"kardeş kıskançlığı" etiketli tüm yazılar

Kardeş kavgası

KardesKavgasi

Uzun zamandır bu konuda bir şey yazmadığımı fark ettim. Facebook’ta, Twitter’da halimizden kısa kısa özetler geçiyorum ama ne zamandır derli toplu anlatmamıştım. Dün akşam dedim ki zamanı geldi.

Deniz’e açık mektup

Deniz’ciğim, benim canım oğlum, Biliyorum kardeşini çok seviyorsun. Ve yine biliyorum ki zaman zaman “Nereden çıktı da geldi?” diye aklından geçiriyorsun. Nereden çıktığı konusunu ileride konuşacağız. Seni anlıyorum. Evdeki tahtın sarsıldı. Her şeyini, herkesi paylaşmak zorundasın. Her şeyine ortak oldu. Her şeyini yalamak istiyor. Resimlerini yırtıyor. Kitaplarını çiğniyor. Oyuncaklarınla istediğin yerde oynayamıyorsun. Legolarını Derin yemesin diye masa üstlerine taşıdın. Ne zaman sana kitap okumaya başlasam gelip kucağıma tırmanmaya çalışıyor. Biz yemek yerken bağırıyor. Senin deyiminle seni “rahatsız ediyor, başını ağrıtıyor.” Ama… Sen okuldan geldiğinde kardeşinin yüzünde nasıl gülücükler açıyor, dikkat ettin mi? Ben ettim. İçi içine sığmıyor. Hani bir konuşsa “İyi ki geldin Deniz, seni çok özlemiştim. Haydi, eğlence başlasın!” diyecek. Geçen ay gittiğimiz bir haftalık New York (pardon, Ankara!) …

Kardeşler arasındaki ideal yaş farkı

Bu blogda Sıkça Sorulan Sorular diye bir bölüm olsaydı, ikinci çocuğu yapıp yapmama ve kardeşler arasındaki ideal yaş farkı konuları listenin ilk sıralarında yer alırdı. Bu hafta yine bu konuda bir soru alınca artık konuyu buraya taşımaya karar verdim. İkinci çocuğu yapıp yapmama konusu, herkesin maddi durumuna, hayattan beklentilerine, kariyeriyle ilgili ne yapmak istediğine  göre, vesaire değişecektir. Benim için bu hiçbir zaman konu olmadı. Ben her zaman iki çocuk istediğimi bildim. Ancak şimdi anlıyorum ki zor kardeşim. Bu zamanda iki çocuk zor. Maddi külfetini bir kenara bırakalım, ev hayatı bile çok zor. Evet, babaannem zamanında altı çocuk büyütmüş, ne televizyon varmış, ne de hazır bebek bezi. Ellerinde yıkarlarmış çocukların kakalı bezlerini. Ama o zamanlar hayat daha basitmiş. Çocuklar sokakta, bahçede …

Aşağı baksam Deniz, yukarı baksam Derin

Kaçış yok. Bu suçluluk hissinden kaçış yok. Deniz bir ara acayip bir duygu sömürüsü taarruzundaydı. Odasında yalnız kalamıyor, okula gitmek istemiyor ama bunu söyleyemiyormuş gibi görünüyor, karanlıktan korkuyor, onunla hiç oynamadığımızdan şikayet ediyordu. Öğretmenine bu konuyu açtığımda kardeşi yüzünden zorlandığını düşündüğünü söyledi ve ekledi: “Ancak unutmayın, çocuklar böyle durumlarda anne-babalarını manipüle etmekte ustadırlar. Deniz büyük ihtimalle sizin düşündüğünüz kadar kötü hissetmiyordur.”

Deniz’in DUYGULARI

Dün akşam. Deniz’le TÜBİTAK’ın Duygularınız kitabını okuyoruz yatmadan önce. Adından da anlaşılacağı gibi, çocuğa değişik duygu hallerini tanıtmayı hedefleyen bir kitap. Bir yandan da çocukla diyalog yapma fırsatı veriyor okuyan kişiye. Çok güzel. Tavsiye ederim. Hatta baktım da, etmişim. Kitabın açılış sorusunu sordum Deniz’e: – “Bugün kendini nasıl hissediyorsun?” – İyi. Okula gittim.

3 yaş o kadar da fena değil aslında…

Dün öğlen uykusundan ağlayarak uyandı Deniz. Ne yapsam da arıza çıkarsam şeklinde bakınıyordu etrafa… Önce oyun grubuna gitmemek istedi. Gittiğimizde eve dönmemek istedi. Döndüğümüzde parkta oynamak istedi. Parktan dönüşte orada kalmak istedi. Eve gelince banyoya girmemek istedi. Girince çıkmamak istedi. Facebook‘a, Nurturia‘ya şöyle yazdım ben de:

İkinci kez ebeveyn olmak neden daha kolay?

Bilemiyorum birinci çocuklar mı daha şanslı, ikinciler mi?.. Anne-babaların ilk çocuklara daha fazla ilgi gösterdikleri kesin. Kafaları daha boş çünkü. Ama ikincilerin de daha rahat yetiştikleri bir gerçek. Ebeveynler daha deneyimli oluyorlar çünkü!

Ufak ufak haberler…

1. Bakıcı sorunumuz başladığı gün çözüldü. İlki daha eşyalarını toplarken telefona sarılıp sağa solu arama çabalarımız sonucunu verdi: Yeni yardımcımız akşama bizdeydi. Sigara İÇMEYEN, yaşça daha olgun, daha sevgi dolu bir kadın. Bizi rahat ettirdi. Sanırım kendi de mutlu. Umarım böyle devam ederiz.

Kardeş kıskançlığı

Vay. Az önce şu yazıma baktım da… Ne kadar farklı bir Deniz’i anlatmışım orada. Sadece altı ay önce… Nerede o uyumlu, yumuşak çocuk? Nerede şimdiki her şeye “Hayır. İstemiyorum. Yapmicam. Gelmicem.” diye cevap veren, heeeeeeer şeye itiraz eden, yemeğini kendi yemeyi bırak, yedirtmek için bile bin dereden su getiren, her şeye ağlayan, mızmızlanan, bize kök söktüren velet?

Kardeş kıskançlığı ve üç yaş krizi hakkında uzman anne görüşleri

Hay aklımla bin yaşayayım! Hayatımda yaptığım en iyi, en akıllıca şey oldu blogu başlatmak. Dün Deniz’in sinir krizlerinden dert yanmıştım. O kadar güzel yorumlar, o kadar yerinde tespitler geldi ki annelerden, yorumlarda kaybolup gitsinler istemedim. İster tek çocuklu, ister çok çocuklu olsun, aşağıdaki yorumları bırakan annelerin hepsi çok önemli noktalara değinmişler. Benim hiç aklıma gelmeyen tespitlerde bulunmuşlar, Deniz’in ağlamalarının, Derin’in ağlamalarından türüyor olabileceği gibi…