Deniz ve Derin, yeni eve taşındığımız yaklaşık bir aydır aynı odada yatıyorlar. Bunu bilen iki çocuk anneleri “Çocukları aynı odada yatırmak nasıl gidiyor?” diye soruyorlar. Nasıl gidiyor, bakın anlatayım:
"ikinci çocuk" etiketli tüm yazılar
İkinci çocuğu beklerken
Aşağıdaki yazı Fulya Ekmen tarafından kaleme alındı: İKİNCİ ÇOCUĞU BEKLERKEN Evlendikten bir süre sonra çoğu çift çocuk planları yapmaya başlar. İlk bebeğin aileye girmesiyle beraber hayat çok değişir. Bu mutlu , heyecanlı ama bir o kadar da meşakkatli bir hayatın başlangıcıdır aslında.
Kardeş kavgası
Uzun zamandır bu konuda bir şey yazmadığımı fark ettim. Facebook’ta, Twitter’da halimizden kısa kısa özetler geçiyorum ama ne zamandır derli toplu anlatmamıştım. Dün akşam dedim ki zamanı geldi.
Kardeş şart mı?
Birinci çocuğunu belirli bir yaşa getiren ve ikincisiyle ilgili etraftan mahalle baskısı yaşamaya başlayan, ancak her şeyi sil baştan yapmak konusunca çekinceleri olan annelerin dönüp dolaşıp kendilerine sordukları bir soru var: Kardeş şart mı? Bu soru bana yöneltildiği zaman, ben iki çocuğum olduğu gerçeğinin altını çizmekle yetiniyorum sadece. “Kardeş şart mı?” sorusunu başkaları adına cevaplamayı doğru bulmuyorum. Herkesin koşulları, beklentileri, çocuğunu yetiştirirkenki tecrübeleri birbirinden farklı. Herkes için doğru çocuk sayısı başka.
İkinci çocuk avantajı
İkinci çocuğun aynı cinsiyetten olmasının türlü avantajları olduğu söyleniyor: iyi anlaşırlar, yeniden kıyafet almak zorunda kalmazsın, böylece aile bütçesini nispeten daha az delmiş olursun… gibi. Ben de ikinci çocuğun aynı cinsiyetten olmasının kıyafet avantajı getirdiğine inanıyorum. Ama sadece bütçe açısından değil. İlkine o kadar çok özene bezene kıyafet alıyor ve onları o kadar az giydiriyorsunuz ki, o kıyafetleri tekrardan görmek nostalji yapmanızı sağlıyor. Bir yandan zamanının ne kadar hızlı akıp gittiğini fark ederken, diğer yandan ilk çocuğunuzun bebekliğini bir kez daha yaşıyor gibi oluyorsunuz. Deniz’e giydirmekten en keyif aldığım şeylerden biri bu tek parça kısa tulumlardı. Neyse ki yeniden görebiliyoruz onları; bu kez başka bir konu mankeninin üzerinde.
Tarihe not: Seri imalat
Derin’le Deniz’i ilk kez birlikte yıkadım dün. Daha önce de birlikte yıkandıkları olmuştu, ama o zaman Derin tam oturamıyordu, yok ağlıyordu, yok üşüyordu. Birilerinin Derin’i tutması gerekiyordu, o kişi ıslanıyordu. Kısacası keyifli olmuyordu. Dün akşam ikisini de küvetin -daha doğrusu duşa kabinin- içine oturttum; seri imalat şeklinde yıkadım: Önce onun kafasına suyu tut; sonra ötekinin. Birinin kafasını şampuanla, sonra diğerinin. Evvela birinin vücudunu sabunla, sonra ötekinin. Çok komikti. Bunlar küvetin içinde ıslak kedi yavruları gibi otururken kendimi eski kadınlar gibi hissettim. “Demek ki eskiden böyle yıkıyorlarmış çocukları” dedim içimden. Hamama götürüp, ya da banyoda odun sobasını yakıp hepsini inci gibi dizip sıradan geçiriyorlarmış. Babaannemi andım birden. Altı çocuğunu böyle mi yıkamıştı acaba? Başka nasıl yıkanır ki altısı birden? Sıcak su …
Tarihe not: Hakem
İki çocuk annesi (ya da babası) olmak zor, güzel, karışık, heyecan verici, yorucu… Liste uzayıp gider. Bir de hakemlik boyutu varmış işin. Derin hareketlenip Deniz’e karışmaya başlayınca anladık olayın bu yönünü. Derin, tabii ki paylaşmak, sıra beklemek, sabırlı olmak gibi erdemlerden yoksun bir insan yavrusu olarak Deniz’in her şeyine, ama her şeyine atlıyor. Legolar, sulu boyaları, çıkartmaları, kitapları, çorapları, puzzle’ları… HER ŞEYİ. Deniz ise, yaşı itibarıyla -ya da en azından okul sayesinde diyelim- paylaşmayı da, sıra beklemeyi de büyük ölçüde öğrenmiş bir çocuk olarak bütün bu öğrendiklerini unutarak Derin’i püskürtmeye çalışıyor. Aşağıdaki durumlar bizim evde çok olağan hale geldi: (1) Deniz masasında oturmuş uslu uslu sulu boya yaparken Derin defterini, fırçalarını almaya çalışıyor. Su dolu kabı devrilmekten son anda kurtarıyoruz. …
Deniz’e açık mektup
Deniz’ciğim, benim canım oğlum, Biliyorum kardeşini çok seviyorsun. Ve yine biliyorum ki zaman zaman “Nereden çıktı da geldi?” diye aklından geçiriyorsun. Nereden çıktığı konusunu ileride konuşacağız. Seni anlıyorum. Evdeki tahtın sarsıldı. Her şeyini, herkesi paylaşmak zorundasın. Her şeyine ortak oldu. Her şeyini yalamak istiyor. Resimlerini yırtıyor. Kitaplarını çiğniyor. Oyuncaklarınla istediğin yerde oynayamıyorsun. Legolarını Derin yemesin diye masa üstlerine taşıdın. Ne zaman sana kitap okumaya başlasam gelip kucağıma tırmanmaya çalışıyor. Biz yemek yerken bağırıyor. Senin deyiminle seni “rahatsız ediyor, başını ağrıtıyor.” Ama… Sen okuldan geldiğinde kardeşinin yüzünde nasıl gülücükler açıyor, dikkat ettin mi? Ben ettim. İçi içine sığmıyor. Hani bir konuşsa “İyi ki geldin Deniz, seni çok özlemiştim. Haydi, eğlence başlasın!” diyecek. Geçen ay gittiğimiz bir haftalık New York (pardon, Ankara!) …
Kardeşler arasındaki ideal yaş farkı
Bu blogda Sıkça Sorulan Sorular diye bir bölüm olsaydı, ikinci çocuğu yapıp yapmama ve kardeşler arasındaki ideal yaş farkı konuları listenin ilk sıralarında yer alırdı. Bu hafta yine bu konuda bir soru alınca artık konuyu buraya taşımaya karar verdim. İkinci çocuğu yapıp yapmama konusu, herkesin maddi durumuna, hayattan beklentilerine, kariyeriyle ilgili ne yapmak istediğine göre, vesaire değişecektir. Benim için bu hiçbir zaman konu olmadı. Ben her zaman iki çocuk istediğimi bildim. Ancak şimdi anlıyorum ki zor kardeşim. Bu zamanda iki çocuk zor. Maddi külfetini bir kenara bırakalım, ev hayatı bile çok zor. Evet, babaannem zamanında altı çocuk büyütmüş, ne televizyon varmış, ne de hazır bebek bezi. Ellerinde yıkarlarmış çocukların kakalı bezlerini. Ama o zamanlar hayat daha basitmiş. Çocuklar sokakta, bahçede …











pınar: biz de istiyoruz :)...
fatma davarcıoğlu özaktaş: bakalım şans bize gülecek mi?...
hatice: bakalım bizde işe yarayacak mı...
Gamze: Biz de katılıyoruz!! :)...
tuuba: bizde istiyoruz.....