"kardeş kıskançlığı" etiketli tüm yazılar

Ufak ufak haberler…

1. Bakıcı sorunumuz başladığı gün çözüldü. İlki daha eşyalarını toplarken telefona sarılıp sağa solu arama çabalarımız sonucunu verdi: Yeni yardımcımız akşama bizdeydi. Sigara İÇMEYEN, yaşça daha olgun, daha sevgi dolu bir kadın. Bizi rahat ettirdi. Sanırım kendi de mutlu. Umarım böyle devam ederiz.

Kardeş kıskançlığı

Vay. Az önce şu yazıma baktım da… Ne kadar farklı bir Deniz’i anlatmışım orada. Sadece altı ay önce… Nerede o uyumlu, yumuşak çocuk? Nerede şimdiki her şeye “Hayır. İstemiyorum. Yapmicam. Gelmicem.” diye cevap veren, heeeeeeer şeye itiraz eden, yemeğini kendi yemeyi bırak, yedirtmek için bile bin dereden su getiren, her şeye ağlayan, mızmızlanan, bize kök söktüren velet?

Kardeş kıskançlığı ve üç yaş krizi hakkında uzman anne görüşleri

Hay aklımla bin yaşayayım! Hayatımda yaptığım en iyi, en akıllıca şey oldu blogu başlatmak. Dün Deniz’in sinir krizlerinden dert yanmıştım. O kadar güzel yorumlar, o kadar yerinde tespitler geldi ki annelerden, yorumlarda kaybolup gitsinler istemedim. İster tek çocuklu, ister çok çocuklu olsun, aşağıdaki yorumları bırakan annelerin hepsi çok önemli noktalara değinmişler. Benim hiç aklıma gelmeyen tespitlerde bulunmuşlar, Deniz’in ağlamalarının, Derin’in ağlamalarından türüyor olabileceği gibi…

“Bu kimin çocuğu?”

Dün akşam bir arkadaşımızın, daha doğrusu Deniz’in en yakın arkadaşının evine yemeğe davetliydik. Deniz’le arkadaşı kudurdular da kudurdular, oynadılar da oynadılar derken bizim oradan ayrılma vaktimiz geldi. Deniz’e her zamanki gibi gerekli uyarıyı yaptım: “Deniz’ciğim, 5 dakika sonra kalkacağız.” O da her zamanki gibi karşılık verdi: “Hayır, 10 dakika.” “Peki, 10 dakika”.

Çakma Tanrıça

Bir önceki yazıya o kadar çok yorum geldi ki, her birine tek tek cevap vermektense yeni bir yazı kaleme alayım dedim. Öncelikle yorum bırakan herkese çok teşekkürler. Endişelendiğiniz, tecrübelerinizi paylaştığınız, derdime ortak olduğunuz, çare bulmaya çalıştığınız, hiçbir şey olmasa da “geçecek be Elif, az sabır” diyerek beni rahatlattığınız için. Uyuyan kuzulardan kimyonlu rezene çaylarına, birlikte uyumanın avantajları/risklerinden gaza iyi gelen ilaçlara, ne güzel tavsiyeler vermiş, ne faydalı önerilerde bulunmuşsunuz. Değme bebek gelişimi kitaplarında yoktur bu anlattıklarınız. Halimizden haber vereyim:

Klonlanmam lazım…

Neler oluyor? Çocuklarla yalnız kalmaya başladığımın ilk gününde Deniz elini yaktı. İkinci günü koşarken sehpaya çarptı, kaburgalarının üstü sıyrıldı, kızardı.

Üç buçuk yaş psikanalizi

Başlık çok iddialı oldu. Ama anlatacaklarımı başlık kısmına sığdıracak başka kelimeler bulamadığımdan böyle yaptım İki gün önce Deniz’in okulundaki psikologla randevum vardı. Kendisi pedagog değil, ancak çocuk psikolojisi alanında araştırma ve çalışmalar yapmış. Görüşlerini ve tavsiyelerini oldukça beğeniyorum. Geçenlerde düzenlediğimiz ve birçok kişinin de “Ne güzel fikir!” dediği Abi Olma partisi onun fikriydi mesela…

Göründüğü gibi değilmiş…

Bekliyordum böyle bir şeyi… Bu kadar güllük gülistanlık olmamalı her şey diyordum. Biliyor musun, benimle evde kimse ilgilenmiyor. Herkes Derin’le ilgileniyor. Bunlar Deniz’in okulda öğretmenine söylediği sözler.

Bizden kısa kısa haberler…

Hastanedeki yazı yazma verimliliğimi eve çıktıktan sonra devam ettiremeyince kaç gündür habersiz kaldı blog. Her ne kadar vücudum uyumak istese de yatak odasına bütün gücüyle giren güneş beni uyutmayınca iyisi mi iki satır karalayayım dedim.

Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu?

Birkaç ay önce Huysuz ve Tatlısı‘nda rastlamıştım bu kitaba… Çok ilgimi çekmişti. Huysuz’un da dediği gibi “insanın suratına tokat gibi patlayan bir kitap”. Günümüz anne-babalarının bazı basit gerçekleri nasıl unuttuğunu, asıl önemli olan “anne-baba olmak” kaygısını geride bırakıp, “doğru yapmak” olduğu saplantısına kapıldıklarını gözler önüne seriyor: