak bu bebek!”</em> dediğimi hatırlıyorum. Yine Doğan çok az kaldığını hatırlattı.</p>
<p>Hakikaten de öyleydi. Bir sonraki ıkınmada Derin balık gibi içimden kaydı, Kübra Hanım Derin’i tuttuğu gibi ellerime verdi. Saat 18.57&#8242;ydi. <img class="aligncenter size-full wp-image-6930" title="birth5" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2010/06/birth5.jpg" alt="" width="468" height="292" /></p>
<p><strong>Yine tarifsiz hisler doldu içime… </strong>Bütün acıyı, sızıyı, teri bir anda unuttum. Derin’in ellerimdeki minikliği, sıcaklığı inanılmaz huzur vericiydi. Çıkar çıkmaz bir vaveyla koparmıştı. Cıngar kıyamet ağlıyordu. O sesinin güzelliğini hiç unutmayacağım.</p>
<p>Derin her şeyi kendi bildiği gibi yapmıştı. Daha <em>&#8220;ikinciye niyetlensek mi&#8221;</em> dememizle beraber kendine içimde bir yer edinen, bana ilk gebeliğimden çok farklı tecrübeler yaşatan, kasılmalarla, ıslanmalarla hastaneye koşturan bu aceleci oğlan bir ay erken olmasına rağmen 3 kilo 200 gram ağırlığında, 51 santim uzunluğunda doğarak neredeyse abisinin doğum ebatlarını geçmişti. <strong>O hazırdı, kendi geleceği zamanı biliyordu demek ki&#8230;</strong></p>
<p>***</p>
<p>O günün üzerinden tam üç ay geçti. Uykusuz, gazlı, kolikli, ilk gülücüklü, şimdi de kıkırdamalı bir üç ay.</p>
<p>Zor zamanları da olan, hatta zorlukları çoğunlukta olan bir üç ay…</p>
<p>Ama işte sırf bu anlattıklarımı bile tekrar yaşayabilmek için <em>“üçüncüye var mısın?”</em> deseler hiç tereddüt etmem.</p>
<p>&#8211;<br />
Paylaşın:</p>
<p class="getsocial" style="text-align: left;"><a title="Add to Facebook" rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://blogcuanne.com/2010/06/23/derinin-dogum-hikayesi/" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3015.png" alt="Add to Facebook" /></a><a title="Add to Digg" rel="nofollow" href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;title=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3025.png" alt="Add to Digg" /></a><a title="Add to Del.icio.us" rel="nofollow" href="http://del.icio.us/post?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;title=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3035.png" alt="Add to Del.icio.us" /></a><a title="Add to Stumbleupon" rel="nofollow" href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;title=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3045.png" alt="Add to Stumbleupon" /></a><a title="Add to Reddit" rel="nofollow" href="http://reddit.com/submit?url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;title=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3055.png" alt="Add to Reddit" /></a><a title="Add to Blinklist" rel="nofollow" href="http://www.blinklist.com/index.php?Action=Blink/addblink.php&amp;Description=&amp;Url=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;Title=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3065.png" alt="Add to Blinklist" /></a><a title="Add to Twitter" rel="nofollow" href="http://twitter.com/home/?status=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi+%40+http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3075.png" alt="Add to Twitter" /></a><a title="Add to Technorati" rel="nofollow" href="http://www.technorati.com/faves?add=http://blogcuanne.com/2010/06/23/derinin-dogum-hikayesi/" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3085.png" alt="Add to Technorati" /></a><a title="Add to Yahoo Buzz" rel="nofollow" href="http://buzz.yahoo.com/buzz?targetUrl=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;headline=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3095.png" alt="Add to Yahoo Buzz" /></a><a title="Add to Newsvine" rel="nofollow" href="http://www.newsvine.com/_wine/save?u=http%3A%2F%2Fblogcuanne.com%2F2010%2F06%2F23%2Fderinin-dogum-hikayesi%2F&amp;h=Derin'in%20do%C4%9Fum%20hikayesi" target="_blank"><img style="border: 0; margin: 0; padding: 0;" src="http://getsocialserver.files.wordpress.com/2009/08/gs3105.png" alt="Add to Newsvine" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/imdat/" rel="bookmark" class="crp_title">İmdat.</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/09/03/gec-olsun-guc-olmasin/" rel="bookmark" class="crp_title">Geç olsun, güç olmasın</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/16/sicaklarda-daha-sik-emzirmeli/" rel="bookmark" class="crp_title">Sıcaklarda daha sık emzirmeli</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/14/emzirme-reformu-yakindir/" rel="bookmark" class="crp_title">Emzirme Reformu yakındır</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/07/07/annelerin-gozune-gozluk/" rel="bookmark" class="crp_title">Annelerin gözüne gözlük!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/06/23/derinin-dogum-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ebru ve Alara’nın Hikâyesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/02/11/ebru-ve-alara%e2%80%99nin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/02/11/ebru-ve-alara%e2%80%99nin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 06:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Epiduralli doğum]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/?p=633</guid>
		<description><![CDATA[~ 30 Temmuz 2008, Boston ~ Doğrusunu söylemek gerekirse hamileliğe de doğuma da psikolojik olarak hazırlıklı değildim ilk hamile kaldığımda. Fakat bebeğimin içimde geçirdiği 9 ay benim için büyük bir değişim süreciydi. Çok çalışıp profesör olamaya çalışan bilim kadını kimliğimin ikinci plana geçmesini ve anne kimliğinin yavaş yavaş gelişmesini hayretler içinde izledim. Hamilelik ve doğum deneyimim belki kişisel olarak en büyük ve en doyurucu zamanlarından biriydi hayatımın. Kendi annemin 45 günlük bir koma ile sonuçlanan sezaryen deneyimi ve tıp alanında araştırmacı olmaktan gelen ‘en iyi tedavi kendi sağlığını korumaktır’ şeklinde özetleyebileceğim genel felsefem çerçevesinde normal doğum benim için her zaman ilk seçenekti, ‘gerçekten’ (yani bebek büyük, yaşın ileri, yeterince hızlı ilerlemiyor doğum filan gibi göreceli tanımlara dayanmayan) bir gerek olmadığı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-684" title="EbruVeAlara" src="http://pozitifdogumhikayeleri.files.wordpress.com/2010/02/ebruvealara.jpg?w=225" alt="" width="225" height="300" /></p>
<p><strong>~ 30 Temmuz 2008, Boston ~</strong></p>
<p>Doğrusunu söylemek gerekirse hamileliğe de doğuma da psikolojik olarak hazırlıklı değildim ilk hamile kaldığımda. Fakat bebeğimin içimde geçirdiği 9 ay benim için büyük bir değişim süreciydi. Çok çalışıp profesör olamaya çalışan bilim kadını kimliğimin ikinci plana geçmesini ve anne kimliğinin yavaş yavaş gelişmesini hayretler içinde izledim. Hamilelik ve doğum deneyimim belki kişisel olarak en büyük ve en doyurucu zamanlarından biriydi hayatımın.</p>
<p><span id="more-633"></span></p>
<p>Kendi annemin 45 günlük bir koma ile sonuçlanan sezaryen deneyimi ve tıp alanında araştırmacı olmaktan gelen ‘en iyi tedavi kendi sağlığını korumaktır’ şeklinde özetleyebileceğim genel felsefem çerçevesinde normal doğum benim için her zaman ilk seçenekti, ‘gerçekten’ (yani bebek büyük, yaşın ileri, yeterince hızlı ilerlemiyor doğum filan gibi göreceli tanımlara dayanmayan) bir gerek olmadığı sürece bir ameliyat olmak istemiyordum. Fakat doğum hakkında da neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Benim şansım üniversiteden beri en yakın arkadaşlarımdan birinin de hamile olması ve benden 6 hafta ileri olan hamileliği yüzünden benim soracağım bütün sorulara cevapları zaten araştırmış olmasıydı! Böylece eşlerimizle beraber 5 haftalık bir HypnoBirthing dersine katılmaya karar verdik. Bu karar çok yerinde bir karar oldu, hem eşim hem de ben bu kurs sırasında doğumdan beklememiz gereken şeyleri ve seçeneklerimizi öğrenmiş olduk ve benim belki de filmlerden ve çocukluğumdan beri kulaklarımı dolduran korkularım kuş olup uçtu, çünkü bunların birçok safsata üzerine kurulu olduğunu öğrendim.</p>
<p>Hamile yogası ve uzun yürüyüşler en son dakikaya kadar yaptığım egzersizlerdi ve bana en azından psikolojik olarak çok faydaları dokundu. Hamileliğim hiçbir problem olmadan geçti, tek sıkıntım son haftalarda çok su toplamaktan gelen şişlikti. Ayaklarım normalde 8 numara iken 10 numara terliklere ancak girebiliyordum! Ve 40 haftanın aslında kâğıt üzerinde bir sayıdan başka bir şey olmadığını, ilk bebeklerin ortalamada 41 haftada geldiğini bilmeme rağmen 40 haftayı geçince biraz sıkılmadım değil. Fakat sağ olsun benim bütün hamilelik boyunca isteklerime saygı gösteren doktorum beni sakinleştirdi ve 41 haftaya kadar hiçbir müdahale gerekmediğini, kızımın benim keyfimi çıkardığını söyledi.</p>
<p>40 haftadan sonraki 5. günün akşamı saat 18.00’de suyum geldi. 37. haftada yapılan strepB bakteri testi pozitif olduğu için bana hastanede antibiyotik vermek isteyeceklerini biliyordum. Bu yüzden, yani seruma bağlanmayı ve hastanenin steril ortamında mümkün olduğu kadar az zaman geçirmek istediğimden dolayı hastaneye gidişi yavaştan aldık. Zaten eşim o gün işe bisikletle gitmişti ve geri gelmesi bir saat kadar aldı! Duş yaptım (aylardan Temmuz, hava çok sıcaktı), çantamın son hazırlıklarını tamamladım. Daha sonra eşim gelince annem, babam ile birlikte güzel bir yemek yedik (somon ve patates; hastanede sudan başka bir şey içemeyeceğimi bildiğim için karnımı doyurdum). Saat 21.30 sularında evden çıkıp hastaneye 22.00 gibi vardık. Triaj odasında sevimli bir hemşire ve sevimsiz bir ihtisas öğrencisi doktorun muayenesinden sonra rahmin 3 santim açık olduğu anlaşıldı. Doktoruma daha önce söylediğim ve dosyamda da olduğu için beni normal doğum için tercih edilen jakuzili odaya aldılar. Dünyalar tatlısı hemşire Johanna telsizli monitörleri takarak ayakta kalmama ve yürümeme yardımcı oldu. Benim için doğum öncesi karar verdiğim en önemli şeylerden bir tanesi doğum sırasınca ayakta durabilmek, yürüyebilmek ve genel olarak hareket içinde olmaktı. Bu yüzden seruma sürekli bağlı olmayı tercih etmedim ve 4 saatte bir yarım saat bağlanarak antibiyotik verilmesini istedim. Böylece doğumun çoğunu serbest geçirdim.</p>
<p>Odaya girmemizden 15 dakika kadar sonra sancılarım başladı (saat 23.00 sularında). Önceleri 5-7 dakika arayla gelen fakat başı ve sonu uzun süren sancılarım vardı, daha sonra araları 1-2 dakikaya kadar düştü fakat çabuk başlayıp daha şiddetli oluyorlardı. Etrafta yürüyüp eşime yaslanarak, HypnoBirthing dersinden öğrendiğim ve daha önce çalıştığım nefes tekniklerini kullanarak bir süre geçirdim. Bu arada benim yaşadığım ve daha önce duymadığım bir şey titremelerdi; sancı geldiğinde dişlerim birbirine vuracak kadar titriyordum bazen. Hemşire bunun çok normal olduğunu, bebeğimin gelişinin habercisi olduğunu söyleyerek beni telkin etti.</p>
<p>Bu arada bir parantez açarak ebe yerine doktor seçişimin ve nasıl bir deneyim yaşadığımı biraz anlatayım. Ben doktorumu çok sevdim, bana hiçbir zaman ‘ben doktorum, benim dediğimi dinleyeceksin’ gibi bir tavır takınmadı. Tersine sorularımı mantıklı bir şekilde cevaplayarak, her noktada seçeneklerimi ortaya koyarak ve isteklerimi kendi bilgisi çerçevesinde saygıyla karşılayarak bana son derece destek oldu. Ayrıca doğum sırasında doktorumun orada olamayacak olması (ben Boston’da kendim de araştırmacı olarak çalıştığım çok büyük, 50&#8242;den fazla kadın doğum uzmanının çalıştığı bir yerde doğum yaptım, böyle bir sistemde ancak doktorunuzun nöbetine denk gelirseniz size gelip bakabiliyor, zaten doktor başka arkadaşların da söylediği gibi son anda geliyor) beni rahatsız etmedi, ben eşimle başbaşa olmayı tercih ettim. Sağ olsun hemşire Johanna da olması gereken anlarda gelip onun dışında bizi yalnız bırakmayı bildi ve oldukça isteğimize uygun bir doğum macerası yaşadık. Hamileliğimin değişik dönemlerinde doktorumun da tavsiyesiyle hastanede çalışan ebelere de muayene oldum ve onlarla konuştum ama hiçbiri bana doktorum kadar yakın gelmedi, üstelik doktorum normal doğumu son derece desteklediği için bana gereksiz müdahalelerde bulunmasından da korkmadım (Doğum yaptığım hastanenin istatistikleri yaklaşık yüzde 30 oranında sezaryen gösteriyordu, burası büyük bir hastane olduğu ve yüksek riskte sayılan hastaları çok olduğu için bu yüksek rakam normal sayılır. Sezaryen yüzdelerinin 10-15 arasında olması normal. Türkiye sezaryen ortalamasının yüzde 42 olması pek anlaşılır bir şey değil). İhtisas öğrencileri oldukça kötüydü, bir tanesi ben 3 saattir sancı çekmeme rağmen gelip 2 saat sonra bana pitocin (suni sancı) vermek istediğini söyledi, eşim kendisine saygılı fakat kesin bir şekilde biz çağırmadan bir daha gelmemesini ve böyle bir müdahalenin en azından 24 saate kadar düşünülmeyeceğini belirtti. 24 saat sonra ben çoktan doğum yapmıştım zaten!</p>
<p>Jakuzide sıcak suyun yardımıyla geçirdiğim 2 saatten sonra bir süre de doğum topunun üzerinde yanlara doğru sallanarak kalça açma egzersizlerinde bulundum. O sırada Boston’da çok güzel bir güneş doğuyordu, eşim bunu bana göstermeye çalıştığında ‘Şaka mı yapıyorsun?’ dediğimi hatırlıyorum ama o güneş doğuşu da gözümün önünden gitmiyor. Saat sabah 7.00&#8242;de artık çok yorulmuştum, hastaneye geldiğimizden beri ilk kez kontrol edilmek istedim. Bu sırada kendi kafamda daha önce farketmediğim bir sınır yaratmışım, kendi kendime ‘7 santim derlerse yapacağım yoka epidural alacağım’ demişim. Maalesef 5 santimdeydim ve epidural almak istedim. Anestezi uzmanları müthiş becerikliydi, bir tık bile hissetmeden 3 dakika içinde epidural verdiler. Bu arada ben verebilecekleri en düşük dozu istedim çünkü epiduralın negatiflerinden haberdardım ve kaslarımın kontrolünü mümkün olduğu kadar elimde tutmak istedim. Kasılmaları sancısız bir şekilde hissetmeye devam ettim, ayrıca vücudumun bu rahatlamaya çok ihtiyacı olmuş olacak ki hemen 45 dakika kadar uyudum ve bu 45 dakika sonunda bir basınç hissettim ve 10 santim olduğum ve bebeğin çıkmasına hazır olduğum anlaşıldı. Ayrıca uzun süre epidural almamamın da kasılmalarımın azalmamasında rolü olduğunu düşünüyorum. Bundan sonraki 2 saat doğumumun en zor kısmıydı. HypnoBirthing’de öğrendiğimin tersine kasılmalarla beraber oldukça kuvvetli ıkınmak zorunda kaldım. Bunun da epidural almaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Yine de bacaklarımı hissederek istediğim pozisyonu alabilmek oldukça rahatlatıcıydı, önce bacaklarımı yataktaki bara yaslayarak, sonra oturduğum yerde arkaya eğilip havaya kaldırıp bara yaslayarak, en sonunda da yan yatıp bir bacağımı havaya kaldırarak bu süreci geçirdim. Ve sonunda saat 10.29’da küçük Alara bir haykırma ile aramıza katıldı (3 kilo 450 gram). Makat kaslarımı hissedemediğimden yırtılma yaşadım ve dikiş atmak zorunda kaldılar ama işin iyi tarafı hiç acı duymadım ve iyileşirken de bir tane bile ağrı kesici almak zorunda kalmadım.<img class="alignright size-medium wp-image-686" title="EbruVeAlara2" src="http://pozitifdogumhikayeleri.files.wordpress.com/2010/02/ebruvealara2.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Bebeğimi hemen göğsümün üzerine koydular, gözlerini araladı ve ilk kez göz göze geldik, onun o morumsu kırmızı sıcacık gövdesini ve ilk sarılmamız hayatımın en yoğun anı belki de&#8230; Ayrıca bebeğimizin dünyaya geldiği o an belki de eşimle geçtiğimiz bir köprüydü, o andan sonra onunla yeni ve yıkılmaz bir bağımız var. Hemşire hızlı bir şekilde Apgar skorlarını ölçtükten sonra bebeğimizle beraber 2 gün geçireceğimiz odamıza gittik ve ben doğumdan yaklaşık 1 saat sonra ayaktaydım, bebişimi emziriyordum. Yeni anne olmanın heyecanı içinde koşturmaya başlamıştım.</p>
<p>Kısacası, doğum sırasında hissettiğim şeylerden bir tanesi korku değildi. Bunu HypnoBirthing dersine, kendimi doğum hakkında bilgilendirmeme, eşimin, doktorumun ve harika iki tane doğum hemşiresinin desteğine,küçük kızımın kuvvetli olup doğum sırasında beni hiç üzmemesine ve en önemlisi doğumu hayatımın yaşanması gereken ve bana bir büyüme deneyimi olarak görmemi sağlayan psikolojiye borçluyum. Belki bazılarınız için inanması zor olabilir ama negatifleriyle birlikte doğumum heyecanlı ve doyurucu bir deneyimdi, kızımızın doğum süreci geçmesi zevkli ve üçümüzü birbirimize sıkı sıkıya bağlayan bir deneyimdi. Bu hikâyeyi yazmamdaki amaç, bu deneyimin ne kadar kuvvetli, doyurucu ve yenileyici bir şey olabileceğini göstermekti. Ben şanslıydım, 31 yaşında hiç problemsiz bir hamilelik sonunda son derece pozitif bir doğum hikâyem var. Herkesin yaşına, sağlık durumuna ve imkânlarına bağlı olarak deneyimi farklı olabilir ama salık vermek istediğim doğumunuzun korkulacak bir şey olmadığı ve kendinizi doğru şekilde hazırlarsanız travmatik bir ameliyat gerektirmediği. İnşallah gelecek sefere tamamen doğal ve hastanenin makineli steril ortamından uzak bir doğum istiyorum. Hepinize sağlıklı doğumlar ve bebekler diliyorum!</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/05/senay-ve-elanin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Şenay ve Ela&#8217;nın Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/11/27/ozlem-ve-tunanin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Özlem ve Tuna&#8217;nın Hikayesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/05/10/pinar-ve-elif-nergisin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Pınar ve Elif Nergis&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/13/isil-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Işıl ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/02/11/ebru-ve-alara%e2%80%99nin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay ve Rahat bir Doğum için Telkinler</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/02/09/kolay-ve-rahat-bir-dogum-icin-telkinler/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/02/09/kolay-ve-rahat-bir-dogum-icin-telkinler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 09:36:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Telkinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki doğum telkinleri, Amerika&#8217;dayken aldığım HypnoBirthing dersleri sırasında verilen telkinlerden çeviri. İlk oğlumun doğumuna hazırlanırken bize verilen CD&#8217;den düzenli olarak dinlemiş ve korkularımı aşmamda çok faydasını görmüştüm. HypnoBirthing ya da diğer doğal doğum yöntemleri bir bütün olarak ele alınmalı. Tek başına aşağıdaki telkinleri okumaktansa bu ya da benzeri doğal doğum yaklaşımlarını incelemek, iyice öğrenmek ve mümkünse konuda verilen doğal doğum derslerine katılmak daha da faydalı olacaktır. Ancak aşağıdaki telkinlerin de doğumu yaklaşan anne adaylarının rahatlamasına katkıda bulunacağını düşünüyorum. Blogcu Anne Kolay, Rahat bir Doğum için Telkinler Bebeğimin doğumuna hazırlanırken bütün korkularımı bir kenara bırakıyorum. Bebeğim nihayet bana geleceği için rahat ve mutluyum. Sorunsuz, kolay bir doğuma odaklanıyorum. Bedenim ne yapması gerektiğini biliyor. Aklım, bedenim rahat. Kendime güveniyorum. Kendimi güvende hissediyorum. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aşağıdaki doğum telkinleri, Amerika&#8217;dayken aldığım HypnoBirthing dersleri sırasında verilen telkinlerden çeviri. İlk oğlumun doğumuna hazırlanırken bize verilen CD&#8217;den düzenli olarak dinlemiş ve korkularımı aşmamda çok faydasını görmüştüm.</em></p>
<p><em>HypnoBirthing ya da diğer doğal doğum yöntemleri bir bütün olarak ele alınmalı. Tek başına aşağıdaki telkinleri okumaktansa bu ya da benzeri doğal doğum yaklaşımlarını incelemek, iyice öğrenmek ve mümkünse konuda verilen doğal doğum derslerine katılmak daha da faydalı olacaktır. Ancak aşağıdaki telkinlerin de doğumu yaklaşan anne adaylarının rahatlamasına katkıda bulunacağını düşünüyorum.</em></p>
<p><em>Blogcu Anne</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em><span id="more-677"></span></em><strong>Kolay, Rahat bir Doğum için Telkinler</strong></p>
<p style="padding-left:30px;">Bebeğimin doğumuna hazırlanırken bütün korkularımı bir kenara bırakıyorum.<br />
Bebeğim nihayet bana geleceği için rahat ve mutluyum.<br />
Sorunsuz, kolay bir doğuma odaklanıyorum.<br />
Bedenim ne yapması gerektiğini biliyor.<br />
Aklım, bedenim rahat.<br />
Kendime güveniyorum. Kendimi güvende hissediyorum.<br />
Kaslarım doğumu kolaylaştırmak için uyum halinde çalışıyor.<br />
Bedenimde doğal bir anestezinin gezdiğini hissediyorum.<br />
Doğumun her aşamasından hızla ve kolaylıkla geçerken rahatlıyorum.<br />
Rahmimin ağzı dışarıya doğru açılıyor ve bebeğimin aşağıya kaymasına izin veriyor.<br />
Tamamen rahatlıyorum ve doğumumu Doğaya teslim ediyorum.<br />
Bebeğimin rahmimden kolaylıkla geldiğini tasavvur ediyorum.<br />
Bebeğimin doğumu kolay olacak, çünkü ben çok rahatım.<br />
Doğru nefes alıp veriyorum ve gerginliği engelliyorum.<br />
Bedenimin gevşediğini hissediyorum.<br />
Doğumumu bebeğime ve bedenime teslim ediyorum.<br />
Nefesimin muhteşem bir balonu doldurduğunu tasavvur ediyorum.<br />
Doğumumun her türlü gidişatına hazırım.<br />
Bebeğim usulca ilerliyor.<br />
Bedenimin her kasılması bebeğimi bana biraz daha yaklaştırıyor.<br />
Doğum ilerledikçe bedenimi daha da rahatlatıyorum.<br />
Tamamen gevşemiş ve rahatlamış durumdayım.<br />
Bedenim durgun ve gevşek.<br />
Her kasılmayı nefesimle karşılıyorum; vücudum rahat.<br />
Doğumumu bebeğime ve bedenime teslim ediyorum.<br />
Her kasılmayla derin bir nefes alıyorum.<br />
Bütün korkuları bir kenara bırakıyor ve bebeğimi mutlulukla kucaklıyorum.</p>
<p>&#8211;</p>
<p><em>Kaynak: <a href="http://www.hypnobirthing.com/default.htm" target="_blank">HypnoBirthing, the Mongan Method</a></em></p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/ilgili-yazilar/" rel="bookmark" class="crp_title">Kaynaklar</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/28/dogal-dogum-dersleri-ise-yaramiyormus/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğal doğum dersleri işe yaramıyormuş (!)</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/" rel="bookmark" class="crp_title">Yüzyılın İcadı: Doğum Planı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/03/yasasin-dogal-dogum-hareketi/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşasın Doğal Doğum Hareketi!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/03/22/dogumun-baslama-zamani-dogaya-birakmali-ilaclara-degil/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğumun başlama zamanı doğaya bırakmalı, ilaçlara değil…</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/02/09/kolay-ve-rahat-bir-dogum-icin-telkinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar ve Güneş&#8217;in Hikâyesi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2010/02/01/bahar-ve-gunesin-hikayesi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2010/02/01/bahar-ve-gunesin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 05:40:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pozitif Doğum Hikayeleri - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ebeyle doğum]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Suni sancı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/?p=622</guid>
		<description><![CDATA[~ 18 Haziran 2008, Providence, Rhode Island, ABD ~ Normal doğum istiyordum. Bir arkadaşım şöyle demişti: “sezaryen olan ablam 1 ay yataktan kalkamadı, bebeği taşıyamadı. Ben ise ertesi gün kucağımda bebekle ortada geziniyordum.” Doktorumun muayenehanesinde 12 doktor ve 6 ebe ortak çalışıyorlardı. Ebelik benim aklımdaki &#8216;köydeki yaşlı teyze&#8217; imajından uzaktı. Önce hemşirelik eğitimi, ardından master ile normal doğumda uzmanlaşıyorlardı. Doktorlar ise tıp fakültesinde çok dolu bir eğitim programları olduğu için acil durumlara ve cerrahiye yoğunlaşıyorlar, birçoğu doğal-müdahalesiz doğum nedir bilmiyordu, çünkü izleyecek fırsatları olmuyordu. Ebeler gerçekten daha deneyimlilerdi normal doğum konusunda. Meraktan bir sonraki randevumu ebeden aldım. “Biz normal doğum için gereken tıbbi bilgi ve yardım yanında doğum esnasında sürekli yanında bulunup psikolojik destek de veriyoruz ve doğumu her açıdan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://pozitifdogumhikayeleri.files.wordpress.com/2010/01/bahargunes.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-623" title="BaharGunes" src="http://pozitifdogumhikayeleri.files.wordpress.com/2010/01/bahargunes.jpg?w=300" alt="" width="252" height="190" /></a>~ 18 Haziran 2008, Providence, Rhode Island, ABD ~</strong></p>
<p>Normal doğum istiyordum. Bir arkadaşım şöyle demişti: “sezaryen olan ablam 1 ay yataktan kalkamadı, bebeği taşıyamadı. Ben ise ertesi gün kucağımda bebekle ortada geziniyordum.” Doktorumun muayenehanesinde 12 doktor ve 6 ebe ortak çalışıyorlardı. Ebelik benim aklımdaki &#8216;köydeki yaşlı teyze&#8217; imajından uzaktı. Önce hemşirelik eğitimi, ardından master ile normal doğumda uzmanlaşıyorlardı. Doktorlar ise tıp fakültesinde çok dolu bir eğitim programları olduğu için acil durumlara ve cerrahiye yoğunlaşıyorlar, birçoğu doğal-müdahalesiz doğum nedir bilmiyordu, çünkü izleyecek fırsatları olmuyordu. Ebeler gerçekten daha deneyimlilerdi normal doğum konusunda. <span id="more-622"></span></p>
<p>Meraktan bir sonraki randevumu ebeden aldım. “Biz normal doğum için gereken tıbbi bilgi ve yardım yanında doğum esnasında sürekli yanında bulunup psikolojik destek de veriyoruz ve doğumu her açıdan rahat ve tatmin edici geçirmen için elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Hamilelik takibi, ultrason vb. testler aynı şekilde devam edecekti. Normal doğum ve gerekirse epidural ve epiziyotomi yapabiliyorlardı. Doğumda 6 ebeden hangisi nöbetçiyse o gelecekti, aynı şekilde doktorlardan da 12 tanesinden biri acil bir durum olursa girecekti. Hem ebe benimle yüzde yüz ilgilenecek yardımcı olacak hem de ihtiyacım olursa emrimde doktor! Doğum yapanlardan biliyordum; doktor en son bebek çıkarken yakalamaya son 5-10 dakikada giriyordu, hemşire ile yalnızdınız. Daha sonra da hamilelikleri sırasında doğumu düşündükçe doktordan ebeye geçiş yapan birçok arkadaşım oldu.</p>
<p>Doğal doğumu denemeye karar vermemdeki en büyük etken iğneden korkmamdır. Epiduralin kocaman bir iğnesi var ve acıtıyormuş. Epiduralin yeni öğrendiğim bir yan etkisi de belden aşağısı tutmadığı için ıkınma sırasında anne hissedemeden yanlış ıkınıp yırtıklara yol açabiliyordu; epiduralsiz olunca yırtıksız ve kesisiz (epiziyotomi) doğurma şansı daha fazlaydı. Her ilaç gibi başka <a href="http://www.kimjames.net/epidural_risks_and_side_effects.htm" target="_blank">yan etkileri</a> de olabiliyor. Doğum kurslarından <a href="http://www.lamaze.org/Default.aspx?tabid=90" target="_blank">Lamaze</a> hastane tarafından bir günlük ders olarak verildiği için doğal doğum için yetmeyebilirdi; epidural sezaryen falan nedir, hastanedeki prosedür nedir onları öğretiyordu. <a href="http://www.bradleybirth.com/FAQs.aspx" target="_blank">Bradley</a> ve <a href="http://www.hypnobirthing.com/howitworks.htm" target="_blank">Hypnobirthing</a> kitaplarını alıp bir hafta sonunda okuyup bitirdim. Hypnobirthing eğitmeninin <a href="http://www.hypnobirthingri.com/about/" target="_blank">doğum hikâyesini</a> okudum. O da iğneden korktuğu için bu metodu seçmişti! Bu hikâye doğal doğumun ille de travmatik korkunç acılı bir şey olmadığı konusunda, bu işin epiduralsiz de yapılabileceği konusunda bana biraz güven verdi. Doğal doğumu beceremesem bile bu kursla hiç olmazsa iğne korkumu yenerim diye düşündüm.</p>
<p>Hypnobirthing (hipnodoğum) tahmin edeceğiniz tarzda birinin sizi hipnotize etmesi, sonra bir şey hatırlamamak falan gibi bir şey değil. Annenin kendi kendine telkin ile korkularından arınması ve gevşemesi amaçlanıyor, tamamen bilinci yerinde olarak doğuma odaklanıyor. Hissedilen ağrının korkularla arttığı, korkan beynin salgılattığı stres hormonlarının da doğumun gidişatını etkileyerek zorluklara yol açtığı anlatılıyor. <a href="http://www.hypnobirthing.com/birthing_stories_2.htm" target="_blank">Ağrısız, kolay ve çabuk doğumlar</a>, bebeklerin huzuru örnek gösteriliyor. Baştan aşağı gevşeme yöntemlerini neredeyse her gece yaptım. Hem doğuma hazırlık hem de gevşeyip uyumamı, stressiz rahat bir hamilelik geçirmemi sağladı. Doğum korkum yok oldu diyebilirim, kendimi hazır hissediyordum. Tek stresim bebeğimin pozisyonu oldu, 37,5 haftaya kadar enlemesine-yan pozisyondaydı, sezaryen olacağımdan korkuyordum. Her şeyi denedim döndürmek için, bu da başka bir yazı konusu. Sonunda 37,5 haftada önce makat duruşa geçti sonra bir gecede baş aşağı döndü, zaten bebeklerin çoğunluğu en geç doğuma kadar dönermiş.</p>
<p>39+6. günün sabahı 6&#8242;da kalktığımda suyum geldi. Eşimle biraz daha dinlendik enerji toplamak için. Sabah 8&#8242;de muayenehaneyi arayıp nöbet hattına mesaj bıraktım, nöbetçi ebe geri aradı. Suyumda genelde temiz görünmesine rağmen çok hafif bir sarımsı parçalar vardı, mekonyum olabileceğini söyledi (bebeğin kakası, bebek strese girmiş olabilir, normalde yeşilimsi koyu renk olur). Sabah 10.30’a muayenehanede randevu verdi. Randevuda 20 dakika boyunca bebeği dinlediler. Hala kasılma yoktu ve bebeğin kalbi çok düzenliydi, yani stres yoktu. Açılma yoktu, maksimum 1 santim ve cervix (rahim ağzı) arkaya dönüktü (öne dönmesi lazım).  Kısacası doğuma hazır değildim. Yine de fazla acele etmeden hastaneye gitmem söylendi.</p>
<p>37 haftadaki Strep B testinde pozitiftim ve doğurmadan önce en az 8 saat damardan penisilin-antibiyotik almalıydım. Hastanede 3-4 saatte bir rahim ağzını yumuşatacak ilacı (mesoprostil) ağızdan vereceklerdi (Strep pozitif olduğum ve su geldiği için vajinadan ilaç/muayeneyi minimuma indirmiştik). Bu sırada sürekli monitörlere bağlı olmam gerekiyordu bebeğin izlenmesi için. Yarına kadar doğum başlamazsa suni sancı (pitocin) verilecekti. Doğumum en istemediğim şekilde başlıyordu. Hastaneye mümkün olduğu kadar geç gitmek istiyor, hareket kısıtlayan serum (=iğne!) ve monitöre bağlanmak istemiyordum. Suni sancılar daha şiddetliydi ve muhtemelen epidural gerekecekti. Hastaneye gittiğimizde akşamüstü saat 5-6 olmuştu. Serum ve monitorler takıldı. Akşam yemeğini yiyip eşimle gevşemeleri yapmaya, rahatlatıcı müzikleri dinlemeye devam ettik. Bu arada nişan da gelmişti &#8211; bu da doğumun zamanı konusunda bir şey belirtmiyor.</p>
<p>Tam 40. haftada sabah 10&#8242;da en düşük dozla pitocin başladı. Her yarım-bir saat sonra dozu biraz daha artırıyordu ebe benim de onayımla. Bu arada bebeğin baş aşağı durduğundan emin olmak için bir kez ultrason yaptık. Saat 12 gibi regl ağrısına benzeyen düzenli kasılmalar başlamıştı. Eşimle derslerde öğrendiğimiz bel masajı ağrıyı direk kesiyordu. Müzik dinleyip yatarak gevşemek istiyordum ama ebe yürümemi istedi. Telsiz monitorler takıldı,  serumu tutan tekerlekli direği yanımda sürükleyebiliyordum; böylece hastane koridorlarını turlamaya başladım. Kasılma geldiğinde eğilip duvar kenarındaki rayları tutuyordum ve eşim belime baskı uyguluyordu; neredeyse hiçbir şey hissetmiyordum çok etkiliydi. Ebe havadan sudan muhabbet ediyordu bizimle aralarda. O ana kadar yanımdan ayrılmayan acıkan eşimi de öğle yemeğine kantine yolladım enerji toplasın diye. Ben o noktada artık açlık hissetmiyordum.</p>
<p>Saat 14.00 civarı özel duşlu ve tuvaletli pencereli aydınlık büyük bir doğum odasına geçtik. Hemşire benim doğal doğum arzum üzerine bizi oraya geçirmek için uğraşmıştı. Kasılmalar artık daha yoğundu ve ciddileşmişti, aktif doğum şimdi başlıyordu; artık havadan sudan konuşamıyordum, doğuma yoğunlaşmıştım. Ebe bana ha bire meyve suları içiriyordu kamışla. 14.00-16.00 arasını süper hemşiremizin önerisiyle duşta belime sıcak su akıtarak, yogadaki çocuk pozu ya da dört ayak üzerinde gidip gelerek, zaman kavramını kaybederek, nefeslerime yoğunlaşarak geçirdim. Hemşire bana su geçirmeyen telsiz monitor bağlamıştı, serumlu elime ekstra bandajlar takmıştı. Biraz ıslanmıştı ama idare ediyorduk. NST benim hareketim dolayısıyla oynarsa arada gelip usulca belimdeki bandı düzeltiyor ve bu şekilde kalp atışlarını takip ediyordu, her şey normaldi. Banyoda ışıkları kapatıp evden getirdiğimiz müzik ve hypnobirthing&#8217;den alışık olduğum ayaktan başa doğru gevşeme ve &#8216;doğumum çok kolay olacak çünkü çok sakin ve gevşeğim&#8217; tarzı telkin kayıtlarını tekrar tekrar dinliyordum ve nefes alıyordum.</p>
<p>16-16:30 civarı banyodan çıkarken &#8220;artık pitocini kapatın, çok fazla geliyor&#8221; dedim. O noktada bir anlığına kendi kendime &#8220;sezaryen olsam&#8221; diye düşündüm, sonra da bu düşüncemi unuttum! Bu arada banyoyu su basmıştı, temizlediler. Hayal meyal hatırlıyorum, hiç ilgilenmedim bile. Odada ayaktaydım, kasılma sırasında yatağa eğilip tutuyor ve kalçamı sağa sola sallıyordum dans eder gibi. Eşim bel masajımı hiç aksatmadı sağ olsun, çok işe yarıyordu. Ebe benim bel ağrım nedeniyle (her şeyi belimde hissediyordum) bebeğin sırtının benim belime dönük olduğunu söyledi. Normalde bebeğin ensesinin göbeğime dönük olması gerekiyor, bu yüzden belime kafatası ve omuriliğiyle çok baskı yapıyordu. Birkaç kasılmayı ebenin tavsiye ettiği pozisyonlarda geçirdim (ayakta sırayla bir bacağımı yatağa atıp eğilerek) ve oldukça ağrılı birkaç kasılma geçirdim. Sonra her şey normale döndü, anladık ki bebek de döndü.</p>
<p>Bu arada kustum ve bunun üzerine ebe pitocin dozunu kıstı ve kasılmalar biraz rahatladı, hatta araları çok az açıldı. Kustuğum için korkmamıştım çünkü Bradley kitabında açılma devresinin sonlarında geçiş döneminin belirtisi olabileceğini okumuştum doğumun ilerlediğinin göstergesiydi. Ben tekrar dozu arttırsın istemiyordum, bundan sonra doğal kasılmalarla devam edebilirdim ama bu noktada ebe beni muayene etmek istedi, eğer açılma azsa doğumu yavaşlatmak istemiyordu. Saat 17.15&#8242;te hamileliğim boyunca ikinci vajinal muayenemi oldum. 7 santim açılma olmuştu ve artık rahim ağzı yumuşak ve öne dönüktü. Doğrusu durum çok iyi denmesine rağmen bana az görünmüştü çünkü ben gücümün sonuna geldiğimi düşünüyordum; hislerim doğruymuş meğer sona yaklaşıyormuşuz. Birçok anne bu noktada pes edebilir-epidural ya da sezaryen ister. Bunun bir dönüm noktası olduğunu ve geçiş dönemi belirtisi olduğunu bilmek lazım.</p>
<p>Bu arada kendi ebem doğuma girdi. Eşim de ben de sevinmiştik. Yine yatağı tutarak ayakta hafifçe eğilerek kalçamla daireler çiziyordum. Kasılmalar çok sık geliyordu (1-2 dakikada bir) ama en kötüsünde bile kısa bir ara vardı. Doğumun en güzel yanı da bu. Bunu herkese sürekli söylemek istiyorum. Evet zor, yoğun, ama arada dinlenip enerjinizi bir nebze toparlayabildiğiniz bir an yaratmış doğa. Bu sayede dayanılıyor. Eğer konsantre olup nefeslerimi öğrendiğim gibi güzel yaparsam gerçekten hafif geçirebiliyordum ama arada nefesi beceremediğim paniklediğim kasılmalar da oldu birkaç tane. Tamamen tek bir kasılmaya o ana konsantre olmak ve ne gerisini ne ilerisini düşünmemek lazım, birer birer gidiyorlar. Nefes verirken inliyordum, sesli nefes daha rahatlatıcı geliyordu. Paniklediklerimde ebem öyle değil böyle ses çıkar deyip elimi tutarak çok güzel yön verdi, ağrım hafifledi. <a href="http://pozitifdogumhikayeleri.wordpress.com/2009/12/29/dogum-nasil-bir-sey/" target="_blank">Blogcu Anne’nin benzetmesini</a> çok beğendim, gerçekten öyle; tenisçilerin çıkardıklarına benzeyen seslerle nefes vermek iyi geliyor, çünkü vücut çok yoğun bir spor aktivitesindeki gibi çalışıyor, terliyorsunuz.<img class="alignright size-medium wp-image-651" title="BaharGunes2" src="http://pozitifdogumhikayeleri.files.wordpress.com/2010/02/bahargunes2.jpg?w=300" alt="" width="300" height="200" /></p>
<p>Bir yandan da tuvaletim gelmişti. Baskı hissediyordum, bu yüzden rahatlamak için yavaş yavaş itiyordum/ıkınıyordum (daha yeni 7 santim olmama rağmen-takmadım ve içimden ne gelirse ne hissedersem onu yaptım), yani hypnobirthingdeki aşağı doğru nefesler ile perineumu gevşetiyordum, yani nefes tutup bütün güçle aktif zorlama değil. Ben bağırsaklarımda sorun var diye düşünürken bir elimi attım bebeğimin saçlı kafasını hissettim. Bebek geliyor! dedim. Gerçekten o noktaya gelmemize çok şaşırmıştım. Ebem hemen etrafa hemşireye emirler yağdırmaya başladı oda doluverdi. Ebem &#8220;ayakta mı doğuracaksın&#8221; deyince bari yatağa çıkayım dedim, dört ayak üzerinde. Böyle rahat edemeyip dizlerimin üstünde doğruldum. Birkaç kasılma sonra bebek doğdu ve o saniyede muhteşem bir rahatlama duygusu sardı bedenimi, içim boşalmış baskı birdenbire yok olmuştu. 7 santimden sadece 45 dakika sonra, 18:06&#8242;da. Tam kafası geçerken acıyacak gibi olunca iyice yavaşladım, neredeyse tuttum onu orada; bebek kendiliğinden yavaşça kaydı çıktı, daha sonra kafasını yana kendisi döndürdü ve omuzlarını çıkardı. Aynı seyrettiğimiz filmlerdeki gibiydi kendimi dışarıdan seyrediyor gibi hissettim, beyaz sıvısıyla kaplı minicik vıcık vıcık kaygan ve hafif morumsu bir bebecik. Hemen dönüp sabahtan beri ilk kez yatağa oturdum ve bebeğimi kucağıma aldım, kordon hala içimdeydi. Şaşkın ve mutluyduk. Ebem önce eşime sonra bana kordonu kesmemizi teklif etti, şaşkınlıktan istemedik. Kordon artık plasentadan kan pompalamıyordu o yüzden kesilebilirdi (bizim istediğimiz gibi bekledi ebe). Ben olaya inanamama şokundaydım, gözyaşları içindeki eşimle ebem birbirlerine sarılıp tebrik ediyorlardı. Sonra ebenin direktifiyle birkaç ittirmede (ıkınmada) kolayca plasenta çıktı içimden kocaman kaygan ciğer gibi bir organ! En son olarak ebem muayene etti yırtık var mı diye ve YOK! En sevindiğim kısım burasıydı! 8 hafta boyunca düzenli yaptığımız perine masajları işe yaradı, oley!</p>
<p>Sağlıklı 3.345 kg 51 santimlik bir tanecik güzel kızım ilk bir saatini göğsümde geçirdi, bize cin gibi baktı, meme emdi. Hiç ağlamadı. Tenindeki beyaz sıvıyı emilmişti bile; yıkanmadan tertemiz ve yumuşacık olmuştu. Sonra aynı odada yanımızda kontrolleri yaptılar, tarttılar, gözüne koruyucu krem sürdüler, K-vitamini iğnesi yapıldı. Eşim ve annem de bol bol kucaklarında tuttular sevdiler. Herkes çok sevinçliydi. Bu arada büyük bir iştahla bana gelen akşam yemeğini sildim süpürdüm. En sonunda akşam 21 civarı güzel doğum odamızdan ayrılıp akşam kalacağımız odaya geçtik. Ebem çabuk iyileşeceksin istersen yarın sabah eve çıkabilirsin dedi. Odaya çıkınca hemşire yanımızda bebeği yıkadı, uzun saçları şampuanlandı. Odamızda beraber yatacaktık. Gece 1&#8242;de hala ben eşim ve bebeğimiz heyecandan uyuyamıyorduk, bize cin gibi bakarak inceliyordu minik kızımız. Biz de onu. İnanamıyorduk.</p>
<p>Sonuç olarak çok harika bir doğum geçirdim. Her anneye böyle mutlu bir doğum dilerim. Ben yapabildiysem herkes yapabilir. Ertesi gün 10 tane daha doğururum diyordum. Eşimle hamileliği ve doğumu zorluklarıyla ve coşkusuyla beraber başarmak bizi iyice birbirimize bağladı. Benimle gurur duyduğunu söylüyordu. Bir ay sonra kontrole gittiğimde ebem doğum yapmamış bir kadından farkın yok, tamamen iyileşmişsin, ve doğumunda ne kadar doğaldın kendini kasmadın gevşettin aferin dedi! Oldukça kolay ve çabuk bir doğumdu, hele ilk doğum için; şanslıydım. Suyum geldikten 36 saat sonra doğurmuştum, mekonyum vardı, başkalarının elinde belki de sezaryen olacaktım. Suni sancı verilmesi ile kasılmaların başından sonuna tam 8 saatti. Ama toplamda ciddi kısmı 4 saat falan sürdü, en zor-yoğun kısmı da sadece son iki saatiydi. Öyle harika bir sonuç için iki saat, dört saat nedir ki. Harika hemşiremizin, ebe(leri)mizin ve eşimin çok yardımını gördüm ve iyi ki de eğitimlere gitmişiz dedim. Bütün bunlar olmadan bu doğumu istediğim gibi gerçekleştiremeyebilirdim. Bunu yaptıysam artık her şeyin üstesinden gelebilirim diye hissediyorum, sanki artık bambaşka biriyim. İnanılmaz bir güç, baş döndüren bir mutluluk, annelik için muhteşem bir başlangıç.</p>
<p>Hikâyemin annelere örnek olmasını ve cesaret vermesini umuyorum, o yüzden bu bloga yazdım. Her kadının içinde kendinin bile bilmediği büyük bir güç var. Vücudunuza ve doğaya güvenin. Doğum ve bebek bakımı konusunda bilgilenin, okuyun, araştırın. Toplumun beynimize işlediği korkuları yenmek için elinizden geleni yapın. Doğum bir hastalık değil. O yüzden de mutlak bir tedavisi yok. Örneğin apandisit ameliyatı zorunludur ama doğumu istediğiniz gibi yaşamak mümkün. Herkesi tek bir kalıba sokarak aynı reçeteyi veren, her doğumda sezaryen, epiziyotomi, suni sancı vb. müdahalelerde bulunan, annenin hareketini, yeme içmesini engelleyen doktorlardan ve hastanelerden uzak durun. Doktorunuzu, hastanenizi bilinçli seçin, isteklerinizi erkenden konuşun, son anı beklemeyin ve eğer size gerekli güveni vermezse geç bile olsa değiştirmekten korkmayın. İçinize sinen kişilerle doğum kendinize ve bebeğinize borcunuz. Acil bir durum olursa onların kararlarına güvenebilmelisiniz. Doğum bambaşka bir uzmanlık ve bakış açısı gerektiriyor. Her doğum, her kadın, her bebek farklı. Herkes her şeyi bilmeyebilir, kendiniz ve bebeğiniz için en iyisine siz hislerinize güvenerek karar verebilirsiniz. Doğumdan sonra bebeğinize nasıl bakacaksınız, çocuğunuzu nasıl yetiştireceksiniz, her şey sizin elinizde. Doğum sizin ve bir kere yaşayacaksınız: en iyisi hakkınız.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/21/inci-ve-mehmet-demirin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">İnci ve Mehmet Demir&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/04/13/isil-ve-defnenin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Işıl ve Defne&#8217;nin Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/12/ulviya-ve-berilin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ulviya ve Beril&#8217;in Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/11/ebru-ve-alara%e2%80%99nin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Ebru ve Alara’nın Hikâyesi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/05/senay-ve-elanin-hikayesi/" rel="bookmark" class="crp_title">Şenay ve Ela&#8217;nın Hikâyesi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2010/02/01/bahar-ve-gunesin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Bir Doğum İçin Korkuyu Salıverme Egzersizleri</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/06/13/dogal-bir-dogum-icin-korkuyu-saliverme-egzersizleri/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/06/13/dogal-bir-dogum-icin-korkuyu-saliverme-egzersizleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 05:40:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Doula]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.wordpress.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[Jale Dural&#8217;ın Hamileler Kulübü&#8217;ndeki gebelerle geçen haftaki buluşmamızda gebelerden biri doğum yapmayı planladığı hastaneyi gezerken görevlilerin şöyle bir yorumda bulunduğunu söyledi: &#8220;Normal doğumu tabii ki destekliyoruz, ama şunu da göz önünde bulundurmanız lazım ki ancak sınırlı sayıda doğum odamız var. Odaların tümünün (normal doğum yapan annelerle) dolu olması halinde sizi sezaryene almamız gerekebilir.&#8221; Pes! Sezaryenle doğum oranının yüzde 80 olduğu Türkiye&#8217;de gebelerin hepsi aynı anda doğurmaya kalkacak; onların hepsi aynı hastaneye gidecek, hepsi vajinal doğum yapmak isteyecek ve odaların hepsi dolu olacak; böylece sonradan gelen gebelere yer kalmayacak. &#8220;Nasıl yapar bu gebeciklerin aklına azıcık şüphe düşürürüz de onları sezaryene kaydırırız&#8221; planının sinsice dile getirilişi bu. Olağanüstü durumlarda sezaryen olması gerekliliğine kimse bir şey demiyor. Çok şükür tıp ilerledi de gerekli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_347" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-thumbnail wp-image-347" title="BirthWithoutFear" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/birthwithoutfear1.jpg?w=150" alt="&quot;Korku olmadan doğum&quot;" width="150" height="150" /><p class="wp-caption-text">&quot;Korku olmadan doğum&quot;</p></div>
<p>Jale Dural&#8217;ın Hamileler Kulübü&#8217;ndeki gebelerle <a href="http://blogcuanne.wordpress.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/" target="_blank">geçen haftaki buluşmamızda</a> gebelerden biri doğum yapmayı planladığı hastaneyi gezerken görevlilerin şöyle bir yorumda bulunduğunu söyledi: <em>&#8220;Normal doğumu tabii ki destekliyoruz, ama şunu da göz önünde bulundurmanız lazım ki ancak sınırlı sayıda doğum odamız var. Odaların tümünün (normal doğum yapan annelerle) dolu olması halinde sizi sezaryene almamız gerekebilir.&#8221;</em></p>
<p>Pes!</p>
<p><span id="more-345"></span>Sezaryenle doğum oranının yüzde 80 olduğu Türkiye&#8217;de gebelerin hepsi aynı anda doğurmaya kalkacak; onların hepsi aynı hastaneye gidecek, hepsi vajinal doğum yapmak isteyecek ve odaların hepsi dolu olacak; böylece sonradan gelen gebelere yer kalmayacak.</p>
<p><em>&#8220;Nasıl yapar bu gebeciklerin aklına azıcık şüphe düşürürüz de onları sezaryene kaydırırız&#8221; </em>planının sinsice dile getirilişi bu.</p>
<p>Olağanüstü durumlarda sezaryen olması gerekliliğine kimse bir şey demiyor. Çok şükür tıp ilerledi de gerekli olduğunda anne ve bebeğin sağlığı tehlikeye girmeden müdahale edilebiliyor.</p>
<p><strong>Ama &#8220;doğum odası kalmaması&#8221; gibi boş bir mazeret yüzünden sezaryen gerekmesi, ne diyeyim, saçmanın da ötesi!</strong></p>
<div id="attachment_351" class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><img class="size-full wp-image-351" title="BirthFear" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/birthfear2.jpg" alt="DOKTOR #1: Oestriol, krononik gonasotrifin ve alfa-fetoproteini ölçen, ve az da olsa down sendromu riskini azaltan bir test geliştirdik.   DOKTOR 2: İşe yarıyor mu? DOKTOR 1: Evet. Bütün bu jargon (gebelerin) kafalarını karıştırmanın ötesinde, ödlerini de kopartıyor.  DOKTOR 2: Ha ha ha! " width="400" height="370" /><p class="wp-caption-text">DOKTOR #1: Oestriol, krononik gonasotrifin ve alfa-fetoproteini ölçen, ve az da olsa down sendromu riskini azaltan bir test geliştirdik. DOKTOR 2: İşe yarıyor mu? DOKTOR 1: Evet. Bütün bu jargon (gebelerin) kafalarını karıştırmanın ötesinde, ödlerini de kopartıyor. DOKTOR 2: Ha ha ha! </p></div>
<p>Doğal doğumun önündeki en büyük engeller işte bu ve bunun gibi ipe sapa gelmez sebeplerle yayılan korkular.</p>
<p>Bunların dışında, hamileliğin ve doğumun bir bilinmeyen olmasından kaynaklanan ve üzerine gidilince üstesinden gelinebilecek türden korkular da var.</p>
<p>Her anne adayı hamileliği sırasında şu ya da bu sebeple benzer korkular yaşadığı için doğuma hazırlık derslerinde üzerinde durulan -ya da durulması gereken- konulardan biri de işte bu korkular oluyor.</p>
<p>Biz de HypnoBirthing derslerimiz sırasında bu konuda egzersizler yapmıştık. Türkçeye &#8220;Korkuyu Salıverme Egzersizleri&#8221; şeklinde çevrilebilecek bu çalışmaların çok faydasını görmüştük.</p>
<p><strong>Korkuyu Salıverme Egzersizi nasıl yapılır?</strong></p>
<ul>
<li>Anne adayı rahatsız edilmeyeceği bir ortamda oturup doğal doğum yapabilmesinin önünde engel olarak gördüğü tüm detayları bir bir kâğıda döker.</li>
<li>Daha sonra bunların her birini 1&#8242;den 5&#8242;e kadar, 1 en az korktuğu, 5 en çok korktuğu olacak şekilde derecelendirir.</li>
<li>Baba adayı da aynı işlemi yapar.</li>
<li>Daha sonra anne ve baba adayı bir araya gelerek bu korkularını birlikte gözden geçirir, üstesinden gelmek için ne yapmaları gerektiğini konuşurlar. Kendilerinin çözüm bulamadığı, ya da kendilerini aşan konuları varsa doğum koçlarıyla ve doktorlarıyla paylaşarak destek isterler.</li>
</ul>
<p>Örneğin benim en büyük korkularımdan biri annemin doğuma yetişemeyecek olmasıydı. Bebeğin erken doğma gibi bir riski olmadığı için annemin Amerika&#8217;ya gelişini beklenen doğum tarihinden 2 hafta önceye ayarlamıştık. Deniz anneannesinin gelmesini beklemeyi tercih etti ve annem geldikten bir hafta sonra aramıza katıldı.</p>
<p>Bir başka korkum tabii ki doğal doğum yapamama endişesiydi. Bebeğin çok büyük olacağı, erken doğmaya kalkışacağı, bir sebeple sezaryen gerekeceği, epizyo uygulanması gerekeceği, hastane personelinin doğal doğum konusunda beni desteklemeyeceği gibi -sanırım doğal doğum yapmak isteyen tüm anne adaylarının hissettiği- korkularım da vardı.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-348" title="Doula" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/doula.jpg?w=300" alt="Doula" width="300" height="296" />Jale&#8217;nin gebeleriyle konuşurken hepsi beni destekleyen bir doktorum olduğu için şanslı olduğumu, Türkiye&#8217;de bunun çok daha zor olduğunu dile getirdiler. Haklılar. Maalesef Türkiye&#8217;de çok az doktor doğal doğumu destekliyor. Onlar desteklese de &#8220;doğum odası kalmayabilir&#8221; deme cesaretini bulabilen kendini bilmez hastane personeli gebeciklerin kafasını karıştırıyor.</p>
<p>Amerika&#8217;da oldukça yaygınlaşan, Türkiye&#8217;de ise yeni yeni duyulan doğum koçu (doula) kavramı sanırım işte bu sebeplerle yakın zamanda daha çok itibar görmeye başlayacak. Hastanede, gebenin &#8220;tarafında&#8221; yer alan, onun haklarını gözetecek, tıbbi müdahale yapılmak istendiğinde gerçekten gerekli olup olmadığını, yoksa sadece doğumu hızlandırmak için mi uygulandığını sorgulayacak bir kişinin faydalı varlığı yadsınamayacak gibi görünüyor.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/05/anne-baba-adaylari-dogal-dogum-kursunu-kacirmayin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne-Baba Adayları! Doğal Doğum Kursunu Kaçırmayın!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/03/yasasin-dogal-dogum-hareketi/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşasın Doğal Doğum Hareketi!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/" rel="bookmark" class="crp_title">Yüzyılın İcadı: Doğum Planı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/07/27/gebe-doktor-iliskisinde-karsilikli-guvenin-onemi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gebe-Doktor İlişkisinde Karşılıklı Güvenin Önemi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/03/basinda-blogcu-anne/" rel="bookmark" class="crp_title">Basında Blogcu Anne (!)</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/06/13/dogal-bir-dogum-icin-korkuyu-saliverme-egzersizleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzyılın İcadı: Doğum Planı</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 11:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Planı]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.wordpress.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz Cumartesi günü Pilates Cadısı Jale Dural&#8217;ın Hamileler Kulübü&#8216;ndeki gebelerle buluştuk. Ben &#8220;Doğal doğumun güzelliği ve benim tecrübem konusunda konuşmaya her zaman hazırım!&#8221; diye ortaya dökülünce sevgili Jale de &#8220;Öyleyse gel de bizim gebelere anlat bakalım&#8221; dedi, ben de heyecanla gittim. Ve &#8220;Türkiye&#8217;de doğal doğum konusunda önemli işler yapan insanların&#8221; ve bu insanların yol gösterdikleri gebelerin zorlu bir yolda olduklarını tekrar anladım. Birçok gebe, doktorunun ona doğal doğum konusunda destek olması bir kenara, sezaryen ya da müdahaleli doğumu teşvik edebileceğini düşünüyor ve doğum sırasında hastane personeli tarafından o şekilde yönlendirilmeye çalışacağından çekiniyor. Ve isteklerini nasıl anlatacağını bilemiyor. Aynı endişeleri ben de hamileliğim sırasında yaşadığımdan HypnoBirthing dersleri sırasında gösterilen &#8216;Doğum Planı&#8217;nı kurtarıcım olarak görmüştüm. Doktorum HypnoBirthing&#8217;i bizzat bize önerdiği için aslında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_304" class="wp-caption alignleft" style="width: 229px"><a href="http://3.bp.blogspot.com/__n6oVcltlIA/Si1dh8CU8oI/AAAAAAAAAPU/7mKX2o27zMw/s320/birthplan.jpg"><img class="size-full wp-image-304 " title="birthplan" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/birthplan.jpg" alt="&quot;Üzgünüm Perkins, ama doğumda onu kullanmayacağız.&quot;" width="219" height="280" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Üzgünüm Perkins, ama doğumda kullanmayacağımız seçeneklerden birisi o elindeki pompa.&quot;</p></div>
<p>Geçtiğimiz Cumartesi günü Pilates Cadısı <a href="http://www.hamilelerkulubu.com/index.php" target="_blank">Jale Dural&#8217;ın Hamileler Kulübü</a>&#8216;ndeki gebelerle buluştuk. Ben <em>&#8220;Doğal doğumun güzelliği ve benim tecrübem konusunda konuşmaya her zaman hazırım!&#8221;</em> diye ortaya dökülünce sevgili Jale de <em>&#8220;Öyleyse gel de bizim gebelere anlat bakalım&#8221;</em> dedi, ben de heyecanla gittim.</p>
<p>Ve &#8220;<a href="http://blogcuanne.wordpress.com/2009/06/01/yeni-gebeler-icin-dogal-dogum-rehberi/" target="_blank">Türkiye&#8217;de doğal doğum konusunda önemli işler yapan insanların</a>&#8221; ve bu insanların yol gösterdikleri gebelerin zorlu bir yolda olduklarını tekrar anladım.</p>
<p><strong>Birçok gebe, doktorunun ona doğal doğum konusunda destek olması bir kenara, sezaryen ya da müdahaleli doğumu teşvik edebileceğini düşünüyor ve doğum sırasında hastane personeli tarafından o şekilde yönlendirilmeye çalışacağından çekiniyor. </strong>Ve isteklerini nasıl anlatacağını bilemiyor.</p>
<p><span id="more-302"></span></p>
<p>Aynı endişeleri ben de hamileliğim sırasında yaşadığımdan HypnoBirthing dersleri sırasında gösterilen &#8216;Doğum Planı&#8217;nı kurtarıcım olarak görmüştüm. Doktorum HypnoBirthing&#8217;i bizzat bize önerdiği için aslında çok da endişelenmeme gerek yoktu; ancak &#8216;tercihler listesi&#8217; olarak da adlandırılabilecek bu dokümanı hazırlamış olmak beni çok rahatlatmıştı.</p>
<p>O yüzden kendi doğum planımın Türkçeleştirilmiş halini burada paylaşmayı uygun görüyorum.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-303" title="attention" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/attention1.jpg?w=150" alt="attention" width="150" height="119" /><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;">Çok önemli birkaç notum var:</span></strong><br />
</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Aşağıdaki doğum planının Amerika&#8217;da gerçekleşmiş olan bir doğum için hazırlandığı unutulmamalı.</strong> Türkiye&#8217;deki uygulamaların nasıl olduğunu bilmiyorum, ancak oradakinden farklılık gösterdiğinden eminim. Örneğin orada -en azından benim hastanemde- hastaneye gittiğimiz andan, taburcu olana kadar aynı odadaydık. Sancıları da aynı odada yaşadım, doğumu da aynı odada gerçekleştirdim, iki gece boyunca da aynı odada yatıp kalktık. Türkiye&#8217;de sanırım ayrı bir doğum odası var. Ayrıca Türkiye&#8217;de doğum sırasında birden fazla refakatçinin olmasına sıcak bakmadıklarını duydum. Oysa orada annemin katılımı hiç problem olmadı. Bir başka uygulama: bebeği doğduktan kısa bir süre sonra &#8216;nursery&#8217; denilen bebek bakım odasına götürüp muayenelerini yapıyorlar. Yaklaşık 3-4 saat boyunca orada kalan bebek gerekli muayene ve testlerden geçtikten sonra -bir problem çıkmazsa- anne-babasının kaldığı odaya geri veriliyor.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Aşağıdaki liste tamamıyla kendi bebeğimin doğumu için düzenlediğim, hamileliğim boyunca aldığım eğitim ve yaptığım araştırmalar sonucunda hazırladığım bir dokümandır. </strong>Örnek olması açısından paylaşıyorum; ancak mutlaka herkesin tercihleri, doğumun koşulları farklı olacaktır. Dolayısıyla herkese uyması beklenmemelidir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Sağlıklı bir hamilelik ve doğal doğumu yaşayabilmenin ilk şartının koşulsuz güvenebileceğiniz bir doktor olduğuna inanıyorum. </strong>Ben her kadar doğal doğumu tercih ettiysem de, bende gerçekten tıbbi bir gereklilik olmadığı takdirde hiçbir müdahalede bulunmayacağı güvenini yaratmış olan doktoruma yüzde yüz güvenmekteydim. Doktorum herhangi bir sebeple -sezaryen de dahil olmak üzere- müdahale yapması gerektiğini söylediği anda sorgulamadan kabul edecektim.</span></li>
</ul>
<p>Aşağıdaki listenin bu notlar ışığında değerlendirilmesi uygun olur.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
<span style="color: #000080;"><strong>Bebeğimin Doğumu ve Sonrasındaki Tercihlerim</strong></span><span style="color: #000000;"><img class="alignright size-full wp-image-306" title="birthplan2" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/birthplan2.gif" alt="birthplan2" width="137" height="137" /></span></p>
<p>Tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece bebeğimi doğal yollarla dünyaya getirmeyi tercih ediyorum. Doktorumuzun tavsiyesi üzerine hamileliğim süresince eşimle birlikte HypnoBirthing dersleri aldık. Doğum sırasında ve hemen ardında uygulanmasını istediğim tercihlerimi aşağıda belirtiyorum. Ben ve eşim aşağıdaki tercihlerimizin beklenmedik durumlarda yerine getirilmesinin mümkün olamayabileceğini anlıyor, ancak en huzurlu ve doğal bir doğum tecrübesi yaşamamıza yardımcı olacağınıza inanıyoruz.</p>
<ol>
<li><span style="color: #000080;">Aldığımız HypnoBirthing eğitimi sonucunda eşimin doğum esnasındaki koçum olacağını belirtmek istiyor, bize gerekli desteği vermesi açısından annemin de doğum odasında yanımda olmasını istiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Doğum sırasında sadece gerekli personelin odada bulunmasını rica ediyor, orada olması şart olmayan hiçbir görevlinin katılmamasını arzu ediyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Sakin ve huzurlu bir ortam yaratmak için odamda kısık sesli, rahatlatıcı müzik dinlemeyi planlıyorum. İstediğimde mümkünse odadaki ışıkları kısabilmek istiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Doğum sürecini başlatmak ya da hızlandırmak adına amniyotik kesenin patlatılması ya da suni sancı verilmesi gibi yöntemlere sıcak bakmıyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Hareket edebilme özgürlüğümün kasılmalarla başa çıkmam açısından önem taşıdığına inanıyorum. Bu nedenle kasılmalar sırasında arzu ettiğim gibi pozisyon değiştirebilmeyi istiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimin monitörle takip edilmesinin gerekmesi halinde monitöre sürekli bağlı kalmak yerine ara sıra bağlanmayı tercih ediyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Doğum esnasında gerekli sıvı alımını serum takılması yerine su içerek yapmayı tercih ediyorum. Serumun gerekmesi halinde hareket edebilmem açısından yatağa bağlı kalmadan kateter takılmasını talep ediyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Doğum sırasında alabileceğim ağrı kesiciler hakkında yeterince bilgi sahibiyim ve ihtiyacım olması halinde talep edeceğim. Ben istemeden teklif edilmemesini rica ediyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimin sağlığı açısından muhakkak gerekmediği sürece epizyo olmayı tercih etmiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeği itme safhasının anne tarafından, doktorun telkinleriyle yönlendirilmesi gerektiğine inanıyor, açılma tamamlanmış olsa bile -bebeğim için bir tehlike söz konusu değilse- itme hissim gelene kadar beklemek istiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimin doğar doğmaz kucağıma verilmesini istiyor, birlikte ilk dokunuşlarımızı yaşayabilmemiz açısından mümkünse bebeğimin ilk tıbbi muayenesinin karnımın üzerinde yapılmasını istiyorum.</span><span style="color: #000080;"><img class="size-thumbnail wp-image-308 alignright" title="heart_Full" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/heart_full.jpg?w=143" alt="heart_Full" width="143" height="150" /></span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimizin göbek bağını eşimin kesmesini istiyor; bağ kesilmeden önce oradaki kan dolaşımının bitmiş olmasını tercih ediyoruz.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Doğumun hemen ertesinde bebeğimize tıbbi müdahale gerekmesi halinde eşimin de onun yanında olmasını istiyoruz.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimizin gözüne sürülecek olan antibiyotik merhemin hemen değil, bebek bakım odasına götürüldüğünde uygulanmasını tercih ediyoruz.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğime yalnızca anne sütü vermeyi planlıyor ve doğar doğmaz emzirmeyi istiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Tıbbi bir gereksinim olmaması halinde bebeğime bakım odasındayken biberonla herhangi bir sıvı (mama, şekerli su ve sade su da dahil olmak üzere) verilmesini istemiyorum.</span></li>
<li><span style="color: #000080;">Bebeğimizin bakım odasında olduğu geçici süre boyunca ona emzik verilmesini istemiyoruz.</span></li>
</ol>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2011/12/19/etkili-anne-baba-egitimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Etkili Anne-Baba Eğitimi</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/03/08/ornek-dogum-plani/" rel="bookmark" class="crp_title">Örnek doğum planı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/01/cocuk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak/" rel="bookmark" class="crp_title">(Çocuk Sahibi) Olmak ya da Olmamak&#8230;</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/03/07/dogum-planim/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğum planım</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/06/24/yorum-kismi-neden-var/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;Yorum&#8221; kısmı neden var?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/06/07/yuzyilin-icadi-dogum-plani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Gebeler için Doğal Doğum Rehberi</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/06/01/yeni-gebeler-icin-dogal-dogum-rehberi/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/06/01/yeni-gebeler-icin-dogal-dogum-rehberi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 12:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.wordpress.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Bir aydan biraz fazla bir süre önce &#8220;Yar, bana yapacak bir iş!&#8221; diye yola çıkıp bu blogu tutmaya başladığımda ne konuda yazacağımı bilmiyordum. &#8220;İçimi dökeyim de, ne olursa olsun&#8221; diye başladım; ortaya bu karalamalar çıktı. Paylaşmak istediğim ilk konulardan biri tabii ki hayatımın en önemli olayı olan oğlumun doğumuydu. Deniz&#8217;i dünyaya getirirken tercih ettiğim HypnoBirthing yöntemini acaba Türkiye&#8217;de bilen var mıdır diye bir internet araştırması yaptım. O linke tıkla, buna mesaj at derken, bir ay sonra bırak bilmeyi, bu konuda konferans veren doktorlardan, Doğal Doğum Bilincini yaymaya çalışan &#8220;pilates cadıları&#8221;na, doğal doğum üzerine radyo programı yapan eğitmenlerden, senelerini bu işe adamış ebelere kadar birçok insanın Türkiye&#8217;de doğal doğum hakkında farkındalık yaratmak için uğraştığını -ve önemli yol kat ettiğini- öğrendim. Kız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-270" title="heart_belly" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/heart_belly.jpg" alt="heart_belly" width="239" height="252" />Bir aydan biraz fazla bir süre önce &#8220;Yar, bana yapacak bir iş!&#8221; diye yola çıkıp bu blogu tutmaya başladığımda ne konuda yazacağımı bilmiyordum. &#8220;İçimi dökeyim de, ne olursa olsun&#8221; diye başladım; ortaya bu karalamalar çıktı.</p>
<p>Paylaşmak istediğim ilk konulardan biri tabii ki hayatımın en önemli olayı olan oğlumun doğumuydu. Deniz&#8217;i dünyaya getirirken tercih ettiğim HypnoBirthing yöntemini acaba Türkiye&#8217;de bilen var mıdır diye bir internet araştırması yaptım. O linke tıkla, buna mesaj at derken, bir ay sonra bırak bilmeyi, bu konuda konferans veren doktorlardan, Doğal Doğum Bilincini yaymaya çalışan &#8220;pilates cadıları&#8221;na, doğal doğum üzerine radyo programı yapan eğitmenlerden, senelerini bu işe adamış ebelere kadar birçok insanın Türkiye&#8217;de doğal doğum hakkında farkındalık yaratmak için uğraştığını -ve önemli yol kat ettiğini- öğrendim.</p>
<p><span id="more-263"></span>Kız kardeşimin yakın arkadaşlarından biri ilk bebeğini bekliyor. Kardeşim &#8220;Ablam dellendi. Darallar geldi, yazar pozlarına girdi, habire bir şeyler yazıyor. Gir bak, belki işine yarar&#8221; deyip arkadaşını Blogcu Anne&#8217;ye yönlendirmiş. Kızcağız da girip okumuş. Sadece okumakla kalmamış, bir de yorum yazmış:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yazdıkların beni gerçekten çok yüreklendirdi ve hatta ağlattı diyebilirim. Tabi şu andaki hormonlarım da buna çok müsait <img src='http://blogcuanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Süper bir iş yapmışsın, gerçekten çok faydalandım. En ufak bir karın ağrısında düşüp bayılan biri olarak yıllardır normal doğum yapabileceğim fikrini düşünmemiştim. Yazılarını okuduktan sonra bu fikre kendimi çok daha yakın hissediyorum. Umarım önümüzdeki aylarda bu fikri uygulama cesareti de bulabilirim. Kendi adıma çok teşekkür ederim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Ne mutlu bana! Benim paylaşımlarım bir kişiye bile ilham kaynağı olacaksa inanılmaz haz duyacağım bu işten!</p>
<p>Gerek bu sevgili arkadaşım için, gerekse &#8220;Doğal doğum hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorum. Ama nereden başlayacağımı bilmiyorum&#8221; diyen yeni gebeler için aşağıdaki kaynakları listelemeyi uygun buldum. Çünkü Türkiye&#8217;de birçok gebe ya doğal doğumu ancak azizelerin yaptığı bir iş olduğunu sandığı için aklına bile getirmiyor, ya da nasıl olsa sezaryen yapmak zorunda kalacağını düşündüğü için konunun üzerine eğilme ihtiyacı hissetmiyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-272" title="attention" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/attention.jpg?w=150" alt="attention" width="150" height="119" />[Önemli Not 1: Tabii ki gerekli tıbbi müdahalenin önemini ve hayat kurtarıcılığını hiç kimse yadsıyamaz. Benim sürekli vermeye çalıştığım mesaj tüm şartlar normal olduğunda, anne ve bebeğin sağlığı konusunda hiç bir tereddüt olmadığında doğumun doğal sürecine bırakılması gerektiği.]</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">[Önemli Not 2: Aşağıdaki kişiler ve web siteleri benim son bir ay içinde önce tesadüfen, sonra da artan bir hızla keşfettiğim, Türkiye'de doğal doğum konusunda önemli çalışmalar yapan isimlerden oluşuyor. Hiçbiri ile organik bir bağım yok.]</span></p>
<ul>
<li><strong>Doğal Doğum ve Dr. Hakan Çoker</strong> &#8211; Türkiye&#8217;deki doğal doğum hareketinin başını çekenler arasında Dr. Çoker geliyor. HypnoBirthing ve Lamaze yöntemleri üzerine sertifika sahibi olan Dr. Çoker aynı zamanda Doğal <a href="http://health.groups.yahoo.com/group/dogaldogum2008/" target="_blank">Doğuma Destek ve Hazırlık</a> yahoo grubunun da kurucusu. Yeni gebelerin bu gruba katılmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Doğal doğum yapan annelerin anlattıkları doğum hikayelerini mutlaka çok cesaret verici bulacaksınız. <a href="http://www.dogaldogum.com/" target="_blank">Dr. Çoker&#8217;in web sitesinde</a> de konu üzerine çok güzel makaleleri var.</li>
<li><strong>Hamileler Klübü ve Jale Dural</strong> &#8211; Kendini &#8220;Pilates Cadısı&#8221; olarak da nitelendiren Jale Dural sanıyorum Türkiye&#8217;de hamile pilatesi denilince akla gelen ilk isim. Hamileler Klübü adlı portalında da <a href="http://www.hamilelerkulubu.com/index.php?option=com_content&amp;view=category&amp;id=124:hypnobirthing-ve-elif-dogan&amp;layout=blog&amp;Itemid=178" target="_blank">benim gibi</a> deneyimlerini paylaşan annelerden psikiyatristlere, doğum koçlarından eğitim uzmanlarına kadar geniş bir <img class="size-medium wp-image-275 alignright" title="feet clip art" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/feet-clip-art1.jpg?w=300" alt="feet clip art" width="300" height="275" />yelpazede insanların paylaşımlarına yer vererek çok çeşitli bilgilerin bir arada bulunmasını sağlıyor. Doğal Doğum Bilinci olarak adlandırdığı hareketin öncülüğünü yapan Dural aynı zamanda Hakan Çoker ile birlikte doğal doğum seminerleri de düzenliyor. Anne adaylarının favori web siteleri listesine mutlaka eklemeleri gereken bir adres <a href="http://www.hamilelerkulubu.com/index.php" target="_blank">Hamileler Kulübü</a>.</li>
<li><strong>Doğum Günü Programı</strong> &#8211; Perşembe öğleden sonraları saat 14:00’te 94.9 Açık Radyo&#8217;da yayınlanan bu programda doğal doğum başta olmak üzere hamilelik, doğuma hazırlık ve annelik konuları ele alınıyor. Programın yapımcıları Başak Kutlu Atay ve Nur Sakallı, biri Boğaziçi işletmeden mezun olmuş, diğeri Bilkent Turizm&#8217;i bitirdikten sonra 13 senelik profesyonel geçmişe sahip olan, ancak daha sonra doğal doğum konusunda önde gelen insanların yanında kendilerini geliştirip konu üzerinde uzmanlaşan iki eğitmen. Beşincisi geride kalan programı ben ilk kez geçen hafta dinledim, ama Deniz&#8217;in uyku saatine denk geldiği için bundan böyle hiçbir Perşembe kaçırmayacağım! (<a href="http://http//www.do-um.com/Default.aspx" target="_blank">DOUM</a> ekibi aynı zamanda isteyen anne adaylarına doğuma hazırlık ve doğum sonrası destek de veriyor.)</li>
<li><strong>Hamile Okulu ve Ebe Asude Oflaz </strong>- Bir aydır farkında olduğum doğal doğum hareketi bünyesinde ismini sürekli duyduğum Asude Oflaz Ebe&#8217;nin liderliğinde, doğum öncesi, doğum, doğum koçluğu ve doğum sonrası anne-bebek bakımı hizmetleri veren bir grup <a href="http://www.hamileokulu.com/root/default.aspx" target="_blank">Hamile Okulu</a>. &#8220;Doğum, kadının bilgeliğidir&#8221; mesajını veren web sitesinin şirin bir tarafı da Ana Sayfa&#8217;yı &#8220;Anne Sayfa&#8221; olarak nitelemesi&#8230;</li>
</ul>
<p>Sonuç olarak, her ne kadar sezaryen ve müdahaleli doğumlar Türkiye&#8217;de yaygın olsa da, doğal doğuma ilgi ve merak duyan anne adaylarına yol gösterecek, sorularına ışık tutacak insanlar var artık. &#8220;Doğal doğum hakkında daha çok öğrenmek istiyorum&#8221; diyen gebeler için yukarıdaki mini listenin bir başlangıç noktası olacağını umuyorum.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/05/anne-baba-adaylari-dogal-dogum-kursunu-kacirmayin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne-Baba Adayları! Doğal Doğum Kursunu Kaçırmayın!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/08/28/dogmak-ve-dogurmak-hakkinda-bir-radyo-programi/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğmak ve Doğurmak Hakkında Bir Radyo Programı</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/03/yasasin-dogal-dogum-hareketi/" rel="bookmark" class="crp_title">Yaşasın Doğal Doğum Hareketi!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/03/basinda-blogcu-anne/" rel="bookmark" class="crp_title">Basında Blogcu Anne (!)</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/ilgili-yazilar/" rel="bookmark" class="crp_title">Kaynaklar</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/06/01/yeni-gebeler-icin-dogal-dogum-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal doğum dersleri işe yaramıyormuş (!)</title>
		<link>http://blogcuanne.com/2009/05/28/dogal-dogum-dersleri-ise-yaramiyormus/</link>
		<comments>http://blogcuanne.com/2009/05/28/dogal-dogum-dersleri-ise-yaramiyormus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 19:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>blogcuanne</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik ve Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma hazırlık dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Epidural]]></category>
		<category><![CDATA[HypnoBirthing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blogcuanne.wordpress.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[İsveç&#8217;te yapılan, yaklaşık 1,000 anne adayının katıldığı bir araştırmaya göre doğal doğum kurslarında verilen rahatlama ve nefes egzersizleri doğum sırasında epidural alımını azaltmıyormuş. Anne adaylarını iki gruba bölmüşler: 1. Doğum sancılarıyla doğal yollardan başa çıkmaya çalışanlar ve 2. Ağrı kesici kullanmayı tercih edenler. İki grubun da yarısından biraz fazlası epidurali tercih etmiş. İki grup arasında epidural alanların oranı açısından fark olmadığı gibi vajinal doğum-acil sezaryen oranı arasında da fark yokmuşmuş. Bu araştırmayı yapanların vardığı sonuç, gevşeme tekniklerinin öğretildiği derslerin epidurale ihtiyaç duyan anne sayısını azaltmadığı ve doğum sürecini kolaylaştırmadığı imiş. Yok ya?! Her kim bu araştırmayı yaptıysa, daha doğrusu yaptırdıysa, İsveç&#8217;in dışındaki annelere de danışmaları gerekli. Mesela bana. Çünkü ben tam da bu sebeple -doğal doğum derslerine katıldığım için- doğal ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-237" title="DogalDogumDersleri" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/dogaldogumdersleri.jpg" alt="DogalDogumDersleri" width="300" height="252" />İsveç&#8217;te yapılan, yaklaşık 1,000 anne adayının katıldığı <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/health/8068889.stm" target="_blank">bir araştırmaya göre</a> doğal doğum kurslarında verilen rahatlama ve nefes egzersizleri doğum sırasında epidural alımını azaltmıyormuş.</p>
<p>Anne adaylarını iki gruba bölmüşler: 1. Doğum sancılarıyla doğal yollardan başa çıkmaya çalışanlar ve 2. Ağrı kesici kullanmayı tercih edenler.</p>
<p>İki grubun da yarısından biraz fazlası epidurali tercih etmiş.</p>
<p>İki grup arasında epidural alanların oranı açısından fark olmadığı gibi vajinal doğum-acil sezaryen oranı arasında da fark yokmuşmuş.</p>
<p><span id="more-235"></span></p>
<p>Bu araştırmayı yapanların vardığı sonuç, gevşeme tekniklerinin öğretildiği derslerin epidurale ihtiyaç duyan anne sayısını azaltmadığı ve doğum sürecini kolaylaştırmadığı imiş.</p>
<p><strong>Yok ya?!</strong></p>
<p>Her kim bu araştırmayı yaptıysa, daha doğrusu yaptırdıysa, İsveç&#8217;in dışındaki annelere de danışmaları gerekli. Mesela bana. Çünkü ben tam da bu sebeple -doğal doğum derslerine katıldığım için- doğal doğum yapabildim. Yani benim durumumda rahatlama ve nefes alma egzersizleri epidural alımını gayet de azalttı. Ve benim gibi bir sürü anne olduğundan da eminim.</p>
<p>Doktoruma doğal doğum yapacağımı söylediğimde desteklemiş ancak hazırlanmam gerektiğini söylemişti. Ciddi bir ağrı ile karşılaşacağım için ilaç almak istemem durumunda hayal kırıklığına uğrayacağımı ve moralimin de çok bozulacağını eklemişti.</p>
<p>Onun tavsiyesi üzerine<strong> HypnoBirthing derslerine katıldım. </strong>İyi ki de yapmışım. Çünkü:<br />
<img class="alignright size-full wp-image-238" title="DogalDogum" src="http://blogcuanne.files.wordpress.com/2009/06/dogaldogum.jpg" alt="DogalDogum" width="300" height="279" /></p>
<ul>
<li>Derslerde öğretilen teknikler sayesinde <strong>ne zaman, nasıl nefes almam gerektiğini öğrendim.</strong></li>
<li>Ağrının doğumun doğal bir parçası olduğunu, <strong>sancılardan korkmayı değil, tam tersi bebeğimin gelişinin habercisi olduğu için onları heyecanla beklemeyi öğrendim.</strong></li>
<li>Vücudumun bebeğimi doğurmak için gerekli donanıma sahip olduğunu, bebeğin ya da benim can güvenliğimiz açısından gerekmedikçe <strong>her türlü tıbbi müdahaleyi reddetme hakkım olduğunu öğrendim.</strong></li>
<li>Normal doğumla ilgili anlatılan korkunç doğum hikâyelerini kulak ardı etmeyi, pozitif düşünmeyi, bu işi &#8220;başarmak&#8221; için gerekli <strong>cesaretin her kadında olduğu gibi benim de içimde olduğunu öğrendim.</strong></li>
</ul>
<p>Ve sonuç olarak, ders almasaydım hem ne ile karşılaşacağımı bilmediğim, hem de tam pes etmeye çalıştığım noktada aslında bebeğimi kucağıma almak üzere olduğumu bilmediğim için mutlaka epidural isteyecekken, sadece ve sadece kendimi eğittiğim için buna gerek duymadım.</p>
<p>Doğal doğum derslerine katılmış biri olarak derslerden edindiğim bilinçle epidural almamayı tercih ettiğim için bu İsveç kökenli araştırmanın vardığı sonucu çürütmüş oluyorum: Doğal doğum kurslarında verilen rahatlama ve nefes egzersizleri doğum sırasında epidural alımını pekâlâ da azaltıyordur efendim. En azından bir tane azaltmıştır &#8212; bkz: ben.</p>
<div id="crp_related"><h3 style="margin-top:50px !important;">İlginizi Çekebilir:</h3><ul><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/24/hangi-dogum-yontemi-size-gore/" rel="bookmark" class="crp_title">“Hangi doğum yöntemi size göre?”</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/05/07/neden-dogal-dogum-neden-hypnobirthing/" rel="bookmark" class="crp_title">Neden Doğal Doğum? Neden HypnoBirthing?</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/06/05/anne-baba-adaylari-dogal-dogum-kursunu-kacirmayin/" rel="bookmark" class="crp_title">Anne-Baba Adayları! Doğal Doğum Kursunu Kaçırmayın!</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2010/02/09/kolay-ve-rahat-bir-dogum-icin-telkinler/" rel="bookmark" class="crp_title">Kolay ve Rahat bir Doğum için Telkinler</a></li><li><a href="http://blogcuanne.com/2009/12/02/dogal-dogum-konusu-minimuide/" rel="bookmark" class="crp_title">Doğal doğum konusu Minimui&#8217;de</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blogcuanne.com/2009/05/28/dogal-dogum-dersleri-ise-yaramiyormus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

